Gönderen Konu: SON DENK KAYIKÇISININ HATIRASINA  (Okunma sayısı 16791 defa)

Çevrimdışı Ahmet Kabaalioğlu

  • *
  • İleti: 4993
Ynt: SON DENK KAYIKÇISININ HATIRASINA
« Yanıtla #105 : 04 Mart 2019, 12:21:43 »
Bu resim Cem Abi sizin için,

size bahsetmiş olduğum Çapar  bu fotoğrafta üstte bordasında üç lastik olan teknedir.
Borda bordaya olanlardan taka olan "Ayhan Kardeşler", diğer karpuz kıç olan ise "Ömer Reis" Teknesidir. Kalkan Avı istiflemekteler, Taka da ayakta duran mantar istifleyen "Rahmetli Son Denk Kayıkçısı Hasan Reis'tir." Hatıralarımda anlattığım katlanır direk takada görülmektedir. Katlanır olmasının sebebi kayıklarda salma olmadığı için çalkantılı havada havale yapmasın diye imiş. Bu taka da Fişekli Slavia çift silindir makina vardı. Diğer karpuz kıç kayıkta ise kasabamızın tek modern motoru vardı. O zamanlar bizim için hayal gibi bir şey  36 hp üç silindir Volvo Penta.
Buyrunuz efendim.



Burada bir ayrıntı daha var unuttuğum. Bu kırılabilir direkler aslında bir nevi çadır oluyor. Yağışlı havalarda bu direğin üstüne boydan boya bir branda atarlardı içi bildiğiniz çadır gibi olurdu. Brandanın eteklerini küpeştelerden dışarıya sarkıtırlardı içeri de kocaman bir mangal , buyrun size konforlu bir çalışma ve oturma ortamı. Çoğu zaman bu çadırın altında balık istifi yatılıp kalkılırdı.

Aynı çadır, kamarasız , açık güverte çırnıklarda ve sandallarda da kürekler ve gönder vesilesi ile yapılırdı.
S/Y Bidarka / Fatih / İstanbul


"Son Denk Kayıkçısının Hatırasına"


https://sondenkkayikcisi.blogspot.com/

Çevrimdışı Ahmet Kabaalioğlu

  • *
  • İleti: 4993
Ynt: SON DENK KAYIKÇISININ HATIRASINA
« Yanıtla #106 : 23 Ekim 2019, 23:10:10 »

Yeni alınan kayık, bundan sonra bir ay boyunca donatılacak ,makinası ,dümeni,ırgatı,elektriği yatağı yorganı ,boyası,kınası yapılacaktı. Bu süre çabuk geçti ve sezon başına tekne yetişti. Neyse  tekne evimizin önündeki çekek yerinden limana gidecek ve voli ağı istiflenecek üç aylık palamut sezonu sonuna kadar denizde çalışacaktı. Karıncaların denizden su içtiği bir havada tekneyi küçük bir merasimle yüzdürdük. Artık tekne beyaz üzeri siyah kuşaklı, kırmızı bıyıkları ve kırmızı zehirlisi olan bir güzellikti. Neyse tekne yüzdürülünce Abim ve meşhur bir uzakyol denizcisi olan Aykut Reis tekneye atladılar limana gidecekler. Aykut reisten biraz bahsedersek ; kendisi sekiz dilde konuşabilen 35 yıl yabancı ticari gemilerde Reislik yapmış bir denizci . Yedi Denizde ve üç okyanusta ömrü boyunca seyirler yapmış ve bunları bize devamlı anlatırdı. Bu yüzden ilkokul öğrencisiyken Panamanın yapılış öyküsünü havuzların çalışma sistemini öğrenmiştik. Kendisi emekli olmuş gelmiş memleketine dönmüş küçük çapta ayakkabı tamirciliği yapar sezonda da uzatma ve volicilikte bizim takımda denize çıkardı. Kendisi iyi bir serdümendi ve çok seri yanaşma manevrası yapardı, izlemek bile keyifti. Ama o gün ne olduysa  iskeleye yanaşırken tornistan yaptığı sırada tekne ileri geçiyor ve tamyol tornistan yapacağı yerde tamyol ileri veriyor. Ve olan oluyor. Tekne ömrü boyunca taşıyacağı bir ize sahip oluyor. Kepçeyi dönen küpeşte ve parampetler patlıyor. Allah’tan bodoslamada bir şey yok. Sonradan anlıyoruz ki Reis aslında tornistan yapıyor. Fakat şanzumanı ve kumanda kolunu donatan kişi içeride çapariz vermesin diye üstten alması gereken şanzuman kolunu, mesafe müsait diye ters çevirip alttan alıyor. Böylelikle uzatma borusu farş tahtalarının altından geçiyor hiç ortalıkta çapariz etmiyor. Ama kolu ileri dayanınca tornistan geri çekince ileri vites oluyormuş. Bahsettiğimiz şanzuman tabiî ki hidrolik ve telli spiralli sistem değil, kavramalı tip şanzumandır. Sonrasında hep birlikte Aykut Reis daha fazla üzülmesin diye “nazar değdiğine” dair bir kanıya varıldı. Rivayete göre tekneyi şimdilerde çoktan rahmetli olmuş camiamızda kem gözleriyle meşhur bir dostumuz, büyüğümüz görmüştü ve maşallah dememişti. Kendisinin bir bakışta giden gemileri durdurduğu rivayet edilirdi. Sonrasında bu olay şakayla karışık yıllarca böyle yad edilir olmuştu.
Selam ve Uğurlar Olsun Hepsine…

Bu hatıramın kahramanı Aykut Reis, geçtiğimiz günlerde rahmetli oldu. Kendisinin bizlerin dünyadan haberdar olmasında çok büyük payı vardır. Yukarıda bahsettiğim şekilde 35 yıl kesintisiz denizde geçen bir ömrün sonunda , doğup büyüdüğü kasabaya yerleşen, çocukken ayakkabıcı çıraklığı yaptığı için ikinci mesleği olan ayakkabı tamirciliği üzerine minik bir dükkan açan bir büyüğümüzdü.  İlk defa gerçek bir dünya haritasını o dükkanın duvarında görmüştüm. Gemiden getirdiği bir haritayı hemen oturduğu dikiş makinasının arkasına , sırtına gelecek şekilde asmıştı. küçücük dükkana zaten , bir dikiş makinesi 3 tabure bir de Aykut Reis sığıyordu. Bir de dükkan köprübaşında çok ayakaltı bir yerde olduğu için , elimizdeki ağır eşyaları bırakma noktamız, büyüklerimizi bekleme noktamızdı. Kendisine vefa borcumuz vardır.
-   Denize dair ufkumuzu açtı.
-   Sadece onunla uzatmaya çıkan kişilerin bildiği “İpsalazongoloz” tekerlemesini söyleyişi gözümün önünden gitmez.
-   Panama Kanalını , Süveyş Kanalını ondan öğrendik.
-   Panama Kanalının havuz duvarına ismini yazma öyküsünü keyifle dinledik.
-   Çin denizinde tuttuğu balıklar, hayal dünyamıza renk kattı.
-   İlk defa kuzey kutbundan açılarak kağıda dökülmüş bir haritayı onun sayesinde gördük.
-   Bildiğim bağların bir kısmını ondan öğrendim.
-   İsmini bile duymadığımız Afrika Ülkelerini gitmiş gibi öğrendik kendisinden.
-   Belçika’daki kanalları,Missipide seyir hikayelerini keyifle dinledik.
-   Küçücük bir Karadeniz kasabasından yetişen bir denizcinin nasıl dünya vatandaşı olduğunu ondan öğrendik.
İşte böyle, yıl 2019 ,Aykut Reis seni de uğurladık ebediyete, uğurlar olsun , mekanın cennet olsun.
 Rahmet, Selamet ve Şükranla.

S/Y Bidarka / Fatih / İstanbul


"Son Denk Kayıkçısının Hatırasına"


https://sondenkkayikcisi.blogspot.com/

Çevrimdışı Cem Gür

  • *
  • İleti: 1485
    • Classicboats Turkiye
Ynt: SON DENK KAYIKÇISININ HATIRASINA
« Yanıtla #107 : 24 Ekim 2019, 00:04:18 »




Birer birer terk-i dünya ediyor sırası gelenler.
Ne mutlu onlara ki heybeleri dolu, ardlarında bıraktıkları fisebilullah  paylaştıkları, yolunu aydınlattıkları.
Yolları güneş, yeni dünyaları sonsuz enginler olsun. 
“İçinde ütopya olmayan bir dünya haritasına bakmaya bile değmez… İlerleme dediğin, ütopyaların gerçekleşmesidir” diyordu Oscar Wilde.

Çevrimdışı Mustafa Ertör

  • *
  • İleti: 1183
Ynt: SON DENK KAYIKÇISININ HATIRASINA
« Yanıtla #108 : 24 Ekim 2019, 09:13:42 »
Allah rahmet eylesin. Güzel izler bırakmış gönüllerde.Gittiği yerde mutlu olsun.
BABA TUNCA /YEŞİLKÖY

Çevrimiçi Çetin Kent

  • *
  • İleti: 227
Ynt: SON DENK KAYIKÇISININ HATIRASINA
« Yanıtla #109 : 24 Ekim 2019, 11:09:31 »
Ne çok izler bırakmış, mekanı cennet olsun.
Yaşayıp gidiyoruz.

Çevrimdışı Hakan Tiryaki

  • *
  • İleti: 2136
  • Hayat suda başladı...
    • Denizci Kahvesi
Ynt: SON DENK KAYIKÇISININ HATIRASINA
« Yanıtla #110 : 24 Ekim 2019, 11:13:37 »
Gıpta ettim reise.
Bu yüzden yazmak lazım işte. Çakma insanlık tarihinin kıyısına, köşesine de olsa ilişsin gerçek insanların, gösterişsiz ama gerçek öyküleri.
"Clouds and winds and oceans I choose my fate to be...  Whom the sea has taken Never shall be free."

Çevrimdışı Mücahit Karabaş

  • Donatan Temsilcileri
  • *
  • İleti: 954
Ynt: SON DENK KAYIKÇISININ HATIRASINA
« Yanıtla #111 : 24 Ekim 2019, 21:44:09 »
Bu sabah iş hayatımdan bir dostumla sohbet ederken bana dert yanıyordu " kendi yaptıklarımı konuşacağıma  hep başkalarının yaptığını konuşuyorum futbol, siyaset, magazin, yoruldum" diyordu. Sonra forumda Aykut Reisin vefatını okudum. Dolu dolu yaşamanın, kendi yaşadıklarını anlatıp paylaşabilmenin değerini bir kez daha anladım.

Dünya gerçek kahramanlarından birisini daha kaybetmiş. Nur içinde yatsın.

En sevdiğimiz hollywood filmlerinden birisi olan Big Fish'in final sahnesini defalarca izlemişimimdir. Filmlerin sonunun söylenmesinden hiç hoşlanmam ama bu öyle bir film değil zaten. Aykut Reise selam olsun...


Çevrimdışı Ahmet Kabaalioğlu

  • *
  • İleti: 4993
Ynt: SON DENK KAYIKÇISININ HATIRASINA
« Yanıtla #112 : 05 Nisan 2020, 23:05:30 »
Başlık boş kalmasın, sizlerin önerilerini dinledim ve uzun süredir üzerinde çalıştığım ama bir türlü fırsat yaratıp toparlayamadığım notlarımı artık elle tutulur bir hale getirdim. Ama bu seferki hatıralar bana ait değil. Benden iki kuşak öncesine ait, bana nakil. Şu an tamamlayamadım, ama  ciddi mesafe katettim, sondaki ışık göründü gibi, bir sayfasını ipucu olarak paylaşayım istedim. Buyrunuz bakalım beğenecek misiniz.

O zamanlar Karadeniz'de limanlar doğal koylardan oluşuyordu ve tekneler karaya çekiliyordu. Ama İnebolu Açık Denizdi ve İnebolu Sahilinde gemi yüzdürmek ve çekmek önemli bir maharet istiyordu. Hummalı bir çalışma başlamıştı bile, kimisi geminin su kesiminin altında kalan kısmı felek yağı tabir edilen yağla yağlıyor, kimisi gemiye yiyecek depoluyor, kimisi olukbaşından katırlara yüklenmiş fıçılarla su ve kuruluktan kuru odun taşıyor ve en önemlisi  de Debreli gemiye yeni bir takma isim yazıyordu ve ilginç olan bu isim Rusça idi. Olayın sebebi Kayıkçı loncasının Başkanının getirdiği bohçada saklıydı. Geminin ismi ve evrakları değişmişti. Gemi artık bir Rus gemisiydi. Evraklara göre İstanbul’dan Kırıma navlun götürecekti. Gümrük ve evrakları hazırdı. Kırımdaki bir esnafın malı İstanbul Ayvansaray İskelesinden alınıp Kırım’a götürülecekti. İnebolu denizcilerinin hepsi miçoluklarından beri Karadeniz Limanlarının hepsine sürekli sefere gittikleri için çok iyi derecede Rusça ve İnebolu’da Rumlarla içi içe yaşamaktan dolayı Rumca biliyorlardı. Ayrıca Şükrü Kaptan gibi Akdeniz’e açılanlar ise İngilizce ve İspanyolca da anlaşabiliyorlardı.

Kasım 81 ve kışın en şiddetli olduğu günlerden biriydi. Günün ilk ışıkları ile sahilde hummalı bir çalışma devam ediyordu. 21 metre boyundaki çift direkli Karadeniz’in en hızlı gemisi dalgaların yayıldığı son noktaya kadar indirilmişti. Fakat öyle bir deniz dökmüştü ki uskunayı indirme esnasında yaşanabilecek en küçük bir terslik parçalanmasına sebeb olacaktı. İnebolu Sahilini en şiddetli hırpalayan fırtına yıldızpoyraz tabir edilen fırtınaydı ve tüm şiddetiyle devam ediyordu. Şükrü Kaptan ve Çolak Mustafa denizin hemen kenarında üçleme dalgaları sayıyorlardı. Yedi dalgada bir düzleşip üç dalga kadar durgunlaşıp anafor oluşturması gereken deniz bir türlü yumuşamıyordu. Bu an teknelerin yüzdürülüp kıyıdan uzaklaştırma anıydı aslında. Yarım saatlik bir gözlemden sonra onbir dalgada bir boşluk olduğunu yakaladılar ve uskunayı yüzdürmeye karar verdiler. Uskuna mürettebatı gemiye binmeye başladığı sırada miço Hasan’a Şükrü Kaptan sefere çıkamayacağını söyleyecekti fakat bir türlü miçosunu göremiyordu. Bir yere gitti herhalde diye düşündü ve içten içe de kızdı, dönüşte gösteririm gününü ona diye mırıldandı. Ama daha sonra öğrenecekti ki Miçosunun ömründe ilk ve son defa emrine itaat etmediğini. Herkes uskuna da yerini almıştı ve iki çift kürek takılmış ,herkes kürek başına geçmiş, Debreli acil durumda funda etmek üzere çapa ve halat başında duruyor, mizana yelkeni fora edilmek üzere manevraya hazır halde ve Çolak Mustafa’da dümen başına geçmiş hazır bekliyorlardı. Lonca Reisi teknenin uzağında dalga sayıyor, Şükrü Kaptan da Uskunanın kıç üstünde dalga sayıyordu. Bir an saniyelik bir bakışma oldu aralarında ve bu bakışma karşılıklı bir onay anlamına geliyordu. Bunun üzerine Lonca Reisi “Mola Bismillah” diye olanca sesiyle haykırdı ve an içinde teknenin etrafında bulunan seksen kadar Denizci hızla uskunayı kızaktan ve felekler üzerinden denize dayandılar. Evet uskuna öyle bir geri çekilen dalga anaforu yakalamıştı ki saniyeler içinde kıyıdan üç boy uzaklaştı.Çabucak dalganın ilk yuvarlanma noktasını geçmişlerdi.Bu arada saniyeler içinde mizana yelkeni fora edilmiş ve rüzgarla dolmaya başlamıştı bile.Rüzgarla dolan yelken  tekneyi boynunun üzerine yatırarak olduğu yerde dönüş sağlayan ivmeyi kazanmasını sağlamıştı. Bu manevrayı öyle bir zamanlama ile yapmışlardı ki Çolak Mustafa’nın dümeni alabanda etmesiyle yelken basılmış ve rüzgar üstü iki koca kürek siya tutularak uskunanın olduğu yerde dönüp bir anda ileri atılmasını sağlamışlardı. Biraz hızlanan uskuna kıyıdan açılmaya başladığında ardı sıra gelen dalgalara şiddetli baş vursa da bir bir hepsini alt etmişti. Baş üstünden giren dalga tüm güverteyi yıkayıp  kıçtan çıkıyordu peşi sıra. Ama Uskuna ile birlikte yola çıkacak iki çektirmenin yüzdürme manevrası daha zor olacaktı, yapıları gereği daha ataletsiz ve hantaldılar. Ama onların şanslı oldukları bir durum vardı, uskunanın aksine kıçtan kara çekilmişlerdi. Yüzdürüldüklerinde dönüş manevrası yapmalarına bile gerek kalmayacaktı. Eğer aykırılamazlarsa çok çabuk dalganın patlağını geçebilirlerdi ve yelkenlerini yüzmeden basabiliyorlardı.
S/Y Bidarka / Fatih / İstanbul


"Son Denk Kayıkçısının Hatırasına"


https://sondenkkayikcisi.blogspot.com/

Çevrimdışı Murat Ayduk

  • *
  • İleti: 506
Ynt: SON DENK KAYIKÇISININ HATIRASINA
« Yanıtla #113 : 06 Nisan 2020, 12:12:27 »
Abi çok beğendim... Devamı ne zaman gelecek? Tadı damakta kaldı resmen. :)xx

Çevrimdışı Cem Gür

  • *
  • İleti: 1485
    • Classicboats Turkiye
Ynt: SON DENK KAYIKÇISININ HATIRASINA
« Yanıtla #114 : 06 Nisan 2020, 16:05:44 »
iŞTE BU !!!! :)xx :)xx :)xx

Eminim daha neler gelecek peşinden.

Dile kolay! Yirmi metre, hem de hamulesi, kumanyası, mürettebatı üstünde, neredeyse saniyeler içinde verilen mola emri ile 80 adamın koca gemiyi denize sürmesi. Üstelik kıçın kıçın inen teknenin yine inanılmaz bir seknronişzasyon ile kafasını denize çevirip  selamete çıkması.

İnsanların demirden teknelerin ağaçtan olduğu yıllar.
“İçinde ütopya olmayan bir dünya haritasına bakmaya bile değmez… İlerleme dediğin, ütopyaların gerçekleşmesidir” diyordu Oscar Wilde.

Çevrimdışı Enes Save

  • *
  • İleti: 896
Ynt: SON DENK KAYIKÇISININ HATIRASINA
« Yanıtla #115 : 06 Nisan 2020, 22:07:47 »
Kalemine sağlık Ahmetciğim. Devamını bekliyorum.
Güvenlik daha çok batıl bir inançtır. Doğada bulunmaz... Helen KELLER

Çevrimdışı Mikail Dağlar

  • *
  • İleti: 8
Ynt: SON DENK KAYIKÇISININ HATIRASINA
« Yanıtla #116 : 24 Nisan 2020, 21:15:56 »
Ahmet kaptan. Bu yazı dizisinin bazı bölümlerini daha önce okumuştum. Ama tekrar okurken ilk kez okuyormuş gibi keyif aldım ve heyecanlandım. Devamı gelecek gibi görünüyor. Umarım bir gün kitap olarak elimizde tutabiliriz.

Çevrimdışı Ahmet Kabaalioğlu

  • *
  • İleti: 4993
Ynt: SON DENK KAYIKÇISININ HATIRASINA
« Yanıtla #117 : 24 Nisan 2020, 23:47:59 »
Herkese çok teşekkürler. Son iletime kadar yazdıklarım kendi yaşantımdan kesitlerdi. Bir çoğunuz bunları derleyip toplamamı defalarca söylemişti. Zaman içinde belki oda olur. Ama şu sıralar , çok zamandır uğraştığım ve bir türlü tamamlayamadığım, dedeme ait  ve bana çoğunluğu nakil olan anıları toparlamakla meşguldüm.Özellikle zamana yaydım, çünkü dönemin denizciliğine dair bana nakledilen bilgileri anlamlandıramıyordum çünkü dönemin şartlarını gözümüzde canlandırmak bile zor. Bu yüzden bir sürü araştırma yapmam gerekiyor. Bu bağlamda Sevgili Cem Gür Abimizden çok fazlaca istifade ediyorum. Neredeyse o döneme ait her sorunun cevabı onda var.  Bakalım ortaya nasıl bir şey çıkacak.

Ahmet kaptan. Bu yazı dizisinin bazı bölümlerini daha önce okumuştum. Ama tekrar okurken ilk kez okuyormuş gibi keyif aldım ve heyecanlandım. Devamı gelecek gibi görünüyor. Umarım bir gün kitap olarak elimizde tutabiliriz.

Teşekkür ederim Mikail Hocam. Sorun şu ben programlı bir şey yapamıyorum. Bir şeyden etkilenip spontane bir şekilde o konuya dair anılarımı yazıyorum.

Kalemine sağlık Ahmetciğim. Devamını bekliyorum.

Teşekkürler Abi.

iŞTE BU !!!! :)xx :)xx :)xx

Eminim daha neler gelecek peşinden.

Dile kolay! Yirmi metre, hem de hamulesi, kumanyası, mürettebatı üstünde, neredeyse saniyeler içinde verilen mola emri ile 80 adamın koca gemiyi denize sürmesi. Üstelik kıçın kıçın inen teknenin yine inanılmaz bir seknronişzasyon ile kafasını denize çevirip  selamete çıkması.

İnsanların demirden teknelerin ağaçtan olduğu yıllar.

Mürettiblerinden biri olmanız gerekiyor , efendim, hazırlayınız kendinizi.


Abi çok beğendim... Devamı ne zaman gelecek? Tadı damakta kaldı resmen. :)xx


Teşekkürler Murat Kaptanım , bu korona günlerinde toparlamak lazım aslında kenarda köşede duran notları.




S/Y Bidarka / Fatih / İstanbul


"Son Denk Kayıkçısının Hatırasına"


https://sondenkkayikcisi.blogspot.com/

Çevrimdışı O.Utku Uçkan

  • *
  • İleti: 1447
  • Bilen bilir
Ynt: SON DENK KAYIKÇISININ HATIRASINA
« Yanıtla #118 : 25 Nisan 2020, 08:02:52 »
Ahmet kaptanım paylaşımlarınız ve ayrıca yazım tarzınız da çok güzeller. Danışmanınızı ise zaten biliyoruz. :)xx
Bana çok yakınımdaki ve aynı zamanda meslektaşım da olan Fatma ablamı hatırlattı. Annesinden dinlediği babasının, Stalin dönemi yönetimden kaçarak Dağlık Karabağ'dan Türkiye'ye geliş, öyküsünü küçük bir kitap haline getirdi. Yaşına, sağlığına bakmadan torun bakmanın yanı sıra hala çalışıyor ve mesleğini yapıyor.Geçtiğimiz yıl bir de kalkıp oralara gitti ve ulaşılması çok güç olan baba köyünü bulup akrabalarına imzaladığı kitabını dağıttı.
Bunu burada yazmamın nedeni olayın çok benzeşmesi ve sizin de bu konuyu ciddi düşünmeniz içindi. ;)
Bu vesile ile kendimle ilgili bir açıklama yapma gereği de duydum. Bu tür başlıklar altındaki yazıların bütünselliğin bozmamak adına her bölümde ''ben de okudum '' benzeri bir şeyler yazmamaya çalışıyorum.
Bilgisayarım ''yeni gönderilen iletileri göster'' olarak açıyor forumu ve çok konu görünce heyecanla açıyorum başlığı ve esas konunun devamı değilse. :'(
Okuyanın heyecanı boşa gitmesin diye uzun yazdım. ;D
DeDe