Gönderen Konu: İstanbul Adaları'nda Uzun Bir Seyir  (Okunma sayısı 3256 defa)

Çevrimdışı Cevat İpekçi

  • *
  • İleti: 216
Ynt: İstanbul Adaları'nda Uzun Bir Seyir
« Yanıtla #45 : 06 Kasım 2020, 11:40:28 »
 Severek okuyorum. Anı kitaplar da en beğendiğim türdür.

Çevrimiçi Mehmet Erem

  • Donatan Temsilcileri
  • *
  • İleti: 261
Ynt: İstanbul Adaları'nda Uzun Bir Seyir
« Yanıtla #46 : 07 Kasım 2020, 10:06:07 »
Tekneye sahip olmak herkes için birşeyler ifade eder, şüphesiz.
Bu sahip olunan diğer şeylere de pek benzemez.
Sorsak, bu konuyla ilgili birçok farklı şeyler anlatılır ama
 "tekne sahibi" olmanın değişik bir duygu olduğunda herkes hem fikirdir sanırım.
Benim için de öyleydi.

Dino esas itibarıyla yarış amaçlı yapılmış bir tekneydi.
Diğer muadili gibi başarılarla dolu bir geçmişi vardı.
Ama benim ilgilendiğim taraflar bunlar değildi açıkçası...
Gayet zengin bir donanımı, yedek halatları, yedek yelkenleri ve makaraları vardı.
Ama en önemlisi çekekte rahat kullanmak için bir römorku vardı.

Fiyat olarak ne söyleneceğinin çok önemi yoktu aslında ama yine de sordum.
Söylediği çok makuldu. Önce inanamadım.
Aslında O da inanamıyordu.
Yarıştan çekilmiş bir sınıfa ait bir tekne için neden bu kadar ısrar ettiğimi kimse anlamıyordu aslında...

Halbuki tek kelime yeterliydi: AŞK!

Çevrimiçi Ahmet Kabaalioğlu

  • *
  • İleti: 5211
Ynt: İstanbul Adaları'nda Uzun Bir Seyir
« Yanıtla #47 : 07 Kasım 2020, 11:09:20 »
konuyu bölmemek için araya girip bir şey yazmak istemiyorum ama yine dayanamadım, ileti düşünce bir solukta okuyorum. Cevat Abi gibi hatıratlar, yaşanmış hikayeler benimde en sevdiğim türdür. viya böyle.
S/Y Bidarka / Fatih / İstanbul


"Son Denk Kayıkçısının Hatırasına"


https://sondenkkayikcisi.blogspot.com/

Çevrimiçi Mehmet Erem

  • Donatan Temsilcileri
  • *
  • İleti: 261
Ynt: İstanbul Adaları'nda Uzun Bir Seyir
« Yanıtla #48 : 09 Kasım 2020, 10:48:16 »
"Küpeştesi boyalı kayık alınmaz, leştir. Bize vernikli tekne lazım" derdi Ahmet Reis.
Küçüklüğümde kulağıma küpe olmuş sözlerden biridir.
Su üstünün hatta tamamı vernik olan tekneler var. Ne kadar güzel ve bakımlı duruyor.
Hala daha bu yaklaşımı değiştirmedim.

Sonradan hayatımda çok büyük yer tutacak olan tekne bakımı ile ilgili konu sanırım böyle başladı: VERNİK.
Dino'nun su üstü tamamıyla vernikti.
Aslında boyuna göre de gayet geniş bir alan.
Şimdiki gibi birçok farklı imkanlar da yoktu.
Bilenler bilir boyanın en az %60'ı yüzey hazırlığıdır.
Vernikte bu oran %80 e kadar çıkar.

Bizim kendi uygulamamızda yüzey hazırlığı bildiğiniz kırık cam parçaları ile oluyordu.
Cam gibi verniği kırık camlar ile kazımaya çalışmak da kendi içinde ne ironi ama!

İlk fırçayı sürene kadar çok uzun zaman geçtiğini hatırlıyorum.
Ama mobilya gibi olmuştu sonunda.
Hazır olduğunda römorku ile denize indirdiğimiz anı unutmam mümkün değil.
Eskimesin diye pırıl pırıl Raudaschl-Segel yelkenlerini basmamış dandik yedek yelkeni ile seyretmiştik.
Çok fazla hızlı gidiyor diye flok basmaya cesaret edememiştim!  )))

Yavaş gitsin diye özel çaba harcanan bir yarış makinesi!

_ . _




Çevrimiçi Mustafa Ertör

  • *
  • İleti: 1227
Ynt: İstanbul Adaları'nda Uzun Bir Seyir
« Yanıtla #49 : 09 Kasım 2020, 14:04:17 »
Çok fazla hızlı gidiyor diye flok basmaya cesaret edememiştim!  )))

Yavaş gitsin diye özel çaba harcanan....

Yelkene ilk başladığımda hissettiklerim.Çok tanıdık geldi yazdıkların Merem Reis.Büyük bir merakla ve keyifle takip ediyorum.Teşekkür ederim.
BABA TUNCA /YEŞİLKÖY

Çevrimdışı Metin Çakmakçı

  • *
  • İleti: 16
Ynt: İstanbul Adaları'nda Uzun Bir Seyir
« Yanıtla #50 : 09 Kasım 2020, 17:58:33 »
Harika gidiyor, keyifle okudum. Kaleminize sağlık.

Çevrimdışı Erdal Okur

  • *
  • İleti: 42
Ynt: İstanbul Adaları'nda Uzun Bir Seyir
« Yanıtla #51 : 10 Kasım 2020, 14:56:00 »
çok güzel anlatıyorsunuz Üstad ım.. keyifle okuyorum. teşekkürler.... :)xx

Çevrimdışı Kenan Biçen

  • *
  • İleti: 424
Ynt: İstanbul Adaları'nda Uzun Bir Seyir
« Yanıtla #52 : 10 Kasım 2020, 16:12:35 »

Merem reisim ellerinize sağlık,bu yazılanları okudukça çocukluğumun , gençliğimin deniz kokusunu alıyorum sanki.
Her hata bir ders, ne hata biter ne de ders.(Mevlanadan denizcilere)

Çevrimdışı Necip Bulut

  • *
  • İleti: 253
Ynt: İstanbul Adaları'nda Uzun Bir Seyir
« Yanıtla #53 : 11 Kasım 2020, 19:53:46 »
Ben şikayetçiyim valla...
Bence hızlansın biraz ;)

Çevrimiçi Kemal Gündüz

  • *
  • İleti: 1005
  • Selamlar
Ynt: İstanbul Adaları'nda Uzun Bir Seyir
« Yanıtla #54 : 11 Kasım 2020, 21:31:04 »
Bence de ama anladığım kadarıyla gıdım gıdım okuyabileceğiz.


Tapatalk kullanarak iPhone aracılığıyla gönderildi

Çevrimiçi Mehmet Erem

  • Donatan Temsilcileri
  • *
  • İleti: 261
Ynt: İstanbul Adaları'nda Uzun Bir Seyir
« Yanıtla #55 : 19 Kasım 2020, 13:37:26 »
Pirat'ı donatır donatmaz hemen yelkene çıktık, tabii...
İlk önceleri bazı kişiler vardı etrafta.
İtiraf etmeliyim ki sitede benim düşündüğümden çok daha fazla sayıda yelken meraklısı varmış. Şaşırmıştım.

Çocukluğumuzda yeni bir ev alındığında, eve misafirliğe gelen eşe dosta evin sağını solunu göstermek adettendi.
Buna benzer şekilde, bir anda teknenin etrafında "beni de gezdir" diyenler grubu oluştu haliyle.
Liste başlangıçta bayağı uzundu...
Rutin olarak uzandıkları şezlongtan bakınca, açıkta yelken yapan tekne ile ilgili kafalarında nasıl bir imaj oluştu tam olarak bilemiyorum ama, sahildeki herkes resmen sıraya girmişti.
Dragos tepeye doğru kısa bir rota Mor Kayalar veya DSİ kampı önünden dönüp gelme, yaklaşık 1 saat ya sürüyor, ya sürmüyordu.

Günler geçtikçe bizim tekneye olan yatkınlığımız artıyordu.
Hem kendimize hem de tekneye olan güvenimiz arttıkça, yelken yapma tekniğimiz de değişiyordu, şüphesiz.
Sahilde bekleyen kişi sayısı ise aynı oranda mı emin değilim ama hızla eriyordu.
Beklentileri karşılanmadığı için mi yoksa denizde yelken yapmak hayal kırıklığı yarattığı için mi ya da bir başka sebepten mi gittiler bilmiyorum ama çok da uzun olmayan bir süre sonunda artık sadece 4-5 kişi kaldığımızı şaşkınlıkla farkettim.
Deniz işinin herkes için benim için ifade ettiğinden farklı şeyler demek olduğunu anlamam, sanırım o döneme rastlar.

Ben hep dümende oldum, en yakın arkadaşımın küçük kardeşi Serkan ise floktaydı.
Zaman geçtikçe birbirini artık konuşmadan anlayan bir ekip olmuştuk.
Rutin bir sıradanlıkla, her sabah kalkar kalkmaz çekeğe gidiyor, teknenin üstündeki brandayı kaldırıyor, donanımı gözden geçiriyor, hava müsaitse karada değilse denizde yelkeni basıyor ve denize açılıyorduk.
Bu işler sırasında neredeyse hiç konuşmadan iş bölümünü paylaşıyor, sanki üst rütbeli birer donanma subayı ciddiyeti ile kısa sürede sahilden uzaklaşıyorduk.
Açık denize çıkınca altımızdaki tekne resmen değişiyordu.
Hızı ve hareket kabiliyeti sanki tamamen farklılaşıyor, dönüş yoluna geçince de sanki bizimle konuşuyor, "lütfen beni çekeğe götürmeyin, burada kalalım" dediğini duyar gibi oluyorduk...
Aslında değişenin tekne değil ama bizim kendi ruh halimiz olduğunu uzun süre anlamadım.

_ . _