Gönderen Konu: Yengeç karada...  (Okunma sayısı 44524 defa)

Çevrimdışı Hakan Tiryaki

  • *
  • İleti: 2198
  • Hayat suda başladı...
    • Denizci Kahvesi
Ynt: Yengeç karada...
« Yanıtla #570 : 20 Ekim 2020, 00:59:32 »
Eğer bir arazim olsa kayığı koyacak, inan bana bitsin istemem bu işler. Bir o kadar da keyif alıyorum aslında. Ama memleketin vahşi düzeni bezdiriyor insanı...

SM-N910C cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi

"Clouds and winds and oceans I choose my fate to be...  Whom the sea has taken Never shall be free."

Çevrimdışı Hakan Tiryaki

  • *
  • İleti: 2198
  • Hayat suda başladı...
    • Denizci Kahvesi
Ynt: Yengeç karada...
« Yanıtla #571 : 20 Kasım 2020, 21:11:11 »
Bizim buralarda son durumlar yine biraz karışık. Son olarak tekneyi taşıyamayıp marina ile sözleşmeyi 6 ay daha uzatmıştım. Hemen ardından marina bir gün içinde iki kez arayıp tüm ayarlarımı bozmayı becerdi.

İlk aramalarında üzerindeki çadır ve kenarda duran direğim için fark istediler. Elimden geldiği kadar kabalaşmadan direğin teknenin direği olduğunu, evimden getirmediğimi, tekne bakım-onarımı için kara parkta olduğu sürece tekneye ait çeşitli donanımlar için yere ihtiyacım olduğunu anlatıp böyle bir fark ödemeyeceğimi belirttim. Çadır içinde daha önce de ödemediğimi, bundan sonra da öde-ye-meyeceğimi anlattım. Daha oh bile çekemeden ikinci bir telefon daha geldi. Olaylar hepten eğlenceli bir boyuta taşındı. Dediler ki, teknenizi bulunduğu yerden kaldırmamız gerekiyor. Nedenini sordum, güvenlik dediler. 11 ay sonra mı farkettiniz buranın güvenli olmadığını dedim, yeni düzen dediler. Şimdi, taşıyacağım diye dağıttığım çadırı yeniden toplamışım ki 5 günümü almış, diyorlar ki çadırı sök, taşınıyorsun. Ben daha çadırı tekrar nasıl kurarım diye düşünürken demezler mi, yeni yerinizde çadır kuramayacaksınız. İyi de dedim, teknem boyanacak. Nasıl olacak o iş açıkta. Tüm marinayı boyarım valla dedim. Biraz tartıştıktan sonra orta yol olarak bir an evvel boya işini bitirip, sonra taşınması konusunda neredeyse anlaşıyorduk ki asıl bombayı sona saklamışlar. Söz konusu taşıma işlemi için "taşıma ücreti" ödemem gerekecekmiş. Bu sonuncusu artık bardağı taşıran son damla oldu.

Bir süredir parasızlıktan iş durmuştu zaten. Şimdi bir de üzerine belirsizlik eklendi. Bu boşlukta bende banyo tezgahlarını falan söküyorum, iş iskelesini adam ediyorum falan...
"Clouds and winds and oceans I choose my fate to be...  Whom the sea has taken Never shall be free."

Çevrimdışı Nur Langdon

  • *
  • İleti: 7
Ynt: Yengeç karada...
« Yanıtla #572 : 22 Kasım 2020, 14:02:55 »
"Bedava tekne almak pahalı bir iştir" diye bir İngiliz atasözü varmış. ?0-? Sana daha çok sabır dilemekten başka birşey yapamıyoruz sevgili Hakan. "Sabrın sonu selamettir" de güzel bir Türk atasözüdür netekim  :)

Çevrimdışı Hakan Tiryaki

  • *
  • İleti: 2198
  • Hayat suda başladı...
    • Denizci Kahvesi
Ynt: Yengeç karada...
« Yanıtla #573 : 23 Kasım 2020, 09:45:09 »
"Bedava tekne almak pahalı bir iştir" diye bir İngiliz atasözü varmış. ?0-? Sana daha çok sabır dilemekten başka birşey yapamıyoruz sevgili Hakan. "Sabrın sonu selamettir" de güzel bir Türk atasözüdür netekim  :)
Sıkı laf etmiş İngiliz dedeler. :) Sağolasın Nur...

SM-N910C cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi

"Clouds and winds and oceans I choose my fate to be...  Whom the sea has taken Never shall be free."

Çevrimiçi Kemal Gündüz

  • *
  • İleti: 1005
  • Selamlar
Ynt: Yengeç karada...
« Yanıtla #574 : 23 Kasım 2020, 10:15:02 »
Hakan kolay gelsin,
Marinanın bahsettiğin tutumu normal birini katil eder. Tahmin ediyorum Göcek için özel bir durum. Diğer marinalarda bu kadar köy kurnazlığı yapılabileceğini sanmam.

Çevrimdışı Hakan Tiryaki

  • *
  • İleti: 2198
  • Hayat suda başladı...
    • Denizci Kahvesi
Ynt: Yengeç karada...
« Yanıtla #575 : 23 Kasım 2020, 10:17:27 »
Ya inan bazen bana mıdır bunların kıllığı diye düşünüyorum :)

SM-N910C cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi

"Clouds and winds and oceans I choose my fate to be...  Whom the sea has taken Never shall be free."

Çevrimdışı Hakan Tiryaki

  • *
  • İleti: 2198
  • Hayat suda başladı...
    • Denizci Kahvesi
Ynt: Yengeç karada...
« Yanıtla #576 : 27 Kasım 2020, 22:48:25 »
Marina tarafında ürkütücü bir sessizlik var günlerdir. Sonu hayrolsun bakalım. Sonunda atölyedeki işlerin de biraz olsun hafiflemesiyle Yengeç'te zaman geçirmeye başlayabildim. Fakat durum korkutucu. Nereden başlayacağımı bilmiyorum desem yeridir. Önce şaft kovanını yataklayan betonu kırayım dedim, arkadaş o nasıl beton, 33 yıl sonra hala "beton" gibi maşallah. Bir hilti bulana kadar onu bir kenara bırakıp banyo ve mutfak tezgahlarını adam edeyim dedim. Tam onları tekneden çıkartacaktım ki, "dur ulan, önce bir ortalığı biraz toplayıp, temizleyeyim" dedim. Temizlik yaparken mutfak tezgahının altındaki farş ve raf gözüme takıldı, yenilemek için söktüm. Onları sökebilmek için üzerine monte buzdolabı kompresörünü sökmem gerekti. Kompresörü sökmüşken ona da bir kasa yapayım dedim ki birden dank etti, gidişat kötü. Her ne yapıyorsan bırak dedim kendi kendime. Bir iki gün kafa dağıtacak kıytırık işlerle vakit harcamaya karar verdim. Böylelikle giriştim banyo tezgahlarına. Küçük tezgahın önce verniğini kazıdım sıcak hava tabancası ile. Sonra el ile sıkı bir zımpara çektim. Şimdi açılan kenarlarını Semparoc'la basacağım. Ardından iki kat daha zımpara, sonra vernik... Arada büyük tezgahı da kazıdım, bir ucundan başladım zımparasına. Hafta başı geriye kalan mutfak tezgahını da kazıdıktan sonra toplu zımpara seansı başlar.

   

Bu arada aylardır boylu boyuna, tembel tembel uzanan ve kapladığı yer ile de marinanın ekstra bedel istemesine sebep olan görkemli direği yüklenip taşıdık laf edemeyecekleri bir yere. Daha doğrusu laf edebilecekleri ama para isteyemeyecekleri bir yere :) Daha önce bahsetmiştim, o kadar özendiğim daha altı yaşındaki direğim gurcata bağlantılarından yürüyen su ile kısmen hasar görmüştü. Sonunda bir marangozla giriştik ona da. Düşündüğüm kadar kötü değilmiş, rahatladım. Çürükleri temizlerken farkettik ki, ağaçları basarken kullandıkları vidaları çıkartmamışlar. Ahşap içerisinde bu cidden büyük bir sorun. Sika vs herhangi bir kimyasal da kullanılmadan atılmış bu vidalar suyu da yiyince çürümüş ve oldukları yerleri de çürütmüşler. Aslında yürüyen su çok da ciddi sorun olmayabilirmiş bu lanet vidalar olmasa. Sonuç olarak başladık tamirata. Bir kaç güne biter.



Bilmem kaç bin parçalık puzzle'da son durumlar böyle...
"Clouds and winds and oceans I choose my fate to be...  Whom the sea has taken Never shall be free."