Gönderen Konu: Amatör Denizcilerin Sorunlarına Denizlerdeyiz (D.A.D.D.) Derneği Desteği.  (Okunma sayısı 1264 defa)

Çevrimdışı Burak Doneray

  • *
  • İleti: 1970
.......................
Ben denizdeyken sahil güvenlik botu ,savaş gemisi gördüğümde içimi bir sevinç kaplıyor yüzümde kocaman bir gülümseme ve güven duygusu içimi sarıyor .
.......................

Burakcım, bu tarz olumlu duyguların oluşmasının bir geçmişi var mutlaka..
Bu duygular bir günde oluşmadığı gibi burada aramızdaki yazışma ve eleştiriler sonucu yitirilmez.

Bu duyguların yitirilmemesi, bu kurumların yanlış uygulamalar yapmaması, gücünden kaynaklı olumsuzluklara adaletsiz davranışlara girmemesiyle sağlanır.

Sevgiler..


Eyüp abi söylemeye çalıştığım şey bu haksız ceza yeme korkusu nerden türedi ? Kimler aklımıza soktu burada yüzlerce tekne sahibi var varmı aramızda kötü muamele gören haksız ceza yiyen benim etrafımda böyle kimse yok varsa kurallara uyduğunu bildiğimiz birisi ceza yediğini söylesin bende inandıklarımı bir daha düşüneyim Sahil güvenlik benim bildiğim dosttur bize hep gülümseyerek karşılarım .Saygı sevgi dışında bir his uyanmadı bugüne kadar içimde.Sizinde farklı bir tecrübe yaşamadığınıza eminim. Önyargımı oluşuyor bizlerde onu anlamaya anlatmaya çalışıyorum .Konulan kurallara uymak zor değil hepimizin faydasına diye düşünüyorum umarım Norveçli değilimdir.


Çevrimdışı Eyüp Oğan

  • Donatan Temsilcileri
  • *
  • İleti: 753
Sizinde farklı bir tecrübe yaşamadığınıza eminim.

Evet, ben olumsuz bir tecrübe yaşamadım.

Hatta Fetö darbesi sırasında seyirdeydim, Rodos Cup nedeniyle Gökovadan Kos'a geçtim, 1 hafta sonra Rodos'dan tekrar Gökova'ya...O dönemde, o şartlarda dahi yapılan sıkı kontrollerde çok saygılı, kibar ve düzgün davranışlarına muhatap oldum.

......................................
Bu sene Göcek ve çevresinde çok seyir yaptık.

Ağaçlara teknelerini bağlayanlar mı dersin, gürültü kirliliği, maganda terörü mü dersin, koylarda günlerce hatta haftalarca bağlı kalanlar mı dersin, pis sularını gece deşarj edenler mi dersin, vallahi çok olumsuz gözlemlerim var.

"Denizlerde çoğalmayalım" düşüncem çok netleşti diyeyim.

Aylardır, tüm koylarda marina benzeri dip dibe binlerce tekne ne yiyor, ne içiyor, nasıl bulaşık yıkanıyor, doğal ihtiyaçlar nasıl gideriliyor? çöpler nasıl biriktiriliyor? herkes ya benim bi çişimden n'olacak deyip, günde bir kere 1 litre işese, günün sonunda onbinlerce litre çiş yapar, gerisini siz düşünün..
Ki o güzelim koylarda suyun ne kadar durgun olduğunu biliyorsunuz.

Kesinlikle kurallar olmalı, sıkı sıkı denetlenmeli.. Kurallara uymayan da cezasını ödemeli, bu cezalar çok caydırıcı olmalı..

Gelelim bir diğer yöne; Bu kuralların düzgün işlemesi için alt yapının da iyi olması lazım.

Göcek'te atık vermeden, hatta tekneyi bile götürmeden sanki atık verilmiş gibi kayıt yapıldığına şahidim. Bunun bir piyasası oluşmuş durumda..
Birçok tekne sahibi veya kaptan maalesef "üçkuruş" fazla ödeyerek sanki atık vermiş gibi işlem yaptırmakta..

Kıyılarda yeterli bağlama yapmak için baba yok, denizde uygun tonoz şamandıra yok..

En önemlisi genelge, yönetmelikleri ciddi ve düzenli uygulayacak otorite yok.

Hisarönü, Bozburun tarafındaki popüler koyların durumu da farklı değil..

Çevrimdışı Murat Erciyes

  • *
  • İleti: 226
Tekrarlamadan, altını imzalarım Eyüp. SG olmadan, yasa yasak vs olmadan bile yapılacak şey değil bunlar.  Maalesef ben de senin gibi düşünmeye başladım, böyle olacaksa allah aşkına çoğalmayalım.
BALIM SY

Çevrimdışı Özgür Ökten

  • *
  • İleti: 1216
    • AÇIK DENİZ AKADEMİ
SG yok zaten.

Yıllardır en kalabalık mavi yolculuk bölgesi olan Göcekte denetim yapan SG yok.
Ancak bir olay veya ihbar olursa var.

öZgür (mobil)

><(((º>

Çevrimdışı Ersin Böke

  • *
  • İleti: 192
Düşüncelerimi nasıl anlatsam bilemiyorum ki.  Ortada bir realite var. Eyüp Ogan 'ın yukarıda anlattıkları realite. Bu realiteye göre de çözüm belli. denizlerde çoğalmayalım. Bu realite üzerine gelecekte olacaklar ile ilgili fikir yürütmek zor.

Şöyle başlamalı. Bu konuda benden daha fazla bilgisi olanlar da vardır. Örnekler verebilirler. Ülkemizden çok daha fazla tekneye sahip olan ve regulasyonları bize göre çok daha oturmuş ülkeler bu işi nasıl başardılar?

Bu düzenlemeler durup dururken mi ortaya çıktı? Onlar bugün yaşadığımız problemleri yaşamadılar mı? Muhtemel yaşamışlardır. Önce geniş çerçeveden bakmalı.

Başta sorun demokrasi ile ilgili. Ne alakası var diyeceksiniz ama öyle işte. Demokrasi, belirli bir çerçevede kanunlar ile korunmuş olan yapıya uygun olmak kaydı ile sosyal katmanların örgütlenebilmelerine olanak verir.

Tanıdığım bir çok iyi eğitimli kimseler bu kavramı bilmedikleri gibi demokrasiye de inanmazlar. Kanunlar çerçevesinde örgütlenme ve temsil edilme özgürlüğü pozitif ise negatif kutup kısaca şark kurnazlığıdır.

Örgütlenme imkanı bulamayan sosyal katmanlarda bireyler kendi başlarına ve otoriteyi bir şekilde kullanarak problemlerini çözmeye çalışırlar. İşte atık vermeye gitmeden atık vermiş gibi göstermek gibi düşünün.

Biz istediğimiz kadar inanmayalım ortada çok önemli bir realite var. Gelişmiş demokrasiye sahip ülkeler hızla ilerlerken ve refah düzeyleri artarken az gelişmiş demokrasiler ve sonrasında hala devam eden ilkel yönetimlerde gelişme düzeyi çok geride.

Gelişmiş demokrasiye sahip olan ülkeler teknoloji geliştiriyorlar. Sizce bu bir tesadüf olabilir mi? Gelişmişlik düzeyleri hızla artıyor ve az gelişmiş yönetim biçimleri ile aralarındaki fark neredeyse kapanamayacak düzeyde artıyor.

Kısa vadede evet demokrasilerde işler yavaş yürüyor. Karar alma süreci uzun. Ama zaten istenen de bu. Yavaş olmak temkinli ve doğru hareket edilmesine de imkan veriyor.

Yani bu ve benzer problemlerin çözülmesi ancak demokrasi ile olur. Kanunlar çerçevesinde örgütlenme ve temsil edilme özgürlüğü ile olur.

Bunun olabilmesi için ise önce bir sosyal katmanın oluşması gerekir. Amatör denizci diye tarif edilen tekne sahiplerinin önce bir sosyal sınıf olmaları gerekir. Eksikleri ve zorlukları olsa da  ülkemizde örgütlenme özgürlüğü vardır. Bu altı çizilmesi gereken çok önemli bir kavramdır.

İşte bir sosyal katman olabilmek için denizlerde çoğalmamız gerekir. Bu sosyal katman oluşurken tartışmalar, anlaşmazlıklar ve problemlerin doğması kaçınılmazdır. Bu sosyal katman kendini geliştirdikçe doğru çözümlere ulaşılacak.

Bugün ülkemizde gelişmemiş ve kökleşmemiş bir amatör denizci yapısı var. Ama bu şaşıracağınız hızda gelişecek ve gelişiyor da. Bunun artık önüne geçmek mümkün değil. BU forumdan dahi örnek vermek mümkün. UZun süredir hiç bir şey yazılmadığı halde "Tekne yaptırmak gerçekten de o kadar zor mu " konu başlığı bu forumun en çok okunan konusu. Bu konunun bu kadar ilgi çekmesi bir tesadüf olabilir mi? değil elbette.

Hele yaşanan bu pandemi süresince denize kaçış daha da hızlanacak. Düşünsenize daha kendi kendine yeten evler yaygınlaşmadı ama artık böyle tekneler var. Yelken ile gidebildiğiniz, elektrik ihtiyacını güneş panelleri ile karşılayabildiğiniz , su yapıcısı jenaratörü olan teknelerde yaşayan sayısı hızla artıyor.

Bir İnşaat mühendisi olarak söylemeliyim ki Bodrum 'da bir yazlığın yıllık bakım maliyeti teknenin bakım maliyetinden yüksektir.

Şu anda şikayet edilen ve bilinen denizcilik nezaketine uymayan tekneler lüks tekneler ve amatör denizcilikten anlaşılan marinadan çıkp bir koya gidip demirlemekten ibaret bir çokları için. ama bir süre sonra bu da değişecek. Marinadan çıkıp, koya demirlemek cazip olsa da açık deniz seyri yapmak dayanılmazlığı bu insanları da kendisine çekecek.

Çok uzun yazdım biliyorum ama sözün özü bu problemleri kendi çişi içinde yüzmek zorunda kalacak olanlar çözecek. Koyda bangır bangır müzik çalan bir süre sonra kendisi koyda sakin sakin otururken bir başka teknenin kendisi gibi bangır bangır müzik çalmasından eninde sonunda rahatsız olacak.

Ve elbette deniz hepimize yaptığı gibi onları da zamanla terbiye edecek.

İşte denizde yaşadığımız problermlerin üstesinden gelebilmek için denizlerde çoğalmamız gerek.

Çevrimiçi Mehmet Atay

  • *
  • İleti: 983
Gelişmiş ülkelerde, senin de ifade ettiğin gibi demokrasi kültürü gelişmiştir.
Gelişmiş demokrasi kültürünün en önemli unsuru da Sivil Toplum Kuruluşları'dır. Kişiler siyasi partiler dışında iktidardan, devletten beklentilerini bu STK'lar üzerinden iletirler.
Türkiye de maalesef hobisel faaliyetlerde bu konu zayıf. Demokrasi zayıflığının yanınd, ben bunu ülkenin maddi durumuna da bağlıyorum.
Çünkü çeşitli meslek odaları vb mevcut. Ana spor dallarında da... eminim halı saha işleticiler derneği filan da vardır.
Ama bizim tarafta bu bir çok girişim ve çabaya rağmen gelişmedi.
Hep anlattığım üzere DSTI'den sonra Gezgin Korsan geldi. Neredeyse 15 yıl oldu ve "dernekleşmek lazım" söylemleri oradaki belli kişilerce manipüle edildi. Grup üyeleri de bu manipülasyona izin verdi.
Teoman Ağabey'in girişimi ile Amatör Denizcilik Federasyonu kuruldu ama temeli sakattı. Çünkü üyeleri Yelken Kulüpleriydi ve yelken kulüplerinin derdi, sporcu, kupa ve maddi sorunlar. Amatör denizciler hiçbir zaman odaklarında olmadı. Amatör denizcileri bünyemize katalım, onlar için bir çatı olalım, böylece hem üye heö güç kazanlaım dediğimizi bir kulüp yönetiminden kovulmuşluğumuz da var.
Şimdi sahip çıkılması gereken bir DADD var. Bazılarımız bazı eylemlerini belki beğenmiyor; ama bizi temsil eden tek çatı orası ve eleştirilerimizi camianın içinden yapmamız lazım. Dışarıda kaldığımız müdettçe, DADD'ı yöneten ilk girişimcilerden sonra devamının gelmemesinden endişe ederim; tıpkı ADF gibi.
SARIYAZ  Turgut / Marmaris

Çevrimdışı Mücahit Karabaş

  • Donatan Temsilcileri
  • *
  • İleti: 1007
Burak gibi yılın tamamına yakınını denizde hele Göcek gibi bir yerde geçiren bir denizcinin atıklarla ilgili kuralsızlıklara isyanını anlıyorum. Aynı şekilde Eyüp Abi de uzun zamandır her sene uzun sezonları olan bir denizcimiz. Denizlerde çoğalmayalım düşüncesi aynı nedenlerle  benim de zaman zaman katıldığım bir fikir olsa da denizcilerin çoğalmasının kötü bir şey olmadığı düşüncesi ağır basıyor. Denizciler çoğalırken sorun yaratan kişiler çoğalır ama soruna çözüm bulabilecek kişiler de arttığı  için bir yerde bir denge oluşacaktır. Ersin Abinin demokrasi ile ilgili tespiti de Mehmet Atay Abinin en sonda yazığı ve her satırına imza atabileceğim harika yazısı da sorunları incelemek ve çözmek için birer ışık.

Toplumsal bir kültürün dışında bir de hepimizin bireysel olarak sahip olduğumuz bir kültürümüz var. Bu kültürü oluşturan unsurlar denizciliğimizi de yönlendiren özelliklerimiz... Denizciliğimizin çıtası da bireysel ve toplumsal kültür seviyelerimizin de ortalaması oluyor diye düşünüyorum. DADD bence de hepimiz için önemli bir fırsat. Şu an üye sayısı bazı şeyler için yeterli değil. Ama derneği kuranların ve yönetenlerin bir şeyler yapmaya çalıştıklarını, adım adım, sindirerek ilerlediklerini görüyorum. Hepimizin desteği çok önemli. Murat’ın gönderdiği dilekçe de derneğe fikir ve görüşleri ile katkı açısından çok değerli. Derneğin sihirli bir değneği yok. Hep birlikte çıtayı yükseltmeye çalışmasına destek olmaya devam edelim. DADD üyelerinin tamamına yakını çevre bilinci konusunda zaten dikkatli olduğu için bu bilinci diğer denizcilere yayabilmesi için yeni fikirler üretmek daha faydalı olacaktır. Bu yapılırsa gerek mavi kart konusunda gerekse diğer sorunlarla ilgili ilerleme kaydedeceğimize inanıyorum.


Çevrimdışı Ersin Böke

  • *
  • İleti: 192
Bu konuda en önemli eksiklik ise kaynak.Kaynak sorunumuz var. Bu vesile ile güzel bir bilgiyi de buradan paylaşayım. Belki bilmeyenler olabilir.

KUDENFOR , Cem Gür 'ün kitabının edit işlemlerini bitirdi. Yakında basıyorlar.