Gönderen Konu: Su Yolunu Buluyor  (Okunma sayısı 1024 defa)

Çevrimdışı Enes Save

  • *
  • İleti: 727
Ynt: Su Yolunu Buluyor
« Yanıtla #30 : 10 Mayıs 2019, 21:39:44 »
Bu şekilde ve sorunsuz, tabii şu an için.


İnsan bir çok duruma uyum sağlayabiliyor.

Üç yelkenin iskotası birden bir elimdeyken dümen tutulabiliyormuş.
Güvenlik daha çok batıl bir inançtır. Doğada bulunmaz... Helen KELLER

Çevrimdışı Enes Save

  • *
  • İleti: 727
Ynt: Su Yolunu Buluyor
« Yanıtla #31 : 11 Mayıs 2019, 13:43:59 »
 Akbük-Güllük
Akbük'te bir kaç gün geçirdim. Güllük'e dönüş zamanı geldi çattı. Akbük koyu uzunca bir koy. Eğer bir sonraki günü beklemek istemiyorsam sabah rüzgarı sona ermeden koydan   çıkmalıydım. Bu nedenle kullandığım yelken sayısını ikiye çıkarma kararını aldım.

Çok sığ bir yerde demirlediğimden salmaları ve dümeni takmak için kürekle biraz açıldım. Sonrasında onları yerlerine taktım ve yelkenleri açtım.

İkinci yelken biraz daha hızlı gitmemi sağladı. Yedekte çekmektense deniz kayağını kanonun üstüne koymuş olmak da bu farkı desteklemiş olmalıydı. Rüzgarı apazdan alıp sahil şeridinden çok da uzaklaşmadan keyifle seyretmeye başladım.

Seyir sırasında bir yandan etrafımı gözlerken diğer yandan dibin derinliğini kontrol ediyordum.

Böyle güzel güzel devam ederken  duymak istemediğim o sesi duydum. Ön taraftaki salmayı dipteki kaya vurmuşum. Sonradan yaptığım kontrolde sanırım süratli olmadığım için su kontrasından mamul salmamda büyük bir hasar olmadığını gördüm. Aklıma o meşhur deyiş geldi :

"Kaptanlar ikiye ayrılırlar. Salmasını dibe vurmuş veya salmasını henüz dibe vurmamış olanlar..."

Aldığım bu terfi beni son derece mutlu etti! Denize girdim. Kanoyu rahatlatıp biraz daha derine götürdükten sonra yeniden üstüne çıkıp seyri sürdürdüm.

Koydan çıkarken rotamı Didim'e uzak olan ikinci adaya çevirince rüzgarı geniş apazdan almaya  başladım. Anakaradaki Kaplankaya'yı iskele, adayı sancakta görünce kavança attım. Rüzgar sert olmadığı için zor olmadı. Bir de fırdöndülü karabinayı kavança öncesinde çıkarıp ıstralyayı elimle gergin tutmuş olmam sanırım iyi bir hareketti.

Bir süre öyle devam ettim. Kazıklı koyu açıklarında rüzgar durur gibi oldu. Kano durdu. Rüzgar bir kaç on saniye sonra yeniden başladığında oradaki bocalama nedeniyle zorunlu bir kavança atmıştım bile.

Çevreme bakındım. Güllük'e dönmeden önce üç rota vardı. Anakarayla balık çiftlikleri arasından, balık çiftliklerinin arasından veya balık çiftliklerini iskelede bırakıp yolu biraz uzatarak ama daha az riskli bir şekilde...

Balık çiftliklerinin arasından geçmeyi seçtim. Bu seçimi neden yaptığımı kendime hala soruyorum. Kendime yaptığım açıklamalardan ben bile tatmin olamadım. Riski en yüksek seçeneği yeğlemişim.

Kanoyu çiftliklerin arasındaki boşluğa yönlendirdim. Yaklaştıkça geriliyordum. Hipotez fabrikam yeniden çalışmaya başladı. Çiftlikler arasında en az bir gomina, yani yeterince güvenli boşluk vardı ama aralarından motorsuz geçmek çok zor görünüyordu. Bu arada rüzgarın hızı artmıştı. Peki yelken dikişi koparsa veya dümeni kaybedersen veya veya ...

Enes kendine gel, hiç bir şey olmayacak! Bugüne kadar diktiğin hiç bir yelken seyir anında parçalanmadı! Üstelik geçen sene tam iki buçuk ayı kanoyu dümenle değil de deniz kayağı küreğiyle idare etmeyi öğrenmek için geçirdin!

Koridora girdim. İskele ve sancaktaki çiftlikleri birer birer geçiyorum. Her şey yolunda sayılır. Rüzgar haricinde...Rüzgar sertleşti. Dalgaların üstünde kuzucuklar oynuyorlar.

Bir süre sonra kavança atma zamanı geliyor. Hazırım!

 Kavançayı atıp başımı kaldırdığımda...

BALIK ÇİFTLİĞİ!

Hemen palayı yönlendiren halatı tutup kanoyu normal rotasına geri getiriyorum. Sırtımdan aşağı doğru soğuk bir damla süzülüyor.

Çiftlik çalışanlarında bir bağırma, bir çağırma. Başımı onlara doğru çevirdiğimde tebrik nidaları olduğunu anlıyorum. Selam verip yoluma devam ediyorum. Selam olsun denizcinin halinden anlayanlara.

Bundan sonrası 4 şeritli ve hiç trafiğin olmadığı bir otobanda 70lerin Amerikan arabalarından biriyle gitmek gibiydi. Konforlu, güven verici. Arada bir ayı bacağı seyri yapma şansı da yüzüme güldü.

Sekiz saate yaklaşan seyirden sonra Güllük'e demir atmaya bir kaç dakika kalmıştı. Tereyağından ayarlamalıydım ki seyrin güzelliği tamamlansın. Ama öyle olmadı. Manevra sırasında kano erken durdu. Demir attım. Kalomanın tamamını kullandım. Koyun kayalık tarafına yarım gomina uzaklıktaki kanosuyla yine denizden aman dileyen bir kaptan. Çıpa taramamalı, halat kopmamalıydı. Çünkü parmağımı kaldıracak halim kalmamıştı.

Telefon sesi. Arayan Gülümser korsan. Her denizci adayının arayacağı bir arkadaş.
Güvenlik daha çok batıl bir inançtır. Doğada bulunmaz... Helen KELLER

Çevrimdışı Enes Save

  • *
  • İleti: 727
Ynt: Su Yolunu Buluyor
« Yanıtla #32 : 14 Mayıs 2019, 11:04:13 »
Güllük Demirleme Sorunu

Gülümser : "İyi hızlar yakaladın. Nasılsın?

- Doğru yere demirleyemedim. Demir tutmazsa kayalarla karşı karşıya kalacağım ve şu an yer değiştirmek için hiç gücüm yok.

- Bir kaç saat dinlen. Saat dört gibi yer değiştirirsin.

Görüşme bitince güverteye uzandım. Dinlenmeliydim. Yine de kendimi küçük bir plan yapmaktan alıkoyamadım. Demir halatı koparsa son kuvvetimi yelken basmadan kanoyu kürekle çevirmeye  harcayıp dümen tutulacak duruma getirecektim. Dolayısıyla hiç bir sorun yoktu, öyle düşünmek istiyordum.

Saatler saatleri kovaladı ve dört oldu. Rüzgar hala aynı hızda esiyor, dalgalar kanoyu indirip kaldırmaya devam ediyordu.

Bense hiç bir şey yapmama kararı aldım. Bekleyecektim. Akşam üstü rüzgar yavaşlayınca demir alıp kanoyu doğru noktada yeniden demirlemek üzere yelken basıp hareket ettirecektim. O saate kadar beklemeli, sabretmeliydim. Yeniden uzandım.

Beklerken Alanya'da sevgili Bülent reisin yatında geçirdiğim bir kaç gün aklıma geldi. Sağ olsun benim şişme botumla yolculuğumu kolaylaştırmak için her şeyi yapmıştı. Bir yolunu bulup belediye sağlık ekibini getirtip beni muayene bile ettirmişti. Ne kadar da şanslı bir insanım. Sayısız denizci bana destek verdi. Şimdi hepsiyle birlikte aynı kanoda seyir yaptığımı hissediyorum. Dostlar zor olanı paylaşıp yükümü hep azalttılar.

Bülent reisin yatının bağlı olduğu marinada Rus olduğunu tahmin ettiğim bir ekip vardı. Ekip otuzlu yaşlarında üç erkek bir kadın öğrenci ve bir eğitmenden oluşuyordu. Her gün saat onbirde çalışmaya başlayıp saat on beşte bitiriyorlardı. Yani tam ögle sıcağı gibi son derece elverişsiz bir koşulda liman içi manevraları bıkmadan usanmadan çalışıyorlardı. Onlara tekrar şapka çıkardım. Bense bugün belki en temel sayılabilecek demir atma ve alma işlerini yok saymışım. Demir atıp demir alırken bu koşullarda bir çalışma yapmamışım. Yapmış olsam da hatırlayacağım kadar çok sayıda değil. 

Olan olmuş. Düşüncelerden uzaklaşmaya çalışıyorum. Ama zaman geçmek bilmiyor. Demir almaya her yeltendiğim sefer kendimi durdurmayı başarıyorum. Sabret, sabret diyorum. Sabretmek erdemdir. Erdemli ol! Zamanını bekle.

Denizin kırk yaşımdan sonra bireysel gelişimime belki de en büyük katkısı sabretmeyi bilmek oldu. Ama bazen öyle durumlar oluyor ki hiç bir şey çözüm için yeterli olmuyor. Nitekim akşam rüzgar, dolayısıyla dalgalar kesilmedi. Yani öğle vakti geçerli olan koşullar değişmedi. Artık demir almaktan başka bir çare yoktu. İpin üstünde rahatça gezen cambazın altındaki güvenlik ağı iptal edilmişti. Şimdi eylem zamanıydı.

Dümenin palasını tam sancağa doğru çevirip öyle kalmasını sağladım. Ağır ağır demir aldım. Kano önce durup sonra çok yavaş şekilde geri geri gitmeye başladığında ön direğin ana yelkenini bastım. Geri giderken dümen kanonun pruvasının hafifçe iskeleye dönmesini sağlarken yelken rüzgarla dolmaya başlayınca bu dönüşü kolaylaştırdı. Uygun anın geldiğini hissedince  dümeni düzelttim. Kano ağır ağır ilerlemeye başladı. Uygun yere gelince yelkeni boşlayıp  doğru noktaya doğru şekilde demir attım.

Benim için büyük, denizcilik için hiç bir anlam içermeyen bir başarı. Duvarın üstüne bir tuğla daha konuldu.
Güvenlik daha çok batıl bir inançtır. Doğada bulunmaz... Helen KELLER

Çevrimdışı Enes Save

  • *
  • İleti: 727
Ynt: Su Yolunu Buluyor
« Yanıtla #33 : 16 Mayıs 2019, 18:15:11 »
Bir arkdaşım sağ olsun Güllük'ten ayrılırken video kaydı yapmış.


Selim de Kıyıkışlacık'a girişimi kaydetti. Teşekkürler.

Güvenlik daha çok batıl bir inançtır. Doğada bulunmaz... Helen KELLER

Çevrimdışı İlkay Ersoy

  • *
  • İleti: 100
Ynt: Su Yolunu Buluyor
« Yanıtla #34 : 17 Mayıs 2019, 09:16:39 »

Çevrimdışı Enes Save

  • *
  • İleti: 727
Ynt: Su Yolunu Buluyor
« Yanıtla #35 : 17 Mayıs 2019, 13:06:49 »
Güvenlik daha çok batıl bir inançtır. Doğada bulunmaz... Helen KELLER

Çevrimdışı Enes Save

  • *
  • İleti: 727
Ynt: Su Yolunu Buluyor
« Yanıtla #36 : 18 Mayıs 2019, 08:55:03 »
İlk yolcu.

Güllük-Kıyıkışlacık-Güllük tarifeli seferlerimiz başlamıştır 😊

Güvenlik daha çok batıl bir inançtır. Doğada bulunmaz... Helen KELLER

Çevrimiçi Ahmet Kabaalioğlu

  • *
  • İleti: 4155
Ynt: Su Yolunu Buluyor
« Yanıtla #37 : 18 Mayıs 2019, 10:39:28 »
Vay ilk yolcu Selim olmuş, tebrikler. Kanoda güzel gidiyor , maşallah.
"Son Denk Kayıkçısının Hatırasına"

Çevrimdışı Enes Save

  • *
  • İleti: 727
Ynt: Su Yolunu Buluyor
« Yanıtla #38 : 18 Mayıs 2019, 22:29:15 »
Vay ilk yolcu Selim olmuş, tebrikler. Kanoda güzel gidiyor , maşallah.

Güzel bir sabah, güzel bir denizci.
Güvenlik daha çok batıl bir inançtır. Doğada bulunmaz... Helen KELLER