Gönderen Konu: Andromeda1'in Maceraları  (Okunma sayısı 5556 defa)

Çevrimdışı Özgü Uyar

  • *
  • İleti: 55
Ynt: Andromeda1'in Maceraları
« Yanıtla #60 : 12 Haziran 2019, 08:34:21 »
Iyi tatiller.. istediginiz yerlere keyifle ulasmissiniz..

Bizim butun ekip Bosa’ya selamlarini iletiyor :))
Sabah goremediklerinde buruldular biraz..

Selametle..



Sent from Margarita

Çevrimdışı Zafer Dedeoğlu

  • *
  • İleti: 367
Ynt: Andromeda1'in Maceraları
« Yanıtla #61 : 12 Haziran 2019, 12:51:18 »
Çok kısa anlatmışsın Mücahit kaptanım. Artık döndüğünüze göre Ece kaptan daha detaylı yazar bize seyrinizi  :)xx :)xx :)xx

Çevrimdışı Mücahit Karabaş

  • *
  • İleti: 742
Ynt: Andromeda1'in Maceraları
« Yanıtla #62 : 13 Haziran 2019, 17:26:40 »
Özhan Reisim Bosa, iskele görünce çıkmak için çıldırıyor. Alargada ise bir anda değişip sanki hep alargada kalmak istermiş gibi mutlu ve uyumlu görünüyor. İlginç bir durum.

Özgü Abi  sabrınız ve anlayışınız için tüm ekibe tekrar teşekkür ederiz. Sizinkiler Bosayı sevgi seline boğdukça bizimki de yüz buldu☺

Zafer Abi devamı gelir elbet. Ece de benim için saçını nasıl süpürge ettiğini, süpürgenin sapından da nasıl bayrak direği yaptığını anlatır.☺

Çevrimdışı Alper Yıldırım

  • *
  • İleti: 23
Ynt: Andromeda1'in Maceraları
« Yanıtla #63 : 13 Haziran 2019, 22:00:45 »
mücahit kaptanım,  bozcaada'da denk gelemedik ama umarım dönüş yolunda karşılaşırız,  ece kaptanıma selamlar, keyfiniz bol olsun

Çevrimdışı Mücahit Karabaş

  • *
  • İleti: 742
Ynt: Andromeda1'in Maceraları
« Yanıtla #64 : 14 Haziran 2019, 09:58:17 »
mücahit kaptanım,  bozcaada'da denk gelemedik ama umarım dönüş yolunda karşılaşırız,  ece kaptanıma selamlar, keyfiniz bol olsun

Alper Kaptanım teşekkürler.  Bizden de çok selamlar. Elbet yine karşılaşırız denizde. Yeni Teknenin ismi de çok güzel kendi de. Alım hikâyeni bir iki kararla şuraya bari. Görünce tanıyalım :)

Çevrimiçi Kemal Gündüz

  • *
  • İleti: 666
  • Selamlar
Ynt: Andromeda1'in Maceraları
« Yanıtla #65 : 14 Haziran 2019, 11:21:15 »
Mücahit Reis
Güzel paylaşım için teşekkürler


Tapatalk kullanarak iPhone aracılığıyla gönderildi

Çevrimdışı Mücahit Karabaş

  • *
  • İleti: 742
Ynt: Andromeda1'in Maceraları
« Yanıtla #66 : 17 Haziran 2019, 00:23:02 »
Andromeda, transferli tatil seyrini tamamladı. Dün Turgut Köyü Ella Kulüp iskelesine bağlandık. Burayla anlaşmamızda referans olan Mehmet Atay Reisimize çok teşekkür ederiz. Hayatımızın en güzel tatillerinden birisini bitirdik demeyelim ara verdik demek daha doğru olur. Hem de son akşam Emel Sayın Koyunda dolmaya başlayan Ay Dede’nin romantik ışığında çiçeği burnunda bir dedenin kulaklarını da bol bol çınlattık.  Bu koy, Tahtacıoğlu ve İnbükü diye iki bölümden oluşuyor. Biz İnbükü tarafındaydık. Mehmet Atay Reisin verdiği dereceyi takip edince doğrudan ulaştık. Dereceye girmek diye buna derim ben.

Transferle ilgili detayları aklımıza geldikçe yazacağız. İngiliz Koyu tam bir yeryüzü cennetiydi. Burayı görüp zirvedeyken bu işi bırakalım diye espri yaparken Knidos Büyük Limanının da bir su altı cenneti olduğunu görünce beynimiz yine mutluluk hormonu konusunda bize cömert davrandı. Knidos antik şehrinde sadece maske, palet şnorkel ABC’siyle bile şahit olduğumuz güzellikleri anlatmayı  Ece Reis benden daha çok hak ediyor. 

Palamut Bükünde kısa bir görüşme de olsa Çetin Kent’le tanışma şerefine eriştim. Bencik Koyunda Kıçtan kara bağlanma konusunda bol bol deneme yaptık. Sonunda bu işi kaptık. Hisarönü yelken yapmak ve konaklama için zengin bir yer. Bu seyirde Yelkenli Yatçılık teriminin hakkını verdiğimize inanıyoruz. Yelkencilik de yatçılık da ayrı ayrı güzel hobiler.

Bu seyre çıkmadan önce özellikle transfer konusunda çok endişelerim vardı. Yolda bir aksilik yaşamamak için arkadaşlarımın da desteğiyle çok iyi hazırlanmaya çalıştık. Oğuzhan sağ olsun yelken halatlarının değişimi ve bakımı konusunda fedakarca yardımcı oldu. Teknenin eksikleriydi, yelken bakımıydı, motor bakımıydı yenilenmesiydi derken çok uğraştık. Cevat İpekçi Reisimiz sayesinde botu ve güneş panellerini taşıması için paslanmaz bir taşıyıcı için düzgün bir usta ile anlaşıp bizim için önemli bir sorunu da hallettik. Sondan bir önceki gün bir anda aküleri de değişmeye karar verdik. Son gün bir sürü koşturmanın arasında yeni aküleri taktım, eski aküleri de aküleri aldığım firmaya götürüp teslim ettim. Teknenin donanımı ile ilgili sonradan sıkıntı çıkarabilme ihtimali olan her şeyi değiştirmeye çalıştık. Çünkü yollarda su koyuverecek bir ekipmanı beklemek için zaman kaybedebilirdik. Yolculuğun ilk haftası bayram tatili olduğu için hiç bulamama riskimiz bile vardı. Motorla ilgili pek çok parçayı bu nedenle yedek olarak aldık.  Bizden sonra seyre çıkan komşumuz Murat Ayduk Reisimizle yangın tüpleri bakım ve sertifikasyon işini hallettik. Murat seyir sırasında da sağ olsun hep yanımızda oldu takip etti.

Bu tip bir seyre çıkmadan önce rota planlaması çok önemliymiş. Forumdaki pek çok reisimizden taktikler aldık. Hava durumuna göre B, C hatta D planları yaptık. Teknede yeni olan kedimiz Bosa ve arkadaşımız Gökhan’ın kondisyon durumlarına göre de planlarımız vardı. Her ikisi de çok iyi uyum sağladılar. Onların sayesinde bizim de içimiz çok rahat oldu. Zaman sınırımız olduğu halde bu baskıyı hiç hissetmedik. Hissettirmedik. 

Kumanya planlaması da çok önemli bir konuydu. Buna da değinmek gerek. Önceden ihtiyaçlarımızı güzelce listeledik. Teknenin kapasitesine ve bulunabilirlik kriterlerine göre tüm ihtiyaçlarımızı abartmadan stokladık. ( Su hariç. Ben her zamanki gibi suyu biraz abarttım)  :)

Transfer yorgunluğu ile başlayıp tatil moduna dönen seyrimiz boyunca Ece Reis de ben de yine çok şey öğrendik. Her konuda bir birimizi yedeklemeye çalıştık ve başarılı olduğumuza inanıyorum. Birbirimize kızdığımız anlar da oldu sonra hatırladıkça güldük. ( Ece bazılarına hala gülmüyor bozuntuya vermeyeyim). :)

Bosa bizi çok şaşırttı. İlk günler baş kamaradan çıkmayınca onu getirdiğimize çok üzüldük. Ama kerata sonradan  havuzluğun en korunaklı ve konforlu köşelerini kapıp bize talimat bile vermeye başladı. Son akşam İnbükünde bumbanın üzerinde ay yürüyüşü yapıyordu. Altı yüz deniz mili yol aldı ve üst segment bir kedi oldu.  C:-)

Bu seyir sonunda bir şeyi yine anladık ki, tek bir “Deniz” yok, farklı denizlerden oluşan bir bütün var. Bu denizler topluluğu size her an bir şey öğretiyor. Doğayı, kendinizi daha iyi tanımanızı ve geliştirmenizi sağlıyor. Yol boyunca seyirde hiç yalnız olmadık. Bizi takip eden arayan pek çok reisimiz vardı hepsine teşekkür ederiz. Ayrıca şimdiye kadar yazdıkları ya da bize anlattıkları ile bizimle seyir yapıyormuş gibi hissettiğimiz Gezgin Korsanlar ve Heyamolahey Reislerine de çok teşekkürler.

“Babakale’yi döneli iki saat olmuş. Usul usul yağan yağmur taneleri arada bir yüzüme dokunuyor. Deniz sakin... Motorla da olsa çok keyifli bir seyir. Vardiyada tek başımayım. Andromeda oto pilotta seyir halinde. Bir ara başımı içeri uzatıyorum. Ece ve Bosa salondaki koltukta mışıl mışıl uyuyorlar. Sıcak kahvemden bir yudum içimi ısıtıyor. Ufka bakıyorum ileride kara bulutların bittiği yerde gökyüzünün aydınlığını görmenin mutluluğu ile derin bir nefes alıyorum. Teşekkürler hayat…”



Çevrimdışı Aziz Eryavuz

  • *
  • İleti: 201
  • Hep gülelim birbirimize, saygı ve sevgi ile.
Ynt: Andromeda1'in Maceraları
« Yanıtla #67 : 17 Haziran 2019, 11:16:30 »
Sevgili Astunç'lar,
Transfer dönemi geçmiş oldu. Bundan sonraki tatil kısmında da aynı keyif ve sağlıkla devam edersiniz inşallah. Biz de keyifle okuruz sizin anılarınızı. :)

Çevrimdışı Mücahit Karabaş

  • *
  • İleti: 742
Ynt: Andromeda1'in Maceraları
« Yanıtla #68 : 17 Haziran 2019, 12:50:08 »
Abi tamam kılıbık olduğumu her yerde itiraf ediyorum da soyadımı Astunc yaptığımı bir tek sana söylemiştim. Sırrımı ifşa ettin ;D 8)

Çevrimiçi Sedat Oztekin

  • *
  • İleti: 67
Ynt: Andromeda1'in Maceraları
« Yanıtla #69 : 17 Haziran 2019, 13:28:50 »
Abi tamam kılıbık olduğumu her yerde itiraf ediyorum da soyadımı Astunc yaptığımı bir tek sana söylemiştim. Sırrımı ifşa ettin ;D 8)
Günün esprisiydi. Çok yaşayın.

Çevrimdışı Aziz Eryavuz

  • *
  • İleti: 201
  • Hep gülelim birbirimize, saygı ve sevgi ile.
Ynt: Andromeda1'in Maceraları
« Yanıtla #70 : 18 Haziran 2019, 10:52:55 »
Abi tamam kılıbık olduğumu her yerde itiraf ediyorum da soyadımı Astunc yaptığımı bir tek sana söylemiştim. Sırrımı ifşa ettin ;D 8)

Yahuu Mücahit çok tatlı bir arkadaşımsın. Ama inan ki gerçek kılıbık benim ve bu yanlışı kılıbıklıktan değil, ihtiyarlıktan yaptım. :)

canım kardeşim anlayışın ve espirili düzeltmen için de teşekkür ederim.

Çevrimdışı O.Utku Uçkan

  • *
  • İleti: 1127
  • Bilen bilir
Ynt: Andromeda1'in Maceraları
« Yanıtla #71 : 19 Haziran 2019, 11:16:49 »
Allah içinize sindirsin. :)xx
Deniz ve sevgi dolu günlerinizin devamını diliyorum. :)
DeDe

Çevrimdışı Mücahit Karabaş

  • *
  • İleti: 742
Ynt: Andromeda1'in Maceraları
« Yanıtla #72 : 20 Haziran 2019, 01:50:56 »
Aziz Abi, aramızda sadece birkaç yaş fark var. Abartmayın lütfen. Ayrıca siz de enerjinizle örnek aldığımız bir çiftsiniz. İyi ki varsınız.
Kemal Reisim, Utku Dedem, Sedat Reisim teşekkürler.

Doğan Hocamın fizikçi gözüyle denizcilik kavramlarında demirleme konusu anlatılırken, biz denizlerde olduğumuz için yazılanları kaçırmışım. Bugün geriye dönük bakınca gördüm. Yine döktürmüş.

Öncelikle Doğan Hocam mühendisler bu dersi almaz diye dokundurmuş ama kendisine bir ters köşe yapayım.  :) Üniversitenin son döneminde ( Okul öyle uzamış ki kaçıncı dönem olduğunu ben bile hatırlamıyorum)  kredili sistemde okuduğumuz için bir kaza olmasın diye fazladan seçmeli ders almam gerekiyordu. Ben de Fizik bölümünden "Klasik Mekanik" dersini almaya karar vermiştim. Dersi veren hocamız çok sert bir profesör hanımdı. Bütün dönemin konularını dersi alan biz sekiz öğrenciye paylaştırmıştı. Derse gelmeden önce konumuzu çalışıp sınıfta anlatıyorduk. Hoca da sürekli sorular sorup bizi sıkıştırıyor, eksik ya da yanlışlarımız düzeltiyordu. Dersin haricinde takıntılı olduğu şeylerden birisi de yabancı isim ve kelimelerin telaffuzu idi. Büyük fizikçi De Lambert’in meşhur De Lambert Prensibi konusunda  Fransızca da kural olarak De Lambert’in sonundaki “t” harfinin telaffuz edilmemesi gerektiği konusunda (örnek olarak restaurant kelimesinin sonundaki t harfinin de okunmadığını söylemişti) bir kız arkadaşımızı arka arkaya üç dört defa uyarmıştı. Durumun ciddiyetini anlayamayan kızcağız sonunda biraz kikirdeyince hocamız onu sınıftan kovmuştu. Bu derse sıkı devam edip konularını iyi bildiğim halde sene sonunda  almam gereken krediyi tutturunca vizeden iyi not almama rağmen yoğun sınav döneminde bu dersin finaline girmemiştim. Derse öyle devam etmiştim ki, çok karlı bir  Ankara gününde evim okula yakın olduğu için sınıfa bir tek ben gidebilmiştim.  Ayla Hocamız buna rağmen dersi yapmıştı. Sonraki günlerde diğer yedi arkadaş ders notlarımı almak için peşimden koşmaya başlamışlardı. Bunca senelik üniversite hayatımda hep not peşinde koşan ben olduğum için bu durum çok hoşuma gitmişti. Notların fotokopilerini kendim çektirip büyük fizik anfisinin önünde imza günü düzenlemiş, arkadaşlarıma notlarımı imzalayarak vermiştim. İmza gününü duyan herkes oraya doluşmuş epey gırgır şamata olmuştu. :)

Neyse demirleme konusuna gelecek olursak. Alargada kalmak için demirlemek iyi hoş... Şimdiye kadar sorun yaşamadan defalarca demir atmıştık. Bir de kıçtan koltuk alarak demirleme konusu varmış. Bu gezide konumuz bu tarz demirlemeydi. Wikiderya sağ olsun bu konuyu grafiklerle çok güzel anlatmış. İş pratiğe gelince rüzgarın yönü ve şiddeti, demiri attığınız yerin derinliği gibi faktörler işin içine girdikçe teorik bilgileriniz sizi sırtınızdan hançerleyebiliyor.  Tabi iletişimsizlik de önemli bir faktör. Aslında demirleme konusunda Ece'yle bir iletişim problemimiz olmadı hiç… Bazen ben, bazen o ırgatın başında oluyor. İşaretlerle anlaşarak demiri her seferinde  bir defa da atıyoruz. Ama kıçtan koltukla bağlanma konusunda iki  tane çok bilmiş bir araya geldiğimiz için ikimiz de kaptancılık oynuyoruz. Ben dümende demiri at dediğimde o erken diyerek atmıyor. O attığı zaman ben erken tornistan veriyorum ya da şansımıza tam o anda sağanak bastırıyor ben manevrayı tamamlayamıyorum gibi sıkıntılar oluşuyor.

İlk tecrübemiz olan pilot bölgemiz Çökertme Koyuna girince koyun kuzey doğu tarafına yöneldik. Haritada sailing kalamarinin göründüğü yerin biraz ilerisinde boş bir kaya bulduk. Sekiz metreye demiri attık. Ben tornistanı verdim. Kıyıya yaklaşık yedi sekiz metre kalacak ve  derinliğimiz beş metre olacak şekilde yanaştık ( bu arada wikideryada çok güzel bir bilgi var. Derinlik göstergeniz salmanın önünde olduğu için palanızın bulunduğu yerdeki derinlik daha önemlidir dikkatli olun diyor. Bu çok önemli bir detay gerçekten) . Ece koltuk halatına ek bir halat bağlayıp suya atladı yüzerek kayaya ulaştı. Ayağına dalış patiklerini de giymişti. Hoop bir ızbarço... Beş dakika sonra soğuk biramız açılmıştı bile... İlk denemede her şey yolunda gitmişti.

3-4 gün sonra Bencik koyuna gittiğimizde bu sefer 12 metreye demir atmıştık. Kıyıda bile derinlik 6 metreydi. Bir den derinleşen kıyıda demir atılacak derinlik ve kıyıya uzaklığı meğer çok önemliymiş. En önemlisi de demir atacağınız koyu iyi tanımanız, derinlikleri aşağı yukarı bilmeniz… Burada da her şey çok iyi gitti. Nizami bir şekilde kıçtan kara olduk. Ama yine de önemli bir sorunumuz oldu. Bağlanacağımız yerin bir kaya olması için araya taraya  koyun diplerine kadar gitmiştik. Kayayı da bulduğumuzu sanmıştık. Demir atıp yanaşma tornistanımızı yaptık. Ece halatla suya atladı. Ama karaya çıkınca kaya sandığımız şeyin toprak olduğunu anladı. aceleyle tekneyi bir ağaca bağladı. Tekneye geri döndü. 15-20 dakika sonra bu durumdan rahatsız olduk. Ağaç bize ince geldi. İskele kıç omuzluğumuzda birkaç orta büyüklükte kaya gördük. Ece tekrar yüzerek gitti. Ben de peşinden gittim. Kayalar sağlam görünüyordu. Bu kayalara halat bağlarsak koltuk halatımızı da bu halata bağlarız dedi. Hatta sürtünme ile kopar diye düşünerek garantiye almak için iki halat bağladı. Koltuk halatını da ağaçtan söküp bu halatlara bağlayıp tekneye geri döndü. Ben o arada patates kızarttım. Bira açtım. Yedik içtik... Bir yandan da “ayrılırken kayadaki halatı çözmeyelim. Ece'nin bağlanma hayratı olsun” diye konuşuyoruz. Birden bir o koca kaya yerinden oynayıp deniz doğru bir tur yuvarlanmasın mı? Tabi kayaya sardığımız iki halat da özgür kalıp denize doğru kaydılar. Teknenin kıçı rüzgarla harekete geçti. Ben kontak anahtarını çıkarmamıştım. Hemen motoru çalıştırdım. Koltuk halatımızı ve  demirimizi topladık. Koyun ortalarına doğru bir yer aramaya başladık. Yaklaşık 20 dakika koyda dört döndük ama maalesef ağaçlardan başka bağlanabilecek bir kaya parçası bulamadık. Sonunda yine ağaca bağlanalım ama sağlam bir ağaç olsun diye kararlaştırdık. Alarga da kalmayı da tercih edebilirdik. Ama demir atılacak yerler en az 13-14 metreydi. Demirde sıkıntı olursa dalabilecek ekipmanımız olmadığı için bu riske girmek istemedik. Bir de kıyılar çok çabuk derinleştiği için rüzgar dönerse kaloma nedeniyle karaya vurma riskimiz de vardı. Neyse 12 metrelerde demir atıp kıçtan kara olabileceğimiz bir yer bulduk. Ama az önce bahsettiğim gibi iki çok bilmiş kaptan birbirini dinlemediği için 4-5 deneme yatığımız halde bir türlü düzgün yanaşmayı başaramadık. Yan teknelerden bizi izleyenler aralarında bahse bile girmişlerdir. Sen ağa ben ağa bu tekneyi kim bağlaya? 

Sonunda daha fazla rezil olmayalım dedik ve ilk bağlandığımız yere, koyun dibine doğru döndük. Bu sefer daha içeride öncekinin 4 katı kalınlıkta bir ağaç fark ettik. Biraz zor da olsa sadece tek seferde buraya demir atıp kıçtan koltuğumuzu almayı başardık. Ağacın dibinde çalıların arkasında bağlanabileceğimiz bir kaya da varmış. Böylece vicdanımız rahat bir halde tatlı bir yorgunlukla görevi tamamlamış olduk. Bizim üzerimize iddiaya giren tekneler keşke bizi görebilselerdi. Şaka bir yana aslında bu başarısızlık bizim için çok iyi oldu. Sezon tam başlamadan boş koylarda bu tip alıştırmalar yapabilmek çok büyük şanstı. Bu tarz deneyimler sayesinde bilgilerimiz pekişti. Hatalarımızı görüp kendi aramızda tartıştık.

Bu yaz sonunda bu tip bağlanmalar konusunda epeyce deneyim kazanmış oluruz. Yelkencilik ve yatçılık ayrımı böyle detaylarda gizli. (Biz her ikisi de olmadık ya neyse) :) Çökertme Koyunda kocaman guletlerin, gezi teknelerinin bu bağlanmaları tek seferde yapmalarını seyretmek de bizim için çok faydalı oldu. Koltuk halatının yüzmek dışında botla da taşınabileceğini de görüp bir yere not ettik. Ama bütün bunlar zaten Wikiderya’da detaylı yazıyor. Bu seyahatimizde Vira Demir kitabını evde unuttuğumuz için koylar hakkında da en çok danıştığımız kaynaklardan birisi Wikiderya idi. Emeği geçen herkese tekrar tekrar teşekkürler. 



Çevrimdışı Aziz Eryavuz

  • *
  • İleti: 201
  • Hep gülelim birbirimize, saygı ve sevgi ile.
Ynt: Andromeda1'in Maceraları
« Yanıtla #73 : 20 Haziran 2019, 09:52:22 »
Sevgili Mücahit,
Gene çok tatlı yazmışsın keyifle okudum, orada sizinle imiş gibi yaşadım.
Bencik hızla sığlaşan koyları nedeni ile çok rahat bir demir yeri değil aslında. Hele teknenin kıçı gezerse sancak veya iskelede dümenin dibe çarpma olasılığı hakikaten rahatsız edici bir durum. İyi tarafı her havada tekneyi çok etkileyemiyor rüzgar. Çok kapalı bir koy.

Kolay gelsin. keyifli seyirler diliyorum. :)

Çevrimdışı Ahmet Kabaalioğlu

  • *
  • İleti: 4224
Ynt: Andromeda1'in Maceraları
« Yanıtla #74 : 20 Haziran 2019, 11:32:57 »
Mücahit ne güzel anlatmışsın, rehber gibi oluyor, eline sağlık.


 Alarga da kalmayı da tercih edebilirdik. Ama demir atılacak yerler en az 13-14 metreydi. Demirde sıkıntı olursa dalabilecek ekipmanımız olmadığı için bu riske girmek istemedik. Bir de kıyılar çok çabuk derinleştiği için rüzgar dönerse kaloma nedeniyle karaya vurma riskimiz de vardı. Neyse 12 metrelerde demir atıp kıçtan kara olabileceğimiz bir yer bulduk.



Bu derin sular için , mecburiyet halinde feda edilebilecek ucuzlukta bir demir ve batar halat bulundurmak iyi bir şey sanki. Benim düşüncem bu doğrultuda, tabi bu konuda otoriteler her ne kadar bunu doğru bulmasa da, ben öyle yapıyorum.

Kayalara bağlanma konusunda ise sürekli oralarda takılanlar, hortum geçirilmiş zincir veya tel kullanıyorlar. Devamlı kıçtan kara oldukları için bunları teknelerinde bulunduruyorlar diye duymuştum.

Tabiki bu anlattıkların biz kuzeylilerin bilmediği şeyler,  buralarda kıçtan kara olacak koy vardı da bizmi olmadık ;D

Paylaştığın resimler ve yazdıkların sayesinde biz de fikir sahibi oluyoruz.

"Son Denk Kayıkçısının Hatırasına"