Gönderen Konu: Şarap  (Okunma sayısı 2342 defa)

Çevrimdışı Tan Kaan Özkan

  • *
  • İleti: 2174
Şarap
« : 14 Aralık 2017, 12:37:00 »
Pek anladığım söylenemez. En azından derinlemesine bir bilgim yok. Hepimizin bildiği temel bilgiler kadar işte.
Sanırım şarap konusunda sadece "içiciyim"   ::)

Elbette bu bir şeyler öğrenmemize engel değil. Apayrı ve köklü bir kültür işi. Doğrusu, öğrenmek istediğim bir kültür.

Barbara Nowak ve Beverly Wichman'ın, Arkadaş yayınevinden çıkan "Her Yönüyle Şarap" kitabından, bir şarap severin aldığı notları buraya ekliyorum.
Sanırım başta Ersin olmak üzere diğer şarap severlerinde söyleyeceği ve benim gibi "sadece içiciler" için bazı temel bilgiler ve ipuçları vardır.




1. Mezopotamya (Dicle ve Fırat nehirlerinin arasındaki havza), antik çağlardaki şarap üretiminin doğum yeri olarak kabul ediliyormuş. Aynı dönemde Çin’de de şarap üretildiğine dair bazı bulgulara rastlanmış.

2. Antik çağlarda şarap daha çok zenginler ve nüfuzlu kimseler tarafından içilirmiş. Halkın içeceği biraymış.

3. Hipokrat’ın da arasında bulunduğu Yunanlı doktorlar hastalarına şarap önerirlermiş.

4. Dünyada bir dönem asil olarak kabul edilen üzümler; Cabernet Sauvignon, Merlot, Pinot Noir, Chardonnay, Sauvignon Blac ve Riesling. ‘Asil üzüm’ kavramı günümüzde geçerliliğini yitirmiş.

5. Avrupalı şarap üreticileri şarabın etiketine her zaman üzümün yetiştirildiği bölgesini yazarken, Amerikalılar marka ismi, üzümü ya da şaraphane adını yazarlarmış.

6. Şarapların ön etiketi raftaki şarabın dikkat çekmesi, arka etiketi ise şarabın satın alınmasını hedeflermiş.

7. Bazı şaraplar meşe fıçılarında bekletilirmiş, bazıları ise şarap tanklarına meşe parçaları atılarak aroması veriliyormuş. Meşe fıçılarının pahalı olması nedeniyle bu yol izlenirmiş. İyi şarap üreticileri meşe fıçılarını her sene yenilerlermiş.

8. Bir şarabın adını tek bir üzüm cinsinden alabilmesi için, içeriğinin en az %75’ini bu üzüm türünün oluşturması şartmış.

9. Şarap birden fazla üzüm karıştırılarak üretilirse kupaj (harman), tek bir cins üzümden üretilirse sepaj deniyormuş.

10. Hasat, vintage demekmiş.

11. Nonvintage, yani hasat dışı kısaltılmışı NV harfleri bir şarabın üzerinde varsa, farklı yıllarda üretilmiş üzümlerden yapıldığı anlamına geliyormuş.

12. Sıcak iklimlerde hasat mevsimi ağustos ortasında, soğuk yerlerde eylül ayında başlarmış. Hasat zamanına üretici karar verirmiş. Olgunluğun en belirgin özelliği renk ve şeker oranıymış.

13. Mevsimin başında yaşanacak buzlanma üzüm çekirdeklerinin zarar görmesi ve mahsulün azalması anlamına geleceğinden sakıncalıymış. Ancak hasat öncesindeki birkaç hafta ve hasat zamanı havanın iyi gitmesi üzümler açısından çok daha büyük önem taşıyormuş. Bu dönemde yağmur en büyük tehlikeymiş. Yağmurun fazlası üzümü şişirip şarabı sulandırırmış.

14. Hasat yılı şarabın şişelendiği yılla aynı olmak zorunda değilmiş. Çoğu şarap toplandığı yıl şişelenmezmiş.

15. Yarım dönümlük bir araziden yaklaşık 4000 şişe şarap elde ediliyormuş.

16. CAB, Cabernet’in kısa yazılışıymış.

17. Cabernet üzümleri küçük, siyah ve kalın kabukluymuş. Kalın kabukları sayesinde hastalıklara ve uzun sonbahar yağmurlarına karşı dayanıklı olan bu üzümler mevsimin sonlarına doğru olgunlaşmaya başlarmış. Kalın kabuklar şarabın tanen açısından zengin olmasını sağlarmış. Cab üzümleri farklı ortamlara rahatlıkla uyum sağlayabilir ve çok soğuk olmadıkça her türlü iklimde kolaylıkla yetiştirilirmiş. Dünyanın en önemli şarap üretim bölgeleri bu üzümle doluymuş.

18. İçerdiği yüksek tanen seviyesi nedeniyle Cabernet şarabı, ‘kırmızı’ hayatına oldukça sert içimli başlarmış ancak önce meşe fıçılarında, sonra da şişede yıllandırıldığında giderek daha yumuşak bir lezzete sahip olurmuş. İyi kalite Cab şarapları en az 10-15 sene yıllandırılabilirmiş.

19. Genç Cabernet şaraplarını tadanlar genellikle kuş üzümü, dolma biber, çikolata ve baharat notalarıyla karşılaşırlarmış. Yıllanmış olanlarını deneyenler ise daha çok tütün tadı duyumsadıklarından bahsederlermiş.

20. Cabernet, özellikle Merlot ve Cabernet Franc ile harmanlandığında şarabın yumuşak ve meyveye çalan bir bitişe sahip olmasını sağlarmış.

21. Avustralya’da Cabernet, Shiraz ile karıştırılır ve şarap bibersi bir baharat notasına sahip olurmuş.

22. ’90’larda dikkatler kolay içimli kırmızı bir sepaj olan ve Cabernet’den daha az tanen içeren ve onun alternatifi olarak da görülen Merlot’nun üzerine toplanmış. Ancak şarap üreticileri için Merlot hiçbir zaman bir yıldız olamamış.

23. Merlot’nun küçük ve koyu mavi renkteki üzümleri ince kabukları sayesinde çabuk olgunlaşır ve Cabernet Sauvignon’a oranla daha az tanen içerirmiş.

24. Merlot, çok farklı aroma ve tatlar içeren bir şarap olmadığından, şişe yıllanmasına pek ihtiyaç duymazmış. İçime en uygun olduğu an, her zaman ‘şu an’mış.

25. Merlot’nun içerdiği notalar genel olarak erik, vişne, kuş üzümü, menekşe ve gülmüş.

26. Pinot Noir, dünya çapında birinci sınıf üzüm çeşitlerinden biri olarak kabul görmesine rağmen Eski Roma döneminden beri şarap üreticilerini hayal kırıklığına uğratıyormuş. Üretim sürecinin her aşamasında (yetiştirilmesinden şişe yıllanmasına kadar) üreticinin karşısına hala sorunlar ve engeller çıkarmaya devam ediyormuş.

27. Pinot Noir yetişeceği toprak konusunda oldukça seçiciymiş. En iyi sonucu kireçli topraklarda verirmiş. Uzun ve serin bir yaz mevsimine ihtiyaç duyarmış. Ana asma ile yavru asma arasında önemli farklar olabilirmiş. Tarım zararlılarına ve baharda yaşanan don olaylarına karşı savunmasız olduğu gibi, her türlü hastalığa yakalanmaya da müsaitmiş. Üzümleri kuşlardan koruyacak kadar yaprağa sahip değilmiş ve üzümlerin buruşarak kuruması olasıymış.

28. Bunca zorluğa rağmen neden Pinot Noir üzümünden şarap üretildiğini, bu şaraptan alacağınız bir yudum tüm sorularınızın cevabı olacakmış. Pinot Noir kaprisli bir primadonna gibiymiş. Sahneye çıkmadan önce tam bir baş belası olabilirken, dudaklarından dökülen ilk notalar her şeyi unutturmaya yeterliymiş.

29. Pinot Noir ipeğin akışkan hali olarak tanımlanırmış. Dokusu yumuşak ve kadifemsiymiş. Daha az pigment içerdiğinden şarabın rengi daha açıkmış. Tipik Pinot Noir notaları ahududu, çilek ve dumanmış.

30. Avusturalya’da Shiraz olarak bilinen üzüm, dünyanın diğer bölgelerinde Syrah adıyla tanınırmış. Bu üzüm geçtiğimiz on yıllık dönemde sevilmeye başlanmış.

31. Üzümü siyah ve ince kabuklu olarak Shiraz hemen yerde yetişirmiş. Hem serin hem de sıcak ve güneşli bir ortama uygun sağlarmış.

32. Shiraz üzümünden elde edilen şarap gençken koyu bir renge, yüksek bir tanen oranına ve kolayca fark edilen bir baharat notasına sahipmiş. Şarap yıllandıkça ahududu, erik ve duman gibi farklı lezzetler belirmeye başlarmış.

33. Sangiovese, İtalya’nın en eski kara üzüm türlerinden biriymiş. Chianti şarabının en önemli bileşeniymiş. Hem Vino Nobile de Montepulciano, hem de kuvvetli ve uzun ömürlü bir şarap olan Brunello di Montalcino bu üzümden elde edilirmiş.

34. Sangiovese üzümünden yapılan şaraplar genellikle yüksek asidite ve tanen içeriğiyle tanınmalarına karşın oldukça açık bir renge sahipmiş.

35. Tempranillo, İspanya’nın en önemli kırmızı şarap üzümüymüş.

36. Zinfandel, Amerikan kökenli bir üzüm cinsi olarak bilinse de aslında 1800’lerde Kaliforniya’ya Amerika dışından gelmiştir. Güney İtalya’da Zinfandel’e benzeyen ve Primitivo adı verilen bir üzüm yetişirmiş. Kuzen ya da kardeş olduğundan şüphelenilen bu iki üzüm cinsi üzerinde yapılan bir DNA incelemesi, üzümlerin cinsinin aynı olduğunu ortaya çıkarmış. Sonraları bu üzüm cinsinin atası olan vahşi asmanın, Hırvatistan’ın Adriyatik kıyılarında yetiştiği keşfedilmiş. Kolay yetiştirilebilen ve bol mahsul veren bir üzümmüş.

37. Kuvvetli Zinfandel çilek, karabiber ve baharat notları içerirmiş.

38. Chardonnay, diğer üzümlerden farklı olarak belirgin lezzetler içermezmiş, oldukça nötr bir tada sahipmiş.

39. Fermantasyon ve yıllandırma süreçlerinin herhangi birinde ya da her ikisinde de meşe fıçılar kullanmak Chardonnay şaraba lezzet zenginliği ile birlikte meşe ağacına özgü kızarmış ekmek ve vanilya notaları eklermiş.

40. Chardonnay zirvedeki yerini almadan önce o koltukta oturan üzüm Riesling’miş. Yıllanmaya müsait az sayıda beyaz üzüm türünden biriymiş. 20 ya da daha fazla yıl süreyle dinlendirilebilirmiş.

41. Roze şarabının aroması çabuk yok olurmuş. O yüzden de üretim tarihi en yakın olanı almak gerekirmiş.

42. Alkol oranı yüksek olan bir şarabın tek başına içilmesi daha doğruymuş. Genellikle alkol seviyesi düşük şaraplar yemeklere daha kolay uyum sağlarmış.

43. Genel olarak denilebilir ki bazı yiyecekler şarapla iyi seçim sayılmazlarmış. Örneğin; enginar, kuşkonmaz, çikolata, zeytin, ıspanak ve yoğurt.

44. Ekşi tat içeren bir yemeğin yanında asit seviyesi yüksek bir şarap iyi gidermiş.

45. İçinde bir miktar acı tat bulunan yemeklerle içeceğiniz şarabın da belirli bir ölçüde acı olması gerekirmiş. Böylece iki farklı acı tat birbirini etkisiz hale getirirmiş. Şarabın acı olması henüz yıllanmamış olan tanenden ileri geliyor. Cabernet Sauvignon ve Shiraz yüksek seviye tanen içeren üzümler.

46. Tuzlu yemeklerle en iyi uyumu da yine asit oranı yüksek şaraplar sağlarmış. Özellikle köpüklü şaraplar bu tip yiyeceklerle iyi gidermiş. Şaraptaki asit oranı tıpkı limon suyu gibi yiyecekteki tuzu perdeliyor.

47. Tanen oranı yüksek şaraplar yağı kesermiş. Şaraptaki tanenler yağ proteinlerine bağlanırmış. Eti çiğnediğinizde ağzınızda yağ proteinlerinden oluşan bir tabaka meydana geliyor. Şaraptan alacağınız bir yudum sayesinde, tanen molekülleri protein moleküllerine yapışarak onları da beraberinde mideye indirirlermiş. Bu sayede ağzınız temizlenir ve bifteğinizin tadını çıkarmaya her lokmada devam edebilirmişsiniz.

48. Tatlıya eşlik edecek şarap seçerken, şaraptaki şeker oranının tatlıdakinden daha fazla olmasına dikkat etmek gerekirmiş.

49. Evde vereceğiniz bir kokteyl partisi için almanız gereken şarap miktarını şöyle hesaplayabilirsiniz. 20 kişinin katılacağını ve partinin 3 saat süreceği varsayımı üzerinden hesaplama şöyle yapılırmış:
20 (kişi) x 15 (cl-saatte içilen miktar) x 3 (saat) =
900 (toplam cl) / 75 (cl/şişe) = 12 (toplam şişe adedi).

50. Fiyatı yüksek şarap her zaman iyi olduğu anlamına gelmezmiş.

Çevrimdışı Zafer Dedeoğlu

  • *
  • İleti: 384
Ynt: Şarap
« Yanıtla #1 : 15 Aralık 2017, 17:08:03 »
şarabın yanına peynirlerde benden olsun  !O__

http://www.cheesecupid.com/

ersin böke

  • Ziyaretçi
Ynt: Şarap
« Yanıtla #2 : 15 Aralık 2017, 21:20:50 »
Hem Fırat ve dicle demişler hem de bu bölgede yetişen üzümlerden haberdar değiller.

Cabarne Öküzgözü yanında ayrık otudur.. Merlot, Boğazkere yanında şaraplık üzüm olarak düşünülemez bile..

BU üzümler sadece bölgesinde yetişir. Şöyle bir örnek vereyim. Boğazkereyi Diyarnbakır'dan aldılar Denizli'de ektiler olmadı..

Düşünün.Şu an Merlot içiyorum gerçi.. Niye.. ? Ucuz çünkü.. Bu bölgenin üzümleri binlerce yıldır bu amaç için soylaştırılmış üzümlerdir. Bu bölgeden başka yerde yetişmezler..

Yabancılar ülkemizde gerçekten bir şey kıskanıyorlar ise bu şaraplık üzümlerdir.

BU kitabı yazanlar mesela güneşli gün sayısından bahsetmemişler.. Örnek Fransa da yeğe göğe sığdırılamayan rekolte nedeni güneşli gün sayısı ile ilgilidir. Fransa de en muhteşem yıl, Diyarbakır ve Elazığ da kötü sayılır.

Monosepaj Boğazkere , dünyanın en ama en iyi şarabıdır... Ben demiyorum.. uzmanları diyor..   

Çevrimdışı Oğuzhan Oğuz

  • *
  • İleti: 1505
Ynt: Şarap
« Yanıtla #3 : 15 Aralık 2017, 22:50:55 »
Bizimkiler fermentasyonu hızlandırmak için sülfür kullanıyorlar. Yerli şarabın içim sonrası sıkıntıları ve baş Ağrısı yapmasının sebebi de kalite düşüklüğü maalesef.

Çevrimdışı Özgür Ökten

  • *
  • İleti: 854
    • AÇIK DENİZ AKADEMİ
Ynt: Şarap
« Yanıtla #4 : 15 Aralık 2017, 23:10:21 »
Merak ettiğim birşeyi yeri gelmişken sorayım;

Bu şarabı içince hissedilen tatlar (çilek, vanilya, biber, duman, toprak, 10 knot yapan yelkenli vb.) gerçekten hissediliyor mu? Yoksa konuşurken tarif edebilmek için mi uyduruluyor/hayal ediliyor?

öZgür (tapatalk)

><(((º>

Çevrimdışı Tan Kaan Özkan

  • *
  • İleti: 2174
Ynt: Şarap
« Yanıtla #5 : 15 Aralık 2017, 23:13:15 »
Şarap hakkında biri yabancı, bir yerli, iki adet pdf ekleyeyim, Şarap 101 gibi iş görür sanırım.

https://www.merryvale.com/wp-content/uploads/2014/10/Waitstaff-Manual-Turkish.pdf

https://dptmezunlari.files.wordpress.com/2012/01/101-soruda-c59farap.pdf

Recep Ertürk

  • Ziyaretçi
Ynt: Şarap
« Yanıtla #6 : 16 Aralık 2017, 00:16:47 »


Bir yerlerde okumuştum ama nerede okuduğumu hatırlamıyorum.
Roma imparatorlarının şarapları Anadolu'dan getirilirmiş..
Bizim sarhoş Selim'e de Kıbrıs'ın, Doğu Akdeniz'deki önemini filan anlatmadıkları, Sokollu'nun "Kıbrıs'ın şarapları çok güzeldir" diye kandırdığı rivayet edilir..  !O__

 

ersin böke

  • Ziyaretçi
Ynt: Şarap
« Yanıtla #7 : 16 Aralık 2017, 09:27:03 »
Bizimkiler fermentasyonu hızlandırmak için sülfür kullanıyorlar. Yerli şarabın içim sonrası sıkıntıları ve baş Ağrısı yapmasının sebebi de kalite düşüklüğü maalesef.

Sülfürün fermantasyon ile ilgisi yok.. ŞArabı korumak için kullanılıyor. sadece bizde değil dünya da da kullanılıyor. O yüzden havalandırılması önerilir.

Şarapta baş ağrısı nedeni olarak hep gösterilir ancak ne kadar gerçekçi bilinmez. Bir rivayete göre de fermantasyon sırasında her iki alkol de oluştuğundan , metil ve etil alkol, az miktardaki metil alkolün baş ağrısı yaptığı şeklinde.

Son teknikler ile artık kalitesiz şarap yapmak mümkün değil. Zamanında Türk şarabının sevilmemesinin nedeni kullanılan presler yüzündendi. Şİmdi içinde kauçuk bir balon olan presler kullanılıyor. Silindir , paslanmaz bir tank düşünün. üzerinde delikler var ve ortasında ince uzun bir balon var. İçinde üzüm olan tank dönüyor ve balon şişiriliyor. Üç defa şıra alınıyor .

Birinci şıra , en iyi şarapların yapıldığı ilk üzüm suyu. Üzüm homojen bir meyva olmadığından em olmuşları önce  patlıyor çünkü. Niye böyle bir pres kullanılıyor? Çekirdeği ezmemek için.

Niye böyle yapılıyor? çekirdek ezilirse acılaşıyor üzüm suyu. Ama başka bir nedeni daha var. Artık üzüm çekirdeği meyvasından daha kıymetli. İçindeki çeşitli elementler kozmetik sektöründe kullanılıyor. Bir çok şarap üreticisi için şarap artık ara mamül oldu.

Peki madem çekirdek sıkıntı neden çekirdeksiz üzümden örneğin sultaniyeden şarap olmuyor ? oluyor.. Kavaklıdere yapıyor. Ama bu ege bölgesi üzümü çok sulu ve minerali az.. Oyüzden şarabı lezzetli olmuyor.

Gelelim kokulara.. Onlar şarabın aromasını tarif etmek için kullanılıyor. Yani şarap aslında öyle kokmuyor. Ben çoğunun biraz abartı olduğunu düşünüyorum şahsen.

Kamber , sakın bir daha  Türk şaraplarına kalitesiz deme. Üstelik Kavaklıdere gibi firmalar dünyada monosepaj denilen tek üzüm şarabını en iyi yapabilen firmalardan. Üstelik malumunuz tüm engellemelere rağmen..

Parana kıy bir Boğazkere iç.. Kavaklıdere olsun ama. BU şarabın üzerine şarap dünyada yoktur. Neden bu kadar güzel? Bir kere dünyanın başka hiç bir yerinde yetişmez. Diyarbakır ve Elazığ da yetişir. Binlerce yıl sırf şarap amacı ile yetiştirildiğinedn felaket soylaşmış bir asmadır. Keza Öküzgözü de öyledir. Kalecik Karası, Shiraz hep bunlar bu bölgelerin üzümleridir. Beyazlardan Narince ve Emir yine inanılmaz lezzette beyaz şarap veren asmalardır..

BU şekilde şarap içmeye başlayın , ağzınıza rakı sürmezsiniz..

Çevrimiçi Hüseyin Tayfun Durmaz

  • *
  • İleti: 281
  • YAZDIKLARIMA O KADAR ÖNEM VERMEYİN.İHTİYAR İŞTE !!
Ynt: Şarap
« Yanıtla #8 : 16 Aralık 2017, 10:47:42 »
Ersin Biz yani benim ailem üzümlerimizi özel yapılmış havuzun içinde üzümlerin üstünde çıplak ayakla yürüyerek  sıkar elde ettiğimiz ŞIRA dan da pekmez  ve şarap yapardık.kalan yarı sulu posanın adıda CİBRE dir bundan da sirke yapardık

Öcal Turan

  • Ziyaretçi
Ynt: Şarap
« Yanıtla #9 : 16 Aralık 2017, 11:02:56 »
Şarabı bir kez damıtıp ortalama 55 derece çıkan ve adına kimilerinin  Bulgar Rakısı , entellektüel kesimin de Brandi dediği içkiyi yapın ve için. İyi de ısıtıyor bir duble de.
Hamallık yapmayalım.. :)

Çevrimdışı Mücahit Karabaş

  • *
  • İleti: 769
Ynt: Şarap
« Yanıtla #10 : 18 Aralık 2017, 22:26:32 »
Şarap kültürüm buradaki pek çok reisimizin deneyimleriyle kıyaslanamayacak kadar zayıf. Şarap birayla birlikte Dünya'nın en eski iki içkisinden birisi. Üretimi için verilen emek o kadar çok ki, en lezzetsiz şarabı da içsek verilen emekten dolayı “kötü şarap yoktur”  demeyi tercih edenlerdenim.

Şarap konusu ne zaman geçse en iyi şarap arkadaşımın tavsiye ettiğidir diye düşünürdüm. Ama burada okuduklarım sayesinde daha fazla fikir sahibi oldum . Çok teşekkürler. Şarap deyince aklıma Ömer Hayyam geliyor. Şarabın faydalarını yazdığı dizelerden anlıyoruz.  Şarapla ilgili yazdıklarından öte, şarap sayesinde yazılmış şarapsız sözlerini paylaşmak istedim . (Sabahattin Eyüboğlu çevirisi)

Akılla bir konuşmam oldu dün gece;
Sana soracaklarım var, dedim;
Sen ki her bilginin temelisin,
Bana yol göstermelisin.
Yaşamaktan bezdim, ne yapsam?
Birkaç yıl daha katlan, dedi.
Nedir; dedim bu yaşamak?
Bir düş, dedi; birkaç görüntü.
Evi barkı olmak nedir? dedim;
Biraz keyfetmek için
Yıllar yılı dert çekmek, dedi.
Bu zorbalar ne biçim adamlar? dedim;
Kurt, köpek, çakal, makal, dedi.
Ne dersin bu adamlara, dedim;
Yüreksizler, kafasızlar, soysuzlar, dedi.
Benim bu deli gönlüm, dedim;
Ne zaman akıllanacak?
Biraz daha kulağı burkulunca, dedi.
Hayyam’ ın bu sözlerine ne dersin, dedim;
Dizmiş alt alta sözleri,
Hoşbeş etmiş derim, dedi.


Çevrimdışı Erman Yerman

  • *
  • İleti: 1508
    • instagram
Ynt: Şarap
« Yanıtla #11 : 18 Aralık 2017, 23:41:38 »
Şarap kültürüm buradaki pek çok reisimizin deneyimleriyle kıyaslanamayacak kadar zayıf. Şarap birayla birlikte Dünya'nın en eski iki içkisinden birisi. Üretimi için verilen emek o kadar çok ki, en lezzetsiz şarabı da içsek verilen emekten dolayı “kötü şarap yoktur”  demeyi tercih edenlerdenim.

Şarap konusu ne zaman geçse en iyi şarap arkadaşımın tavsiye ettiğidir diye düşünürdüm. Ama burada okuduklarım sayesinde daha fazla fikir sahibi oldum . Çok teşekkürler. Şarap deyince aklıma Ömer Hayyam geliyor. Şarabın faydalarını yazdığı dizelerden anlıyoruz.  Şarapla ilgili yazdıklarından öte, şarap sayesinde yazılmış şarapsız sözlerini paylaşmak istedim . (Sabahattin Eyüboğlu çevirisi)

Akılla bir konuşmam oldu dün gece;
Sana soracaklarım var, dedim;
Sen ki her bilginin temelisin,
Bana yol göstermelisin.
Yaşamaktan bezdim, ne yapsam?
Birkaç yıl daha katlan, dedi.
Nedir; dedim bu yaşamak?
Bir düş, dedi; birkaç görüntü.
Evi barkı olmak nedir? dedim;
Biraz keyfetmek için
Yıllar yılı dert çekmek, dedi.
Bu zorbalar ne biçim adamlar? dedim;
Kurt, köpek, çakal, makal, dedi.
Ne dersin bu adamlara, dedim;
Yüreksizler, kafasızlar, soysuzlar, dedi.
Benim bu deli gönlüm, dedim;
Ne zaman akıllanacak?
Biraz daha kulağı burkulunca, dedi.
Hayyam’ ın bu sözlerine ne dersin, dedim;
Dizmiş alt alta sözleri,
Hoşbeş etmiş derim, dedi.

En çok uzun yolda dinlemeyi sevdiğim bir albüm ve harika bir beste.. Çok sağol Mücahit reisim...

SM-G920F cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi

Akdenizli, Balıkçı

ersin böke

  • Ziyaretçi
Ynt: Şarap
« Yanıtla #12 : 18 Aralık 2017, 23:48:07 »
Eh Hayyam demişken bir iki dörtlük ekleyelim bari..

Her gün şafak sökerken
Bir gün de eksilir ömrümüzden
Her sabah , bir hırsız gibidir.
Elinde fener ile gelen..