Heyamola Hey

Bahriye Mektebi => Navigasyon => Konuyu başlatan: Tan Kaan Özkan - 04 Ocak 2017, 13:58:21

Başlık: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Tan Kaan Özkan - 04 Ocak 2017, 13:58:21
Doğal yöntemlerin bilinmesini çok önemsiyorum.
 
Evet, teknoloji çağındayız ve herşey hizmetimize sunulmuş, kolaylıkla ulaşabiliyoruz ama bu teknolojinin aynı zaman da günümüzde ki en büyük tehlikelerden biri olduğunu düşünüyorum.
Artık savaşlar bile değişti. Ya maşalar kullanılarak yada ideolojik oyunlarla ilerliyor. Tabii ki bunlar bölgesel ve nispeten santranç tahtasının bir köşesi. Bir kaç büyük taş birbirlerine alenen meydan okudularında yada birileri çıkıp bu "teknolojiye" bir kapı bulabildiğinde Nükleer savaşa gerek kalmadan, insanlığı tekrar yeniden doğmuşa çevirebileceğini ve sadece "doğal" olanı unutmamışların şansının daha fazla olabileceğini düşünüyorum. 

Tam da bu sebeple, bizlerin ortak paydasında ki deniz ve okyanuslar olunca, gökyüzüne biraz daha fazla bakmalı, en azından bazı küçük noktaları aklımızın bir köşesine yazmalıyız.

Örneğin ;

15ᵒ Boylam        1 saat
1ᵒ Boylam          4 dakika
1΄ Boylam         4 saniye
1΄                     1 NM

Gök cisimleri saat yönünün tersine dönüyorsa, yüzümüz kuzeye dönüktür. Bir tek Kutup Yıldızı sabit kalır ve gerçek Kuzeyi gösterir.
Kutup Yıldızının ufuk hattı üzerindeki yüksekliğinin derecesi Bulunduğumuz Enleme eşittir.
Kutup Yıldızı 358 - 002 dereceler arasında olabileceğinden 42 dakikalık yani 42 millik bir hata yaptırabilir.
Pruvamızı batan güneş yönüne çevirip sağ kolumuzu bulunduğumuz enlem derecesi kadar ufuk hattının üzerine kaldırırsak Kutup Yıldızını buluruz.
Ya da Büyük Ayı yardımı ile buluruz.

(http://i.hizliresim.com/o0dgDR.jpg) (http://hizliresim.com/o0dgDR)

Her yıldız bir gün öncesi konumundan yüksekte görülür ve daha erken ortaya çıkar. Tam tepemizdeki bir yıldız 5 dk sonra batıya doğru 30 cm yer değiştirir.
45 derecenin altındaki yıldızlar saatte 15 derece Batıya doğru yer değiştirirler.

Türkiye'de güneş, yıl boyu gerçek Güneyden boylam geçişi yapar. Tam tepe noktasında iken yeri bulunduğumuz boylamdır ve 180 derece Güney yönünü gösterir. Doğuş anından itibaren saatte 15 derece yer değiştirir. Doğuş yeri gerçek Doğunun kuzeyidir.

Boylam geçişi yani en tepe noktası anı öğlen vakti 12:00 +- 17 dk içinde olur ( yaz saati varsa, düzeltilir ). Bölgemiz için referans olan 30 derece boylamın her bir 1 derece bulunduğumuz doğusu için 4 dk çıkartırız; her bir 1 derece bulunduğumuz batısı için 4 dk ekleriz. Referans noktası tepe noktası zamanı Notik Almanaktan bulunabilir. Ya da eğer bir gün içinde 150 milden az yer değiştirmiş olmak koşulu ile bir önceki günün doğuş ve batış ( üst kenarın ufkun altına indiği an ) zamanlarını toplayıp 2'ye bölerek tepe noktası zamanını bulabiliriz ve o an 180 derece Güney yönünü gösterir Güneş.

Ayrıca tepe noktası zamanını bulursak, herhangi bir zamandaki güneş kerterizini de bulabiliriz. Güneş saatte 15 derece, 10 dakikada 2.5 derece yer değiştirir. Tepe noktası zamanı ile bulunduğumuz zaman arası fark bulunur, dakikalar onluk sisteme göre yazılır ( örneğin 36 dakika = 0.6 gibi; yani 2 saat 36 dakika = 2.6 ). Bu değer 15 ( derece ) ile çarpılıp 180 dereceye eklendiğinde güneşin o anki gösterdiği yön derecesi bulunur.

Gündüz vakti kabaca Kuzey - Güney yönünü belirlemek için kol saati kullanılabilir. Saatin akrebi güneşe hizalanır. Sonra akreple 12 arasındaki açının tam ortasından hayali bir çizgi geçirilir. Bu çizginin güneşe doru giden tarafı Güneyi, arkamıza doğru giden tarafı Kuzeyi gösterir.

Ay, güneş batmadan çıkıyorsa, aydınlık tarafı Batıyı gösterir. Gece yarısından sonra çıkıyorsa, aydınlık tarafı Doğuyu gösterir.
Ay her gün 50 dk geç çıkar ve 12 derece Doğuya yer değiştirir. Bulunduğumuz bölgede en tepe noktasına ulaştığı anda 180 derece Güneyi gösterir.
Ay hilal şeklindeyken ( ters hilal değil ), hilalin uçlarından geçip ufka doğru indirilen hat 180 derece Güneyi gösterir. Yine, ilk dördün döneminde düz kenardan ufka indirilen hat ta 180 derece Güneyi gösterir.

(http://i.hizliresim.com/ZM5Dbo.jpg) (http://hizliresim.com/ZM5Dbo)

Dolunay zamanı boylam geçişi zamanı yani en tepe noktaya ulaştığı zaman, Güneşin boylam geçiş zamanından tam 12 saat sonra olur. Yani 180 derece Güneyi gösterdiği andır bu an. O anki yükseklik derecesi de Boylamımızı verir. Bundan örneğin 2 saat sonra 2 x 15 derece eklenip 210 derece yönü bulunabilir.

Venüs ( çoban yıldızı, sabah yıldızı, akşam yıldızı ) güneşten 2-3 saat önce doğar ve Doğuyu gösterir.

Kamal yapımı ve ölçüm:
Bir cetvel ya da 1'er cm aralıklarla 80 cm'e kadar işaretlenmiş bir sopa yapılır. Dip kısmına sicim ip bağlanır. Bu sicimin 57 cm mesafesine bir düğüm atılır. 0 (sıfır) noktası ufuk hattına denk getirilip düğüm dişlerin arasına alınır. Kutup yıldızının yüksekliği cm olarak ölçülür. Bu durumda 1cm = 1 derecedir. 1 mm = 6 dakikadır. Bu yükseklik Enlemimizi verir.

El ile ölçüm:
Dikey pozisyonda,
Bir karış = 20 derece
Baş parmak açık yumruk = 15 derece
Yumruk = 10 derece
İşaret parmağı ucu = 1 derece

Bildiğiniz, okuduğunuz, arşivinizde bu konu ile ilgili olanlar var ise ekleyiniz lütfen.
 
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Can Deniz <Ercan H> - 04 Ocak 2017, 15:42:01


Bence çok önemli konu eline sağlık Kaan.
Aletsiz ve çıplak gözle yıldızların göründüğü bir gecede Kuzeyi bulmak gerçekten çok önemli.

(http://i.hizliresim.com/o0dgDR.jpg) (http://hizliresim.com/o0dgDR)

Şemada ki  büyük ayıyı bir cezve gibi tarif etmişti bize bunu anlatan öğretmenimiz.
Cezvenin sapından başladığınızda 7 yıldız sayın. Son iki yıldız arasında ki mesefenin beş katı yukarıya doğru bakın
Kuzey yıldızı orada diye.

Çok kolay bir şekilde bulunur. Türkiyede.

Yaz tatillerimiz bildiğiniz gibi Rusyada geçiyor.
Bu sene  eski adı Leningrad olan şimdikilerin Piter dedikleri, St Petersdburgda bu gözlemi yapıyorum olmuyor.
Bir daha  yapıyorum Kuzey yıldızı tam tepede çıkıyor, ayıkla pirincin taşını. Kafayı yedim ayıkana kadar.
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Bülent Büyükdağ - 04 Ocak 2017, 15:51:47
Bu işin alimi gelmede konuşmam.
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Tan Kaan Özkan - 04 Ocak 2017, 16:00:41
Dediğim gibi ben önemsiyorum.

Elbette konumuz denizler ama sağlam bir bıçak, bir magnezyum çubuğu, biraz kültür, biraz sanatsal bakış açısı ile yeni bir medeniyet kurulabileceğini, ihtiyacımız olan herşeyin doğada olduğunu düşünenlerdenim. (Elbet bıçak ve magnezyumda doğadan temin edilebilir ama abartmayalım  ;) )

Doğanın bize ihtiyacı yok, onu korumamıza da ihtiyacı yok. Tek gereken, onu olduğu gibi kabullenip, kendi haline bırakırken, kendimizi ona uygun hale getirmek...
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Can Deniz <Ercan H> - 04 Ocak 2017, 16:04:28
Dediğim gibi ben önemsiyorum.

Elbette konumuz denizler ama sağlam bir bıçak, bir magnezyum çubuğu, biraz kültür, biraz sanatsal bakış açısı ile yeni bir medeniyet kurulabileceğini, ihtiyacımız olan herşeyin doğada olduğunu düşünenlerdenim. (Elbet bıçak ve magnezyumda doğadan temin edilebilir ama abartmayalım  ;) )

Doğanın bize ihtiyacı yok, onu korumamıza da ihtiyacı yok. Tek gereken, onu olduğu gibi kabullenip, kendi haline bırakırken, kendimizi ona uygun hale getirmek...

Şunu biraz aç lütfen Kaan.
Doğa olmadan insan olmaz, ama insan olmadan doğa çok ta doğal olarak devinimini sürdürür.
Sen şu magnezyum ve bıçak olayına gel. 
Sağlam felan demişsin,  sen anlata dur da ben bıçak kolleksiyonumu çıkara durayım resimlemek için.
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Tan Kaan Özkan - 04 Ocak 2017, 16:10:31
Aha, demaskuslar geliyor  ;D
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Can Deniz <Ercan H> - 04 Ocak 2017, 16:15:20
Aha, demaskuslar geliyor  ;D

Kaldır ayağını tam da üstüne bastın. ;D ;D ;D
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Tan Kaan Özkan - 04 Ocak 2017, 16:19:02
Abi,
şimdi herkes bir şeyleri deneyimlemiştir hayatında elbet. Ben de doğaya ve doğala çok düşkün olduğum için daha genç yaşlarda bir çok kez kendi sınırlarımı bilmek ve fazlasını öğrenmek için, doğanın kucağında uzun süreler kaldım.
Örneğin, gerekli gördüğüm malzemeleri yanıma alarak 13 ay aralıksız çeşitli dağlarda yaşamışlığım vardır.
Ilgaz dağlarının dumanlı tepelerinde çayda balık yakalayan Ayılarında peşinden koşmuşluğum var, Sibil dağından, Batı toroslara mümkün olduğunca sadece tepeleri kullanarak yürümüşlüğümde.
Bey dağlarında yılbaşı gecesi, bir kadeh rakıyı buz koparıpta içmişliğimde vardır.

O yüzden dedim, sağlam bir bıçakla herşey yapılır, magnezyumda var ise, ateş de var demektir. Karada ölüm yoktur sonrasında.

Doğa, herşeydir.
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Özgür Ökten - 04 Ocak 2017, 16:59:40
aaa.. tahtacılar kızar.. ateşi tahta sürterek yakalım litfen! :D

Doğal olarak benimki daha teknolojik : bir kalem pil ve sigara paketi folyosu ile ateş yakma.. :)

bi de yutubda "Primitive Technology" diye bi kanal var, adam şiir gibi yaşıyor doğada;
https://www.youtube.com/channel/UCAL3JXZSzSm8AlZyD3nQdBA

Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Tan Kaan Özkan - 04 Ocak 2017, 17:01:26
O gencin ocağı hazırlayıp yavaş yavaş geliştirmesi süper  ;D
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Ersin Böke - 04 Ocak 2017, 17:26:03
22 gün tek başıma seyir yaptım. Bunun içinde tek başıma kaldığım süre toplasan 10 gün kadardır. Kafayı yedim..İyi ki Zello vardı da  muhabbet edecek adam bulabildim.. 13 ay dağlarda ek başına yaşamak.. Be yaşayamam.. Yapabilene de helal olsun diyorum..

Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Tan Kaan Özkan - 04 Ocak 2017, 17:27:48
Dağlarda görmediğin insan olabilir ama asla yalnız kalmazsın  ;)
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Can Deniz <Ercan H> - 04 Ocak 2017, 18:42:33
Gerek orta öğrenim yıllarımda gerekse kara avcılığı yaptığım dönemlerde, 
dağda çadırda ya da doğal koşullarla hazırladığımız barınaklarda yakılan ateşin başında geçirdiğim anları
hiç bir ortamın sunduğu olanaklarla kıyaslamam bile.

O yüzden bıçak / balta konusunda kasap dükkanının önündeki  kedilerden beterimdir. ;D

Satın aldıklarım on onbeş,  hediye gelenler üç beş ise kendi yaptıklarım yirmi otuzdur. ;D
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: O.Utku Uçkan - 04 Ocak 2017, 18:49:23
Daha önce söylesen sürtünüp durmayalım.  :-[
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Can Deniz <Ercan H> - 04 Ocak 2017, 18:54:16
Daha önce söylesen sürtünüp durmayalım.  :-[

Vay Utku abem,
benim çeliği bile kesen bıçaklarım var ama,
ne hikmetse dost kesmede bir o kadar da kördürler.
İstediğin kadar sürtünebilirsin hatta sırtını da dayayabilirsin ;D ;D

İnsana bıçak çekmedim ömrü hayatımca, çekmeyi de  nasip etmesin yaratan. ;)
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: O.Utku Uçkan - 04 Ocak 2017, 18:57:10
Biladerim benim bilirim seni.Ne sınavlar yaptım sana bilirim,hem de çook iyi bilirim  :-[ .
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Cem Gür - 04 Ocak 2017, 20:51:01
Ay her gün 50 dk geç çıkar ve 12 derece Doğuya yer değiştirir.

bu 50 dk doğru mudur?
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Tan Kaan Özkan - 04 Ocak 2017, 20:54:11
Ay her gün 50 dk geç çıkar ve 12 derece Doğuya yer değiştirir.

bu 50 dk doğru mudur?

Evet abi, ortalama 50 dk.
Tam olarak 48 dk 48 sn'dir deseler de ay içerisinde periyodik olarak 30-60 dk arası değişiyor.
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Ersin Böke - 04 Ocak 2017, 22:45:14
Ay denince ahmet'in de söyleyecek şeyleri olmalı..
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Suat Zeybek - 05 Ocak 2017, 19:28:45
Güzel bir konu, daha çok şeyler var söyleyecek... Keyifle takibe aldım, şimdilik... ;)
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Cengo - 05 Ocak 2017, 21:49:44
Aynen...
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Tan Kaan Özkan - 05 Ocak 2017, 21:53:36
Sadece takipte kalmayınız, hep beraber katkı sağlayalım ki, daha çok öğrenebilelim  ;)
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Suat Zeybek - 05 Ocak 2017, 22:01:58
Zevkle katılacağım, kendi payıma... :)
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Ahmet Kabaalioğlu - 08 Ocak 2017, 23:40:16
Ay denince ahmet'in de söyleyecek şeyleri olmalı..
Evet acayip güzel bir konu, ilgiyle takip edip duyup bildiklerimi bende paylaşmaya çalışacağım.
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Tan Kaan Özkan - 09 Ocak 2017, 00:01:05
Ahmet reis,
Ayın harmanını yazdım öğrendiğim kadarı ile bakabildin mi ? Eksikleri vardır illa ki tamamlarsın artık bir zahmet.
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Ahmet Kabaalioğlu - 09 Ocak 2017, 00:05:43
Balıkçılık döneminden kalma alışkanlık işte , Ayın hareketlerini takip eder, yok ay yeniye geçtimi, yok ayın harmanı varmı, ay karanlığı, ayışığı derken çok fazla haşır neşir oluruz kendileriyle.
Ay yeniye nasıl girdiyse o şekilde çıkar.Yani yağışlı ise yağışlı, sert ise sert, Lodostan girdiyse lodostan çıkar. Yani o ay genelde o şekilde geçer diye söylerlerdi büyüklerim.Kısmen deneyimliyorum, orantısal olarak doğruluk payının yüksek olduğunu söyleyebilirim.
Ayın doğuş ve batışı, özellikle batışı havanın taksim olmasını sağlar. Yani hava tramola atacaksa , kaçık yapacaksa genelde ay batış saatinde yapıyor.Buna çok dikkat ederim. Güneş doğuş ve batışının da etkisi vardır ama ay batışı çok ciddi  etkili. Gün içi tahminlerde bu saatler çok dikkate alınırdı. Bende hala  öyle yapmaya çalışıyorum.
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Ahmet Kabaalioğlu - 09 Ocak 2017, 00:07:52
Ahmet reis,
Ayın harmanını yazdım öğrendiğim kadarı ile bakabildin mi ? Eksikleri vardır illa ki tamamlarsın artık bir zahmet.
Eline, emeğine sağlık keyifle okudum bir çok şey öğrendim. Ben ayın harmanı tanımının bizim yöreye özgü olduğunu sanıyordum. Meğerse bilimsel karşılığı varmış.
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Ahmet Kabaalioğlu - 09 Ocak 2017, 00:12:09
Kuzey Yıldızı, Kutup Yıldızı her ne derseniz en güzel bizim oralardan görünür. Açık havada biz "göğışığı" deriz. Gökışığı anlamında yıldızlar o kadar parlak olur ki, ay karanlığında yakamozu engeller.Ufuk çizgisini bile görebilirsiniz o derece yani. İşte o zaman o kutup yıldızını , çoban yıldızı netliğinde görebiliyoruz. Çoğu zamanda yok tavanın sapındamıydı tencerenin ucundamıydı sapıtır dururum. On dakika bakar sonra bulurum.
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Ahmet Kabaalioğlu - 09 Ocak 2017, 00:18:14
Benim favorim sabah yıldızı aslında ; sonbaharda uzatmacılık yaparken gözlerim hep onu arardı. Akşam yıldızı , Çoban yıldızı, Tan Yıldızı gibi isimleri de var. Aslında bir gezegen, hatta dünyaya en yakın gezegen Venüs . Birde hatırladığım kadarıyla güneş etrafındaki dönüşünü ters yapardı. Durun bunu araştırıp  öyle bir şeyler yazayım, bazı şeyleri yanlış hatırlıyor olabilirim,  aklıma geldiği gibi yazınca böyle işte. Gerçi sonra düzeltiriz ama neyse.
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Cengiz Taygaroğlu - 09 Ocak 2017, 12:41:15
en çok ilgimi çeken konuda, çok güzel bir başlık oluşturmuşsunuz. elinize sağlık özkan reis.
acaba diyorum bu konu içerisinde emperyal ölçüler ile ilgili bilgiler de olsa mı? ne dersiniz?
kullanmakta olduğumuz metrik sistemin, ışığın boşlukta saniyenin ikiyüzdoksandokuz küsur milyonda birinde almış olduğu mesafe olarak kabul ettiği bir metrenin, hayatımızı çok kolaylaştırdığı bir gerçek. 10 a böl 100 e böl 1.000 e böl tekrar 10 ile 100 ile 1.000 ile çarp.
ama nedense bana emperyal ölçülerin verdiği hazzı vermiyor. teyzeciğimin kitaplığından f.namık hansoy çevirili jül vern kitaplarındaki kaptanın yanında bulunanlara söylediği arz ve tûl değerlerinden, küçük küremde nerede olduklarını bulmaya çalışmam ve sonrasında miller, yardalar ayaklar vs vs ile devam eden uzaklıkları o yaşımın kafası ile gözümde canlandıramaya çalışmalarım bugün gibi aklımda. o kitapların tümü onlarca kez okundu. kaptan grant'ın çocukları'nda ve diğerlerinde engin denizler o küçük dünyamda hep emperyal ölçüleri le kat edildi. kim bilir ilgim belki de bundandır.
ne olursa olsun bir deniz milinin ekvator üzerindeki bir dakikalık yay uzunluğu olduğunu bilebilmek ona dokunabilmek bana biraz daha insani geliyor. hatta o kadar insani ki bir inch (parmak) in kraliçenin ayak baş parmağı uzunluğu olduğu rivayeti bile beni şaşırtmıyor.
çok laf ettim, ölçüler ile ilgili bir çalışmanız olur ise hararetle takip edeceğim.
tekrar teşekkür ediyorum.

selam saygı ve sevgilerimle           
 
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Bülent Büyükdağ - 09 Ocak 2017, 13:03:41
Cengiz Reis, yazmam yazmam demiştiniz, bir yazdınız, alnının catindan vurdunuz.
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Tan Kaan Özkan - 09 Ocak 2017, 13:19:46
Asıl ben teşekkür ederim. Ne güzel yazmışsınız, ne bilgiler ne anılar gizlidir o satırların arasında. İnanın çok isterim okumayı.
Elbet mümkün olduğunca ayrıntılara da girerek, rivayetler de dahil hep beraber yazıp hep beraber okuyacağız.
Tekrar teşekkürler. 
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Tan Kaan Özkan - 09 Ocak 2017, 13:36:19
Güverteye yada havuzluğa uzandık, o şahane doğanın sesi ve kendimizle başbaşayız. Nice hayallere daldık, gökyüzü bizi kendimizden geçirdi.
Asılı gibi duran ışıklar ve kocaman bir tepsi ile göz gözeyiz. Ay hakkında nispeten birşeyler biliyoruz, az biraz da yıldızlar hakkında.
Peki bu yattığımız yerden bizi hayal alemlerine sürükleyen, çıplak gözle görebileceğimiz yıldızlar hangileridir ? Durun yahu orada gözüken yıldız mı ? yoksa gezegen mi ?

Gecelerden bahsettiğimize göre en parlak yıldız olan güneşi bir kenara bırakıyoruz. Sonra Elbet Ay geliyor, güneşin ay yüzeyine vurması ile gördüğümüz, kadim dost.
Bir de gezegenler var. Onları hep karıştırıyoruz, görmemize rağmen. Hep bizlere alındıklarını düşünmüşümdür.
Milyonlarca yıldır oralardalar ama daha ayırt bile edemiyoruz.

Çıplak gözle baktığımız da 5 tanesi görebiliyoruz. Jupiter, Venüs, Satürn, Merkür, Mars.
Güneş sistemimizde görülebildiği ve yıldızlardan farklı hareket ettiklerini gözlemledikleri için tanrısal özellikler atfetmişler eski uygarlıklar. Sürekli gezen yıldızlar. Aslında gezegen adıda buradan geliyor. Sürekli gezen.

Yıldızlar arasında gezinip durmak dediğimizde aklımız karışmasın ;  Yıldızlar gerçekte sabit değildirler ancak birbirlerine göre bizim yüzlerce yıl boyunca algılayamayacağımız kadar belirsiz bir hareketleri vardır. Bu yüzden onların bulundukları konumda sabit oldukları düşünülür. Dünya’nın bir günlük hareketi boyunca yıldızlar dünyanın dönüş ekseni etrafında tur atarlar. Bu dönüş ekseninin uzandığı noktada Kutup Yıldızı (Polaris) bulunur. Tüm yıldızlar hareket ederken Kutup Yıldızı’nın hep kuzeyi göstermesi bundandır.

(http://i.hizliresim.com/2noOMv.jpg) (http://hizliresim.com/2noOMv)

Dünya’nın güneş çevresindeki hareketinden dolayı yıl içerisinde yıldızların konumları biraz değişse de birbirlerine göre olan  uzaklık ve açıları değişmez. Ancak gezegenler tamamen anlamsız bir rota çizerler, çünkü hareketleri bir çok hareketin üstüste binmesinden doğar.

Gezegenlerin kendilerinin Güneş çevresinde attığı eliptik tur, Dünya’nın kendi ekseni çevresindeki dönüşü, Dünya’nın Güneş çevresindeki eliptik yörüngesi. Bu hareketlerin birleşimi zaman zaman gezegenlerin bir harekette bulunurken birden vazgeçip geri dönüyormuş gibi bir görüntü vermesine dahi sebep olur.

Beş gezegen çıplak gözle görünebilirken Uranüs (V=6) ve Neptün (V=8) çıplak gözle görünebilecek kadar parlak değildirler.
Bu arada bir bilgide eklemek lazım V yani Kadir kavramı, gökcisimlerinin parlaklıklarını uzaklıklarından bağımsız olarak tanımlamamıza yarayan ölçü birimidir ve V ile gösterilir.
Bu kavramı Batlamyus bulmuş M.S.2 yüzyılda. Elbet sonraları geliştirilmiş iyice.

Çıplak gözle biz 6 kadir'e kadar görebiliyoruz. Negatif ve pozitif değerler ile anılırlar. Negatif değerler bizim en iyi görebildiklerimiz iken pozitive doğru gidildikçe yok olur.
Örneğin Gökyüzünde görebildiğimiz en parlak gökcismi olan güneş -26.8 kadirdir. Dolunay ise -12.5.
Parlaklık azaldıkca pozitiv olarak devam eder ve 6 kadir'e ulaşıldığında artık çıplak gözle göremeyiz. Bir de görünen kadir ve mutlak kadir diye ikiye ayrılır.
Görünen kadir Dünya’dan izlenen parlaklıktır. Mutlak kadir ise “Eğer bu cisim Dünya’dan 32.6 ışık yılı uzakta olsa idi, görünen kadri ne olurdu?” sorusunun yanıtıdır.

Bu bilgiden sonra, yıldızlar ve takımyılızlarına dönecek olursak ;

Gökyüzünde gördüğümüz parlak cisimlerden en kalabalık nüfusa sahip olanlar yıldızlardır. Çeşitli uzaklık ve büyüklüklerde olduğundan her birisi birbirinden farklı boyut ve parlaklığa sahiptir. Bu yıldızlardan aynı parlaklığa sahip olanları birliktelermiş gibi bir izlenim yaratır ve bu birlikteliklerden takımyıldızları doğmuştur. Büyük Ayı, Küçük Ayı ve yine burç kuşaklarına adını veren ve böylece astrolojiye kaynaklık eden İkizler, Akrep, Balık vb. pek çok takımyıldız, eski uygarlıklara gökyüzünü haritalama şansı da tanımışlardır. Ancak bu takımyıldızlarının üyelerinin birbiriyle pek de ilgileri yoktur. Hatta yıldız sanılan takımyıldızı üyelerinin bazıları tek başına bir galaksi bile olabilir.

Peki gökyüzünde görebildiğimiz en parlak onu yıldız hangisidir ? sorusunun cevabı şu şeklide olacaktır.

                                                                    Uzaklıkları (ışı yılı)                           Görünen kadir değerleri
1    Sirius                                                            8,6                                                  -1,46
2    Canopus                                                         74                                                     -0,72
3    Alpha Centauri                                         4,3                                                  -0,27
4    Arcturus                                                         34                                                  -0,04
5    Vega                                                         25                                                   0,03
6    Capella                                                         41                                                   0,08
7    Rigel                                                       1400                                                   0,12
8    Procyon                                                        11,4                                                   0,38
9    Achernar                                                         69                                                   0,46
10    Betelgeuse                                                643                                                     0,5

Bu listede ki yıldızların parlaklıkları sadece uzaklıklarından kaynaklanmaz.
Onların türleri (kızıl dev, süper dev, anakol yıldızı vb.) ve büyüklükleri de oldukça belirleyicidir. Sözgelimi, ismi Arapçadan türemiş olan Betelgeuse yıldızı bir kızıl dev dir.
Yani bir zamanlar bizim güneşimiz gibi anakol yıldızıyken, yakıtını tüketmiş ve birden genişlemiştir. İçerisinde gerçekleşen kimyasal kıyamet bir anakol yıldızına nispeten daha az enerji açığa çıkartır, bu yüzden rengi kızıldır. Ancak o kadar büyüktür ki (güneşimizin çapının yaklaşık bin katı çapa sahiptir) oldukça parlak görünür.


Gelelim “yıldız” sandıklarımıza… Galaksiler büyük yıldız topluluklarıdır. Onlar da kendi içlerinde galaksiler, cüce galaksiler, uydu galaksiler olarak sınıflandırılsa da temelde yıldız kümeleridirler. Bizim yıldızımız Samanyolu Galaksisi’nin bir üyesi olduğu için berrak ve açık bir gökyüzünde samanyolu hakikaten de samanların dökülmüş olduğu bir yolmuşçasına uzanıp giderken görünür. Gördüğümüz bu yol, bir spiral galaksi olan Samanyolu’nun güneşimizin de bulunduğu dış koludur. Ancak bizlere yıldız gibi görünen bazı gökcisimleri de yıldız topluluklarıdır. İlk bakışta bir yıldızdan farksız görünen, dikkatle bakıldığında bir ihtimal hafif bulanık olduğu anlaşılabilen bu kümelerdir.

Örneğin ;

Galaksi                             Uzaklık (Işık Yılı)                                                                         Not
Geniş Magellan Bulutu                160 bin                                         Sadece güney yarımküreden görünür. (V=0,9)
Küçük Magellan Bulutu                     200 bin                                              Sadece güney yarımküreden görünür. (V=2,7)
Andromeda Galaksisi              2,5 milyon                                                   Andromeda Takım yıldızının bir üyesidir. (V=3,4)
Omega Centauri                         18 bin       Önceleri yıldız ya da küresel yıldız kümesi olarak adlandırılırken Nisan 2010’da merkezinde bir karadelik olduğunun keşfedilmesiyle birlikte galaksi olarak anılmaya başlanmıştır. (V=3,7)
Triangulum Galaksisi               2,9 milyon                                        Oldukça zor da olsa çok açık ve ışıksız bir gecede seçilebilmektedir. (V=5,7)


Süpernovalar ve Bulutsular (Nebula) unutulmamalı elbet.
Edwin Hubble galaksilerin varlığını keşfedene kadar gökyüzündeki tüm “bulutsu” cisimler nebula olarak adlandırılıyordu. Andromeda Galaksisi buna bir örnektir. Ancak nebulalar yıldız kümeleri değildir. Bir “toz toprak” kümesi olarak anılsa yeridir hatta. Nebulalar toz, hidrojen, helyum ve pek çok iyonize gazı bünyelerinde barındırırlar. Bu tozlar eğer yeteri kadar fazla ise, nebulalar yeni yıldız ve gezegenler doğurmaya gebedirler.

Orion Bulutsusu (V=4), resimde yer alan Pipo Bulutsusu ve Güney Yarımküre’den de Kömür Bulutsusu çıplak gözle görülebilen (ya da karanlık nebula oldukları için görülemeyen) bulutsulardır. Bir de karanlık bulutsular vardır ve Samanyolu galaksisi içindekiler de aslında çıplak gözle görülürler; zira Samanyolu’na bakarken gördüğünüz katran karası bölgeler aslında karanlık bulutsulardır. Diğer bazı karanlık bulutsular, bir başka yıldızı örttükleri zaman görülebilirler.

(http://i.hizliresim.com/AnXGAL.jpg) (http://hizliresim.com/AnXGAL)

Elbette kuyruklu yıldızlarda vardır. Onlar sürekli görülmezler. Çok uzak mesafelerde hızla turladıklarından bazı kuyruklu yıldızlar zaman zaman Dünya’da da çıplak gözle rahatlıkla gözlenebilir. Estetik kuyrukları sayesinde bir yıldızdan kolaylıkla ayırt edilebilir. Bu arada her kuyruklu yıldız periyodik bir yörügeye sahip olmadığını da unutmayalım.

Göktaşları da bizleri görsel bir şölen içerisinde mutlu etmeye meraklı taşlardır. Uzayda başı boş dolaşan göktaşları zaman zaman kendinden büyük başka bir cismin çekimine girer ve o cismin yüzeyine düşmek isterler. Eğer gezegenin kaydadeğer bir atmosferi varsa bu düşüş sırasında yanıp kül olurlar. Halk arasında “yıldız kayması” olarak da bilinen bu olay hemen hemen her gece gerçekleşir. Bu yıldız kaymaları gökyüzünde gördüğümüz, saman alevi misali bir anlık olaylar olabildiği gibi, dumanını seçebileceğimiz bir şiddette de gerçekleşebilir. Hatta Dünya yüzeyine ulaşmayı başaran göktaşları da vardır.

Yapay Uyduları da unutmamak gerekir. İnsan yapımı uydular ya da uluslar arası uzay istasyonu da zaman zaman bir gökcismiymişçesine gözümüze takılabilir. Yapay uydular açıları ve konumlarına göre -1’den +5’e kadar kadir değerlerine sahip olabilirler(4). Çok açık ve berrak bir gecede bu cisimlerin hareketleri rahatlıkla seçilebilir. Güneş ışığını bir anlığına yansıttıkları zaman beliren ve bir süre sonra kaybolan görüntüleriyle pek çok kimsenin aklına ilk olarak uçan daireleri de getirdiği oluyor. En azından kendilerini ufolog olarak tanıtan ve tanınamayan her nesneye “uçan daire” demeye eğilimli kimseler tarafından bu nesneler örnek olarak gösterilebiliyor. Şu an Dünya çevresinde 3000’den fazla yapay uydu var ancak bunlardan birkaç yüz adedi faal. Kalan gayrifaal uydular Dünya’nın çevresinde bir enkaz olarak dolaşıyorlar. Diğer yandan günde 15 defa Dünya çevresini dolanan Uluslar arası Uzay İstasyonu da (ISS) çıplak gözle en iyi seçilebilen insan ürünü gökcisimlerinden. Öyle ki bazen kadri -8’i bulabiliyor.

Eh, artık gökyüzünü seyrederken eskisi gibi şairene duygularla mı bakarsınız yoksa gerçek sebeblerle mi bilemem ama bize daha uzun süreler gökyüzünü gözlemlememize yardımcı olacağı kesin.


Gary A. McCue vd. “Optical Characteristics of Artificial Satellites”, North American Rockwell – Space Division: 1970.5. 5. Joe Rao, “How to Spot ISS and other satellites”
Douglas Adams, Otostopçunun Galaksi Rehberi İle Açık Bilim kaynaklarından yararlanılmıştır.
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Ersin Böke - 10 Ocak 2017, 12:57:22
Kaan , dur bi.. ne okuyacağımızı şaşırdık..  :)

Şu ölçü birimleri ile ilgili tespit ne kadar da doğru. Liseye kadar öğrenimini yurt dışında tamamlamış bir çok kişiye metre dediniz mi canlandıramıyorlar. 100 m.. 1000m  gibi.. Ama adım, kulaç, ayak, paröak dedin mi üç aşağı beş yukarı herkesin kafasında bir şeyler beliriyor.

Üniversite de sırf ölçü birimleri ve bunların birbirine çevrimi ile ilgili bir ders vardı. sadece bir birim olan birim ölçüleri ile işlemler yapar, birbirine çevirirdik.

BUgün, çocuklarımıza matematik diye öğretilenin aslında bir model olduğunu, tüm , sadeleştirme ve kısaltmaların, işlemlerin zamanında günlük hayatı kolaylaştırmak için olduğunu , o zamanlar hesap makinesi olmadığını öğretmeden matematik anlatılıyor.

Bu arada Newton 'un hareket kanunlarını belirleyebilmek için türev ve integrali bulduğunu okumuştum bir yerlerde..  :)

Matematik bilmeyen hiç bir şey bilemez..
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: erdal duran - 10 Ocak 2017, 16:13:21
Matematik bilmeyen hiç bir şey bilemez..

    ODTÜ mimarlık 1. sınıfta math 101 ve math 102 alıyorduk. Başka da mezun oluncaya kadar matematik dersimiz yoktu. Sınavlar 1. sömestir test usulü olduğundan atıp tutturup CC ile geçmiştim. 2. sömestir klasik sınava geçtiler ben tabii anında FF çektim. Bu en basit matematik olan math 102 yi mezuniyete kadar her sene tekrar alıp, her seferinde FF le çakmaya devam ettim :-\. Hatta son sene derslere ve sınavlara bile girmedim. Nasıl olsa fark etmeyecekti ???. Mezun olacağım ama matematik FF olduğu için olamıyordum. Gittim adviserımın kapısına dayandım !O__. Hocam dedim, bak dedim, ben dedim mimar olacağım dedim. Bütün bölüm derslerinde başarılı olmuşum ama kıytırık math 102 nedeniyle mezun olamıyorum dedim. Matematik bilmeme gerek yok, nasıl olsa ben tasarlayacağım hesabını kitabını inşaat mühendisleri yapacak, onu da ben yapacaksam mühendise ne gerek varki dedim >:(.  (Öyle bakmayın, tabiki asgari düzeyde toplama çıkarma bilirim, hatta ne bilgili bee, desinler diye arada sırada yüksek sesle kafadan çarpma işlemi yaparım. Etraftakilerin bana bakıp pis pis sırıtmalarına pek anlam veremiyorum ama vardır bir bildikleri herhalde.)  Benim adviser hocam; hımm dedi başını salladı ve benden biraz müsaade istedi. Matematik bölümüyle görüşmüş, benim bu dahiyane tezimi anlatmış ve onları ikna etmiş. Matematik bölümü Kurul  kararıyla bana DD vermiş. Böylece mezun oldum. Karar gerekçesinde ise "yaşı ve psikolojik durumu gözönüne alınarak DD verilmesine" diye yazmışlar ;D. Mezun olduğumda 40 yaşındaydım ;D.
    Yukarıdaki  paragraf kurgu değil gerçektir. Matematikle aram hiç iyi olmadı. Bu nedenle de hiç bir şey bilmem :(. Çok şükür ki inşaat mühendisleri  varda  çizdiğim projelerin inşaatları ayakta duruyor ;D ;D.
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Tan Kaan Özkan - 13 Ocak 2017, 16:45:28
Hazır başlamışken gökyüzünden konuşmaya, şu takım yıldızlarının isimleri ve hikayelerini de bir öğrenelim dedim. Elbette,  Mitolojide ki yerleri ve o güzel masalsı anlatımları ile.
Araştırırken A.Ü. Astronomi ve Uzay bilimleri bölümünden Yasemin Örs hanımefendinin bu takımyıldızlar ile ilgili bir çalışması olduğu görünce pek beğendim. Okuduklarımı sizler için derledim.

ANDROMEDA

(http://i.hizliresim.com/6rbanN.jpg) (http://hizliresim.com/6rbanN)

Etiyopya’nın (Afrika’nın doğusunda yer alan eski adı Habeşistan olan ülkedir) prensesi Andromeda, Cepheus ve Casssiopeia’nın kızıdır. Kraliçe Cassiopeia, elli deniz perisinden oluşmuş bir grup olan Nereid’lerden daha güzel olduğunu söyleyecek kadar kibirli biriymiş. Nereid’ler birbirinden güzel olan ve her bakımdan deniz dalgalarının sembolü olan deniz perileri olduğunu hepimiz biliriz. Kraliçenin bu tutumu karşısında Nereid’lerin onuru kırılmış ve kraliçeyi cezalandırması için denizler tanrısı Poseidon’dan yardım istemişler.
Nereid’lerin ricası karşısında Poseidon, bir deniz canavarını Etiyopya’ya göndermiş. ( Bazı hikayelerde bu canavarın Cetus olduğu söylenir. Ancak genel olarak Cetus zararsız bir balina olarak bilinmektedir.) Kral Cepheus’un danıştığı Ammon kahini krala kızının kurban edilmesi şartıyla Etiyopya’yı su altında bırakabilecek bu canavardan kurtulabileceğini söylemiş.
Etiyopyalılar bu fedakarlığı kabul etmesi için Cepheus’u zorlamışlar. Bunun üzerine kızını bugün Tel Aviv olarak bilinen şehrin kıyısına zincirleyip, canavarın gelmesini beklemeye başlamış.
Bu canavar kayaya zincirlenmiş kızı gelip alacak ve ona ne istiyorsa yapacakmış.

  Tam bu sırada büyük kahraman Perseus prensesin imdadına yetişmiş. Perseus, Gorgon Medusa’yı kafasını keserek öldürdükten sonra kanatlı atı Pegasus’a binmiş geri dönerken tesadüfen prensesi zincirlenmiş bir şekilde ağlarken görmüş ve ona aşık olmuş. Prensesle konuşmaya çalışır, ancak uzunca bir süre prenses tek kelime bile konuşamaz .Ama Perseus’un ısrarlı tutumu karşısında prenses ona kim olduğunu neden zincirlendiğini ve olan biten herşeyi anlatmış. Bu sırada, deniz kabarmaya başlamış ve canavar görünmüş. Perseus, prensesin ailesine canavarı öldürebileceğini, ancak bunun karşılığında prensesle evlenmek istediğini söylemiş. Kral ve kraliçe bu teklifi hemen kabul etmişler. Perseus bunun üzerine Andromeda’yı kurtarmaya için harekete geçmiş. Gökyüzünde uçarken Perseus’un, suya vuran gölgesi, canavarın aklını karıştırmış. Canavarın aklının karışmasından faydalanan Perseus, canavarı oklarıyla öldürmüş.
 Başka bir masala göre Perseus, Medusa’nın ( bkz.Perseus ) kopmuş kafasını canavara göstererek onu taşlaştırmış.
(Efsaneye göre Medusa’nın yüzü o kadar çirkindir ki gören herkes birden taşa dönüşür.)

  Anlaşmanın kendi üzerine düşen kısmını yerine getiren Perseus, Andromeda ile evlenmek ister. Ancak, Cepheus kendi erkek kardeşi Phineus’u, Andromeda ile evlendireceğine dair verdiği sözü unutmuş. Phineus, Perseus ve Andromeda’nın düğününe, yandaşlarıyla gelmiş. Perseus burada da kahramanlığını göstererek, Phineus ve yandaşlarını savaşarak yok etmiş.
Kral Cepheus ve kraliçe Cassiopeia, öldükten sonra tanrı Poseidon tarafından gökyüzünde yıldızlar arasına alınarak onurlandırılmışlar.
Perseus ve Andromeda’da onlara gökyüzünde eşlik etmişler.

  Andromeda gökyüzünde, kolları sereserpe uzatılmış ve bileklerinden zincire bağlanmış bir kadın figürü olarak yer almaktadır.
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Tan Kaan Özkan - 13 Ocak 2017, 17:21:48
AQUİLA (Kartal)

(http://i.hizliresim.com/njpbgB.jpg) (http://hizliresim.com/njpbgB)

 Milattan önce 8. Yüzyılda yaşamış olan Hesiodos’ın Theogonia adlı eseri mitolojinin en eski kaynaklarındandır. Theogonia evrenin ve tanrıların nasıl yaratıldıklarını anlatır. Hesiodos’a göre başlangıçta khaos vardı. Khaos karışık ve hiçbir şekil almamış olan uçsuz bucaksız boşluk ve karanlıktır. Khaos’tan geniş göğüslü, herşeyin dayanağı olan toprak ana Gaia çıktı. Gaia ölmezlerin yeri olan ve yıldızlarla bezeli bulunan göğü Uranos’u doğurdu. Gaia’nın kendi öz oğlu Uranos’la birleşmesinden Titanlar doğdu. Altısı erkek, altısı dişi olmak üzere oniki tanedir. Bu erkek titanlardan İapetos’un oğullarından biri insanlığın kurtarıcısı Prometheus’tur. Titan Prometheus ilk insanı yaratan tanrıdır.

  Tanrılarla ölümlü insanlar Mekone’de toplanmışlardı. Prometheus’da orada bulunuyordu. Kocaman bir öküz kesilmişti. Bunun paylaştırılması Prometheus’a düşmüştü. Bir tarafa hayvanın etinin en güzel parçalarını ayırdı, üstünü örtmüştü. Diğer tarafa hayvanın kemiklerini yığarak, üstüne yağlı parçalar koymuştu. Prometheus, Zeus’a, iki parçadan birini seçmesini söylemişti. Zeus kötü tarafı seçerse aslan payı insanların olacaktı; tersi olursa üstünlük yine tanrılarda kalacaktı. Baş tanrı daha iyi ve yağlı görünen parçayı seçmişti. Aldatılıp, kemik yığınını seçtiğinin farkına varınca öfkelenmiş ve insanları cezalandırmak için ellerinden ateşi almıştır. Prometheus bunun da bir çaresini bulmuştur. İçi baştan başa oyuk fakat tutuşabilir bir özle kaplı olan Ferule (şeytantersi ağacı) denilen ağaçtan eline bir dal aldı ve Olympos’a çıktı. Bu sopanın içine bir kıvılcım saklayarak, yeryüzüne insanlara getirmiştir. Kendi haberi olmadan ateşi çalarak insana verdiği ve insanı şımarttığı için Zeus, Prometheus’a öfkelenir ve onu cezalandırır.

  Kartal, Olympos tanrılarının lideri olan Zeus’a hizmet eden yırtıcı bir kuştur. Bazen yıldırım kuşu olarak da adlandırılır. Çünkü Zeus’un yıldırımlarını taşıdığı ve atıldıktan sonra geri getirebildiğine inanılır. Zeus, Kartal’ı Prometheus’un cezasını infaz etmek üzere görevlendirir. Zeus, yanardağların, ateşin ve sanayinin tanrısı Hephaistos’a emir vererek, bu saygısız titanı Caucasus (Kafkas) dağlarına zincirletir. Hephaistos, Prometheus’un ayaklarına ve kollarına kırılmaz zinciri geçirdi ve onları sağlamca kayaya çaktı. Zeus Kartal’a her gün Prometheus’un ciğerini yemesi için emir verir. Ancak Zeus, Prometheus’un ciğerinin her gün kendisini yenilemesini sağlayarak, ölmesini engeller ve acısının sürekli olmasını sağlar. Uzun bir zaman sonra Zeus, Prometheus’a acır ve onu affeder.
  Bir başka masala göre, Sagitta (Okçuk) takımyıldızı Kartal’ı öldüren oku temsil etmektedir. Prometheus’u acısından kurtarmak için, Herkül oku öldürmüş olduğu Hydra’nın (Su yılanı) kanıyla zehirleyip Kartal’a fırlatmış ve onu öldürmüştür.

Zeus ise sadık hizmetlerinden dolayı Kartal’ı gökyüzünde yıldızlar arasına koymuştur.
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Tan Kaan Özkan - 13 Ocak 2017, 17:29:26
AURIGA (Arabacı)

(http://i.hizliresim.com/8P56Pk.jpg) (http://hizliresim.com/8P56Pk)

Ateş ve demir tanrısı Hephaistos’un oğlu olan Auriga, bir masala göre Atina kralıdır ve adı efsanevi kral Erichthonius olarak geçer. O Hephaistos’un yere saçılan tohumlarından meydana gelmiş yarı insan yarı yılan bir çocuk iken zeka tanrıçası Athena yerde çırpınan bu acayip yaratığa acımış, onu alıp bir kutunun içine koyarak Kekrops’un üç kızına vermiş ve kutuyu açmamalarını söylemiştir.
  ( Kekrops, Yunanistan’ın doğusunda küçük bir yarım ada olan Attika’nın efsanevi ilk kralıdır. Yunanlılara medeniyeti getirmiş ve Atina şehrini kurmuştur.)
Kekrops’un kızları tanrıçanın sözünü dinlemeyip kutuyu açmışlar ve Erichthonius’u görünce çıldırarak kendilerini Akropolis’ten (Yunancada akros=yüksek, polis=şehir demektir.) aşağı atarak intihar etmişlerdir.

Erichthonios büyüyünce Atina krallığını ele geçirir. Erichthonios, Atinalıların baş koruyucusu olan, uysallıkları ve yetenekleriyle ünlü dört atı birden süren ilk insandır. Bu nedenle yıldızlar arasına “arabacı” ünvanıyla alınarak Zeus tarafından onurlandırılır.

  Başka bir masala göre Arabacı, ırmak tanrısı Asopos’un kızı Antiope ile Atina krallarından Theseus’un oğulları olan Hippolytos’tur. Fakat Theseus, Antiope’nin ölümünden sonra ( veya Antiope’yi terk edip ) Girit kralı Minos’un kızlarından biri olan Phaidra ile evlenmiştir. Güzel bir kız olan Phaidra aşk yüzünden büyük bir faciaya neden oldu. Gerçekten ateşli bir kişiliğe sahip olan bu kraliçe, üvey oğlu Hippolytos’u görünce aklı başından gitti. Hippolytos’u elde etmek, aşk ateşini onunla paylaşmak için her çareye başvurdu. Genç çocuk, üvey annesinin aşkına karşılık vermeyince iftiraya uğrar. Phaidra, Theseus’a, Hippolytos’un kendisini kaçırmak istediğini söyler. Bu yalana inanan baba Theseus, oğlunun cezalandırılması için tanrı Poseidon’a yalvarır. Babaların çocukları hakkında kötü bile olsa isteklerini (çocukların dünyaya gelmelerine neden oldukları için), tanrılar her zaman kabul ederlermiş. Poseidon, Hippolytos arabasıyla deniz kıyısından giderken, dalgalar arasından dev bir boğa göndererek atlarını ürkütür. Atlar delicesine koşmaya başlarlar. Çok geçmeden Arabacı kaza geçirir ve feci bir biçimde can verir.

  Diğer bir masala göre ise Arabacı, tanrıların habercisi Hermes’in oğlu Myrtilus’tur. Kral Ooenemaus’un at sürücüsü olarak bilinir. Kralın çok güzel bir çift atı varmış. Onları i
krala savaş tanrısı Ares vermiştir. Bu yüzden bütün ölümlü hayvanlardan üstün oldukları düşünülürmüş. Kralın Hippodameia adında bir de kızı varmış. Kral kızına öylesine bağlıymış ki evlendirmek bile istemiyormuş. Ne zaman evlenmek isteyen bir delikanlı gelse, önce kendisini at yarışında yenmesi şartını koşarmış. Tabi damat adayının, kralın tanrısal atlarını geçmesi mümkün olmayınca, kral mutlu bir şekilde adayı reddediyormuş sonradan aday öldürülüyormuş. Çünkü kural böyleymiş: “kazanırsan kızımla evlenirsin, kaybedersen ölürsün”
Lydia (batı anadoluda bir yer) kralı Tantalos’un oğlu Pelops meydana çıkana kadar Hippodameia’nın evlilik konusunda şansı pek iyi gitmez. Genç kız Pelops’a gönlünü kaptırmış ya da artık bu yarışlara bir son verme zamanının geldiğine inanmış olacak ki, babasının arabacısı Myrtilos’u parayla kandırır. Myrtilos, kralın arabasının tekerleklerinin vidalarını gevşetince yarışı Pelops kazanır. Sonraları bilinmeyen bir nedenden dolayı, Pelops kendisinin Hippodameia ile evlenmesini sağlayan Myrtilos’u öldürtmüştür.
 
Baba Hermes, oğlu Arabacı’nın hatırasını yıldızlarda yaşatır.

  Başka bir masala göre Arabacı, Zeus’u emziren keçidir. Titanlardan(bkz.Aquila) Kronos, kız kardeşi Rhea ile evlenir. Kehanete göre çocuklarından biri onu öldürecektir. Bu nedenle karısı Rhea’nın her doğurduğu çocuğu yutarmış. Buna çok üzülen Rhea, son çocuğu Zeus doğduğu zaman gecenin karanlığından yararlanarak Girit adasındaki İda dağının tepelerine gider. Zeus’u oraya bırakır. Gaia (yer) çocuğu alır ve bir mağaranın dibine saklar. Rhea, kocası Kronos’a, yeni doğan oğlu Zeus yerine bit taşı kundak bezine sararak verir. Kronos taşı Zeus sanarak hemen yutar. Zeus, keçi Amaltheia’nın sütünü emerek dağda büyür. Zeus keçiye olan gönül borcunu, onu yıldızlar arasına alarak öder.

  Bir başka masala göre, keçi Amaltheia’nın çok çirkin ve ürkütücü bir görünüşü vardır. Bu görünüşü Titanları bile korkuttuğundan Zeus, kendisine keçinin derisinden bir pelerin yaparak düşmanlarını korkutur. Zeus’u koruyan bu pelerin Aegis olarak bilinir.

  Auriga, kuzey yarımkürenin en parlak yıldızlarından biri olan Capella’yı içeren bir takımyıldızdır. Auriga genellikle bir savaş arabası kullanıcısı olarak resimlenir. Bu yıldıza ilşkin her kültürde pek çok efsane vardır. Genç Auriga bir elinde kamçı, diğerinde ise biri erkek biri dişi olan iki keçi tutar. Capella’nın anlamı “küçük keçi”dir. Diğer dişi olan keçi Zeus’u emziren Amaltheia’dır.
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Tan Kaan Özkan - 14 Ocak 2017, 12:00:17
CANİS MAJOR (Büyük Köpek)

(http://i.hizliresim.com/LZNr1z.jpg) (http://hizliresim.com/LZNr1z)

Büyük köpek Avcı’nın meşhur köpeklerinden biridir. Bir masala göre, Büyük Köpek, üstün yetenekli bir köpek türü olarak bilinen Laelaps türündendir. Kimsenin yetişemeyeceği kadar hızlı koşabilme yeteneği ile ünlüdür. Onu bir çok kişi sahiplenmiş olsa da son sahibi, Atina kralı Erichtonius’un( bkz. Auriga) kızı Procris’tir. Procris aynı zamanda Hermes’in oğlu Cephalus’un karısıdır. Bazı masallarda Prokris’e Büyük Köpeğin av tanrısı Artemis’in yolladığı, bazılarında ise Girit kralı Minos’un yolladığı anlatılmaktadır. Girit kralı, Procris’e bir de sihirli mızrak hediye eder. Mızrağın özelliği her zaman hedefine doğru yol alması ve hiçbir zaman hedefinden sapmamasıdır. Bir av sırasında, Cephalus mızrağı yanlışlıkla karısına yönlendirir ve sihirli mızrak Procris’in ölümüne neden olur. Cephalus’a ise sürgün cezası verilir.

  Bir süre sonra Cephalus Yunan şehri olan Boeotia’ya ( Thebes’te bir şehir) gider. Thebes şehrinde insanlara korku salan bir tilki yaşıyormuş. Bu tilki kimsenin yakalayamayacağı kadar hızlı koşabilen özel bir hayvandır. Cephalus, Büyük Köpeği tilkinin üzerine salar ve bu iki hızlı hayvan sonu gelmeyen bir kovalamacaya başlar. Bu bitmeyen mücadeleye son veren Zeus olur ve her ikisini de taşa dönüştürür.

Daha sonra Büyük Köpeği yıldızların arasına gönderir.

Orion’un iki köpeğinden büyük olanı Canis Majör’dür. Avcının (Orion) hemen önünde Tavşan’ı (Lepus) kovalar. Orion’un Boğa (Taurus) ile savaşına yardım etmek için orada olduğunu anlatan hikayeler de vardır.
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Tan Kaan Özkan - 14 Ocak 2017, 12:03:12
COMA BERENICES (Berenices'in saç'ı)

(http://i.hizliresim.com/m4pB21.jpg) (http://hizliresim.com/m4pB21)

Berenis’in Saçı, gerçek bir insanla özdeşleşen nadir takımyıldızlarından biridir. Saçlarının güzelliğiyle gururlanan Mısır Kraliçesi Berenis, yüzyıllardır süregelen geleneklere bağlı kalarak, erkek kardeşi Ptolemy III Euergetes ile evlenir. Evliliklerinden kısa bir süre sonra Berenis’in kocası Asya’daki bir savaşa katılmak üzere ülkeden ayrılır. Bunun üzerine Berenis, tanrılara adakta bulunur. Kocası savaşta galip gelip, sağ olarak geri dönerse karşılığında saçlarını keseceğine dair söz verir. Ptolemy, evine zaferle döner ve Berenis saçlarını keser. Kestiği saçlarını Zephyrium’da annesine ithaf edilen bir tapınağa bırakarak sözünü yerine getirir. Ancak, ertesi gün saçların bırakıldığı yerde olmadığı görülür.

Ptolemy ise gökyüzünde Aslan’ın Kuyruğu’nun yanındaki birkaç yıldızı göstererek kaybolan saçların yıldızların arasına katıldığını söyler.
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Tan Kaan Özkan - 14 Ocak 2017, 12:09:54
CORONA BOREALIS (Kuzey Tacı)

(http://i.hizliresim.com/NlNP1P.jpg) (http://hizliresim.com/NlNP1P)

Girit kralı Minos, kraliçe Pasipae, kızları prenses Ariadne ve Theseus ana karakterleri çevresinde gelişen bir masaldır. Minos, Sarpedon ve Rhadamanthys, Zeus ve Europe’nin oğullarıdır. Üç kardeşin büyüğü olan Minos Girit tahtına çıkmak isteyince, kardeşler arasında büyük bir kavga kopmuş. Minos tanrıların ondan yana olduklarını ileri sürmüş. Bunu kanıtlamak için deniz tanrısı Poseidon’dan bir dilek dilemiş. Poseidon’un denizden bir boğa göndermesini istemiş. Eğer tanrılar kendisinden yana iseler, dileği gerçekleşecekti ve denizden gelecek boğayı tanrılara adayacaktı. Minos’un dileği yerine gelir. Denizden köpükler gibi ak bir boğa çıkıverir. Minos, krallığının işareti sayılan bu boğayı alır ve kardeşlerini ikna etmiş bir halde tahta oturur. Ama tanrılara kurban etmeye söz verdiği boğayı kurban etmeyi unutarak, ak boğayı sürülerin içine damızlık olarak gönderir.

  Bu duruma çok kızan Poseidon, ak boğayı Minos’un başına bela etmiş. Bir masala göre ak boğa kudurur. Kimsenin baş edemediği bir canavar halini alır. Ve sonunda Herkül tarafından öldürülür.
  Başka bir hikayede, kral Minos, güneş tanrısı Helios’un kızlarından Pasiphae ile evlidir. Kraliçe Pasiphae, bu ak boğaya, doğa dışı bir aşkla tutulur ve onunla birleşir. Çılgına dönen Minos, boğayı öldürtür. Bu olaydan sonra Girit sarayının yaşamı karma karışık olur. Güneş tanrısı Helios’un tüm kızları gibi Kraliçe Pasiphea da büyücüdür. Aşık olduğu boğayı öldürttüğü için Minos’u büyüler. Yaptığı büyü ile Minos’un yatağından akrepler, yılanlar, çıyanlar çıkmaya başlar. Bu yılanlar, akrepler, çapkın Minos’un yatağına giren her kadını sokup öldürmekteymiş. Minos’un erkeklerle de aşk maceraları yaşadığı da ileri sürülür.

Bir süre sonra Pasiphae, yarı boğa, yarı insan olan bir canavar doğurur. Adı Minotauros’tur ( Minos Boğası anlamındadır). Minos bu korkunç yaratığı saklamak için mimar Daidalos’a Labyrinthos (labirent ) sarayını yaptırır. Canavarın belli zamanlarda beslenmesi gerekmektedir. Her defasında yedi genç erkek ve yedi genç kızdan oluşan Atina’lı genç grup, canavar Minotauros’a yiyecek olarak verilmekteymiş.

  Bir defasında Minotauros’a yiyecek olarak gönderilen gençlerin arasında, Poseidon'un oğlu Theseus da bulunmaktaymış. Kral Minos’un kızı Ariadne, Theseus’u görür ve ona aşık olur. Prenses Ariadne, labirentte yolunu kaybedip Minotauros’a yem olmaması için, Theseus’a bir yumak ip verir. Karşılığında Theseus, kaçarken, Ariadne’yi de beraberinde götüreceğine söz verir. İp yardımıyla canavar Minotauros’u öldüren Theseus, diğer gençler ve Ariadne’yle birlikte bir gemi çalarak kaçar. Naksos adasında (Ege denizinde bir ada) dururlar. Theseus, burada Ariadne’yi terk eder. Terk etmesinin nedeni hakkında bir çok masal vardır.

Bir masala göre, bir tanrı ( Şarap tanrısı Dionysos olduğu söylenir ), Theseus’u Ariadne hakkında uyarır. Ariadne’nin bir tanrıya (o tanrı Dionysos’un kendisidir) evlenmek üzere söz verdiğini ve ölümlülerle evlenmeyeceğini söyler. Bunun üzerine Theseus Ariadne’yi bırakarak adayı sessizce terk eder.

  Theseus Atina’ya dönerken, zafer işareti olan beyez yelken açmayı unutur. Thaseus’un babası Atina Kralı Aigeus ( Latince Eegeus, Fransızca Egee ), oğlunun yenildiğini ve öldüğünü sanarak kendini denize atar ve ölür. O günden sonra, o denize “EGE” denmektedir.

  Girit zaferi dönüşü Theseus, Yunan ülkesine (Attika) kral olur. Ve Attika ülkesinde yeni ve güzel bir düzen kurar.

  Bazı masallara göre Kuzey Tacı, Theseus’a deniz perisi Thetis tarafından labirentte yolunu bulabilmesi için verilmiştir. Labirentte, taçtaki mücevherlerin ışığı yardımıyla yolunu bulması kolaylaşacaktı. Labirentten çıktıktan sonra, Theseus tacı Ariadne’ye vermiştir.

Bir başka masala göre Kuzey Tacı Ariadne’ye evlilik armağanı olarak Aphrodite tarafından verilmiştir. Ancak, tüm masalların ortak yanı tacın Ariadne’ye ait olmasıdır.

  Ariadne, Theseus tarafından terk edildiği günlerde şarap tanrısı Dionysos tarafından görülür. Dionysos ona aşık olur ve evlenme teklif eder. Ancak Ariadne, Dionysos’un bir tanrı olduğuna inanmaz. Bunun üzerine Dionysos, Ariadne’nin tacını gökyüzüne fırlatır. Taç gökyüzüne yükseldiği gibi üzerindeki mücevherler yıldızlara dönüşür. Bu gün bildiğimiz Kuzey Tacı takımyıldızı oluşur. Ariadne, Dionysos’un tanrı olduğuna inanır ve onunla evlenir.
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Serkan Güvenen - 14 Ocak 2017, 12:51:38
Kaan reis ,

Eline (yazmışım kusura bakmayın elinize olacaktı)  sağlık çok keyifli.
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Tan Kaan Özkan - 14 Ocak 2017, 13:01:24
Teşekkürler.
Sevindim keyif almanıza  :)
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Erman Yerman - 14 Ocak 2017, 13:30:45
Kaan Reisim, ilgiyle takip ediyorum özellikle işin mitolojisini paylaşınca çok güzel oldu, insan yıldızlara daha bir anlam yükleyerek bakıyor.

Bu vesileyle geçen günlerde yan forumda paylaştığım tecrübemi burada da aktarmak isterim:

Kri-Kri'yi aldığımız zaman, İzmir'den Mersin'e Mersin'in balıkçı kasabası olan Karaduvarlı bir korsan ile geldik. Korsan dediysem harbi korsan; şu an bizim denizlerde korsanlık namına ne yapılacağını düşünüyorsanız onları yapan birisi. Teknede otopilotumuz yok Fethiye'de geçirdiğimiz bir gece hariç motor, zaman zaman da motor + yelken yol aldık (kendisi yelken işine pek ısınamadı) ve hep dümen tuttuk.
Bu korsan, elinde küçük bir Garmin etrex el gpsi ile geldi. Balıkçılıktan diğer işlere, Çanakkale'den Kıbrıs'ın güney açıklarına kadar her yerde onu kullanıyormuş. Yola çıktığımızda önüne teknedeki chartplotterı ve cep telefonumdaki Navionics'i de açtım (rotayı ince ince çizmiştim). Gece seyirlerinde hepsini kapatıyor (cihaz ışıklarından rahatsız oluyordu) yalnızca 2-3 saatte bir benden bunları açmamı istiyor; rotayı düzgün takip edip etmediğimizi kontrol ediyordu. Saatlerce yol alıp rotadan hiç sapmadığına şahit oldum.  Gündüzleri ise benim saatlerce göremediğim onunsa şıp diye gördüğü körfezlerin burunlarına ait silüetleri takip ediyordu. Dümene ben geçtiğimde ise aletler hep açıktı, zaten tekneyi biraz gezdiriğim için rotayı sürekli cihazdan takip etmem gerekiyordu.

Kabaca körfezleri uçtan uca geçtiğimiz için yaptığımız seyir kıyı seyri sayılabilir ve sadece Antalya körfezini geçerken gerçek bir açık deniz seyri yaptık ancak 12 saatten fazla hiçbir kara parçası görmediğimiz bu seyirde dahi adam şaşmıyordu. 

Kendisine geceleri hiçbir cihaz olmadan nasıl bu kadar kusursuz seyrettiğini sorduğumda bana adını dahi bilmediği bir yıldızı gösterdi. "Bu yıldız önümüzde doğdu ve bu şekilde direk boyunca yükselecek bunu takip edersen rota şaşmaz" dedi. (baş kıç iskele sancak var ama pruva pupa yok dağarcığında) Hakikaten de şaşmadı; ne o yıldız ne de 4 gün boyunca diğerleri... Ne Güney'e inerken ne de Doğu'ya seyrederken...

Kendisine sadece Kutup Yıldızının sabit kaldığını ve sadece bunun sabit olarak Kuzeyi gösterdiğini diğerlerine nasıl güvenebileceğimizi sordum (zira bilmiyordum). tek dediği "Vallahi abicim ben senin gibi okumuş bir adam değilim, ömrüm denizde geçti, bildiğim birşey varsa o da şu yıldızın tıpkı güneş gibi ay gibi doğudan doğup öylece yükseliyor olduğu, bak saatlerdir takip ediyoruz hiç şaşmış mı?" oldu
Gerçekten saygı duyulacak bir durumdu..  bu vesileyle paylaşmak istedim...

Sevgi ve Saygılarımla,

Erman...
Ağzı açık yıldızlara bakan dümenci...
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Tan Kaan Özkan - 14 Ocak 2017, 14:14:32
İlginçmiş.
Doğrusu, ayrıntısını öğrenmek isterdim. Tek bir yıldız takibi ile rota tutmak ? Mevsimsel değişiklikler, yörünge farkları, saatler çok değişken. Mesela baktığı yıldız mı gezegen mi ?
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Erman Yerman - 14 Ocak 2017, 19:41:00
Kaan reisim. Verdiğiniz bilgiler cok degerli. Cok tesekkurler. Benim durumun çok temelsiz oldugunun farkındayım. Aksi gibi bu konuda çok cahilim. Ben bu fenomeni çözecem de şöyle gözlem esaslı bir iki gece seyri yapmam lazım...


SM-G920F cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi

Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Tan Kaan Özkan - 15 Ocak 2017, 14:24:40
CORVUS (Karga)

(http://i.hizliresim.com/GPXD5b.jpg) (http://hizliresim.com/GPXD5b)

“Apollon’un kadehi” diye adlandırılan Crater ( Kupa ) takımyıldızının masalı da bu masal içinde anlatılacaktır.

  Corvus (The Crow, Karga) eski Yunan’da Raven (Kuzgun) olarak adlandırılıyordu. Apollon’un kutsal kuşudur. Apollon, kehanetler, bilim, müzik, şiir, tıp, felsefe ve hukuğa olan ilgisiyle bilinir. Olympos tanrıları bir gün canavar Typhon’un saldırısına uğrayınca, tanrılardan biri olan Pan (bkz. Capricornus), diğer tüm tanrılara uyarıda bulunur. Canavardan kaçabilmek için tüm tanrılar kendilerini birer hayvana dönüştürürler. Aphrodite ve Eros, birer balığa (bkz. Pisces) dönüşürken Pan da balığa dönüşmek ister. Ama sadece yarım bir balık olabilir. Apollon ise bir karga olmayı seçer.

  Apollon’un kargasının bir kar tanesi kadar beyaz renkte olduğu söylenir. Ancak bu karga, Apollon’a bazı kötü haberler getirir. Ona sevgilisi Coronis’in artık onu sevmediği haberini verdiğinde Apollon, çok üzülür ve kızar. Karganın tüylerinin rengini siyaha dönüştürür.

  Bir gün Apollon, Zeus’a bir yardımda bulunmak amacıyla, kargasına bir kupa vererek su getirmesi için pınara gönderir. Ancak karga pınarın yanında bulunan incir ağacını görünce canı fena halde incir yemek ister. İncirler tam olgunlaşmamış olduğundan iki-üç gün onların olgunlaşmalarını bekler. Bu arada Apollon karganın su getirmesini beklemektedir. Apollon tam beklemekten vazgeçtiği sırada, karga ağzında su dolu kupayla geri döner. Apollon çok sinirlenir. Karga pınarın bir su yılanı tarafından tıkandığını söyleyerek af dilese de, onun yalan söylediğini anlayan Apollon, kargayı cezalandırır. Karga’nın güzel sesini, çirkin bir sese çevirir. Bazı masallarda Karga’nın renginin bu sırada siyaha çevrildiği söylenir.

  Apollon’un Corvus’a verdiği en büyük ceza ise, onu gökyüzünde Crater’in (Kupa) yanına göndermek olur. Kupa’nın hemen önündeki Su Yılanı (Hydra) da karganın kupadan su içmesini engellemekle görevlidir. Böylece karga hiçbir zaman kupaya ulaşamaz.
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Tan Kaan Özkan - 15 Ocak 2017, 14:30:34
CYGNUS ( Kuğu)

(http://i.hizliresim.com/l3RZjg.jpg) (http://hizliresim.com/l3RZjg)

 Cygnus ve Eridanus takımyıldızları birlikte anlatılacaktır.

  Mitolojide Kuğu, baş tanrı Zeus olarak bilinir. Zeus peri Nemesis’i baştan çıkartabilmek için bir kuğu kılığında ona yaklaşmış ve onu elde etmiştir. Zeus’un bu hareketi sonucu bir yumurta oluşmuştu. Bu yumurta, daha sonra Sparta (Yunanistan’da bir şehir ) kraliçesi Leda’ya verilmişti. Yumurtadan gelecekte Troyalı Helen olacak güzel bir çocuk çıkmıştır. Başka bir masalda ise Zeus’un kuğu şekline girerek baştan çıkarttığı kadın, kraliçe Leda olarak bilinir. Kraliçe kocası kral Tyndareus ile beraber yaşamaktadır. Zeus ve kraliçe Leda’nın birlikteliklerinden bir yumurta (ya da iki) ortaya çıkmıştır. Yumurtadan (veya yumurtalardan) ikizler Kastor ve Pollluks çikmıştır. İkizler gökyüzünde Gemini takımyıldızının en parlak iki yıldızı olarak görülür.

  Diğer bir masalda ise yumurtalardan iki kız çocuğunun çıktığı söylenir. Bunlar Helen ve Clytemnestra’dır. Helen ve Polluks’un, Zeus’un çocukları ve ölümsüz olduklarına inanılır. Kastor ve Clytemnestra’nın ise kraliçe Leda’nın ölümlü eşi kral Tyndareus’un çocukları olduklarına ve ölümlü olduklarına inanılır.

  Bunların dışında başka bir masal daha vardır. Dünyayı kuşattığı ileri sürülen ırmak tanrısı Okeanos’un kızı Klymene ile bilgelik ve doğruluk tanrısı Apollon’un Phaethon adında bir çocukları vardır. Phaethon arkadaşlarına kendisinin tanrı Apollon’un oğlu olduğunu anlatır. Arkadaşları ona inanmaz ve yalan söylediğini düşünürler. Phaethon’un çok üzüldüğünü gören annesi Klymene, onu babası Apollon’a gönderir. Phaethon, babası Apollon’u görmeye gider. Oğlunun geldiğini gören Apollon bu duruma çok sevinir. Phaethon’a, arkadaşlarını ikna etmesi için yardım edeceğine dair söz verir.

Phaethon bir süre düşünür ve arkadaşlarını inandırmak için babasından Güneş arabasını kullanmak için izin ister. Her gün Apollon’un idare ettiği güneşin şarına dört gürbüz at koşulurdu. Bunların adları “Eoüs, Pyrous, Ethon, Phlegon”dur. Yani “Al at, Ak at, Parlak at, Toprak at” dır.

Güneş sabahleyin kırmızı olarak doğar, yavaş yavaş beyazlaşır, sonra öğle vakti parlak olur. Akşama doğru batacağı sırada toprağa dokunur ve toprak rengini alır. Güneş tanrısı sabahleyin şafağın pembe parmaklarıyla açtığı gök kapısından çıkar, akşam olunca yorgunluğunu dindirmek için batıda olan sarayına iner, orada geceler.

Apollon bu teklif karşısında şaşırır ve oğlunu caydırmaya çalışır. Çünkü güneş arabasını kullanmak oldukça tehlikeli bir iştir. Ancak Phaethon fikrini değiştirmez ve babası sözünü tutmak zorunda kalır. Phaethon’u hem annesi hem de kız kardeşleri güneş arabasını kullanması konusunda yüreklendirirler. Phaethon, arabayı kullanmak için oldukça acemidir. Buna rağmen arabayla oldukça uzaklara ve yükseklere doğru yol almaya başlar. Doğu ufkunda öyle bir yere gelir ki, burası gök kubbenin en tepesidir. Arabasıyla gökyüzünün bir ucundan diğer ucuna büyük bir çizgi çizmeye başlar. Daha sonra bu çizgi gökyüzünde Samanyolu olarak anılmaya başlar. Bu sırada Dünya yüzeyi soğumaya başlar, çünkü araba çok uzaklara gitmiştir. Bunun üzerine arabanın atları hızla Dünya’ya doğru yol almaya başlar. Dünya üzerinde Afrika semalarından geçerken arkalarında bıraktıkları yerler kavrulur. Nehirler, göller ve tüm su kaynakları kurur. Büyük bir çöl oluşur. Asıl tehlike Phaethon’u ileride beklemektedir.

  Phaethon bir anda büyük akrebi ( Scorpio ) görür. Akrep güçlü kuyruğuyla arabada başı çeken atı sokar. Araba eskisinden daha hızlı bir şekilde gitmeye başlar. Tüm bu olanlardan sonra Phaethon babasını kendisini caydırmaya çalışma isteğinin haklılığını anlar. Baş tanrı Zeus tüm olan bitenin farkındadır. Çevreye daha fazla zarar gelmemesi için bir yıldırım yollayarak Phaeton’u öldürür ve vücudu dünyaya doğru düşmeye başlar. Arabanın atları ahırlarına geri dönerler. Phaethon’un vücudu Eridanus nehrine düşer ve dibe doğru batar.

  Eridanus, gökyüzünde çok uzun, dolambaçlı bir nehir olarak betimlenir. Takımyıldızının bu uzun nehir görüntüsünü gökyüzünde belirlemek zordur. Bazı yazarlar bu nehrin Nil nehrini temsil ettiğini söylerler.

  Phaethon’un ölümüne çok üzülen kızkardeşleri tam dört ay boyunca durup dinlenmeden ağlarlar. Onların bu hallerine acıyan tanrılar, bu kızkardeşlere daima inleyen ve sarsılan kavak ağaçlarına dönüştürürler. Ağaca dönüşen kız kardeşler, Eridanus nehri boyunca dizilirler.

Phaethon’un başına gelenleri duyan arkadaşı Cygnus, onun cesedini bulabilmek için nehre girer. Cygnus, Phaethon’un çok yakın ve sadık bir arkadaşıdır. Phaeton’un cesedini bulmak için nehre ard arda dalar ve nehirde boydan boya devamlı yüzmeye başlar. Bu hareketleri onu nehirde yiyecek arayan bir kuğuymuş gibi gösterir. Daha sonra Cygnus, arkadaşının acısıyla ölür.

Tanrı Apollon, Cygnus’a acıyarak onu gökyüzüne Kuğu takımyıldızı olarak koyar.
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Tan Kaan Özkan - 15 Ocak 2017, 14:32:56
DELPHINUS (Yunus)

(http://i.hizliresim.com/njolJa.jpg) (http://hizliresim.com/njolJa)

Delphinus “The Dolphin” ya da “Yunus”, Pegasus’un batısında yer alan eski bir takımyıldızıdır.
Bazı kaynaklarda adı “Arion” olarak geçer. Eski çağlarda iki tane Arion olduğu rivayet edilmektedir.

  Biri Yunan mitolojisine göre M.Ö. 8. yüzyılda yaşamış olan müzisyen ve şairdir. Masallarda Arion’un gelmiş geçmiş en büyük müzisyen olduğu söylenmektedir. Şairler adası Lesbos’da ( Midilli Adası ) yaşayan Arion, adadan ayrılıp Korinthos’a (Eski Yunanistan’da Atina’ya 18 km. uzaklıkta bir şehir) gitmiş. Korinthos’un yöneticisi Periandros’la dost olmuş ve oranın halkını da sanatıyla etkilemiştir. Arion sanatıyla yalnız ün değil, para da kazanmıştır. Bir süre sonra Korinthos’tan Sicilya’ya (İtalya) gider. Sicilya’da kaldığı süre içinde servetine servet katmıştır.

Yaşı ilerleyince Korinthos’a geri dönmek ister. Sicilya’da kazandığı servetini güvenli bir şekilde götürmek gibi büyük bir problemi varmış. Bu yüzden güvendiği Korinthos’lu bir tayfa ile anlaşır. Ama güvendiği tayfalar denize açıldıktan sonra Arion’un altınlarına ve parasına el koymayı planlamışlardır. Denize açıldıktan bir süre sonra tayfaların niyetini anlayan Arion, en azından hayatını bağışlamaları için yalvarır. O gece rüyasında bilgelik ve doğruluk tanrısı Apollon’u görür. Bunu hayırlı bir şey olarak yorumlar. Tayfalar Arion’u denize atmak isterlerken, onlardan son bir defa saz çalmasına izin vermelerini diler. Sazını o kadar güzel ve dokunaklı çalmış ki, Apollon’un kutsal hayvanları olan yunuslar onu dinlemeye gelmişler. Arion ezgisini bitirince, kendini denize atar. Dalgalar arasında boğulmak üzere olan Arion’u bir yunus balığı sırtına alıp Yunanistan kıyılarına götürür.

  Tanrı Apollon da Arion’un sazıyla üzerinde yolculuk ettiği yunus balığını ödüllendirmek için gökyüzüne yerleştirir.

  Masallarda adı geçen diğer Arion ise denizler tanrısı Poseidon ile toprak ve ürün tanrısı Demeter’in (bkz. Virgo) oğludur. Demeter ve Poseidon’un oğlu Arion’un, Yunus takımyıldızının mitolojik masalıyla bir ilişkisi yoktur.

  Bu takımyıldızının ismi daha çok Poseidon’la ilişkilidir. Deniz tanrısı Poseidon’un sarayında elli tane su perisi vardı. Bunların tümünü Nereus dünyaya getirmiştir. Bu yüzden bu periler “Nereid’ler” olarak bilinirlerdi. Poseidon onların çoğuna karşı ilgisizmiş. Bir eş bulması gerektiği zaman, aralarından denizde yaşamaya alışkın olanlarından birini eş olarak seçmeye karar verir. Poseidon’un ilk seçimi elli Nereid’in ilki olan Thetis’tir. Poseidon Thetis’in dünyaya bir oğlan çocuğu getiremeyeceğini öğrenir. Poseidon’un evlik için sonraki seçimi Thetis’in kız kardeşi olan Amphitrite’dir. Amphitrite, Poseidon’la evlenmek istemez, Atlas dağlarının ardına kaçar. Poseidon, Amphritite’yi kendisinin su altı krallığına eşi olarak geri dönmesi için ikna etmek üzere çok sayıda haberci gönderir. Bu görevde başarılı olan Delphinus’tur. Amphiritite, Delphinus’un yalvarmaları sonucunda ikna olup, Poseidon’un sualtı krallığına, kraliçe olarak geri döner. Poseidon, Delphinus’u başarısından dolayı ödüllendirerek gökyüzüne takımyıldız olarak alır.

  Hristiyanlığın ilk yıllarında Delphinus, İsa’nın çarmıhı olarak da adlandırılır.
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Tan Kaan Özkan - 16 Ocak 2017, 12:42:09
DRACO and URSA MINOR (Ejdeha)

(http://i.hizliresim.com/QvGbGy.jpg) (http://hizliresim.com/QvGbGy)

Ejderha’nın masalı, Hesperid’lerin altın bahçeleri ve Herkül’ün görevlerinden biriyle ilgilidir.

Hesperid’ler Güneş’in battığı yerin perileridir. Nyks, yani gece tanrıçası Hesperid’leri kendi kendine yaratmıştır. Bazı masallarda Zeus ve adalet tanrıçası Themis’in kızları oldukları söylenir. Başka bir masala göre dünyayı omuzlarında taşımakla görevli Atlas’ın kızlarıdır.

  Hesperid’lerin başlıca görevi, tanrıların bahçesinde altın elmalara bekçilik etmektir. Yer tanrıçası Gaia, cennetin tanrıçası Hera ile baş tanrı Zeus’a evlilik hediyesi olarak verdiği bu ağaç dünyanın batı ucundaki bir bahçeye dikilmiştir. Hera altın elma bahçesini koruması için yüzlerce başa sahip bir ejderha olan Ladon’u görevlendirmiştir. Herkül’ün görevi, bu bahçeden altın elma çalmaktır. Herkül, ağaca dolanarak altın elmaları koruyan canavarı atlatmak için bir plan yapar. Planını uygulayabilmek için bir yardımcıya gereksinimi vardır. Bunun için, Zeus’a karşı geldiği için dünyayı omuzlarında taşımakla cezalandırılmış olan Atlas’ı seçer. Herkül, Atlas’a “eğer Hesperidler’in bahçesinden bir altın elma getirirse, dünyayı bu süre içinde Atlas’ın yerine taşıyabileceğini” söyler. Atlas bu teklifi kabul eder. Herkül, bahçeye zehirli oklar fırlatarak Ladon’u öldürür ve dünyayı omuzlarında taşırken, Atlas Hesperid’lerin bahçesinden üç altın elma koparıp Herkül’e getirir. Herkül’le konuşurken bir daha dünyanın yükünü taşımamak için mükemmel bir fırsat ele geçirdiğini düşünür. Herkül’den birkaç ay daha dünyayı taşımasını ister. Daha sonra dünyanın yükünü geri alacağını söyler. Durumun farkına varan Herkül, Atlas’tan kısa bir için dünyayı tekrar omuzlarına almasını rica eder, böylece dünyayı daha rahat taşıyabileceğini söyler. Atlas hiç şüphelenmeden bunu kabul eder ve dünyayı tekrar sırtına alır. Atlas, dünyayı tekrar sırtına aldıktan sonra Herkül kendisine teşekkür ederek oradan ayrılır.

  Hera, Ladon’un ölümüne çok üzülür ve kendisini kutup yıldızı yakınlarında gökyüzüne yerleştirerek onurlandırır.

  Bir başka masala göre, Draco, Olympos’un genç tanrıları ile daha yaşlı tanrıları arasında evrenin sahipliğini ele geçirmek için yapılan savaşta, yaşlı tanrı Titanlarla savaşan canavarlardan biriydi. Savaşın sonuna doğru Draco, savaş tanrıçası Athena’ya karşı gelir. Athena, onu kuyruğundan yakalayıp büyük bir kuvvetle gökyüzüne fırlatır. Draco dönerek ve yalpalayarak uçar. Cennetin kubbesine çarparak, vücudu gökyüzünde düğümler haline gelir. Draco kuzey kutbuna yakın soğuk bölgelerde gökyüzüne çarptığı için, vücudundaki düğümleri çözemeden dondu. Draco gökyüzünde düğümler halinde görülmektedir.
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Tan Kaan Özkan - 16 Ocak 2017, 12:45:09
HERCULES (Herkül)

(http://i.hizliresim.com/77ZRpL.jpg) (http://hizliresim.com/77ZRpL)

Mitoloji efsane kahramanlarının en büyüklerinden biridir. Roma mitolojisinde Herkül adıyla tanınır. Ölümlü bir prenses olan Alkmene ile Zeus’un oğludur. Çok güçlü olan Herakles(Hercules) insanın doğaya karşı savaşma ve direnme gücünü simgeler. Doğanın insanın başına sardığı felaketlerin üstesinden gelerek insanlığa yardım ettiğine inanılır.
Fakat Alkmene Zeus’tan hamile kalınca, kıskanç Hera öç almak için fırsat kollamağa başlar. Şöyle bir oyun kurar: Perseus soyundan doğacak ilk çocuğun, bütün insanlara egemen olması için Zeus’tan söz alır.

  O sırada Persues soyundan Sthenelos’un karısı yedi aylık hamiledir. Hera Alkmene’nin doğumunu geciktirip, Sthenelos’un karısının önce doğurmasını sağlar.
  Böylece Persues soyundan doğan ilk çocuk Herakles(Hercules) değil, Sthenelos’un oğlu Eurystheus olur. Bunun sonucu olarak da Herakles(Hercules), yaşamı boyunca yeteneksiz Eurystheus’a boyun eğecektir.

Zeus’un kıskanç karısı Hera, Herakles’in doğduğunu duyduğu zaman çok kızar ve henüz beşiğinde yatarken öldürülmesi için iki yılan gönderir. Ama Heracles bebek iken bile öyle güçlüdür ki, yılanları elleriyle boğar. Heracles iyi bir eğitim görür, güçlü bir savaşçı ve keskin bir nişancı olur. Ne var ki, Hera’nın ona olan düşmanlığı sürmektedir. Bir gün Hera’nın etkisiyle bir delilik nöbeti geçiren Herakles karısını ve çocuklarını öldürür. Bu korkunç suçun cezası kral Eurystheus’un belirleyeceği on iki görevi yerine getirmektir. Heracles’e verilen ilk iş Yunanistan’daki Nemea bölgesine korku salan azgın aslanı öldürerek postunu almaktır. Heracles hayvanı kolları arasına alarak elleri ile boğarak öldürür. Sonra Hydra adlı dokuz başlı bir canavarı öldürmeye gönderilir. Canavarın zehir saçan başlarını bir bir koparır ve ölümsüz olan başını da kocaman bir kayanın altına gömer. Daha sonra altın boynuzlu geyiği ve Erymanthos Dağındaki yaban domuzunu yakalayan Heracles’in beşinci görevi kral Augias’ın üç bin sığırının barındığı ahırları temizlemektir. Heracles iki ırmağın yataklarını değiştirip sularını oradn geçirerek, kullanılamaz durumdaki bu ahırları birgünde temizlemeyi başarır. Sonra insan eti ile beslenen Stymphalos kuşlarını öldürür. Girit halkını açlıkla karşı karşıya bırakan Beyaz Boğayı ve insan eti yiyen kral Diomedes’in atlarını yakalar. Dokuzuncu görevi savaşçı Amazon kraliçesi Hippolyte’nin büyülü kemerini getirmektir. Heracles kemeri almak için Amazonlar kraliçesini öldürür. Bundan sonra Heracles’e Atlas Okyanusu’ndaki Dev Geryoneus’un sığırlarını getirmesi söylenir. Buraya ulaşmak için bir dağı yararak Cebelitarık Boğazını aşar. Boğazın her iki kenarındaki kayalar bu efsaneden dolayı Herakles Sütunları olarak adlandırılır. On birinci görevi ejderhanın koruduğu ağaçta yetişen üç altın elmayı ele geçirmektir. On ikinci görevi ise Kerberos adlı üç başlı köpeği yakalamaktır.

  Heracles bu görevlerin hepsini başarıyla yerine getirdikten sonra altın postu arayan Argo gemicileri ile birlikte yolculuğa çıkar(Bkz. Aries).

  Heracles daha sonra, ileride ölümüne neden olacak Aitolia (Yunanistan da Korinthos Körfezinin kuzeyine düşen bir bölgenin eski adıdır) Kralı Oeneus’u kızı Deianeira ile evlenir. Heracles karısı Deianeira’ya saldıran insan başlı at olan Nessos adındaki bir Centaur’u öldürür. Nessos ölürken Deianeira’ya kendi kanıyla ıslanmış gömleğini verir ve Heracles onu bir gün bırakırsa bu gömleğin kocasının sevgisini geri getireceğini söyler. Heracles bir gün gerçekten karısını bırakır. Deianeira da ona gömleği gönderir. Nessos’un kanı zehirli olduğundan, ölümsüz Heracles gömleği giyer giymez acıyla kıvranmaya başlar. Acılarını dindirmek için Heracles kendini yakar. Ölümlü vücudu yanıp kül olurken, Heracles Olympos Dağının doruklarına yükselir.

Zeus oğlunu yıldızların arasına gönderir.
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Tan Kaan Özkan - 16 Ocak 2017, 12:47:42
LYRA (Çalgı)

(http://i.hizliresim.com/8PopO1.jpg) (http://hizliresim.com/8PopO1)

 Lir en eski müzik aletlerinden biridir. Mitolojisine göre lir, Hermes tarafından icat edilmiştir.

  Hermes daha çocukken, bir kaplumbağanın kabuğuna, inek bağırsağı gererek bir lir yapar. Bu liri üvey kardeşi Apollon’a ( her ikisinin de babası Zeus’tur ) verir. Daha sonra Apollon liri, henüz küçük bir çocuk olan Orpheus’a hediye eder.

Orpheus’a liri kullanmayı periler öğretirler. Orpheus lirini öyle güzel çalar ki, doğa bile kendi özgün sesini durdurarak, onun müziğini dinler. Hatta vahşi hayvanlar onun peşinden gelir, bitkiler ona doğru eğilirmiş. Orpheus, Argonaunt’lar seferine katılır. Öteki kahramanlar kadar güçlü kuvvetli olmadığından, kürek çekmez. Kürekçilere tempo tutarak “kürekçibaşı” lık yapar. Bir fırtına sırasında, gemideki tüm kahramanları şarkılarıyla sakinleştirir sonra dalgalar da sakinleşir.

  Orpheus’la ilgili en ünlü mitos, karısı Eurydike’nin aşkı uğruna cehenneme (ölüler diyarı Hades) inmesidir. Eurydike’nin masalı şöyle gelişir. Birgün, Trakya’daki bir ırmak boyunca gezinirken, Aristaios ona tecavüz etmek ister. Eurydike, kaçmaya çalışırken, otların arasındaki bir yılanın üzerine basar ve yılanın sokması sonucu ölür.

Karısına delicesine aşık olan Orpheus, bu ölüme kahrolur. Karısını aramak için cehenneme (ölüler diyarı) iner. Orpheus lirinin sesiyle yalnızca cehennem canavarlarını değil, cehennem tanrılarını da mest eder. Ölüler diyarı tanrısı Hades ve eşi Persephone, karısını böylesine seven adama acırlar. Karısı Eurydike’yi geri vermeyi kabul ederler. Ama bir şartları vardır. Orpheus, karısı Eurydike’nin önünde yürüyecek ve yeraltı ülkesini terk etmeden karısına bakmayacaktır. Orpheus çaresiz, şartı kabul edip, yola koyulur. Fakat gün ışığına çıkmak üzere iken, Persephone’nin kendisine bir oyun yaparak, Eurydike’yi vermemiş olabileceği şüphesine düşer. Bu şüphe içinde yürüyen Orpheus bir an dönüp arkasına bakar. Bakar bakmaz arkasında yürüyen Eurydike yok olur, ikinci kez ölür. Orpheus, dönüp karısını yeniden bulmayı denediyse de, cehennem bekçisi canavar Kharon, Orpheus’un Ölüler diyarına tekrar girmesine izin vermez. Orpheus karısını alamadan insanlar arasına dönmek zorunda kalır.

Orpheus’un ölümü bir çok masalın doğmasına yol açmıştır. Genellikle, onun Trakyalı kadınlar tarafından öldürülerek hayata veda ettiği anlatılır. Trakyalı kadınların nefretine yol açan nedenler farklıdır. Kadınlar, onu Eurydike’nin anısına sadık kaldığı ve bunu kendilerine yapılmış bir hakaret saydıkları için öldürürler. Bazı masallarda da Orpheus’un kadınlarla hiçbir ilişkide bulunmak istemediği, bu yüzden çevresini delikanlılarla doldurduğu, böylece eşcinselliği icat ettiği söylenir. En yakın dostu da Boreas’ın oğlu Kalais’tir. Yine bazı masallara göre Orpheus ölüler ülkesinden dönüşünde, öbür dünyadaki deneyimlerine dayanarak bazı öğretiler yaratmıştır. Bu öğretiyi, sadece erkeklerle kapalı mekanlarda yaptığı toplantılarda anlatır. Bu toplantılara kadınların katılmalarına kesinlikle izin vermez. Bir gece, silahlanan kadınlar, toplantı çıkışında Orpheus’u ve müritlerini öldürürler.

Orpheus’un ölümüne ilişkin en yaygın masalda, Trakyalı kadınlar Orpheus’u öldürdükten sonra cesedini parçalarlar. Parçaladıkları cesedi nehire atarlar. Ceset parçaları, akan nehirle sürüklenerek denize ulaşır. Orpheus’un kesik başı ve çalgısı (lir) Lesbos adasına kadar gider. Lesbos’lular şaire cenaze töreni düzenlerler ve mezar yaparlar. Bu mezardan lir sesleri duyduğunu iddia edenler bile çıkar. Bu nedenle Lesbos adası lirik şiirin öz yurdu sayılır.

Orpheus’un ölümünden sonra, onun liri gökyüzüne çıkartılıp bir takımyıldız yapılarak ölümsüzleştirilir.

  Orpheus’un, Homeros ve Hesiodos’un atası olduğunu söyleyen masallar da vardır.
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Tan Kaan Özkan - 17 Ocak 2017, 13:29:17
OPHHUSIUC (Yılancı)

(http://i.hizliresim.com/5L3DMR.jpg) (http://hizliresim.com/5L3DMR)

Ophiuchus ( Yılancı ), güneş ve bilgelik tanrısı Apollon ile Theselia’da oturan bir kavim olan Lapith’lerin kralı Peirithoos’un ( Phlegyas) kızı Koronis’in oğludur. Mitolojide sağlık tanrısı olarak bilinir.

  Apollon’un eşi hakkında bazı şüpheleri vardır. Eşini izlemek için bir karga görevlendirmiştir. O zamanlar tüm kargalar beyaz renktedir. Karga Apollon’un eşini izler ve eşinin kendisine sadık olmadığını iletir. Apollon duydukları karşında çok öfkelenir ve öfkesini kargaya yöneltir. Bu öfkeyle karganın rengini siyah rengine döndürür. O günden sonra kargaların hepsinin rengi siyah olmuştur. Apollon, kardeşi Artemis’ten okları ile, Ophiuchus’a hamile olan eşi Koronis’i öldürmesini ister. Ancak, Apollon eşi ölürken pişman olur. Apollon erkek kardeşi Hermes’ten oğlu Asclepius’u annesinin rahminden çıkarmasını ister. Hermes, Apollon’un oğlunu kurtarır. Asclepius eğitilmek üzere yarı at, yarı insan şeklindeki (Kentaur’lardan) Chiron’a verilir. Asclepius ölüyü diriltme özelliğine sahiptir. Bu özelliği ile pek çok kişiyi yaşama döndürmüştür. Bunlardan bazıları; at arabası ile kaza yaparak ölen ve gökyüzünde Arabacı ( Auriga ) olarak bilinen Theseus’un oğlu Hippolytus, Girit kralı Minos’un bal fıçısında boğularak ölen oğlu Glaucon ve akrebin sokması sonucu ölen büyük avcı Orion’dur.

Asclepius, o kadar insanı hayata döndürmüştür ki, yer altı tanrısı Hades’in hükmettiği ölüler diyarındaki nüfus sürekli azalmaktadır. Hades bu durumu Zeus’a anlatıp ondan yardım ister. Zeus yolladığı bir yıldırımla Asclepius’u öldürür. Oğlunun öldürülmesine çok kızan Apollon intikam almak için Zeus’un tek gözlü yardımcıları Cyclope’leri öldürür. Bunun sonucunda Zeus, Apollon’un öfkesini dindirmek için Asclepius’u, Ophiuchus takımyıldızı olarak gökyüzüne yerleştirir.

  Yılancı, sağlığın ve iyileşmenin temsilcisi olarak bilinir. Bunun nedeni bazı kültürlerde, yeniden doğumun simgesinin bir yılan olmasıdır. Yılanın her ilkbahar mevsiminde derisini döküp değiştirmesinin onun yeniden doğuşunu simgelediği düşünülür. Asclepius, yılanın yeniden doğuş sırrını öğrenir. Asclepius bir yılanın üzerine basarak yılanın ölümüne neden olur. Bu sırada ikinci bir yılan ortaya çıkar. Bu yılanın ağzında bir çeşit bitki vardır ve bu bitki ölen yılanı tekrar diriltir. Asclepius, bu mucizevi bitkiden kendine alır ve yılanın sırrına ulaşır.

Serpens, Ophiuchus’un kolları arasından tüm bedenini sarmış gibi görünür.
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Tan Kaan Özkan - 17 Ocak 2017, 13:31:08
PEGASUS (Kanatlı At)

(http://i.hizliresim.com/Wgy7k8.jpg) (http://hizliresim.com/Wgy7k8)

Pegasus (Kanatlı At), Perseus Medusa’yı öldürdüğü zaman Medusa’nın başından dışarıya uçar. Pegasus, zeka tanrıçası Athena tarafından Korinthos şehrinin kralı Glaukos’un oğlu Bellerophon’a verilir. Pegasus’un Bellerophon’a verilmesinin nedeni Khimaira adındaki bir canavarla savaşmaya gidecek olmasıdır. Bu canavar ağzından ateş saçan, aslan başlı, keçi gövdeli ve yılan kuyruklu bir yaratıktır.

  Bellerophon, kanatlı atı Pegasus’a binerek canavarın ağzından fışkıran alevlerin yetişemeyeceği kadar yükseğe çıkar. Havadan saldırarak ucu kurşun ve demirden yapılmış uzun mızrağını Khimaira’nın çenesine saplar. Canavarın nefesi kurşunu eritir. Eriyen kurşun canavarın boğazından akarak ölümüne neden olur.

  Bellerophon, Pegasus’a binerek tanrıların evi Olympos’a gitmek ve ölümsüzler arasına katılmak ister. Bellerophon tanrıların dağı Olympos’ın tepesine yükselmeye çalışırken Zeus bir at sineği gönderir. At sineği Pegasus’u ısırınca atın canı yanar. Pegasus çıldırmış gibi uçarken Bellerophon yere düşer ve yaptığı küstahlık nedeniyle öleceği güne kadar insanların yaklaşmaktan çekindiği kör, sakat biri olarak yaşar.

  Pegasus ise yıldızların yanına kadar yükselir. Zeus, Pegasus’u yere indirmez ve yıldızlar arasına yerleştirir.
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Tan Kaan Özkan - 17 Ocak 2017, 13:34:14
PERSEUS (Perse)

(http://i.hizliresim.com/2nRJZA.jpg) (http://hizliresim.com/2nRJZA)

Zeus, Argos kralı Acrisius’un güzel kızı Danae’ye aşık olmuştur. Bir kahin, Danae’nin dünyaya getireceği bir çocuğun kralı öldüreceğini söylemiştir. Kral Acrisius kızı Danae’yi yeraltında tunç kaplamalı bir odaya kapatarak kehaneti önlemeye çalışır. Fakat aldığı tüm önlemlere rağmen Zeus tavandaki bir delikten kendini altın yağmuruna çevirerek Danae’nin kucağına düşer. Böylece Danae Perseus’u dünyaya getirir. Bunu öğrenen Kral Acrisius, çok kızar ve Danae ile oğlunu bir sandığa kilitleyip, onları denize bırakır. Dalgalar sandığı Seriphos Adasına çıkartır. Kayaya vuran sandık birkaç gün sonra Dictys adında bir balıkçı tarafından bulunur. Dictys sandığı kırarak açar ve Danae ile çocuğu yanına alır. Perseus’u kendi çocuğu gibi büyütür. Balıkçı Dictys, bu toprakların kralı olan Polydectes’in kardeşidir. Yıllar sonra Polydectes, Danae’yi gördüğünde ona aşık olur ve onunla evlenmek ister. Ancak, Perseus artık büyümüştür. Kral Polydectes eğer Danae ile evlenirse tahtının tehlikeye girmesinden korkmaktadır. Bu nedenle, Perseus’tan kurtulmak için yollar aramaya başlar. Günün birinde Polydectes, Pisa şehrinin kralı Oenemaus’un kızı Hippodamia ile evleneceğini açıklar. Düğün hediyesi olarak herkesten, at kolleksiyonuna katkıda bulunmasını ister. Ancak Perseus’un ne atı ne de parası vardır. Bunu çok iyi bilen kral ondan başka bir istekte bulunur. Gorgon Medusa’nın kafasını getirmesini ister. Polydectes, Perseus’un asla geri dönmeyeceğinden emin olarak, Danae ile evlilik planları kurmaya başlar. Polydectes, Perseus’un bu işte başarılı olacağına inanmamaktadır. Ancak Perseus, bunu başarırsa Medusa’nın başı, tüm düşmanları taşa dönüştürecek bir silah olacaktır.

  Gorgonlar, inanılmaz derecede çirkin görünüme sahip üç kız kardeştir. Bu kızlardan herhangi birine bakan, hemen taşa dönüşmektedir. Kardeşlerden ikisi Euryale ile Stheno, ölümsüz iken; üçüncü kardeş Medusa ölümlüdür. Medusa yıllar önce çok güzel bir kadındır ve saçlarının güzelliğiyle dillere destandır. Birgün Medusa deniz tanrısı Poseidon’u çok kızdırır.Poseidon onu zeka tanrıçası Athena’nın tapınağına kapatır. Athena, Medusa’yı çok çirkin biri haline getirir ve saçlarını yılanlara dönüştürür.
  Perseus’un tanrılarla güçlü ilişkileri vardır ve tanrılar ona yardım ederler. Yer altı tanrısı Hades, ona görünmemesini sağlayacak bir giysi vermeyi teklif eder. Tanrıların habercisi Hermes, gökyüzünde büyük bir hızla uçmasını sağlayacak bir çift sandalet önerir. Ateş tanrısı Hephaistos elmastan bir kılıç teklif eder. Zeka tanrıçası Athena ona pirinçten bir başlık sunar. Bu sadece metal kısmından Medusa’ya baktığında, onun kötü etkisinden korunacağını söyler. Perseus, bu başlığı giyerek Gorgon Medusa ile mücadele eder ve sonunda onun kafasını keser. Gorgon’un bedeninden Pegasus (Kanatlı At) çıkar ve yıldırım gibi gürleyerek göklere doğru uçar. Perseus elinde Gorgon’un kafası ile Afrika üzerinden uçarak geçer. Libya üzerinden geçerken, Gorgon’un kesik başından akan kanlar yerdeki kumlara damladığında yerden yılanlar çıkmaya başlar. Perseus, Atlas krallığında mola vermek ister. Ancak, kral Atlas Perseus’u sarayına kabul etmez ve ona düşmanca davranır. Perseus, Atlas’a Medusa’nın başını gösterir. İri yapılı, heybetli kral Atlas taşa dönüşür. Kuzey Afrika’daki Atlas Dağları’nın böyle oluştuğu söylenir.

Perseus yolculuğuna devam ederken, Cepheus ile Cassiopea’nın kızı Andromeda’yı (bkz. Andromeda) deniz kıyısında bir kayaya zincirlenmiş durumda görür. Cetus, Etiyopya kralı Cepheus ‘un eşi kraliçe Cassiopeia’nın (bkz. Cepheus ve Cassiopeia) küstahlığını cezalandırmak için deniz tanrısı Poseidon tarafından Etiyopya’ya gönderilen deniz canavarı i
olarak bilinir. Cetus, balık ve su yılanı karışımı bir vücuda sahiptir. Prenses Andromeda Cetus’a kurban edilecektir. Cetus, kralın güzel kızı Andromeda’ya saldırmak üzere iken kahraman Perseus, canavarı öldürür. Gökyüzünde Cetus, Andromeda’yı yakalamaya çalışır ama Perseus prensesi korur gibi görünmektedir. Başka bir inanışa göre Cetus sevimli ve barışçıl bir balina olarak bilinmektedir.

  Perseus Seriphos adasına geri döndüğünde kral Polydectes onu hiç iyi karşılamaz. Perseus ona Medusa’nın başını gösterir ve kral taşa dönüşür.
Perseus’un tüm maceralarının sonunda kral Acrisius’a söylenen kehanet gerçekleşir. Bir gün kral, Perseus’un bulunduğu bir yarışmaya katılır. Perseus bir tartışma çıkarır. Tartışma izleyicilerin de katıldığı büyük bir kavgaya dönüşür. Kavga sırasında Acrisius başına yediği darbe ile ölür.

  Başka bir masalda; Kral Acrisius ölümünün, bir disk atma yarışmasında Perseus’un fırlattığı diskin kralın kafasına gelerek gerçekleştiği söylenmektedir. Perseus öldürdüğü adamın dedesi olduğunu öğrenince çok üzülür. Argos ülkesinin tahtına çıkmayı kabul etmez. Tiryns’e kral olan akrabası Megapenthes’e Argos’u verip kendisi Tiryns kralı olur.

Kahraman Perseus ve karısı  Andromeda öldüklerinde tanrılar tarafından gökyüzüne yıldızlar arasına alınırlar.
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Tan Kaan Özkan - 18 Ocak 2017, 13:24:49
SAGİTTA (Okçuk)

Okçuk küçük bir takımyıldızıdır. Yay ile birlikte mitolojide önemli bir yere sahiptir. Mitolojide pek çok masala konu olmuştur.    Bir efsaneye göre ok, güneş, bilgelik, ve doğruluk tanrısı Apollon’a aittir. Apollon okçuğu intikam için kullanmıştır.

  Tesalya (Tanrılar dağı Olympos’u içine alan kuzeydoğu Yunanistan’da bir bölge) kralı Phelegyas’ın kızı Koronis ile Apollon’un, Asclepius adında bir oğulları vardır. Yunan dünyasında hekimlik tanrısı olarak büyük ünü vardır. Asclepius usta bir hekim olarak yetişir. Hekimliğin ve cerrahlığın bütün bilgilerini edinir. Bununla da kalmayıp, ölüleri diriltmeye başlar.

Tanrıça Athena, Gorgo canavarı Perseus tarafından öldürüldüğü zaman, Gorgo’nun bedeninden akan kanı toplamış, Asclepius’a vermiştir. Gorgo’nun sağ tarafındaki damarlarında dolaşan kan zehirli, sol tarafındaki damarlarında yararlı kan dolaşmaktaymış. Bu yararlı kanı Asclepius ölüleri diriltmek için kullanırmış. Gereğinden fazla ölüyü dirilttiği ve ölüler dünyasının düzenini bozduğu gerekçesiyle Zeus tarafından yıldırım gönderilerek öldürülmüştür. Oğlunun öcünü almak isteyen Apollon, Zeus’a yıldırımı bağışlayan tek gözlü Cyclope’leri, bugün gökyüzünde Sagitta adıyla bildiğimiz okçuk ile öldürür.

  Başka bir masalda ise okçuk Herkül’e aittir. Herkül, babası baş tanrı Zeus tarafından cezalandırılan Prometheus’u kurtarmak için okçuğu kullanmıştır. Herkül, Zeus tarafından Caucausus (Kafkas,Gürcistan bölgesi) dağlarına zincirlenmiş Prometheus’un ciğerini yemeğe gelen ve bu iş için Zeus tarafından görevlendirilen kartalı (Bazı masallarda bu kartalın Aquila olduğu söylenir) okçuk ile öldürür.

Herkül’ün kartalı öldürürken gösterdiği ustalığın anısına okçuk gökyüzüne yerleştirilir.

Başka bir masala göre, okçuk aşk tanrısı Eros’un okunu temsil etmektedir
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Tan Kaan Özkan - 18 Ocak 2017, 13:27:32
URSA MAJOR (Büyük Ayı)

(http://i.hizliresim.com/ErBXAg.jpg) (http://hizliresim.com/ErBXAg)

VİRGO (Başak),  BOÖTES (ÇOBAN),  CANİS MİNOR (KÜÇÜK KÖPEK)

Arkadia kralı Lykaon zalimce bir yönetim göstermekte olup kan dökücülüğü ve acımasızlığı ile adından söz ettirmeye başlamıştır. Ayrıca kendisine misafir gelenleri öldürmekten zevk alan bu kralın Kallisto isminde güzelliği dillere destan bir kızı bulunmaktaydı.

  Kralın bu davranışlarına sinirlenen Baş tanrı Zeus Arkadia bölgesinden geçerken Krala bir ders vermek için kimliğini belli etmeden saraya misafir olmuştur.  Kral Lykaon Zeus'un önüne daha önceden misafir ettiği ve öldürdüğü bir yolsunun etinden yaptığı yemeği koydurur. Bu olaya bir hayli öfkelenen Zeus yıldırımıyla sarayı yakıp kül eder ve Lykaon' u da kurda çevirir.

  Lykaon'un kızı Kallisto ise Artemis'in yakın arkadaşı olan bir periydi. Tanrıça ile birlikte ava çıkar ona yoldaşlık ederdi. O da tıpkı Artemis gibi evlenmemeye ve bir erkekle birlikte olmamaya yeminliydi. Ancak Zeus bu güzel periyi görür görmez ona gönül verdi ve bir gün Kallisto ağaçların altında dinlenirken Artemis'in kılığına girerek yanına yaklaştı. Kallisto baş tanrıyı Artemis sandığında ondan çekinmedi fakat hatasını anladığı zaman iş işten geçmişti. Hamileliğini gizlemek için büyük çaba harcadı ancak bir gün arkadaşları ile birlikte gölde yıkanırlarken Artemis peri kızın hamile olduğunu fark etti. Zeus sevdiği kızı Artemis'in öfkesinden korumak için Kallisto'yu bir ayıya çevirdi ama bu bile onu Artemis'in öfkesinden korumaya yetmedi. Artemis okları ile onu delik deşik etti. Kallisto ölmeden az önce Arkas adında bir erkek çocuk dünyaya getirdi. Bu çocuk daha sonra Arkadia'ların babası oldu.

Kallisto ise öldükten sonra Zeus tarafından gök yüzüne alındı ve kutup yıldızını gösteren  'Büyük Ayıya' çevrildi.
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Bülent Büyükdağ - 18 Ocak 2017, 13:29:28
Kaancım, bu yazılarını okuyamadım. Yazdırmam gerek. Suat Reis'in navigasyon yazısını da okuyamamıştım. Bilgisayar yüzünden. Öğrenemedim buradan uzun metinler okumayı. O nedenle çok ilgimi çekse de katkı sağlayamıyorum. Hafta sonu artık. Kağıttan okuyup.
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Ahmet Çelenoğlu - 18 Ocak 2017, 15:54:57
Bir kitap özeti bu yıldızlara bakaak yön tayini işine  yarar sağlayabilir:

We, the Navigators - David Lewis

Pasifik adalarında Polinezyalılar, adalar arasındaki seyahatlerini Navigato denilen ve bunun uzmanı olan kişilerin önderliğnde yapıyorlar. Harita veya puslua benzeri bir aletleri yok, her şey navigatörün aklında ve navigatörler uzun yıllar süren eğitimin ardından yetişiyor. Yön bulmak için aklınıza gelen her şeyi kullanıyorlar. Birincil olarak yıldızları kullanıyorlar, bunun yanı sıra akıntıları, hakim rüzgarları, kuşları ve balık sürülerini de yön bulmada kullanıyorlar. Kendi deyimleri ile bi adaya gitmiyorlar, ada onlara geliyor. Bize biraz yabancı gelse de güneşi ayı   ve yıldızları dünyanın etrafında dönen cisimler olarak kabul ediyoruz bu nedenle merkeze dünya yerine kendimizi koyarsak adaların bizlere gelmesi hiç de olağanüstü görünmüyor. Bu bilim/sanatın Polin ezya2da gelişmiş olması ise hiç aykıı durmuyor çünkü onların yön belirleyebilmek için başka işaretleri yok, adalarda yaşıyorlar ve bir adadan diğerine sürekli hareket halindeler. Prensipte bir adadan çıkıp diğerine giderken, o adanın yönünde bir yıldızı esas alıyolar ve o yıldıza doğru gidiyorlar, ada onlara doğru geliyor. He zaman bir yıldız bulmak zor olabiliyor ama adanın bulunduğu yeri biraz daha faklı yönde bir yıldıza göre belirleyebiliyorlar veya başka bir adanın yönünü gösteren yıldızı esas alıp yaklaşık bulundukları yere göre gitmek istedikleri adanın yönünde gidebiliyorlar. Gündüz ise asıl rüzgar yönü veya dalga yönünün olduğu ölü dalgaları kullanıyorlar, bunu yapmak için zaman zaman tekne omurgasına yatmaları gerekiyor. Rüzgar hakim yönden esmese de hakim rüzgar ölü dalgalarını hissediyorlar ve rota belirliyorlar. Sabah belirli kuşların beslenmek için karadan denize akşam ise yavrularını beslemek için denizden adaya gittiğini biliyorlar ve kuşları bu amaçla izliyorlar. Bir Avrupalı sabah gördüğü bir kuşun geldiği istikamete dümen kırınca navigatörün tavsiyesi enteresan:

-Kuşlar sabah karadan denize gider dediniz , ben de kuşun geldiği yöne yani adaya yöneldim.
-Güzel de kuşun ağzında balık vardı, yani avınu tamamlamıştı ve karaya dönüyürdu, geldiği değil gittği yöne doğru gitmen gerekiyordu.

Oldukça karmaşık olmasına rağmen Avrupalılar Pasifik'i keşfetmeden çok önce Polinezyalılar bu adalar arasında sadece yıldızlar ve çevrede görebildikleri ve hissedebildikleri şeylere göre yönlerini tayin etmişler ve bunu hemen hemen hiç kusursuz yapmışlar.


Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Bülent Büyükdağ - 19 Ocak 2017, 09:17:41
Onlarınki tam bir sanatmış.
Başlık: Ynt: Yıldızlara Bakarak Kabaca Yön Tayini
Gönderen: Burak Doneray - 09 Haziran 2017, 03:15:34
Bu konu çok güzeldi Tan Kaan reis ve bilenler yazsa keşke.