Heyamola Hey

Havuzluk => Köşe Yazıları => Konuyu başlatan: Çetin Kent - 11 Aralık 2025, 14:22:59

Başlık: Tuzlu Su Sinemaları: Mediterraneo
Gönderen: Çetin Kent - 11 Aralık 2025, 14:22:59
(https://i.hizliresim.com/a6l09mr.jpg) (https://hizliresim.com/a6l09mr)

Mediterraneo (Mehmet Atay kardeşime sevgilerimle)


"Böyle zamanlarda hayal etmeye devam etmek ve hayatta kalmak için en iyi yol kaçmaktır"


Film, Henry Laborit'in bu sözüyle açılıyor. Ben de ne zaman içim sıkılsa, bir yerlere kaçma isteği duysam bu filme sığınırım.

Şu "kaçma" meselesi ve Laborit üzerine biraz konuşalım mı? Konu ister istemez teknelere ve denize, yani o meşhur "kaçış" fikrine kadar uzanacak, uyarmadı demeyin.

Henry Laborit gerçekten ilginç bir adam. Aslen biyolog, fakat zamanında cerrahlık da yapmış. Onu sıra dışı yapan ise şu: İnsan biyolojisini, sinir sistemini, beyni inceliyor ve buradan insanların sosyal davranışlarına dair sonuçlar çıkarıyor.

Yıllar önce bir doktor kan değerlerime bakıp şöyle demişti:
 "Öğlene kadar afyonun patlamıyor değil mi? Sabahları hiç iş yapasın olmuyor, enerjin yok, halsizsin, hatta sürekli depresif hissediyorsun" Şaşırıp kalmıştım. "Yahu tembelliğim kanımdan mı okunuyor artık?" diye düşünmüştüm. Meğer bedenim tiroid hormonu üretmiyormuş, iyi mi? Tıp mı çok ilerledi, yoksa benim bu hal kanıma kadar mı işlemiş, karar veremedim. Doktorun da şakacısı beni bulur zaten.

Henry Laborit ise doktorum kadar muzip olmasa da, benzer bir yerden yola çıkar: Sinir sistemine, beyne, biyolojik yapılara bakarak insanların sosyal hayattaki davranışlarını anlamaya çalışır. Yani fizyolojiden felsefeye uzanan bir köprü kurar.

Henry amca önce sinir sistemi, hormonlar, beyindeki ödül-ceza mekanizmaları, stres tepkisi, kaçma–savaşma refleksi gibi tamamen biyolojik süreçleri inceliyor. Beyin korkuyu nasıl üretir? Hangi hormon bizi saldırgan, hangi hormon pasif yapar? Stres altındayken niye aynı tepkileri veririz?
Sonra nereye dönüyor? Kişi niye kaçar? Toplum baskısı bireyin beyninde hangi biyolojik karşılıkları doğurur? Güç ilişkileri, hiyerarşi, çalışma yaşamı insan beynini nasıl etkiler? Biyolojik olarak tasalanmaya meyilli bir varlık olduğumuz için mi belli davranış kalıplarına saplanıyoruz?


Yani biyolojiden çıkıp davranış, toplum, ahlak, özgürlük, kaçış, uyum, isyan gibi felsefi alanlara dokunuyor. Büyük adam!

Tezi özetle şu: İnsan davranışlarının arkasında biyolojik zorunluluklar vardır ama bu davranışlar sosyal yapılar içinde şekillenir.

Örneklemek gerekirse, patrondan fırça yiyorsun ya mesela, hah, bedenin diyor ki "sus şimdi sesini çıkarma" (Savaş ya da kaç devresi, kortizol artışı), aslında sosyal tarafın bunu güç ilişkileri, sınıf farkı, toplumsal normlar üzerinden değerlendiriyor. İnsan, önce biyolojisidir; sonra toplum içinde bir anlam kazanır diyor Henry amca, nasıl ama?

Denizi kaçış kurtuluş olarak görenler, sıkı durun, daha sert gireceğiz konuya: Kaçmak bir "fiziksel refleks"tir, yani beynin stres devresidir. Ama aynı zamanda "felsefi bir tavırdır" yani bir yaşam biçimi, bir direnme formu. Vay arkadaş! Son paragrafı bir kere daha okuyayım!



Devamı gelecek...
Başlık: Ynt: Tuzlu Su Sinemaları: Mediterraneo
Gönderen: Çetin Kent - 11 Aralık 2025, 15:36:10
"Kaçmak" deyince tabi siz hiç üstüme bela almayayım, sorunlardan uzak olayım, kaçayım kurtulayım,çok zor bu iş, aman keyfime bakayım kaçışı anladınız değil mi? Aman diyeyim, Henry Laborit "kaçmak" deyince o tip bir "tırsıp ortamdan sıvışmayı" kastetmiyor.
Henry amca insanın zorlayıcı koşullar karşısında 3 temel tepkisi olduğunu söylüyor biri saldırmak, ikincisi boyun eğip, kabullenmek ve üçüncüsü ise "kaçmak"

Kaçmak bir korkaklık anlamında değil yaratıcı bir çözüm üretme, yıkıcı döngülerden sıyrılma, yeni bir alan yaratma eylemi anlamındadır diyor Henry. Toplum bize kaçmayı öğretmez çünkü sistem için en tehlikeli eylem "kaçış"tır diyor. Modern toplum bize hiyerarşiyi, otoriteyi, iş hayatında sosyal rekabeti, başarı zorunluluğunu getiriyor fakat toplum bize kaçmayı öğretmez diyor. Enfes ifade etmiş. O anlamda kaçmak, zihinsel özgürlük, yeni bir düşünce alanı açma, mutsuzluğun temel nedenlerini aşma şeklinde pozitif bir hareket değil mi sahiden de. Müthiş. Henry Laborit için kaçış pasif bir "kaçınma" değil aktif ve yaratıcı bir yeniden doğuş hali.

Yani yani dostlar, kırklı yaşlarımda meslekte gayet iyiyken her şeyi bırakıp gidip Selimiye'ye yerleşmem hayattan tırsıp kaçma değildi, bana inanmıyorsanız koskoca Henry Laborit hocaya sorun! İşte yüzü burada! Ya da koca koca adamların niye denize tekneye kaçıp kaçıp gittiğini sorgulamayın; yeni bir hayat, bir güç toplama, zorlandığımız çağa başka bir açıdan bakma, yeni çözümler getirme, artık ne derseniz deyin, ufuk açıcı bir tezin ürünüsünüz, gülümseyin, rahat olun. (Gene mi tekneye diye hanım kızarsa filan, bilimsel olarak açıklayacak malzemeniz var artık, evden çıkarken kendinize güvenerek doktor raporuyla gider gibi anlatın, karşılık beklemeden vurun kapıyı çıkın gidin. Cevap beklerseniz şansınız yok, çıkamazsınız evden, direkt söyleyin kaçın! Çağın hanımları Henry menry dinlemez, riske girmeyin)

Devamı gelecek...
Başlık: Ynt: Tuzlu Su Sinemaları: Mediterraneo
Gönderen: Çetin Kent - 12 Aralık 2025, 19:31:39
Filmi anlatacaktık, nerelere geldik.
Il Mediterraneo filmini  şöyle özetlemek mümkün:
"Gabriele Salvatores'in yönettiği, 1991 yapımı İtalyan filmi "Il Mediterraneo" (Akdeniz), II. Dünya Savaşı sırasında bir grup İtalyan askerinin bir Yunan adasında yaşadıklarını mizahi ve duygusal bir dille anlatır."
Tamamdır, haydi dağılıyoruz...
Aman sakın, sakın bir yere kıpırdamayın. Çünkü bu filmi böyle tek cümleye sıkıştırmaya kalkmak, onun ruhunu yok etmek demek.


Önce hazırlık ve Sertab Erener'e sitem!

Akdeniz'i seyretmeden önce biraz hazırlık lazım. Öyle açtım ekrana, ara ara baktım diyerek izlenecek bir film değil. Mesela mutlaka kışın ve yine mutlaka gece izlenmeli. Tek seferde, gözler ayrılmadan filmin içine girilmeli ve bitene kadar da çıkılmamalı.
Akdeniz, önce müziğiyle sizi içine çekecek, buna garanti verebilirim. İlk çıktığı zamanlarda ruhunuzu titretecek bir melodiydi ama sonraları Sertab Erener yüzünden azıcık başka yere kaydı bu etki. Aslında Sezen Aksu ve rahmetli Meral Okay bu bestenin üzerine söz yazınca Sertab hanımın ne günahı var denebilir. Fakat o kadar da güzel icra edilmez arkadaş! Efendim bahsettiğim şarkı Sertab Erener'in Lâ'l albümündeki Masal isimli eser. Hani hemen dilimize dolanan "Işığa uçar bütün pervaneler, ateşe giderken ne şahaneler" diyen o şarkı var ya,hah, onu diyorum. Filmi seyrederken biraz kızmıyor değilim. Eskiden filmde başka türlü etkiliyordu, şimdi ne zaman seyretsem, film boyu Masal  şarkısının sözleri geliyor dilimin ucuna. Tekrar diyeyim şarkının büyüsüne lafım yok lakin filmin kendi büyüsünü azıcık aldı elimden. Hele son dönemde şarkıyı tekrar yorumladı ve sanki biraz flamenko havasına soktu ya, biraz daha uzaklaştı o büyü. Neyse...





Devamı gelecek...
Başlık: Ynt: Tuzlu Su Sinemaları: Mediterraneo
Gönderen: Hulusi Gülen - 13 Aralık 2025, 21:30:39
Bir zello sohbeti idi sanırım; Mediterreneo filminden rahmetli Hakan TİRYAKİ sayesinde haberim olmuştu. Tiryaki, bu filmi tekrar tekrar seyrettiğini söylemişti. Sonrasında buldum ve seyrettim; ben de çok beğendim.

Tekrar tekrar seyretmek ise benim dünyamda Mandıra Filozofu'na kısmet oldu; deniz ile iç içe, komedi ve sade yaşam üzerine kurulu bir film olmasına bağlıyorum ben bu ilgimi.

Bir zamanlar Gani MÜJDE yelkenli üstünde çok güzel sohbet programları yapardı; kaçırmazdım. Bir seferinde "yelken ve deniz içerikli bir film çevrilecek ise en güzelini ben yaparım ama piyasası olmadığı için yapmıyorum" demişti. O gün bu gün Gani Reis'den bu filmi bekler dururum.

Bak Çetin Reisim, siz de böyle Deniz tuzlu senaryo yazarlığı favorilerimin arasındasın; hadi gari, belki piyasası da oluşmuştur :)



Başlık: Ynt: Tuzlu Su Sinemaları: Mediterraneo
Gönderen: Çetin Kent - 14 Aralık 2025, 15:50:55
Hulusi kaptanım kısmet diyelim. Aslında Gani abiyle bir Barbaros senaryosunun sonuna kadar gittim, Malta Şahini hikayesini de filmin içinde kullandım, güzel de bir senaryo olmuştu ama sonrası gelmedi. Dediğim gibi kısmet.

https://www.hurriyet.com.tr/kelebek/magazin/kivanc-tatlitug-ve-gokhan-ozoguz-abi-kardes-olacak-40085271
Başlık: Ynt: Tuzlu Su Sinemaları: Mediterraneo
Gönderen: Çetin Kent - 14 Aralık 2025, 16:00:25
Burada biraz bahsetmişti hatta Gani abi ama olamadı işte :)

36. dakikadan itibaren seyredebilirsiniz.

https://www.youtube.com/watch?v=W80aDb-6Hlc&t=36m
Başlık: Ynt: Tuzlu Su Sinemaları: Mediterraneo
Gönderen: Çetin Kent - 14 Aralık 2025, 17:15:13
(https://i.hizliresim.com/ldcsgs0.jpg) (https://hizliresim.com/ldcsgs0)

Filmi izlemeyenler için uyarımızı yaparak, anlatmaya başlayalım. Gerçi katil uşaklık bir durum yok filmde, rahat olun. 91 yılından beri bu filmi hala da izlemeyen varsa daha ne diyeyim.

Filmimizin açılışı bir savaş gemisiyle olur. Bordasındaki numara, L 164 ya da LI 64, sanırım resmi bir numara değil, ya da ben bulamadım. İtalyan donanmasında o senelerde böyle bir numaralandırma yok. Sonraki karelerde bir can simidi gözümüze takılıyor. Üzerindeki yazı "R.N. Garbaldi", bingo! Gemiyi bulduk!

Boşa sevinmişiz, tarihte R.N. Garibaldi gemisi var ama bir kruvazör. Filmde gördüğümüz ise daha çok bir çıkarma gemisi gibi. Yine tutturamadık. Bir miktar buradan puan kırdık sayın yönetmenimiz Gabriele Salvatores!

Gemiden dolayı burnunuza yağ, mazot, kat kat boyalı demir kokuları gelirken hikaye yukarıda bahsettiğim müzikle birlikte akmaya başlıyor.

(https://i.hizliresim.com/c4adl3w.jpg) (https://hizliresim.com/c4adl3w)

Bir garip müfreze!

Efendim, 2. Dünya Savaşı yıllarında Akdenizdeyiz. Malum Hitler ve Mussolini manyakları dünyayı yakıp yıkıyor. Burnumuzun dibindeki Meis adasına bahsettiğimiz gemiyle bir grup İtalyan askeri bırakılacak. Görevleri keşif ve gözlem. Ege adalarına çok uzakta, çok küçük ve stratejik olarak da hiç bir değeri olmayan bir ada, olsun görev görevdir. Yavaş yavaş askerleri tanımaya başlıyoruz, ama durun, bir gariplik var. Bunlar eli kanlı, her biri bir savaş makinesi, tam taşfırın erkeği askerler değil gibi. Başlarındaki teğmen müziğe, şiire, resme meraklı mesela. Bir dağ köyünden gelmiş Munaro kardeşlerin ne denizle ne askerlikle ilgileri var. Bir asker de tüm savaş görevlerine yanındaki katırıyla gitmiş. Evet bildiğiniz bir katır, önemli rollerden biri, ismi de Silvana! Bir başka askerin eşi hamileymiş. Tüm film boyunca ailesine ve evine dönme özleminde olan adamcağızın başarısız kaçma girişimlerine şahit olacağız. İçlerinde savaşa, kavgaya en istekli olan ise Çavuş Lorusso. Afrika'da savaşmış, başçavuş rütbesi almış, grubun en askere benzeyeni. Çavuş'un yanından ayrılmayan telsizcimiz var, bir de Teğmen'in emir eri olan Farina.

(https://i.hizliresim.com/drtkd4y.jpg) (https://hizliresim.com/drtkd4y)

Adamları hakkında filmin başında teğmenin yorumunu duyarız, azıcık içimiz burulur. "Bana atanan adamlar" diyor, "orada burada kaybedilmiş savaşların kurtulanları, dağıtılmış alaylardan adamlar. Benim gibi hayatta kalmayı başarmış bir grup uyumsuz insan"

Biz askerleri tanıtırken gemi de Kaş açıklarına demirler. Katırın ve telsizin filikalarla karaya çıkışı  sıkıntılıdır, sakarlıkları ve hatta Munaro kardeşlerin yüzme bilmediğini öğrenmemiz yüzümüze ilk gülümsemeyi kondurur. Adanın ve denizin güzelliği yavaş yavaş ekrandan bize akmaya başlar. Akdeniz'in güneşi, tuzu, rüzgarı yabancı değil bize nasılsa. Hem Kaş Meis arası ne ki, adamlar bizim sularda, dur bakalım ne olacak.

Her an kendilerine ateş açılacağı endişesiyle gayet ihtiyatlı biçimde karaya çıkarlar fakat herhangi bir direnişi bırakın ortada insan bile yoktur. Kıyıya çıktıklarında bir duvar yazısı görürler: "Yunanistan İtalyanlara mezar olacaktır" Canları sıkılarak köye doğru ilerlerler.

Teğmen adamları için şöyle de bir laf ediyor: "Hepimiz karar veremediğimiz yaşlardaydık, bir aile kurmak ya da kendini dünyada kaybetmek konusunda."

(https://i.hizliresim.com/kjyv3ql.jpg) (https://hizliresim.com/kjyv3ql)



Devamı gelecek...
Başlık: Ynt: Tuzlu Su Sinemaları: Mediterraneo
Gönderen: Çetin Kent - 15 Aralık 2025, 16:44:34
(https://i.hizliresim.com/54rxjyl.jpg) (https://hizliresim.com/54rxjyl)

Sokaklar, evler, kiliseler... Her yer boştur.
Bizim askerler, ellerinde silahlar, kasabayı şaşkın bakışlarla kolaçan eder.
Hiç kimse yok. Tavuklardan başka!
Emir eri Farina, aniden fırlayan bir tavuk karşısında irkilir; refleksle tetiğe asılır. Silah patlar. O sesle birlikte diğer askerler de ateş etmeye başlar. Bir anlık panik, kontrolsüz bir gürültü ve biz, bir kere daha anlarız ki müfrezemiz gerçekten de "süzme seçme"dir.
Çocuksu bir saflıkla, bir grup asker Akdeniz güneşinin rehavetine kapılıp bizi de yanlarına alarak, savaşla taban tabana zıt, neredeyse fantastik bir dünyaya sürüklenir. Zaten filmi güzel kılan şeylerden biri de budur.
O güzelim melodi derinden derinden gelirken Meis'in limanı ve evlerini askerlerle birlikte gezeriz. Fakat niye kimse yok! Nereye gitti tüm o ada halkı?

(https://i.hizliresim.com/g30lgxh.jpg) (https://hizliresim.com/g30lgxh)

Issız adaya bayraklarını çekip, tepelik bir yere telsiz antenini kurarlar. Onları bırakan gemiyle temasa geçmeye çalışırlarken en tecrübelileri Çavuş Lorusso da adada kimse olmamasını Afrikada yaşadığı tecrübelere dayanarak açıklamaya çalışmaktadır. Mesela ıssız bir köyde devriye gezen bir birliği, gece köyde uyurlarken yamyamlar yemiş!...gibi. "Egedeyiz lan biz ne yamyamı!" diyenleri  de haşlar: "Yunanlıların nasıl beslendiğini nereden biliyorsun!"

Telsiz çağrılarımıza gemiden cevap verilince hepimiz heyecanlanırız. Bizimkiler hemen durumu açıklarlar, düşmanla temas yoktur, keşif yapılmış, bayrak çekilmiş, durum kontrol altına alınmış, görev tamamlanmıştır. Gemi onları gelip alabilir, yeni görev emirleri için hazırlardır. Aniden telsizden donanma için genel bir mesaj yayınlanır. Tüm istasyonlara telsiz iletişiminin durdurulması emri verilmiştir!?!?!?!

Sessizlik...

Ümitsizce telsizden gelecek bir cızırtıyı beklerlerken, bize göre aralarındaki en aklı başında ve mantıklı olan Teğmen askerlerini uyarır: "Yunanlılara dikkat edin, öyle yamyamlık saçmalıkları filan olmaz burada ama geçmişte bir İtalyan askerini kaçırıp ayaklarından asmışlardı ve adamcağızın içine kızgın zeytinyağı doldurmuşlardı!"

En akıllısı dediğimiz de bu, düşünün artık. Komutanını dehşetle dinleyen emir eri Farina "nasıl olabilir böyle bir şey!" deyince, Teğmen cevaplar: "Huniyle!"


(https://i.hizliresim.com/f224fh5.jpg) (https://hizliresim.com/f224fh5)

Gece ilerledikçe ümitsizlikler, birbirleriyle paylaştıkları anılar, planlar dökülür ortaya. Kimisi "sivilde" işsizmiş, kimisi kayak öğretmeni. Evini, köyünü özleyenler, dik durmaya çalışanlar, rahatça uyuyanlar, bir türlü uyuyamayanlar.

Hep birlikte bu adada sıkıştık kaldık galiba.

Devamı gelecek...
Başlık: Ynt: Tuzlu Su Sinemaları: Mediterraneo
Gönderen: Hasan Toparlak - 16 Aralık 2025, 01:22:00
Klasik soruyu sorayım :

Çocuk kimden :)
Başlık: Ynt: Tuzlu Su Sinemaları: Mediterraneo
Gönderen: Çetin Kent - 16 Aralık 2025, 10:54:38
Rtüke takılmayalım Hasan hocam. 😜
Başlık: Ynt: Tuzlu Su Sinemaları: Mediterraneo
Gönderen: Hulusi Gülen - 16 Aralık 2025, 22:33:09
Alıntı yapılan: Çetin Kent - 14 Aralık 2025, 15:50:55Hulusi kaptanım kısmet diyelim. Aslında Gani abiyle bir Barbaros senaryosunun sonuna kadar gittim, Malta Şahini hikayesini de filmin içinde kullandım, güzel de bir senaryo olmuştu ama sonrası gelmedi. Dediğim gibi kısmet.

https://www.hurriyet.com.tr/kelebek/magazin/kivanc-tatlitug-ve-gokhan-ozoguz-abi-kardes-olacak-40085271

Vay vay, hemi de 2018 yılı projesiymiş; çok ara verilmiş; inşaallah hayat bulur, beklemedeyiz.
Başlık: Ynt: Tuzlu Su Sinemaları: Mediterraneo
Gönderen: Ahmet Kabaalioğlu - 19 Aralık 2025, 12:58:15
Alıntı yapılan: Hulusi Gülen - 13 Aralık 2025, 21:30:39Bir zello sohbeti idi sanırım; Mediterreneo filminden rahmetli Hakan TİRYAKİ sayesinde haberim olmuştu. Tiryaki, bu filmi tekrar tekrar seyrettiğini söylemişti. Sonrasında buldum ve seyrettim; ben de çok beğendim.

Tekrar tekrar seyretmek ise benim dünyamda Mandıra Filozofu'na kısmet oldu; deniz ile iç içe, komedi ve sade yaşam üzerine kurulu bir film olmasına bağlıyorum ben bu ilgimi.

Bir zamanlar Gani MÜJDE yelkenli üstünde çok güzel sohbet programları yapardı; kaçırmazdım. Bir seferinde "yelken ve deniz içerikli bir film çevrilecek ise en güzelini ben yaparım ama piyasası olmadığı için yapmıyorum" demişti. O gün bu gün Gani Reis'den bu filmi bekler dururum.

Bak Çetin Reisim, siz de böyle Deniz tuzlu senaryo yazarlığı favorilerimin arasındasın; hadi gari, belki piyasası da oluşmuştur :)





Hulusi Abi aynı şekilde aynı sohbette bende Rahmetli Tiryaki'den duymuş ve izlemiştim. Hatta linkini paylaşmıştı.
Başlık: Ynt: Tuzlu Su Sinemaları: Mediterraneo
Gönderen: Bülent Büyükdağ - 22 Aralık 2025, 16:09:42
Olağanüstü bir filmdir. Bana İstrati romanlarını anımsatmıştır hep. Geçen yıl Meis'e gittiğimde mekanları ziyaret edip Matay'a gıcık vermişliğim de vardır.
Başlık: Ynt: Tuzlu Su Sinemaları: Mediterraneo
Gönderen: Çetin Kent - 23 Aralık 2025, 11:34:03
(https://i.hizliresim.com/bsu4mhc.jpg) (https://hizliresim.com/bsu4mhc)

Gece karanlığında, nöbetteki emir eri Farina'nın bağırışıyla ayağa fırlarlar. Karanlık denizin üzerinde, çok uzaklarda gemiler birbirine girmiştir. Ufku aydınlatan patlamalar, uzaktan uzağa gelen top sesleri. "Bizimkiler düşmanın kıçını tekmeliyor" diye aralarında konuşurlarken, Lorusso dürbünü alır. Gördükleri, zaferden ziyade bir felaketin kalıntılarıdır: Suya yarı gömülmüş bir filika, yakıt tankları ve üzerinde "R.N. Garibaldi" yazan bir can simidi...

(https://i.hizliresim.com/k91xeg0.jpg) (https://hizliresim.com/k91xeg0)

Telsizden duydukları İngilizce konuşmalarda iki geminin battığı ve kurtulan olmadığına dair bir şeyler duyarlar. Alarma geçerler, İngilizler her an adaya çıkabilir! Ancak bu bir avuç sakar adamın eline silah verince, düşmandan önce kendi başlarını yakmaları uzun sürmez. Önce parola ve karşı parolaları unuturlar, derken düşman geldi zannederek zavallı katır Silvana'yı vururlar! Dost ateşiyle vurulan Silvana, gecenin ilk kurbanıdır!


(https://i.hizliresim.com/fomm11o.jpg) (https://hizliresim.com/fomm11o)

Can yoldaşı katırının ölmesiyle deliye dönen Strazzabosco ateş eden arkadaşlarına saldırır, arbede esnasında dış dünyayla tek bağlantıları olan telsiz de parçalanır iyi mi!

Geri dönme sigortaları olan gemi batırıldı, tek iletişim kaynakları olan telsiz de artık yok. Geri dönmek artık hayal.

Teğmen adanın uzak tepelerinden birine gözlem amaçlı dağ köylüsü kardeş erleri bırakır. Onların da canına minnet, "Zaten bizim denizle işimiz olmaz, burası iyi. Hatta nöbet değiştirmeyin biz hep burada kalalım" diye mutlu bile olurlar. İki kardeş yalnız kalıp, erzak yerleştirirken onları gözetleyen birilerini farkederiz!

Kaş sokaklarında ise Çavuş Lorusso askerlere marşlar söyletip morallerini yükseltmeye çalışıyor. Bizler ise güzelim ada ve deniz manzaralarıyla mest olmaktayız. Uzaklarda Türk kıyıları, lacivert Akdeniz, pek ağaç olmayan taşlık, makilik tepelerden sanki burnumuza gelen kekik kokuları. Gemi yok, telsiz yok, geri dönüş yok, kaldık adada. Askerler sıkıntıda olsa da seyreden bizler hayatımızdan memnunuz, ne gam.

Boş kalan askerleri oyalamak için Çavuş Lorusso bir kaç taktik önerir. Teğmen pek kabul etme yanlısı değildir. Çünkü öneriler hendek kazdırıp sonra tekrar kapatma ya da bir saldırı tatbikatı gibi cin fikirlerdir. Teğmenin istememe gerekçelerinden biri ise çok mantıklıdır: Bu sıcakta ha!

Teğmen kendini şiire, resme vermiş adadan keyif almaya başlamıştı. Eski Yunan'dan bahseder emir erine, burada şairler, filozoflar, savaşçılar, tanrıçalar vardı der, hatta İtalyan köklerinin bile buralardan gitmiş olabileceğini söyler. Yakındaki Türk kıyıları, Akdeniz, antik Yunan, İtalyanlar derken yavaş yavaş filmin "kafasına" daha bir gireriz: "Una Faccia, Una Razza" (Aynı yüz, aynı ırk)

Dağda yaşamaya başlayan kardeşler için ise hayat daha da güzeldir. Üniforma filan hak getire, nasılsa kimse yok. Derken... Bir hareketlenme olur, sesler gelir, iki kardeş silahlarına davranır!

(https://i.hizliresim.com/hkytw7w.jpg) (https://hizliresim.com/hkytw7w)
Başlık: Ynt: Tuzlu Su Sinemaları: Mediterraneo
Gönderen: Çetin Kent - 23 Aralık 2025, 13:20:19
Meis'e bırakılan bizim sarsak müfrezenin İtalya'nın savaştığı cephelerdeki konumuna gelirsek, sahiden de her yere uzak, stratejik olmayan bir adada olduklarını görürüz. İtalya'nın 2. Dünya savaşındaki yeri ile ilgili kaynaklardan kısa bir hatırlatma yapalım:

2. Dünya Savaşı, 1 Eylül 1939'da Almanya'nın Polonya'yı işgal etmesiyle başlamış ve bu gelişme üzerine Polonya'nın toprak bütünlüğünü garanti eden İngiltere ve Fransa'nın Almanya'ya savaş ilan etmesiyle "Müttefikler" ve "Mihver" blokları resmen karşı karşıya gelmiştir. Başlangıçta tarafsız kalan İtalya, Almanya'nın Avrupa'daki hızlı ilerleyişinden pay almak amacıyla 10 Haziran 1940'ta savaşa dahil olmuş.

İtalyan donanması şu bölgelerde savaşmıştır:

Akdeniz : Donanmanın ana savaş alanıydı. İngiliz donanmasına karşı Cebelitarık ve İskenderiye arasındaki ikmal hatlarını kesmeye ve Kuzey Afrika'ya (Libya/Tunus) giden konvoyları korumaya çalışmışlardır.

Kızıldeniz (Doğu Afrika): İtalyan Doğu Afrikası (Eritre ve Somali) merkezli birlikler, İngilizlerin Hint Okyanusu geçişlerine tehdit oluşturmuştur.

Karadeniz: Barbarossa Harekatı sırasında Alman kuvvetlerine destek amacıyla MAS botları ve denizaltılarla Sovyet donanmasına karşı operasyonlar yürütülmüştür.

Atlantik : Bordeaux (Fransa) merkezli İtalyan denizaltıları, Alman U-botlarıyla birlikte Müttefik gemilerine karşı Atlantik Savaşı'na katılmıştır.

İtalyan kara ordusu ise 2. Dünya Savaşı boyunca Akdeniz'den Rusya steplerine kadar çok geniş bir coğrafyada savaşmıştır. İtalya'nın kara ordusu harekatları, genellikle lojistik yetersizlikler ve zırhlı araç eksikliğiyle gölgelense de, sayısal olarak Mihver güçlerinin en büyük ikinci kara gücünü oluşturmuştur.

İtalyan kara ordusunun savaştığı temel cepheler şunlardır:
Batı Cephesi (Fransa)

Kuzey Afrika Cephesi (Libya ve Mısır)

Doğu Afrika Cephesi (Etiyopya, Eritre, Somaliland)

Balkan Cephesi (Yunanistan ve Yugoslavya)

Doğu Cephesi (Rusya/Sovyetler Birliği)

İtalya Cephesi (Sicilya ve Anavatan savunması)
Başlık: Ynt: Tuzlu Su Sinemaları: Mediterraneo
Gönderen: Çetin Kent - 23 Aralık 2025, 16:22:28
Adadaki garip sessizlik devam etmekte, özellikle Çavuş Lorusso sıkıntıdan patlamaktadır. Rusya cephesinde savaşmak vardı şimdi diye şikayetçidir. Votkadan, yemekten, hanımlara kadar her türlü dünya nimeti orada varken tıkıldığımız yere bak şikayetleri.

Dağın başında yaşayan kardeşleri alarma geçiren ve peşinden gittikleri seslerin sebebi de keçiler çıkar. İki kardeş  sığındıkları yere geri döndüğünde onlar için asma yaprağına sarılmış peynirlerin bırakıldığını görürler. Etrafta kesin birileri vardır, o kesin ama bırakılmış lezzetli peynirleri götürmeyi de ihmal etmezler. O sırada çalılıkların ardından izlendiklerinden ise habersizdirler.

Adalılarla ilk temas eden ise emir eri Farina olur. Bir öğlen şekerlemesinden, çevresi bir sürü çocukla çevrili halde uyanır. Küçükler kahkaha ve çığlıklarla kaçarken Farina arkadaşlarına durumu haber vermiştir bile.

Filmin en akılda kalıcı sahnelerinden biri önümüzde akmaya başlar. Asılı bembeyaz çarşafların ardında köy halkı günlük hayatına kaldığı yerden devam etmektedir. Koşuşan çocuklar, yaşlılar, bol bağırış, çağırış ve elbet fonda filmin o bildik melodisi.

(https://i.hizliresim.com/fyibse0.jpg) (https://hizliresim.com/fyibse0)

Garip olan ise köyde sadece yaşlılar, kadın ve çocuklar vardır. Çavuş Lorusso tecribesini konuşturur: Bu bir pusu olabilir, bir keresinde ben İspanyadayken benzer bir durum olmuştu...." Diğerleri sözünü tamamlamasına izin vermezler, "tabii tabii... kesin öyle olmuştur.... yine mi..." Çavuş biraz bozulur ama yapacak bir şey yoktur, sıkıldık be adam senin savaş anılarından!

(https://i.hizliresim.com/95mg6dg.jpg) (https://hizliresim.com/95mg6dg)

Yaşlı bir teyzeye erkekler nerede diye sorarlar ama İtalyanca bilmeyen teyze onlara bir domates verir. Mantıklı?!?! Teğmen bildiği kadarıyla Yunancasıyla tekrar sorar, kadın kiliseyi göstererek "papas" der. Kiliseye giderlerken papas kelimesinde takılıp kalmıştır bizim Çavuş Lorusso. "Bu yaşta kadının babası sağ mıymış ya, çok ilginç"

(https://i.hizliresim.com/qq3h77r.jpg) (https://hizliresim.com/qq3h77r)

Kiliseye büyük bir saygıyla girerler. İkonaları eskimiş, bakıma ihtiyaç duyan kilisenin papazını bulurlar. Yirmi sene İtalya'da yaşamış ve dillerini bilen papaz efendi bizim saftorikleri rahatlatır. Tüm ada sakinlerinin neden saklandıklarını sorduklarında, papaz onlardan önce Almanların geldiğini ve ada halkına kötü davrandığını,evleri, tekneleri yaktıklarını, erkekleri alıp götürdüklerini, esir ettiklerini anlatır. Gemiyle geldiklerinde bizimkileri de Alman sanmışlar. Her ikisi de düşman sonuçta ama İtalyan, gene ne de olsa Akdenizlidir, kötünü iyisi diye düşündüler herhalde.

(https://i.hizliresim.com/q3yczvv.jpg) (https://hizliresim.com/q3yczvv)
Başlık: Ynt: Tuzlu Su Sinemaları: Mediterraneo
Gönderen: Bülent Büyükdağ - 23 Aralık 2025, 16:29:39
Aklımda yanlış kalmadıysa, (ama kaynak nedir derseniz onu tamamen unuttum, sağlam kaynaktı bildiğim) Meis'in ilginç öyküsü de "unutulmuş" ada olmasıdır. Türkiye ve Yunanistan, Ege kayalıkları- adalar üzerine filan görüşürken, hiç Meis gündeme gelmez. Türkler zaten Yunan'ın, Yunanlılar da zaten Türkler'in diye düşünür. Aradan çok zaman geçer. Bakarlar ki ada ortada kalmış. Türkler bizimdir Yunanlılar bizimdir derken, yine yanlış anımsamıyorsam 1911 ya da 12 olması lazım Uşi antlşamasına bakarlar, ha derler bu İtalyanlarınmış. Eee, İtalyanlar adaları kime bırakmış, Yunan'a, o halde tamam demişler bu ada Yunan'ın. Aklımda kalan budur.
Başlık: Ynt: Tuzlu Su Sinemaları: Mediterraneo
Gönderen: Çetin Kent - 23 Aralık 2025, 18:34:38
Şehir merkezindeki gelişmelerden haberdar olamayan dağdaki nöbetçi Munaro kardeşlere dönelim. Akdeniz güneşi altında birer beyaz "paçalı donla" nöbet tutan kafadarlar birden keçilerin çobanını görürler. En az kendileri kadar dağ köyleri doğallığında bir adalı kız! Korkup uzaklaşan kızın dikkatini çekmek için bin türlü şaklabanlıklarla kızı güldürürler.

(https://i.hizliresim.com/gkxw5dg.jpg) (https://hizliresim.com/gkxw5dg)

Bu filmin televizyonlarda filan pek fazla oynatılmama sebeplerine yavaş yavaş yaklaşıyoruz. Efendim filmin ikinci yarısında biraz cinsellik var, biraz "tüttürülen bitki" kullanımı var, biraz da Türkleri negatif gösterme var. İlk yarısında ne güzel gidiyorduk, ikinci yarıda film çoluk çocukla izlenemeyebilir kategorisine geçiş yapıyor maalesef.

Bu arada tepedeki kalede yatıp kalkan bizim askerler, papazın tavsiyesiyle kasabadaki boş bir eve yerleşirler. Hayat güzelleşiyor! Taşınmaya yardım eden köylülere karşı bizim Çavuş Lorusso arkadaşlarını uyarır, yerel halkla yakınlaşmayı yasaklayan düzenlemelerden kurallardan bahseder ama kimse onu takmaz. "Kadına, tavuğa, horoza ilk dokunan askeri mahkemeye çıkacaktır" diye tehdit de eder, de kimin umurunda. Sürekli bağıran çavuş eskisi kadar etkili bir askeri korku yaratmamaktadır. Adamlar zaten askerliğe, savaşa uzak adamlardı, biraz rahat yüzü görünce iyice yumuşadılar.

Teğmen ise kendini iyice resme, şiire, okumaya, sanata vermiştir. Yerel halktan adamların portrelerini çalışır, hatta yanına gelen papaza der ki: "Evden ayrıldığımdan beri ilk defa bu kadar iyi hissediyorum kendimi" Teğmenin çizimlerini beğenen papaz ise bir teklifle gelir. Kilisenin durumu malumdur, duvar resimlerinin tekrar çizilmesi gerekmektedir. Tabii herhangi bir ücret ödenmesi sözkonusu değildir.

(https://i.hizliresim.com/k290nul.jpg) (https://hizliresim.com/k290nul)

Bu arada Strazzabosco da, hani şu katırını kaybeden, adada Silvana'ya benzeyen bir eşek bulur. Eşeğini kaybedip buldurma hikayesinin bir versiyonunu yaşıyor kerata. Ayrıca aynı Strazzabosco'nun aslında ne yere bakan yürek yakan bir adam olduğunu da anlarız. Zira kasabadaki kadınlardan biriyle  gizli gizli bakışmalarını yakaladık! Ah Strazzabosco ah, bizden kaçar mı!

(https://i.hizliresim.com/la3e2b3.jpg) (https://hizliresim.com/la3e2b3)

Bu arada telsiz operatörü asker Colasanti, telsizi kırıldığından beri boşluktadır. İyi bir aşçı olan Colasantinin elinden berberlik dahil her iş gelmektedir. Ordudaki en büyük idolu de Çavuş Lorusso'dur. Onun gözüne girmek için elinden geleni yapar.

Çavuş Lorusso'nun bir fırlamalığını daha görürüz. Şu sürekli evini ve hamile eşini özleyen asker vardı ya. Garibim eşine yazdığı mektupları postaya versin diye Çavuş Lorusso'ya getiriyormuş, Bir sahnede görürüz ki Lorusso'nun çekmecesi adamcağızın mektuplarıyla dolu, hiçbirini yollamamış!
Başlık: Ynt: Tuzlu Su Sinemaları: Mediterraneo
Gönderen: Çetin Kent - 23 Aralık 2025, 18:46:14
Bu arada film Youtube'da var. Türkçe ve İngilizce altyazı olmadığı için sadece İtalyanca bilenlere, bir de bu güzel dilin melodisiyle güzel görüntüleri seyretmek isteyen sinema delilerine linkini bırakayım.

https://www.youtube.com/watch?v=Pw7eI7BtSJA&t=198s

Youtube, filmin forum sayfasına konmasına izin vermedi, linki tıklayarak gidebilirsiniz.


Dünya çapında çok sevilmiş bir film. Filmdeki sanatçıların günümüzdeki hallerini gösteren bir video da var, onu da aşağıya ekleyeyim, konu başlığımız renklensin. Bakalım bu video forum sayfasından direkt izlenecek mi.

Başlık: Ynt: Tuzlu Su Sinemaları: Mediterraneo
Gönderen: Çetin Kent - 24 Aralık 2025, 12:22:12
Uyarı: 45. Dakikadan sonra film bir yetişkin filmi haline geldiğinden Adile Teyzenin kuzucuklarının artık uyuma vakti.

Teğmen kilisede fresk boyama işine kendini kaptırmış ortalarda yokken, karargaha bir kadın gelir. Tüm müfrezenin feleği şaşar, zira gelen kadın bir afettir. Önce emir eri Farina dağılır, sonra Çavuş Lorusso ve diğerleri. Büyük bir saygı çerçevesinde Vasilissa isimli kadının neden komutanla görüşmek istediğini anlamaya çalışırlar. Vasilissa  kendini tanıtır, açık sözlü mert bir kadındır fakat bizim askerlerin Yunancayla alakası olmadığından biraz yanlış anlamalar olur. Burayı dikkatli izlemek gerekir, altyazı düzgün değilse sahnedeki espri kaçırılabilir. Vasilissa Çavuşa yarı İtalyanca yarı yunanca "duliamo" için konuşmaya geldiğini söyler. Çavuşun "Duliamo" diye anladığı çalışma anlamındaki "δουλεύουμε" gibi yunanca bir kelime. Lorusso'nun cevabı kesindir: Duliamo diye birini tanımıyorum?!?! Kadın derdini anlatacak kelimeyi bulamaz, sonra Ergasiya (muhtemelen Εργασία) gibi bir şey der. Yunanca "iş" veya "çalışmak" demek istiyor kadıncağız. Lorusso'nun cevabı hala net ve açıklayıcıdır: "Yok, Duliamo Ergassa diye bir adamı tanımıyorum" Askerlere döner tanıyor muyuz diye sorar, onlar da tanımıyorlardır. Sonunda İtalyanca kelimeyi hatırlar Vasilissa, lavoro deyince iş çözülür. Kadın "iş" konuşmaya gelmiştir!

(https://i.hizliresim.com/4u9nyc1.jpg) (https://hizliresim.com/4u9nyc1)

Lorusso ne iş yaptığını sorunca Vasilissa'nın cevabı "πούτα" yım olur. Puta. İtalyanca'da buna benzer bir kelime vardır ama Lorusso konduramaz, Yunanca ne demek bu puta diye askerlere sorar, telsizci Colasanti atılır: "Fahişe demek!"

Çavuş ve diğer askerler Colasanti'ye çok kızarlar, bir hanıma karşı ne biçim bir terbiyesizliktir bu gibilerden ama Vasilissa duruma el koyar: Evet doğru söylüyor, benim işim bu?!?!?!?!
Çavuş biraz önce üzerine yürüdüğü Colasanti'ye aferin der, takdir eder. Neticede iletişimi sağlamıştır, ne de olsa telsiz operatörü adam!

(https://i.hizliresim.com/16yny1h.jpg) (https://hizliresim.com/16yny1h)

Vasilissi iş konuşmaya gelmiştir sonuçta, devam eder: "İlginizi çeker mi?" Odadaki askerler çavuştan önce onay verirler. Çavuş sorumlu bir yönetici ve bir asker olarak, biraz da utanarak şöyle der: "Yönetmeliklere bir göz atmam lazım...ama ilgileniriz yani" Askerlerdeki memnuniyetin yanında, evini özleyen askerin muhtemelen halen yazmakta olduğu mektubunu gömlek cebinden alıp daha görünmez bir cebe sakladığını görürüz.

Dağda bıraktıkları kardeşler ve kilisede fresk boyayan teğmen haricinde kalan askerler için hayat daha güzel hale gelmiştir. Deniz kenarındaki mavi ev konusundaki detayları anlatmaya gerek yok. Fakat dağdaki askerler bu durumdan habersiz olsalar da , hayatlarından şikayetçi değildirler. Tanıştıkları çoban kızla nöbetçi Munaro kardeşler arasında  "pastoral" bir şeyler dönmektedir. Rtük sınırlarını ihlal etmeden diğer sahnelere geçelim.

(https://i.hizliresim.com/3dvurz4.jpg) (https://hizliresim.com/3dvurz4)
Başlık: Ynt: Tuzlu Su Sinemaları: Mediterraneo
Gönderen: Çetin Kent - 24 Aralık 2025, 15:11:05
Adaya geldiklerinden beri teğmenden aldığı kitapları okumaya başlayan emir eri Farina, Vasilissa Hanım'a karşı diğerlerinden farklı duygular beslemektedir. İlerleyen bölümlerde Vasilissa'nın da Farina'ya karşı boş olmadığını görürüz.

(https://i.hizliresim.com/t616rbp.jpg) (https://hizliresim.com/t616rbp)

Adada hayat kendi ritmiyle akarken, deniz kenarında yaptıkları bir futbol maçı sırasında tuhaf bir şey olur. Gözcü Munaro kardeşler bir işaret fişeği atmıştır. Maç anında durur. Savaşla, askerlikle artık bağları kopmuş gibi yaşayan müfreze bir anda şaşkınlığa düşer. Alarm verilir, siviller evlerine gönderilir. Teğmene haber verilmelidir: Düşman gelmektedir!
Bu sırada Munaro kardeşler de şehre iner. Kırmızı bayraklı bir geminin yaklaştığını söylerler. Teğmen ile Çavuş hemen akıl yürütür:
"İngilizler değilse... e Ruslar mı yoksa?"
Munaro kardeşler devam eder:
"Rus değil ama... daha çok Türk bayrağına benziyordu!"

(https://i.hizliresim.com/ciy4pky.jpg) (https://hizliresim.com/ciy4pky)

Herkes bir an durur; Türklerle savaşta olup olmadıklarını düşünürler. Munaro kardeşler ayrıntı vermeyi sürdürür. Meğer gelen şey bir balıkçı sandalıdır! "Gemi demiştin, dememiştin" tartışması sürerken kıyıya yaklaşan Türk balıkçısı Aziz'i görürüz. Gayet barışçıl, el sallayarak ve bağırarak gelmektedir:
"İtalyanlar ve Türkler! Una faccia, una razza!"
(Aynı yüz, aynı ırk!)
Aziz işi bilir; adamları hemen çözer. Kilisede papazla ilk tanıştıklarında da papaz askerlere aynı cümleyi kurmuştu:
"İtalyanlar ve Yunanlar! Una faccia, una razza!"
Akşam sofra kurulur. İtalyan "kardeşlerimiz" Aziz'in getirdiği tütünü pek beğenir. Teğmen dâhil herkes keyifli bir gece geçirir. Teğmen, sigara dumanlarıyla Odysseia destanı arasında bir bağ kurar; buna "unutuluşun dumanı" adını verir.
Aziz'in dünyadan haberi yoktur. Savaş, Mussolini, Hitler onun için hiçbir anlam taşımaz.
"Kaş, Antalya, Fethiye... no war!"
Çavuş Lorusso, Aziz'in bu kayıtsızlığına adeta çıldırır.

(https://i.hizliresim.com/gr8kxwo.jpg) (https://hizliresim.com/gr8kxwo)

Aziz'in balıkçı kayığına el koyup Rodos'a gitmeyi ve cephelere geri dönmeyi oylamaya sunarlar. Lorusso el kaldırır; onun baskısıyla telsizci Colasanti ve eşini özleyen asker de katılır. Adada kalmak isteyenler ise Munaro kardeşler, emir eri Farina ve katırcı Strazzabosco'dur. Teğmen, komutan olarak oy kullanmasının doğru olmadığını söyleyerek tarafsız kalır.
Dört oya karşı üç oyla adada kalınır.
Farina mutludur.
"Unutulmanın adasında kalıyoruz. Çek bir unutulma dumanı," diye Çavuş Lorusso'ya takılır.
Lorusso, "Aksiyondan niye uzak kalıyoruz, hileli oylama yaptınız," diye son bir serzenişte bulunur ve çaresizce çubuğunu tüttürür.
Bir süre sonra tüm birlik çakırkeyiftir; abuk sabuk her şeye gülmektedirler. Teğmen ve Çavuş dâhil herkes iyice uçmuştur. "İtalya'da bu meret niye yasak?" sorusuna katırcı Strazzabosco bilgece cevap verir:
"Faşizmde iyi olan her şey yasaktır."
Çavuş Lorusso kafayı buldukça Mussolini taklidi yapar; diktatörün acayip duruşuyla balkon konuşmalarını ti'ye alır. "Hani tekneye binip gidecektin?" diye takılsalar da, o oylamaya saygı duyduğunu ve kalacağını söyler. Gece ilerledikçe, başta adadan gitmeyi ve cephelere dönmeyi savunan "asker" Lorusso'nun, birkaç lokma ve birkaç nefes sonra ortama ayak uyduran "rahat" Lorusso'ya dönüşmesini izleriz.

Buradaki unutma, unutulma metaforu, Odysseia'ya göndermeler filan biraz üzerinde durmaya değer bir nokta dostlar. Bizim kafadarların sığındıkları adaya aslında bir çeşit "lotus yiyenler adası" denilebilir.
Biraz açıklayalım. Truva'dan dönüş yolunda Odysseus ve adamları, rüzgârların savurduğu gemilerle yabancı bir kıyıya çıkar. Burası Lotus Yiyenler'in yaşadığı adadır. Muhtemelen Kuzey afrika kıyılarına sürüklendiler.
Ada halkı düşmanca değildir; ne kılıç kuşanırlar ne de tuzak kurarlar. Aksine, gelenlere lotus meyvesi ikram ederler.

(https://i.hizliresim.com/kqd4v7h.jpg) (https://hizliresim.com/kqd4v7h)

Bu meyveyi yiyenler evlerini, sevdiklerini, geçmişlerini hatta dönüş arzusunu unutur.
Lotus yiyen Odysseus'un adamları artık İthaka'ya dönmek istemez, yolculuğu anlamsız bulur, sadece adada kalıp huzur içinde yaşamak ister.
Buradaki unutma bir bayılma ya da delilik değil, tatlı, gönüllü, yumuşak bir vazgeçiştir.
Lotus Yiyenler Adası savaş sonrası yorgunluğun, travmadan kaçışın, sorumluluktan vazgeçmenin, "hiçbir şey umurunda olmasın" arzusunun mitolojik karşılığıdır. Lotus afyonu, sarhoşluğu, unutuluşu, dumanı hatırlatır.
Bu yüzden ada, Odysseia'daki büyük bir ahlaki sınavdır: Eve dönmek mi, unutup kalmak mı?

(https://i.hizliresim.com/3kasl64.jpg) (https://hizliresim.com/3kasl64)

Ortamda hâlâ ciddi ve ayık kalan iki kişi vardır: Balıkçı Aziz ve eşini özleyen asker!!!!!
Sabah olur.

(https://i.hizliresim.com/tf7lvby.jpg) (https://hizliresim.com/tf7lvby)
Başlık: Ynt: Tuzlu Su Sinemaları: Mediterraneo
Gönderen: Çetin Kent - 24 Aralık 2025, 19:57:20
Sabah bizim birlik sızmış halde sere serpe yatarken, Aziz tüfekten, kol saatlerine, cüzdanlara kadar üstlerinde başlarında ne varsa alıp sandalına doldurur. Fakat kayığında bir kaçak yolcu vardır. Evet. Eşini özleyen asker! Yaka paça adamı tekneden çıkarmaya uğraşırken asker onu da götürmesi için yalvarmakta, hatta İtalya ve Türkiye için "una faccia una razza!" diye bağırmaktadır.

Herkes uyanıp durumu anlayınca papaza alay konusu olurlar. Çavuş "şimdi biz adayı nasıl ele geçireceğiz silahsız falan" diye aptalca sorunca papaz da köylülerin sakladığı silahların olduğu yere götürür bizimkileri. Bir sürü silah ve cephane. Bir anlamı yoktur ki artık, dost olmuşlardır.

(https://i.hizliresim.com/f5u6x1p.jpg) (https://hizliresim.com/f5u6x1p)

Bu arada emir eri Farina ve Vasilissa arasındaki bağlar gittikçe kuvvetlenmektedir. Tanıştıklarından beri Vasilissa'ya elini sürmeyen Farina'nın, kadın bu işi sorguladığında, aslında o yaşa kadar hiç kimseye elini sürmediği, aşık olduğu insanı beklediği ortaya çıkar. Ne dedikodu yaptık arkadaş!

(https://i.hizliresim.com/2jlr2aj.jpg) (https://hizliresim.com/2jlr2aj)

Filmin en bilinen ve etkileyici sahnelerinden biri Lorusso'nun masaj sahnesidir. Masör kim mi? Elinden her iş gelen telsizi bozuk operatör Colasanti! Çavuş hayatı ve kendini sorgularken artık o asker Lorusso'dan eser kalmadığına iyice emin oluruz. "Hayat yetmiyor" der Çavuş, "bir tek hayat bana yeterli gelmiyor. Günler de yetmiyor.Yapacak çok şey var ve bir sürü düşünce. Her gün batımında üzülüyorum bir gün daha geçti gitti diye. Sonra duygulanıyorum çünkü yalnızım, evrende minicik bir nokta. Gün batımlarını annemle seyretmek isterdim ya da sevebileceğim bir kadınla..." diye konuşurken birden "Türk giderken sigara bıraktı mı" diye sorar. Kalanlardan birini tüttürürken gene diyeceğini der: "Silahları gene alsaydı da şu tütünden biraz daha bırakaydı keşke ya, daha iyi yaşardık!"

Bu arada dağdaki nöbetçi Munaro kardeşler ve çoban kız arasındaki pek değişik pastoral yaşama hiç değinmeyelim.

(https://i.hizliresim.com/g7ohiwd.jpg) (https://hizliresim.com/g7ohiwd)

Adadaki günlerin hatta senelerin (!) nasıl geçtiğini ekrandan akan tablo gibi görüntülerle izleriz. O elde silah adaya çıkan savaşçıların yerinde yeller esmektedir. Mutlulukla danseden adalılara dönüşmüşlerdir artık. Denizin güneşin tadını çıkaran, kitap okuyan, kilise duvarlarını boyayan, futbol oynayan, dertsiz, tasasız, mutlu insanlar. Katırcı Strazzabosco da yukarıda bakışırken yakaladığımız hanımla iyice romantizmin dibine vurmuştur.

(https://i.hizliresim.com/1fa98zx.jpg) (https://hizliresim.com/1fa98zx)

Kumsalda bir futbol maçı daha! Her zaman olduğu gibi penaltıydı değildi, yok sen atarsın ben atarım kavgası sonucu Lorusso kaleye geçer. Birkaç saniye sonra arkasında bir uçak belirir! Yine düşman zannederek kaçışırlar fakat arızalanmış ve mecburi iniş yapmış bir İtalyan uçağıdır. Pilot, Şener Şen'in Vecihi karakteri gibi girer filme.

(https://i.hizliresim.com/rdos9xd.jpg) (https://hizliresim.com/rdos9xd)

(https://i.hizliresim.com/ajrb5yq.jpg) (https://hizliresim.com/ajrb5yq)

(https://i.hizliresim.com/k22gpit.jpg) (https://hizliresim.com/k22gpit)
Başlık: Ynt: Tuzlu Su Sinemaları: Mediterraneo
Gönderen: Çetin Kent - 25 Aralık 2025, 12:50:14
(https://i.hizliresim.com/caaeb8l.jpg) (https://hizliresim.com/caaeb8l)

Pilot Carmelo onuruna akşam sofrası kurulur. O da en az bizimkiler kadar karikatür bir tip. Savaşın ve dünyanın son durumuyla ilgili haberleri verir, bir yandan da etleri rakıları götürmekte. Dış dünyayı en çok merak edip dikkatle dinleyen de kim olabilir? Elbette eşini özleyip sürekli adadan gitmeye çalışan garibim asker, hadi adını söyleyelim, Noventa! Adamcağızdan sürekli eşini özleyen asker diye bahsetmişiz.

(https://i.hizliresim.com/f9dg5qs.jpg) (https://hizliresim.com/f9dg5qs)

Pilot Carmelo'nun kafayı çekerken gayet normal anlattığı şeylerde bir gariplik vardır. Uçağın arızası, teknik sıkıntılar, Girit'e gidiyormuş, orada tümeni İngilizlerle birleşmiş filan... Uçakları çok iyiymiş, Amerikalıların uçakları da öyle... İngilizlerle mi? Dili sürçtü herhalde. İngilizler düşman değil miydi?

"Yoksa teslim mi olduk?" diye sorar Teğmen. Şaşırma sırası pilota gelmiştir. "Nasıl ya, 8 Eylül'den de mi haberiniz yok?" Yoktur. Hiçbir şeyden haberleri yoktur!

Pilot ne zamandır buradasınız diye sorunca Çavuş Lorusso "Hazirandan beri" der.
Hangi yılın haziranı?
1941
Pilot parmak hesabı yapar, "3 yıldır mı buradasınız!!!?????" Masada bir sessizlik. "Radyonuz da mı yok!"

Mussolini devrilmiş, İtalya ikiye bölünmüş, kuzeyde Almanlar ve faşistler, güneyde Amerikan ve İngilizler, kurtuluş komitesi, partizanlar ve iç savaş!

Bizimkilerin hiçbirşeyden haberi yok! Dostlar düşman olmuş, düşmanlar dost. Çok fırsatlar doğdu, çok zengin olabiliriz, dünya çok değişti filan der Pilot Carmelo.

Kısa süre içinde arıza giderilir, vedalaşılır, uçak havalanmak üzere kumsalda hızlanır, sonra bir ara durur, Pilot içerideki "kaçak yolcuyu" kumsala atar, "ben de geleyim beni de götür!" haykırışlarının kimden geldiği malumdur. Uçak adayı terkeder. Pilot karargaha haber verecektir, yakında bir gemi gelip bizimkileri alacaktır.

(https://i.hizliresim.com/kjfqd5p.jpg) (https://hizliresim.com/kjfqd5p)

(https://i.hizliresim.com/icc7tqw.jpg) (https://hizliresim.com/icc7tqw)

Önce Farina'ya dönmenin derdi düşer, Vasilissa'dan ayrılma korkusu ağır gelmeye başlar. Alır eline bir tüfek kıyıdaki mavi boyalı eve gelenlere ateş açar. Telsizci Colasanti'yi yaralar. "Artık Vasilissa'nın evine gelmek yok, yakarım hepinizi, bizi rahat bırakın!"

(https://i.hizliresim.com/5yv6v1v.jpg) (https://hizliresim.com/5yv6v1v)

Teğmen, Çavuş ve diğer askerler konuyu tam anlamamışlardır, hani bu profesyonel bir anlaşmaydı, iş olarak bir hizmet olarak... diyeceklerken tüfek atışı tekrar başlar! " Vasilissa'yı seviyorum ben, bundan sonra kimse gelmeyecek bu eve!" Farina ciddidir.
Teğmen "peki Vasilissa ne düşünüyor" deyince olay artık anlaşılır. Vasilissa da Farina ile aynı fikirdedir.

(https://i.hizliresim.com/39i1r62.jpg) (https://hizliresim.com/39i1r62)
Başlık: Ynt: Tuzlu Su Sinemaları: Mediterraneo
Gönderen: Çetin Kent - 25 Aralık 2025, 14:10:36
(https://i.hizliresim.com/9ghla7n.jpg) (https://hizliresim.com/9ghla7n)

Kilisedeki bir nikah merasiminden açılırız. Papazın okuduğu duaları duyarken bir yandan da Teğmenin boyadığı duvarlardaki azizlere gözümüz kayar. Tüm fresklerdeki insan yüzleri bizim müfrezenin askerlerinin kopyasıdır. Kıytırık müfrezemiz kilise duvarlarında ölümsüzleşmiştir iyi mi!

(https://i.hizliresim.com/3lyh186.jpg) (https://hizliresim.com/3lyh186)

(https://i.hizliresim.com/qcowdp7.jpg) (https://hizliresim.com/qcowdp7)

Ha bu arada kilisede evlenen çifti söylemeyi unuttuk: Farina ve Vasilissa!

(https://i.hizliresim.com/e1x7k76.jpg) (https://hizliresim.com/e1x7k76)

Köy meydanında mezeler ve içkiler su gibi tüketilirken tek bir asker eğlencede yoktur. Evet tahmininiz doğru, Akdeniz açıklarında minik bir sandalda yalnız başına kürek çeken ve özlediği eşine gitmek üzere kaçan bir askerden bahsediyorum. El bombasıyla balık tutarken, patlamayla köylünün silahları gizlediği minik deniz mağarasında saklanan sandal ipinden kurtulup Noventa'nın karşısına çıkmıştı. Şans diye buna derim! 3 senede beceremediğini tam bir geminin gelip onları alacağı zamanlarda başardı!

(https://i.hizliresim.com/foagrv2.jpg) (https://hizliresim.com/foagrv2)

(https://i.hizliresim.com/jrvufvx.jpg) (https://hizliresim.com/jrvufvx)

(https://i.hizliresim.com/jcdd5yf.jpg) (https://hizliresim.com/jcdd5yf)

Geminin onları almaya gelecek olması sanki biraz adadaki büyüyü bozmuştur. Düğündeki eğlence,  yerini yavaş yavaş hüzne bırakır. Yemekler içkiler bitip insanlar meydandan dağılırken, sarhoş ihtiyarlar son danslarını ederken, Katırcı Strazzabosco  yerli dul hanıma kalbini açarken, Çavuş Lorusso da meşhur iç dökmelerinden birini yapmaktadır. Sarhoş kafası işte. Gemi geliyor, tatil bitiyor, okula geri dönüyoruz gibi bir hismiş. Kader, sevgi, birine bağlanmak diye dereden tepeden bir sürü konuyu telsizci Colasanti'ye anlatırken, birden telsizi bozuk Colasanti Çavuş Lorusso'ya açılıverir! Uzun süredir Çavuşa hayrandır, seviyordur, cesaretini toplayıp işte sonunda söyleyebilmiştir!

(https://i.hizliresim.com/eixfnf2.jpg) (https://hizliresim.com/eixfnf2)

Bu film çok başka yerlere gitti azizim. Filmde her türlü "uç" var, bunun sebebi biraz da yapımcılar sanırım. Çekildiği senelerde yapımcıları tanımıyorduk ama sonra sonra birden dünyanın bildiği politikacılar olarak karşımıza açıktılar. Cecchi Gori ve Silvio Berlusconi'den bahsediyorum. İtalya'nın medya devleri oldular, ses getiren filmleri var, biri Milan kulübünün başkanlığını yaptı,  diğeri Fiorentina'nın sahibi. Biri başbakan oldu, diğeri senatörlük yaptı. Berlusconi biraz değişikti hatırlarsınız, ölünün ardından konuşulmaz ama o kafadaki iki adamdan bu kafada bir film çıkması da normal. Arkalarında finansal suçlardan, rüşvete, seks skandallarına kadar bir çok hikaye bıraktılar. Gori hala yaşıyor sanırım. Gori'nin Postacı ve Hayat Güzeldir gibi filmlerin yapımcısı olduğuna da belirtelim.

(https://i.hizliresim.com/4j2a1p8.jpg) (https://hizliresim.com/4j2a1p8)
Başlık: Ynt: Tuzlu Su Sinemaları: Mediterraneo
Gönderen: Çetin Kent - 25 Aralık 2025, 16:27:36
Gemi gelir!

Bir İngiliz gemisidir. Adaya geldiklerinde düşman oldukları ve onları getiren gemiyi batıran İngilizler, bugün onları almak üzere adaya ulaşmışlardır.

(https://i.hizliresim.com/2h35l67.jpg) (https://hizliresim.com/2h35l67)

Limana gelen jilet gibi İngiliz subaylar bizimkilerin hallerine şöyle bir bakarlar. Gayet adalı olmuşlardır artık, askerlikle alakaları yoktur.

(https://i.hizliresim.com/m0uusxb.jpg) (https://hizliresim.com/m0uusxb)

Köylülerde bir hareket olur, sevinçle gemiden gelen başka bir filikaya doğru koşmaya başlarlar. Almanların esir ettiği, götürdüğü adalı erkekler İngilizlerin gemisiyle geri gelmiştir. Aileler tekrar erkeklerine kavuşurken dul sandığımız hanımın eşi de çıkagelir. Katırcı Strazzabosco ve kadının son bir bakışmalarına şahit oluruz. Film boyunca tek bir kelime konuşmayan kadınla, Katırcı Strazzabosco'nun hikayesi de sessiz sedasız biçimde son bulur.

(https://i.hizliresim.com/7lgddcf.jpg) (https://hizliresim.com/7lgddcf)

İngilizler gemiye eşek almak istemez, bizim Strazzabosco ile İngiliz subayları arasında kısa süreli bir tartışma yaşanır.

(https://i.hizliresim.com/8i9go65.jpg) (https://hizliresim.com/8i9go65)

Herkes gemiye gitmek üzere hazırlık yaparken emir eri Farina ortalarda yoktur. Çavuş onu saklandığı yerde, Vasilissa'nın bodrumundaki bir fıçının içinde bulur. Farina gitmek istememektedir. ÇAvuş yeni İtalya'yı inşa etmekten, yeni sorumluluklardan, İtalya'ya karşı görevlerinden, ideallerden bahseder. Farina ise geçmişte konuştuğumuz "unutulma" dan dem vurur. "Bizi unuttular ben de onları unutmak istiyorum"

(https://i.hizliresim.com/2hof9aa.jpg) (https://hizliresim.com/2hof9aa)

Çavuş: "Issız bir adada bir zeytin fıçısı içinde mi yaşayacaksın?"
Farina: "Anlamıyorsun, ben ilk defa kendimi burada yaşıyor hissediyorum. Hem Vasilissa bir restoran açmak istiyor. Bana ihtiyacı var!"

Çavuş bunun bir suç, askerlikten firar olduğunu biliyorsun değil mi der, o kadar.

Ada sakinleri kıyıda toplanır ve büyük bir coşkuyla el sallayarak senelerdir yanlarında kalan bizim kafadarları gemiye uğurlarlar. Munaro kardeşlerle dağda "pastoral" bir yaşam süren çoban kız da uğurlamalarda askerleri yolcu etmektedir. Karnı burnundadır tabi. Film sonrası en çok yapılan şamatalardan biri buradan çıkar: Baba, Munaro kardeşlerden hangisi?

(https://i.hizliresim.com/aj5ivz9.jpg) (https://hizliresim.com/aj5ivz9)

Filmin "ahlaka mugayir" sahneleri doğal olarak televizyonlarda kesiliyor, yine de kalan kısımları  enfes. :)
Başlık: Ynt: Tuzlu Su Sinemaları: Mediterraneo
Gönderen: Çetin Kent - 25 Aralık 2025, 17:48:28
Gemiye dönüşte Teğmen emir eri Farina'nın gelmemesine takılır, dağlara kaçtı herhalde, bulamadın mı diye Çavuşa sorar. Çavuş Lorusso arkadaşını ele vermez. "Büyük İtalya'yı baştan inşa edeceğiz, göreceksin Farina geri gelecek o İtalya'ya" diye yine ideallerini konuşturur.

1940'lardaki hikaye burada bitiyor.

Arada neler oluyor bilmiyoruz, ama önümüzde yeni bir sahne açılıyor, günümüzdeyiz! Meis adasına bir turistik gemi yanaşıyor.

(https://i.hizliresim.com/68xjpv4.jpg) (https://hizliresim.com/68xjpv4)

O da ne! Beyaz saçlı, yaşlı başlı bir adam bize bakıyor, Teğmen Raffaele bu!

(https://i.hizliresim.com/ck86xq0.jpg) (https://hizliresim.com/ck86xq0)

Kalabalık turist grubunun ve rıhtımdaki yatların arasından kiliseye gider, eski günlerden sesler kulaklarında çınlar. Sonra bir mezarlık ziyareti. Mezarlardan birinin üzerindeki haçta minik bir fotoğraf. Vasilissa!

(https://i.hizliresim.com/2uyviy4.jpg) (https://hizliresim.com/2uyviy4)

Vasilissa'nın adını taşıyan bir restoranın önüne geldiğimizde kadının hayalini gerçekleştirdiğini anlarız.

(https://i.hizliresim.com/5sxw2pw.jpg) (https://hizliresim.com/5sxw2pw)

Filmin en güzel sahneleri bence bu sonuna yaklaştığımız anlar. Farina, teğmene mektup göndermiş, Vasilissa'nın vefatını haber vermiş. Adresten de çok emin değilmiş, teğmeni görünce şaşırır. Teğmen "hep burada mı yaşadın" diye sorar, hiç görüşmemişler demek.

(https://i.hizliresim.com/c03owo2.jpg) (https://hizliresim.com/c03owo2)

Farina teğmeni arka tarafa götürür, bir sürprizi vardır. İki ihtiyar bastonlu mastonlu titreyerek evin arkasına gelirler ki ne görelim! İhtiyar bir koca adam oturmakta. Tahmin doğru. Çavuş Lorusso zor gören gözleri ve bembeyaz saçlarıyla teğmeni süzüyor, çıkartamıyor! "Kim bu?"

(https://i.hizliresim.com/3jschy6.jpg) (https://hizliresim.com/3jschy6)

(https://i.hizliresim.com/bkiz34t.jpg) (https://hizliresim.com/bkiz34t)

Üçü birden önce kahkahalara boğuluyorlar sonra öksürüklere. Sizi gidi ihtiyarlar!

İdealist Lorusso'nun İtalya'ya döndüğündeki hayal kırıklıklarını dinleriz. Hayat hiç kolay olmamıştır, hiçbir şeyin değişmesine izin vermemişlerdir. Çavuş ideallerini gerçekleştiremeyeceğini anlayınca yenilgiyi kabullenmiş ve "kazandınız!" demiş, "ama ben yokum" Adaya geri dönmüş! "Dünyayı değiştirmemize izin vermediler, biz de kendimizi değiştirdik."

(https://i.hizliresim.com/apz9xai.jpg) (https://hizliresim.com/apz9xai)

Teğmene "peki sen ne yapıyorsun?" diye sorar Çavuş, o da der ki "sana yardım edeyim", ceketi çıkarır ve üçü birden patlıcan soymaya başlarlar!!!

(https://i.hizliresim.com/4jl3oaj.jpg) (https://hizliresim.com/4jl3oaj)

Rakı masasındaki üç ihtiyar patlıcan soymaya, sohbete, bazen uyuklamaya bazen de arkalarındaki güzelim Akdeniz manzarasını seyretmeye geçtiğinde onlardan uzaklaşır gideriz.

(https://i.hizliresim.com/fa1mbba.jpg) (https://hizliresim.com/fa1mbba)

Filmin sonunda ekranda gözüken cümle ise kendini, filmi ve seyredenleri bir kaç kadeh boyu sorgulatır.

(https://i.hizliresim.com/21fivh7.jpg) (https://hizliresim.com/21fivh7)

"Kaçmakta olan herkese adanmıştır" gibi basitçe de çevirebilirsiniz. Fakat İtalyanca aslındaki "stanno scappando" ifadesi şimdiki zamanı (süregelen bir eylemi) belirtiyormuş. Yani bu kaçış bitmiş bir eylem değil, bir yaşam biçimidir. Bu yüzden çeviride "hâlâ" veya "etmekte olan" gibi süreklilik bildiren ifadeler, o duygusal boşluğu daha iyi dolduruyor.

Hayatın dayattığı rollerden kaçıp kendi içsel huzurunu arayan tüm dostlarımla birlikte filmi seyrettik. Sevgili dostum Mehmet Atay'ın yıllardır rica ettiği bir yazıyı buraya eklediğim için de çok mutluyum. Ayaküstü olmaması gereken, emek harcamak gereken bir film seyretmecesiydi. Biraz uzun sürmüş olabilir. (35 sene kadar?!?!?!?!!??!)

"Seyrettiğiniz" için teşekkürler. Yüreği firarda olan herkese selamlar.
Başlık: Ynt: Tuzlu Su Sinemaları: Mediterraneo
Gönderen: Mehmet Atay - 26 Aralık 2025, 10:52:09
Alıntı yapılan: Çetin Kent - 25 Aralık 2025, 17:48:28.....
Hayatın dayattığı rollerden kaçıp kendi içsel huzurunu arayan tüm dostlarımla birlikte filmi seyrettik. Sevgili dostum Mehmet Atay'ın yıllardır rica ettiği bir yazıyı buraya eklediğim için de çok mutluyum. Ayaküstü olmaması gereken, emek harcamak gereken bir film seyretmecesiydi. Biraz uzun sürmüş olabilir. (35 sene kadar?!?!?!?!!??!)

"Seyrettiğiniz" için teşekkürler. Yüreği firarda olan herkese selamlar.

Çeto'm mutlu ettin beni; sen çok mutlu ol.
Bak son sahne ile ilgili yazını okurken yine gözlerim doldu.
Bu filmin bende yaşattığı duyguyu çok az filmde yaşadım.Benim için tek film seçmek zorundasın deseler o film bu filmdir. Site Sineması'nda izlediğim günden beri...
Başlık: Ynt: Tuzlu Su Sinemaları: Mediterraneo
Gönderen: Ahmet Kabaalioğlu - 27 Aralık 2025, 12:37:32
Emeğine sağlık , satır satır okudum ve fimi yeniden izledim.