Heyamola Hey
Havuzluk => Seyir Anıları => Konuyu başlatan: O.Utku Uçkan - 08 Mayıs 2020, 22:29:42
-
Sevgili arkadaşlar bu konuyu daha önce ge ko da yazmıştım. Önceden okuyanlar isterlerse pas geçebilirler.
Tekrar yazmamın nedeni Burak biraderimin dikkatlice okuyarak tecrübeleri doğrultusunda eleştirmesidir. Bu transferi teknesi olsun olmasın tüm arkadaşların, ben olsam ne yapardım diyerek, eleştirmesi beni çok mutlu edecektir. Eleştiri teknik konularla sınırlı değil, davranışlar da eleştiriden nasibini almalı. Yani yol uzun ve ustanın dediği gibi sündürerek yazılacak ve sündürme kısmı dahil her yönü eleştirilebilir.
Yazı tamamen ilk yazıma sadık kalınarak, gördüğüm hatalar düzeltilerek, siz olsanız ne yapardınız
benzeri sorular ile ve şimdiki aklım olsaydı şöyle yapardım ilaveleri ile yazılacak.
Amacım sadece muhabbet kıvamında paylaşımda bulunmak, soru cevaplar ile siz dostları daha yakından tanımak ve hapis günlerinde güzel zaman geçirmek.
Yazdığım kavye siyah üzeri ince beyaz harfleri olan 10'' notebookun klavyesi. Akşam gözler bu kadar müsaade etti. Sabaha görüşmek üzere. ;)
-
Utku Abi günaydın
Çok bekletmezseniz seviniriz
-
Günaydın.
Bu sabah adet olduğu üzere 06 - 09 vardiyası bende.
00 - 03 vardiyası Akif kaptanımızın. 03 - 06 vardiyası Erkan kaptanımızın.
Bu düzen donatanın ve misafirlerinin Minorka'da Türkiye'ye gitmek için ayrılmalarından sonra, gece yolda isek, sürekli uygulandı.
Ben en başında zorunlu değilsek gece yolculuğu yapmak istemedim ve bunun uygulanması adına vardiyaya girmeyeceğimi söylemiştim. Erkan kaptanımızın uyku sorunu olduğunu çok iyi biliyordum. İlk teknesi ile Bodrum'a giderken öğrenmiştik. Çeto'ya tekneyi durduralım uyuyalım sabah devam ederiz dediğinde Çeto 2. vardiyasına devam etmişti. İlk gece zaten tüm tekne vardiyada idik desem yeridir. Teknede sahibi, 2 misafiri ve yelkende tecrübe sahibi olan biz 3 kaptan vardık. 2 gece fırtınanın ortasında idik hepimiz uyanıktık ama Akif kaptan dışında her kes farklı şekilde abandone olmuştu.
Bu kısa girişten sonra tekneyi hatırlamak adına nette biraz gezinmeye çıkmam lazım. Tekne oto pilotta şimdilik. Ama arızalı sık sık 180 derece geri dönüyor. ;)
-
Bundan sonrası ge ko dan alıntılar. ;)
Sevgili arkadaşlar bu topiği reklam olsun diye değil, sadece Fransa'dan Türkiye'ye gelene kadar hiç bir sorun çıkarmadan sürekli çalışarak bizi evimize sağ salim getiren bu şahane motora minnetimin bir ifadesi olarak açtım.
Acrab teknesi 58 feet Beneteau Oceanis yelkenli bir tekne. Erkan kaptanımın deyimiyle Beneteau’nun amiral gemisi ve serinin 5. üretimi olan bir çıtır. 3 adet çift kişilik tuvalet banyolu odası ve başta üsten girilen tuvaletli personel kabini mevcut.
Bendenizin görevi yaşım ve tecrübem gereği süvarilik idi ama mütavazi kişiliğim ve profesyonel kariyerim doğrultusunda çarkçıbaşılık görevini ve yaşanan olaylardan sonrada, kaptanlarımı kızdırmayı göze alarak''ben haklıylıymışımcılığı'' üstlendim (bu durumda tevazu bırakılıyor haliyle).
Motorumuz 140 beygir gücünde turbo dizel kendinden havasını alabilen yeni nesil bir motor. Donatanımız,
sağ olsun bizler sıkıntı çekmeyelim diye 2 adet 240 lt. depoya ilaveten 2 adette 300 lt.lik opsiyonel depo daha koydurmuş.Gel gelelim bize tekneyi teslim eden aracı firma son anda yola çıkarken bunun farkına vardı ve bu depoları da doldurduk şükür.
https://sailboatdata.com/sailboat/oceanis-58-beneteau
?0-? İlave açıklamalar.
Önceki yıllarda Erkan biraderim kendi Beneteau Cyclades 39 unu getirirken de beraber getirmemiz için çok ısrar etmiş o zaman da tansiyon ve bağışıklığımın düşük olması nedenleri ile teşekkür etmiştim.
Bu yolculuk için de çok ısrar edilmiş ama tarafımdan tekrar teşekkür edilmiş idi. Öncesinde biraderim eşimi ve beni Hollanda'da ki evlerine davet etmiş, biz de kabul etmiş ve çok önceden biletler almıştık. Tam gidileceği tarihte teknenin teknenin teslim edileceği söylenmiş. Ben biletleri açık tarihe alalım dediğimde eşimin ''git katıl, o kadar endişe etme,ileride torunlara anlatacak anıların olur'' demesi üzerine olay başladı. Poseidon'u yalnız bırakmayan yüce Zeus da bu hikaye değil roman olacak deyip işe karıştı. İzlanda'da volkan patladı ve Erkan ile benim dışımızdaki arkadaşların uçaklarının kalkamaması işleri hepten karıştırdı. Programlar alt üst oldu. Tekne denilen zamanda teslim edilemedi. Arkadaşları İspanya'dan almamız gerekti. İçimizden biri İspanya ne güzel mi dedi ne etti bilmiyorum ama Zeus bize Korsika'ya gidecekken İspanya Minorka turu planladı.
Hanım doğru demiş ne hikayeler çıktı. :)
-
Akşam Parpignan, Korsika (Ajaccio)yolunun yaklaşık 1/3 geride kaldığında Akif kaptanım arkadan gelen ğri renkli
ve beyaz yüksek çatılı apartmanlara bakmadan aslanlar gibi dümen tutuyordu. O görüntüsü ile ve asla bozulmayan midesi ile gözümde devleşmiş ve
O anda bana sessizce''Utku abi sağlam ellerdesiniz,38. kez mideni boşalt ve rahatla''mesajını vermişti. Ama kokpit kirlenmesin diye büyük özverilerle kokpitin dışına sarkarak
rahatlamam esnasında bana ''abi dışarı sarkma,kokpite yap dalgalar ve yağmur nasılsa sürekli yıkıyor'' diye bağırmasını ve Eyübün arkamdan can yeleğime sarılmasını anlayamadım doğrusu .Rahatladıktan sonra iskele dümenine doğru ''yanındayım Akif'im korkma'' der gibi geçtiğimde, önümdeki rüzgar göstergesinde gerçek rüzgar hızının 8 bufor olduğunu okuyunca neden bağırdığını anladım. Rüzgardan sesiniduyamam diye okadar bağırıyormuş demek. Serpinti körüğünün kuytusuna geçtikten bir müddet sonra, üzerimizdeki su geçirmezlere rağmen, sırılsıklam olan iç çamaşırlarımı değiştirmek için kendimi tekrar tuvaletin sıcak ortamına attım. Dıştaki sözde su geçirmezler dışında değişen ıslak giysiler banyoya atılıyor, kurular giyilip tekrar içeride bulanan mide boşaltılmak için kokpite çıkılıyordu.Sadece ağzımı çalkalamama rağmen yükselen tansiyonum nedeni ile sürekli tuvalete aşağıya iniyor,
sonrada midem bulandığı için tekrar kokpite tırmanıyordum.İçimde tutamıyacağım için tansiyon hapımı alamıyordum ama dil altı hapım imdada yetişti. Kuruyan ağzımda erimiyen hap ile ciddi bir mücadele verdiğimi anımsıyorum.Fakat vucut atacak bu kadar sıvıyı nereden buluyordu anlayamadım .Tekrar kokpitteydim ve Akif'im hala dümendeydi.Eyüp ve Osman ise kokpitte serpinti körüğünün koruyamadığı serpinti ve yağmura karşı sigara içme mücadelesi veriyorlardı. Sigaraların üzerinde yazan ''dikkat öldürür'' yazısı o an gerçekten çok komik kalıyordu ve muhakka ki ''nasılsa gidiyoruz anasını satayım'' diyerek daha da bir saldırıyorlardı kuru bulabildikleri sigaralara . ''Akif'im kaç gösteriyor'' sorusuna ''9 Abi '' cevabını alınca ''bende birtane yaksam mı acaba?'' diye düşündüm ama sigara benim için hep bir keyif maddesi olmuştu ve o an hiç uygun değildi. İçeri girip salondaki koltuğa uzandım
ve motorun huzurlu mırıldanması ile yorgun düşen vucut kendinden geçti. O an bizi yaşama bağlayan şey sadece motorun düzgün ve tam gaz çalışırken çıkırdığı sesdi. .Mediterrainean kaptanı deryası .
-
Kaldığımız yerden devam edecek olursak, anladığım Beneteau bu kadar güçlü bir motor ve pervane arasındaki aktarma organlarını korumayı elektronik gaz kolu kullanarak sağlamaya çalışmış. Yani örneğin benim teknemde olduğu gibi mekanik ve tam gaz yüklenildiğinde pervanenin de tam gaz döneceği kaydırma mekanizmalı bir sistem kullanmamış.
Benim motor yatlarda görmeye alışık olduğum elektronik veya elektrikle çalışan bir gaz kolu var yani.
Marşa basıldığında ve motor çalışınca başlıyor boş olduğunu gösteren bir düdük ötmeye ve ışık yanmaya. Siz gerekli butona 2 kez kısaca dokununca düdük susuyor ve gaz kolu aktif hale geçiyor. Bundan sonra gayet yavaş ileri veya tornistan yapabiliyorsunuz. Fazlaca gaz verdiğiniz zaman şanzumanı korumak amaçlı olarak vites boşa çıkıyor ve düdük ötmeye başlıyor. Manevralar anlayacağınız gayet yavaş ve panik olmadan yapılmak zorunda. Ha bu arada bir de dalgalı denizlerde teknenin başı suya gömülüp kıç havalara kalkınca, pervane boşa çıkıp deli deli dönmeye başlayınca da koruma amaçlı olarak off şhore motor boat yarışlarındaki co pilot gibi birisi gazı kesemediği için yine boşa çıkıyor ve o havada size gaz kesip vitesi tekrar ileri almak ve gaz vermek gibi iş düşüyor ki bu pek iyi bir durum olmasa gerek. En iyi Akif kaptanın yorumlayabilir diyeceğim.
Yola çıktığımız günün akşamı, ertesi gün ve gecesi boyu yediğimiz dayaktan sonra kamaramda yarı uyur yarı uyanık söyle sayıklıyordum ''yemişim teknesini sağ dönersem eğer satıp Far Out'u dünürümün yanında bir bağ alıp denize ayaklarımı bile sokmam artık''. Ama Erkan kaptanımın bir sözü daha doğrulanacaktı ''abi karaya ayak basalım karnın doysun bak yine denizi özleyeceksin''.
Minorca'da karnım doyduğunda tekrar teknelere bakıyordum. Enteresan olan Minorca benim teknemin ilk destinasyonu idi ve ilk sahibi uzun süre buralarda takılmış ve 2. sahibi rahmetli buradan yola çıkarak İstanbula getirmişti. Yolculuk için haritaları gözden geçirirken bir dolu Balear takım adaları haritasını gözden geçirmiş ve girip bağlandığımız Pedronun yerini gözüme kestirmiştim.
Yola çıkışımızın ilk anlarında deneme amaçlı açtığımız cenoanın halatının rollerın altına dolanması ve farkına varmadığımız bu durumda elektrikli ırgat ile zorlayınca koparmamız sonucu, koskaca cenoa Erkan ve ben başta uğraşırken,hızını artırmaya başlayan rüzgarın etkisi ile Yanılmıyorsam 16 lık ıskaota halatlarını birer yumruk yapmış ve etrafa saldırıyordu. Cenoa sarma halatı kesilerek yönlendirici yuvalarından çıkarılıp düğümlenerek sarıldı ama ıskotaları açmak mümkün olamıyordu. Yanlış hatırlamıyor isem Erkan bu ıskota yumağı ile kafasına sıkı bir darbe almıştı o sırada. Artık cenoa karaya varıncaya kadar kullanılamayacaktı .Motor seyri ile Korsika'ya saatte 8-8.5 mil hızla yol alıyorduk. Fıransız ''şimdi yola çıkarsanız yarın gelecek fırtınadan kaçmış olursunuz demin hava durumuna baktım'' dediğinde artık bizden sıkıldığını ve bir an evvel gitmemiz için bize gaz verdiğine adım gibi eminim şimdi.O an tekneyi teslim almanın sevinci ile 24 saat sonra fırtınanın tam içinde olacağımızı hiç düşünmemiştik.Rüzgarı iskele baş omuzluktan alarak 300 mil yol alacaktık. Yaklaşık 40 saat demekti.Erkan kaptanımız kafasına aldığı darbe sonucu iptal olanlar grubuna katılmıştı. Ben de sürekli safra atmakla meşgul olduğum için, Akif kaptanımız aramızda dümen tutacak tek denizci durumundaydı ve dualarımız artık onun içindi.Gece bastırmış hava bindirmeye başlamıştı. Donatanımız ilk yarım saatte iptal olarak rekor kırmış ve bulantı hapları yüklemesi yapılarak baştaki master kabinde tavan ve yatak arasında top gibi hoplarken zoraki uyku durumunda tutulmaya çalışıyordu.Bir ara kapıyı açıp ''kapatın şu yelkenleri'' diye bağırdığında kimsenin gülecek hali olmamasına rağmen bu laf yine de günün espirisi kabul edildi. Hava 8 lerden 9 lara çıkıp bir de sürekli yerleşmeye başlayınca Ligurya denizinden kopup gelecek dalgaların daha da sıkıntı yaratacağı düşüncesi ile bir ara kalkan kaptanımız ''deniz domuz kafadan alacağız dalgaları ama en yakın yer e'' diye Tulon'a rota tutalım kararı veriliyor. Kara yaklaşık 40 mil. Kafa denizinde ilerlemeye başlayan Acrab olanca heybeti ile önce şahlanıyor sonra kafası dalgalara dalıyor. Motorumuz bazen boşa çıkan pervane nedeni ile boşa geçmeleri sıklaştırmaya ve tekne bu ne kadar sürecek diyerek inleyip sarsılmalara başlıyor, bizler de okumalara. Bu durum Erkan kaptanımın ünlü bir denizcinin sözünü bizlere aktarmasına neden oluyor şöyle bir şeydi ''tanrıya olan inancınız azalmaya başladığında denize çıkın''. Durumun daha kritik bir hal alması tekrar yeni rota belirlenerek Sardinyaya doğru yönelmemize neden oluyor.Rüzgar ve dalgalar iskele apazdan gelmeye başlıyor. Korsika'ya göre yaklaşık 20 mil daha fazla yol demek. Yalpayı azaltmak amacı ile kaptanlar (ben de dahil) ana yelkeni bir miktar açmaya karar veriyoruz. Operasyon gerçekleştirilince sancağa bayılan Acrab daha bir hızla yol almaya başlıyor. Hedefe daha konforlu ve hızlı gidiyoruz ama zaman zaman bumba yalpanın etkisi ile boşa çıkıp tekrar yerine savrulurken ki darbeler Osman arkadaşın endişeli bir şekilde kapatalım yelkeni ya kırılırsa söylemlerini artırmasına ve bizim de acaba mı dememize yol açıyor.Burada sevgili Haldun Sevel abimin güzel bir sözünü hatırlıyorum''bir korkak koca orduyu bozar ''. Akif kaptanım yorulmuş ve uyumakta iken ana yelkeni kapatma kararı alan kaptanımız (muhalefet ettim ama) ve ben sarma ana yelkeni kapatan sonsuz halatı da elektrikli ırgata kurban ederek poseidonun gönlünü alalım diyoruz. O karışık anda ana yelken sarma sonsuz halatı (spektra bu arada) kilidinden çıkarılmadan elektrikli vinç çalıştırılınca bomba gibi patlıyor. Ana yelken açık kalıyor tabii ki. Gürültüye koşan Akif kaptanında operasyona iştiraki ile öyle olmaz ,böyle olur deyip bille ana yelkeni tamamen açıyoruz. Şaka şaka ana yelkeni toplamak için Erkan ve ben emniyet halatına bağlanarak direk dibine gideceğiz ve oradaki sarma sistemini elimizdeki vinç kolu ile saracağız diye düşünüyoruz. Mörfi ise bu aralar tam gaz çalışıyor. İlk gün olan cenoa toplama halatı patlatılması sonrasında dikkatsizce cenoa sarma halatını emniyet halatına dolaştırmamız nedeni ile, emniyet halatı direk dibine elimiz değer vaziyette gerilip bizi frenliyor.Neyse kolu yerine sokuyoruz ama tam tur attıramıyoruz. Ulan Mörfi sürekli yanımızda gülüyor. Meğer kullanmamız gereken kol yer alan üstten heçten girilen personel kabininde imiş(sonradan öğrendik).Uzun kol bumba altındaki metal gerdirmeye takılıyor ve biz çıkarıp tekrar takarak ana yelkeni kapatmaya çalışırken Poseidon adi len deyip tamamen açıyor. Madem rüzgar var bizde yararlanalım değil mi. Yelkenci değil miyiz ama. Bu arada cenoa 92 ana yelken 74 metre kare imiş galiba, daha iyi ya daha hızlı gideceğiz artık. Bir kez daha silkinerek yatarak uçmaya başlıyan Acrab'ı rahatlatmak için bu kez Akif kaptan kendi kişisel kararı ile ve tek çıkar yol olan geniş apaza dönüyor. Gösterge 9 da bu ara.Nereden biliyorum artık önümüz nere diye çartplotter inceleniyor.Yeni rota beni sevgili teknemin gezdiği yerlere götürüyor. Geniş araza dönünce tekne rahatlıyor ve silkelenmeler kalmıyor adeta uçuyoruz. Aklıma yelkenciler arasında çok söylenen ''arkadan gelsin yel gibi gelsin'' deyişi geliyor.Bende pil bitmiş ve Akif kaptanıma güvenimiz sonsuz ''ben gidiyorum, gerekli miyim'' diyerek okeyimi alyor sancak kıç omuzluktaki kamarama gidiyorum. Kuru donumu ve fanilamı giyip ayaklarım camda gidiş yönüne 90 derece yatıyorum. Ama yatamıyorum çünki tekne sancağa o kadar yatmış ki ayakta gibi ayaklarımın arasındaki pencereden (tamamen su içinde) akan suya bakarak uyumuşum.Son yazılanlarda arızalar anlaşılabilir olsun diye ilave açıklamalar yaptım arkadaşlar.
?0-? Bir de sorum var hala açıklayamıyorum.
Biz Tulon operasyonuna başladığımızda Tulon'un 40 mil güneyinde idik. Bundan kesin eminim. Birazdan devam edecek Minorka'ya sabaha karşı iyice yaklaşmıştık. Ben 2 gece 1 gün mü uyumuştum? O kadar yolu ne ara geldik? Karaya yanaşınca telefonlar çalışmaya başlayınca benim telefonda çalıyor. Kendisi de hatırlayacaktır, Çeto ''abi nerelerdesiniz hiç haber yok endişe ettik, Korsika'ya vardınız mı?'' diye soruyor. Yok Minorka'dayız hava patladı rota değiştirdik dediğimde ''abi yine karıştırıyorsun Sardinya'dır orası'' diye düzeltmişti. Kulakları çınlasın çok severdi abisini düzeltmeyi. ;D
Ertesi sabaha karşı rüzgar sıfılara inerken Minorca önlerindeyiz. Kapatamadığımız ana yelkeni kapatıyor ve tamirat için Es Kastel iskelede bırakılarak Mao' da yer alan Puerto de Mahon'a ulaşıyoruz.Arkadaşlar koya girdiğimiz andan itibaren her rıhtıma yanaşmak istiyor fakat ''yeter artık, burayı çok inceledim ve koyun dibine kadar gideceğiz tamir için orası uygun''
diye ısrarcı olunca Erkan kaptanım kendisine ilk itirazım olduğu için ''Utku abimin bir bildiği var'' dese gerek ki dediğim yere bağlanıyoruz.Pedronun yerinin sahibi delikanlıların en önde gideni SAMUEL namlı İspanyol delikanlı bizi karşılıyor. Jipine doluşuyor ve Feribotun dibindeki kafeye kahvaltıya gidiyoruz. Ekmekleri aynı bizim ekmekler ve 2 gün ve mükemmel bir kahvaltıdan sonra her şey unutuluyor,gözler yine teknelere kaymaya başlıyor. 8)
Hikayenin bu kısmı şimdilik bu kadar. Bahisler açık ne kadarı sallama, ne kadarı gerçek.?
Dede bu yaş 68 belki biraz sallamıştır. Ne de olsa son zamanlarda halatlara sarılmak yerine beşik salladık. ;)
Burada tek amaç sen şunu yaptın ben bunu yaptım muhabbeti değildir.
Burak biraderimin yaz ki ders alalım abi demesi üzerine bazı düzeltme ve ilaveler ile yazdım. Tecrübelerini sürekli anlatan Merem biraderim, dünya turu planlayan Eyüp biraderim. işin profesyoneli olan Özgür biraderim. Cem gür biraderim ve burada şu an aklıma adları hemen gelmeyen diğer arkadaşlar ne derler gerçekten merak ediyorum.
Kendim için şimdilik sadece şunu söylemeliyim. Artık gereksiz tevazuyu bırakacağım arttırınca gerçekten sizi cahil sanmaya başlıyorlar.
-
Benim buraya kadarki anlatımdan çıkardığım ders; mutlaka gerekirse ekstra para ödeyerek, tekneyi teslim alma aşamasında, mutlaka teknenin her noktasını öğrenmek. Daha önceden kullanım kılavuzunu edinip çalışmak diyeceğim ama, benim bir arkadaşımda da aynı model var. Kılavuzun faydasıda sınırlı
Tapatalk kullanarak iPhone aracılığıyla gönderildi
-
Bu arada özür diliyorum. Yolculuğun baş rol oyuncusunu, Erkan kaptanı unuttum. Esas onun da şu anki fikirlerini öğrenmeyi çok isterim. :)
-
Bneteau 58 ile yelken yaptım hatta Kemal Gündüz ilede denize çıktık . Rüya gibi yelken yapan bir tekne.Ne demek rüya gibi ? Her havada gidebilen performansı yüksek bir tekne Yaşam Konfor oranı yüksek .Yelken donanımı single handed kullanıma uygun .Gayet hızlı evet yanlış duymadınız çok rahat yatırıp orda kalan bu açıda tren gibi rotasını koruyan bir tekne.
Hiç böyle büyük bir tekne kullanmamış binmemiş birisine bu teknede karşılacağı zorluklar.
Elektronik gaz kolu : manual gibi aninda tepki vermez 2-3 saniye gec repki verir sabirli yavas gaz vermelisiniz cok sessiz sanziman gecisleri vardir bilmeyen biri asiri gaz verebilir yada yanlislikla cok kolay tornistana bile gecebilir Beni tavsiyem RFM Yani reaad f... manual.
Yakit depolari; 3 tane var ve siz aktarma yaparak kullaniyorsunuz cok kolay anlasilir bir sistem degil kisaca RFM
Elektrik sistemi ve motor Volkswagen 140 tdi motor gayet sessiz ve verimli ustunde cift altanator 12 ve 24 v mencut Teknenin elektrik sistemi aslinda kolay anlasilir gene RFM.
Arma ve yelken donanimi . Bu teknede anayelken arabasi yok depower etmek ince ayar yapmak zor. Tasidigi yelken alani fazla özetle teknenin çok büyük olması ile Küçük olması arasında bir fark yoktur her tekne denizde küçüktür 20 knot rüzgar Küçük bir teknede olduğu gibi bu teknenin de camadansız limitidir.
Gelelim Bofour 8 -9 bir havaya yaşadıklarınız çok normal böyle havalar bir yerden bir yere gitmek için değildir survive modda kalınır mecbursunuzdur denizde yakalanmışsınızdır yapılacaklar bellidir beklemek rüzgar sizi nereye sürüklerse : Böyle bir havayla savaşırsanız teknenizde ciddi hasarlar açarsınız tamir edilmezmi edilir. Bu Hasarlar iç mobilyaların kırılması armanın zarar görmesi vb teknenin kalitesiz kötü olduğu anlamına gelmez .
Geçmiş olsun güzel ama zor bir tecrübe yaşamışsınız. Limana varmışsınız iyi denizcilersiniz 👏👏👏
Küçük tekneler böyle bir havada bana göre daha kolay abranabilir. 14 metreden küçük tekne ile okyanusa çıkmayın diyenler hayatlarında gerçekten denizci bir küçük tekne kullanmışlarmıdır emin değilim.(polar diagram konusunda yazacaklarımı okursanız denizci tekne nedir anlamanız kolay olacaktır)
-
Bende acemi olarak bu modele ait bildiklerimi yazayım. Hakikaten çok güzel tekne. Yalnız Burak’ında bahsettiği gibi çok çabuk hızlanıyor, ve yelken alanını kontrol hiç elden bırakılmamalı
Tapatalk kullanarak iPhone aracılığıyla gönderildi
-
Bu boyda tekneleri teslim alırken isterseniz ekstra bir opsiyon seçiyorsunuz. O taktirde, fabrikanın sorumluluğu bahçe kapısında değil, denizde bitiyor. Tekneyi denize taşeron değil, firmanın kendi personeli indiriyor. Hatta buradaki temsilcinin teknik personelide katılıyor, ve yaklaşık bir hafta herşeyi mümkün olduğunca detaylı öğreniyorsunuz. Beneteau OC62 ve Jeanneau 64 için durum böyle. Bence bu boya çıkıldığında mutlaka bu opsiyon kullanılmalıki sonra transferde panik olmasın
Tapatalk kullanarak iPhone aracılığıyla gönderildi
-
Utku abi,
Bu yazını daha evvel okumamıştım, heyecanla okudum; çok güzeldi...
Ben eleştirel bir şey yazamam ama devamını yazarsan çok güzel okurum bak...
Devamını da yazsana abi..Mümkünse Türkiye’ye gelene kadar kısmını :)
-
Merakla bekliyorum.
-
Bofor 8-9 hava görmüşler Burak biraderim eleştirsin diyor. Hayattasın .Tekne varmış .Devam Utku abi . Ben öyle bir hava yaşamadım bugüne kadar pantolon kahverengi gömlek kırmızı olacak o havada denizde olmak için . Sevgiler.
Opps görmüşüm ya beyin kötü anları siliyor 2 kere Ahmet ile 9 gördük Leo ilede 1 kere 21 feet teknyle yelkenlerin balenleri uçmuştu 3 Olmuş şimdilik
-
Bofor 8-9 hava görmüşler Burak biraderim eleştirsin diyor. Hayattasın .Tekne varmış .Devam Utku abi . Ben öyle bir hava yaşamadım bugüne kadar pantolon kahverengi gömlek kırmızı olacak o havada denizde olmak için . Sevgiler.
Uzun süre havaya maruz kalınca alışılıyormuş. ;D ,sonra normal geliyormuş insana.
-
Düzelttim düzelttim hatırladım sonra 60 knot hiç görmedim who is next gibi oldu Allah göstermesin.
-
Güzel macera olmuş, herkes bişeyler öğrenmiştir, sağ salim limana da varılmış, daha ne olsun..
Burak'ın dediği gibi 20knt rüzgar her boy tekne için 20 eser, asıl mesele senin tekneyi ne kadar tanıyıp doğru şeyleri yapıyor olmanda bitiyor.
ama ben yine de kötü havalarda büyük teknelerde daha güvende hissediyorum. Küçük teknede sanki herşeyi doğru yapsam da o ince direk ve çarmıklar kopayacak gibi geliyor! :)
Son bir ek, biz transfer işlerimizde tekne büyük (+50ft) ise en az 1 gün tekneyi kurcalama-tanıma + 1 gün deneme seyrine ayırıyoruz. İş olarak transfer yapmayanların çok daha fazla zaman ayırması gerekir..
En mükemmel tekne ve en mükemmel ekip bile olsa kısa vinç kolu elinin altında değilse başına neler geliyor okuduk işte.. :)
(http://www.kiriacoulis.com/charter/wp-content/uploads/2017/04/Oceanis-58-4-1.jpg)
-
Özgür kapatanım küçük derken Baba 30 falan kastediyorum. Bofor çizelgesinde 6 da yelkenlerini kapatırlar diyor 7 de gidemezler diyor .Baba Tunca ile 30 eserken Leo spinnakerı bas dedi hadi len dedim Mustafa abi bas kocum dedi bastık yani Tekne var tekne var 😀
-
Hep farklı farklı tekneleri kullandığım için hepsinde tedirgin oluyorum (küçüklerde daha çok büyüklerde daha az oranla) aslında, acaba neresi iyi değil, neresi patlayacak diye.. Kiralık teknelerde adrenalin sever müşterilerim hep mutsuz olur tekneyi yatırıp zorlamadığım için! :)
Kendi tanıdığın, elinin üstünde olduğu tekne olunca hissiyat çok farklı (iyi) oluyor tabi..
-
Çok doğru bu söylediğin Tecrübe işte .Tekneyi tanısan bile bazen güvenemiyor insan .O his bendede oluyor zaman alıyor güvenmem alışmam yeni bir tekneye.
Bulmuşum Utku abinin konuyu sulandırmazmıyım Polar diagrama burdan devam edeyim 8)
-
Paylaşımlar için hepinize çok teşekkürler. Resim koymayı bazen beceriyorum ama ara verince unutuyorum. Videoyu koyduğun çok iyi olmuş Özgür biraderim. Teknenin, ana yelken altında bumbayı sancak iskele ayarladığımız kızak görünüyor gibi. Burak ayar imkanı yok dediğin bu kızak mı pek anlayamadım. Zaten aklımda da pek kalmadı.
Benim çok farklı teknelerde deneyimim yok. Almış olduğum eğitim ve çalışma hayatımda atölyede çalışmış olmamın bana kazandırdıkları ile sorunlara yaklaşırım. Çok iyi izlerim ve çok şükür kafama da güvenirim.
Teknede çıkan sorunlara yaklaşımım da tamamen bu şekilde oldu.
Tekne gerçekten 10 numara bir tekne idi. Tekne o havadan aslanlar gibi, alınan yanlış kararlara rağmen, bizi
sağ salim Bodrum'a ulaştırdı. Akif kaptanım fizik ve kondisyon üstünlüğünün bunda etkisi büyüktü.
Bunun mükafatı ise Minorka'da akşam yemeği sonrası tanıştığımız güzel İspanyol kızın tekneye kadar elini hiç bırakmamış olmama rağmen tekneye bindiğimizde Akif'in eline sarılması idi. Fırtına sonuçta geçti ama bunun etkisinin geçmesi için psikiyatristim çok uğraştı. :'(
Heyecan yetmez dedi editörüm biraz da aşk falan olsun. ;D
Olayların bu şekilde gelişmesi ''ters başlayan ters gider'' kuralıma uygundu.
Bir de eşim torunlara anlatacak hikayen olur deyince iş tamamlandı.
Bu kadar güzel bir teknenin teslimi ile başlayan aksaklıklar kullanma kitabı olsa(ki vardı) ve bozduğumuz her şey için sonradan bakıldı.
Daha ileride siz bunu yaparmıydınız diye soracağım bir çok sorunun da olduğuna eminim.
Tekne başında ben ve Erkan'a içeride ustalar çalışırken kısa bir tanıtım yapıldı ve teknede birazda aaa, ooo diyerek gezindik.
Kiralık tekneler Özgür çok iyi bilir. Yıllarca Martı marinada karşımdaki ve yanımdaki teknelerde izledim. Ellerinde bir föy müşteride aynı föy tekne, her bir özelliği ile, dokunarak çalıştırarak öğretiliyor. Ertesi sabah teknede çalışan müşteriden geri brifing alınıyor varsa sorular cevaplanıyor vs.
Kemal biraderim bir hafta eğitim çok güzelmiş keşke bizler de alsaydık. :(
Olumsuzluklarla hepimiz tekne başında toplandığımızda özellikle Akif kaptanın (kendisi çalıştığı hastahaneden 20 gün kadar bir izin almıştı) zaman problemi vardı. Donatanın ve misafirlerinin de zaman problemi vardı ama transfere engel değildi. Zaten yolda ayrılacaklardı bildiğim ve anladığım kadarı ile ve Minorka'da ayrıldılar. Aslında ben de kızımın ısrarı ile İber hava yollarından ayarlama yapmıştım.Erkan biraderim beraber çıktık biz bu yollara şarkısı ile karar değiştirmemi sağladı. Ben de yeri çok farklı idi büyük tekne tecrübesi olmayan abisine güvenerek bir zamanlar Martı marinada yatan KLE adlı teknesinin anahtarını teslim etmişti. Bu enim için ödemesi çok zor bir borç idi. Bu da bir ödeme fırsatı idi benim açımdan. ?0-?
Biraz sokak arası vereyim bu gün benim sokak günüm biliyorsunuz. ;)
Direkt foruma aklımda kalanlar ile o günleri yaşayarak yazıyorum. Biraz yavaş gidiyor özür dilerim. ???
Bazı arkadaşlar gibi sündürüyorum ama bunlar benim kendi beynimden çıkıyor. Öyle bloglarda kes yapıştıra benzemiyor. ;D
-
Abi devamını bekliyoruz. Daha yolculuğun kabaca % 10’u bitmiş
Tapatalk kullanarak iPhone aracılığıyla gönderildi
-
Direkt foruma aklımda kalanlar ile o günleri yaşayarak yazıyorum. Biraz yavaş gidiyor özür dilerim. ???
Bazı arkadaşlar gibi sündürüyorum ama bunlar benim kendi beynimden çıkıyor. Öyle bloglarda kes yapıştıra benzemiyor. ;D
Keyifli olan kısmı da bu. Bende yaşadıklarımı yazarken böyle yapıyorum. Bu vesile ile o anları tekrar yaşamış gibi oluyorum.
Araya ileti yazmamamız , konuyu bölmemek için. Yoksa merakla devamını bekliyoruz.
-
Sokağa çıkmama yasak getirenler mi karar verecek ne saatte çıkacağıma ben istediğim uygun zaman gelince çıkarım dedim, eşim de sen bilirsin deyince yazmaya geldim. ;)
İsteyen istediği zaman istediği uyarıyı yapar, soruyu sorar arkadaşlar bu beni rahatsız etmez. eş zamanlı yanıtlamam belki daha da kolay olur. Çünkü yazmanın dışında da iş olmayınca kafada dolaşıp duru zaten.
Orhaniye'de iken bayağı alışmıştım. teknelerde çalışan teknik ve temizlik ekipleri ile çok yakındık ''naptırıp durun Utku abeeey'' sesleri hala kulaklarımda. ;)
Neyse yine dönelim Minorca'ya teknede gereken onarımlar tamamen bizim bozduklarımız idi. Bunların tamirinin yapılacağı yegane yer ise haliç gibi incelerek uzanan koyun en dibindeki marina idi. Bu yeri harita çalışmalarımdan abdala malum olduğu üzere etüt etmiştim. çok fazla caz edince bir çok bağlanma iskelesi ve marinamsı yapıyı geçerek tekneyi en uçtaki lerden bir pontona bağlanıyoruz.
Kahvaltı faslından sonra ekip iki ye ayrılıyor. Denizciler ve geziciler. Donatan ve misafirleri 2. grup. Adada nerelere takılrlar ve nasıl döneceğiz sorularına yanıt aranıyor. Birinci grubun karadaki lideri Avrupa birliği pasaportu sahibi ve donatanın atamış olduğu Erkan biraderim ki aynı zamanda yeğeni ve ilerideki kaptanı. Fırtına sonrasında denizciler arasında konuşulmamış olan iş bölümü bu şekilde idi. Akif kaptan doktor, yelkenli sahibi, yarış sever ve anladığım kadarı ile teknik bilgisi kullanımı ile sınırlı idi. Yolculuğumuz sonundaki kanılarım bunlar. Erkan karadaki tüm düzenlemeleri ilişkileri 10 numara yürütüyordu ve yıllardır tam bir Avrupalı olmuştu.
Tekneye o kadar yabancıyız ki kullanmadığımız hiç bir vanayı ellemiyoruz. Bu da beni çok zor durumda bırakıyor. O ana kadar kullandığımız tuvaletleri her halde bağlandıktan sonra ilk ben kullanıyorum. Dışarı çıktığımda yan teknedeki arkadaş bana çok da şiddetli olmayan bir uyarıda bulundu. Waist tank falan diye uyarıyordu. Denize bakınca çok bozuldum, özür dileyerek içeri koştum ve kitaba bakıldı ki tank boşaltma vanası de şarj konumda idi. Neyse ki komşu abartmadı, olay kapandı.
Güvertede cenoa roller halatının sol dümen dolabı arkasındaki istikamet makarası ilk anlardaki elektrikli vinç denemesi ile koparılmıştı. Toplama halatı roller tamburundan aşağı sarkmış ve toplanırken alt tarafa dolanarak sıkışmıştı. Nedeni daha sonra kokpit masası gözünde tarafımdan karıştırılırken tesadüfen bulunan halat yönlendirme halkası idi ve yerine takılmamıştı. Elektrikli vinç ile toplama esnasında vinç 1. devrede sigorta attırmış ama 2. devrede siz bilirsiniz deyip makarayı sökmüştü. Halat arka makaradan puntellerin dibine monteli bu halkalar ile tambura geliyordu ama tambura açılı giriyordu. Bu son halka yerine takıldı, artık halat tambura düz girebiliyordu. Vincin yerinden kopardığı makarada yeniden takıldı. Galiba Erkan yenisini taktı diye hatırlıyorum.
Oradaki teknelerde yaşayan şu sakallı kitaplarda resmedilen tipli bir amca bulundu ana yelkenin spektra halatını tekrar dikmek için. Sarma sistemin spektra örgü halatının iki ucu bitişik olurmuş. Bizde vardı da bilmiyor muyduk? Bu amca bizim Merem'in tam bir Minorka versiyonu idi. Çok kullanıldığı eski bir çanta ile geldi ve bu halatın yenisinde de bu işlem yapılacak diyerek halatın patlarken dağılan uçlarını her iki taraftan biraz kesti ve düzeltti. Bir tarafın içindeki kısmı çıkardı diğer kısmın dışını aynı boyda kesti ve içi boşaltılanın içine dışı kesilenin içini soktu ve belli bir uzunluk için yeter deyip örgülü halatın dışına çıkararak ördü. Bu örmeyi dış kısımdaki lifler ile öbür trafı da örerek bitirdi. Bağlantı yeri aynı kalınlıkta ve belki daha da sağlam olmuştu, ama iki tane olmuştu. Merem anladı ise doğru hatırlamışım ve anlatmışım demektir. Eğer gerekirse siz ustasına yaptırın derim. Takımlar yanımda olsa yaparım diyemem doğrusu. Kıdemli usta denizci arkadaşımız da tekneyi çok beğendi. Azıcık nasıl oldu muhabbeti ettik ama akıcı ingilizcem ile adamı fazlaca zorlamadım. Nasıl anlatacaktım ki hala benim bile tam anlayamadığım olayları adama.
Bu kadar sündürme yeter şimdilik. :)
-
Sündürmeli seyahat anıları yazarken aklıma Sedat abimin seyahati geldi. ;)
Kendi teknesini getiren profesyonel kaptan ile ilişkisi ve bizim tam bir Türk komedi filmi benzeri seyahatimiz. ;D
Çok mu sündürüyorum abi sen söyle .
-
Ne güzel yaşanmışlıklar...
Bize de nasip olur inşallah. :)
Ama fırtına kısmını mümkünse almayarak :D
-
İki foto ekliyeyim;
1) MARINA DEPORTIVA DE MENORCA (Körfezin en dibindeki marina)
(https://www.cruisemapper.com/images/ports/1368-large-d1b1ab9d2c8a884ab0f2eedbd8034063.jpg)
2) KLE TEKNESİ (Bir keresinde Koral Derlen'in KLE teknesini Güneyden Küçükkuyu'ya transfer etmiştik.. Bilmem bu o KLE mi?)
...Ben de yeri çok farklı idi büyük tekne tecrübesi olmayan abisine güvenerek bir zamanlar Martı marinada yatan KLE adlı teknesinin anahtarını teslim etmişti.
(https://i.ibb.co/gvWK4zj/kle-anilari.png)
-
Utku Dede, Erkan biraderim diye hitap ettiğiniz Erkan Çaylı Kaptanımızmıdır? Bahsi geçen Sedat Abi de herhalde Sedat Öztekin Abimizdir. Bu durumda Özgür Kaptanın transferini yaptığı tekne de aynı KLE teknesi oluyor.
-
İki foto ekliyeyim;
1) MARINA DEPORTIVA DE MENORCA (Körfezin en dibindeki marina)
(https://www.cruisemapper.com/images/ports/1368-large-d1b1ab9d2c8a884ab0f2eedbd8034063.jpg)
2) KLE TEKNESİ (Bir keresinde Koral Derlen'in KLE teknesini Güneyden Küçükkuyu'ya transfer etmiştik.. Bilmem bu o KLE mi?)
...Ben de yeri çok farklı idi büyük tekne tecrübesi olmayan abisine güvenerek bir zamanlar Martı marinada yatan KLE adlı teknesinin anahtarını teslim etmişti.
(https://i.ibb.co/gvWK4zj/kle-anilari.png)
Özgür biraderim vallahi hızır olsan bu kadar çabuk koşamazdın dedenin yardımına. :)xx
Ben de gogol eartden bulup bakarak anlatayım diyordum oraları. Seyahat ile notlar aldığım küçük defterimi hala arıyorum ama taşınırken küçük evimize sığabilmek adına kütüphaneyi dağıttık. O da muhtemelen kaybolmuş gibi.
Öncelikle Kle o tekne.Erkan biraderimin benim bildiğim ilk yatı.
İlklerimin teknesi olma özelliği ile bilinir.Neyse o anıları da başka başlıkta sündürürüz.
Ever Ahmet Biraderim, Erkan biraderim çok iyi tanıdığımız Erkan Çaylı kaptanımızdır.Umarım yakında topa girer. ;)
-
Ne güzel yaşanmışlıklar...
Bize de nasip olur inşallah. :)
Ama fırtına kısmını mümkünse almayarak :D
İnşallah sizde güzel ve sağlıklı günlerde hayallerinizi yaşarsınız Murat biraderim. ;)
Aslında beklediğim soruların başında, neden fırtınaya girdiniz, yani are you crazy idi?
-
Şimdi dönelim fırtına sonrası güzelliklere.
Resimde de gördüğümüz gibi koyun en dibindeyiz ve tamirat bitti. Grubumuz 6 kişi 3 motor kiralanıyor ve ben Hollanda'da olduğu gibi Erkan'ın arkasında yerimi alıyorum. Hollanda''dan beri mutlu bir ''beraberliğimiz'' var.
Hollanda''da motor ile gezerken feribot yavrusu bir taşıta biniyoruz.Erkan bilet alırken az ilerde duruyorum ve beni gösterip bilet ücrtene o da dahil anlamında ''birlikteyiz'' deyince adam ''mutlu musunuz''diye laf sokunca çok gülmüştük.
Neyse koyun karşı kıyısında ta uçtaki kalemsi yerlere kadar gidip çok güzel geziyoruz oraları.
Bana vadedilen transfer gerçekleşmeye başlamıştı. Marinalara girilecek çevre gezilecekti. Ama yüce Zeus oyununu oynamıştı. Teknede 7 yolcu vardı Mörfi ve hertürlü haltı karıştırıyordu ( kendisini işleri ters eden tanrı diye biliyorum,yanlış isem affedin).
Tekne ile marinadan çıkıp gemi yükleme rıhtımı karşılarında bir yerlerde marinaya ait mazot ikmal noktasına aborda olduk. Ama elektrik yoktu galiba ya da başka bir neden ile depoları kıyıya taşınan 220 lt. lik bidonlardan el pompası ile doldurduk. Yakışıklı marina veliaht prensi motor yatı ve İngiliz sevgilisi ile denize çıkmayı operasyon sonuna kadar ertelediler ve işçilere nezaret ettiler.İş bitti ve bizi gülerek sevgi sözcükleri ile uğurladılar.. Biz de olsa bir veliaht bunu yapar mı?
Oradan avara olup Koyun ortasına doğru giren burnun arkasında kalan ve denize doğru çıkan pontonları olan marinamsıya yanaştık ve kıçtan ponton bağlandık.Resimde görünmüyor bu nedenle galiba.Marina ofis caddenin karşısındaki bir binanın alt katı. Ponton girişi caml sürgü kapı ve camlar yanlara doğru sahilde devam ediyor. Böylece sahilden tekneler cam ile ayrılmış durumdalar. Kapı ofisin verdiği kart ile açılıyordu sanırsam.
Donatanımız ve 2 misafiri dönüş için uçak biletlerini ayarladılar ve onların uçağına kadar oradayız. Yerimiz çok güzel ve ikram 10 numara donatanı çok eskiden Kle'yi Martı marinaya transfer ederken tanımıştım. Baba tarafından Ispartalı hemşehrim ve akşam yemekten sonra klübe gideceklerinde koluma girip yoğun Isparta şivesi ile ''Utku ağabey sen şincik harama hiç uçkur çözmedin mi yani? deyişi hala kulaklarımda. ;D
Bizler mazbut mürettebat olarak her ne kadar patronlar ile aynı masayı paylaşsak da terbiyemizi bozmayıp tekneyi tanımak ve ortalığı neta etmek için tekneye dönüyoruz.Erkan ve ben önceden teknenin her türlü eksiğini almaya çalışmıştık. Aldıklarımız satıcının deposunda yığılmış ve son gün de yiyecek içecek ve kişisel alımlar için galiba Metroya saldırmıştık. Tekneye tüm bu yaklaşık 3.5 palet tutarı eşya bence çok gelişi güzel kelimenin tam anlamı ile tıkıştırılmıştı. Tam benim tarzım ve her teknede olması gerektiği gibi. :'(
Örneğin fırtınada direk kırılsa idi tekne ile verilen telleri kesecek koca alet arkadaki yüzme platformunun yanılmıyorsam altındaki depoların birinden çıkmıştı.Acil durumda tam elinizin altında yani.
Ertesi sabah çok güzel bir güne uyandık. Kahvaltı sırasında Mörfi yoktu. Herhalde hava sakin diye ayrılmış diye düşündüm. Haydi çıkalım bir açık deniz görelim yelkenleri deneyelim dedik ama çok sakindi hava. Galiba sistemler denendi ve yelkenler kapandı ve motor seyri ile gidiyoruz. Teknede şarap imalatçısı bir Fransız kontunun mahzenini aratmayacak kadar şarap ve farklı içki almışız. Ben Erkan ile Sığacık'ta ilk tanıştığımız gün bir bira içtim diye dümeni vermeyen ''yelken çok ciddi iştir içki içene dümen vermem'' diyen kişinin adı bişey Uruşak'dı ama neydi diye düşünüyordum içkimi yudumlarken.
Ana o önde ''üleynn bana neden içki yok'' diyen kişi bizim Mörfi değil mi dedim ki.
Tam o sırada cam gibi denizde oto pilot ile kayarak ilerleyen tekneden sıkılan ürolok doktor misafir arkadaşımız bu ne ya diye otopilotun düğmelerine uzandı. Galiba Erkan biraderim idi, açıklamayı pratik olarak yapmak istediği oto pilota hamle yaparken ''man over boat düğmesi abi'' diyordu. O an göz göze geldiğim Mörfi kasıklarını tutarak öne eğilmiş ve kahkahalar ile sarsılırken sesleniyordu ''şimdi göreceksiniz abinizin oto pilotunu''. Yelken olayında da 8-9 havada tekneyi hafif yanlatarak tam gaz ve konforlu gitmemizi sağlayan, mendil kadar açtığımız, ana yelkeni ''direk kırılacak'' diye hiç yelken görmemiş, denize dahi çıkmamış olmasına rağmen, Erkan'a kapattıran yine bu arkadaştı. Şimdi düşünüyorum da arada gördüğüm Mörfi'yi hep onun arkasında ya de yanında görüyordum, acaba mı, her neyse boş ver şimdi. Erkan düğmeye basar basmaz teknemiz istenen manevrayı başlattı. O sırada da muhtemelen hayatında bir daha, belki de hiç tekneye binmeyecek ve kullanmayacak arkadaşa da olayı anlatmaya başladı.
Teknemiz manevrasını tamamladı ve tekrar oto pilottayız. Ben ulan hiç dümen tutmayacaksın demediler ya, madem o kadar gerekliyim bu yolculuk için diye düşünerek dümeni oto pilottan çıkarıp kumandayı ele almak için izin istedim. Doğal olarak izin alındı ve düm düz giden teknenin dümeninde dede havalarda. O ne Mörfi bana al bakalım dümeni tut gücün yeterse dedecik diyerek tekneyi 90 derce dönme manevrasına soktu. Ana ne oluyor diye inatla dümeni düzeltmeye çalışıyorum ama gücüm yetmiyor. Oraya buraya oto pilotun düğmelerine kapa aç diye basmaca filan.Her şey süt liman.Ne oldu diyoruz?
Kapı çaldı hanım geldi eşyalar balkona karantina koşulları uygulamaya.
-
Sesim geliyor mu?
Neyse ben devam edeyim belki duyan vardır ;)
Çalışan bir ekipmanımız daha sorun çıkardı. Bunun Akif kaptanımızca yapılan açıklaması çok komik olmakla beraber benim hakkımdaki fikirlerini dillendirdiği için de çok üzdü. Dolabı kollarım zayıf olduğundan tutamamışım da tekne dönmüş. Safradan bir üst pozisyondayım yani. Gece oto pilot ile giden teknenin bekçisi 2 adet göz. :(
Teknenin dümen palası çok büyük olduğu için palaya etkiyen yanal kuvvetler benim dümeni çevirecek yeterli gücüm olmaması nedeni ile dümeni çeviremiyor muşum. O ana kadar gözümde 10 numara olan Akif 9 olmuştu. Benim, belki yanlış ama yeni tanıştığım insanlara yaklaşımım ilk anda 10 puanları vardır. Bunu devam ettirirler veya puan kaybederler. Fizikçi bir çok arkadaşlarımız var aramızda ama ben açıklamamı yapayım yanlış ise onlarda benim puanımı düşürsünler. :)
Tekne düm düz ileri istikamette gidiyor ben sadece dümen dolabını tutuyorum. Palaya etkiyen yanal kuvvetler karşılıklı bir birine eşit ve pala hareket etmez. Tekne geri giderken bile pala dümdüz ise yanal kuvvetler pervanenin padıl etkisi ihmal edildiğinde hareket etmez. Ben dümen dolabını tutarken 90 derece çevirmem için ciddi bir şekilde dolaba yüklenmem gerekir ve dolap elimden gitmiş ben ters istikamette düzeltmeye çabalarken tekrar oto plotu start ve stop ediyorum. Beni o an zorlayan Akif'in iskele kıç kamarası arkasında bulunan bacağım kadar olan oto pilotun koca silindiri idi. Belkl de fırtına sonrası kendisini tutan 3 somunun 2 si kalmış bunların da birisinin gevşek olması durumu tetikliyor ve elektronik algılayıcılar şaşırıyordu(bunu şu an kafadan sallıyorum). Raymarin'in o zamanlar teknemdeki kataloğuna göre yelkenliler için olan en pahalı en gelişmiş büyük tekneler için olan oto pilotu idi. Zamanında araştırmıştım ve teknem için çok lüks olduğuna karar verdiğim ise en küçüğü idi.
Neticede oto pilot devrede değilken kendiliğinden devreye girmiş ve 90 derece dönmüştük. Kucağımızdaki bu bebek ve benim dümen tutma yeteneğim hakkındaki bilgilendirmeler sonucu benim surat düşmüştü.Zaten biz de dönüşe geçmiştik. ''Oğlum siz ne diyonuz benim dedeme'' diyen oto pilot dili olmadığı için komutayı ele aldı ve bu kez 180 derce geri döndü ve bu sefer man over boat butonuna basılmamıştı. Bunun üzerine herhalde ilk marina ile temas kuruldu ve tamir için yardım istendi. Usta çağrıldı ve gelen usta tüm elektronikler gibi fabrika ayarlarına döndü. Re start yapıldı ve ayar için tekrar denize çıkıldı. Ayarlar yapılırken usta ile kurulan muhabbetin hatırına ''usta bizim şu radarı da bir denesek, sonuçta Raymarin, onda da bir problem olmasın'' dedim. ''yuh artık kullanmayı bilmiyor musun ''diyerek
denizcilik itibarımın tekrar ayaklar altına alınmasını engelledim. :D
Benim bilgim teknemle ve dostlarımın bindiğim tekneleri ile ilgili. Bu arada bir sündürme operasyonu ile korsan yayına geçelim.Haldun Sevel abimizle marina komşuyuz ve beni çok seviyor Sürekli eşime ''Ayşe abla ne olur izin ver şu kocanı biraz döveyim''diye sevgi derecesini belirtiyor. Beni ham deri, kendini debbağ olarak görmek gibi bir fantazi geliştirmişti,ne yapabilirim abim benim 2 mislimden biraz fazla ve eski sporcu. Yan yana durmamaya çalışıyorun, görenler istemeden donlarına zarar vermesin diye. Abimin teknesi Maviş ile Girit macerası dönüşü ki gece s kendisi de pek tercih etmez yoldayız ve bana telsizin özelliklerinden göstererek ama kendi kullanarak anlattı. Önümüzdeki bir tenekeyi bile hassasiyeti artırınca görebilmiştik. Maviş plastik olsa idi kesin ben alırdım. C:-)
Bizim otopilotu ayarlayan ustaya deseydim ki ''birader biz ilk gece yağmur falan dinlemedik karanlıklarda Kaptan öne bakarken üç bi tarfta tekne gözledik'' , ağzını kapatıp o ayıp yeri ile gülerdi kesin. Meğer bu radar denen alet çart ploter, otopilot falan kombine ayarlanıp yat uyu bir aletmiş. Sırt kaşıma modu olmayışı bir eksiklik olsa da ayarlanan rotanızda bir çarpışma rotası görürse uyarıyormuş falan. Allah her isteyene gönlünden ne geçiyor ise versin. Ben tekneme oto pilotu bile fazla gördüm o zamanlar . Şu an da gece işim ne karanlıkta diye düşünüyorum. ???
Oto pilot düzeldi ve işlem tamam derken Mörfi tekrar ters manevra ama bu safer 180 de ısrar ediyor. Tekrar aynı operasyon yapılıyor usta tarafından ama olmuyor ve Raymarinden otopilotun zannımca cayro kısmı ki komple bir parça ısmarlanıyor. Ama Akif'in zamanı kısıtlı yola oto pilotsuz çıkalım diyor. Sardinya ya yollasınlar parçayı. Tamam diyor usta gerekli ayarlamalar yapılıyor.biz Sardinya'ya Cagliari 'ye (yanılmıyorsam, notlarım kayıp) donatan ve misafirleri Türkiye'ye yola çıkıyoruz.
Akadaşlar şu soru çok önemli. ?0-?
Parpinyan'dan Korsika Ajaccio'ya rota tutan bir tekne Toulona 40 mil kala gece karanlığında kuzeye yöneldiğinde, yelken problemi ile Minorka'ya dönerse ve de ana yelken tamamen açık iken, rüzgarı iskele geniş apazdan alarak Minorka'ya ne kadar zamanda gelir.Sabah tan ağırırken ben güverteye çıktım ve tekne Minorka açıklarında ve hava sıfır idi.
Olayı formüller ve hesaplar olan arkadaşlar buyurun hesaplayın. ;)
Ben eğer o olaylar sonrası uyumaya başlayıp, gün atlatıp ertesi sabah uyandı isem olabilir. Mesafe, bizim olay akşam bulunduğumuz yer ile ada arası olaylar başlayana kadar geldiğimiz mesafenin 1.5 katına yakın. Bilgisayarda google earth açılmıyor o nedenle telefon ile tırmaladım ama olmadı.
Bu arada Erkan ''tabii ya sen 2 gün uyudun'' derse hesaba gerek yok. ;)
Ya da ustaların hesaplar olmaz derse bu tamamen sündürme der geçeriz.
Hanım da aradı ama kayıp defteri bulamadı maalesef.
-
Buyur Dede, hesap ortada;
(https://i.ibb.co/7Wp8tHw/dede-rota.png)
Parpinyan-Korsika Ajaccio: 263NM
Bu rota ile Toulon arası en yakın noktada 50NM
Bu yakın nokta ile Minorka arası ise 160NM (Ki Toulon'a 40NM kala döndük dersen bu mesafe 170NM'e çıkar)
Bu mesafeyi gece 10 saatte aldık diyorsan sizin canavar 16kts ortalama hız yapmış demektir! :)
Adeta bir Alex Thompson gibi geçmişiniz Akdenizi! :D
-
Özgür biraderim usta sensin sen söyle. ;)
Ben Toulon 40 mili gördüm eminim. Hava bindirdikçe yavaş yavaş yukarı yöneldik, dalgalar nedeni ile çok yalpaya düşüyorduk ve bumba savruluyordu. Sonradan acık ana yelken açtık ama Toulun'un doğusundaki Ligurya denizi Alp'lerden kopup gelen rüzgar ile çok acayip dalga kaldırıyordu. O durumlar insanın aklına kazınıyor, sürekli yusuf yusuf vaziyette idik. O tekne o hava koşullarında motor ana yelken o hızı yapar mı?
Benim 78 yapım 33 moody motor yelken tam arma geniş apaz Bodruma giderken el CPS inde 9.1 natı sürekli görüyordum. Çeto telefonda ''napıyorsun abi kafayı dalgaya kaptırırsan çok kötü olur'' deyince tısmıştım. :-\
Sana iki uzman sorusu daha o zaman.
Bu teknede 3 gurcuta vardı ve benim o güne kadar bindiğim en yüksak direkli tekne idi. Sancak kıç omuzluktan ve iskele kıç omuzluktan direk tepesine 2 adet ıstıralya vardı. Istıralya dibinde oturup yukarı bakınca düm düz değil bir sehim yapıyordu. Bu bence normal, boğaz köprülerinin halatları bu nedenle sehim ile yapılıyor diye biliyorum. Bu ıstıralyalar sallayınca doğal olarak sallanıyor yani tın tın değillerdi uzun lafın kısası. Daha işin en başında bizim uzman ürolok misafir bu teller gevşek ya direk kırılırsa diye giriş taksimi yaparken ben arkadan ''tövbe estağfurullah'' diye içimden tempo tutuyordum. Sürekli tın tın olanını düşünemiyorum bile doğrusu. Bu uzunlukta ıstıralyanın sehim yapması normal midir?
İkincisi sen olsan bu büyüklükteki bir sarma ana yelkeni kapatamıyorsan, hadi diyelim dede abartıyor 8 havada olsun, o gece koşullarında ana yelken mandarını keselim, yelken insin en fazla keser atarız gibi bir yönteme ne oy verirdin? ?0-?
Aman ha benden çıkmadı bu fikir. Ürolok misafir doktorumuz ise nereden nasıl kesileceği konusunda bir bilgisi olmadığı için ilk kez ortaya zıplamadı.
Şunu belirtmeden geçmeyeyim Misafir sanayicimiz ise balığa falan çıkarmış ama yemek konuları dışında bilmediği hiç bir konuda konuşmayarak 10 numara ile başladığı arkadaşlığımızı seyahat sonunda 10 numara tamamlayarak hala kalbimde 10 numara. :)xx
-
Yok dedem, 58ft de olsa o teknenin o ekip yönetiminde tüm gece 10 saat boyunca 16-17knot ortalama hız yapması mümkün değil..
Süreyi 10 değil de 14-15 saat alırsak 11-12knot ortalama mümkün ama.
Soruya gelirsek,
Akdenizin ortasında, gece karanlığında, 8 kuvvet havada, sıkışan kapanmayan sarma sistem bir ana yelkeni kesmek-indirmek için eğer fiziksel kondüsyonuna ve tecrübesine güvendiğim tanıdık bir ekip yoksa yapmazdım.
Seçeneklerim;
- Sizin yaptığınız gibi kolayına dönmek
- Orsa alabanda eğlenmek
- Yelkeni feda edip umursamayıp motorla bir an önce fırtına dışına kaçmak
-
Sessizce takipteyiz... C:-)
-
Yok dedem, 58ft de olsa o teknenin o ekip yönetiminde tüm gece 10 saat boyunca 16-17knot ortalama hız yapması mümkün değil..
Süreyi 10 değil de 14-15 saat alırsak 11-12knot ortalama mümkün ama.
Soruya gelirsek,
Akdenizin ortasında, gece karanlığında, 8 kuvvet havada, sıkışan kapanmayan sarma sistem bir ana yelkeni kesmek-indirmek için eğer fiziksel kondüsyonuna ve tecrübesine güvendiğim tanıdık bir ekip yoksa yapmazdım.
Seçeneklerim;
- Sizin yaptığınız gibi kolayına dönmek
- Orsa alabanda eğlenmek
- Yelkeni feda edip umursamayıp motorla bir an önce fırtına dışına kaçmak
Özgür ne diyorsun Kaç yapmışlardır 😎 nerdeyse tam bilmişsin . Ben bu konuya speed guide koyarım demiştim.😀
Beneteau 58
(https://i.hizliresim.com/hNFSkt.jpg) (https://hizliresim.com/hNFSkt)
-
Yok dedem, 58ft de olsa o teknenin o ekip yönetiminde tüm gece 10 saat boyunca 16-17knot ortalama hız yapması mümkün değil..
Süreyi 10 değil de 14-15 saat alırsak 11-12knot ortalama mümkün ama.
Soruya gelirsek,
Akdenizin ortasında, gece karanlığında, 8 kuvvet havada, sıkışan kapanmayan sarma sistem bir ana yelkeni kesmek-indirmek için eğer fiziksel kondüsyonuna ve tecrübesine güvendiğim tanıdık bir ekip yoksa yapmazdım.
Seçeneklerim;
- Sizin yaptığınız gibi kolayına dönmek
- Orsa alabanda eğlenmek
- Yelkeni feda edip umursamayıp motorla bir an önce fırtına dışına kaçmak
Özgür abi,
Ben de Orsa alabanda seçeceğini düşünürdüm gibi geliyor ama armaya ve yelkenlere zarar verir miyim diye de tam karar veremezdim sanırım.
O havada faça yelken armaya, yelkene vs zarar verir mi peki ?
-
9 havada o yelken alanıyla Modern bir yelkenliyi orsa alabanda Camadansız eğlendiremezsiniz . Rüzgar mutlaka yakalar.
Sadece ana yelken ile dar apaz triminde rüzgarın gözüne giderek Arada açarak hızı kontrol ederek eğlendirebilirsiniz . Geniş apaza dönmek bence en iyi seçim olmuş. Benim anlamadığım tamam yelken sıkıştı apaza döndün o havada açılır sıkışma mandardan niye indirmeyi düşünmediniz. yapılabilirdi .
-
Sessizce takipteyiz... C:-)
Sevgili hemşehrim sen olsan ne yapardın sorusu okuyan tüm denizcilere soruluyor.
Tekne sahibi olmak veya olmamak konu ile ilgili değil. Hepimizin kendine göre bir bilgisi vardır. ;)
Ben de hep böyle her şeyi bilmiyordum ki. Safra olduk, gece bekçisi olduk, oda ola buralara kadar geldik şükür. ;D
-
Yok dedem, 58ft de olsa o teknenin o ekip yönetiminde tüm gece 10 saat boyunca 16-17knot ortalama hız yapması mümkün değil..
Süreyi 10 değil de 14-15 saat alırsak 11-12knot ortalama mümkün ama.
Soruya gelirsek,
Akdenizin ortasında, gece karanlığında, 8 kuvvet havada, sıkışan kapanmayan sarma sistem bir ana yelkeni kesmek-indirmek için eğer fiziksel kondüsyonuna ve tecrübesine güvendiğim tanıdık bir ekip yoksa yapmazdım.
Seçeneklerim;
- Sizin yaptığınız gibi kolayına dönmek
- Orsa alabanda eğlenmek
- Yelkeni feda edip umursamayıp motorla bir an önce fırtına dışına kaçmak
Bizim ekibin tek eğlenme anlayışı mahsendeki içkileri tüketmekti ;D
Emniyet halatındaki çapariz nedeni ile de direk dibine ulaşamıyorduk. Yelkeni tamamen açan ekip ile yelken sökmek at kendini denizi daha kolay. Yelkene sadece direğe dokunabilecek kadar yaklaşabiliyorduk. Ama şimdi aklıma geldi. Sancak emniyet halatında problem yoktu.
40 feet civarı teknelerde sarma sisteminden yelkenin çıkarılmasını defalarca elde bira izledim.
Kimse kusura bakmasın dizilerdeki süper kahramanlar hariç ben bu işi o koşullarda yapabilecek yiğit denizci düşünemiyorum. ???
Süre konusu ise bana çok uzun zaman uyuduğumu düşündürüyor hep. :-\
-
9 havada o yelken alanıyla Modern bir yelkenliyi orsa alabanda Camadansız eğlendiremezsiniz . Rüzgar mutlaka yakalar.
Sadece ana yelken ile dar apaz triminde rüzgarın gözüne giderek Arada açarak hızı kontrol ederek eğlendirebilirsiniz . Geniş apaza dönmek bence en iyi seçim olmuş. Benim anlamadığım tamam yelken sıkıştı apaza döndün o havada açılır sıkışma mandardan niye indirmeyi düşünmediniz. yapılabilirdi .
Murat kardeşime cevabı verdim sanırım.
Ben kendi adıma eğlendirme antrenmanı hiç yapmadım ve yapabileceğime de emin değilim işin doğrusu.
Yani geniş apazda ana yelkeni sökebilir miydik tam anlayamadım. ?0-?
-
9 havada o yelken alanıyla Modern bir yelkenliyi orsa alabanda Camadansız eğlendiremezsiniz . Rüzgar mutlaka yakalar.
Sadece ana yelken ile dar apaz triminde rüzgarın gözüne giderek Arada açarak hızı kontrol ederek eğlendirebilirsiniz . Geniş apaza dönmek bence en iyi seçim olmuş. Benim anlamadığım tamam yelken sıkıştı apaza döndün o havada açılır sıkışma mandardan niye indirmeyi düşünmediniz. yapılabilirdi .
Murat kardeşime cevabı verdim sanırım.
Ben kendi adıma eğlendirme antrenmanı hiç yapmadım ve yapabileceğime de emin değilim işin doğrusu.
Yani geniş apazda ana yelkeni sökebilir miydik tam anlayamadım. ?0-?
Orda olmadığım için anayelkenin nasıl sıkıştığını anlayamadım Apaza dönünce açılmış olması lazım öylemi ? Motorla ruzgara doner mandarindan anayelkeni inelebildigi kadar asagi indirir baglayabilirdiniz Sarma oldugu icin tamamen inmesede baglayarak sorunu çözebilirsiniz sonrasında camadanlı ön yelkenle aynı hızda dayak yemeden giderdiniz rotanıza .
Siz orda yaşamışsınız en doğrusunu yapmışsınızdır Benim ki sadece boş konuşmak oluyor. Devamını bekliyoruz.
-
Burak'cığım olay aslında o kadar saçma sapan ki yazarak anlatmaya çalışsam da hala ben bile
tam olarak anlayamıyorum bazı şeyleri.
Ana yelkeni mendil kadar açmıştık ama ya direk kırılırsa diye caz yapan arkadaşı dinleyip kapatmaya kalktık. O telaş içinde yelkenin açma kapama yaptığımız sonsuz halatını, kilidi açmadan elektrikli vinç ile zorlayıp, kopardık. Ben o kilitlerin o kadar sağlam olacağını düşünmezdim doğrusu. Sonuçta direk dibindeki tamburu elimizdeki vinç kolu uzun olduğu için çeviremedik ve direk dibindeki kapatma çalışması esnasında yavaş yavaş rüzgar ana yelkeni tamamen açtı. Halatın koparılması esnasında Akif uyuyordu. Tamamen açılırken Akif dümende Erkan ve ben direk dibinde idik. Bizim bu durumda bir kusurumuz yok kabahat tamamen rüzgarın. :'(
Özgürün hesaplaması senin onayın da sonuçta ben gün atlatarak uyuduğum sonucuna varıyor. Ama kimse de bana ''öldün mü kaldın mı bu ne uyku'' demedi. ;)
-
Sündürmeye devam.
Sardin'yaya doğru yola koyulduk, oto pilot devrede ama sürekli kontrol altında. Cayro biz gidince bizi bekleyecek. Sanki Tramp var teknede ve CIA devrede parça biz keyif yaparken Cagliari Raymarin servise ulaştırılacak. Operasyon beklemez diyoruz sabah yola çıkıyoruz. Gece olunca 12 de Akif dümende biz yataklarda .Erkan kaptan master kabinde biz kendi kabinlerimizdeyiz. Keşke en baştan bu düzen ile yola çıksaydık. Büyük olasılıkla bunların hiç biri olmayacaktı. Çıkar çıkmaz kafalar dumanlanmaycak ve hatalar zinciri başlatılmayacaktı. Akif kaptanım akşam yemeği sonrası bir kadeh şarabı alıyordu önüne sindire sindire içiyor ve 2. asla içilmiyordu.
Nöbete girmem desem de 03 vardiyası başlangıcında yorgunluğu atan beden uyanıyordu. Bir müddet sonra kalkıp Erkan biraderimin yanına çıkıyorum ve muhabbet başlıyordu. Artık radarımız da vardı daha bir rahatlamıştık. Muhabbet kahve falan derken Erkan abi sen zaten buradasın deyip kokpitte uyumaya başlıyor ve bir süre sonra da yatağa gidiyordu Sabah gün doğumunda da Akif kokpitteki yerini alıyordu. Dümene sadece oto pilot geri gitmeye kalkarsa kapat, rotaya gir tekrar aç şeklinde müdahale ediliyordu.
Sardinya'da bayağı karışık olan limana giriyor ve marinamsı bir yere bağlanıyoruz. Şehrin hemen içindeyiz.Defter kayıp hala kafadan yazıyorum artık. Şu an Lap top haritayı açmıyor, telefon ile idare ediyorum hatırlamak için.
Aksiliklerin artçı dalgaları buraya kadar geliyor. Servis aranıyor adamların haberi bile yok. Nassıl yani biz geliyoruuz anlamadınız mı diye sinirleniyoruz ama elden bir şey gelmiyor. Ben motordan sorumlu çarkçıbaşı olarak çarşıya giden Erkan'a motor yağı ısmarlıyorum. 0 motor ve biz sürekli motor seyri yapıyoruz, biliyorum ki yeni motor ne kadar son teknoloji Wolksvagen olsa da bu gerçek değişmiyor. Her duruşta motorun yağı kontrol ediliyor ve eksik tamamlanıyor. Elimdeki yağ çok azaldı ve ben ısrar ediyor, arayalım diyorum. Akif kaptan yine puan kaybettirecek bir tavır ile gereksiz abarttığımı yağımız bitince teknede zeytin yağı olduğunu ve onu kullanabileceğimizi söylüyor. Tavrı ve benim saf saf neden zeytin yağı kullanamayacağımızı açıklamaya çalışmamam ile gizli bir soğukluk başlıyor. Bu ileride daha da artacak ve sonunda Bodrum'daki akşam yemeğinde güzelim veda sofrasına damgasını vuracaktı.
Ben burada bir çok arkadaşımızın yaptığı ve videolar ile süslediği o güzel anlatımların tam tersini yapıyorum maalesef. Dede sen de yani hiç mi güzel bir şeyler yaşamadınız? diyenlere cevap, tabii ki yaşadık. Mesela donatanımızın bize Minorca'da, deniz kenarında, ikram ettiği akşam yemeği, hayatımda bir daha göremeyeceğim bir ziyafetti. Ağanın eli tutulmaz deyiminin ne anlama geldiğini orada anladım. :)xx
Marsilya'dan araç kiraladık ama gezemedik. Netflixde izlediğim Marsilya dizisinde (Gerard Depardieu oynuyor) sık marinayı gösteriyor. Kesin oraları içine alan bir cruise turuna çıkacağız. Zaman ve donatan olmayınca yolculuk tam bir transfere dönüştü. :(
Beklemenin oto pilota faydası yok diyerek ver elin Sicilya dedik. Don Carlione sizi Cefalu'da bekliyorum dediği için Palermo'nun açığından dürbünle seyrederek yolumuza adayı denizden izleyerek devam ettik.
Akşam olmamıştı Cefalu önlerinde plajın karşısındaki yerimizi alınca funda demir. Biraz dinlenip bot ile Akif ve ben plaja botu çektik ve keşif yaptık. Sanki akşam yine bu sefer hep beraber gezmek için bot ile gelip biraz dolaştık gibi ama burası puslu, belki de ilk geldiğimizde nasılsa botu Erkan izliyordur diye gezmişizdir. Hayallerimi yazıyor olabilirim. ;D
Akşam vardiya yok kıyıdaki ışıkları seyrederek bira şarap eşliğinde sohbet ve yatak. Üzerinde Mafya kılıkl bir adamın resmi olan bira aldık. İlk mahzen oluşturma operasyonunda her kes dışında bir ben kendime Badwizer marka bir koli bira almıştım ve her bira isteyen onu içince de aç kalmıştım tabii ki. :'(
Yarın Rüyalarıma giren ve ah keşke şu evlerden ve önündeki teknelerden biri benim olsa diye dua ettiğim Haritada Tonneralla da yazan Portarossa marinaya doğru yola çıkıyoruz. C:-)
-
Yattık kalktık hem yola hem yazmaya devam. :)
Hapis günlerinde gece gündüz mevhumu kalmadı artık. Hanım dün ben e devletten yol izni alamayınca çok bozulduğumu görüp karakola gitti. Ziraatciyiz bağımız var, koltuk alma vakti, gitmek için izin istiyoruz deyince komiser amca size yazılı izne gerek yok ziraatci kimliğinizle gidebilirsin demiş. Yarın sabah koltuk halatlarını atıp bağa gidiyoruz. Siz dostlarla paylaşmasam olmazdı. :)
Sabah demir alıp Sicilya kıyılarını seyrederek Portorosa marinaya dümen tuttuk. Sahiller çok güzeldi zaman zaman dürbün ile izliyoruz. Gün çok güzel geçiyor ama epey bir yol yaptık mazot ne alemde demiyoruz bile. Donatanımız orijinal depolar dışında sancak iskele birer adet daha opsiyonel olan depolardan koydurmuş. Depolar bitince öndekilerden arkaya aktarım yapmak gerekiyor. Benim için biraz karışık görünse de Erkanın İngilizce çok iyi kitapçıktan gayet rahat bakıp uyguluyoruz. Ama tam hatırlayamadım arka depolara mazot transferinde bir sorun fark ediyoruz. Bir müddet süren huzura bir muzur çıkıyor. :(
Marinaya giriyoruz ve nerede ise motor hava yapacak iken yanaşıp depoları dolduruyoruz. Usta çağrılıyor, genç ve çok kafa bir İtalyan delikanlı gelip olaya el koyuyor. İlave depolar yanılmıyorsam yanlış bağlanmış sadece jeneratörün depoya basıyormuş galiba.Erkanın da dediği gibi bu 5. tekne idi ve belki de ilave depoları taktıkları ilk tekne bizimki idi. Sonuç olarak aksaklık saptanmış ve çözülecek ama galiba delikanlıya ilave hortum gerekti. Biz beklemeye geçtik ve gezme fırsatı oluştu. Önce marina tavaf edildi.
Özgür biraderim yine buraya koyacağı büyük bir marina planı ile dedesini destekler. Hiç şüphem yok ki sizlerin de hayran olacağı doğal bir girinti nasıl süper bir marina olur görürsünüz. Nefis bir ev önündeki Halberg rassy 40 kusur bir tekne ile benim favorim oldu. Ev ve teknelerin çok daha büyükleri de vardı tabii ki. İçinde 2 tane üzerinde villalar olan ada ve oteller vs süper bir yer. Evlerin önüne teknelerini park eden bu adamlar tutturdular illaki bizde kalın diye. Yazabilseydim keşke ama rüya bile olamayacak kadar absürt olurdu. Akşam marina dışında da dolandık biraz ve bulduğumuz bir restoranda pizaladık.
Oto pilot parçası ile orada mı buluşacaktık şu an pek hatırlayamadım ama galiba bizi beklemiyordu. İlerde Patras da duraklama yapmıştık sanki, orada buluştuk. Sonuçta delikanlı ertesi gün yanlış takılan hortumları düzeltti. Marinanın girişindeki rıhtımın orada mazot ikmali yapılan yerin yanına bir yere bağlanmıştık tekneyi. Ertesi gün sabah erkenden Yunanistan'a doğru yola koyulduk.
Marinanın mevkini bilmeyen ve dışarıdan biraz açık giden rıhtımı da görmez ise orada öyle bir cennet olduğunu hiç fark edemez. Oralardan geçecek arkadaşlar en azından mazot ikmali için bir kaç saat takılsınlar, hiç pişman olmayacaklar. :)
-
Çok tırmaladım ancak bu kadar yapabildim. :'(
https://www.onboardonline.com/marina/index/marina-di-portorosa
-
Utku kaptanım, motor yağ eksiltiyor muydu?
-
Utku kaptanım, motor yağ eksiltiyor muydu?
Evet Murat'cığım, belki çoğu kişi için önemli değil ama bu benim işim ve çok önemli bence.. Yıllarca atelye şefliği yaptım. Organik yağ yanarak katranlaşır ve sonuç ne olur bilemem. ;D
Yeni motorun pistonları silindire takıldığında sekmanlar pistonlara, pistonlar silindirlere alışana kadar aşınmış motor gibi olmasa da az miktarda yağ eksiltirler. Bu eskiden yaklaşık araçlar için 5000 km idi. Bu süreçte yüksek devirlere sürekli çıkılması önerilmezdi. İlk yağ değişiminde şanzuman yağı da değişirdi. Denizde hiç 0 teknem olmadığı için kaç saat dediğini bilemeyeceğim ama varsa kitabında yazar.Bu eksiltme bir müddet sonra minimuma düşer ve zamanla motor eskiden artıkça tekrar yağ eksiltme artar.
Silindirin yanma odasında teorik olarak yağ bulunmaz. Sekmanlar ve silindir gömlekleri aşındıkça yanma odasında sekmanların aşağı inerken sıyıramadığı yağ kalır ve yanarak eksozdan atılır. Tam yanmamış mazot dumanından bariz farklı kokar. Yeni teknoloji motorlar ne kadar farklılık gösterse de otto(benzinli) ve dizel motorlar Hala aynılar. Üstelik daha yüksek devirlerde çalışıyorlar.
Biraz uzun oldu galiba ama idare et dede bu. :)
-
Utku Ağabey gayet iyi gidiyorsunuz,
Modelin 5nci teknesi dediğinizde durum anlaşılıyor. Esasen kabahat bizzat Beneteau’da. Böyle az satış adedi olan teknelerde, tekneyi denize indirme işini asla taşeronlara farkı neyse alıp teknenin sahibine eğitim vermeden teslim etmemeli.
Bir arkadaşım 2013 yılında büyükçe bir HR aldı. Üretim sürecinde birkaç defa fabrika gezisi yapıp imalatı izledi. Tekneyi teslim almaya gittiğinde şunu demişler. “ birader tekneyi adam gibi denize indirmeden senin teknene binmene izin veremeyiz”
Herşey bitip, eğitimi verdikten sonra buyur etmişler. Buda o markaların neden zirvelerde olduklarının kanıtı
Tapatalk kullanarak iPhone aracılığıyla gönderildi
-
Utku kaptanım, motor yağ eksiltiyor muydu?
Evet Murat'cığım, belki çoğu kişi için önemli değil ama bu benim işim ve çok önemli bence.. Yıllarca atelye şefliği yaptım. Organik yağ yanarak katranlaşır ve sonuç ne olur bilemem. ;D
Yeni motorun pistonları silindire takıldığında sekmanlar pistonlara, pistonlar silindirlere alışana kadar aşınmış motor gibi olmasa da az miktarda yağ eksiltirler. Bu eskiden yaklaşık araçlar için 5000 km idi. Bu süreçte yüksek devirlere sürekli çıkılması önerilmezdi. İlk yağ değişiminde şanzuman yağı da değişirdi. Denizde hiç 0 teknem olmadığı için kaç saat dediğini bilemeyeceğim ama varsa kitabında yazar.Bu eksiltme bir müddet sonra minimuma düşer ve zamanla motor eskiden artıkça tekrar yağ eksiltme artar.
Silindirin yanma odasında teorik olarak yağ bulunmaz. Sekmanlar ve silindir gömlekleri aşındıkça yanma odasında sekmanların aşağı inerken sıyıramadığı yağ kalır ve yanarak eksozdan atılır. Tam yanmamış mazot dumanından bariz farklı kokar. Yeni teknoloji motorlar ne kadar farklılık gösterse de otto(benzinli) ve dizel motorlar Hala aynılar. Üstelik daha yüksek devirlerde çalışıyorlar.
Biraz uzun oldu galiba ama idare et dede bu. :)
Sağol Dede :)
Yeni motorlarda bu hususu da öğrenmiş oldum adıma...
Teşekkürler, devamını bekliyoruz... :D
-
Fotolar bende dede, sen aynen devam et.. :)
Porto di Cagliari / Sardunya
(https://i1.wp.com/www.portseurope.com/wp-content/uploads/2019/10/Cagliari.jpg?fit=1320%2C619&ssl=1)
Volkswagen Marine TDI 140-5
(https://avtmarinetuning.com/wp-content/uploads/2019/12/MARINE-TDI-150-5-150HP-500x500.jpg)
Sesini merak edenler için;
Broşünü merak edenler için;
https://www.volkswagenmarine.nl/uploads/Engines_for_displacing_boats.pdf (https://www.volkswagenmarine.nl/uploads/Engines_for_displacing_boats.pdf)
Cefalù - Palemo / Sicilya
(https://ak9.picdn.net/shutterstock/videos/1014644579/thumb/1.jpg)
veee meşhur Laguna Azzurra Portorosa - Messina / Sicilya
(https://www.isiciliani.it/wp-content/uploads/2019/06/portorosa2.jpg)
-
Bu arada kurcalarken Volswagen motorun servis kılavuzunu (dikkat! kullanıcı değil!) buldum! :)
Kolay bulunan şey değil ama çıktı karşıma..
Tam 453 sayfa.. motoru söküp baştan yaratmanıza yetecek kadar bilgi var! :D
Meraklısına burada efenim: https://www.sv-zanshin.com/r/manuals/vw150-5workshop.pdf
Normal biz ölümlü kullanıcılar için ise kılavuz burada:
https://docplayer.net/52442340-Operating-manual-5-cyl-sdi-and-tdi-boat-engines-volkswagen-marine.html
Hoşuma giden tarafı opsiyonel olarak motor üzerine 12V standart alternatör yanında 3.5KVA'lık 220V alterantör (jeneratör oluyor!) takılabilmesi! :)
Yağ olarak Volswagen'in kendi Marine Longlife VW 506 00 ürünü veya yoksa yerine 0W30 yağ kullanılması önerilmiş.
-
Özgür abi iki sorum var
1- 3.5kva 220 alternatör beygir kaybına sebep oluyor mu?
2- Bir de bunlar rölanti devrinde 220 üretebiliyor mu?
-
Murat Reis,
Bu iki ismi google’da aratırsan biraz bilgi çıkıyor.
İkisi de aynı ürün ve aynı imalatçı sadece marka değişiyor. Arçelik, Beko gibi
elektrolux travel power 3600 ya da Dometic travel power 3600
Benim araştırdığım kadar artık üretimde değil.
Ve yine anladığım, direk 220 üretmiyor, yüksek voltajlı (24 ya da 48 v) bir alternatörden ürettiğini invertör ile 220v’a çeviriyor.
Türkiye’de Na-to marine’de temiz ikinci elini buldum. Ancak kabloları eksikmiş. Onları da ingiletede buldum ama yaklaşık 150 pound istediler. Üstüne kargo, gümrük filan değmeyeceğine karar verdim.
İlaveten, o alternatörün montajı da bir maliyet unsuru olacak.
USA’de yeni benzer sistemleri de gördüm ama linklerini kaydetmedim.
Motordan galiba 0,5 kwa yiyor devredeyken.
Umarım faydalı olur, aklımda kalanlar bunlar.
-
Özgür Hocam,
Bu servis kılavuzu çok makbule geçti . VW motor Türkiye’de şanssız bir dönem geçirdi. Doğuş otomotiv marin kısmınında temsilcisi idi başlangıçta ama hiç ilgilenmedi. Bu nedenle bir Jeanneau 57 kullanıcısının atıp Yanmar taktığı konuşulur. Esasen Passat 2.0 TDI motorun marinize versiyonu. Marin olmayan parçaların tamamı oto sanayilerden bulunuyor.
Tapatalk kullanarak iPhone aracılığıyla gönderildi
-
Özgür abi iki sorum var
1- 3.5kva 220 alternatör beygir kaybına sebep oluyor mu?
2- Bir de bunlar rölanti devrinde 220 üretebiliyor mu?
Bu motor üzerine takılan 220V alternantörleri biliyordum ama hiç böyle fabrikasyon opsiyon olarak sunulan görmemiştim, ilk defa bu manualde gördüm, hoşuma gitti..
Manuelde gösterilen güç üretim grafiği aşağıdaki gibi.
Rölantide 0,9KVA üretiyor, 1700rpm ve üzerinde 3,5KVA sağlıyabiliyor..
3,5KVA demek yaklaşık 4,7HP demek.. kayıplarıyla motora en az 5HP yük biniyordur.
(https://i.ibb.co/ZS9DNj3/220-alternator.png)
220V Alternantörün ayrı bir kumandası varmış, devreye sokmak için motorun en az 850RPM'de çalışıyor olması gerekiyormuş. (Bu motorun rölantisi kaç ki!?)
(https://i.ibb.co/GFC4LBh/220-alternator2.png)
VW'in standart TDI motoru olması sanırım tamir ve parça konusunda otomobil sanayiden destek almayı kolaylaştırır..
-
Murat'cığım biraz fazla sündürdük ama dede bu idare et. ;)
Kemal'ciğim kesinlikle haklısın. Ağabeyim HR nin fabrikasını gezmiş çok etkilenmiş. :o
Özgür biraderim her türlü katkına çok teşekkür ederim. :)
Teknik konularda bu işin profesyoneli olarak Özgür'ün söylediğinin üstüne sözümüz olamaz. :)xx :)xx :)xx
Uygun yer varsa ve denizde 220 ihtiyacınız dayanılmaz ise bence en uygunu Marin tip kaliteli bir jeneratör. Bizim teknede ocak fırın vs her şey elektrikli idi. Yanılmıyorsam 5 Kw jeneratörü vardı. Sesi pek duyulmuyordu ama gece alargada ki yan tekneler ne der bilemem. Yani para var huzur var denilen böyle bir şey. Beneteau parası olan gelsin diye yapmış. :D
Benim yaşlı kızda orijinalinde 80 amp Lucas alternatör varmış. Rahmeti iki adet çıkma otomobil alternatörü koymuş. Ben tamir için gittiğimde usta elindeki bosch marka 90 amp. dinamoyu gösterdi ve hemen atlamıştım. Çıktığı arabadaki klima tamamen elektrikli imiş dediğine göre, isteyen inanır. Eski hikayelerden sündürdük yine. C:-)
-
Sevgili dostlarım biraz konu dışına dışına çıkacağım ama sizlerle paylaşmazsam çatlarım.
Memur çocuğu ve emekli bir memur olan ben deniz. Devletimiz sokağa çıkmayın dediği günlerden çok önce den kandi karantinamızı uygulamaya başladık. Havalar ısınmamıştı ve yapacak bir şey yoktu. Fakat sokaklarda sürü sepet gezenler ve en sonunda da AVM ler de açılınca dedede asfalyalar attı. Pazar izin günümüzde olayı protesto ettim ve ben ne zaman çıkılacağına kendim karar veririm deyip evde kaldım.
Akşamı e devletten iseyahat izni almak için girişimde bulundum ama o yol bizim için değildi. Eşim ben çok üzülünce Karşıyaka karakoluna gitti ve bağımıza çalışmaya gideceğiz diye izin istedi. Meğer ziraatçiler meslek belgesi ile seyahat edebiliyormuş. Doktorlar ha keza . Atlayıp arabaya önce torunlar ve ebeveynleri ile sundurma altında maskelerle uzaktan konuşuldu Cabarne sovignon la avnta alındı ve Manal manzaralı mütevazi yuvamıza gelindi. Kimse ile kapalı mekanda oturulmadan ikram olayına dalmadan, sosyal ilişkiler izolasyon kuralları çerçevesinde sürdürülecek.
Maalesef büyüklerimiz ne derse desin etkin aşı üretilip ve bizler de aşılanıp ve bağışıklık kazanana kadar bu süreci sürdüreceğiz. :)
Kaldığımız yerden devam edeceğim ama işler çok birikmiş. Bahçeyi otlar sarmış.. :'(
-
Utku abi sizin adınıza çok sevindim..
Bu sıkıntılı süreçte toprakla, otla, börtü böcekle uğraşmak çok iyi gelecektir size..
Bu başlığı ilgi ile takip ediyordum, umarım yazmayı esirgemezsiniz.
Sevgiler..
-
Mehmet ve Özgür kaptanlar, teşekkür ederim alternatör cevaplarınıza..
Ama ilgi alanımdan çıktı, hem pahalı hem çok beygir çalıyormuş... Teknede bir tane sessiz EU10 Honda jeneratör var, şimdiye kadar iş gördü, bundan sonra onunla devam yine :) Aza kanaat etmeyen çoğu bulamaz diyelim, avunalım şimdilik...
jeneratör fiyatları da almış başını gitmiş bu arada... Honda’lar bile uçmuş... :o
-
Utku abi sizin adınıza çok sevindim..
Bu sıkıntılı süreçte toprakla, otla, börtü böcekle uğraşmak çok iyi gelecektir size..
Bu başlığı ilgi ile takip ediyordum, umarım yazmayı esirgemezsiniz.
Sevgiler..
Estağfurullah Eyüp'cüğüm,
Benim burada yazmamdaki tek amacım yazarken sanki o an sizler ile birlikteyiz ve sohbet ediyormuşuz gibi hissediyorum :)
Arada alakasız ama sizlerinde yararlanacağınız olayları da araya sokuyorum biraz.
Yazlığın alt katındaki klozetin sifonunu çektiğimde temiz sifon suyu banyoya yayıldı ve lağım kokusu çıkıyordu sürekli. Keyifler kaçtı ve usta çağrıldı. En son istedeğim şey evimize eşimin dışında birini almaktı.
Usta geldi klozeti çekip kaydırdı azıcık ve farenin yediği boruyu değişti..Yazmamdaki sebep çoğumuzun yazlığı var ve zemin katlarda özellikle uzun süreli uzaklaşmalarda bu olayın sık olduğunu ustanın söylemesi ve bu bilgiyi paylaşmak istemem.
Keyfimiz yerine geldi ve büyük keyifle foruma girdim ama bir arkadaşı şaka yapayım derken üzdüğümü öğrendim. Rahmetli annem derdi ''çok konuşma oğlum lokum derken ..kum dersin, bozulursun. Maalesef öyle oldu.
Yarın yeni bir gün. Güneş doğarken seyrederim ve her şey eskisi gibi olur umarım.
Sağlıkla ve sevgi ile kalın. ;)
-
Yazmaya başlamadan önce şöyle bir bakayım dedim kimler var forumda. ;)
İzmir de yakın komşum Rami biraderimi görünce sarıldım telefona. Kendisi uzun yıllar Wosmer'de çalıştı biliyorum. Muhabbet motorun videosuna geldi ben burada internet sınırlı diye izlememiştim. Motor tamir için atelyeye gelen bir motor ki sağlıklı ses vermiyor diyen Rami'ye dinleyince hak verdim. Bu arada motor yağı için zeytin yağına kalın düşer şanzuman için uygun, motorda ise ben çiçek yağını öneririm dedi. ;D
Neyse Özgür biraderimin de kulakları son günlerde çokça çınlıyorsa bilsin ki dede çınlatıyor. Tekne almasak bile emekliye uygun tarihlerde Göcek'te tekne kiralayalım fikrini hatuna kabul ettirdim Hatta meşhur Laguna Azzurra Portorosa - Messina / Sicilya'ya gidip o güzel otelde tatile bile evet dedirttim. :D
Dönelim seyahatimize. Oto pilotu tamir için Patras hedefte idi diye aklımda kalmış. Oto pilot göz altında yolculuğumuza tekrar başladık. Ama yerini tam hatırlayamadığım bir Mörfi müdahalesi daha yaşadık ve çart plotterda yerlerin isimleri kayboldu. Zaten o kadar da önemli değildi ama keyfe keder bir olay daha yaşamıştık. Neyse Erkan Biraderim sorunu bir müddet sonra halletti. Ben merak ettiğim yerlerin isimlerini yanıma aldığım haritalardan bakıyordum. Zaman geçirdiğim bir eğlence bile diyebilirim.
Önümüzde kefalon'yaya kadar tam benim bayıldığım non stop bir yolculuk vardı. Kulakları çınlasın Enes biraderimin Mesina boğazındaki kendisine geçişi sırasında sıkıntı yaratacak akıntıları ben kendi adıma hiç hissetmedim. Fatih Aksu'nun o tekneyi döndüren girdapları falan hissettiğimi de söyleyemem.. Çizmenim ucunu dönerek tabanın dan topuğa yükselmeden İyon denizinden ver elini Kefalonia.
İyon denizinde bizden önce kuvvetli bir hava varmış ve ölü dalgalar gelir bizi çalkalar durumu dedeyi fena bozdu. Rotamız icabı tekne gidiş istikametnde burgu hareketi yaparak ilerliyordu. Erkanın dediğine göre buna yunuslama deniyormuş. Yunusları çok severim ama bunu aklıma getirince bile fena oluyorum. Belki de dedenin aman uzun yollar beni bekliyor modunda bir denizci olamamasının başında bu mide durumları etkin oluyor. Salonda başım gidiş istakametinde yatmamı önerdi Erkan ve ben de uyguladım.
Akşam denizler düzelmiş ve çok güzel bir yolculuk yapıyorduk. Akifin önünde adet olduğu üzere bir kadeh şarabı muhabbet falan derken Erkan ve ben içimiz rahat yataklarımıza çekiliyoruz. Bu arada koca denizin ortasında yorgun minik bir kuş bize misafir oluyor.
Uykunun kabasını almışım ve güverteye Erkan ile muhabbete çıkıyorum. Bir süre sonra tek başımayım. Minik misafir o an mı ne zaman tam hatırlayamıyorum öldü. Bu yolculuğun en üzücü olayı olarak anılarda yer aldı. Düm düz denizde süzülen teknede güneşi doğurmak kadar güzel bir şey yok. Mırıl mırıl motor sesi ve teknenin kendine yol açmak istercesine denizi yarmasının senfonisi eşliğinde tabii ki. Minik kuşun ölümü de olmasa tam cennettesiniz. Nihayet sabah oldu ve Akif kaptan kokpitte görünüyor.
Kefalonya'ya nereye yanaştık tam anımsayamıyorum ama gün ışığında vardık ve alargada geceledik. Sabah ise Vira demir (arada denizci terimleri olunca daha havalı oluyor) Patrasa dümen simidi tuttuk.
Aslında İzmirlilier simide gevrek der ama sadece dolap havalı olmuyor. ???
Son paragraftaki simit gevrek ne alaka diyenlere bilenler anlatsın. ;D
-
Kefalonya - Argostoli Limanı
(https://img.marinas.com/v2/5bdada2b38c7955c6073bef9b8b7beb82340fd9ae8868cfcbfe90b046a2f7e1d.jpg)
(https://img.marinas.com/v2/39f1174665cf55cd4258c796638b8cd771414c8d7230e4c06794101904e9369b.jpg)
Messina Boğazı - Akıntı Haritası - 1941
(https://i.etsystatic.com/10086549/r/il/b4e0cd/845541620/il_570xN.845541620_cb63.jpg)
(https://www.researchgate.net/profile/Nunziacarla_Spano/publication/320995560/figure/fig4/AS:559314828234757@1510362454939/Current-trends-in-the-Strait-of-Messina-Defant-1941-with-data-of-Vercelli-1925.png)
-
İnternet varsa anlık akıntı.
http://www.correntidellostretto.it/
-
Planlamayı iyi yapmakta fayda var. Boğazın girişi 1,5 mil genişliğinde
(https://i.hizliresim.com/xBWT5z.jpg) (https://hizliresim.com/xBWT5z)
-
Fatih Aksu’nun seyahatini takip ediyorum. Boğazı yukarı çıkarken çok zorlandı ve kıyıya çok yakın seyrederek akıntının şiddetinden kaçtı. Nurettin İşletici Bey’de Messina geçişinde kıyıya çok yakın seyretmek gerektiğini söylemişti. Bu tarafa gelişte bir sıkıntı yok anladığım kadarıyla
Tapatalk kullanarak iPhone aracılığıyla gönderildi
-
Erkan Biraderim önceki sene kendi 39 Beneteau yelkenlisi ile gelmişti Fransa'dan. Öncesinde dersini iyi çalışmış ki boğaz geçişinde hiç akıntı öyle şurada şöyle burada böyle muhabbeti anımsamıyorum. Aslanlar gibi yardırdık geçtik. Fatih Aksu'nun tekne küçük olduğu için yada basacağı taşları bilmediğinden ayağı ıslanıyordu. ;)
Demek ki dünya turu yapılacaksa böyle bir tekne ile önce tekneyi iyice tanıdıktan sonra ve dahi tecrübeli bir kaptanla yapılacak. C:-)
-
Özgür ve Burak biraderlerime katkıları için teşekkür ederek devam edelim. ;)
Sabah Patras'a doğru gitmek üzere demir alıyoruz. Cep telefonunun haritasından bakarak ve aklımda kaldığı kadar sündürüyorum artık. Patras'a doğru sakin bir yolculuk yapıyoruz. Zaten Erkan'ın geçen yıl yaptığı bir seyahat ve rota tamamen kafasında. Üstelik Mörfi'de denize falan düştü herhalde ortalıkta gözükmüyor. Ama otopilot sürekli kontrol altında. Yunanistan'a Patras'ta ayak basıyoruz. Marina aranıyor ama teknenin salması bize izin vermiyor. Bu nedenle Feribotun yanaştığı limanda rıhtıma sancaktan yanaşarak bağlanıyoruz. Bu gibi anlarda teknenin asıl kaptanı olan erkan dümene geçiyor. Kle günlerinden beri dümende on numara. Long keel olan kle'yi taksi gibi yanaştırırdı. C:-)
Bağlandıktan sonra Akif teknede kalıyor, evrakları alarak ikimiz ileride marinaya yöneliyoruz. Geniş bir rıhtımda beton kamyonlar için sarı çizgilerle düzenlenmiş ve bayağı da bir trafik vardı. Epey bir yürüyüşten sonra evrak işler için iki ayrı binada işlemler yapılıyor. Önce marinaya gittik oradaki polis arkadaş daha önceden Rodos'ta çalışmış ve ailesi Bodruma alışverişe gelirmiş. Kendisi pasaportuna Türk vizesi vurdurmaya çekindiği için çok istemesine rağmen Bodrum'a gelememiş. Bizlere arkadaşı gibi davranıyordu. Gittiğimiz 2. binadaki görevliler ile muhabbet bu kıvamda dostça değildi ve orada yanımızda değil koridorda durdu.
Daha önce İtalya'da da karaya çıktık ve geceledik ama Sardinya'da giriş yaptık mı anımsamıyorum. Erkanda Şengen pasapor Akif ve bende de yeşil pasaport olduğu için vize sorunumuz yoktu. Rodos'lu arkadaşımız ile yürürken Erkan bir ara ''abi adam bana sürtünüp duruyor, yumuşak mı yoksa '' dedikten bir middet sonra beraberce gülmeye başladık. Sarı çizgi boyunca düm düz gidiyordu arkadaş, biz ise ikimiz bir birimize dayanmış biraz sancak biraz iskele sürekli geziyorduk. ;D
Hep bir tekneye geldik ve Erkan arkadaşımıza bir şişe Limon çello hediye etti dostumuza. Ben böyle bir şeyi hayatta yapamazdım (yanlış demiyorum, çok da iyi oldu). Yıllar önce babamı ameliyat sonrası hastahaneye ziyarete gittiğimde kapıdaki adam içeri sokmadı. Eşim katladığı gazetenin içindeki Marlboroyu göstererek ''siz buna göz atana kadar eşim çıkar'' dediğinde adam gazeteyi açmıştı bile. Babamdan geçen kıllık ve ben de memur olduğum için bu tip işler bana hep aykırı gelmiştir. O nedenle de balıkçı barınaklarında yer bulamadım zaten. :(
Teknenin durduğu yer çok kötü kokuyordu. Aynen İzmir kordonun 40-45 yıl önceki hali idi. Arıtmasız kanalizasyonlar denize akıyor, dışkılar ve bazı şeyler sürekli denize boşalıyordu. Orada bir müddet bekledik diye hatırlıyorum yani geceyi orada geçirdik en azından. Ama oto pilot tamiri için mi şu an hiç bir fikrim yok. Erkan ile çıktık gezdik biraz. Dikkatimi çeken çok fazla sayıda siyahi oldu. Bu göç olayı gerçekten çok büyük problem. ???
Sündürme işlemi devam edecek ama kafadan yazdığım için idare edin artık. :)
-
Patras
(https://img.marinas.com/v2/ddbdd86c285133c36d1157ec8b4302ce3991d5edabc95009418a3efc423f3de8.jpg)
(https://www.cruisemapper.com/images/ports/9079-a063574fd8b.jpg)
(https://www.fartex.gr/wp-content/uploads/2020/03/Refurbishement_Patras_2.jpg)
-
Özgür bir sorum olacak Messina'yı geçerken gemi yoluna giriyormuyuz yoksa Çanakkale gibi kenardan kenardan mı gidiyoruz . Teşekkürler.
-
Eline sağlık Özgür biraderim. :)
Biz maalesef marinaya bağlanamadık. Bağlandığımz yer limanın çıkış kapısına yakındı ve sanırım burada görülmüyor. Rıhtımın az bir açı yaptığı yerde idik. Düm düz yürüdüğümüz ve yardımsever polisle sürtündüğümüz yol up uzun uzanıyor. ;D
-
Özgür bir sorum olacak Messina'yı geçerken gemi yoluna giriyormuyuz yoksa Çanakkale gibi kenardan kenardan mı gidiyoruz . Teşekkürler.
Özgür doğrusunu cevaplayacaktır ama haritalardan baktığım kadarıyla , aynı bizim boğazlar gibi bir trafik ayrım düzeni ve sancak seyri var.
-
Evet, Ahmet abinin dediği gibi tüm trafik ayrım düzeni olan boğazlarda buna tabi olmayan gemiler (Messina için 45m'den küçük balıkçılar, tall shipler ve yatlar) trafik hattı içinde ilerlemesi yasak, kenarından paralel olarak ilerlenebiliyor ve karşıya geçeceksen en dik-kestime hattan geçiliyor.
Messina'nın trafik ayrım düzeni kullanıcı kılavuzu burada;
https://www.guardiacostiera.gov.it/mezzi-e-tecnologie/Documents/manualiVTS/manualeutentemessina_inglese.pdf
Boğazlara girmeden önce mutlaka bu kılavuzları okuyup ihtiyaç halinde aramamak için VTS iletişim bilgilerini öğrenmeli, ve hatta mecbur olmasan bile girişte ve çıkışta rapor verip tavsiyelerini almalı.. (Akıntı ve trafik ile ilgili en güncel de doğru bilgiyi onlar verirler..)
-
Teşekkürler.
-
Biz maalesef marinaya bağlanamadık. Bağlandığımz yer limanın çıkış kapısına yakındı ve sanırım burada görülmüyor. Rıhtımın az bir açı yaptığı yerde idik. Düm düz yürüdüğümüz ve yardımsever polisle sürtündüğümüz yol up uzun uzanıyor. ;D
O zaman bu fotoda kesin görünüyordur! :)
(tıklayın üstüne, çok yüksek çözünürlüklü bir foto..)
(https://img.marinas.com/v2/67b0e4e25ffbf82ca9fb16e7491c37a3c6a25d8f2c12057e2b7074c5db691831.jpg)
-
Sağ olasın Özgür'cüğüm. :)
Vallahi çok iyi buluyorsun, belki benim kayıp defteri de bulursun. ;D
Ortadaki büyük gemi olmayan, açığında gemi olan bölmeye bağlanmıştık. Erkan bordaladığımız rıhtımdan açılırken elimde usturmaça koşturmuş ve ben olsam kıçı kesin sürtmüştüm diye düşündüğümü çok iyi hatırlıyorum. Rıhtımdaki büyük yapı da pasaportlar için girdiğimiz bina idi galiba. Kapıdan çıkıp denize arkayı verince gidilen yer ise ortası yeşil alan olan meydan gibi bir yer. Bir yığın Afika kökenli insan vardı. Ne rezidans yapılır ama oraya değil mi. ;)
-
Rıhtımı ve binayı buldum, defteri aramaya devam.. :)
(https://i.ibb.co/r4PNDw4/dede-patras4.png)
(https://i.ibb.co/gPpXXqG/dede-patras1.png)
(https://i.ibb.co/28VTfgf/dede-patras3.png)
-
Utku abi bu Seyrin hangi yıl ve ayda olduğunu da yazarmısın ?
-
Utku abi bu Seyrin hangi yıl ve ayda olduğunu da yazarmısın ?
Defteri Özgür bulunca kesin tarihi veririm. ;D
Google, İzlanda volkan patlaması 2010 yılı 15 nisanı diyor.
Mörfi oradan başladı. Ben Erkan ile Hollanda'da buluşup önce Belçika'dan hızlı trenle Marsilya'ya oradan da araba kiralayıp Parpignan'a geçtik. Otelde bir kaç gün bekemece. Arif'i, donatanı ve misafirlerini İspanya Barselona'dan günü birlik alıp geri döndük. Uçuşlar aşağıdan yukarı kademeli açılmıştı o nedenle Barselona diye anımsıyorum. Parpignan'da biraz daha beklemece ve sonra yola çıktık. Kesin tarihleri bu nedenle veremiyorum.
Anladım ben seni. Kesin tarihi o nedenle vermiyorum yoksa eski verilerden Toulon önünde o havalar o tarihte olmamış diyeceksin değil mi. :) ;D ;D ;D
Mörfi deyince aslında benim uçakta beki de benimle geldi. İstanbul'da kapılar kapandı ve uçak yavaş yavaş ilerledi ama içeride bir hareketlenme var ve hostesler koşuşturuyor. Kaptan uçağı uygun bir yere çekti ve beklerken polis araçları geldi. Kapı açıldı adamın biri indi el bagajları çıkarıldı ve etrafı dikkatlice arandı. Kapılar kapandı kaptan özür dilemece ''adamın biri ineceğim diye tutturdu indirdik''mealinde bir şeyler dedi ve yola çıkıldı. Arkalarda bir lazoğli var sürekli, yöresel şiveyle, yüksek sesle espri yapıyor '' zaten adam da aptal bombayı ayakları arasına koyacaktı ''deyince hiç kimse gülmedi bile.Ben de zaten uçak korkusu var ve bir yanımda bir yusuf diğer yanımda öbür yusuf hep beraber yusuf yusuf Amsterdam'da indiğimizde laz oğlu '' çok şükir patlamadu ''deyince bu sefer her kes kahkahayı koymuştu. ;D
-
Utku abi Ben bu tür yazılarda yada videolarda Tarih konusuna önem veriyorum. Eski Maarif takvimlerinde olurdu bugün tarihte bu olaylar olmuştu gibi . Bana daha öğretici geliyor şu ayda şu yıl hava böyleymiş Volkan patlamış falan filan .Sağolun.
-
Utku abi Ben bu tür yazılarda yada videolarda Tarih konusuna önem veriyorum. Eski Maarif takvimlerinde olurdu bugün tarihte bu olaylar olmuştu gibi . Bana daha öğretici geliyor şu ayda şu yıl hava böyleymiş Volkan patlamış falan filan .Sağolun.
Burak'cığım çok haklısın. ???
40 yıllık kani olmaz yani derler ya o hesap. Hanım sürekli uyarır bu sefer yazdım da ama defteri kaybettim. :(
Sana yazdıktan sonra aklıma geldi, Nedim Yıldız biraderim sağ olsun ge ko da yazdıklarım ricam üzerine bana netten Word dosyası olarak yollamıştı. Ama orada da tarih yazmamışım. :-[
-
Sündürmeye Patras'dan sabah ayrıldık diye başlayalım.
Erkan biraderim güzel bir manevra ile bağlı olduğumuz foseptik çıkışının olduğu yerden ayrıldı ve kalamadığımız marinayı sancağımızda bırakarak Korint'e doğru motor seyrimize başladık. Akşam olmadan korint açıklarında ya da kanala yakın demir atmaya uygun bir yerlerde funda demir. Kanal geçişi yanlış anımsamıyorsam tek yönlü oluyordu. Çünkü kanal girişini geldik, girdik, geçtik yapamadık. Kaptanımız gerekli bağlantıyı kurdu ve kanal girişine yakın limanımsı yerde bekledik ve bizim yönden gireceklere yol verilince girdik gibi anımsıyorum.Zaman zaman fotoğraflar çekerek ve duvarları izleyerek çıkışa geldik. Umarım yazmıyorumdur 10 yıl geçmiş. Telefonda haritadan bakıyorum anımsamak için ama biz geçerken otoyol köprüsü gördüğümü anımsamıyorum. Neyse bilenler (Özgür biraderim) gerekli teknik bilgilendirmeyi zaten görseller eşliğinde yapacaktır (peşinen teşekkürlerimizi de iletiyoruz). C:-)
Çıkışta sancağımızda kalan beton rıhtımı bordalyor ve önce Mermigkis'den mazot depolarımızı dolduruyoruz. Ver elini Aegina. Artık Ege denizinde idik, evin kokusu geliyordu diyeceğim ama maalesef değil ev kokusu mis gibi bir deniz kokusu bile alamadım. Tüm Ege denizi geçişi boyunca hava genellikle çok sakindi ve hafiften eksoz kosunu alabiliyordunuz. Nedeni ise Ege geçişi boyunca etrafımızda kara görmeden gittiğimiz bir an bile olmadı diyebilirim. Adalar arasında çok yoğun bir gemi trafiği vardı. Hatta bir ara çok büyük acayip bir gemimsi oluşum gördük. Erkan kaptan bizi aydınlattı tabii ki, fabrika gemi imiş denizin ortasında üretim yapıyor ve gelen malzemeler monte ediliyormuş. Gemiden de Avrupa'ya gönderiliyormuş. Bunun bile geldisi, gittisi, kendisi derken yeterli kirlilik kaynağı. Bu arada mavi kartı var mı diye sormadık. :(
Akşama doğru Aegina'da Aegina beach karşısında alargada kalmak için karar verildi.Yer tesbiti yapılmış sıra funda demir demeye gelmişti. Bu arada sahildekiler bizi seyretmek için ellerinde borazanlar falan yerlerini aldı ve bekliyorlar. Dip görünüyor ve yer yer eriştelik ve aralarındaki kumlara demiri bırakacağız ama bizim tekne tekne değil vapur anasını satayım. Kaptan funda demir (aslında at abicim) diye bağırırken ses başa vardığında ırgatı boşlayacak arkadaşın sesi duyup butona basmasına kadar geçen sürede teknenin başı Türkiye karasularına varmasa da eriştelerin üstüne geliyor. Neyse bir bağrış, çağrış derken bir kaç manevradan sonra demir yerini buluyor ve elde biralar, şaraplar seyirciyi selamlayarak oh deyip oturuyoruz. Biz bu işleri yapana kadar limana envayi türlü yolcu gemisi vs girip çıkıyor.
Bir çok adanın zaman zaman kuzeyinden, zaman zaman da güneyinden bazen çok yakın bazen siluetini görerek yol aldık. İşin doğrusu Ege'yi nonstop mu yoksa arada bir yerde alargada kaldık m pek şimdi hatırlayamadığım bir şekilde geçtik. Akif'in izni bitmişti ve hastahanede olması gerekiyordu diye hatırlıyorum. Bir ziraatçi olarak ki bunun için ziraatçi bile olmaya gerek yok aslında. Adaların kuzey kısımları yeşil, güneyleri ise kupkuru diyebileceğimiz bir görüntüdeydi. Yakın geçtiğimiz adalarda çok güzel villalar gördüm ve önlerinde genellikle eski model kaliteli markalara ait arabalar vardı. Nedenine benim cevabım var ama sizin ki nedir merak ediyorum. ;)
Burak biraderim değil tarih artık arada bazı adalarda kalıp kalmadığımızı bile anımsayamadım. :)
Sıkıldınız biliyorum ama az kaldı, yarın ''Rodos'tan nasıl , neden kaçtık '' adlı bölüm ile bitiriyorum. ;D
-
Neyse bir bağrış, çağrış derken bir kaç manevradan sonra demir yerini buluyor ve elde biralar, şaraplar seyirciyi selamlayarak oh deyip oturuyoruz. Biz bu işleri yapana kadar limana envayi türlü yolcu gemisi vs girip çıkıyor.
Sesli güldüm, anlatım tarzı harika.
-
Defter halen yok piyasada ama mekan fotoğraflarından desteğe devam;
Korint Kanalı Batı Girişi
(https://img.marinas.com/v2/6bc4a4130e78a2023a26413a0f47f1c92fd23c158a2f7a2977c21c0b768f0fd0.jpg)
(https://img.marinas.com/v2/8927f99a09fb681dbdf9009dc11c0470138b9d6d5e1e325b7ba8913dfc9999eb.jpg)
Korint Kasabası - Limanı
(https://img.marinas.com/v2/4b33fb1328df6759ebeb4d943f47f51603be4b99f73018c7aedd4528fe7201c7.jpg)
Korint - Doğu Girişi
(https://img.marinas.com/v2/5251bb45eb2d85befb7210d7f321298738f0c23a63a622c0d42cdfa34552491a.jpg)
(https://img.marinas.com/v2/dfb951369cd2a2137dae445f70b668bbcfb8416bbc159276c5f9b3408ee76845.jpg)
Aegina Adası
(https://www.sailingissues.com/aegina-yacht-charters/aegina-yacht-charters-1600.jpg)
(https://img.marinas.com/v2/e37bc99710ec286a9d075e3b12fdb46a47e7bcfce21ffc564de900df06a5de73.jpg)
-
Korint demişken birkaç tarihi fotoğraf da ekleyelim;
(https://tarihkurdu.net/wp-content/uploads/2019/12/Korint-Kanal%C4%B1-Yap%C4%B1m%C4%B1-1024x743.jpg)
(http://balkon3.com/mk/wp-content/uploads/2013/09/korint-4.jpg)(http://balkon3.com/mk/wp-content/uploads/2013/09/korint-6.jpg)
Tarihi ile ilgili ilginç detaylar içeren bir yazı da burada;
İra Tzourou: Korint Kanalı’nda Muşlu Ermeni İşçiler
https://yakindoguyazilari.com/ira-tzourou-yazi-korint-kanali-muslu-ermeni-isciler/
-
Gözünüz aydın, bu gün sündürme operasyonu bitiyor. ;D
Öncelikle Özgür biraderime benim için yaptığı görselleştirme operasyonu için çok teşekkür ediyorum. ;)
Korint kanalı fotoğraflarda ne kadar kısa görünüyor. Demek ki ''gerçek bulunduğunuz yere göre değişir'' söylemi çok doğru imiş. Hele son fotoğraflarda inşaatta çalışanların bulundukları yerde olmayı aklımdan bile geçiremiyorum.
Adalar adalar, Wolksvagen tıkır tıkır çalışıyor. Eve doğru ilerliyoruz ama Akif evrakları Rodos'ta verelim hem de tekneye alacağım bazı şeyler var deyince Rodasa dümen tutuyoruz. Erkan Yunanistan ile bir evrak sorunu olur da sonraki çıkışlarda problem yaşarız diye bu konuda çok titiz. Aslında posta ile göndermek gibi bir seçenek de varmış galiba.
Geko günlerinden bir şekilde elimde Rodos'ta Niko adında bir takipçinin telefonu var. Limana girip rıhtıma borda oluyoruz. Niko'ya evraklar veriliyor ve ben teknede nöbette kalıyorum. Erkan ile Akif alışverişe ben tekne göz önümde rıhtımda bir o tarafa bir bu tarafa zaman geçirirken Niko telaş ile geri geliyor. Erkanda Avrupa birliği pasaportu olduğu için(yanlış hatırlamıyorsam) sorun yok. Ama benim ve Akif'in yeşil pasaportlarımızda giriş vizesi yok diye adam başı 1000 avro ceza varmış. Niko çabuk gidin polis gelecek kaçarınız yok diyor. Hemen telefon ediyorum ve mürettebat acil tekneye anonsundan çok kısa süre sonra Bodrum Turgut marinaya doğru yoldayız. Ne Fransa'da ne de İtalya'da böyle bir problem yaşanamadı, ne giriş ne çıkış yaptık transit geçtik diye biliyorum. Zaten bu bürokrasi olayları yüzünden şu an dağa çıkmış durumdayız ya. :)
Sabrınız için tüm okuyan arkadaşlara teşekkürler. :)xx
Yine aynı şekilde bir yolculuğa çıkar mıyım?
Evet. C:-)
-
Utku Abi çok teşekkürler. Keyifle okuduk
Tapatalk kullanarak iPhone aracılığıyla gönderildi
-
Çok teşekkürler , ilgiyle okuduk, elinize sağlık.
-
Utku Abi çok teşekkürler. Keyifle okuduk
Tapatalk kullanarak iPhone aracılığıyla gönderildi
Sağ olasın Kemal'ciğm. :)
İnşallah sana da gönlünde yatan güzel bir tekneyi almaya birlikte gideriz. C:-)
En sonda yazdım yine giderim diye ve iyi bir yağcıyımdır. Yalakalık anlamında değil tabii ki. ;D
-
Çok teşekkürler , ilgiyle okuduk, elinize sağlık.
Sağ olasın Ahmet'ciğim. :)
Biraz pehlivan tefrikası kıvamında oldu ama idare edin artık. ;D
-
Çok teşekkürler , ilgiyle okuduk, elinize sağlık.
Sağ olasın Ahmet'ciğim. :)
Biraz pehlivan tefrikası kıvamında oldu ama idare edin artık. ;D
Valla ne diyeyim, sık sık yeni ileti düşmüş mü diye yokladım, keyifle okudum, Özgürün eklediği resimlerle , hiç bilmediğim yerleri inceleme fırsatı buldum. Siz yazdıktan sonra, bilgisayardan google earth, tabletten navionics ve pilot kitap desteği ile inceledim durdum. tekrar teşekkürler.
-
Ben de yıılar önce böyle bir transfere iznim ölçüsünde katılmıştım.
İlk teklif geldiğinde, “ne işim var Akdeniz’de” diyerek tırsmıştım.
Sonra Tania Aebi aklıma geldi. “O bile o tecrübesizliği ile dünya denizlerine çıktıysa, ben niye çıkmayayım” dedim ve ekibe katıldım.
Eminim sen de bir çok amatöre feyz olacaksın.
“Utku Ağabey bile yaptıysa ... “ diyen onlar, yüzler belki de binler çıkacaktır. ;)
Var ol :D
-
Ben de yıılar önce böyle bir transfere iznim ölçüsünde katılmıştım.
İlk teklif geldiğinde, “ne işim var Akdeniz’de” diyerek tırsmıştım.
Sonra Tania Aebi aklıma geldi. “O bile o tecrübesizliği ile dünya denizlerine çıktıysa, ben niye çıkmayayım” dedim ve ekibe katıldım.
Eminim sen de bir çok amatöre feyz olacaksın.
“Utku Ağabey bile yaptıysa ... “ diyen onlar, yüzler belki de binler çıkacaktır. ;)
Var ol :D
Matayım güzel iltifatlarını yan cebime koyarken iyi dileklerin için de çok teşekkür ederim. :)
Başka başlıklarda sana yazacağım yazıları da burada yazayım. Sana artık 50 feet üstü, elektrikli ırgatlı, jeneratörlü, viskini içerken lazım olacak buz makinalı bir yelkenli yakışır. Getirirken elektrikli ırgat nasıl kullanılmaz konusunda usta bir yağcı da gerekir. Anladın sen dede ne diyor. ;D
-
Sağol Utku Ağabey; temennini not ettim.
Dileklerin için teşekkür ederim; ama bir ilave: ben Fransız kültürü ile yetiştim. Viski bana gelmez. Ama konyak (esasen konyak yerine de Metaxa tercih ediyorum), Cointreau, Grand Marnier filan olur.
Transfer için sanki motora zeytin yağı koyacak MacGywer tarzı kişiler daha öne çıkacaktır.
-
Sağol Utku Ağabey; temennini not ettim.
Dileklerin için teşekkür ederim; ama bir ilave: ben Fransız kültürü ile yetiştim. Viski bana gelmez. Ama konyak (esasen konyak yerine de Metaxa tercih ediyorum), Cointreau, Grand Marnier filan olur.
Transfer için sanki motora zeytin yağı koyacak MacGywer tarzı kişiler daha öne çıkacaktır.
Wosmere sordum zeytin yağı motora kalın gelir şanzumana öneriyoruz dediler.
Motor için çiçek yağı uygunmuş. ;D
-
Çiçek yağı o sıcaklıklarda yanmaz mı? ;D
-
O zaman son Rodos fotoları ile bitiriyoruz;
Rodos Şehir Merkezi
(https://apilotsview.com/wp-content/uploads/2013/08/RHO3.jpg)
Meşhur Mandraki Limanı
(https://plainsailing.com/i/destinationguides/30/06830c5a60ac794b5ef4ef0223f1361e_l.jpg)
(https://st4.depositphotos.com/1002280/20654/i/1600/depositphotos_206542072-stock-photo-mandraki-port-rhodes-city-harbor.jpg)
Yeni Rodos Marina
(https://i.pinimg.com/originals/87/e6/66/87e66650749f89f417b39d18cc738f75.jpg)
vee dünyanın 7 harikasından biri Rodos Heykeli (Güneş Tanrısı Helios)
(https://fajnepodroze.pl/wp-content/uploads/2018/01/kolos.jpg)
(https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/a/a6/Colossus_of_Rhodes_1745.jpg)
-
Özgür'cüğüm tekrar teşekkürler emeklerine. :)xx :)xx :)xx
Benim gördüğüm heykelde sanki peştemal vardı diye hatırlıyorum. ;D
-
Benim gördüğüm heykelde sanki peştemal vardı diye hatırlıyorum. ;D
Valla gugıla sorunca pelerinli, entraili, peştemalli, üryan, incir yapraklı vb. her türlü versiyonu çıkıyor, hangisi gerçeğidir bilemedim! :D
-
Utku abi paylaşımın için teşekkürler. :)xx :)xx :)xx
Özgür'ün görselleri , bilgi paylaşımları ile de yazı daha keyifli hale geldi. Özgür'e de ayrıca teşekkür ediyorum :)xx :)xx :)xx
-
Utku Abi
Yıllanmış şarap tadında Heyamolahey'in en güzel transfer hikayelerinden birisi oldu. Satır aralarında anlattıklarınız da ayrı keyif verdi. Katkı veren reislere de teşekkürler.
-
Utku Abi
Yıllanmış şarap tadında Heyamolahey'in en güzel transfer hikayelerinden birisi oldu. Satır aralarında anlattıklarınız da ayrı keyif verdi. Katkı veren reislere de teşekkürler.
Nazik yorumuna teşekkür ederim Mücahit'ciğim.
Bir deyiş vardır ''ayının bildiği on cümle onu da armut üstüne '' diye. Bizim de sermayemiz bir Fransa transferi evir çevir yeniden ısıt koy sofraya durumu oldu aslında. Hele Sedat ağabeyimin yazısından sonra utandım bile desem yeridir. ;)
-
Utku dede iyi ki katılmışsın transfere ve böyle güzel kaleme almışsın. Teşekkürler
Tapatalk kullanarak iPhone aracılığıyla gönderildi
-
Çok keyifli bir yazı olmuş Utku Dede, çok sağolun.
Özgür reise de görüntü yönetmenliği ve resim seçici görevleri için ayrıca bir alkış.. Çok keyif aldım vallahi....
-
Çok keyifli bir yazı olmuş Utku Dede, çok sağolun.
Özgür reise de görüntü yönetmenliği ve resim seçici görevleri için ayrıca bir alkış.. Çok keyif aldım vallahi....
Erman'cığım gerçekten Özgür konuya ayrı bir güzellik kattı tekrar teşekkür ederim kendisine. :)xx
Bu arada Fransa'dan tekne transferi yapacağı zaman kendisine eşlik etmekten büyük zevk alacağımı da belirtmeden geçmeyeyim. Olur da böyle bir şans yakalarsam, tabii şu korona belası uzaklaşmış olursa, dadından yenmez. ;)
Senin şu yeni kızın da tanıtımını ben mi kaçırdım yoksa daha fırsat mı bulamadın demeden konuyu kapatmayalım.
Sağlıklı ve keyifli günler diliyorum. :)
-
Çok keyifli bir yazı olmuş Utku Dede, çok sağolun.
Özgür reise de görüntü yönetmenliği ve resim seçici görevleri için ayrıca bir alkış.. Çok keyif aldım vallahi....
Erman'cığım gerçekten Özgür konuya ayrı bir güzellik kattı tekrar teşekkür ederim kendisine. :)xx
Bu arada Fransa'dan tekne transferi yapacağı zaman kendisine eşlik etmekten büyük zevk alacağımı da belirtmeden geçmeyeyim. Olur da böyle bir şans yakalarsam, tabii şu korona belası uzaklaşmış olursa, dadından yenmez. ;)
Senin şu yeni kızın da tanıtımını ben mi kaçırdım yoksa daha fırsat mı bulamadın demeden konuyu kapatmayalım.
Sağlıklı ve keyifli günler diliyorum. :)
Yok abi kaçırmadınız.. Bu aralar Tirhandille ilgili ustalar yüzünden burnumdan soluyorum. Armatör olmak zor iş hakkaten 2 tekne ömrümü yedi ;)
Haziran'dan beri denize inecek olan tekne hala inmedi.. Yüzdüm yüzdüm kuyruğuna geldim umarım kısa zamanda feraha erince keyifle anlatacağım...
-
Teşekkür ederim ama yaptığım gugıldan bulup kopyala yapıştır sadece.. :)
Asıl bu güzel anıları keyifli şekilde aktaran Dede'ye teşekkürler.. :D
(https://1.bp.blogspot.com/-C2_yyh0A1Sk/XvTFwHsSoOI/AAAAAAAAb8c/ccr41t6GUv4H9ML9RIq6ltb6NBFZ5TtyACLcBGAsYHQ/s1600/teos%2B3.JPG)
-
Özgür'cüğüm en uçtaki pontonun en ucunda A 1 de idim kimseye bir zararım yoktu ama marina yönetimi tutturdu sigorta da sigorta diye. En sonunda feragatname istediler ben de olmaz deyince Manal'a yol görünmüştü. Sevgili komşum Atilla ''çalarlar başına dert alırsın abi'' deyince de korktuk, sattık kızımızı. Geçtiğimiz haftalarda Güzelbahçe barınağına bakındım belki oralarda yatıyordur diye, eşim de satılık ise geri alalım demez mi. Kızımızı kurtaralım istedik düştüğü bataktan ama yoktu oralarda. :'(