Bu gün sabah babamla hava durumundan sohbet ediyorduk.Satır arasında Ortadoğuda devam eden savaşların, kullanılan bombaların, atılan topların, havanın normal seyrini bozduğundan bahsetti. Kendisinin tezine göre atılan bombaların , topların, mermilerin , uçan uçak ve helikopterlerin yaydığı ısı ve ortaya çıkardığı enerji, havanın ısısının değişmesinden tutunda , oluşan toz bulutlarının oluşturduğu sera etkisine kadar bir sürü değişiklik yaparmış.Bunu Zello da Can Hocamla paylaştım, ilginçtir onun da benzeri yorumları oldu. Hatta Şeftali bahçelerinde don vurmasın diye yakılan lastik ve ateşlerin bile ortamda ciddi değişiklik yaptığından bahsetti.
İlginç buldum paylaşayım , gelecek yorumlarla bir kenarda yazılı bulunsun istedim.
Sadece hava durumu olarak bakmamak lazım.
Kimyasallar ile yer altı sularının kirlenmesi ve buharlaşma ile dağılım, yoğun dumanlanma olan ve petrol türevlerinin uzun dönem yanmasının bölgesel iklim değişikliğine yol açması, ozon tabakasının incelmesi, asit yağmurlarının görülmesi, Radyoaktif kirlenmenin hem toprak hem hava yoluyla iletimi, bombaların düştüğü geniş alanların sıcaklıklarının alt katmanlarıda yaktığından dolayı ekilemez hale gelmesi vb...
Ama sadece hava akımları olarak bakılırsa, hem akım/basınç değerlerini değiştirecek lokal değişimler olacağı aşikar ve büyük bir alanda etki yaratması kaçınılmaz hem de taşıdıkları açısından önemlidir diye düşünüyorum.
Evet çok doğru ben sadece yaşadığımız bölgeyi etkileyen hava hareketliliği açısından düşünmüştüm. Savaşın olduğu bölgede yıllarca ot bitmeyecektir zaten. Hatta savaşın artıkları bile yıllarca ortadan kalkmayacaktır. Örneğin trol ve gırgır ağlarında hala dünya savaşlarından kalma mayın , torpil vs. çıkıyor olması buna en güzel örnek.
Dünyamız üzerinde (aslında bu evrende de böyle) her şeyin etki ve tepkimesi olduğu bir gerçek; kelebek etkisi.
Hiç esintinin olmadığı bir yerde hızlı bir el hareketinin bile bir hava akımına neden olduğunu sanırım tümümüz denysellemişizdir.
Savaş bölgelerindeki patlamaların sıcaklıkla ve hava akımlarının yer değişiklikleriyle direk ilgileri vardır. Bu sene kurak geçti ya da kış hiç gelmedi söylevlerinin arkasındaki gerçek sebeplerin bence en başında gelirler. Hatta bahsedilen Global Isınmadan dolayo buzların erimesinin arkasında dahi pasifikte yapılan nükleer araştırmalar ve çeşitli patlamalar var.
Babanızın yorumu bence son derece doğru bir tespit. Ne yazıkki güümüz teknolojisinde hava olaylarını yaratanların başında biz insanlar gelmekte.
Aslinda insanla doganin savasi 2 dunya savasindan sonra basladi sanayilesme silahlanma ve teknoloji.kaan hocaminda bahsettigi gibi basinc dizilimleri ve kuresel hava olaylarina etkisi kacinilmaz boyutlarda.bunu istanbul gibi buyuk sehirlerden ornek verebiliriz yuksek binalar milyonlarca arac kara deniz hava yolu milyonlarca kombi vs.ve havaya yukselen sicak hava ve gaz ve akabinde istanbulun uzerinde olusan isi adasi.ornek verirsek yere kar dusecekken sulu kar veya yamur olarak dusmesi.ayni hava akimi ve ayni soguk girisi istanbula yamur karadenize kar yapmasi.buzullarin erken isinip guneye erken salinip yapip kimi yerlerde sel felaketi kimi yerlerde ekstrem soguklar.daha bircok ornekleri.
Çok bu konu ile alaklı olmamakla birlikte, Prof Cemal Saydam'ın "Havadan Tozdan" isimli kitabını okumanızı tavsiye ederim.
Türkiye'nin bulunduğu alandaki hava ve toz hareketleri ilişkisini çok ilginç örneklerle aktarıyor.
Aradan 9 yıl geçmiş , bu konuyu dikkatimi çeken babam rahmetli olmuş.Ben yine hava olaylarını kendi çapımda takip ediyorum Tam da bu esnada, bu seneki hava diziliminde İsrail - Amarika - İran arasında yaşanan savaşın iklime etkisi dikkatimi çekti. Takip edenler basınç merkezi değişimini gözlemleyecektir.
Bırakalım savaşları, tarımsal mekanizasyon öyle bir hale geldi ki, büyük tarlalarda dona karşı kullanılan rüzgar pervanelerinin yanına şimdi de dolusavarlar geldi. Yasak olmasına karşın misal Çukurova'da kullanılıyor. Bu gökyüzene propan /veya benzeri) bir gaz yollayarak patlatıyor. Ortaya çıkan sesle buz kristalleri büyümeden yağmur olarak yağıyormuş. Basit bir propan patlamasıyla oluşan ses dalgası bu kadar etki ediyorsa, savaşlar kim bilir neler yapar.
Alıntı yapılan: Bülent Büyükdağ - 08 Nisan 2026, 10:34:15Bırakalım savaşları, tarımsal mekanizasyon öyle bir hale geldi ki, büyük tarlalarda dona karşı kullanılan rüzgar pervanelerinin yanına şimdi de dolusavarlar geldi. Yasak olmasına karşın misal Çukurova'da kullanılıyor. Bu gökyüzene propan /veya benzeri) bir gaz yollayarak patlatıyor. Ortaya çıkan sesle buz kristalleri büyümeden yağmur olarak yağıyormuş. Basit bir propan patlamasıyla oluşan ses dalgası bu kadar etki ediyorsa, savaşlar kim bilir neler yapar.
Bu dolusavar cihazlarının iklime etkisi olduğu için değil tamamen uydurma bir keriz silkeleme aparatı olduğu için yasaklandığını biliyorum.
Çalışma mekanizasını açıklayan ve kanıtlayan hiçbir bilimsel çalışma yok.
Ama temelde elbette, evrenin çalışmasıdaki kelebek etkisi nedeniyle hapşırmamızın bile etkisi varken elbette patlayan çatlayan herşeyin de etkisi olacaktır.
Bir tek Adana'da yasak diye biliyorum. Evet, dediğin gibi bilimsel olarak kanıtlanmamışmış ama işe yaradığını söyleyenler de var. Neyse, muhabbet oldu :)
Konuya dönmek için hemen yapay zekaya soruyoruz ve şöyle diyor;
Alıntı YapDevam eden çatışmaların iklim ve hava durumu üzerindeki etkilerini analiz eden en güncel araştırmalar, savaşların sadece yerel çevre felaketlerine değil, küresel karbon bütçesine de devasa yükler getirdiğini doğrulamaktadır.
1. Rusya-Ukrayna Savaşı (Şubat 2026 Raporu)
Lennard de Klerk liderliğindeki "İklim Hasarı Girişimi" (IGGAW) tarafından Şubat 2026'da yayınlanan 48 aylık kapsamlı değerlendirmeye göre:
- Toplam Emisyon: Savaşın ilk dört yılında yaklaşık 311 milyon ton $CO_2e$ (karbondioksit eşdeğeri) salınımı gerçekleşmiştir. Bu miktar, Fransa gibi sanayileşmiş bir ülkenin yıllık emisyonuna eşdeğerdir.
- Peyzaj Yangınları: 2025 yılında Ukrayna'da 1,39 milyon hektar alan savaş kaynaklı yangınlarla tahrip olmuştur. Araştırma, iklim değişikliği kaynaklı kuraklık ile savaşın tetiklediği yangınların birbirini besleyen bir "vicious cycle" (kısır döngü) oluşturduğunu vurgulamaktadır.
- Sivil Havacılık: Hava sahası kapanmaları ve zorunlu rota değişiklikleri nedeniyle yakıt tüketimi ve buna bağlı emisyonlarda %15-20 oranında artış kaydedilmiştir.
2. İsrail-Gazze Çatışması (Mart 2026 Araştırması)
Queen Mary University of London ve Lancaster University araştırmacılarının One Earth dergisinde (Mart 2026) yayınladığı çalışma:
- Emisyon Hacmi: Çatışmaların ilk döneminden Mart 2026'ya kadar yaklaşık 33 milyon ton $CO_2e$ salındığı tahmin edilmektedir.
- Tarımsal Yıkım: Gazze'deki tarım arazilerinin %86'sı Temmuz 2025 itibarıyla kullanılamaz hale gelmiş, ağaç örtüsünün %80'i yok edilmiştir. Bu durum yerel mikro klima üzerinde sertleştirici etki yapmaktadır.
- Enkaz ve Toz: 61 milyon tondan fazla enkazın oluşturduğu toz ve partikül madde, bölgedeki hava kalitesini kalıcı olarak düşürmüş ve solunum yolu enfeksiyonlarında dramatik artışa yol açmıştır.
3. Meteorolojik Etkiler ve "Geri Besleme" Mekanizmaları
- Isı Adaları: Yoğun bombardıman ve bitki örtüsü kaybı, çatışma bölgelerinde yüzey sıcaklığını artıran yapay ısı adaları oluşturmaktadır.
- Hava Durumu Anomalileri: Askeri faaliyetlerin (mühimmat patlamaları, ağır araç hareketliliği) yerel atmosferik partikül yoğunluğunu artırarak yağış rejimlerini ve yerel bulut oluşumlarını etkilediği bilimsel olarak gözlemlenmiştir.
Kaynaklar:
- Ecoaction / IGGAW: Climate Damage Caused by Russia's War in Ukraine - 48 Months Assessment (Şubat 2026).
- Lancaster & Queen Mary Universities: The Hidden Climate Cost of the Israel–Gaza War, Published in One Earth (Mart 2026).
- UNEP: Environmental Impact of the Conflict in the Gaza Strip (Haziran 2025 Güncellemesi).
- WMO (Dünya Meteoroloji Örgütü): State of the Global Climate 2025 (Kasım 2025 Raporu).
Varmış demek ki. Bu konuyla fazla alakalı olmasa da, birde bulut tohumlama ve bulutların sağılması konusu var.