Gönderen Konu: Ebabil'in Lodosu  (Okunma sayısı 8910 defa)

Çevrimdışı Enes Save

  • *
  • İleti: 1002
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #150 : 28 Mayıs 2021, 20:07:35 »
Yazmaya ara verdiğimde kendime bir Nescafé hazırladım. Son sekiz aylık pandemi süresince yeni bir huy edindim. Hazırladığım kafenin suyunu neredeyse bardağın ağzına kadar dolduruyorum. İçerken dökülmesin diye seviye uygun yere inene kadar tatlı kaşığıyla yudumluyorum. İçimin özellikle bu kısmı çok keyif veriyor.

Deep Purple'ın Burn adlı parçası arka planda çalmaya devam ederken kaldığım yerden yazmaya devam...

Evet planıma gülmeye başlanıldı. Birden bire yelkenin şekli bozuldu. Bakınca ne göreyim, mandar köşesindeki kasa kopmuş mandar ve yelken serbest hale gelmiş. Neyse ki pupa seyrindeyim. Hızım biraz azaldı ama olsun, ne gam... Kuru direk olsaydı bile Kum burnuna ulaşırdım diye kendimi avutuyorum.

Rüzgar Kumburnundan önceki burunda biraz yön değiştirse de Ebabil'i engelleyemedi. Derinlik adam boyundan daha sığ hale gelir gelmez suya atlayıp Ebabil'i bodoslanasının üst kısmından tutup çekmeye başladım. Bir kaç saat boyunca ben önde Ebabil arkada kıyı boyunca denizde yol aldık. Yol boyunca ara ara kümeleşmis deniz kestanelerine basmamaya özen gösterdim.

Rüzgarın kararlı sekilde pupadan estiğini görünce yine Ebabil'e binip yelken yapmaya (?) başladım. Bir ara rüzgar oradaki vadilerden birinden terse dönünce yine suya indim ve bir kaç adım sonra kaçınılmaz olan gercekleşti. Bir deniz kestesinin dikeni deniz botumu delip ayağımın tabanına battı!

Neyse ki orada insan vardı. Kıyıya çıkıp Ebabil'in çıpasını karaya yerlestirdim, botumu çıkarıp ayağımın tabanını inceledim. Nasıl olduysa diken içeride kırılmamış (Ya da ben goremiyorum. Yardıma gelenlerden birinda kargaburun varmış. İşe yaradı.

Tabii yola, seyre ara verince yorgunluğumu hissettim. Kolay değil, uykusuz yola çık, arabayı sür, varınca doğru dürüst dinlenmeksizin ac karrnına Ebabil'in yanına git çalış.... Kendimi sırt üstü yatar halde buldum. Eforumun sonuna gelmişim.
Güvenlik daha çok batıl bir inançtır. Doğada bulunmaz... Helen KELLER

Çevrimdışı Enes Save

  • *
  • İleti: 1002
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #151 : 28 Mayıs 2021, 20:56:28 »
Yaklaşık on dakika sonra biraz kendime gelince telefondan Mordoğan'a olan uzaklığın bir buçuk milden biraz fazla olduğunu gördüm. Yola devam!

Ama yarım gomina kadar gittim, gitmedim, Mordoğan bana çok uzak göründü. Dümen palasını  çıkardım, büyük gövde karaya paralel gelecek, yardımcı gövde denizde duracak şekilde Ebabil'i kara kıyı yaptım, çıpayı alıp oradaki küçük iskelenin denizdeki kayalarına demirleyip zinciri bir diğer kayaya doladım ve bodoslama tarafında boşluğunu aldım. Sonrasında içimden her zamanki dileği tuttum : "Hayırlısı olsun."

Bu hatalı işlemle ilgili bir çok paragraf yazılabilir. Ama umurumda değil! Bittim, anlıyor musun bittim!  "HAYIRLISI OLSUN!"


İntur sitesi sakinlerinden Kadir bey soluklanmam için su getirdi.

Şimdi nasıl taksi bulacağımı düşünme zamanı.

Mordoğan'ın yerlilerinden Cem Liman'a telefon ettim. Sağ olsun bana hemen bir taksinin telefon numarasını gönderdi. Cem'e karşı ayrı mahçubum. Görüşemeden Mordoğan'dan ayrıldım.

Kısa bir pazarlıktan sonra taksi geldi. Beni arabamı bıraktığım yere götürdü. Ben de Ahmet abiye geri döndüm.

Ahmet abiyle akşam yemeğinden sonra otururken nefea almakta biraz zorlandığımı hissettim. Sanırım ciğerlerim çok açılmış. Ahmet abiden izin isteyerek uyumaya gittim.
Sabah uyandığımda  neredeyse her yerimde et kesiği vardı. Ama deliksiz bir uykudan sonra iyice dinlenmiş halde kalktım.
Güvenlik daha çok batıl bir inançtır. Doğada bulunmaz... Helen KELLER

Çevrimdışı Ahmet Kabaalioğlu

  • *
  • İleti: 5389
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #152 : 28 Mayıs 2021, 22:02:12 »
heyecan yaptım , e devamını beliyoruz.
S/Y Bidarka / Fatih / İstanbul


"Son Denk Kayıkçısının Hatırasına"


https://sondenkkayikcisi.blogspot.com/

Çevrimdışı Enes Save

  • *
  • İleti: 1002
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #153 : 29 Mayıs 2021, 10:48:44 »
İlk gün yaptıklarımın ve yapmadıklarımın sonuçlarını ikinci gün ve ondan sonraki günlerde yaşadım. İlk gün Kum burnunu geçmek için Ebabil'i seyre hazırlamadım.  Bunun karşılığında ikinci gün Foça/Bademli tarafına geçişi feda etmiş olabilirim. Ama ikinci gün Kum burnunu geçmemi  sağlayacak rüzgar dogru açıdan esmeyebilirdi. Yani ilk gün eldeki kuş dedim.

Kendini bilerek İzmir Körfezi dehlizinin içine atan birini alın; buna onun Ebabil'den bütün bir sonbahar, kış ve ilkbahar uzak kalmasını ekleyin; bu sırada pandemi nedeniyle olanları bunlarla karıştırın; bir de bunların üstüne ancak bir gün bu maceraları yayınlayacağı bir kitabı çıkarsa ancak orada bahsedebileceği yaşanmışlıkları serpiştirin; işte size kusursuz berbatlıkta bir yemek!

Motoru olmayan, orsa seyir yapamayan bir teknenin/kaptanın dışarıdan görüntüsü belki biraz şapşik yavru kediler gibi görünüyordur. Kimin umurunda!

Belki de geçmişi geçmişte, ölüleri huzur içinde bırakmak daha iyidir.

Neyse biz ikinci güne başlayalım.
Güvenlik daha çok batıl bir inançtır. Doğada bulunmaz... Helen KELLER

Çevrimdışı Enes Save

  • *
  • İleti: 1002
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #154 : 29 Mayıs 2021, 11:34:28 »
Sabah Ahmet abiye gidip kahvaltı yaptım. Sonrasında Mordoğan'a gidip alış-veriş yapıp geri döndük. O günü (Salı) gözden çıkardığım için perşembe günü esmesi beklenen kolayına rüzgara kadar rahattım. Ahmet abiyi Manal'a bıraktıktan sonra İntur sitesine, Ebabil'in olduğu yere geri döndüm. Ebabil'i uygun şekilde biraz daha karaya yaslanmış şekilde bulmak beni memnun etti.  Gerekli malzemeleri çıkarıp Ebabil'in yanına götürdüm. İlkin direklerden birini indirip çarmıh, arka ıstralya, karanfil, mandar v.b.'nin bağlantı yerlerini ve halatları her hangi bir zayıflamaya karşı kontrol edecektim. Sonrasında ayni işlemi ikinci direğe de yapacaktım.

Direkler hafif, ortalama kuvvette yetişkin bir erkeğin indirebileceği ağırlıkta. Ancak indirmeden önce, indirirken ve yerine yeniden yerleştirirken dikkat ettiğim  hususlar var. Birincisi bu işi tek başıma yapmalı, yani bir başkasına risk oluşturmayacak şekilde çalışmalıyım. Bu nedenle zorunlu durumlar dışında yardım almıyorum. Bir diğer husus bulunduğum noktadan direği çıkarırken en az direğin uzunluğu (Altı metre) kadar yarı çapı olan alanda canlı veya değerli eşya bulunmaması. Iskaçadan çıkardıktan sonra her hangi bir şekilde direğin kontrolünü kaybedersem kırılmayacak şekilde serbest düşeceği yeri belirlemek hayati önemi haiz. Direk ağır değil. Ama dengede tutma konusu hassas. Her hangi ters bir harekette omurgama zarar gelebilir. Hem emniyet hem de kolaylık bakımından direklerle ilgili menteşe sistemine geçmeyi planlıyorum. Ama kapsamlı olduğu için şu sıralarda o konu gündemde değil.

Gerekli hazırlıkları yaptıktan sonra yüzümü rüzgar altına çevirdim, iki elimle direği kavradım. Yukarı kaldırmak için rüzgarın uygun hıza düşmesini beklemeye başladım. Uygun anı yakalayınca kaldırıp çıkardım ve tabanını kum zemine oturtup Ebabil'in ana gövdesine hafifçe dayayıp dengede tuttum. Durumu kontrol ettikten sonra tabanını havalanmamasına dikkat  ederek direği yavaş yavaş kumsala yatırdım. Yaşasın!

Dışarıdan basit gibi görülebilen bu işlemi betimlemeye çalışırken bile yine gerildim. Bir içecek molası verdikten sonra yazmaya devam...
Güvenlik daha çok batıl bir inançtır. Doğada bulunmaz... Helen KELLER

Çevrimdışı Enes Save

  • *
  • İleti: 1002
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #155 : 29 Mayıs 2021, 13:03:15 »
Direkteki halatları bağlantı yerine kadar kontrol ederken sitenin bir sakini geldi, sohbete başladık. Evinde çorba ikram etmeyi teklif edince kabul ettim.

Yöredeki sakinlerle iletişime geçmek benim için önemli. İnsanlar ben onların yaşamına yabancı olarak ve garip gördükleri bir şekilde girince belki merak ediyorlar, belki tedirgin oluyorlar, belki süpheleniyorlar... Ebabil'le olan seyirlerim sırasında bir çok yerde karada veya denizde kolluk kuvvetleri beni tanımak için kısa sürede doğrudan temasa geçerler. Belki de ülkemizin kolluk kuvvetler tarafından en çok sorgulanankaran biriyimdir, kim bilir.

Çorbamı içerken evin hanımı neden çorbayı yavaş ictiğimi söyledi,  beğenip beğenmediğimi sordu. Yanıt olarak cok beğendiğimi, müteşekkir olduğumu, maceralarım sırasında  sıcak ev yemeği yeme şansimın az olması nedeniyle bulduğumda yemeği görsel, kokusal ve damak tadı bakımindan idraka tabi tuttuğumu, keyfimin uzaması için de yavaş yediğimi söyledim.

Yemeği bitirdikten sonra bir süre daha sohbet ettik. İzin isteyip işime geri döndüm.

Halat kontrolleri bitince halatın direğe krom hortum kelepçesiyle sabitlendiği yerleri inceledim.

Mandar sorununu sonsuz halatla çözdüm. Yelkeni bastıktan sonra halatı sabitlemek için uygun yerine yaklaşık bir metre uzunluğunda başka bir halat ekledim. Eklerken bir kaç tur kazikbağı kullandım. Artık bu sayede seviyesini ileri-geri yeniden ayarlayabilirdim.

İlk direğin isini bitirince yerine yerlestirdim. Aynısını ikinciye de yapıp armayla işimi bitirip mola verdim.

Dinlenirken gözüm uzaklara, Foça tarafına doğru kaydı. Ne kadar da uzak, hatta göz korkutucu. Sonra kendi kendime güldüm. Bundan dört beş kat daha uzun parkurları, bazıları gece olmak üzere defalarca kat etmedin mi? Eeee? Nedir bu çekingenlik? Sonra yeniden güldüm. Bir süre seyre ara verince hep bu endişe seni buluyor, hala keskin misin diye kendinden şüphe ediyorsun.
Güvenlik daha çok batıl bir inançtır. Doğada bulunmaz... Helen KELLER

Burak Doneray

  • Ziyaretçi
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #156 : 02 Haziran 2021, 00:10:47 »
Enes çok güzel yazmışsın Aşağıda bir belgesel paylaşıyorum senin yapmak istediğinle örtüşüyormu bilemem ama anlaşılman için çok güzel bir örnek ben soluksuz izledim ..Başarılar diliyorum.Sevgiler.

https://youtu.be/Ev2LdnA1cC0

Çevrimdışı Enes Save

  • *
  • İleti: 1002
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #157 : 10 Haziran 2021, 11:24:10 »
Sıra dümen düzeneğini güncelleştirmeye geldi. Varolanda dümen palasının üst tarafında yani yeke dümenlerde yekenin takılı olduğu seviyede yekenin yuvası bilindiklerdeki gibi puva-pruva değil, iskele sancak hattında. Bu yuvanın içinden  iki karıştan biraz uzun bir sonsuz civata geçiyor. Civata palaya pullar ve somunlarla sabitleniyor. Civatanın (Yani yekenin) her iki tarafına birer adet somun geçiyor. Devamında halkalı somun ve yine normal somun. Bu somun-halkalı somun-somun üçlüleri yekenin uçlarında duruyor. Somunların sıkılması suretiyle halkalı somunler sabitleniyor.

Düzeneğin diğer kısmı iki direk arasında pupa-pruva hattına dik şekilde ön direğe yakın yerleşmiş durumda. Burada  uzunluğu yekeninki kadar olan bir kerestenin üstünde iskele ve sancak tarafında birer yönlendirme makarası bulunuyor.

Yekedeki halka somunun birine bağlı  olan halat, duzeneğin ilerisindeki yönlendirme makaralarının içinddm geçip diğer halka somuna bağlanıp son buluyor. Halata çekilmesi veya itilmesi süretiyle palaya yön verilip Ebabil idare ediliyor.

Baş bodoslamaya yaklaşık otuz pus uzaklıktaki küpeştelerin her birine yuva açıp yönlendirme makaralarını buraya taktım. Yekeden gelen halatı bunların içinden geçirip yekeye geri döndürünce yeni düzenek oluşmuş oldu. Bu sayede neredeyse tüm pupa-pruva hattı boyunca dümen tutabileceğim.

O günkü çalışmam bittiği için Ahmet abinin evine geri döndüm.

Ertesi gün yelkenleri kontrol edip onardım ve marketlerden erzak alışverişi yaptım.

Seyir günü olan perşembe gelince aracımla Ebabil'e gittim. Son hazırlıkları tamamladım, balık insan elbisemi gitdim ve şapkamı taktım ve demir aldım. Kürekle yeterince açılınca mizana yelkenini bastım.  Yeterli seyir hızında gittiğimi gözleyince ön direk ana yelkenini açmanaya karar verdim. Rüzgar pupadan, yelken kısa bir süre iskele kontra seyrettim. İlk seyir planında varış noktası Bademli olsa da ilerleyen zamandaki hava tahmininde Çandarlı körfezinin ortasında rüzgarın bir kaç saatliğine kesileceğinin ön görülmesi varış yerini Foça olarak değiştirmeme neden oldu.

Ohh! Nihayet yine rüzgarın saçlarını dalgalandırdığı mavi dilberin üstündeki seyre başladım.  Her hangi bir tehlikeye karşı etrafı ve Ebabil'i gözetim altında tutarken ara sıra dilberin savurduğü saçından bir parça hissetmek için yüzümün bir yanının ona doğru iyice eğiyorum.

Zaman  zaman hırçın, huyuna gidince şefkatli, aşk dolu yüzünü gösteren mavi dilber. Ben sana çocukluğundan beri tutkunum.


Bir hatıramı anımsıyorum. Dört, hadi bilemedin beş yaşındayım. Bacaktan daha kısa bir boyum var. O zamanlar Akçay'dayız. Akçay o zamanlar bir sahil mahallesi  Kışın nüfusu beş yüz kadar.

Annem bana bir çift ayakkabı almıştı. Onu ilk ya da ikinci kez giyişim. Doğan motelin önündeki kumsalda denizin hemen kenarındayım. Ufka bakıyorum. İçimde bir sıkışma var. Yok yok, tuvalet sıkışıklıği değil, zihinsel bir sıkışma. Sıkışıklığın nedeni yeni ayakkabılar. Sevemedim onları. Sıkışıklık artıyor. Onlardan kurtulmalıyım. Ayakkabımın tekini çıkarıyorum. Yüzüm denize dönük, enseme vuran rüzgarı hissediyorum. Ayakkabıyı usulca denizin üstüne bırakıp bekliyorum. Bana uzun gelen bir süre sonra ayakkabı sahilden uzaklaşmaya başlıyor. Uzaklaştıkça hızı daha da artıyor. Göremeyeceğim kadar uzaklaşınca annemle yüzleşmek  için bir ayağımda ayakkabı, diğeri çıplak yavaş yavaş evin yolunu tutuyorum. Ama rahatladım. Nefret ayakkabı!

Sanırım yelkencilikle ilgili bireysel ilk deneyimim bu oldu.

Yüzümde o günlere dair bir gülümsemeyleFoça'ya doğru seyre devam ediyorum. Canım annem.



Güvenlik daha çok batıl bir inançtır. Doğada bulunmaz... Helen KELLER

Çevrimdışı Enes Save

  • *
  • İleti: 1002
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #158 : 11 Haziran 2021, 15:05:41 »
Aklımda tutmaya çalışıyorum. Seyir başlangıç saati sabah 06:21. Hemen akabinde kontra değistirmem gerektiğini hatırlıyorum, nazik bir  kavança ve seyrin sonuna kadar yelken sancak kontrada kalıyor.

İlk seyir planında İzmir Köfezi çıkışına kadar pupa seyrinde sancak kontra seyredecek, sonrasında iskele kontra seyre geçecek ve  Bademli'ye kadar bu şekilde devam edecektim  . Böylece yelkenle dengeleyici gövde, dalgaların gidiş yönünde kalacağından daha konforlu ve dengeli bir yolculuk olacaktı. Ama deniz bu. Sen plan yaparsın, o sana güler.

Gözüm her yerde. Ancak ufuktan gelme olasılığı olan yük gemilerine karşı daha dikkatliyim. Eğer ufukta beliren gemi RORO gemisiyse önünden çekilmek için yaklaşık on beş,  yük gemisiyse yarım saatim olacak.

Uzunada'yı geçince bu sefer ikinci bir tehlike olarak İzmir Limanından kalkan gemilere dikkat etmek gerekiyor. Yani şimdi olası çifte bela!

Buna karşın her sey yolunda. Rüzgar benzer yön ve kuvvetinde esmeye devam ediyor, Mavi dilberin savrulan saçlarında  Ebabil'in keyfi yerinde. Arada bordaya vuran ters dalgalar olsa da Ebabil bunu umursamıyor.

Bunu yapmamak için onlarca mantıklı neden var ve yapmak için bir tek mantıklı neden yokken yola çıkıp devam etmek milyarlarca insanın arasında kendimi müstesna olarak görmeme neden oluyor. Ancak mesele küçük bir zümreye dahil olmak değil. Mesele, kendimi biraz daha özgür hissetmekte. Ancak bunun bedeli de ona göre olabiliyor. Aklıma geldikçe bu durumu sorgularım.

Buna değer mi? Evet değer.

Çocukluğunu her sabah babası işe gider gitmez dışarı çıkıp denizin, bataklığın, hendeklerin, serbest yetişmiş ağaçların, sayısız türde börtü böceğin bulunduğu bir ortamda akşam "Baban gelecek hadi eve gel Enes! çağrılarına kadar düşe kalka dizlerini parçalayarak zaman geçirmeyenlere bunu anlatabilmem zor. Zaten bugüne kadar bu konuda pek başarılı olduğum söylenemez.

Bir arkadaşımın beni tanımlarken dediği gibi  : "Özgür ruh"
Güvenlik daha çok batıl bir inançtır. Doğada bulunmaz... Helen KELLER

Çevrimdışı Enes Save

  • *
  • İleti: 1002
Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #159 : 11 Haziran 2021, 15:06:25 »
Bu benim bakış açımla önce yiyip bir kaç gün sonrasında unutulan nefis bir yemek değil. Bu bitmeyecek bir yolculuk.

Ebabil'in amacı okyanus aşırı seyirler yapmak. Bunu henüz Heyamolahey forumuna yeni katılması nedeniyle ne yaptığımı, ne yapmaya çalıştığımı belirtmek için tekrar yazdım. Ülkemiz kara sularındaki seyirleriyse buna hazırlığın safhalarından biri.

Peki neden seyirlerimi yazıyorum? Nedenlerinden biri yaptığım hatalar, sorunlara bulduğum çözümler, ruh halim v.b. konular bilinsin. Kayıt altına alınsın. Bir gün belki birine denizcilikle hiç ilgisi olmayan bir konuda bakış açısı kazandırır. Biraz da dimağınızda hoş bir tat bırakabiliyorsam ne ala.
Güvenlik daha çok batıl bir inançtır. Doğada bulunmaz... Helen KELLER

Çevrimdışı Enes Save

  • *
  • İleti: 1002
Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #160 : 12 Haziran 2021, 09:52:56 »
.
Güvenlik daha çok batıl bir inançtır. Doğada bulunmaz... Helen KELLER

Çevrimdışı Enes Save

  • *
  • İleti: 1002
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #161 : 12 Haziran 2021, 11:01:06 »

Ebabil, Gemi trafik hattının  ortasında bir yerde. Mucize eseri gelen giden yok!

Dur bakalım, daha bitmedi. Daha savaş gemilerinden neta olmak gerek. Foça tarafında çıplak gözle zor seçebildiğim bir savaş gemisi var. Sabit duruyor gibi.

Ayrıca askeri bölgeye giriş yasağı hattını belirleyen dubaları saptamaya çalışıyorum. Hattı geçip ordumuzu gereksiz yere meşgul etmemek lazım.

Sanki onu saptadığımı farketmiş gibi gemi üssüne geri dönüyor. Daha o girmeden çıkartma gemisine benzettim bir diğer savaş gemisi üsten çıkıyor. Her ikisi de neta. Mahallede bir çılgının bulunduğunun farkındalar mı ne?

Foça'ya biraz daha yaklaşınca o dubalardan ilk sıradakini farkediyor ve olası akıntının beni Foça'dan uzağa sürüklememesi için dubaya teğet geçmek için elimden gelen çabayı gösteriyorum. Kendimi Formula1 yarışında aracını virajdan sonra yarış çizgisinde tutturmaya çalışan bir pilot gibi hissediyorum. Biraz yavaşız ama olsun.

Kulağım  nöbetçinin düdük sesinde. Henüz yanlış giden bir şey yok ki düdük ötmüyor. Koyu renkli deniz sığlaştıkça rengi açılıp turkuaza dönüyor. Az sonra Foça liman sahasına gireceğim. Bildiğim kadarıyla liman sahalarında motorsuz seyir yasak. Ancak beni karşılayıp yedeğe alacak bir tekne olmadığından kuralları biraz esneteceğiz. Umarım sınavda herkes kopya çekerken yakalanan o tek öğrenci ben olmam.

Liman sınırından içeri girerken  dubalara yakın seyretmeye özen göstermeye devam ediyorum. Sonunda beklediğim o düdük sesi geliyor. İçimden denizi geçip derede boğuluyorum deyip Ebabil'i duba hattından biraz açıyor ve devam ediyorum. Düdük sesi kesiliyor.

Yelkeni apaz seyrine uygun trim ediyorum. Ebabil henüz orsaya giremediğinden yelkeni açıp yerel halkın komando diye tabir ettiği, Küçük Denize girmeden önce iskele tarafında kalan plaja doğru yöneliyorum. Yaklaşınca yelkenin bumbayla birleştiği köşe olan iskota köşesindeki kancayı çıkarıp yelkeni rahatlatıyorum. Hemen akabinde çıpayı kontrollü şekilde bırakıp devamındaki zinciri seriyorum. 12 kulaç zincir bitince halatla devam ediyorum. Plaj yüzme sınırının belirlendiği şamandıra hattından içeri girmeden demir tutuyor ve olası bir tehlike engellenmiş oluyor.
Güvenlik daha çok batıl bir inançtır. Doğada bulunmaz... Helen KELLER

Çevrimdışı Enes Save

  • *
  • İleti: 1002
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #162 : 13 Haziran 2021, 11:54:59 »
 Yelkeni mayna ettim. Kısa bir süre soluklandıktan sonra şapkamı çıkarıp usulca denize girdim. Bu balık insan elbisesi büyük bir buluş. Hem denizin soğuğuna karşı önemli derecede koruma sağlıyor hem de yüzme yardımcısı görevi görüyor. Kendime gelince denizden  çıkıp Ebabil'in üstüne uzandım, enerji kazanmak için bir kaç lokum yedim.

Murat'a telefon edip gece konaklayacak yer, Ebabil'e yer bulma konularında bilgi ve isimler aldım. Murat ordudan emekli, Foça'da yıllarca yaşadığı için çevreyi iyi bilen bir arkadaşım. Onunla 2017 yılındaki maceramda bir arkadaşım aracılığıyla tanışmıştım.

Sonrasında toparlandım. Değerli eşyalarımı ve içi boş sırt çantalarımı iki adet büyük ve su geçirmez çantanın içine yerleştirdim. İçindeki yükten dolayı batmadıklarından emin olmak için suyun üstüne bırakıp tekrar yukarı çekip güverteye koydum.

Suya girdim. Çantaları alıp sarıldım. İki çantayla dengede kalabildiğimi tespit ettim ve kıyıya doğru ilerledim. Karaya ulaşınca eşyaları çıkarıp sırt çantalarının içine yerleştirdim, elbisemi ve deniz botlarımı çıkarıp su geçirmez çantalardan birinin içine yerleştirdim,bir süre üstümün kuruması için bekleyip ordudaki deyişle çarşı kıyafetlerimi girdim. Sırtıma büyük  sırt çantasını gövdemin ön tarafına orta boy sırt çantasını, bir elime su geçirmez sırt çantasını, diğer elime küçük sırt çantasını alıp Küçük Deniz Pansiyonuna kadar beş dakika kadar yürüdüm.

Güvenlik daha çok batıl bir inançtır. Doğada bulunmaz... Helen KELLER

Çevrimdışı Enes Save

  • *
  • İleti: 1002
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #163 : 13 Haziran 2021, 12:58:29 »
Resepsiyondaki Erol bey güler yüzüyle karşıladı :

- İyi günler. Bir gece için bir kişilik yeriniz var mı?

- Rezervasyon yaptırmış mıydınız?

Kısa bir süre duraksayıp içimden : "Ne rezervasyonu? Denizden gelene rezervasyon mu sorulur? İlginç işler." desem de bu ego santrik düşünceden çabuk sıyrılıp :

- Hayır yok. Denizden geliyorum. Arayıp sormak aklıma gelmedi.

- Anlıyorum. Size Rıhtım isimli odayı verelim.

- Yalnız benim yarın Mordoğan'a gidip aracımı almam lazım. Eşyalarımı yarın için emanet alır mısınız?

- Hay hay.

- Teşekkür ederim.

Gerekli işlemler yapıldıktan sonra odaya çıkardılar. Küçük, temiz, biraz eski görünümlü, klimalı, tuvaletli, sıcak duşlu, iki kişilik yataklı, Wi-fi'ye erişimi olan  bir oda. Yeterli.

Odaya eşyalarimi bırakıp çıktım. Büyük Denizde yatların bulunduğu yere beş dakikalık bir yürüyüşten sonra varıp Foça Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Ceyhan beyi sordum. Birinden hemen oradaki Liman Başkanlığında bir işi olduğunu öğrendim. Ceyhan başkan çıkınca yanına gidip Murat'ı referans vererek kendimi ve durumumu kısaca açıklayıp Ebabil için yardım istedim.

Başkan, Necati Reise telefon edip çağırdı. Necati Reis gelince onun balıkçı teknesine binip Ebabil'in yanına gittik.

İşini iyi yapan insanları çalışırken izlemek bana keyif verir. Evren 35'le (Teknesinin adı) Ebabil'i birbıne değdirmeksizin Ebabil'in demirini aldı. Kendi halatıyla bu iki tekneyi birbirine bağladı. Sonra Evren 35'e yol verip Ebabil'i çekmeye başladı.

Ebabil'in  yedekte düz bir hat üzerinde çekmek zordur. Çünkü hep dengeleyici gövde tarafına doğru çekme eğilimdedir. Bu nedenle durumu yardım etmek için Ebabil'in üstünde dümen tutmak gerekebilir.

Aradaki halat bir an bile gevşeyip gerilmeksizin Ebabil'i gayet mahir bir şekilde yarı yola kadar çekti. Sonra halatı çözüp Ebabil'in baş tarafına bağladı. Büyük Denizdeki Balıkçı Barınağına varınca Ebabil'in şeklinden dolayı iskeleye bordalamaya uygun olmadığını gördük. Bunu üzerine Necati Reis tonoza bağlamaýı önerdi. Ben kabul edince Ebabil'i az ilerideki Foça Yelken İhtısas Klübünün bulunduğu yerin önündeki tonozlardan birine bağlayıp iskeleye geri döndü. Beni alıp Ebabil'in yerini gösterdi ve Küçük Denize beni geri götürdü.
Güvenlik daha çok batıl bir inançtır. Doğada bulunmaz... Helen KELLER

Çevrimdışı Enes Save

  • *
  • İleti: 1002
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #164 : 14 Haziran 2021, 11:31:47 »
Necati Reisle telefon numaralarımızı birbirimize verdikten sonra ayrılıyoruz.

Bir kaç dakikalık bir yürüyüşten sonra gözüme yerel tanrılardan birini kestirip İzmir'e toplu taşımayla nasıl gidildiğini soruyorum. Bana İzmir'e giden minibüslerin kalktığı yeri tarif ediyor. Meğer o yerel taksi tanrısıymış.

Tanrı Google meşgul edilmemeli. Yerel tanrılar bazen eğlenme mahiyetinde yanlış yol gösterseler de bu seferki onlardan değil. Yeri çabucak buluyorum. Minibüs tanrısına yolculuk bedelinin nasıl ödendiğiyle, İzmir yönüne ilk minibüsün saat kaçta kalktığıyla ilgili sorular sorup bilgi ediniyorum.

İşim bitince pansiyona dönüp duş alıp dinlenmeye çekiliyorum. Dinlenme kestirmeye, kestirme uykuya dönüşüyor. Neyse ki saat alarmını baştan kurmuşum. Sabah saat altıda alarmın sesiyle uyanıyorum. Eşyalarımı resepsiyona bırakıp minibüsün yolunu tutuyorum. Bindiğim minibüs saat altı buçukta hareket ediyor.

- Minibüs tanrısı, Mordoğan'a nasıl giderim?

Tanrı, yolda Foça-Çanakkale İzmir şehirler arasındaki yol hattında trafik hız denetiminin sıkılığından bahsediyor.

Öyle böyle derken yol bitiyor ve tanrı, beni İzmir'de metro durağına yakın bir yerde bırakıyor.

Kısa bir yürüyüşten sonra metro durağına ulaşıyorum. Makineden üç yolculuk yapabileceğim bir kart satın alıyorum.

Kartı okutup gelen ilk trene biniyorum. Sonrasında Fahrettin Altay'da in, Karaburun minibüsüne bin, Mordoğan merkezde in, taksiye bin, aracını al, Ahmet abiye git, onda kalan bir kaç eşyanı alıp vedalaştıktan sonra Foça'ya geri dön.

Bu Ebabil'le seyir yap-karadan  aracına dön-Ebabil'in olduğu yere intikal et, Ebabil'in  kuzeye yükselişi sırasında zaman zaman uyguladığım bir yöntem. Sekiz ay kadar önce boşanınca aracı satmaya ikimizin de gönlü razı olmadı. Şimdilerde araç benim kullanımımda. Bakalım evliliği yürütememiş ikili olarak araç ortaklığımız nereye kadar sürecek. Yoksa bu ortaklık göründüğünün ardında başka bir şey mi, bunu zaman gösterecek.
Güvenlik daha çok batıl bir inançtır. Doğada bulunmaz... Helen KELLER