Gönderen Konu: Bölgesel akıntılar..  (Okunma sayısı 2522 defa)

ersin böke

  • Ziyaretçi
Bölgesel akıntılar..
« : 27 Kasım 2017, 10:30:58 »
BU akıntılar konusuna bir süredir dikkat çekmeye çalışıyorum. Bence rüzgar durumu kadar önemli. Seyir yaptığımız bölgelerde akıntıların durumunu not alabilirsek sanırım bu o bölgede seyir yapacak olan reisler için çok faydalı olacaktır. Keza dalga boyları da bu başlık altında incelenebilir diye düşünüyorum.

Üstelik kimi yanlış bilgileri de düzeltmiş oluruz. Önce ben başlayayım..

Tekirdağ körfezi.. Bilinenin aksine, Tekirdağ körfezinin içinde boğaz akıntılarına ters yönde bir akıntı var. Çanakkale Boğazından İstanbul yönüne seyir ederken, Tekirdağ körfezinin bir iki mil içine girerseniz hem yüksek dalga boyundan korunuyorsunuz hem de arkanızdan yer yer iki bahri mili bulan bir akıntı yakalamış oluyorsunuz.

Büyükçekmece önlerinde de benzer ancak daha kısa bir akıntı var aynı yöne doğru. (İstanbul boazı yönü) BU akıntı da yer yer 3 mile yaklaşıyor.  4 -5 bahri mil kadar devam ediyor.

Çanakkale Boğazından  Gökçe ada yönüne giderken ise Saros körfezi yönünden gelen ciddi bir karşı akıntı var. en az iki bahri mil hız kaybettiriyor.

Sakız Midilli arasında kuzeyli rüzgar,  Midillinin yüksek dağları nedeni ile batılı gibi esiyor. Ancak ada kuytusuna girdiğinizde rüzgar kuzeyli esmeye başlıyor. Hava sert ise Türkiye kıyısından ya da Midilli saçağına iyice yanaşmak gerekiyor.

Müsellim geçidinde , aynı nedenle, Midilli dağlarına çarpan rüzgar kuzeyli rüzgar batıya dirse ediyor. Özellikle saat üçten sonra malum rüzgar artıyor. Müsellim geçidinin ortalarına doğru dalga yönü ve rüzgar uyumlu ve batılı.

Ancak , Babakaleye yaklaştıkça , dalga yönü kuzeye dönüyor. Rüzgar bir süre daha batılı devam ediyor ancak bir süre sonra rüzgar da kuzeye dönüyor dalga yönü ile uyumlu hale geliyor.

Ancak , geçidin tam ortasında rüzgar batılı iken dalga yönü kuzeyli oluyor bilginize..


Çevrimdışı Ahmet Kabaalioğlu

  • *
  • İleti: 5117
Ynt: Bölgesel akıntılar..
« Yanıtla #1 : 27 Kasım 2017, 10:41:23 »

Tekirdağ körfezi.. Bilinenin aksine, Tekirdağ körfezinin içinde boğaz akıntılarına ters yönde bir akıntı var. Çanakkale Boğazından İstanbul yönüne seyir ederken, Tekirdağ körfezinin bir iki mil içine girerseniz hem yüksek dalga boyundan korunuyorsunuz hem de arkanızdan yer yer iki bahri mili bulan bir akıntı yakalamış oluyorsunuz.

Büyükçekmece önlerinde de benzer ancak daha kısa bir akıntı var aynı yöne doğru. (İstanbul boazı yönü) BU akıntı da yer yer 3 mile yaklaşıyor.  4 -5 bahri mil kadar devam ediyor.



Hava uzun süre Poyraz olursa  bu ters akıntılar kuvvetli çalışıyor. Ama hakim rüzgar yönü Poyraz olduğu ve boğaz akıntısı da devamlı olduğu için genelde yılın büyük bir zamanı var.
S/Y Bidarka / Fatih / İstanbul


"Son Denk Kayıkçısının Hatırasına"


https://sondenkkayikcisi.blogspot.com/

Çevrimdışı Ahmet Kabaalioğlu

  • *
  • İleti: 5117
Ynt: Bölgesel akıntılar..
« Yanıtla #2 : 27 Kasım 2017, 10:58:56 »
Bir zamanlar bende bu konuya dair bir şeyler yazmışım, buraya da iliştirelim.

Öncelikle yurdumuzun kıyı yapısı, akarsu yatakları, dağların şekilleri, kıyılarımızdaki girinti ve çıkıntıları gözümüzde canlandırarak anımsamak gereklidir.
Karadeniz ve Akdeniz de dağların denize paralel uzanması ve bu nedenle karayolu gibi havanında transferinin geçit ve boğazlar tarafından sağlanmasını , bunun sonucunda da genel hava hareketine müdahele eden lokal hava hareketlerini bilmemiz gerekir.
Ege de durum çok farklıdır.Dağların denize dik uzanması  ve B.Menderes, K.Menderes, Gediz gibi nehirlerin oluşturduğu vadilerin genel iklim üzerinde olduğu gibi rüzgarlar üzerindeki etkileride farklılık göstermektedir.
Yazmaya çalıştıklarım, kısa süreli rüzgarların ve günlük rüzgarların şekil değiştirmesi ve bölgeye göre farklılaşmasıdır.Bahse konu etmeye çalıştığım rüzgarlar ;uzun süreli mevsimsel  rüzgarlar ve dünyanın yapısı, duruşu enlem farklılığı vs. ile oluşan rüzgarlar değildir.
Sadece yurdumuzda rüzgarın akıntı uyumu, kıyılardaki şekil değişimi ve etkilediği suyun oluşturacağı orkozlar gibi konulardır.
Öncelikle Karadenizin ortası; Türkiye'nin sürekli sert havasına sahip olan Kerempe burnu ve İnce burun arasındaki kıyı şeridine dair bildiklerim.Bu bölge kuzeyli rüzgarların hepsine açık ve hepsinde de sıkıntı yaşayan bir kıyı şerididir.Çoğunlukla akıntı ile rüzgar birbirine uyumludur. Buradaki denizciler akıntıya "sular" ismini verirler ve rüzgarla aynı isimlerle adlandırırlar. Örneğin "sular poyraz" denildiğinde akıntının poyraz rüzgarıyla aynı yönden gelip  aksi istikamete aktığı anlaşılmaktadır. Bu bölge de poyraz suları denizdeki bir cismi açığa sürükler, tam tersi karayel suları da kıyıya yakınlaştırır. Aynı şekilde kıyı yapısındaki kumlar poyrazda çekilir karayel ve yıldızda yığılır. Üst üste poyraz esip akıntının da poyraz olduğu dönemlerde kıyı şeridi kısalır, tam tersi durumda da uzamaktadır. Bu yüzden akıntının poyrazdan olduğu dönemlerde hızımız düşmemesi için doğuya yaptığımız seyirlerde kıyıya yakın seyir yapmak  daha uygun olacaktır. Tam zıttı da karayel için geçerlidir.
Bu bölgede güneyli rüzgarlar çok az eserler. Çünki kıyı şeridinden hemen yükselen İsfendiyar (Küre) Dağları Kıyı şeridinin sırtında bir duvar gibi durur. Bu yüzden hava etkileşimini ve hareketlerini büyük ölçüde etkiler. Bu dağlar başka bir şey daha yaparlar kıyıya yakınlaştıkça ve uzaklaştıkça aynı doğrultuda esen gerçek rüzgarın farklılaşmasına yol açar. Bu durum Akdenizin bir kısmında, Karadenizin tamamında ve Marmaranın güney batısında da böyledir.
Ayrıca Kerempe burnu ve İnce burun Doğu ve batı yönlerinde hakim rüzgarın ve akıntının ters manevra yada devinim yapmasına yol açar. Bunlara "Kerempe Çevirmesi", "İnce Çevirmesi", Kıbrıs'ın Kuzeyinde olanına da Kıbrıs çevirmesi" gibi isimler verilir.
Hepsinin özelliği bir birine benzerdir. Gerçek rüzgarın ve akıntının coğrafi şekillerden etkilenerek yön, şekil ve hız değiştirmesidir.
Rüzgar tahriğiyle seyir yapanlar için önem arzeden bir konudur.Bir anda tüm ayarların değiştirilmesi gerekebilir.
Yine başta  Batı Karadeniz de  olmak üzere Karadeniz'in tümünde Nehirlerin oluşturduğu vadiler lokal rüzgar hareketlerine neden olurlar. Özellikle Karayel ve batılı havalarda ikindiden sonra rüzgar kalmaya(rüzgarın yanması da derler) başlar.Ve akşam ezanından 1 saat kadar sonra bu vadilerden Meltem benzeri bir rüzgar başlar. Buna dışarı rüzgarı denir. Bölgesel tabir de"danaz" dedikleri de olur. Bu karasal soluma bazen denizde 10 mil açıklara kadar üfleme yapar. Şiddeti sürekli ve yüksek olur, üfleyen vadi daraldıkça şiddeti artar. Tüm nehir ve çay ağızlarında görülür.Etkilediği alanı geçtiğinizde birden kalır.Özellikle karadenizde şehirler ve kasabalar hep vadilere kurulduğu için neredeyse tüm şehir önlerinde bu rüzgara maruz kalırız. Güneş doğduktan 1 saat kadar sonrasına kadar eser sonrasında kalır.

Ama poyraz rüzgarı batılı rüzgarlar gibi akşam üzeri kalmaz. Esmeye devam eder ta yatsı ezanından sonra biraz yumuşar gece yarısına doğru azalır.Poyraz rüzgarında ve havasında bu dışarı rüzgarı esemez. Poyraz bu rüzgarı hapseder.

Ayrıca bu bölgede poyraz ve fırtına zamanları hariç sabah erken rüzgar esmez. Rüzgar saat  sabah 10 dan sonra esmeye başlar. Buna da "rüzgar indirdi" denir.

Bu özellikler neredeyse Karadeniz in tamamında geçerlidir.
Biz amatör denizcilerin demirleme haricinde nerede işine yarar bilemem ama akıntı ve rüzgar  ilişkisi ve akıntı tespiti için balıkçıların sık kullandığı bir geleneksel yöntemi belirteyim. Günümüzde modern teknelerin hiç birinde bu tip uygulamaları kullanılmamaktadır.Bir çok profesyonelin de ilgisini çekmeyecektir.

Dibe ulaşabildiğimiz yerlerde derinlik ölçmek için klasik iskandil kullanırız. Klasik iskandilin bedeni bildiğimiz "sicim" tabir edilen ipten olmalıdır. Naylon vs.ipler olmaz. Kalınlığı 20 ve üzeri (Max.40) olmalıdır. Bu bedenin alt ucuna kiloluk bir kurşun yada uygun bir ağırlık takıyor ve suya atıyoruz.Dibe ulaştığında  yüzeydeki kısma derinliğe göre bir miktar(genelde 3 kulaç yeter)  kaloma verip bir tane en büyüğünden balık ağı mantarı takıyoruz ve suya atıyoruz. Elimizdeki fazla ipi kaloma şeklinde boşluk veriyoruz ve tekneyle başında  ileri yol yada tornistanla eğleniyoruz. Hiç bir şekilde elimizdeki ip mantara ve iskandile yük bindirmemelidir. Çok kısa bir süre sonra iskandilin bedeni gerçek akıntı yönünde eğim alacak ve mantarı batıracaktır. Eğer mantar batarsa akıntı 3 knot üzeridir. Eğer ters rüzgar varsa da mantar bedenin eğimine ters yönde  yüzmeye çalışacaktır. Sonrasında bedenin boşluğunu aldıktan sonra kulaçlayarak derinliğide kolayca ölçebilirsiniz.

Şamandıralarda bu görevi görürler. Bulunduğumuz yerlerdeki herhangi bir ağ şamandırasına yada sabit şamandıraya bakarak yüzey akıntısını anlayabiliriz.

İşin özeti denizde yüzen bir çöp başka tarafa giderken aslında akıntı başkadır. Bazen bunu kolayına rüzgarla giderken teknemizin performansından kolaylıkla anlayabiliriz.
En son  Karadeniz de kalmıştık.
Evet; Karadeniz'in rüzgar-akıntı yapısı ve Akdeniz in bizim kıyılarımıza ait kısmının rüzgar-akıntı yapısı kısmen simetrik bir özellik sergilemektedir. Fakat Akdeniz de olan Süveyş Kanalından kaynaklı Kızıldeniz etkisi, buharlaşma etkisi ve denizin kıyı şeridi uzunluğu ve alan gereği  farklı hareketliliklerde gözlemlenmektedir.

Karadeniz de üç büyük ırmağın (bizim kıyılarımızda) oluşturduğu deltalar ve koridor kara ve deniz arasında sıcaklık farkının yüksek olduğu dönemlerde ciddi etki yapmakta ve bu oluşan rüzgar kıyıdan çok açıklara kadar uzanmaktadır. En belirgin olduğu yerler Kızılırmak ve Yeşilırmak'tan kaynaklı  Bafra ve Çarşamba önleri ile Sakarya'dan kaynaklı Kefken-Akçakoca arasıdır.Bu tarz nehir ağızlarında alüvyonlardan dolayı derinlik kıyıdan epey uzaklara kadar artmamakta ve buda akıntı yönünü, debisini ve şeklini değiştirmektedir. Hatta dalganın yüksekliği bu sığlıklardan dolayı döngüsel hareketini yapamayacağı için anlamsız bir hal alır.Birde kıyıdan gelen rüzgarla karışınca artık kolay gelsin demek lazım.
Bu yüzden bu tarz büyük nehir ağızlarından çok uzak ve temkinli geçmek gerekir. Hatta bazen
harita ve kitaplara bile tolerans vermek gerekir. Çünki son yılın yağış vs .değerleri ve hakim akıntı bu yapıyı çok çabuk değiştirebilir.
Bu özellik tüm kıyılarımızda geçerli ve önemlidir.Bir bölgede bu rüzgar gündüz başlarken (örneğin Ege) diğer bölgede gece başlar(Örneğin Karadeniz gibi). ama ana işleyiş aynıdır.
Karadeniz için son bir iki genel bilgi ekleyip,Marmara'ya başlayalım.
Şimdi efendim Karadeniz Marmara'dan daha yüksek olduğu için Karadenizin kuzeyinden gelen akıntı Batı kıyılarını dönerek doğuya doğru genel hareketini tamamlamaya çalışırken bir kısmı boğazdan aşağı akar ve yola devam eden kısmı bir üçgenin hipotenüsü gibi düşünürsek doğrudan Kerempe Burnuna gider ve buradan çevirme yapıp kıyı kıyı etkisini kaybederek geri döner. Orta ve doğuda bu kadar belirgin değildir.Eski zamanlarda bu akıntı seyre yardım anlamında kullanılırmış.Bizim kıyılarımızda Karadeniz de  havayı iki burun çevirir.Bunlar Kerempe ve İnceburundur.Bu burunların doğusu ve batısı aynı zaman diliminde farklı rüzgar ve akıntılara sahip olabilir.Özel bölge ve durumlar hariç genel akıntı hakim rüzgarla örtüşür. Hakim rüzgarlar ise poyraz ve karayel olup , poyraz rüzgarı ve akıntısı denizi soğutur ve Karayel rüzgarı ve akıntısı ısıtır.
Benden Karadeniz bu kadar, şimdi Marmara;
S/Y Bidarka / Fatih / İstanbul


"Son Denk Kayıkçısının Hatırasına"


https://sondenkkayikcisi.blogspot.com/

Çevrimdışı Ahmet Kabaalioğlu

  • *
  • İleti: 5117
Ynt: Bölgesel akıntılar..
« Yanıtla #3 : 27 Kasım 2017, 10:59:21 »
Marmara da herşey çok basit aslında, Sarayburnu yada salacaktan çöpleri takip edersek genel akıntı ve rüzgarla sadece dümen tutarak Çanakkale'de soluğu alırız. Hatta trafik ayrım düzenine bile uymuş oluruz.
Marmara' da herkesin bildiği hakim boğaz akıntıları vardır. İstanbul Boğazının oluşturduğu koridoru ve yüzey akıntısını gözümüzde canlandırdığımızda ; Sivri Ada - Boğaz dönüşünü direkt yapmakta zorlanmamızı net anlarız. Boğaz koridorunun oluşturduğu yüzey akıntısı ve kuzeyli soluma neticesinde İstanbul Boğazının Marmara çıkışı açılmış bir avuç şeklinde gerçekleşmektedir .Bundan ötürü Samatya açıklarından başlayıp Büyükada'ya kadar varan bir ters üçgen içinde rüzgarı akıntısı paralel bir şekilde seyreder bazen deniz kaldırdığı ve saçma sapan hendekler oluşturduğu bile olur. Eğer hava güneyli soluyup  yüzey akıntısını yenmeye çalışırsa bu seferde çamaşır makinasının dairesel olmayanı olur.Yani çalkantı dedikleri şey. Etrafından dolaşılmazsa dövüşmeye devam edilirse küçük teknelerde insanı yorar ve ezer.
S/Y Bidarka / Fatih / İstanbul


"Son Denk Kayıkçısının Hatırasına"


https://sondenkkayikcisi.blogspot.com/

Çevrimdışı Özgür Ökten

  • *
  • İleti: 1117
    • AÇIK DENİZ AKADEMİ
Ynt: Bölgesel akıntılar..
« Yanıtla #4 : 27 Kasım 2017, 11:21:03 »
Şu alg patlaması uydu fotolarını da buraya koyalım, yakışır;


Nasa kaynaklı daha yüksek çözünürlüğü de burada;
https://svs.gsfc.nasa.gov/vis/a030000/a030700/a030783/LC81800322015137LGN00_B432.SeaOfMarmara.png

Burada da biraz bilimsel şeyler var;
http://journals.tubitak.gov.tr/earth/issues/yer-13-22-6/yer-22-6-2-1202-8.pdf
><(((º>

Çevrimdışı Ahmet Kabaalioğlu

  • *
  • İleti: 5117
Ynt: Bölgesel akıntılar..
« Yanıtla #5 : 27 Kasım 2017, 11:51:37 »
Benim arşivde de şöyle bir şeyler var, kopyalamışım bir zamanlar.



S/Y Bidarka / Fatih / İstanbul


"Son Denk Kayıkçısının Hatırasına"


https://sondenkkayikcisi.blogspot.com/

Çevrimdışı Ahmet Kabaalioğlu

  • *
  • İleti: 5117
Ynt: Bölgesel akıntılar..
« Yanıtla #6 : 27 Kasım 2017, 11:52:31 »
Kapıdağ Yarımadası ilginçmiş, yine Gemlik Körfezi de öyle.

S/Y Bidarka / Fatih / İstanbul


"Son Denk Kayıkçısının Hatırasına"


https://sondenkkayikcisi.blogspot.com/

Çevrimdışı Ahmet Kabaalioğlu

  • *
  • İleti: 5117
Ynt: Bölgesel akıntılar..
« Yanıtla #7 : 27 Kasım 2017, 11:53:10 »
S/Y Bidarka / Fatih / İstanbul


"Son Denk Kayıkçısının Hatırasına"


https://sondenkkayikcisi.blogspot.com/

Çevrimdışı Ali Ünalan

  • *
  • İleti: 989
Ynt: Bölgesel akıntılar..
« Yanıtla #8 : 27 Kasım 2017, 12:28:36 »

İlk tekneyi aldığımda tekne Kalamış da bağlıydı,Sivri adadan Kalamışa 4.5 saat te gelmiştim git git bitmiyordu :)şimdi anlaşıldı neden 4.5 saat te geldiğim  :)
“Merhaba denizci, sen de senden sonrakilere anlat…”

ersin böke

  • Ziyaretçi
Ynt: Bölgesel akıntılar..
« Yanıtla #9 : 27 Kasım 2017, 22:27:33 »
Ahmet , bu arada senin en son koyduğun harita da Tekirdağ körfezi akıntısı yanlış. Tübitak resimleri daha doğru ..

Çevrimdışı Ahmet Kabaalioğlu

  • *
  • İleti: 5117
Ynt: Bölgesel akıntılar..
« Yanıtla #10 : 27 Kasım 2017, 22:41:15 »
Ahmet , bu arada senin en son koyduğun harita da Tekirdağ körfezi akıntısı yanlış. Tübitak resimleri daha doğru ..

Sanırım genel bir şey anlatmak istemişler, bu haritayı nereden bulmuşum bakayım bir. Ayrıca biz o yayın içine belki biraz daha fazla giriyoruzdur.
S/Y Bidarka / Fatih / İstanbul


"Son Denk Kayıkçısının Hatırasına"


https://sondenkkayikcisi.blogspot.com/

Recep Ertürk

  • Ziyaretçi
Ynt: Bölgesel akıntılar..
« Yanıtla #11 : 27 Kasım 2017, 23:07:16 »

Saros'un akıntısı nasıldır bilmiyorum. Ama bir efsane dolaşır hep "dünyada kendi kendini temizleyebilen denizdir" diye. Bense Türkiye'nin (en) Kuzey Ege sahilinin temizliğini Enez'den Seddülbahir'e kadarki alandan denize akan şehir atığı (gerek evsel gerek fabrika) olmamasına bağlarım.

Büyükkemikli-Seddülbahir arasında 20 metre derinliğe kadar kıyılarda yaz aylarında yüzmüşlüğüm, şnorkelle dalmışlığım çoktur. Bazı zamanlar daldığınızda 10-15 metre derinlikte suyun ortalarında resmen buz kütlesinden geçiyormuşçasına titrersiniz. Aşağısı veya yukarısı normal mevsim ısısında deniz suyudur. Ama ara katmanın o soğukluğu herhalde bir su hareketi ile alakalı. Bir de sürekli poyraz eser yaz aylarında. Boğazın Marmara ağzından esen bu rüzgar üst suyu Gökçeada yönüne taşır. Herhalde alttan da soğuk su geliyor ve bir hareket sürekli var.