Gönderen Konu: Lumboz mevzuu  (Okunma sayısı 5447 defa)

Çevrimiçi Hakan Tiryaki

  • *
  • İleti: 2014
  • Hayat suda başladı...
    • Denizci Kahvesi
Ynt: Lumboz mevzuu
« Yanıtla #30 : 02 Ekim 2017, 17:52:08 »
Böyle birşey olmaz mı
https://www.sahibinden.com/ilan/yedek-parca-aksesuar-donanim-tuning-otomotiv-ekipmanlari-yedek-parca-karavan-cami-surgulu-aliminyum-cerceveli-349419864/detay

Mevcut camlar da benzer malzemeden, benzer yapıda. En önemli sorun kasaranın uca doğru daralmasıyla oluşan eğimi hesaba katmadan imal edilmiş olması.



Ölçüleri revize edince olabilir aslında. Tek parça değil de makul boyutlarda parçalı olabilir. Bunu da bir düşüneyim :)
"Clouds and winds and oceans I choose my fate to be...  Whom the sea has taken Never shall be free."

Çevrimiçi Ahmet Kabaalioğlu

  • *
  • İleti: 4622
Ynt: Lumboz mevzuu
« Yanıtla #31 : 03 Ekim 2017, 01:47:37 »
Bir süredir yoğunluktan forumu ihmal ettim, bu konuyu da anca okuyabildim. Şimdi bizim yaptığımız işlerden biri bu konuya oldukça yakın. Bir dönem bu linkteki  çerçeveleri oldukça fazlaca aldık sattık.  Bunların alüminyum çerçeveleri eloksal kaplatılıp boyanmaz ise tekne de ömrü bir yıl kadar. Ayrıca bunlar bir hareketli bir sabit camdan oluştuğu için su almama ihtimali yok. Birde camları temperli cam kullanılmak zorunda olduğu için oldukça dayanıklı ama en ufak bir metal çarpmasında tuzla buz olur. Bu çerçevelerinde Türkiye'de üretildiği yer çoğunlukla Bursa'dır. Yani çerçevecilerin hepsi neredeyse Bursa'dalar
S/Y Bidarka / Fatih / İstanbul


"Son Denk Kayıkçısının Hatırasına"


https://sondenkkayikcisi.blogspot.com/

Çevrimiçi Hakan Tiryaki

  • *
  • İleti: 2014
  • Hayat suda başladı...
    • Denizci Kahvesi
Ynt: Lumboz mevzuu
« Yanıtla #32 : 03 Ekim 2017, 20:31:01 »
Bugün bir arkadaşım sağolsun Fethiye'de denizde bu işi yapabileceğim bir yer ayarladı. Bu durum beni ciddi olarak rahatlattı. Aceleye getirmeme ya da tam olarak aklıma yatmayan bir şeylere fit olmama gerek kalmadı. Haftaya Aliağa'dan bulabilmek lumbozları ilk önceliğim. Olmadı sıradan gideceğim artık.

SM-N9000Q cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
"Clouds and winds and oceans I choose my fate to be...  Whom the sea has taken Never shall be free."

ersin böke

  • Ziyaretçi
Ynt: Lumboz mevzuu
« Yanıtla #33 : 03 Ekim 2017, 23:18:05 »
Tiryaki, heyamola face sayfasına lumboz tipleri ve fiyatları koydum. Bir bak.. Beğenirsen pazarlık edeceğim..

Çevrimiçi Hakan Tiryaki

  • *
  • İleti: 2014
  • Hayat suda başladı...
    • Denizci Kahvesi
Ynt: Lumboz mevzuu
« Yanıtla #34 : 04 Ekim 2017, 00:17:05 »
Tiryaki, heyamola face sayfasına lumboz tipleri ve fiyatları koydum. Bir bak.. Beğenirsen pazarlık edeceğim..

Bökecim görsel olarak tam istediğim gibiler. Sorularımı oraya yazdım :)
"Clouds and winds and oceans I choose my fate to be...  Whom the sea has taken Never shall be free."

Çevrimiçi Cevat İpekçi

  • *
  • İleti: 194
Ynt: Lumboz mevzuu
« Yanıtla #35 : 04 Ekim 2017, 08:22:56 »


Cevat reisim, sevilen biri miyim bilmem ama en azından nefret edilen biri olmamaya çalışıyorum tüm yaşantımda. Ama daha önemlisi, her kim olursa, sevmediğim biri bile olsa, ki pek yoktur yaşantımda, hemen her konuda elimden geleni yaparım. Denizci dayanışması ya da aslında özümüzde olan, çocukken okul sıralarında bile öğretilen "imece" kavramı. Günümüz insanı için biraz tartışılır görünse de insan bu kavram sayesinde önce varoldu, sonra insan oldu.

Dilerim deniz ortak paydasında da olsa geliştirebiliriz bu dayanışmayı.
   Lumboz konusu bir yandan ilerlerken araya dayanışma konusunu da serpiştirelim.
Eduardo Galeano Aynalar kitabında şöyle yazmış.

 '' Nasıl yapabildik?
 Diğer hayvanların bize karşı yaklaşımı hor görme, bilemedin merhamet şeklinde tezahür ediyordu. Düşmanca ortamın içinde hiç kimse bize saygı göstermiyor ve hiç kimse bizden korkmuyordu. Gece ve orman bizi çok korkutuyordu. Bu dünya zoolojisinin   en savunmasız hayvanları, işe yaramaz yavruları, neredeyse bir hiç olan yetişkinleri bizlerdik; ne pençelerimiz vardı, ne keskin dişlerimiz, ne çok hızlı koşan bacaklarımız ne de iyi koku alma duyumuz.
  Bizim hikayemizin başlangıcı şu anda bir sis perdesinin ardında gizli. o zamanlar tek yapabildiğimiz herhalde taşları fırlatmak ve bir odun parçasıyla vurmaktan ibaretti.
  Şimdi insanın aklına şu soru gelebilir: Hayatta kalmanın mucizelere bağlı olduğu bir ortamda bunu başarmamızın sebebi kendimizi toplu halde savunmak ve yiyeceğimizi paylaşmak mıydı acaba? Bugünün insanlığı, herkesin kendi bacağından asıldığı ve herkesin kendi canını kurtardığı günümüz medeniyeti dünya üzerinde ne kadar hüküm sürebilir ki? ''

 Bu vahşi düzen böyle gitmez. İnsanoğlu temelinde dayanışma ve adil bölüşme düzeninin nasıl olacağını bulacak ve bunu uygulamayı başaracağına inanıyorum.