Gönderen Konu: Güreşciler minderi yelkenciler mandarı öper...  (Okunma sayısı 324 defa)

Çevrimiçi Doğan Erbahar

  • Donatan Temsilcileri
  • *
  • İleti: 723
Güreşciler minderi yelkenciler mandarı öper...
« : 12 Eylül 2020, 20:48:59 »
Tekneyi satın alan Mehmet Bey’in denizciliği var ancak yelken konusunda bir tecrübesi olmadığı için yeni yeri olan Güzelce Marina’ya transferi konusunda yardımcı olabileceğimi söylemiştim. Darıca – Güzelce kuş uçuşu 43 bahri mil ve o mesafeyi motorla gitmeye çalışmak başta bu tekneye sonra da denizciliğe hakaret olur. Hem de benim için teknemle son bir seyir olacağı için bunu bir fırsat bildim. Mehmet Bey bu teklifimi duyunca valla bu tekneyi aldığımdan daha mutlu oldum şimdi demişti. Ben kendi nevalemi getiririm diyetteyim filan dedimse de hocam bir günlüğüne bırak diyeti hepsi bizde dediler… Salgından dolayı toplu taşıma kullanmadığımdan benim dönüşümü özel bir araçla organize etmeleri karşılığında anlaştık.

Bu sabah Erhan Bey isimli bir arkadaşı ve onları arabayla getiren üçüncü bir beyle beni saat 06:00 gibi evden aldılar, Darıca’ya vardık, hızlı bir biçimde neta ettik ortalığı ve 06:45’de Nazlı Bahar Darıca barınağına elveda dedi.

Seyir planı olarak esasında Darıca burnundan taa West İstanbul Marinanın ilerisindeki burna kadar bir çizgi çekmek mümkün. Bu çizgi tam Neandros’un üzerinden geçip Yassıada’nın güneyinden yakın geçtikten sonra West İstanbul Marina önlerine çıkıyor, buradan sonra kıyıya paralel gidip burnu dönünce zaten Güzelce Marina görünüyor.  Poyraz eserse apaz alıyorsunuz. Ancak bu rota biraz fazla “teorik” geldi, pratikte bir kere meşhur Sivriada akıntısının üzerinden geçiyorsunuz ve boğazdan kopup gelen havaya kıyıya uzak bir yerde yakalanıyorusunuz, dalga kalkma ihtimali büyük… Dolayısı ile aklımda düşündüğümü teyit etmek için Ahmet Reis’i aradım.  Aynısını söyledi, adaları geçtikten sonra Bakırköy’e doğru rota tut, kendini Avrupa kıyısına yakın düşür sonra zaten akıntı da arkadan yardım edecek. Diyorum ya farklı ustalara sormak, aklında muhakkak teyit etmek önemli şeyler…

Çıkmadan önce yeni donatan sizsiniz ama bu seyirde kaptan benim dedim. Deniz hukuku açısından ne demek istediğimi tam anlamadıklarını hissettiğim şekilde baktılar, esprili bir biçimde tabii hocam dediler, sizden ben sorumluyum yani diye açıkladım ben de…  :)

Neyse efendim ben erken çıktığımızdan en az birkaç saat motorla gideriz diye tahmin ediyordum ama daha iki mil gitmiştik ki Darıca burnunu döner dönmez sabah mahmurluğunu atmış 6-8 knotluk diri bir poyraz merhaba dedi bize, tamamdır dedim. Anayelken-cenova full arma seyre geçip motoru istop ettik, motorla 5 knot civarı giderken yelkende 7 knota fırlayan hızı gördüklerinde ekibin gözündeki parlama ve hayret, rüzgarın gücünde saklı olan o “sihrin” onlara da bulaştığını farkettirdi bana… Biraz da amacım buydu, şaşkınlıklarını sözle de dile getirdiler, “bu neymiş ya, nasıl ya”… Yelkenle seyir eden bir teknenin dalgaya karşı da nasıl mukavim olduğunu gözlemlemelerini söyledim.

Göz açıp kapayıncaya kadar Neandros – Büyükada arasına girdik, daha oradan rüzgarın ve dalganın müsaade ettiği ölçüde tırmanmaya başladım, önce Burgaz’daki  Kalpazankaya’ya ondan sonra da Kınalı’nın batı burnuna rota tuttuk. Kınalı’yı geçtiktan sonra zorlarsa burası zorlar bizi deyip dar apaz bir seyirle Yenikapı istikametine doğru çıkmaya başladık. Hız sürekli 7 knot’larda. Biz yelkenciler için sıradan birşey olan teknenin yatmış vaziyette seyrini hayretle seyrediyor ve kendilerini bu yeni “dinamiğe” alıştırıyor bir yandan ekip.

Boğaz hattı geçişi tahmin ettiğim kadar zorlamadı bizi, dalgalar daha büyümemişti, kolayca katettik mesafeyi, baktım ki koşullar çok da zorlayıcı değil, biraz da rüzgar koridorundan çıkmamak için tamam dedim yeterli ve güney yönündeki gemi yolunun ortasından rotamı Yeşilköy burnuna döndüm artık, rüzgar da geniş apazıma dönmüş oldu ve bağıl rüzgarımız sakinledi. Bundan sonrası yokuş aşağı dedim ekibe ama denizde kesin konuşmayacaksın.

Demirlemiş gemilerin arasından geçerken en gıcık olduğum çatışma senaryosu ile karşılaştık. Sancak kıç omuzluğumdan bana yetişen bir kum gemisi ile çatışma rotasındayız. Kusura bakmayın ağzımı bozacağım, zaten çok büyük bir gemi değil, ben yelkenle seyrediyorum artı o arkadan yetişiyor, çoğu çoğu 10-20 derece iskele yapacak p…enk sonra o kendi yoluna ben kendi yoluma… Ama yok, düdük öttürdü görmüyorum sanki ben onu… Önce 20-30 derece kafayı açtım ekibi organize etmek için o sırada o da tereddüd etti biraz sancak yaptı, paralel gitmeye başladık, benden hızlı ama bir de onu bekleyecek halim olmadığından Mehmet Bey’den ana yelkeni almasını rica ederek sertce orsalayıp üzerine döndüm, kıçına yakın girmeye çalışıyorum, benim ekip tedirgin oldu ama benim derdim küfrümü duyurabilecek kadar yakın geçmek. Tam kıçında kaptanla "görmüyor musun lan yelkeni" diye bağırmaya hazırlanırken kaptan samimi bir şekilde el sallayıp teşekkür etti, yanındaki eleman da bu sert poyrazda full arma yatmış teknemin (pardon eski teknemin) fotoğrafını çekiyor. Sinirim geçti bir anda, hatta gülesim geldi… Samimiyet ve sempati var evet ama cahillik de var maalesef… Neyse efendim, ekibe yelkenli teknelerin kaderi olan bu hususu da uygulama ile göstermiş oldum. “Görmediklerini farzedin her zaman, kurallara uymalarını zaten beklemeyin” diyerek…

Yeşilköy’ü geçtikten sonra Ahmet Reis’in dediği gibi Küçükçekmece gölü açıklığında rüzgar tekrar 20’lere dayandı. 8,3 knot gördük maksimum galiba. Bir taraftan da sağolsun Burak Reis’in Nazlı Bahar için gönderdiği polar diyagram değerleri aklıma geliyor, onları zorladığımı, yer yer geçebildiğimi gözlemleyerek seyir devam ediyor. Yalnız o kadar performans trimi zorlayınca burada küçük bir zayiat verdik tabii. Bir ara rüzgar düşer gibi oldu, fırsat bu fırsat otomatiğe bağlayıp iki dakika aşağı indim tuvalete. O sırada bir sağanak vurdu, güvenlik açısından adetim olduğu üzere “weather helm” baskın trimde olduğumdan otomatik pilot da tutamadı tekne rüzgara dönmeye başladı, o sırada kamaradan çıkıyordum, ana yelkeni boşlamasını söyledim ekibe ama biraz geç kaldık tekne rüzgara döndü ve bumba da boşlanınca fazla açıldı paldır küldür yapraklayan koca yelken bumbayı da zıplattı ve (benim eşekliğim olarak el altında olsun diye bumbanın içine koyduğum) kakıç fırlayıp suya düştü. Verdiğimiz yegane maddi kayıp bu oldu yanlız canımı ciddi olarak sıkan bir de yaralanma oldu:

Yine aynı mıntıkada "sağanak vurduğunda sal-geçince tekrar çek" ilerliyoruz ama ekibin tedirginliğinden biraz abarttığımı farkettim ve yelken küçülteyim diye karar verdim. Pupa trimine geçmek için ana yelkeni salıp rüzgar altına döndüm, cenovayı perdelemek için… Ön yelkenim boşaldığında ben dümenden Mehmet Bey’e tarif ediyordum nasıl saracağını furling filan, sarılırken tuhaf bir çapariz oldu, cenova ıskotaları furlinge yakın noktadan yelkenin etrafına dolandı ve yelkenin son 1/3 lük kısımda furling sıkıştı. Biraz acele ettim çaparizi çözmek için  yelken zarar görmesin diye, otomatik pilota verip başa koştum ve ıskotalarından çekerek el ile sardım yelkenin kalan küçük kısmını ama kıça döndüğümde fazla rüzgar altına düştük ve sadece “KAFALARA DİKKAAT !” diye bağırabildim gelen kavança tokadını yemeden önce. Kafaları kurtardık ama Nazlı Bahar’da kavança riskinde tek risk bumba değil, ana yelken ıskotam dümenin önünde ve bir kütle olarak yolunda oturan kişiye çarpma riski var. (Bana satan Mehmet Abi’nin eşinin başına gelmiş, göğsüne çarpmış. Benim başıma hiç gelmedi solo seyirlerimde, "kurdun ensesi kalın olur" hesabı her şeyini kendim yaptığım için…) Ama maalesef Erhan Bey’in başına geldi. Az buz çarpmadı yüzüne ve bir iki saniyeliğine şuurunu da kaybetti, vardavelalara doğru gittiğini görünce yakasına yapıştım ama sonra kendine geldi hemen. Dudağı patladı ve burnunun üst tarafında morluk kızarıklık arası iki derin iz oluştu. Çok canım sıkıldı. West Istanbul’un hemen önündeydik ve acil durum kaçış limanı olarak girmeyi teklif ettim. Ama ikisi de hiçbir problem olmadığını ve devam etmek istediklerini söylediler. Defalarca özür diledim sorumlu hissederek kendimi ama Erhan Bey çok kibar bir beydi ve "aldığımız keyif yanında bunlar solda sıfır kalır hocam", devam edelim dediler. Sadece niye tekneyi bırakıp başa gittiğimi sordu yelkene bir zarar gelmesin diye dedim ama işte olana bak…

Büyükçekmece’nin oradaki yeni balık halinin mendireğini de döndükten sonra bir iki tokat da artık iyice oturmuş olan öğlen melteminden  yedik ama zayiatsız atlattık ve Güzelce marinaya giriş yaptık.

Darıca çıkış: 06:45
Güzelce Marina önü: 13:45
7 saatte 45-46 mil filan geldik, herhalde 6,5 knot ortalama... Tamamı yelken...

Palamar botu size ayarladığımız yer biraz karışık, hava da sert dediler ve havuza alalım sizi geçici olarak dediler, daha iyi oldu bir de yanaşma derdi olmadı. Sancaktan rahatca aborda olduk. Tekneyi neta ettik, o sırada ana yelken ıskotasını roda edip bedenine sararak kaymaz bağı ile derli toplu bir biçimde bağlamayı gösteriyordum Mehmet Bey’e. Bizi yandan seyreden genç ama denizci olduğu belli olan bir çocuk ilgiyle izledi ve Mehmet Bey’e “abi böyle dersi para versen alamazsın” dedi, biraz şımararak espri ile karışık doğru söylüyor dedim…  :P :P

Evet, başlık neydi? Güreşçiler minderi yelkenciler mandarı öper jübile yaparken demiştik… Ne alaka diyecek olursanız seyir esnasında çekilen bu fotoğrafa atıf yapıyordum.



Nazlı Bahar ile jübilemizi yaptık… Bu defter kapandı artık… Açık konuşayım Bir daha böyle bir tekne düşer mi bilmiyorum…. Ama başka "baharlara" demekten başka çare yok… Oluyor hayatta böyle şeyler... Mehmet'ten geldi, Mehmet'e gitti...

Bu süreçteki destek mesajlarınız psikolojik olarak atlatmamı kolaylaştırdı, hepinize teşekkür ediyorum…


"...parce que je suis heureux en mer et peut-être pour sauver mon ame..." - Bernard Moitessier

Çevrimdışı Mustafa Ertör

  • *
  • İleti: 1211
Ynt: Güreşciler minderi yeklenciler mandarı öper...
« Yanıtla #1 : 12 Eylül 2020, 22:11:40 »
Çok güzel veda olmuş.
BABA TUNCA /YEŞİLKÖY

Çevrimdışı Eyüp Oğan

  • Donatan Temsilcileri
  • *
  • İleti: 733
Ynt: Güreşciler minderi yelkenciler mandarı öper...
« Yanıtla #2 : 12 Eylül 2020, 23:14:50 »
Mehmet bey güle güle, güzel günlerde kullansın..

Doğan hocam, gerçekten çok güzel bir veda olmuş NazlıBahar'a..

Yazının tamamını 2 kere okudum, bende oluşan duygu senin yelken sevdasından kolay kolay kurtulamayacağın yönünde oldu..

Selam ve sevgiler..

Çevrimdışı Ahmet Kabaalioğlu

  • *
  • İleti: 5117
Ynt: Güreşciler minderi yelkenciler mandarı öper...
« Yanıtla #3 : 14 Eylül 2020, 09:21:53 »
Bende yazıyı iki kez okudum, belki bu seyir Nazlı Bahar ile yaptığın en keyifli seyir olmuştur. Küçük aksilikler olabilir , bunlar denize her çıktığımız da oluyor.  Bu mesafeyi uçarak gitmişsiniz neredeyse . Teknenin yeni sahibine de hayırlı olmasını dilerim. Zamanı geldiğinde size de yeni teknenizin hayırlı olmasını dilerim. O zaten zamanını size hatırlatacaktır.
S/Y Bidarka / Fatih / İstanbul


"Son Denk Kayıkçısının Hatırasına"


https://sondenkkayikcisi.blogspot.com/

Çevrimiçi Doğan Erbahar

  • Donatan Temsilcileri
  • *
  • İleti: 723
Ynt: Güreşciler minderi yelkenciler mandarı öper...
« Yanıtla #4 : 15 Eylül 2020, 12:14:26 »
Seyir esnasında anlattıklarımı kayıt altına almak için iki tane video çekmiş bizim ekip, ben farkında değilim o yüzden "doğal ortamımda" görüntülemişler beni...  ;D

Birinci videoda Darıca burnunu geçince rüzgarın başlamasıyla anayelkeni basıyoruz. İkinci videoda da ceovayı açıyoruz ve ben trimi otrurtmadan salak salak gülüyorum niyeyse...  :D

Videolar youtube kanalımda liste dışı olarak yüklü (sadece linki olanlar bakabiliyor) forum için yükledim aşağıya embed ediyorum...


"...parce que je suis heureux en mer et peut-être pour sauver mon ame..." - Bernard Moitessier

Çevrimdışı Mehmet Cömert

  • *
  • İleti: 121
Ynt: Güreşciler minderi yelkenciler mandarı öper...
« Yanıtla #5 : 15 Eylül 2020, 23:20:15 »
alana da satana da hayırlı olsun.
Doğan hocam gelecek te  yeni  teknenizin gönlünüze göre olması dileğimle.