Gönderen Konu: Fiberin Ömrü 30 Yıldır Tezi Çökeli çok mu oldu?  (Okunma sayısı 469 defa)

Çevrimdışı Ahmet Kabaalioğlu

  • *
  • İleti: 5271
Eskiden bu konuyu çok takip etmezdim. Ahşap tekne kullanırken bakımlı ahşabın ölümsüz olduğunu biliyordum. Usülüne uygun yapılan ve hep diri tutulan bir ahşap tekne ölümsüzdür ve bu tez geçerlidir.
 
Şimdi görüyorum ki bakımlı fiberde ölümsüz gibi görünüyor. Şimdiye kadar bir sürü şey yazıldı çizildi , yok yumurta kabuğu gibi kırılırmış, yok osmoz, yok blister yok korozyon yok bilmem ne . Bence bu işte bir terslik var. Çünkü iyi bakımlı fiberler zaten yeni gibi,  ama hiç bakılmayan,  tamamen baltaların eline düşmüş , hiç ilgi görmemiş fiberler bile hala yüzüyor. Bu bana ilginç geliyor.

S/Y Bidarka / Fatih / İstanbul


"Son Denk Kayıkçısının Hatırasına"


https://sondenkkayikcisi.blogspot.com/

Çevrimiçi Mehmet Atay

  • *
  • İleti: 1006
Ynt: Fiberin Ömrü 30 Yıldır Tezi Çökeli çok mu oldu?
« Yanıtla #1 : 13 Kasım 2020, 09:52:16 »
Ne önemi var.
Ömrümüz 90 yıl ortalama olsun. Zaten son 15 yılını sayma. Ben 75 yaş üstü az adam gördüm tekne üstünde.
E tekneyi de en erken (normal şartlarda) 35'imizde alsak, demek ki 40 yıl tekne sahibi olacağız.
Bir kere de en az büyütsek/değiştirsek 20 yıl tekne başına. Değiştirdiğin tekne 20 yaşında olsa, maksimum 40 yaşında bir tekne kullanırsın.
Dediğin gibi 1970 imalatı 50 yaşında fiberler bile aslanlar gibi sahada.

Ömrümüz bize zaten daha yaşlı fiber kullanmamıza imkan tanımaz.
Ahşapçılara da bakma... Kaç taneden kaçı hayatta? Her teknenin ömrü sahibinin ömrüne bağlı. Sahip değiştiğinde eğer şanslı ise kıymet bilen bir, bir dönem daha yaşatır.

Anafikir: bizim ömrümüz tekneden daha önemli; güzel yaşayalım, sağlıklı yaşayalım.



SARIYAZ  Turgut / Marmaris

Çevrimdışı Âli San

  • *
  • İleti: 620
Ynt: Fiberin Ömrü 30 Yıldır Tezi Çökeli çok mu oldu?
« Yanıtla #2 : 13 Kasım 2020, 19:24:08 »
90larin sonu 2000lerin başında bu konuyu tartışan yabancı dergi ve kaynaklarda ABDde 1940larda deneme amaçlı imal edilmiş ilk CTP gövdeli Sahil Güvenlik teknelerinin hizmet dışı kalsalar da, taş gibi ayakta olduklarını okumuştum.
( Bu arada o dönemde dünyada yaşayan en eski tekne Nil nehrinde kullanılan sac bir yük teknesiydi ve neredeyse 200 yaşına yakındi  ?0-? )

Çevrimdışı Deniz Akaltan

  • *
  • İleti: 296
  • Viya böyle!
Ynt: Fiberin Ömrü 30 Yıldır Tezi Çökeli çok mu oldu?
« Yanıtla #3 : 16 Kasım 2020, 16:58:29 »
90larin sonu 2000lerin başında bu konuyu tartışan yabancı dergi ve kaynaklarda ABDde 1940larda deneme amaçlı imal edilmiş ilk CTP gövdeli Sahil Güvenlik teknelerinin hizmet dışı kalsalar da, taş gibi ayakta olduklarını okumuştum.
( Bu arada o dönemde dünyada yaşayan en eski tekne Nil nehrinde kullanılan sac bir yük teknesiydi ve neredeyse 200 yaşına yakındi  ?0-? )

"Ne varsa metalde var" diye mi yorumlamak gerekir Ali Abim?



Yolu denizden geçen herkesle, elbet bir gün, bir yerde buluşuruz!

Çevrimdışı Âli San

  • *
  • İleti: 620
Ynt: Fiberin Ömrü 30 Yıldır Tezi Çökeli çok mu oldu?
« Yanıtla #4 : 16 Kasım 2020, 18:23:46 »
Aman Tanrim...

Denizciğim ne varsa metalde ve J-Klas tekne tasarımında var.
Bu ne inanılmaz bir şeydir ; abide gibi !

Çevrimiçi Doğan Erbahar

  • Donatan Temsilcileri
  • *
  • İleti: 806
Ynt: Fiberin Ömrü 30 Yıldır Tezi Çökeli çok mu oldu?
« Yanıtla #5 : 16 Kasım 2020, 18:48:02 »
Hakikaten çok güzel form
"...parce que je suis heureux en mer et peut-être pour sauver mon ame..." - Bernard Moitessier

Çevrimdışı Ersin Böke

  • *
  • İleti: 266
Ynt: Fiberin Ömrü 30 Yıldır Tezi Çökeli çok mu oldu?
« Yanıtla #6 : 16 Kasım 2020, 21:32:17 »
Fiber, metal, karbon, ahşap aklınıza ne geliyorsa her malzemenin bir ömrü var. Bu ömür seçilmiş olan malzemenin hangi şartlarda kullanıldığı ile ilgili.

Konumuz fiberglas tekneler olduğuna göre bu malzeme türü ile sınırlandıracağız o zaman.

Dediğim gibi malzemenin öncelikle hangi şartlarda ve bu şartlarda ne kadar süre kullanıldığı önemli.

Akkoyunlu , okyanus geçerken kendi yaptığı teknenin nasıl burulduğunu ve buna nasıl dayandığını gururla anlatır.

Sonuçta tekneler zor deniz şartlarına maruz kalıyorlar. Keza Aali 'nin bir sohbette ya da yazdığı bir yazıda bir alıntı var. Ünlü bir tekne tasarımcısından. "Yelkenli tekneler fırtına ile savaşmak , motoryatlar ise fırtınadan kaçmak için tasarlanmışlardır " demiş bu ünlü tasarımcı. Yanlış hatırlamıyorsam Rainke olmalı.

Fiber teknelerde daha üretim aşamasında farkı elyaf ve farklı marka polyester ya da farklı üretim şekilleri mevcut. Bu açıdan bakıldığında her fiber tekne aynı değil.

Bence fiber teknelerde dayanımı belirleyen bizzat malzemenin kendisi değil. Kullanılan laminasyon tekniği.
Bir yazıda Amel 'in 1980 civarı yıllarda ürtilen teknelerinde ciddi ozmos problemi olduğunu okumuştum.

Amel'in kech arma olan bu tekneleri tamamen okyanus geçişlerinde kullanıldı. Merhum Akkoyunlu'nun yazdığı üzere çok ciddi deniz yüklerine maruz kalan Amel 'in yelkenlileri için kötü üretilmişler denilebilir mi?

Keza 4 yıl önce Düsseldorf boat show da ilgilendiğim Halberg Rassy standında satış temsilcisi ben uçuk kaçık sorular somaya başlayınca fabrikada çalışan bir mühendise yönlendirmişti beni. Yetkili salmayı gövdeye bağlayan noktadan itibaren neredeyse boydan boya galvaniz çelik bir omurgadan bahsedip bana resimlerini de göstermişti. 1970 li yıllardan kalma HR 'ilerin hala dipdiri görünümde olmaları bu omurga ve fiber birlikteliğine bağlı olduğunu anlatmıştı.

Oysa bir çok fiber teknede salma gövde bağlantısında böyle bir kafes kullanılmıyor ya da teknenin karinası boyunca ilerlemiyor. Dolayısı ile birçok yüke kabuk kendisi maruz kalıyor. Kabuk (shield ) stress dağılımlarına bakıldığında stres dağılımının geometri ile çok ilgili olduğu bütün mühendislik disiplinlerinde öğretilir.

Fiber tekne açısından bakıldığında stresin tam da köşelerde yani laminasyonun bittiği noktalarda yoğunlaştığı düşünülürse bir laminasyon uygulama olan fiberglasın bu stresten olumlu etkilenmesi mümkün olmaz.

Eski fiber teknelerin kalın olmasını bir sağlamlık belirtisi olarak okuruz satış ilanlarında. "2 cm. kalınlıkta fiber  varmış vebasto için çıkış açarken açamadık" gibi konuşmalar kulağınıza çalınmıştır mutlaka çekek yerlerinde.

Oysa kalınlık,  laminasyon ile üretilmiş olan fiberglas teknelerde zamanla yani yük altında özellikle burulma etkisi düşünüldüğünde iç çeperde ve dış çeperdeki etkisi farklı olacağından her zaman bir avantaj olmayabilir. Kalın ve özellikle yük altında kalmış fiber teknelerde katmanların birbirinden ayrılması ya da gevşemesi olasılık dahilindedir. Sonrasında suda kendi ağırlığınca oluşan basınç ile bu katmanların deniz suyu ile dolması ile ozmos başlar.

Yine fiber ile ilgili sorun, tamiri ile ilgilidir. 1970 li yıllarda üretilmiş olan polyester ile günümüzde üretilmiş olan polyester arasında mutlaka fark olacaktır. Ayrıca yorulmuş malzeme ile yeni malzemenin uyumu için ciddi bir bilgi birikimi ve işçilik gerekeceği gibi lokal bir çalışma değil, belli bir bölgenin ya da tüm karinanın tamamen tamire alınması gerekecektir.

Ozmos tehlikesine karşı  karada uzun süre beklemiş olan tekneler çok kıymetlidir. Tekne denizdeyken basınç ile fiberin içine sızan su , ısının ve ters yönde ağırlık etkisi ile iyice kurur. Sonrasında yapılan tamir çok daha başarılı olmaktadır.

Ayvalık'ta elyafa kadar soyulmuş olan eski fiber bir tekneye sürülen epoksinin nasıl emildiğini görünce hayli şaşırmıştım. Yine de (bu şahsi görüşüm ) tamirin yüzeyden belli bir noktaya ladar işleyeceğini ilerleyen zamanda tamir edilen ve sertleşen dış yüzey ile bir işlem görmemiş iç katmanlar arasında bir olumsuzluk oluşabileceğini düşünüyorum.

Peki bunun süresi nedir? Yine kullanım ile ilgili olduğunu ve maruz kalacağı yükler ile ilgili bir durum.

Anlaşılamayan konu bence bu son derece dayanıklı malzemenin ürtici için avantajlarının , tüketiciye oranla çok daha büyük olduğudur. Başka bir deyişle fiberin üretim sırasındaki avantajları kullanıcı için bir avantaj olmayabilmektedir.

Sahip olduğunuz fiberglass teknelerin polyester ve elyaf maliyetinin satış rakamına oranı öyle düşük ki.  Yani polyesterin ucuzluğu kullanıcıya ucuz ve dayanıklı tekneler olarak dönmüyor. Tam tersine bu firmaların kar marjlarını artırmaları için bu tür malzemeler bulunuyor. Zaten öyle olmasaydı bü malzemelerin de bulunması belkide mümkün olmayacaktı.

Yani bir malzemenin dayanımını üretilme metodu, kullanıldığı zaman içerisinde karşı koymak zorunda olduğu yüklerin miktarı belirliyor.

Lamine teknoloji ile standart üretim yapılmasının mümkün olmadığını da hatırlatalım. Şöyle ki yine mühendislik eğitimi alanların bileceği üzere örneğin çelik ya da alüminyum malzemelerde hatta ve hatta ahşapta üretilmiş olan mamülün bir standardı var. ST 32 çeliği v.b. Bunlar üretilmiş olan malzemenin standardı. Oysa fiber 'de böyle bir standart yok. Ürünün kalitesi kullanılan bileşenlerinin kalitesi ve standardı ile sınırlı.

Yine mühendislik açısından bakıldığında üretilen malzemenin yani fibeglasın bir standardı yok. Yukarıda verdiğim ST 32 çeliği , ST 44 çeliği örneğinde olduğu gibi. Bir standardı olmayan malzemenin de uzun ömürlü olup olmadığı ile ilgili teknik yorum yapmak dolayısı ile mümkün değil.

Bir açıdan da fiber tam da son elli yıllık dünya düzeninin bir ürünü. Üreticinin maliyetlerini düşüren ve kar marjını arttıran, İlerleyen dönemlerde tamir edilmesi farklı malzemeler ile kıyaslandığında hayli  zor dolayısı ile yenisi ile değiştirilmesi gereken bir malzeme. sistem de bunu istiyor zaten.

Çevrimdışı Âli San

  • *
  • İleti: 620
Ynt: Fiberin Ömrü 30 Yıldır Tezi Çökeli çok mu oldu?
« Yanıtla #7 : 17 Kasım 2020, 00:01:10 »
Böke doğru hatırlıyorsun ; yelkenli tekneler firtinayla boğuşacak, motoryatlar fırtınanın önünden kaçabilecek şekilde tasarlanmalıdır sözü Kurt Reinke'nindi.
Yachtbau kitabında da ahşap, metal, CTP ve beton gövdeli tekneleri anlatırken yaptığı başka bir saptama vardir :

" Bir tekne modeli onlarca veya yüzlerce değil otomobiller gibi onbinlerce satılabilseydi tüm tekneler metal olurdu..."

Bunu da bu büyüklükte satış rakamlarınin ( aynen otomobillerde olduğu gibi ) rahat rahat metal kalıp maliyetlerini karşılayabileceği , bu durumda da kimsenin hem pahalı hem de el emeği gerektiren, üretimi yavaş  fiberglasla uğraşmayacağını söyleyerek izah etmişti.

Anadolun imalinin üretim sayılarının fiberglas üretimiyle baş edilemeyecek boyutlara çıkması nedeniyle durdurulduğunu yerine Forddan alınan kalıplarla Taunus imalatina girişildiğini hatırlarsak bu varsayimin doğru olduğu görülür.

Talep marangozlukla karşilanamadığindan teknecilik ahşaptan plastiğe döndü. Denizi olan ülkelerde her yüz veya bin kişiden biri yerine mesela her on kişıden biri tekne sahibi olmak isterse, o zaman da fiber teknelerin sonu gelecektir muhtemelen.

Çevrimdışı Ersin Böke

  • *
  • İleti: 266
Ynt: Fiberin Ömrü 30 Yıldır Tezi Çökeli çok mu oldu?
« Yanıtla #8 : 17 Kasım 2020, 03:43:17 »
"Talep marangozlukla karşılanamadığından " işte bu cümle çok yerinde. Talebin karşılanamamasının iki nedeni var. Birincisi fiyat ikincisi ise imalat süresi. Ahşap malzeme kullanıldığında sonuç kullanıcı lehine. Fiber teknede ise sonuç üretici lehine.

Oysa metal malzeme hem üreticinin seri üretimine yanıt veriyor hem de sonrasında tüketicinin ihtiyaçlarına da yanıt veriyor.

Bence sorun sadece talep ile ilgili değil. Arabaların farklı ihtiyaçlara evrilmeleri için tüm tasarımı değiştirmek gerekmiyor. Geçenlerde bir arkadaşım bir kamyonet aldı ve bir ay içerisinde arka kısmına muhteşem bir karavan yerleştirdiler. Toplandığı zaman gayet şık bir binek arabası görünümünde.

Keza hava şartlarına göre lastik değiştiriveriyorsunuz. Uzun yol yapmak için başka araba , şehir içi için başka araba gerekmiyor. Yani araba daha rahat şartlara uydurulabiliyor bence.

Yine bir diğer ilginç araç ise motorsiklet. Her ne kadar İtalya seviyelerinde değilse de Alanya 'da motorsiklet ya da hafif motorsiklet kullanımı muhtemelen toplam araba sayısının beşte biri kadar.

Tekrar teknelere dönmek gerekir ise Wharram katamaranı su kontrasından yapmak yerine alüminyumdan yaptırmak isterdim mesela. İmalat süresini çok ciddi şekilde kısaltacağı kesin. Waterworld filimindeki şu sahne hangi yelkencinin hoşuna gitmez?