Gönderen Konu: Büyük Türk denizcisi Tekeş Bey  (Okunma sayısı 1383 defa)

Çevrimdışı Mücahit Karabaş

  • Donatan Temsilcileri
  • *
  • İleti: 989
Ynt: Büyük Türk denizcisi Tekeş Bey
« Yanıtla #30 : 19 Nisan 2020, 23:41:14 »
Başlığı görünce  tek eşli son Türk denizcisi sandım. " Vay be neredeyse bin yıl olacak" dedim. Neyse ki yanlış anlamışım. :)

Çetin Hocam kaleminiz dert görmesin.  Merakla  takip ediyorum.

Çevrimdışı Çetin Kent

  • *
  • İleti: 245
Ynt: Büyük Türk denizcisi Tekeş Bey
« Yanıtla #31 : 08 Haziran 2020, 15:44:34 »
Gelelim şu isim meselesine. Özetle şu prenses hatunun yazdığı kitapta Çaka’nın ismi Grekçe Τζαχάς olarak yazıldığı için, durum tamamen “bir prenses kuyuya taş atmış kırk alim çıkaramamış” haline dönmüş. Akdes hocanın bu ismin Çaka olarak okunması gerektiğine dair detaylı analizini yukarıda paylaşmıştık. Şimdi gelelim karşıt görüşlere.

Kitabın elimdeki 3. baskısında Akdes hocaya gelen bir mektup var. İlk baskıyı okuyan bir general, Akdes hocaya mektup yazmış ve kendine göre çeşitli kanıtlarla ismin Çaka değil de Çağa olması gerektiğini söylemiş. Akdes hoca saygı duymakla beraber, yani “belki sonradan Çağa olmuştur” filan da diyerek, gene de Çaka isminde ısrar etmiş.

Fakat esas karşı duruş çok sağlam geliyor, hazır mısınız? Çaka teorisini sahiden de sağlam kanıt ve teorilerle “çürüten” bir başka profesöre sözü vereceğim.

Yaşayıp gidiyoruz.

Çevrimdışı Çetin Kent

  • *
  • İleti: 245
Ynt: Büyük Türk denizcisi Tekeş Bey
« Yanıtla #32 : 08 Haziran 2020, 20:46:59 »
Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu

Kafesoğlu da ülkemizin yetiştirdiği büyük isimlerden. Ne yazık ki kendisini 1984 yılında kaybettik. Biraz hakkında bilgi verelim: 1914 doğumlu. Babasının şehit olması sebebiyle dedesi tarafından büyütülüyor. Ankara Dil Tarih Coğrafya mezunu. Doktora için Budapeşte’ye gidiyor fakat 2. Dünya savaşı zamanları olduğundan verimli bir eğitim göremeden, Rusların şehri işgali sonrası kaçarak ülkemize geri dönüyor. Sene 1945. Çeşitli üniversitelerde önemli görevler alıyor. Akademik başarıları yanında sosyal hayatta, sivil toplum kuruluşları ve çeşitli devlet kurumlarında da çok aktif görevler alan Kafesoğlu’nun, Selçuklu tarihi ve İslamiyet öncesi Türk kültür tarihi üzerine de önemli çalışmaları var.

İbrahim Kafesoğlu bir makalesinde Çaka ismi konusunda hafiften Akdes Kurat hocaya muhalif bir tavır sergilemiş. Önce demiş ki:

“Çaka telaffuzu, konu hakkında ilk geniş bilgi veren, ana kaynak durumundaki, Alexiad'da adın Τζαχάς (Çakhas = Çakas) şeklinde yazılmış olmasına dayanmaktadır. Buradaki malumatı dikkatlice küçük kitabına aktaran merhum Prof. A.N. Kurat'ın bunu “Çaka” kabul ederek eserini de “Çaka Bey” diye adlandırması, özellikle memleketimizde Çaka şeklinin yaygınlaşmasına yol açmıştır denebilir.”

İşler karışacak birazdan, siper alın. Kafesoğlu hocamız ne olursa olsun diyor, şüphelerim dağılmadı diyor. Teorisi de şöyle:

“ Çünkü, 11. yüzyıl Türkçesinde böyle bir adın kullanıldığına dair herhangi bir belge olmadığı gibi, o zamana kadarki yazılı Türk vesikalarında da, hatta Türkçe çak- fiil kökünden -a eki ile meydana gelen bir kelime bulunmuyor. Türkçede fiilden yapılmış şahıs adları fiil kökü + an şeklinde türetilmektedir. Mesela hem de İzmir beyi ile çağdaş olup, tarihi eserlerde zikredilen bazı mühim şahısların adları +a ile değil, hep +an iledir: Sultan Melikşah devrinin ünlü kumandanı Bozan, 1. Haçlı seferinde Antakya'nın müdafii Yağı-siyan, Danişmendli bey'i Yağı-basan ... gibi. Bunlara göre lzmir bey'inin Çakan. diye anılmış olması lazım gelmektedir.”

Evet, bir yerlere geldik. Kafesoğlu hocamız duruma ilk yaklaşımını ortaya koydu. Birazdan müthiş şekilde detaya da girecek. Bize de kahvelerimizi koyup iki müthiş akademisyenin bilimsel tartışmasını izlemek düşüyor.
Yaşayıp gidiyoruz.

Çevrimdışı Hüseyin Tayfun Durmaz

  • *
  • İleti: 328
  • YAZDIKLARIMA O KADAR ÖNEM VERMEYİN.İHTİYAR İŞTE !!
Ynt: Büyük Türk denizcisi Tekeş Bey
« Yanıtla #33 : 10 Haziran 2020, 09:46:40 »
Bu güzel bilgiler için teşekkür ederim.
Yaklaşık 20 sene kadar önce İzmir Gümrük meydanına Emir Çaka bey ismi verildi ve meydanın ortasına Çaka beyin bir büstü ve kitabesi kondu.Daha sonra Gümrük meydanı trafik düzenlemesi yapıldı, bir sabah Çaka beyin Büstü yok oldu.
Bir kaç sene sonra bu büstün Emir Çaka özel lisesi bahçesinde olduğu gazeteciler tarafından iddia edildi.Konuda unutuldu,büst de unutuldu hatta meydanın adı hala "Emir Çaka" olmasına rağmen pratikte hala Gümrük meydanı ismi kullanılmaktadır.
Benden de ufak güncel detay bu kadar. 

Çevrimdışı Burak Doneray

  • *
  • İleti: 1939
Ynt: Büyük Türk denizcisi Tekeş Bey
« Yanıtla #34 : 18 Haziran 2020, 23:31:59 »
Çetin abi devamını bekliyoruz .

Çevrimdışı Çetin Kent

  • *
  • İleti: 245
Ynt: Büyük Türk denizcisi Tekeş Bey
« Yanıtla #35 : 13 Ekim 2020, 16:32:27 »
Devam edelim. Bir kaç ay denizde olunca çok boşladık :)

Bu ünlü komutanın ismi konusunda şimdiye kadar ileri sürülen üç ihtimal var diyor Kafesoğlu. Çaka, Çakan ve Çağa. Yukarıdaki kısa girişten anladığımız üzere Kafesoğlu “Çakan” isminin doğru olduğunu savunanlardan. “Çağa” isminin de neden “olamayacağına dair” teorisi şöyle:

“Adın aslında “Çağa” tarzında söylenmiş olabileceği ihtimaline gelince, Çağa kelimesinin halen Doğu Anadolu'nun bazı yerlerinde “küçük, yavru, çocuk” manalarında kullanılmasına, Yeni-çağa (Bolu ilinde, Ankara-Istanbul yolu üzerinde) gibi bazı yer adlarının görülmesine ve hatta İzmir beyliği tarihinin ilk araştırıcısı A.N. Kurat tarafından: “Adın Çağa olması mümkündür... Çaka veya daha sonraki şekli ile Çağa olduğu kabul edilebilir” denilmesine rağmen, bahis konusu Türk beyinin adı olarak bunun Çağa telaffuzu hemen hemen imkansızdır. Zira, önce, kelimenin 2. hecesindeki konsanant “ğ” değil, “k” dır. Bu husus A.N. Kurat'ın da belirttiği üzere, bizzat A. Komnena nın eserindeki örneklerle tesbit edilebilmektedir”

“İkincisi “küçük, yavru, çocuk” manalarını taşıyan çağa kelimesinin Moğol menşeili olduğu ve Türkçede mevcut değil iken, Moğol istilasından sonra, yani 13. yüzyıl ortalarından itibaren dilimizde yer aldığı anlaşılıyor. Adın Çağa olması halinde, ya daha o devirde Türkçenin Moğolca  tesiri altına girdiğini, yahut İzmir bey'inin Moğol soyundan geldiğini kabul etmek gerekir ki, her iki düşünce de ihtimal dışı sayılmalıdır. Çünkü 11. yüzyıl sonlarında Türkçede Moğolca kelimeler henüz görülmemekte (nitekim çağa kelimesi de yoktur) ve üstelik İzmir bey'inin Çavuldur boyuna mensup bir Oğuz Türkü olduğu Danişmend-name’deki Bizans kaynağı ile tutarlı kayıttan da meydana çıkmaktadır.”

Kafesoğlu sahiden de sağlam delillerle ve teorilerle dalıyor ve son sözü söylüyor: “Demek ki, adın gerçek söylenişi Çakan olacaktır”

Diyeceksiniz ki e hocam madem gerçek isim Çakan, bu Bizanslı prenses neden Çakas demiş? Hocamız o soruya da şöyle cevap veriyor:

“Mesele Grek tarihçilerinin bazı yabancı isimleri grekçeleştirmek eğilimleri ile ilgilidir. Grekçede kelimenin nominatif halinde iken “s” ile nihayetlendiği, akuzatif durumunda ise sonuna bir “n” aldığı bilinir. Ortaçağ Grek yazarları, kendi dillerinde, akuzatif hali olduğu hissini veren yabancı isimlerin bu “n” sini kaldırarak yerine çok kere -onu normal nominatif şekle döndürmek üzere- “s” koymak itiyadında idiler. Bizans kaynaklarında bunun bilhassa Türk adları bakımından örnekleri çoktur: Kugkhas - kün-khas (Kün - han ) ", Arsılas (Arslan )", Zaltas" - Zoltas (Sultan) " , Solumas (Süleyman ) , hatta Kur'an kelimesi: Khoras. Böylece, Çakan adını eserinde Çakas şeklinde yazan A. Komnena, çağdaş olan, Anadolu fatihi, Selçuklu Süleyman Şah'ın adını da daima (8 yerde) Solumas (Σολμνασ) olarak kaydetmiştir.”

Yani hocamız diyor ki, bu Yunan tarihçileri bir ismin sonunda “n” harfi varsa, o isim Yunancadaki ismin -i haline benzemesin diye, o ismi yalın hale getirmek için sondaki “n” yi “s”ile değiştiriyorlar diyor. “Çakas” diyorlarsa o ismin aslı “Çakan”dır diyor, Çaka değildir diyor.

Yani Bizans kaynaklarında Çetis diye bir dergi yazarından bahsediyorlarsa o ismin orijinali Çetindir diyor. Siz gidip de “Egenin ilk büyük dergi yazarımsısı Çeti bey demeyin” diyor. Gülmeyin, mantık bu, yakınımızdan örnek diye verdim! Bak hala arka sıralarda gülenler var! Size bilimsel örnek de verilmiyor!

(Devam edecek)


Yaşayıp gidiyoruz.

Çevrimdışı Çetin Kent

  • *
  • İleti: 245
Ynt: Büyük Türk denizcisi Tekeş Bey
« Yanıtla #36 : 14 Ekim 2020, 18:12:52 »
Sözün özü:

Ne yalan söyleyeyim İbrahim Kafesoğlu’nun teorisi benim aklıma daha bir yattı. Yazımıza çıkış noktası olan Akdes Nimet Kurat’ın Çaka Bey kitabının yayınlanması ve birden bu ismin benimsenmesi sanki fazla acele olmuş gibi. Fakat öyle bir oturmuş ki artık, sanırım bu saatten sonra Çaka Bey adı hep Çaka Bey olarak kalacak, Çakan ismi kullanılmayacak.

İlginç bir konu daha var. Adı geçen kitap yayınlanmadan önce Türklükle ilgili araştırmalar yapan Macar Profesör László Rásonyi, 1927, 1928 yıllarında Türk isimleriyle ilgili çalışma yapmış ve orada hep Çakan olarak bahsetmiş bu isimden. Hatta Akdes Hoca da 1933’deki bir makalesinde Çakan ismini kullanmış fakat aynı Akdes Hoca sonraları Çaka ismine dönünce ve kitabı yayınlayınca öyle bir oturmuş ki bu isim, Macar profesör 1971’deki kitabında Çaka ve Çakan isimlerini yan yana kullanmak zorunda hissetmiş kendini. Kafesoğlu bu durum için diyor ki: “Bu, herhalde kitabının “Çaka” şekline alışık Türk okurlara hitap etmesinin sonucu olmalıdır.”

Vay vay vay. Bilimsel, ince ve nazikçe konuya girdikten sonra, Kafesoğlu birazdan sağlam bir eleştiri yapacak sanırım.

“Görüldüğü üzere bu ünlü İzmir bey'i hakkında ilk defa yazılıp neşr edilen ve tabiatiyle Türk hamasi duygusunu okşayan küçük kitapta adın hatalı biçimde tanıtılması yanlışlığın yayılmasına yol açmış ve artık Türkçe Çakan adı yerine, herhalde Türkçe olmayan öteki isim yerleşmeğe başlamıştır. Hatta halk tarafından da yadırganmadan söylenir hale gelen Çaka şeklindeki ad, askeri törenlerde bile tekrarlanır olmuştur. Bize göre isabetli davranış, bu şanlı Türk denizcisinin adının tashih edilerek doğru şeklini kullanma imkanlarını sağlamak olsa gerektir. Bizim maksadımız, Türk tarih ve kültürü ile ilgili bir gerçeğin belgeler ışığında belirtilmesinden ibarettir.”

Kısa yazı dizimizin böylece sonuna geldik. Zaman ayırıp okuyan tüm dostlara teşekkürlerimle.
Yaşayıp gidiyoruz.