Gönderen Konu: Rhodopis hanım  (Okunma sayısı 688 defa)

Çevrimdışı Çetin Kent

  • *
  • İleti: 229
Rhodopis hanım
« : 12 Aralık 2019, 12:59:46 »
Antik Yunanda, Samos’la ilgili yakası açılmadık dedikodular!

Sonunda olacağı buydu. Sadece Samos’u değil, hangi konuyu bu kadar didik didik edersen mutlaka ortaya kirli çamaşırlar dökülür ve öyle de oldu. Dedikodu büyük. Gıybetin dibine vuracağız, toplanın, çayları alın gelin. On sekiz yaş altı çocukları da sayfadan uzaklaştırın, mevzu biraz yetişkin işi.



Rhodopis hanım

Dedikodunun kaynağı bizim çenesi düşük Herodot. İkinci kitabının, ki Mısır’la ilgilidir, 134 ve 135 numaralı paragraflarında “benden duymuş olma güzel abem” kıvamında anlatmış da anlatmış. Piramitlerden ve yaptıranlardan bahsederken, söylentilere göre, diyor, bilmem ne piramidini Rhodopis isminde bir “hatun” yaptırmış diyor. Gerçi ben buna ihtimal vermedim diyor. “Nerde o kadında öyle piramit yaptıracak para” diyor. Ba, ba, bak, üç bin senelik gıybete bak! Sakalından da utanmıyor yaşlı moruk! “Rhodopis denen ....... “ demez mi bir de! Behey terbiyesiz, behey dedikoducu, behey ahlaksız Herodot! Bir kadına o isimle hitap edilir mi!

Şaka bir yana adı geçen antik metinde, o nokta nokta olan yerde, Herodot kadın için hetairis ya da hetaira gibi bir sıfat kullanıyor. Şimdiki Yunancası şirket anlamına filan gelse de antik Yunancada bu kelime fahişe demek. Kitabın İngilizce çevirilerinde “courtesan” kelimesi kullanılmış, elimdeki Türkçe çevirisinde ise bizimkiler biraz daha kibar davranıp “yosma” demişler.

Şimdi diyeceksiniz ki Samos adasıyla, bu Rhodopis denen, “afedersiniz”, hetairanın ne alakası var! Bi kere kibar olun! Hetaira, tamam o anlama gelse de sıradan bir meslek grubu değil, taaaam mı! Sıradan olanlara Yunancada “porni” diyorlarmış. Porni! Yaşı kırk üzeri olup, Almancayı VHS kasetlerdeki kültür programlarından öğrenenlere selam olsun. Porni ile hetaira farkı şu ki, hetaira daha çok “geyşa” tarzı hizmet veren sektör çalışanıymış. Akıllı, kültürlü, oturup uzun uzun sohbet edilebilen, bilgili ve elbette ki sanatını da icra eden hanımlara diyorlar hetaira diye. Rhodopis hanım da Mısır’ın o zamanlar en bilinen, en çok kazanan ve vergi veren hetairası. Nereden mi gelmiş Mısıra? Evet, tahmin doğru, Samos’tan!

Rohodopis aslında Samos’lu bir adamın kölesiymiş. İadmon adında zengin bir Samos’lunun. Bir kölesi daha var bu adamın, onu da tanıyorsunuz aslında. Yeri gelince ondan da bahsedeceğim. Rhodopis hanımı Samos’tan Mısır’a, yine Samos’lu Xanthos diye bir adam getirmiş. Kitabın Türkçe çevirisinde Mısır’a getirilme sebebini çok komik ifade etmişler. “Sanatını icra etsin diye” Çok kibar bir çeviri. Neyse. Şu durumda onu alıp getiren Xanthos isimli adamdan da üç bin sene sonra “hetaira pazarlamacısı” olarak bahsetmek zorunda kalıyorum, kendisinden özür dileyerek. Adamdaki şanssızlığa bak. Herodot’un yüzünden adamcağızın mesleği sonsuza kadar nasıl anılacak!

Neyse efendim, çaydan bir yudum alıp devam edelim, (ne dedikodu dönüyor arkadaş!) gel zaman git zaman Rhodopis hanım “sanatını icra eder iken” çok yüklü bir paraya azat edilmiş. Bir adam gelmiş parayı bastırmış, kadını özgürlüğüne kavuşturmuş. Gelen adam Ege’li biri, bugünkü Midilli adasından gelen Kharaxos. Baştan şey sandım, hani Kharaxos geldi, “çekip çıkaracam seni bu hayattan huleyn, tövbe edeceksin, evinin kadını, çocuklarının anası olacaksın” gibilerden ödedi ücretini, azat etti kadını. Zeus katında sevabı vardır diye düşünmüştür filan. Fakat öyle olmamış, ilginç bir durum var, adam kadını özgürlüğüne kavuşturup onu Mısır’da bırakıp Midilli adasına dönmüş. Herodot diyor ki, Kharaxos geri dönünce Midilli’deki kızkardeşi ona çok kızmış, niye Rhodopis’i buraya getirmedin diye! Kızkardeşe ne oluyor ki dedim baştan, ona ne yani. Fakat sonradan Herodot kızkardeşin adını vermiş ve taşlar birden yerine oturdu. Kızkardeş meşhur bir şair. Antik yunanın ve tarihin ilk kadın şairlerinden Midilli adasında yaşayan Sappho! Bizim Midilli diye isimlendirdiğimiz adanın o zamanlarki (ve şimdi de) adı Lesvos, malumunuz. Tarihte de Şair Sappho kadınlara ilgi duymasıyla anlatılır. Belki doğru belki yanlış, antik dedikodular işte. Ah Herodot, çok kişiyi yaktın çooook! İnceden inceden nasıl imalı, muğlak ve aslında suçlayıcı laflar ediyor insanlar hakkında. Sorsan yemin eder “sizin içiniz kötü, ben direkt bir suçlama yapmadım” der. Bakarsan doğru. Bu Herodot’un yatacak yeri yok.



Heredot Rhodopis’ten bahsederken hızını alamayıp “en bir numaralı hetaira buydu” gibilerden ifadeler kullanıyor. “Mısır ve yunan dünyasında adını bilmeyen yoktu” diyor, “ardından gelen bir meşhur Yunanlı hetaira daha vardı, onun da ismi Arkhidike idi” diyor. Kendini kaptırıp döküldükçe dökülen, andropozu çenesine vurmuş, ihtiyar, bunak bir tarihçi oldu benim gözümde bu Herodot. Muhtemelen çulsuz, yaşlı ve titrek bir yazar parçası filan diye hetairalar ya da porniler buna “ilgi göstermedi” bu da aklınca basılı yayınla intikam alıyor manyak. Eli de kuvvetli herifin, üç bin senelik kitabı var, kimse kendini savunacak durumda değil. Vay arkadaş!

Herodot, bu Rhodopis’in piramit yaptıracağına inanmamakla beraber, kadının Delfi tapınağına hayır için et şişi bağışladığını yazıyor. Antik zamanın “hetairası” bile değişik. Servetinin onda birini bu şişlere harcamış ve tapınağa bağışlamış. Okul yaptıraydın bari de, işe yarayaydı. Herodot o şişleri gördüm diyor, sunakta duruyordu diyor. Üç bin senelik kadim bir kitapta porniler, hetairalar, çöp şişler havada uçuşuyor, derdi de bize düşüyor canına yandığımın.

Külkedisi Sindirella! Yoksa sen de mi ... ? Yok artık!

Herodotun kitabından da dedikodularından da sıkıldık, bir başka antik kitaba geçelim deseniz de bu Rhodopis denen hetairadan kurtulamıyorsunuz! Kadın kaç gönlü yaktıysa antik çağın resmen “femme fatale” i olmuş. Strabon’un meşhur coğrafya kitabında bile adı geçiyor. Strabon, Herodot’a göre daha renkli bir hikaye anlatıyor ama. Anlaşılan o ki bu kadın çok ocak söndürmüş çok yuva yıkmış. Çay bardaklarını tazeleyin, Strabon neler anlatmış bir bakalım. Ha aklıma gelmişken, Strabonun meşhur coğrafya kitabının dilimize çevrilen kısmı 12,13 ve 14. bölümler. Anadoluyu ilgilendiriyor diye sadece bu kısımlar çevrilmiş. Ama anlattığımız tadından yenmeyen konu 17. bölümde. Bir gün bu eserin tamamının dilimize çevirisini görmek dileğiyle. Neyse ki internet var ve tüm metinleri biraz araştırmayla hem Yunancasından hem İngilizcesinden bulmak mümkün.



Strabon kitabında bir piramitten bahsediyor. İsmi “hetairanın mezarıymış” Bingo. Bulduk Rhodopis’i! Diyor ki, Rhodopis bir gün yıkanırken, çıkardığı sandaletlerinden birini kartalın teki almış kaçırmış. Kartal taa Memphise yani firavunun yaşadığı baş şehre kadar uçmuş ve sıkı durun firavunun kucağına atmış. Firavun da bu sandaletin şeklini şemalini pek sevmiş, bunda bir iş var deyip, ülkenin dört bir yanına adamlarını yollamış. Ne için? Çaylarınızdan bir yudum alın. Sandalet hangi kızın ayağına uyarsa bulun diye! Sandalet ayağına uyan Rhodopis’i bulmuşlar, getirmişler ve firavun kadınla evlenmiş?!?!?!?!

Çaydan bir yudum daha alıp acı acı düşünelim. Ah o masum, güzeller güzeli, çocukluğumuzda bize masalı anlatılan, Sindirella’cık ... Ah o kızcağız... meğer ... antik çağın... hetairası mıymış???? Dünyanın çivisi çıkmış muhterem! Kimseye güvenmeyeceksin!



Şaka bir yana, antik çağlardan gelen bu hikaye dünya kültüründe değişik şekillerde de olsa, gördüğünüz gibi, hala yaşıyor. Son bir bomba; Rhodopis’in firavun Amasis’in zamanında yaşadığını söylüyorlar. Hatırladınız mı Amasis’i? Onun Samos’lu kankası Polikrates’i? Gene bu çakalların  zamanına denk geliyor bu tiyatrolar. Elimizi nereye atsak bu azgın teke sendromlu “antik kuntik” karakterler çıkıyor.

Kadın yaşlanıp ölünce o “hetairanın mezarı” dedikleri yere gömülmüş. Yalnız mezarının başına gelip Zeus’a ya da dönemin Mısır tanrısına (hangisiyse artık, Anubis mi olur, Ra mı olur, İsis mi olur) kadıncağız için dua edeceksin, fakat nasıl konsantre olacaksın? Firavun karısı olmuşsun, paranın, asaletin dibine vurmuşsun ölünce mezarına verdikleri isme bak. Tam rezillik.

Ege bir alem, Akdeniz bir alem. Bu kadim topraklar, bu kadim deniz, hikayelerin, masalların kaynağı. Her yer rengarenk bir kültür sergisi. Nasıl bir zenginliğin yakınlarında hatta içindeyiz ve ne kadar da şanslıyız.
Yaşayıp gidiyoruz.

Çevrimdışı Bülent Büyükdağ

  • *
  • İleti: 4097
Ynt: Rhodopis hanım
« Yanıtla #1 : 12 Aralık 2019, 13:10:08 »
Çok güzel.
Saatin fazla tiz tıkırtısında,ışık yıllarının ömür süremizle alay eden sesini de işitiriz.

Çevrimdışı Mehmet Atay

  • *
  • İleti: 927
Ynt: Rhodopis hanım
« Yanıtla #2 : 12 Aralık 2019, 13:22:04 »
Çeto, muhteşemsin.  :)xx :)xx :)xx :)xx
Kitap isteriz bu konularda.
Basma ile uğraşma e-kitap yeter.
SARIYAZ  Turgut / Marmaris

Çevrimdışı Çetin Kent

  • *
  • İleti: 229
Ynt: Rhodopis hanım
« Yanıtla #3 : 12 Aralık 2019, 13:31:02 »
Bülent hocam teşekkürler.

Matayım, Şubata yetiştirebilirsem belki olacak. Hayırlısı. Tekne fuarında görüşme vesilesi de olur.
Yaşayıp gidiyoruz.

Çevrimdışı Mehmet Erem

  • Donatan Temsilcileri
  • *
  • İleti: 223
Ynt: Rhodopis hanım
« Yanıtla #4 : 12 Aralık 2019, 13:33:05 »
Çok güzell... )))
Kalmine sağlık.
Kitap konusu da ayrıca sevindirici

Çevrimdışı Hüseyin Tayfun Durmaz

  • *
  • İleti: 327
  • YAZDIKLARIMA O KADAR ÖNEM VERMEYİN.İHTİYAR İŞTE !!
Ynt: Rhodopis hanım
« Yanıtla #5 : 12 Aralık 2019, 13:37:30 »
Herodot nereli ? Bodrumlu.Bodrumun neyi meşhur?

Çevrimdışı Çetin Kent

  • *
  • İleti: 229
Ynt: Rhodopis hanım
« Yanıtla #6 : 12 Aralık 2019, 13:38:45 »
Meremim sağolasın.

Yeri gelmişken yeni yönetime ve sana başarılı ve hayırlı bir dönem dilerim.
Yaşayıp gidiyoruz.

Çevrimdışı Eyüp Oğan

  • Donatan Temsilcileri
  • *
  • İleti: 699
Ynt: Rhodopis hanım
« Yanıtla #7 : 12 Aralık 2019, 13:40:22 »
Çetin, senin kaleminden okumak çok keyifli..

Girit'e de bir uğra, çok yazacağın mevzu var.. Hatta senden esinlenip bir giriş yaptım, gerisini sen tamamlarsın..

Çevrimdışı Çetin Kent

  • *
  • İleti: 229
Ynt: Rhodopis hanım
« Yanıtla #8 : 12 Aralık 2019, 13:53:21 »
Eyüp abi Kandiye ve çevresini hatmetmiştim seneler önce. İnşallah tekrar giderim.

https://www.facebook.com/pg/BirEgeMacerasi/photos/?ref=page_internal

Yazı kısımları da Bir Ege Macerası'nda idi.

Yaşayıp gidiyoruz.

Çevrimdışı Mehmet Atay

  • *
  • İleti: 927
Ynt: Rhodopis hanım
« Yanıtla #9 : 12 Aralık 2019, 13:58:07 »
Bazı kitaplar tekrar okumalık...
Seninkiler de onlardan.
SARIYAZ  Turgut / Marmaris

Çevrimdışı Bülent Büyükdağ

  • *
  • İleti: 4097
Ynt: Rhodopis hanım
« Yanıtla #10 : 12 Aralık 2019, 14:06:55 »
Bülent hocam teşekkürler.

Matayım, Şubata yetiştirebilirsem belki olacak. Hayırlısı. Tekne fuarında görüşme vesilesi de olur.

Özellikle gelirim, rakınızı da içerim.
Saatin fazla tiz tıkırtısında,ışık yıllarının ömür süremizle alay eden sesini de işitiriz.

Çevrimdışı Bülent Büyükdağ

  • *
  • İleti: 4097
Ynt: Rhodopis hanım
« Yanıtla #11 : 12 Aralık 2019, 14:08:14 »
Eyüp abi Kandiye ve çevresini hatmetmiştim seneler önce. İnşallah tekrar giderim.

https://www.facebook.com/pg/BirEgeMacerasi/photos/?ref=page_internal

Yazı kısımları da Bir Ege Macerası'nda idi.
Okumuş, eleştiri yazısı da yazmıştım forumda.
Kim bulur ki?
Saatin fazla tiz tıkırtısında,ışık yıllarının ömür süremizle alay eden sesini de işitiriz.

Çevrimdışı Çetin Kent

  • *
  • İleti: 229
Ynt: Rhodopis hanım
« Yanıtla #12 : 12 Aralık 2019, 14:09:52 »
Enfes olur. Ahmet Kabaalioğlu ile de 2-3 sene önce fuarda tanışmıştık. :)

Selamlar
Yaşayıp gidiyoruz.

Çevrimdışı Bülent Büyükdağ

  • *
  • İleti: 4097
Ynt: Rhodopis hanım
« Yanıtla #13 : 12 Aralık 2019, 14:11:44 »
Enfes olur. Ahmet Kabaalioğlu ile de 2-3 sene önce fuarda tanışmıştık. :)

Selamlar

Mutlu olurum;

Şuradaydı Eyüp abi: https://heyamolahey.com/?topic=1694.0
Saatin fazla tiz tıkırtısında,ışık yıllarının ömür süremizle alay eden sesini de işitiriz.

Çevrimdışı Mücahit Karabaş

  • Donatan Temsilcileri
  • *
  • İleti: 955
Ynt: Rhodopis hanım
« Yanıtla #14 : 12 Aralık 2019, 22:34:50 »
Çetin Hocam daha dün akşam Stefan Bogoridis ve Bulgar Kilisesini düşünüp oraya bir elinize sağlık yazamadım diye düşünüyordum. Bugün Rhodopis Hanımın hikayesini görünce bir çırpıda okudum. Yine döktürmüşsünüz. Sizin de yazdığınız gibi bütün mitler ve masallar birbirlerinden etkilenmişler. Tarih boyunca da en sağlam dedikoducular hep biz erkekler olmuşuz galiba :)

Yeni kitabınızı merakla bekliyoruz. Bu arada fuar zamanı rakılı bir  organizasyon yapmak şart oldu. Pek çok dost reis İstanbul'da olacak.