Gönderen Konu: DENİZLERİMİZDE BULUNAN BALIKLAR  (Okunma sayısı 32092 defa)

Recep Ertürk

  • Ziyaretçi
Ynt: DENİZLERİMİZDE BULUNAN BALIKLAR
« Yanıtla #195 : 05 Mayıs 2018, 18:18:30 »

 ;D ;D ;D ;D ;D ;D


Bir baracudanın Türklere saldırdığı bu zamana kadar görülmemiş, duyulmamıştır..

Bundan sonra da saldırmaya cesaret edemeyeceği değerlendirilmektedir..

 ;D ;D ;D ;D ;D ;D ;D



Çevrimdışı Alper Dora

  • *
  • İleti: 103
Ynt: DENİZLERİMİZDE BULUNAN BALIKLAR
« Yanıtla #196 : 03 Temmuz 2018, 11:03:28 »
Bizim sularımızdaki Turna Baracuda nın bir cinsi ancak onun kadar saldırgan değil. Kızıldenizdeki baracudalar ciddi olarak saldırgan. Ciddede bir dalışta benim buddy nin dalış tüp vanasına saldırmıştı yüzeyden 1-2 metre aşağıda.
IN BOOST WE TRUST

Çevrimiçi Çetin Güner

  • *
  • İleti: 72
Ynt: DENİZLERİMİZDE BULUNAN BALIKLAR
« Yanıtla #197 : 03 Temmuz 2018, 19:46:51 »
Duyduğum, okuduğum parlak nesneleri balık zannedip saldırabildiği ama bir kez Ras Muhammed'de çok büyük bir sürünün içerisinde kalmama rağmen anlaşılacağı üzere üzerimdeki ekipman yeterince parlamamış olmalı ki saldırmamışlardı  :D

Çevrimiçi Ahmet Kabaalioğlu

  • *
  • İleti: 4693
Ynt: DENİZLERİMİZDE BULUNAN BALIKLAR
« Yanıtla #198 : 20 Kasım 2019, 13:42:47 »
USKUMRU / Scomber / Atlantic Mackerel
Kendileri beni  en çok  duygulandıran balıktır. Dedemden ve babamdan bana aktarılan bir hikayesi vardır. Dedemde babamda uskumruya “ Denizin Gelin Kızı” derlerdi.Dedem Babama gelecek nesiller bu balığı kitaplarda görecekler dermiş, babamda bana söylemişti. Artık Karadeniz de “Lipari” büyüklüğünde uskumru olmadığı için sağlığında haklı çıktı. Bu uskumru narin bir balık küçüğüne aynı palamutta olduğu gibi “vonoz” büyüğüne de “Lipari” deniyor. Aynı palamut gibi göçmen bir balıktır. Normalde tüm denizlerimiz de bulunması lazım fakat yıllardır, Marmara ve Karadeniz’e çıkamadan hatta bir kere bile yumurtlayamadan bitirilir. Bazen İstanbul’da tezgahlarda iri istavrit büyüklüğünde vonoz uskumrular görüyorum. Biraz bakıp yutkunup yoluma devam ediyorum. Hatta bir keresinde bakarken dalmışım öylesine, tezgahtaki  doğru düzgün Türkçe bile konuşamayan tezgahtar bana “uskumru Karadeniz’den abi” dedi kendi lisanıyla. Şimdi adama ne desem dedim uzaklaştım sessizce. Adam hala arkamdan “yarım kilo et fiyatına abi “ diye bağırıyordu garibim. Pahalı buldum da almadım zannetti. Şimdi bu narin balığın düşmanı çoktur, tüm vahşi balıklar bunu yer bir kere. Ayrıca deniz soğukluğundan da etkilenir belli dönemlerde. Aynı palamut gibi hızlı yüzer ve sürüler halinde dolaşır. Orta su balığıdır bu balıkta. Bunlara “pelajik balıklar” diyorlar bu işlerle akademik uğraşı içinde olanlar.
Sonuçta çevresindeki herkes canavarı bu balığın. Her türlü avlanma şekliyle avlanılır eğer öncesinde hayata tutunup,canlı kalabilirse .Bu balığın bolluğunun en güzel örneği eskiden Karadeniz’de çapari ile kanca kancaya istavrit gibi tutulmasıdır.
Neyse güya balığı tanıtacaktık. Zaten şimdiye kadar yazmaya çalıştığım balıklarla ilgim alakam vardı geriye üç beş balık daha kaldı. Ondan sonrası biraz araştırarak ve bilenlerinden destek alarak olacak muhtemelen. Balığı tanıtacaz diye kendi hatıralarımızı yazıyoruz ya umarım okuyanlar sıkılmıyordur. Okuyan da oluyormudur onuda bilmiyorum ya.
Her şekilde avlanılabildiğini ve sonuçta tezgaha niçin gelemediğini öğrendik. Allah’tan Norveç diye bir yer var. Oradan koliye doldurup gönderiyorlar. Bazen bende alıyorum marketlerden donmuş olarak. Soğuk zincir bozulmadan almak önemlidir. Ama ızgarası harika oluyor. Biraz yağlı balık ya ondan olsa gerek ızgara da bu kadar güzel olan balık görmedim ben. Aynı kasaplık tavuklar gibi.Kasaplık tavuklarda hemencecik pişer ağızda dağılıverir, nolcak 36-45 gün aralığında kesim ağırlığına ulaşmış , piliç daha . Benim çocukluğumda bir misafir geldiğinde babaannem tavuklarımızdan keserdi hemencecik yolar ,temizler,yıkar, tencereye atardık. Akşama kadar mangalın üstünde kaynardı, su ekleye su ekleye bir hal olurduk. Yinede piştiğinde kayış gibi olurdu. Adaleli hayvan nolucak başka türlü yaşama şansı yokki, atmacadan kaç, köpekten kaç, sansardan kaç, afrikalı atletler gibi olurlardı. Şimdi bu tarz özenilir oldu, millet birbirini paralıyo gezen tavuk diye.Tavuk nereden aklıma geldiyse, mezgiti yazarken de unutmuşum bak o da aklıma geldi , bir yerler de mezgite “tavukbalığı”denildiğini duymuştum.
Uskumruya dönecek olursak,ızagara , tava, buğulama, pilaki  yani aynı palamut gibi herşeyi olur. Yağlı olduğunda tavası ve pilakisi  ağır olur. Küçüklerini yani vonozu tava yapılmalı, büyükleri ise ızgara yada pişirme kağıdında fırına atılmalı.
Uskumru için de bu kadar.Selametle…



ızgarası güzel olur




Aradan epey zaman geçmiş uskumru konusunda bu yorumu yapalı. Geçtiğimiz günlerde tezgahlarda çinekop vardı, yani üzerine çinekop yazmışlar, ben öyle dikilip bakıyordum karşısında , dalmışım tezgaha bakarken. Hemen çinekopun alt tablasında hamsi vardı, Karadeniz hamsi yazmışlar. Bir anda hamsinin içinde minicik çinekop ve graçalar dikkatimi çekti. Tezgahtar eliyle hamsiyi karıştırıyor ve içinden bulduğu graçaları ve yaprakları ayıklayıp benim gözümün önünde kedilere atıyor. O an da film şeridi gibi bu balıkları tutan gırgır ağının gözlerini küçüklüğü gözümün önüne geldi. Neredeyse su bile süzülemeyecek küçüklükteki göz açıklığında bu balıklar kaçma şansı bulamıyor. Güngören'deki bir balıkçının tezgahında ki üç kasa balığın içinde bile onlarca bu yavrudan varsa, bu ağı sarıp kıyıya tonlarcasını getiren kayıktaki oranı doğru orantı kullanarak siz bulun artık. Tezgahtar soruyor Abi hamsi vereyim mi diye? Hevesim kaçtı iştahımda kaçtı , döndüm tezgaha sırtımı, yürüdüm gittim yine.  Yürürken bir sürü adama içimden ah ettim. Su ürünleri politikasını yapan ve yürüten politikacılar ve elek altı bürokratlara. İşleri balıkçılık olması gerekirken , işadamlarının plakalı keyifçi kayıklarıyla balıkçılık yapıyor görüntüsü veren balıkçı kooperatiflerine. Daha bir sürü kişiye ve yere, neyse yazmayayım şimdi burada dur diyeyim kendime.
S/Y Bidarka / Fatih / İstanbul


"Son Denk Kayıkçısının Hatırasına"


https://sondenkkayikcisi.blogspot.com/

Çevrimdışı Serkan Güvenen

  • *
  • İleti: 948
Ynt: DENİZLERİMİZDE BULUNAN BALIKLAR
« Yanıtla #199 : 20 Kasım 2019, 14:15:54 »
USKUMRU / Scomber / Atlantic Mackerel
Kendileri beni  en çok  duygulandıran balıktır. Dedemden ve babamdan bana aktarılan bir hikayesi vardır. Dedemde babamda uskumruya “ Denizin Gelin Kızı” derlerdi.Dedem Babama gelecek nesiller bu balığı kitaplarda görecekler dermiş, babamda bana söylemişti. Artık Karadeniz de “Lipari” büyüklüğünde uskumru olmadığı için sağlığında haklı çıktı. Bu uskumru narin bir balık küçüğüne aynı palamutta olduğu gibi “vonoz” büyüğüne de “Lipari” deniyor. Aynı palamut gibi göçmen bir balıktır. Normalde tüm denizlerimiz de bulunması lazım fakat yıllardır, Marmara ve Karadeniz’e çıkamadan hatta bir kere bile yumurtlayamadan bitirilir. Bazen İstanbul’da tezgahlarda iri istavrit büyüklüğünde vonoz uskumrular görüyorum. Biraz bakıp yutkunup yoluma devam ediyorum. Hatta bir keresinde bakarken dalmışım öylesine, tezgahtaki  doğru düzgün Türkçe bile konuşamayan tezgahtar bana “uskumru Karadeniz’den abi” dedi kendi lisanıyla. Şimdi adama ne desem dedim uzaklaştım sessizce. Adam hala arkamdan “yarım kilo et fiyatına abi “ diye bağırıyordu garibim. Pahalı buldum da almadım zannetti. Şimdi bu narin balığın düşmanı çoktur, tüm vahşi balıklar bunu yer bir kere. Ayrıca deniz soğukluğundan da etkilenir belli dönemlerde. Aynı palamut gibi hızlı yüzer ve sürüler halinde dolaşır. Orta su balığıdır bu balıkta. Bunlara “pelajik balıklar” diyorlar bu işlerle akademik uğraşı içinde olanlar.
Sonuçta çevresindeki herkes canavarı bu balığın. Her türlü avlanma şekliyle avlanılır eğer öncesinde hayata tutunup,canlı kalabilirse .Bu balığın bolluğunun en güzel örneği eskiden Karadeniz’de çapari ile kanca kancaya istavrit gibi tutulmasıdır.
Neyse güya balığı tanıtacaktık. Zaten şimdiye kadar yazmaya çalıştığım balıklarla ilgim alakam vardı geriye üç beş balık daha kaldı. Ondan sonrası biraz araştırarak ve bilenlerinden destek alarak olacak muhtemelen. Balığı tanıtacaz diye kendi hatıralarımızı yazıyoruz ya umarım okuyanlar sıkılmıyordur. Okuyan da oluyormudur onuda bilmiyorum ya.
Her şekilde avlanılabildiğini ve sonuçta tezgaha niçin gelemediğini öğrendik. Allah’tan Norveç diye bir yer var. Oradan koliye doldurup gönderiyorlar. Bazen bende alıyorum marketlerden donmuş olarak. Soğuk zincir bozulmadan almak önemlidir. Ama ızgarası harika oluyor. Biraz yağlı balık ya ondan olsa gerek ızgara da bu kadar güzel olan balık görmedim ben. Aynı kasaplık tavuklar gibi.Kasaplık tavuklarda hemencecik pişer ağızda dağılıverir, nolcak 36-45 gün aralığında kesim ağırlığına ulaşmış , piliç daha . Benim çocukluğumda bir misafir geldiğinde babaannem tavuklarımızdan keserdi hemencecik yolar ,temizler,yıkar, tencereye atardık. Akşama kadar mangalın üstünde kaynardı, su ekleye su ekleye bir hal olurduk. Yinede piştiğinde kayış gibi olurdu. Adaleli hayvan nolucak başka türlü yaşama şansı yokki, atmacadan kaç, köpekten kaç, sansardan kaç, afrikalı atletler gibi olurlardı. Şimdi bu tarz özenilir oldu, millet birbirini paralıyo gezen tavuk diye.Tavuk nereden aklıma geldiyse, mezgiti yazarken de unutmuşum bak o da aklıma geldi , bir yerler de mezgite “tavukbalığı”denildiğini duymuştum.
Uskumruya dönecek olursak,ızagara , tava, buğulama, pilaki  yani aynı palamut gibi herşeyi olur. Yağlı olduğunda tavası ve pilakisi  ağır olur. Küçüklerini yani vonozu tava yapılmalı, büyükleri ise ızgara yada pişirme kağıdında fırına atılmalı.
Uskumru için de bu kadar.Selametle…



ızgarası güzel olur




Aradan epey zaman geçmiş uskumru konusunda bu yorumu yapalı. Geçtiğimiz günlerde tezgahlarda çinekop vardı, yani üzerine çinekop yazmışlar, ben öyle dikilip bakıyordum karşısında , dalmışım tezgaha bakarken. Hemen çinekopun alt tablasında hamsi vardı, Karadeniz hamsi yazmışlar. Bir anda hamsinin içinde minicik çinekop ve graçalar dikkatimi çekti. Tezgahtar eliyle hamsiyi karıştırıyor ve içinden bulduğu graçaları ve yaprakları ayıklayıp benim gözümün önünde kedilere atıyor. O an da film şeridi gibi bu balıkları tutan gırgır ağının gözlerini küçüklüğü gözümün önüne geldi. Neredeyse su bile süzülemeyecek küçüklükteki göz açıklığında bu balıklar kaçma şansı bulamıyor. Güngören'deki bir balıkçının tezgahında ki üç kasa balığın içinde bile onlarca bu yavrudan varsa, bu ağı sarıp kıyıya tonlarcasını getiren kayıktaki oranı doğru orantı kullanarak siz bulun artık. Tezgahtar soruyor Abi hamsi vereyim mi diye? Hevesim kaçtı iştahımda kaçtı , döndüm tezgaha sırtımı, yürüdüm gittim yine.  Yürürken bir sürü adama içimden ah ettim. Su ürünleri politikasını yapan ve yürüten politikacılar ve elek altı bürokratlara. İşleri balıkçılık olması gerekirken , işadamlarının plakalı keyifçi kayıklarıyla balıkçılık yapıyor görüntüsü veren balıkçı kooperatiflerine. Daha bir sürü kişiye ve yere, neyse yazmayayım şimdi burada dur diyeyim kendime.

O kadar haklısın ki abi , geleceği yok ediyorlar bu sene palamuta denk gelmedim İzmir'de

Çevrimiçi Öcal Turan

  • *
  • İleti: 301
Ynt: DENİZLERİMİZDE BULUNAN BALIKLAR
« Yanıtla #200 : 20 Kasım 2019, 15:11:37 »
Midye ,deniz hıyarı ve karides avı dahil ,Marmara , Karadeniz ve kıyı Ege de Trol ,Algarna ve Gırgır ın katı bir kontrolle en az beş sene yasaklanması lazım. Tabii Karadeniz e kıyı ülkelerle birlikte anlaşarak ve üç kuruş avanta vermek suretiyle Abhazya ve Gürcistan sularında avlananları da engelleyerek.

Başka yolu yok.  ?0-?

Çevrimdışı Kemal Tesbihci

  • Donatan Temsilcileri
  • *
  • İleti: 216
Ynt: DENİZLERİMİZDE BULUNAN BALIKLAR
« Yanıtla #201 : 20 Kasım 2019, 16:46:50 »
Ahmet almayarak çok iyi yapmışsın, bizlerin yapabileceği en basitinden almamak...