Gönderen Konu: YANILMAK  (Okunma sayısı 277 defa)

Çevrimdışı Mehmet Sürücü

  • *
  • İleti: 130
  • Keşke insanyürüyüşünü dünya ile bütünleştirebilsek
    • Kapina
YANILMAK
« : 01 Ağustos 2019, 10:32:13 »
YANILMAK
Max Frisch’in Günlükler’ini okuyorum. Ağır ilerliyor okumalarım. Ağır giden okumalar iki şeye “delalet”; ya çok (kitap basit veya çok zor anlaşılırsa) sıkıcıdır ya da anlaşılır ve düşündürücü, şaşırtıcı, etkileyicidir.

Günlükler, düşündürücü bir kitap. Bu nedenle de metinlerin anlamlarının derinliklerine inmek ve üzerinde düşünmek gerekiyor.

“Belki şimdi yanılıyorum ya da şöyle diyelim: Bugün eskisinden daha çok yanılıyorum.”

Güç ve varlık odaklı düzenlerde insan kendince bir “küçük tanrı” olma çabasındayken, bilmek, doğru karar vermek, yanılmamak da kişisel önem kazanıyor. Başkalarının önünde yargılarımızın doğruluğuyla övünürken, “yanıldığımızı” olabildiğince örtmeye çalışıyoruz. Çünkü insan ve toplum karşısında bizi zayıflatıp eksiltiyor.

Yanılmak yaşamın bir parçası. Hazır bilgi, felsefe, kurallar; bir daha kişilerin öznelliğiyle sınanmak zorunda. Deneyimlediğimiz şeyleri biliyoruz. Bu bilgi de bir süre geçerli kalıyor. Değişen zaman ve koşullarla yeniden sınanması gerekiyor.

Yanılmak kötü mü?

Doğru olana, yaşadığımız zamana uyana deneyip yanılarak ulaşabileceğimizi bilmek gerek. Daha iyiye, daha işlevsele, daha uyguna ulaşılabilir. Yanıla yanıla. Hiçbir deniz, hiçbir dalga aynı değil. Yaşam gibi. Yol almak, ilerlemek için bir çok etkeni deneyimlemek gerekiyor.

(NOT: Bir süredir “reçperlik” işlere daldım. Durum bunu gerektiriyordu. Bu nedenle gruba duygu-düşüncelerimi paylaşmam aksadı. Bundan sonra daha sıkı olur umarım.)

Çevrimdışı Mustafa Ertör

  • *
  • İleti: 1106
Ynt: YANILMAK
« Yanıtla #1 : 01 Ağustos 2019, 11:08:11 »
Hoş geldiniz.Özlemişim yazılarınızı.Yanılmak kaçınılmaz .İnsan hakkında zarar verici yanılgıya düşmek en korktuğum.Ne benden dolayı yanılsınlar ,ne de ben yanılıp üzüleyim.
BABA TUNCA /YEŞİLKÖY

nuri_kongur

  • Ziyaretçi
Ynt: YANILMAK
« Yanıtla #2 : 01 Ağustos 2019, 13:01:26 »
Yanılmak, karar vermenin ürünü. Doğru karara ulaşma sürecinde kimi zaman tecrübe (irfan) , kimi zaman öngörü (feraset) , kimi zaman sezgi (basiret) eksikliğinden kaynaklı hatalı kararlar.
Gençliğimde Descartes'in "düşünüyorum öyleyse varım" önermesini şiar edinmiştim. Orta yaşlılığımda bu şiar "karar veriyorum öyleyse varım" dan "Doğru karar vermeye çalışıyorum öyleyse varım"a evrildi.

"Tanrılaşmak" kaygısında "yanıldığını" gizlemeye çalışmak kaçınılmaz bir tavır, yanlış kural koyuyorsan nasıl bir tanrısın sorgusuna engel olup kibri yüceltiyor.

Herkesin içinde var biraz firavunluk, zamanla putları kıra kıra menzile varırken yanılgıya düşmemek imkansız. Tesellim ancak "ölülerin hata yapmayacağı" hakikatini aklımda tutmak. Karar veriyorsak, eyleme döküyorsak mutlaka yanılacağız. Karar vermiyorsak hürriyetimiz, eyleme dökmüyorsak hayatımız yok demektir.

Konuyu gündeme getirdiğiniz için teşekkürler Mehmet reis, bakış açınız zihin açıcı ...

Çevrimdışı Mehmet Sürücü

  • *
  • İleti: 130
  • Keşke insanyürüyüşünü dünya ile bütünleştirebilsek
    • Kapina
Ynt: YANILMAK
« Yanıtla #3 : 01 Ağustos 2019, 14:21:40 »
Yanılmak -olacağı kestirememek-, yanlış yola sapmak -kaybolmak- korkusu özgürlük kısıtlayıcı, insanı durağan bir yaşama yöneltirken,
Yanılgıları yaşamın bir parçası saymak; özgürlüğe komşu, değişime giden yolların taşlarından biri sanki.

Çoğunlukla doğru yapılan hava tahminleri, insanı her yerde ulaşılabilir yapan cep telefonları, uydu destekli GPS'ler, daha pek çok şey, ansızın bastıran yağmurun altında sırılsıklam olmayı, "nerelerdesin, kaç gündür ortalarda yoksun"ları, ormana-dağa kaçılan doğa yürüyüşlerindeki yolu kaybetme şansını yok etti.

Kesin ve öngörülebilen bir yaşam arayışı geçerli. Mümkünse tüm köşelerin yuvarlanması istenci...

Bunun iyi-kötü kavramları ile değil, sıradan, kupkuru bir yaşamla ilgileri var.

Çevrimdışı Cem Gür

  • *
  • İleti: 1402
    • Classicboats Turkiye
Ynt: YANILMAK
« Yanıtla #4 : 01 Ağustos 2019, 16:23:25 »
" O zamanlar neyi, nasıl düşünüyorsam şimdi de aynıyım. Hiç değişmedim. Çok istikrarlıyım" diyerek kendini yüceltenleri hep kunt granitten yontulmuş "liderimsi" heykellere benzetirim.

Onca yıl boyunca varabildiğin noktada kalmış, hayatı hiç yaşamamış, bir dirhem yol alamamışsın arkadaş.

Denizin derinliklerine bırakılıp, dip çamuruna gömülen lengerden farkın yok yani. Doğayı, yakın ve uzak çevreni gözlemlesen de fikir ve duyguların ile duyuların bazen bir zerre, çoğu zaman gürül gürül akan bir nehir gibi değişmemiş, evrilmemiş, köşelerini törpülememiş ise vay haline !

" Yanılmak -olacağı kestirememek-, yanlış yola sapmak -kaybolmak- korkusu özgürlük kısıtlayıcı, insanı durağan bir yaşama yöneltirken,
Yanılgıları yaşamın bir parçası saymak; özgürlüğe komşu, değişime giden yolların taşlarından biri sanki."
   Sıkıntı da tam burada zaten.

Problemin kökü opsesifçe her şeyi kontrol etme isteğinde, tutkusunda yatıyor.

Yaşamın içinde kâh sakince, kâh çağıldayarak akıp gitmek hayatın sonunda her birimizi iyice törpülemiş, hacmimizden küçülmüş ama ruhen genişlemiş bir hiç olduğumuzu öğretiyor.



“İçinde ütopya olmayan bir dünya haritasına bakmaya bile değmez… İlerleme dediğin, ütopyaların gerçekleşmesidir” diyordu Oscar Wilde.

Çevrimdışı Mehmet Sürücü

  • *
  • İleti: 130
  • Keşke insanyürüyüşünü dünya ile bütünleştirebilsek
    • Kapina
Ynt: YANILMAK
« Yanıtla #5 : 02 Ağustos 2019, 08:57:25 »
Cem Reis'in sözü düşündürdü;
"Yaşamın içinde kâh sakince, kâh çağıldayarak akıp gitmek hayatın sonunda her birimizi iyice törpülemiş, hacmimizden küçülmüş ama ruhen genişlemiş bir hiç olduğumuzu öğretiyor."

Hayatı, yaşayan bedeni abartarak, olmayan varlık nedenleri yükleyerek, boşlukta "ettiğimiz" yeri büyüterek gidiyor insanoğlu. Hızla geçip gidiyor andan, yerden ve zamandan.
Yaşlanıyor. O büyüklük, kutsal nedenler, uhrevi arınma gelmiyor bir türlü. Yaş alınıyor, olgunlaşılmıyor. Azın, yetinmenin, gereksinimin ne olduğunu bilmeden sürüyor yaşam. Ayaklar bedeni çocukluktan alıp ölüme taşıyor.

Hep bir şeyler harcanıyor. Yaşam ve mutluluk adına.