Gönderen Konu: ----ATHAR----  (Okunma sayısı 6963 defa)

Çevrimiçi Çetin Kent

  • *
  • İleti: 174
----ATHAR----
« : 22 Ocak 2019, 23:54:53 »
Başlarken

Athar Beşpınar gibi dev bir ismin peşinde çıkacağımız bu yolculuğun başlangıcında içim biraz buruk. Merhumun bıraktığı eserler yarım yüzyıl sonra bile yanımızda yöremizde hâla yaşamakta yaşamasına da, bunun yanında hayatı hakkında pek bilgi olmaması insanın içini burkuyor. Hatta bir fotoğrafını bulmak bile neredeyse imkânsız. Anladığım kadarıyla bunda Athar Bey’in de rolü var. Her büyük adam gibi asıl konuşulması gerekenin, asıl kalıcı olanın verdiği eserler olduğunun bilincinde, hayatını buna göre yaşayan, kendisini ve ismini bilerek geri planda tutan, mütevazı bir insan olduğunu düşünüyorum. Fakat elbette ki bu onu anmayacağımız, geçmişe doğru onunla ilgili izleri sürmeyeceğimiz anlamına gelmez. Böyle bir çalışmayla Athar Bey’i muhtemelen kızdırsak da, çocuklarımıza bu dünyadan bir Athar geçmişti dediğimizde onunla ilgili birkaç kelamı edebilmeliyiz. Bu yazı dizisi, naçizane, pek az kalan o birkaç kelamı bir araya getirme çabasının bir ürünüdür.

Osmanlı illerinde ve hatta taaa Hint ellerinde Athar’ın köklerini aramak, bulmak ve günümüze kadar getirmek için...

Başlıyoruz...
Yaşayıp gidiyoruz.

Çevrimiçi Çetin Kent

  • *
  • İleti: 174
Ynt: ----ATHAR----
« Yanıtla #1 : 23 Ocak 2019, 00:01:59 »
İlk çalışmalar

Canlı tanıklarımızla bir araya gelmeden önce, Athar Bey’e dair ilk adımda kolayca bulunabilecek belgeleri toplamaya çalıştım. Tahmin ettiğim üzere en meşhur eseri olan Kısmet teknesiyle Athar Bey’in adı hep bir arada anılmıştı. İki ismi, yani Athar ve Kısmet ismini birbirinden koparmak doğal olarak mümkün değildi. Teknelerden soyulduktan sonra arda kalan Athar’ı tanımak, ailesini, köklerini, insan tarafına ait özelliklerini bulmaktan geçiyordu. İçimde sanki Athar Beşpınar’ı rahatsız edermişim duygusunun verdiği ürpertiyle ilk ipuçlarını buldum ve geçmişe doğru birkaç adımı çekinerek attım. İlk emeklemelerim beni 13 Temmuz 1987 tarihine götürmüştü. Bir ölüm ilanı tüm soğukluğuyla karşımdaydı. “Çok acı kaybımız” başlıklı bu ilanda şöyle diyordu:

“Türkiye’nin en büyük yacht designer’lerinden Mehmet Beşpınar’ın kıymetli babası, Neslihan Beşpınar’ın kayınpederi, Asaf’ın çok sevgili büyükbabası Athar Beşpınar 9.7.1987 günü vefat etmiştir. Cenazesi14.7.1987 Salı günü Teşvikiye Camii’nden ikindi namazını müteakip ebedi istirahatgâhına defnedilecektir. Oğlu: Mehmet Beşpınar”



Ölüm ilanları çok şeyler anlatır. Bir de mezar taşları. Ne kadar soğuk ve sevimsiz olsalar da her ikisinde de detaylar saklıdır, sırlar vardır. Fakat bu küçük ve sade ilanda, Athar Beşpınar’ın ne anne babasından, ne kardeşlerinden, ne de eski aile köklerinden bahsedilmiş. Bu ilana bakarak oğlu Mehmet Beşpınar’ın yat dizaynırı olduğunu sanabilirdiniz. Hattâ Athar Beşpınar’ın defnedildiğine bile inanabilirdiniz!!!!

Yaşayıp gidiyoruz.

Çevrimiçi Çetin Kent

  • *
  • İleti: 174
Ynt: ----ATHAR----
« Yanıtla #2 : 23 Ocak 2019, 00:13:54 »
Kupkuru bir ölüm ilanı gibi görünen bu metni ilk okuduğumda, o kısacık birkaç satır içinde kendini hissettiren, sebebini anlayamadığım, sanki harflerin arasına saklanmış kırgınlıklar, kızgınlıklar, mutsuzluklar, belirsizlikler varmış duygusuna kapıldım. Dediğim gibi belki de kuru bir vehim bendeki, ama nedense bu kısacık metin bana bunları hissettirdi. Sonra başka düşüncelere daldım. O tarihlerde ben de İstanbul’daydım ve kimbilir hangi mühendislik dersinin sene sonu imtihanlarıyla cebelleşiyordum. Anadolu’nun denizden içeri minik bir ilinden onlu yaşlarında okumaya gelmiş çelimsiz bir delikanlının aklında ne deniz, ne tekneler, ne yelken, ne Athar Beşpınar ne de Sadun Boro isimleri vardır o vakitler. Fakat kırklı yaşlarımdan geriye dönüp bakınca bir Athar Beşpınar geçmiş çocuk yaşımın dibinden, çocuktan habersiz, o zamanki benden habersiz. Bedenim o zamanda, üzüntüsü şimdiki zamanda, haberi şimdi duymuşum gibi, yeni duymuşum gibi. Kupkuru bir geç kalmışlık duygusu, kupkuru o ilan gibi.

Yaşayıp gidiyoruz.

Çevrimiçi Çetin Kent

  • *
  • İleti: 174
Ynt: ----ATHAR----
« Yanıtla #3 : 23 Ocak 2019, 00:19:30 »
Athar Bey’in vefatını tesadüfen öğrenen Sadun Boro, hüznünü o günlerdeki bir yazısında şöyle ifade etmiş:

“Ağustos ayı, Ekincik'te "My Marina" önünde demirliyim. Akşam gelip, yanımızda bağlayan Feda Kaptan yatının sahibi, eski dostumuz Semuh Günur'la güvertede oturmuş, sabah kahvemizi yudumlarken, Fenerbahçe'den, Yelken Kulübü'nden dostlardan söz ediyoruz. Daha doğrusu, ondan haber alıyorum. Bir ara "Ya, Athar'ı da kaybettik" deyince, kahve boğazımda düğümlendi, dona kaldım.

Yalnız ben değil, eminim o an, Kısmet'in de tepeden tırnağa titrediğini hissettim. Nasıl üzülmeyelim. Kısmet'i tomruktan, ağaçtan yontup, biçip, bugünkü haline o getirmiş, o yaratmıştı. Omurgasından, cundasına kadar, her parçası, her çivisi, onun titiz nezaretinde hazırlanmış, yerine konmuş, çakılmıştı.”

Yaşayıp gidiyoruz.

Çevrimiçi Çetin Kent

  • *
  • İleti: 174
Ynt: ----ATHAR----
« Yanıtla #4 : 23 Ocak 2019, 00:27:17 »
Athar Beşpınar’ın annesi Seniye Hanım’la karşılaşmak

Gazete arşivindeki iğneyle kuyu kazmalarıma devam ederken Athar Beşpınar ismine bir yerde daha rastladım. Bir teşekkür ilanıydı. Fiziki hacmi birkaç satırlık gibi görünen fakat sayfalarca yazılmış bir kitapmışçasına ufkumu açan çok ama çok değerli bu ilan, ellerimi terletiyor, dizlerimi titretiyordu. İlanı veren Athar Beşpınar’dı! Teşekkür ediyordu, kime mi, biricik annesinin cenazesine gelen dostlarına. Tarih 14 Ekim 1969

“Sevgili validemiz Hacı Seniye Beşpınar hanımefendinin 8 Ekim, mübarek Miraç Kandili gecesinde vefatı dolayısıyle, dini merasime iştirak etmek suretiyle ve telgraf, mektupla veya bizzat ziyaretimize gelerek sonsuz acımızı paylaşan sayın akraba ve aile dostlarımıza ve din kardeşlerimize teşekkür ederiz.
Evlatları: Zübeyde Tansuk, Athar Beşpınar”

Yaşayıp gidiyoruz.

Çevrimdışı Eyüp Oğan

  • Donatan Temsilcileri
  • *
  • İleti: 574
Ynt: ----ATHAR----
« Yanıtla #5 : 23 Ocak 2019, 00:36:29 »
Sevgili Çetin, yazılarını büyük bir hayranlık ve ilgiyle okuyorum.

Forumun niteliğine yaptığı katkının yanısıra bu yazıların kalıcı olarak uzun süre nesillere aktarılacağı bir şekilde kayıtlara geçtiği için ayrıca çok mutluyum..

Araya girip de yazıların bütünlüğünün bozulmasından çekindiğim için yazmak istememiştim ama senin de motivasyonuna minik bir katkı olması amacıyla yazmak istedim.

Gerekirse moderasyon tarafından bu yazı kaldırılabilir..

Ellerine sağlık, selametle..

Çevrimiçi Çetin Kent

  • *
  • İleti: 174
Ynt: ----ATHAR----
« Yanıtla #6 : 23 Ocak 2019, 00:39:50 »
Bu ilanın kendi içindeki detaylarından daha önemlisi beni bir başka ölüm ilanına yönlendirmesiydi. Bu teşekkür ilanından yaklaşık bir hafta önce Anne Seniye Hanım’ın vefat ilanı yayınlanmış fakat ilanı veren olarak sadece “Ailesi” ibaresi konmuş. Athar ismi geçmeyince o ilanı kaçırmıştım fakat Seniye Hanım’ın adını öğrenince bahsettiğim metne ulaşmak zor olmadı. İlan tarihi 9 Ekim 1969



“Acı bir kayıp
Eski vezirlerden Hicaz Valisi Hasan Hilmi Paşa kerimesi, merhum Asaf Beşpınar’ın sevgili eşi, salihatı nisvandan Hacı Seniye Beşpınar, Miraç gecesinde Hakkın rahmetine kavuşmuştur. Cenazesi öğle namazını müteakip Kadıköy Osmanağa camiinden kaldırılarak Ortaköy’de Yahya Efendi dergâhındaki aile kabristanına defnedilecektir.
Ailesi”

Birkaç satırlık kısa metinlerden süzdüğümüz bilgilerin ne kadar önemli olduğunu görünce heyecanlanmamak elde mi? İsimleri sıralamak gerekirse, Athar Beşpınar’ın annesi Seniye Hanım, babası Asaf Bey, kızkardeşi Zübeyde Hanım, oğlu Mehmet Bey, gelini Neslihan Hanım, torunu ise Asaf Beşpınar. Bir kuşak daha geri gittiğimizde ise dedesi Hicaz valisi Hasan Hilmi Paşa! Ortaköy’de Yahya Efendi dergâhında ise anne tarafının aile kabristanı var! Bu bilgilerin içinde bizi çok daha gerilere götürecek nice gizli bilgiler saklı. Hepsini teker teker inceleyeceğiz. Şimdilik Athar Bey’in anne tarafında kalalım.
Yaşayıp gidiyoruz.

Çevrimiçi Çetin Kent

  • *
  • İleti: 174
Ynt: ----ATHAR----
« Yanıtla #7 : 23 Ocak 2019, 00:53:04 »
Sevgili Çetin, yazılarını büyük bir hayranlık ve ilgiyle okuyorum.

Forumun niteliğine yaptığı katkının yanısıra bu yazıların kalıcı olarak uzun süre nesillere aktarılacağı bir şekilde kayıtlara geçtiği için ayrıca çok mutluyum..

Araya girip de yazıların bütünlüğünün bozulmasından çekindiğim için yazmak istememiştim ama senin de motivasyonuna minik bir katkı olması amacıyla yazmak istedim.

Gerekirse moderasyon tarafından bu yazı kaldırılabilir..

Ellerine sağlık, selametle..

Eyüp ağabeyim, bu maceranın kalıcı olmasını çok istedim. Fakat bir kitap için hacmen küçük bir çalışma. Belki bir ek olarak verilebilir ama zaman değişti. "Basılı" kitaplar bile artık kalıcı değil, zira az basılıp bir daha da bulunmuyorlar. Kaybolup gidiyorlar. Bu yazı, forumda eminim çok daha uzun süre yaşar.

Bu yazı dizisi 2011 yılında yayınlandığında Sadun abi de sağdı, Özcan Özyemişçi de. Uzun ömürler dilediğim Hıfzı Topuz ve Necati Zincirkıran ağabeylerim hayatta. Uzun zaman olmuş. Kıyıda köşede durmasının bir faydası yok. Bugün Athar bey gibi önemli birini internette arattığınızda neredeyse hiç bilgi bulamazsınız. Bu açıdan da bu yazı dizisi, acizane, belki kaynak niteliğinde olabilir.

Elbette kaynak olmasına dair iddialı bir söylemim olamaz, haddim değil. Bu, benim için bir tür bulmaca çözmek gibiydi, çok zevkli bir iz sürme, bir heyecanlı maceraydı. Yer yer kişisel gevezeliklerimi içerse de bunlar da maceranın bir parçasıydı, öylece bıraktım.

İlgine teşekkür ederim. Yazı dizisi devam edecek. Selam ve sevgilerimle.

Yaşayıp gidiyoruz.

Çevrimdışı Kaan Erdem

  • *
  • İleti: 439
Ynt: ----ATHAR----
« Yanıtla #8 : 23 Ocak 2019, 01:23:25 »
Seekkkiiiizzzz,
Çetocuğum Ahoy sana,
Her zamanki gibi gene çok keyifli bir yazı.Benim açımdan önemli, kimi tanıdık isimleri ve Kerme yi tekrardan karşımda görmek.
Araştırıcılığın ve yazım tarzın hep keyif vermiştir ve verecek.
Viya böyle
Not ; Semuh Günur ağabeyimiz ve Feda Kaptanı da bir ara ele alıver istersen.
Saygı, Sevgi ve Selametle. Netsel Marina - Marmaris Dimple Y/Y

Çevrimiçi Bülent Büyükdağ

  • *
  • İleti: 3944
Ynt: ----ATHAR----
« Yanıtla #9 : 23 Ocak 2019, 05:41:57 »
10 yıl oluyor sanırım: Bilenler bilir, çok sık İstanbul'a, duruşmaya giderim. Genellikle sabah iner, akşamına dönerim. Tabii duruşma dediğiniz, istisnaları bir kenara bırakırsanız, 30-120 saniye arası değişir. Ne yaparsın sonra? Anadolu yakasındaysam, önce bir kaç sahaf ziyareti, sonra müdavim olmaya karar verdiğim meyhane. Avrupa'da doğrudan meyhane.
İşte onlardan birinde, bir kaçının yanında Son Kare diye bir kitap da almıştım. Enis Batur'un yazdığı Kaan Çaydamlı'nın fotoğrafladığı.

Meyhaneye gittim. 20'liğimi bir kaç kayıntıyı sipariş ettim. Kitaplara göz atıp duruyorum. Bu sözünü ettiğim diğerlerinden farklı. Sahici entelektüelimiz, foroğrafçısıyla beraber mezar taşlarını, bunların üzerlerindeki kitabeleri ve varsa resimleri fotoğraflayıp, altlarına sekiz hadi 10 satırı geçmeyecek metinler yazmış. Bir kaç sayfa okudum. Ürperdim. Aman dedim, ölüm bu, şimdi sırası değil, daha sonra okurum, öteki kitapları okuyayım.

Hasılı Adana'ya döndüm. Sanıyorum 2-3 gün sonra, kitabı yeniden elime aldım. Baştan sona okudum. Okudukça ağırlaştım, sanki bir karanlık önce sandalyenin etrafını daha sonra bahçeyi sardı. Kapattım. Yerimden kalktım, kitabı çalışma odasında bir yere tıkıştırıverdim. Bahçeye indim yeniden . Yerimde duramıyordum. Bir kadeh parlattım. Rakıyı dişlerimin arasında süzdüğümü anımsıyorum. Hayatta öyle zevzeklik etmem rakıya karşı, ayıp. Viski işidir o. Bir kaç saat geçti. Fotoğraf sanatçısı bir arkadaşım vardı. Aradım. Orhan dedim, bir kitap aldım, sen hem Cerrahsın ölüm yanında, hem fotoğrafla uğraşıyorsun, ben taşıyamam bunu, sana vereceğim.  Kitabın içine sinmiş ölüm kokusu burnumda, evi o kitaptan kurtarma görevi yüreğimde, sabahı nasıl ettim bilmiyorum.

Yazınız o kitabı çağrıştırdı. Gerisini okur muyum bilmiyorum. Ama bu küçük (?) şeylerden yazı çıkarmak, marifet işi. Elinize sağlık.
Saatin fazla tiz tıkırtısında,ışık yıllarının ömür süremizle alay eden sesini de işitiriz.

Çevrimiçi Çetin Kent

  • *
  • İleti: 174
Ynt: ----ATHAR----
« Yanıtla #10 : 23 Ocak 2019, 07:20:55 »

Yazınız o kitabı çağrıştırdı. Gerisini okur muyum bilmiyorum. Ama bu küçük (?) şeylerden yazı çıkarmak, marifet işi. Elinize sağlık.

Gönlünüze sağlık. İpucu bulmak icin mecburen dolandim bu ilanlarin ve taşların arasında. Çok da sevimli değil dediğiniz gibi. Selamlar
Yaşayıp gidiyoruz.

Çevrimdışı Mehmet Sürücü

  • *
  • İleti: 130
  • Keşke insanyürüyüşünü dünya ile bütünleştirebilsek
    • Kapina
Ynt: ----ATHAR----
« Yanıtla #11 : 23 Ocak 2019, 08:01:52 »
"Ama bu küçük (?) şeylerden yazı çıkarmak, marifet işi." Bülent Büyükdağ

Çetin Kent'in "yükseklerden dökülen sular seller" ritminde yazılarını zevkle okuyorum. Önüne çıkan incecik bir iplik kırıntısını eğilip çekmeye başlıyor. Altından kibrit çöpü kalınlığında bükülmüş bir sicim çıkıyor, sicimi orada bırakması gerekir mi? O farklı bir soru. Bırakmıyor. Çekiştirdikçe kalın bir halat çıkıyor altından. Halata asılma artık dese biri dinleyecek mi? Hayır! Çekiyor... Çekiyor... Bakmışsın ki koca bir kayayı sökmüş yerinden; "Bakın ben ne buldum," diyor.

Çok teşekkürler bu coşkulu yazdıklarınız için.

Geçen sabah ilk takıldığım şey; "denize karşı mezarlık" kavramıydı. Köyümüzün mezarlığı tam da böyle. Denize yüz metre.

“Böyle bir yerde yatılır,” konusunda düşünmek kişisel inanç ve ilkelere giriyor. Ben şundan söz etmek istedim az biraz;
_Köydeki ana-babamın kaldığı evin tavanında bebekliğimde beni salladıkları halkalar duruyor, öldüğümde de neredeki mezarlığa gömüleceğim az çok belli.
_Bu zamanda her şey o kadar hızla değişiyor ki, insan bu saydığım iki şeye de sahip olmayabiliyor.
_Bunlara sahip olmak iyi bir şey.

Çevrimiçi Bülent Büyükdağ

  • *
  • İleti: 3944
Ynt: ----ATHAR----
« Yanıtla #12 : 23 Ocak 2019, 09:21:32 »

Yazınız o kitabı çağrıştırdı. Gerisini okur muyum bilmiyorum. Ama bu küçük (?) şeylerden yazı çıkarmak, marifet işi. Elinize sağlık.

. Çok da sevimli değil dediğiniz gibi. Selamlar

Ama yaşama ilişkin.
Saatin fazla tiz tıkırtısında,ışık yıllarının ömür süremizle alay eden sesini de işitiriz.

nuri_kongur

  • Ziyaretçi
Ynt: ----ATHAR----
« Yanıtla #13 : 23 Ocak 2019, 10:43:03 »

Yazınız o kitabı çağrıştırdı. Gerisini okur muyum bilmiyorum. Ama bu küçük (?) şeylerden yazı çıkarmak, marifet işi. Elinize sağlık.

. Çok da sevimli değil dediğiniz gibi. Selamlar

Ama yaşama ilişkin.
Ölüm olmadan yaşam da anlamını bulamıyor gibi...
Çetin reis daha önce Athar beyi hiç duymamıştım. Çok teşekkür ederim. Devamını merakla bekliyorum.  Selamlar

Çevrimdışı Ece Astunç Karabaş

  • *
  • İleti: 322
  • S/Y ANDROMEDA 1
Ynt: ----ATHAR----
« Yanıtla #14 : 23 Ocak 2019, 18:00:03 »
Algıda seçicilik. :)  Satılık bir tekne ilanındaki ilk cümle:

"1970 yılında Athar Beşpınar’ın tasarımı olan tekne, yine o dönemin meşhur ustalarından İstanbul Salacak da inşa edilmiştir."

İlanı dün görsem fark etmezdim. :)