Gönderen Konu: ISSIZ ADANIZI NASIL İSTERSİNİZ?  (Okunma sayısı 2863 defa)

Çevrimdışı Mehmet Sürücü

  • *
  • İleti: 130
  • Keşke insanyürüyüşünü dünya ile bütünleştirebilsek
    • Kapina
ISSIZ ADANIZI NASIL İSTERSİNİZ?
« : 13 Ocak 2019, 06:24:39 »
ISSIZ ADANIZI NASIL İSTERSİNİZ?

Tüm insanlarda az veya çok ada özlemi var mıdır? Varsa bunun genel bir insan yönelimi, evrensel bir durum olarak görmek gerekir. Bir şey tüm insanlarda az çok, bir tür özelliği olarak varsa, bu genel bir özellik olmalı.

Ada ne yapar? Orada, adada yaşadığımız yerden fazla, etrafımızı çevreleyen hayattan daha çok ne var?; İlk bakışta çok daha azı. Çağdaş yaşam sorunları, insanı uymaya zorladığı hızlı tempo, özel yaşamın sıradanlığı, kalabalık şehirlerin türlü zorluğu insanı ütopyaya varan bir ada özleminin içerisine itiyor. Bunun daha Freudyen yanları konusunda konuşacak durumda değilim. Ama ana karnında başlayan, korunaklı, güvenli bir yerin, bir şeyin içinde olma güdüsü, belki de ana rahmini içsel -ana rahmine bir antiada denilebilir mi?- güvenlik arayışının ilk yeri olarak da düşünmemizi neden olabilir.

Her neyse.

Dünyanın keşfiyle haritaların gelişmesinin aynı zamanlara denk gelmesi mantıklı bir olgu. Sefere çıkan gemilerde bir de topografik bakışı, olguyu bilen, kara parçalarının girintilerini çıkıntılarını kağıt üzerinde haritalara dönüştürebilecek yetenekte insanlar da vardı. Bu insanlar bildiğimiz, sıradan, aylarca süren seferlerde ana-baba, eş, sevgili özlemi çeken kişilerdi de aynı zamanda. İşte bu aşık haritacılar, özlemi kabardıkça -tabii ki bir taraftan da testiden romu çektikçe- masanın başına geçer, eline pergeli, cetveli, zamanın çizimde kullanılan türlü aletini alıp masanın üzerinde yayılı olan haritanın rastgele bir yerine, coşkuyla sevdiği kadın için bir harita konduruverirmiş. Içtenlikle ve aşk uğruna...

Kimsenin bilmediği, sadece bizim olan bir ada istiyoruz. Neden istemiyelim. Her şeyden kaçmak, yalnızlığın tadını almak, sessizliğin şarkısını dinlemek, kişiye özel bir özgürlüğün sefasını sürmek, dünyada cenneti bulmakla eşdeğer değil midir?

Peki; bu zamanda ada mı kaldı diyecektir birisi. İnsanın ulaşmadığı, hala bakir yerler var mı? Bilemiyorum. Bu da başka bir konu belki. Ama içimizdeki, kendimize sakladığımız ıssız ada özlemi gün geçtikçe, teknoloji geliştikçe, insan çoğaldıkça büyüyor. Bu çağdaşlık olgusu insanın da dönüştürüyor. Sonuçta insan evriminin bir yolu, yordamı var. Artık mağaraya bizon resimleri çizen insan kadar tekil değil içimiz. Kimsenin bilmediği bir ada bulsak bile orya ayak bastığımız an orası dönüşecek. Çünkü her insan kendi kalabalığıyla kaçacak ıssıza. Diğer yandan, en ıssız adada bile kalabalık olacak insan. Kendine kurallar koyacak, bir yeri daha uğurlu, daha kutsal, başka bir ağacı, kayayı uğursuz sayacak. Ayak basılmamış da olsa, hiçbir zaman ıssız ada olmayacak uygar insan için. Çünkü ıssız insan yok. Uygar insanın içi her zaman çelişkilerle dolu, çoksesli, kalabalık. İnsan oluşundan kaynaklı hırslar, eksikliklerle dolu.

İçimizde ne varsa onunla yaşamayı öğrenmemiz gerekecek.

Çevrimdışı Zafer Dedeoğlu

  • *
  • İleti: 426
Ynt: ISSIZ ADANIZI NASIL İSTERSİNİZ?
« Yanıtla #1 : 13 Ocak 2019, 08:37:06 »
Issız ada benim için mezardır.

Yalnızlığı sevmem. Yanımda ailemin, arkadaşlarımın, dostlarımın olmasını isterim.

Çevrimdışı Mustafa Ertör

  • *
  • İleti: 1106
Ynt: ISSIZ ADANIZI NASIL İSTERSİNİZ?
« Yanıtla #2 : 13 Ocak 2019, 09:01:58 »
Evet insan gittiği yere kendini de götürüyor.Dediğiniz gibi ıssız adayı özlesek te kendimizden kurtulmamız mümkün değil.Modern insanın ıssız adası bence mezarıdır.
BABA TUNCA /YEŞİLKÖY

Çevrimdışı Mehmet Sürücü

  • *
  • İleti: 130
  • Keşke insanyürüyüşünü dünya ile bütünleştirebilsek
    • Kapina
Ynt: ISSIZ ADANIZI NASIL İSTERSİNİZ?
« Yanıtla #3 : 13 Ocak 2019, 09:29:24 »
"Modern insanın ıssız adası bence mezarıdır."

Mustafa Ertör reisin cümlesini okur okumaz açtım defterimi, bu günün "kârı" hanesine kaydettim. Karamsar bir bakış. Doğru yanları var mı; Var. Çok var hem de. Ama kullanışlı bir ada değil ne yazık ki. Keyifli değil en önce.

Bir şeyi -olanı, olmayanı- bilmek, sonunda ona rağmen bir orta -uyar- yolu seçmek gerekir belki de. Bakıyoruz ki bu tarlada ne yapsak da mandalina, muz ağacı yetişmeyecek, erik, kayısı ekip denemek gibi bir şey. Olan neyse ona bakmak, onu adam etmeye çalışmak belki de.


Çevrimdışı Zafer Dedeoğlu

  • *
  • İleti: 426
Ynt: ISSIZ ADANIZI NASIL İSTERSİNİZ?
« Yanıtla #4 : 13 Ocak 2019, 11:50:00 »
İstanbul'da Hayırsız ada , Sivri ada olarak bilinen adaya bazıları da Issız ada derdi. Ada da insan yerleşimi yoktu.

Mustafa kaptanım da bu adaya gelmekten benim gibi keyif alırdı.

serdar çırak

  • Ziyaretçi
Ynt: ISSIZ ADANIZI NASIL İSTERSİNİZ?
« Yanıtla #5 : 13 Ocak 2019, 12:56:31 »
Issız adada,değişiklik olsun diye,bir gün falan kalabilirim...:)

Çevrimdışı Cem Gür

  • *
  • İleti: 1402
    • Classicboats Turkiye
Ynt: ISSIZ ADANIZI NASIL İSTERSİNİZ?
« Yanıtla #6 : 13 Ocak 2019, 14:01:07 »
Erkekler yaş ne kadar ilerlese de kadınlara göre her zaman daha "romantik", belki daha "çocuk" kalıyorlar. Hemen zıplamayın.  :) İşin gerçeği bu. Kadınlar erkeklerden daha gerçekçi daha ayakları yere basıyor.

Bu "ıssız ada" hayali veya özlemi kadınların çoğunda yoktur. Onlar hayatın içinde ve hayatla didişerek, savaşarak ayakta kalıyor.

Kendi gözlemime gelince; ıssız ada hayali / özlemi ne dersek diyelim, yine yaş aldıkça, biteviye durup dinlenmeden koşarken, bir lahza, geri dönüp bakınca  yaşamı "beceremeyen" -  hemen kötüye yormayın-; toplumun genel kabullerini yerine getirememiş, örneğin her gün ceridelerde, aptal kutularında kesilen, vurulan, tecavüze uğrayan, asılan hayvan haberlerini okuyup kahrolanlar, elinden bir şey gelmeyen, her kademe hırsızlığın gelir geçer olduğunu görüp de hâlâ temiz kalabilenler, iyi eğitim almasına rağmen mesleğini yapamamış, hayatın hiç bir alanında kendini doğru ifade etse de anlaşılmadığını düşünen, gibi daha yüzlercesi sıralanabilecek "becerilememiş" / "becerememiş" olanların kendini izole etme, enfekte olmaktan kaçınma, muhtemel ve yakın isyanının yıkıcılığından korkan, terk-i diyar etmeden önce huzuru arayanların meşrebi. 

Her ne kadar Angelopoulos " Kythira'ya yolculuk" bizleri görsel ve işitsel olarak alıp götürüyorsa da aslında bir ütopia.

Konstantinos Kavafis de "insan"ın yaşam yolculuğunu amacının İthaka'ya ulaşmak olması gerektiğini anlatıyor. 

İthaka'ya doğru yola çıktığın zaman,
dile ki uzun sürsün yolculuğun,
serüven dolu, bilgi dolu olsun.
ne lestrigonlardan kork,
ne kikloplardan, ne de öfkeli poseidon'dan.
bunlardan hiçbiri çıkmaz karşına,
düşlerin yüceyse, gövdeni ve ruhunu
ince bir heyecan sarmışsa eğer.
ne lestrigonlara rastlarsın,
ne kikloplara, ne azgın poseidon'a,
onları sen kendi ruhunda taşımadıkça,
kendi ruhun onları dikmedikçe karşına.

dile ki uzun sürsün yolun.
nice yaz sabahları olsun,
eşsiz bir sevinç ve mutluluk içinde
önceden hiç görmediğin limanlara girdiğin!
durup Fenike'nin çarşılarında
eşi benzeri olmayan mallar al,
sedefle mercan, abanozla kehribar,
ve her türlü baş döndürücü kokular;
bu baş döndürücü kokulardan al alabildiğin kadar;
nice Mısır şehirlerine uğra,
ne öğrenebilirsen öğrenmeye bak bilgelerinden.

hiç aklından çıkarma İthaka'yı.
oraya varmak senin başlıca yazgın.

ama yolculuğu tez bitirmeye de kalkma sakın.
varsın yıllarca sürsün, daha iyi;
sonunda kocamış biri olarak demir at adana,
yol boyunca kazandığın bunca şeylerle zengin,
İthaka'nın sana zenginlik vermesini ummadan.


sana bu güzel yolculuğu verdi İthaka.
o olmasa, yola hiç çıkmayacaktın.
ama sana verecek bir şeyi yok bundan başka.

onu yoksul buluyorsan, aldanmış sanma kendini.
geçtiğin bunca deneyden sonra öyle bilgeleştin ki,
artık elbet biliyorsundur ne anlama geldiğini İthakaların.

“İçinde ütopya olmayan bir dünya haritasına bakmaya bile değmez… İlerleme dediğin, ütopyaların gerçekleşmesidir” diyordu Oscar Wilde.

Çevrimdışı Mehmet Sürücü

  • *
  • İleti: 130
  • Keşke insanyürüyüşünü dünya ile bütünleştirebilsek
    • Kapina
Ynt: ISSIZ ADANIZI NASIL İSTERSİNİZ?
« Yanıtla #7 : 13 Ocak 2019, 14:22:14 »
Aynı Kavafis;

"Yeni bir ülke bulamazsın, başka bir deniz bulamazsın.
Bu şehir arkandan gelecektir.
Sen gene aynı sokaklarda dolaşacaksın,
aynı mahallede kocayacaksın;
aynı evlerde kır düşecek saçlarına.
Dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda.
Başka bir şey umma-
Ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu köşecikte,
öyle tükettin demektir bütün yeryüzünü de."

de demiş. Şair değil mi? Bir dediği bir dediğini tutmuyor. (Burada koca bir gülme emojisi olduğunu varsayalım.)

"Bu "ıssız ada" hayali veya özlemi kadınların çoğunda yoktur." önermesinin doğruluğu konusunda ise aklıma takılan, farklı bir yanı var;
_Kadınların bu konuda erkeklerden farkı, erkekler kadar rahatça ve tehlikesiz, aylakça gezme yollarının çok daha zorlu olması, diye düşünüyorum. Bu yüzden belki, bilinmeyen bir yere çekip gitme hayalleri çekici gelmiyor kadınlara. Diğer yandan eve bağlanıp kalmak -çocuk doğurmak, bakmak, buna sebep olan güdülerle- daha içinden çıkılmaz bir durum onlar için. "Kadınlar erkeklerden daha gerçekçi daha ayakları yere basıyor," düşüncesini bu anlamda bir yol, hareket tarzı gibi bakıyorum.

Çevrimiçi Bülent Büyükdağ

  • *
  • İleti: 3930
Ynt: ISSIZ ADANIZI NASIL İSTERSİNİZ?
« Yanıtla #8 : 13 Ocak 2019, 16:28:27 »
Hiç çelişmez Mehmet, her iki şiirin de anlamı büyüktür bende. Yazarım bir gün.
Saatin fazla tiz tıkırtısında,ışık yıllarının ömür süremizle alay eden sesini de işitiriz.

Çevrimdışı Mücahit Karabaş

  • *
  • İleti: 838
Ynt: ISSIZ ADANIZI NASIL İSTERSİNİZ?
« Yanıtla #9 : 13 Ocak 2019, 17:46:34 »
Bugün Ömer Kutay Abimiz sosyal medyada Fazıl Say’a ait olduğu belirtilen bir yazı paylaşmış. Yazı şöyle başlıyor; “Bütün büyük besteciler gökyüzüne ulaşmaya çalışanlardır. Mozart ise gökten inendir” ( Nuri Hocamın ise lerinden birisi).

Bu sözün üzerine “Issız Adanız” sorusunu görmem, güzel bir tesadüf oldu. Yazar, burada “ıssız ada” yerine “ıssız adanız” ibaresini bilerek kullanmış sanki... Issız ada imgesini halka öyle bir arz etmiş ki, herkesin cevabını doğru kabul edeceğini en baştan belli edip içimize su serpmiş. Ben de bestecilerin gökyüzüne çıkmayı düşlemesi gibi kendi Issız Ada’mı düşleyenlerden birisiyim. Bununla birlikte hayatta öyle insanlarla karşılaşıyorum ki biz ıssız adamıza gitmeye kalkmadan, onlar Mozartın gökten inmesi gibi, kendi adalarından dönüyorlar. Hatta istedikleri zaman gidip dönmek onlar için kolay. Çevremde öyle insanlar var ki, aralarında sadece bir ıssız adası değil, ıssız takım adası olanlar bile var.

Issız adayı imge olarak değilde gerçek bir yer olarak düşünseydik, oraya gitmeyi düşleyenleri erkekler ve kadınlar diye ayırmazdım. Hadi ayırmam diye çok ısrar edildi diyelim,  Cem Abinin tersine kadınları az da olsa önde görürdüm. (Hemen zıplayanlardanım  :)  ) Çünkü biz erkekler böyle bir adayı sadece düşleriz. Bu adaya gitme fikrini ise ancak kadınları etkilemek için ortaya atarız. İş ciddiye binerse, kadınları etkilemeyek için B,C,D… planlarımız hazırdır zaten. Kadınlarsa, gitmek isterlerlerse giderler. Tabi bu benim görüşüm.

Mustafa Abi’nin mezar önermesi de bir imge miydi değil miydi anlayamadım. İlk bakışta katılmasam da önündeki “modern insan” ibaresine dikkat edince çekimser kalmaya karar verdim. (Bugün muhalif yanımdan uyanmışım   :)  ). Kendisinin çok sevdiğim meşhur leyleklerin göçü videosu sanki kendi ıssız adası yakınlarında bir yerlerde çekilmiş izlenimi uyandırmıştı.

http://heyamolahey.com/genel/leylek-gocu/msg13943/#msg13943

Kendi Issız Ada'mı nasıl mı isterim? Bunu bir yerde daha yazmıştım.   ;)


Çevrimdışı Cem Gür

  • *
  • İleti: 1402
    • Classicboats Turkiye
Ynt: ISSIZ ADANIZI NASIL İSTERSİNİZ?
« Yanıtla #10 : 13 Ocak 2019, 18:19:37 »

 Çünkü biz erkekler böyle bir adayı sadece düşleriz. Bu adaya gitme fikrini ise ancak kadınları etkilemek için ortaya atarız. İş ciddiye binerse, kadınları etkilemeyek için B,C,D… planlarımız hazırdır zaten. Kadınlarsa, gitmek isterlerlerse giderler.


Sevgili Mücahit, zaman ilginç bişi. (!) O zaman denen şey ne ise, bir bölümünde veye sadece bir noktasında "ıssız ada" sadece düş olmaktan çıkıveriyor. Karşı durulmaz bir istek haline gelebiliyor. Kadınları etkilemek konusuna gelince.....  B,C,D ikna planları ile birlikte çooook geride kaldı.

Ancak "Kadınlarsa, gitmek isterlerse giderler" saptamana bütün yüreğimle inanıyorum.  Hatta o kadar ki erkeği veya yakın/ uzak çevresi ayaklarına pranga vursalar bile bir yolunu bulur gider kadın. Ama yine de biz şaşkaloz ördek erkeklerden çok daha sağlam temelleri olarak ....
“İçinde ütopya olmayan bir dünya haritasına bakmaya bile değmez… İlerleme dediğin, ütopyaların gerçekleşmesidir” diyordu Oscar Wilde.

Çevrimiçi Hakan Tiryaki

  • *
  • İleti: 2028
  • Hayat suda başladı...
    • Denizci Kahvesi
Ynt: ISSIZ ADANIZI NASIL İSTERSİNİZ?
« Yanıtla #11 : 13 Ocak 2019, 19:14:50 »
"Ada denince aklınıza ne gelir? Ne çağrıştırır size? Bir vapur kadar uzak mıdır, yoksa yakın mı akıp giden yaşama? Hiç düşündünüz mü, cezbeden ya da tedirgin eden nedir dört tarafı denizle çevrili kara parçasında sizi? Veya bilir misiniz kaç adası vardır Şehr-i İstanbul’un? Neandros diye bir adası olduğunu bilir misiniz? Ya da haberiniz var mıdır Yassıada’da ne olup bittiğinden? Ya deniz insanısınızdır ya da topraksoylu; vereceğiniz yanıt mutlaka ikisinden birine götürür sizi.

Deniz insanı nehir misalidir; ne yapar eder ulaşır denizine. Veya en azından dilediği anda ulaşabileceği bir mesafededir denize. Belki de bu yüzden farklıdır deniz insanın ada imgelemi. Her an denizle iç içe olabileceği; gün batımında verandada oturup kahvesini yudumlarken varoluşa şükredeceği bir düştür ada. Dostlukları, kırgınlıkları, aşkları, dedikodularıyla kalabalık bir ailenin bir parçası olmaktır adada yaşamak. Son vapur ya da tekne iskeleyi terk ettiğinde ada, kapıları dünyaya kapanan bir kaledir artık. Huzur kavramının dokunabileceğiniz denli somutlaştığı bir sığınak… Tabi eğer nehir misali bir deniz insanıysanız.

Oysa kadim bir çınar ağacı gibi kök salan topraksoylular için tekinsiz bir toprak parçasıdır ada. Dar gelir, tedirgin eder her daim. Hele bir de küçükse, bir tekne gibi batacakmışçasına korkutur. Anakaradan bakınca engel gibi görünür kırçıl deniz. Oysa adadan bakınca adayı yaşama bağlar. Gün olur günlerce lodos keser yolunu, gün gelir sisten göz gözü görmez. Anakaradakilerin aksine adalılar bilir ki, anakara sisin arkasında bir yerdedir; bugün olmazsa yarın.

Dünyanın her denizinde benzer yaşamlar sürer adalılar. Yaşamın kaynağı deniz, yaşamın sınırlarında deniz… Denizin getirdikleriyle, verdikleriyle şekillenir ya da anakaradakinden farklı kılınır yaşam. İster bir küçücük Ege adası olsun, ister Karayiplerde okyanusla çevrilmiş bir ada, o denli benzerdir ki yaşam; ne derece huzurluysa o denli de hüzünlüdür bir bakıma. Her günün sonunda geri dönerken emanet yabancılar, yarım kalmış bir şeyler bırakır artlarında adeta. Ya da popüler bir adaysa söz konusu olan, emanet yabancıların sayıları arttıkça huzuru kaçar adanın. Genelde bir tek sonradan gelen ticaret erbabı memnundur kalabalıktan. Çünkü adaların yerlileri, dışarıdan gelecek emanet yabancılara değil, adalarının verdiklerine göre şekillendirirler yaşamlarını.

Tüm açgözlülüğüne karşın insanoğlunun hala en az zarar verebildiği sığınaklardır adalar. İnsanoğlunun egosu büyük, hırsı sınırsızken ada küçük ve sınırlıdır. Belki bu sayede kısmen de olsa korunur ada ve ada yaşamı. Oysa biraz büyük ve rantabl ise ada Kıbrıs en güzel örneğidir başına gelebileceklerin…

Şöyle bir uzanabilirseniz Arşipel’e, kredi kartına endeksli ödünç yaşamlardan ziyade, denizin ve adanın verdikleriyle ya da insanoğlunun denizden ve adadan alabildikleriyle şekillenmiş, sakin bir yaşam tokat gibi çarpar bir çok insanın yüzüne.

Ne çok ada var aslında anlatılası. Çocukluğumuzdan beri, gitmesek de, görmesek de bizim olan veya yaşamımızın bir döneminde bir çeşit ritüele dönüşmüş Büyükada gezileri, Burgaz, askerlik günlerimin masal adası Uzunada… Ama bambaşka bir ada var paylaşmak istediğim; ibret-i alem için…"

Böyle yazmışım bir zamanlar. Üşendim tekrar yazmaya, kopyaladım. Issız ya da değil, ada, ancak adanın verdikleriyle yetinebilenleri mutlu edebilir. Askerliğim Uzunada'da geçti ve hala hayatımın en keyifli, en huzurlu dönemi olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Basit bir rutini vardı. Sabah insanlar gelir ama akşam olmadan çeker giderler ve ada yine bizim olurdu. Anakaranın ışıklarını izlerdim keyifle. Arada canım çekerse atlar giderdim Çeşmealtı'na ama, en fazla bir kaç gün sonra koşa koşa dönerdim yine adama...
"Clouds and winds and oceans I choose my fate to be...  Whom the sea has taken Never shall be free."

Çevrimdışı Cem Gür

  • *
  • İleti: 1402
    • Classicboats Turkiye
Ynt: ISSIZ ADANIZI NASIL İSTERSİNİZ?
« Yanıtla #12 : 13 Ocak 2019, 21:13:32 »
eh tam zamanı ....

Buyrun ada nedir ?

Bu bir kült film. Adanın biz deniz insanları için ne anlama geldiğini anlatan belki de tüm zamanların en iyi filmi......

https://www.youtube.com/watch?v=QOJnf0lQvoA

Kendi adıma bunaldığımda, kendimi kapana sıkışıp kalmış hissettiğimde belki onlarca kere seyrettiğim, bana nefes aldıran ......

Hele son sahne..
“İçinde ütopya olmayan bir dünya haritasına bakmaya bile değmez… İlerleme dediğin, ütopyaların gerçekleşmesidir” diyordu Oscar Wilde.

Çevrimdışı Mehmet Sürücü

  • *
  • İleti: 130
  • Keşke insanyürüyüşünü dünya ile bütünleştirebilsek
    • Kapina
Ynt: ISSIZ ADANIZI NASIL İSTERSİNİZ?
« Yanıtla #13 : 13 Ocak 2019, 21:25:52 »
“Hele son sahne..”

BU FENA OLDU İŞTE.

Kıbrıs’a çıkmış tayinim. Ne bulursam okuyorum bu bir şeyleri gösteren parmak misali “ada”yı.

O aralar denk geldiydi. Tornatore miydi yönetmeni? Galiba. Savaş karşıtı en iyi film deniliyordu.

Gittim.

Rendelenmiş sabun gibi çıktım sinemadan.
Bir değildi ki sahneler.
Bir sürü.
Yaşlı bir kadının çelik başlıklı bir askere uzattığı elme, ikizlerin yukarıdan denize atlamaları, eşek, genelevdeki ağlatan sevişme sahnesi…


Cem Gür bu filmi anarak bir sürü anılar tetikledi.
Hay allah!

Teşekkürler.

Çevrimdışı Cem Gür

  • *
  • İleti: 1402
    • Classicboats Turkiye
Ynt: ISSIZ ADANIZI NASIL İSTERSİNİZ?
« Yanıtla #14 : 13 Ocak 2019, 21:31:11 »



         Önce  :'( :'(  sonra  ;)   ve  :D :D
“İçinde ütopya olmayan bir dünya haritasına bakmaya bile değmez… İlerleme dediğin, ütopyaların gerçekleşmesidir” diyordu Oscar Wilde.