Gönderen Konu: KATAMARANLAR  (Okunma sayısı 8930 defa)

Çevrimdışı Tan Kaan Özkan

  • *
  • İleti: 2174
KATAMARANLAR
« : 20 Ocak 2017, 16:36:08 »
Genellikle pek konuşulmayan bir konudur katamaranlar. Elbet bir çok avantaj ve dezavantajları var. Bunları bir irdeleyelim istedim. Bunları yaparken bazı artık klişe olmuş bir kaç şeyi dışarıda bırakmak, bir kaçını da ayrıntılı konuşmak lazım diye düşünüyorum.

Örneğin ;
Ütü gibiler, denize hiç yakışmıyorlar, o ne öyle kocaman şeyler, marina kiralarını biliyormusun sen ? Her şeyden iki tane var arkadaş çok masraflı, tumba oldular mı düzelmiyor onlar vb...

Öncelikle kabul  etmek gerekir ki coğrafyamız ve deniz alışkanlıklarımız açısından bakıldığında bir çok olumsuz yön bulabiliriz ama konumuz katamaranlar, yani çok gövdeli bu tekne cinsini dar, çevre önkoşulu olmaksızın değerlendirmeliyiz.

Bu konuda bir çoğumuz tamamı ile duyduklarımızdan ve etkilendiklerimizden yola çıkarak konuşuyoruz. Hepimiz birisi katamaran hakkında bir şey sorsa hemen Korhan Sökmen üstadın catamaran vega'sına yönlendiririz. En azından avantaj ve dezavantajları hakkında Korhan Hocanın yazdıkları ile başlayalım ;

"Dezavantajlar:
1 - Aynı boyda bir mono-hull tekneye oranla oldukça pahalı olmaları.
2 - Marinada işgal ettikleri yer nedeniyle konaklama, çekek, vs. gibi metrekare cinsinden hesaplanan, giderlerinin fazla olması.
3 - Orsa seyirlerini mono-hull tekneler kadar dar açıyla gerçekleştirememeleri.
4 - Bir tekneden çok uzay aracına benzemeleri. Klasik kuğu hatlı yelkenliler yanında birhayli çirkin olmaları.
5*- Hafif olmalarına karşın rüzgara çok fazla yüzey gösterdiklerinden, rüzgara karşı motor seyirlerinin fazla güç gerektirmesi (Her katamaran için doğru olmayabilirse de Vega için gerçek. Gerçi rüzgar varken motora ihtiyaç niye olsun ki)
6*- Motor seyrinde, dalgayı baştan aldığınızda, dalga aralıklarına da bağlı olarak fazla başkıç yapması. (Tekne yalpaya düşemediğinden başkıç normalden biraz daha fazla oluyor)
7 - Deplasmanları çok daha az olduğundan, ağır yüklerden mono-hull teknelere göre daha fazla etkilenerek, performanslarının düşmesi.
* 5. ve 6. sırada sayılanlar her katamaran için geçerli değildir.

Avantajlar:
1 - Yelken performansları muhteşem. Katamaranlar denizlerin yarış atları. Aynı boyda mono-hull bir tekneyle yapabildiğiniz süratin en az birbuçuk ,bazen iki katını yapabilirsiniz. Bahsettiğim gezi sınıfı bir katamaran için geçerli sürat amaçlı yapılmış katamaranlar anormal hızlara ulaşabiliyorlar. Vega 12.6 metre boyunda. Bu güne kadar erişebildiğim en yüksek hız 21.4 knot oldu (tabi ki sadece yelkenle). Geçen sene, zaman zaman sağanakların 55 knot'a eriştiği bir fırtınayı arkama alıp kaçarken motorsuz ve yelkensiz, çıplak direkle 8.5 knot'a ulaştım.
2 - Katamaranlar emniyet açısından, başka teknelerin erişemiyeceği üstünlüklere sahip. Birçok markanın ürünleri batmama özelliği taşıyor. Eski katamaranların aksine yeni dizayn katamaranların alabora olma olasılıkları hemen hemen yok gibi.
3 - Balast ve derin salmalara gereksinimleri olmadığından, su kesimleri oldukça az. Bu sayede sığ sulara girebilmek mümkün. Vega'nın 12.6 m.lik boyuna karşılık draft'ı sadece 160 cm. Başka dizaynlarda daha da kısa olabiliyor.
4 - Ağır salmaları olmadığından aynı boydaki bir mono-hull'a göre çok daha hafif olabiliyorlar. Bir örnek vermek gerekirse, Şu sıra bağlı olduğum iskeledeki komşumun 13 m. boyundaki polyester yelkenlisi 16 ton iken, eni onunkinin iki katı olan benim teknemin ağırlığı sadece 7 ton.
5 - En sert havalarda bile yelken seyrinde teknenin bayılmaması (yan yatmaması) inanılmaz bir konfor. Önceki teknelerimde yelken seyrine çıkarken, teknenin içindeki herşey kaldırılıp dolaplara tıkılır, ortada devrilip düşebilecek şeyler unutulduğunda seyir kabusa dönüşürdü. Şimdi ise, masamda rakım, ocakta tencerem varmış umurumda olmuyor. Her teknede sert havalarda misafirleri deniz tutmasi vaka-i-adiyeden olmasina karşın, katamaranlar da nadirattan.
6 - Her iki gövdede birer motor bulunması, hem emniyet hem manevra açısından büyük kolaylıklar sağlıyor. Mono-hull teknelerde içeride motor sesi ve bazen mazot kokusu önüne geçilemez bir sorundur. Oysa pek çok katamaranda, Vega'daki gibi, motor dairelerinin teknenin yaşam alanlarından tamamen ayrı kompartımanlarda bulunması, bu sorunu kökten hallediyor.
7 - Kamaraların, birbirlerinden oldukça uzak ve izole olması, gerçek anlamda mahremiyet sağlayabiliyor. (örneğin benim teknemde, her iki gövdede başta ve kıçta birer tane olmak üzere dört adet çift kişilik kamara mevcut, ve hiçbirinin diğeriyle direkt bir komşuluğu yok, aynı gövdede olanlar bile uzun bir koridorla birbirlerinden oldukça uzak)
8 - Sanırım yaşam alanlarının ne kadar geniş olabildiğinden bahsetmeye gerek bile yok.
9 - Genelde mono-hull teknelerde kokpitten salona derin bir merdivenle inilir. Ne kadar şık döşenirse döşensin, salon bir yeraltı odasıdır. Lumboz, ya da hatch'ler (pencere) yüksekte kalır, etrafı görebilmek mümkün olmaz. Şimdilerde Deck-Saloon dizaynlarla bu dezavantajın üstesinden gelinmeye çalışılıyor. Oysa katamaranlarda salon genellikle kokpit'le düzayak, yaz kış ışıl ışıl, ve panoramik bir manzaraya sahiptir.

Mono-hull'lara göre avantaj ya da dezavantaj olarak değerlendirilemeyecek önemli bir farklılık da, katamaranlarda ana yelkenin cenovaya oranla (mono-hull'lardakinin aksine) çok daha büyük olması (istisnaları var). Ana yelken çok daha büyük olunca kavançalara özellikle dikkat etmek gerekiyor. Sürpriz kavançalara düşmemek için aşırı dikkat ya da emniyet donanımı gerekebiliyor. Buna karşılık Spinakker (balon) kullanımı çok daha kolay. Teknenin geniş olması gönder (spinakker boom) kullanımını gereksiz kılıyor. Balon seyrinde başüstüne gitmeden kavança etmek mümkün oluyor. Elbette ki gönder kullanımının trim açısından bazı üstünlükleri var. Ama ekipsiz spinakker seyri yapabilmek mono-hull bir teknede olanaksız. İster inanın ister inanmayın, tek başıma olduğumda dahi balon basabildiğim oldu.
Katamaran kullanma duygusu, bence, doruklarda bir yelken keyfi yanında sürat, emniyet ve konfor.
Buraya kadar okuduysanız büyük bir olasılıkla, objektif olmadığımı, bir katamaran fanatiği olduğumu düşünüyorsunuzdur. Doğrusunu söylemek gerekirse ben de yaşamımın on yıl öncesine kadar katamaranlara dudak büktüm. Hala da gözümü okşayan klasik bir yelkenli gördüğümde iç geçirdiğim olmuyor değil. Vega'yı okşadığım çok nadirdir. Ama bazı tekneleri gördüğümde dayanamayıp dingime atlayıp yanaştığım, sahibiyle tanıştığım, içini dışını gezdiğim, hayranlık ve sevgiyle okşadığım oluyor. Bazen de sıkı bir orsa seyrinde 40-45 derece yatmış mir mono-hull'u görünce yekede kendimin olmasını arzuladığım oluyor. Zaman zaman dostlarımın teknelerinde bu özlemimi giderebiliyorum. Yine de tekneme döndüğümde bir Ohh... çekmekten de kendimi alamam. Yeni bir tekne almaya kalksam yine katamaran alırım diye düşünüyorum. Daha önce de dediğim gibi benimkisi mantık evliliği. Küçük kaçamaklarımı umarım Vega affeder."

İşte böyle. Ki bu durum bundan 13 yıl evvel ki teknoloji ile değerlendirildiğini de unutmayalım.

Eğer gerçekçi olursak, ilk alım maliyetleri ve marina giderleri bu kadar yüksek olmasa idi, çevremizde gördüğümüz bir çok tekne özellikle eş ve kalabalık aile baskısı ile katamaran olacaktı.

Hep söylerim, mümkün olduğunca dünya denizlerinde dolaşan gezginleri bir şekilde düzenli takip ediyorum. İlginç bir şekilde, katamaran kullanan gezginler hallerinden aşırı memnunlar. Tek gövdeli tekneleri tercih etmiş olan gezginler, gittikleri yerlerde karşılaştıkları çok gövdeli tekne sahiplerinin teknelerini incelediklerinde hatta onlarla kısa da olsa seyirlere çıktıklarında yüz ifadelerinden, söylediklerinden anlaşılıyor ki aslında imkanları el verse çok gövdeliye çoktan geçiş yapacaklar. Zaten hep duyarız, tek gövdeliden çok gövdeliye geçen vardır da tersini pek göremezsiniz diye.

Bu durumda şayet, ilk alım ve marina kalemlerini, tamamen gözardı ederek düşünürsek, Katamaranlar sizin için ne ifade ediyor ? Tercih etme yada etmeme sebepleriniz neler olurdu?

Çevrimiçi Mehmet Atay

  • *
  • İleti: 830
Ynt: KATAMARANLAR
« Yanıtla #1 : 20 Ocak 2017, 17:11:18 »
Kimse 40 ft yelkenli mi, 40 ft katamaran mı alsam demiyor?
Elimde (atıyorum) 200bin Euro var, bu paraya katamaran mı, yelkenli mi diyor.
O zaman da 40 ft katamaran vs 50 ft yelkenli kıyaslaması başlıyor.

Böyle kıyaslayınca da, monhull'in havuzluğu -mesela- katamarana göre daha ferah olduğu gibi daha büyük bile olabiliyor. İç mekan, kamara sayısı vb. bir çok avantaj ortadan kalkıyor.
Hız ve konfor makası da daralıyor.

Yelkenli bir teknede çift motor da bir ihtiyaç değil; sonuçta motoryat değil. Yedek sistemi rüzgar. Bir bowtruster'la aynı yanaşma kabiliyetine yelkenli de ulaşıyor.



SARIYAZ  Turgut / Marmaris

Çevrimiçi Necip Bulut

  • *
  • İleti: 233
Ynt: KATAMARANLAR
« Yanıtla #2 : 20 Ocak 2017, 19:35:54 »
Teknemi elden çıkardıktan sonra ( 44 feet Nauticat) bir sonraki teknem katamaran mı olmalı acaba diye düşündüm. Bu düşüncemin nedeni  deniz şartlarından katamaranın daha az etkileneceğini varsaymamdı. Böylece hatun kişi teknede daha az rahatsız olacaktı. Bu varsayımı bu kez test etmeliydim :)
Çünkü 9.5 metre ahşap motorlu tekneden 44 feet 'ağır' tekneye geçmemin esas olmasa bile yan nedenlerinden biriside aynı varsayımdı.Ve sonuç negatif olmuştu.

Neyse , bir süre sonra arkadaşlarımla birlikte Hisarönü körfezinde bir katamaran (40 feet Lagoon) kiraladık. 5 gün boyunca seyir yaptık. Teknenin havuzluk alanına, aydınlık ve geniş mutfağına, rahat kamara ve tuvaletlerine söyleyecek birşeyim olamaz. Ancak yukarıda yazdığı gibi çok fazla başkıç yapıyor katamaran. Doğal olarak bayılma olmuyor ama olmayan bayılmanın etkisi sanki başkıçın üstüne koyuyor. Sonuç olarak ben sevmedim katamaranı.

Bu arada yine yukarıda Korhan kaptanın değerlendirmesinde yazdığı gibi tek gövdeli yelkenli teknelerde kamaralar bodrum katı gibi.Çok doğru.Ben bunu kısmen aşmak için pilot house veya deck salon tekneleri tercih ediyorum.

Tek gövde/ katamaran karşılaştırmasında emniyet ve su çeker farklılıkları bence ihmal edilebilir düzeyde.

Bir takım yadsınamaz gerçekler olsada tercih oldukça kişisel.



ersin böke

  • Ziyaretçi
Ynt: KATAMARANLAR
« Yanıtla #3 : 20 Ocak 2017, 20:53:05 »
Çok önemli bir sakınca atlanmış.  O da direk kırılması.  Öncelikle söyleyeyim, bu konuda iddalıyım da , sörften sonra, en büyük keyfim, küçük -şeytan icadı- katamaranlardı ve hala öyle..  Tayo MAr 'ı aldıktan sonra rüzgar hissim arttığından bu katamaran kullanmama çok olumlu yansıdı.

Antalya titreyen göl de .. -kumsalın adı böyle -  kafa kafaya bir jet siki ile gittiğimi hatırlıyorum.  Adam çok şaşırmıştı..

Hız istiyorsanız , katamaran inanılmaz , hele Tirimaranlar..  Ama bayılmadığı için en büyük tehlike direk kırılması..

Dostlar, dürüst ve açık olalım, monohull tekneleri kadınlar sevmiyorlar. Hele Türk kadınları hiç..  fazla değil iki ay kadar önce bir dostun teknesi ile Trilye ye gittiydik.. Dönüşte 10-15 knot rüzgar çıktı. Off keyfe bak.. teke 40 feet üstü . Yelken açacağız.. Açtık.. Konuşma şöyle

- Kardeşim açalım yelkenleri ne dersin ?
-açalım..

Ana yelken küçük , cenova sanırım % 120 devasa.. Ana yelken full, cenova camadanlı, tekne max. 5 derece bayılmış vaziyette.

-kardeşim açsan ya cenovayı da ..
-olmaz..
-neden??
-tekne bayıldı..
-kardeşim tekne daha yatmadı bile..
-başka bir sorun mu var? (sonuçta adam belkide armayı yormak istemez filan .. ne bileyim.. )
-Yok, ben alıştım . eşim varken en çok bu kadar bayıyorum tekneyi.. korkar yoksa..
-Yahu açsana. bırak yürüsün tekne..

Yani demem o ki dostum kendini eşine o derece endekslemiş ki , o yokken bile eşinin istediği gibi yelken yapıyor..  :) :)

Baktı dalga geçmeye başlayacağım, tüm yelkenleri tamamen açtık.. Keyifli bir yelken seyri oldu.

Şu hatun kişisi odaklı tekne mantığından lütfen vaz geçiniz.  eşleri yelkeni sevenler çok şanslı. Kıymetleri bilinsin..
az sayıdalar çünkü..

Siz ve ben, diğerleri, kasmayın . Gelmezler.. Keyfinize bakın.. Siz seyrinizi yapın, gittiğiniz koylara eşleriniz karadan gelsin.. Bu en iyi çözüm..

Boşuna gemi gibi teknelere para akıtmayın..

Çok eşiniz gelsin istiyorsanız, alın bir motoryat.. Bitti gitti. Eşiniz ve çocuklarınız ile rahat rahat gezinin..

Yelken mi.. ?

O zaman banimle iyi geçineceksiniz..  :) :)  arada bir gelin.. Ben sizi gezdiririm..

Ücret mi.. çok ayıp,, Tayo Mar da para geçmez.. ama zenci yürüyen adam ve kübalıya kimse haır demez.. :)

Dur gaza geldim şimdi.. Heyamolanın ilk aktivitesini yapmak yine bana düştü..

Geliyooor....





Çevrimdışı Tan Kaan Özkan

  • *
  • İleti: 2174
Ynt: KATAMARANLAR
« Yanıtla #4 : 20 Ocak 2017, 21:24:21 »
Vay arkadaş, konuyu nerelere getirdin yahu.

Konu katamaranlar.

Belki ailesi ile sürekli dolaşıyordur. Belki içinde yaşayacaktır. Belki uzun yola çıkacaktır. (Ki tavsiye edenlerin sayısı hiç de az değil.) Belki çoluk çocuk kalabalıktır. Belki sadece ailesi öyle istiyordur. vs.vs.vs

Hepsini geçtim, katamaranları konuşuyoruz. Eksi ve artıları konuşalım, doğru bilinen yanlışlar var mıdır, çok mu haksızlık ediyoruz acaba diye açtım. Çünkü ne zaman konusu açılsa hemen tu kaka denilerek konuşulmaz.

Büyük ölçekte düşünelim yani.

Herkes kıç kadar tekneyle, Marmara'da iki saat dolaşmak istemiyor ki senin gibi  ;D ;D ;D
Onlarca kullanım alışkanlıklarından sadece biri senin tarzın, ne genelleyebilirsin nede aynısını düşünmeleri için dayatabilirsin.  :P

Tayo-mar'ı unut iki dakika da sadece katamaran hakkında düşüncelerini yazıver. O Şeytan uçurtmalarından bahsetmiyorum ama...  ;)

Çevrimiçi Necip Bulut

  • *
  • İleti: 233
Ynt: KATAMARANLAR
« Yanıtla #5 : 20 Ocak 2017, 21:35:47 »
Sevgili devrem ( yani Ersin kişisi) bağa mı didin :)

Eğer öyleyse ben çoktandır tekneyi kendim için düşünüyorum. Aksi umutsuz vaka...

Ama bir daha yazayım; ben katamaranı sevmedim. Ayrıca küçük monohull tekneleri de sevmiyorum.
Sonuçta demin yazdığım gibi olay oldukça kişisel.Doğrusu yanlışı yok.

Anlaştık mı ?? :)

Çevrimiçi Bülent Büyükdağ

  • *
  • İleti: 3951
Ynt: KATAMARANLAR
« Yanıtla #6 : 20 Ocak 2017, 21:50:39 »
Valla Ersin'in bu kadınlar tekneye gelmez yönündeki kategorik yaklaşımını ben de anlayamıyorum.
Benim pontonda, Erol Akyiğit dışında kimse teknesine tek gelmez. O da evli değil.

Karşı komşum üniversite profesörü bir kadın, yan komşum, yaz kış Çarşamba, Cuma, Cumartesi, Pazar  teknede kalan bir çift,
öteki de öyle beriki de öyle. Yaşlı yaşlı amcalar teyzeler var, onlar da öyle.

Hiç tek 'erkek' yok dediğim gibi Erol'dan başka.

Hatta Zuzu ablamız yıllardır teknesinde tek başına yaşar.

Bence sen İstanbul için bir genelleme yap şekercim. Eeee tabii, pardon,  Istanbul taşraydı değil mi? Taşrada tabii zor. :)
Saatin fazla tiz tıkırtısında,ışık yıllarının ömür süremizle alay eden sesini de işitiriz.

ersin böke

  • Ziyaretçi
Ynt: KATAMARANLAR
« Yanıtla #7 : 20 Ocak 2017, 23:47:03 »
Pu ha ha ha..

Necip, sana demedim.. :)

Yahu ben katamaran ile ilgili en önemli yorumu yaptım.. Direk kırılmasının en çok yaşandığı tekne tipi katamaran.

Çünkü , momohull teknelerde , tekne yatarak bu enerjiyi absorbe ediyor. Katamaran da bu yok..

Bu yazdığımın Tayo Mar ile ne ilgisi var.. ? 

Sizin durumunuz şu meşhur papa fıkrasına benziyor. Hani Papa İstanbul'a gelmiş, uçaktan inmiş. Gazetecinin biri sormuş, İstanbul da genelevler ile ilgili ne düşünüyorsunuz diye. Papa da soruya şaşırıp, İstanbul da genel ev mi var diye sormuş. ertesi gün Gazetelerde manşet..

Papa İstanbul 'a gelir gelmez Genel ev varmı diye sordu diye..  :) :)

Yahu ben eşi tekneye gelen arkadaşlar çok şanslı , kıymetini bilin diyorum. Sonrasında yorum yapıyorum.

Katamaranlar da yatmadığı için , ve özellikle geniş mutfaklarından ve yatak odaları daha bir ayrı olduğundan  çok tutuluyorlar. Çoğu kadınların talebi üzerine alınıyorlar.

Bir tekne alımı ile ilgili olarak kadınları ve alışkanlıklarını düşünmeden değerlendirme yapılamaz..

Kaldı ki ben bu konuda kadınları çok önemserim. Türkiye de bu kadar daire satılıyorsa temel nedeni kadınlarımızdır.

Her türlü ticaret kolunda kadınların taleplerini göz ardı eden firmalar batarlar..

Öcal Turan

  • Ziyaretçi
Ynt: KATAMARANLAR
« Yanıtla #8 : 21 Ocak 2017, 00:49:26 »
İlk alım ve marina fiyat ve bakım farkını (X 2) düşünmüşümdür ben hep. 
Ersin reis senin dediğin direk kırılması riskini az görüyorum ben, evet monohull tekneler yapısı gereği apaz seyri sever ve de tekne bayıldıkça özellikle markoni arma rüzgarı kaçırır yelkenden  ve stresi azaltır armadaki.

Ancak katamaranlar da pupa ve geniş apaz sever , tam apaz da epey bir ölçüde yan yan sürüklenir ki o da direğin stresini alır bence, hele ki ihmalkar olmayıp bumba palangasını biraz koyverince. :)

Netice de ,bizim kıyılarımızda gezmek için veya ticaret rüzgarlarında dünyayı gezmek için ilk başta dediğim maliyet unsurlarını karşılayabiliyorsam kesinlikle katamaran alırdım.

Ancak her yöne ve her havaya yelkenle gireceksem sağlam bir monohull dan şaşmam. C:-)

ersin böke

  • Ziyaretçi
Ynt: KATAMARANLAR
« Yanıtla #9 : 21 Ocak 2017, 10:27:36 »
Ben bu büyüklükte bir katamaran kullanmadım.. ancak riskin daha fazla olduğu söylenir hep.. ancak şimdi Öcal abinin yorumunu da okuyunca gayt mantıklı geldi..

Öcal Turan

  • Ziyaretçi
Ynt: KATAMARANLAR
« Yanıtla #10 : 21 Ocak 2017, 10:55:01 »
Her seçiş bir vazgeçiştir..  :)  C:-)

Çevrimdışı Can Deniz <Ercan H>

  • *
  • İleti: 1157
    • KUTUP YILDIZI
Ynt: KATAMARANLAR
« Yanıtla #11 : 21 Ocak 2017, 11:29:07 »

Akıdeşle  havada uçan, aşağıda ki resimde görünen zeplin'e benzer bir canlı gördünüz mü hiç.




Peki ya denizde yüzen aşağıda ki resimde görünen katamarana benzer bir canlı gördünüz mü hiç.




( Mantanın dışında.  Ki o daha çok, trimarana benzer )





Diye soralım ve gelecek yanıtlara bakalım.


Birde katamaran yazıp google emminin görsellerine göz atıldığında,
hep aşağıda ki resim de görüldüğü gibi sakin bir koy, yeşillikler - çiçekler,   kelebekler - böcekler görüntüleri
gibi huzur anlarının resimleri görünür.




Mesela aşağıda ki resim ve benzeri görüntüler çok az googl emminin albümünde.




Neden acaba gerçekten merak ettiğim için soruyorum.





ВЛАДА / TEOS

Çevrimiçi Bülent Büyükdağ

  • *
  • İleti: 3951
Ynt: KATAMARANLAR
« Yanıtla #12 : 21 Ocak 2017, 11:34:10 »
Abi Zeplin benzerleri ile uzaya çıkıyorlar.

Katamaranlar hakkında hiç bir fikrim yok okuduklarımdan başka.
Muhtemelen oturma konforu yüksek, seyir konforu düşüktür diye tahmin ediyorum.
Ama dünya gezginleri arasında gittikçe daha çok tercih edildiğini de okuduğumu anımsıyorum bir yerlerde.
Saatin fazla tiz tıkırtısında,ışık yıllarının ömür süremizle alay eden sesini de işitiriz.

Çevrimdışı Can Deniz <Ercan H>

  • *
  • İleti: 1157
    • KUTUP YILDIZI
Ynt: KATAMARANLAR
« Yanıtla #13 : 21 Ocak 2017, 11:47:15 »
Uzaya çıkan sistemler çok güçlü roket ve tonlarca roket yakıtıyla ancak bir kaç saat yol alabiliyor.
Dünyadan havalanırken kaz gibi  vardıkları yerde serçe gibi oluyorlar., boşalan yakıt tanklarını attıkça.
Atmosfer içi dünyamıza gelelim anam. :D


Ayrıca dünya gezginleri bir müddet sonra vardıkları güzel koylarda yerleşik hayat yaşıyorlar tekneleri içinde.
Hani bir süre sonra belkide katamaran dışında Denizkondu türevlerine geçecekler diye de korkmuyor değilim.

ВЛАДА / TEOS

Çevrimiçi Hakan Tiryaki

  • *
  • İleti: 2052
  • Hayat suda başladı...
    • Denizci Kahvesi
Ynt: KATAMARANLAR
« Yanıtla #14 : 21 Ocak 2017, 13:22:22 »
2009 yılında bir seyir yapmam gerekti. 8 kişilik (Alman ve Belçikalı) bir ekibe dalış eğitimi vermek üzere Kuşadası-Bodrum-Kuşadası rotasında bir haftalık bir seyir. Tekne Privillege 44, bana göre pahalı, şekilsiz bir katamaran. Tek iyi tarafı geniş olması. Bunlar ilk düşüncelerimdi ama içten içe merak de etmiyor değildim.

Kuşadası'ndan çıktık, St. Nikola'da geceledik. Sabah St. Nikola'dan çıkarken esmeye başlayan hava sadece bir kaç dakika sonra Bofor 11'i buldu. Kıçımızdan gelen dalga iki katlı bir ev yüksekliğinde ve her seferinde altımızdan kayıp giderken tuhaf bir rahatlama hissediyor insan :) Bildiğin 59 knot esiyor ve biz seyirdeyiz. İnanamıyorum.

İkinci camadan, motorsuz pupa seyrindeyiz ve hızımız 12,5 knot. Masal gibi. Yıllarca çirkin ve güvensiz bulduğum tekneye yavaş yavaş değil, zırt diye ısınıverdim.

Bodrum'a kadar kaç saatte vardık hatırlamıyorum ama neşeli kısmı bir kaç gün sonra geri dönerken yine kıçımızdan bu kez de 10 Bofor havayı bulmamızdı. Tabi teknedekiler beni almakla neye bulaştıklarının farkında değillerdi :) Uzun uzun anlatmıştım başka bir mecrada, kopyalamak istemedim. Kısa özeti şu ki, güneye inerken bendeniz alışmanın ötesinde yalama olmuşum ki, geri dönerken Pytagorian marina yakınlarında 10 Bofor ve 6 metre dalgada patlıcan kızartıyordum.

O seyirden beridir nihai hedefim hep 36-40 feet aralığında bir katamaran oldu. Bir gün elden ayaktan düşüp de Yengeçle yolları ayırırsak yerine gelecek olan tekne kesinlikle bir katamarandır. Zaten o yaşlarda ya alarga ya da sürekli seyir halinde olmayı umuyorum. Kim takar bağlama parasını...

Bana lazım olan ne varsa sağlıyor; konfor, güven.
"Clouds and winds and oceans I choose my fate to be...  Whom the sea has taken Never shall be free."