Gönderen Konu: Mars (ve yalnız mıyız?)  (Okunma sayısı 3685 defa)

Çevrimiçi Doğan Erbahar

  • Donatan Temsilcileri
  • *
  • İleti: 589
Mars (ve yalnız mıyız?)
« : 04 Eylül 2018, 10:36:36 »
Parlaklık sıralamasında Venüs ve Jüpiter'den sonra Mars var sırada. Gerçi biraz torpil geçtik kendisine çünkü Mars'ın parlaklığı değişken. Maksimum değerini aldık.

Bu aralar gayet gösterişli, güneş batınca güney-güneydoğu ufku üzerinde kızıl turuncuya kaçan rengi ile görünüyor.

Eski dilde adı Merih, mitolojide yine bir savaş tanrısı ile özdeşleştirilmiş. (Çok romantizm ve hamaset yaptım Venüs ve Jüpiter'de biraz daha çizgimde kalayım bu yazıda...)

Gözlemsel olarak Mars'ın en ilgi çekici özelliği rengi herşeyden önce. Kızıl gezegen deniyor, bunun sebebi bol miktarda demir oksit barındırması. Kan hücresi gibi... Venüs gibi kalın bir atmosferi yok, tam tersine basınç dünyanın yüzde biri kadar. Tamamına yakını da karbon dioksit. Su, sıvı halde bulunamıyor bu kadar düşük basınçta, ya katı olacak ya gaz. (Yine basit bir fizik kuralı kaderini tayin ediyor koca gezegenin)



Su, katı olarak buzullar halinde var kutuplarında ve bunlar bana göre gözlemsel olarak ilgi çekici olan yegane özelliği. Bir de vadiler, yüzey şekilleri filan var ama bütün bunlar için iyi bir teleskop lazım, dürbün ile ilginç birşey görmek pek mümkün değil maalesef.

Aşağıdaki videoda güzel detay var, Erdal kaptanın geçen resmini yolladığı teleskopla aynı çapta (8 inç) birşey ile çekilmiş.


Mars, diğer bütün gezegenler içinde (o da bayağı zorlayarak) dünyaya en çok benzeyeni. Mevsimleri var, kutupları, vadileri, gün uzunluğu, yakınlığı vs... Hal böyle olunca "yaşam" bağlamında insanın merakını çok celbetmiş. 19. yy sonlarında kuvvetli teleskoplarla bakınca görülen yüzey şekilleri yapay kanallara benzetilmiş ve "Marslılar" konusunda ciddi spekülasyon yapılmış, ara ara bu fantazi hortlamış, 1950'lere kadar devam etmiş.

Günümüzdeki görüşler mikrobik düzeyde yaşamın bir zamanlar (ve hala dahi) var olma ihtimalini dışlamıyor. Dünyanın erken dönemlerine benzetiliyor ancak belki de en büyük dezavantajı jeolojik olarak ölü bir gezegen olması. Dünya gibi tektonik hareketleri, volkanik aktivitesi filan yok, herşey donuk, "işlere" yardımcı olacak değişim yok.

-----------------------

Gece uzaya bakınca bizi ürperten "büyük sorulardan" başlıcası: yalnız mıyız? Kim olduğumuz ve nereden geldiğimiz ile yakın alakalı bu soru çünkü... Mesafelerin büyüklüğü, mekanda değil zamanda da yalnızlığı telkin ediyor maalesef. En yakın yıldıza "alo" desen cevap veren varsa bile 9 yıl sonra duyarsın. Korkunç birşey...

Dolayısı ile bu konuda sadece kendi faraziyelerimiz var. Çok ilginç görüşler var, mesela yıldızların muazzam sayısı göz önüne alındığında bunlardan her 1000 tanesinin 1'inde gezegen sistemi olsa onların her 1000 tanesinin 1'inde dünyaya benzer bir gezegen olsa, onların her 1000 tanesinin 1'inde şöyle olsa... vs. gibi bir akıl yürütme ile olası zeki ve haberleşmeye hevesli ciddi sayıda uygarlık olması mümkün mantıken...

Bu da bizi meşhur Fermi paradoksuna getiriyor: "Ee ? Herkes nerede o zaman?". Sonuçta Güneş'ten çok daha genç yıldızlar var, çoktan izlerine rastlamış olmamız gerekmez miydi bunların diyor Fermi. Bir kalıntı, bir mesaj? Kimileri de ihtimaller belki zannettiğimizden de düşük diye cevap veriyor buna. Sonuçta bu sayıyı öngören meşhur Drake denklemindeki her terim spekülatif...

Bu konuda nacizane benim görüşüm yaşamın tanımından başlamak gerekliliği. Bilkent Üniversitesi'nden davet etmişlerdi bir seminer için orada söyledim ilk bunu başka bir bağlamda: "canlı" neye diyoruz? Kendi kendini kopyalama yetisi olan bir bilgi birimine, bu bağlamda mesela bir bilgisayar virüsü canlı mıdır? Evet!... (deyince tabii ki salonda garipseyenler oldu.) Teknik olarak evet! Ve canlılık konusunda "teknik" olmayan birşey olduğunu da düşünmüyorum diye devam ettim, hâlâ da aynı görüşteyim.

Kendi kendini kopyalamanın sırrı kendi cinsi ile çok aktif ve istekli bir şekilde etkileşen bir element bulmak: KARBON. Kilit element canlılık için. Bazı yerlerde silikon tabanlı yaşamın mümkün olması laflarını duymuşsunuzdur, silikondan bir cacık olsa idi dünyada olurdu, 3 mertebe (3 kat değil 3 mertebe) fazla silikon vardır dünyada karbondan. İşin sırrı karbon...

[Bir anektod: Genç bir doktora öğrencisi iken bir yaz tatilini Michigan State Üniversitesi'nde araştırmacı olarak geçirdim. Kapı komşum efsanevi Alman hesaplamalı kimyacı Gothard Seifert. O da araştırma için geçici bir süre benim olduğum gruba davet edilmişti. Yaşlıca, tatlı bir adam, eşini kaybetmiş, benim hanım da o aralar memlekete dönünce iki bekar kaldık. Hafta sonları beraber geziyoruz yakındaki yerleri, laflıyoruz, iyi anlaşıyoruz.

Ben tabii böyle bir adamı bulmuşum gençlik heyecanı ve idealizmi ile sordum karbonun sırrı nedir diye. Nasıl yani der gibi baktı... Şeyy bu kadar aktif ve etkin olmasının sırrı filan dedim... sonuçta organik kimya (karbon kimyası) ve inorganik kimya (diğerleri) diye ayrılmış kimya diye detaylandırdım filan... Böyle şiirsel, romantik, benim heyecanımı paylaşan bir cevap bekliyorum.

Adam garipsemiş bir biçimde baktı ve gayet ruhsuz biçimde schrodinger denklemini 6 proton ve 6 elektronla çözünce üst üste gelme terimleri güçlü oluyor da ondan dedi. O yüzden kendi cinsi ile iyi etkileşiyor... Nümerik bir sonuç sadece... Bu...

Başta çok yadırgadığım bu cevabın esasında ne kadar derin olduğunu yıllar içinde fark ettim. Yani çok daha altında yatan basit bir yasanın özel bir çözümü, bir "olasılık uzayına", ihtimaller bolluğuna sebebiyet veriyor ve tabiat da yeterli miktarda zamanı kullanarak o mümkün ihtimalleri tek tek dolduruyor... kainatın işleyişinin bildiğimiz en özet ifadesi bu... ]

Karbon o yüzden canlılık için kilit element ve kainatta da bol miktarda olduğunu kesin olarak biliyoruz, o yüzden burada oldu ise başka bir yerde olmuş olması ihtimalini yüksek görüyorum.

Felsefedeki "sıradanlık ilkesi" yakın geliyor bana, özel bir durumumuz yok bence, her zamanki gibi abartmayı seviyoruz kendimizi o kadar...

Kaldı ki yaşamın yapıtaşlarının oluşabilmesi için illâ korunaklı bir gezegen ortamının olması da şart olmayabilir. Benim uzmanlığım bu konu değil esasında, nano yapılar üzerine çalışıyorum ama son yıllardaki bir çalışmamız tamamen tesadüflerle çok farklı mecralara evrildi ve bir şekilde bu konularla kesişti, iyi bir dergide yayınlamayı başarabilmiştik, bizim basında da şöyle yer almıştı:

http://www.hurriyet.com.tr/dunya/dunyadaki-yasamin-tohumlari-uzaydan-gelmis-olabilir-40320245

O yüzden biraz lafı uzattım bu konuda... :-)
"...parce que je suis heureux en mer et peut-être pour sauver mon ame..." - Bernard Moitessier

Çevrimdışı Özgür Ökten

  • *
  • İleti: 954
    • AÇIK DENİZ AKADEMİ
Ynt: Mars (ve yalnız mıyız?)
« Yanıtla #1 : 04 Eylül 2018, 10:46:53 »
Aaa! haberi okumuştum ilgiyle, ama sizi tanımıyordum o zaman! Şimdi daha değerli ve heyecanlı oldu! :D
><(((º>

Çevrimiçi Bülent Büyükdağ

  • *
  • İleti: 3951
Ynt: Mars (ve yalnız mıyız?)
« Yanıtla #2 : 04 Eylül 2018, 11:26:05 »
Sıra Dışı Bir Kaya belgeselini izliyorum son zamanlarda ve şansa bak ki, bizim foruma geldi. Pek bir şahane oldu.

Kainatın içinde yalnız mıyız değil miyiz, bilemiyorum. Bana pek akılcı gelmiyor yalnız oluşumuz. Kuşkusuz her şeyi akılla açıklamak durumunda kalmak istemeyebiliriz.

Ama ben, denizlere, hele gece çıkınca, hele yalnız başınaysam, hele karadan bir ışık yok da ışık gökyüzünden düşüp geliyorsa, hem oradaki bir başınalığın ürpertisini,  hem küçücüklüğümü, hem de büyük bir "şey"in parçası olduğumu hissederim.

Kaç defa demişimdir içimden, şu yıldızlardan tekinde, biri muhakkak oturmuş gökyüzüne bakıyor, mavi dünyamızı görüyorsa, ne muazzam bir şey olur.
Saatin fazla tiz tıkırtısında,ışık yıllarının ömür süremizle alay eden sesini de işitiriz.

Çevrimiçi Eyüp Oğan

  • Donatan Temsilcileri
  • *
  • İleti: 587
Ynt: Mars (ve yalnız mıyız?)
« Yanıtla #3 : 04 Eylül 2018, 11:31:17 »
Doğan Hocam, bu yazılarınızı üyesi olduğum heyamolahey de yayınlıyor olmanız beni çok gururlandırıyor.

İçeriğinin zenginliği, bilimselliği ve felsefik duyarlı ilgi çekici bu yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum, çevremle paylaşıyorum.

Elinize sağlık..

Çevrimdışı Ahmet Kabaalioğlu

  • *
  • İleti: 4690
Ynt: Mars (ve yalnız mıyız?)
« Yanıtla #4 : 04 Eylül 2018, 12:12:38 »
Elinize sağlık, bizimle paylaştığınız için çok teşekkür ederim.  Çocuklarla birlikte merakla okuyor takip ediyoruz.
S/Y Bidarka / Fatih / İstanbul


"Son Denk Kayıkçısının Hatırasına"


https://sondenkkayikcisi.blogspot.com/

Çevrimdışı Mehmet Erem

  • Donatan Temsilcileri
  • *
  • İleti: 195
Ynt: Mars (ve yalnız mıyız?)
« Yanıtla #5 : 04 Eylül 2018, 14:11:16 »
Çok başarılı anlatım. Teşekkürler...
Bence sayısal oran itibarıyla dünya dışı akıllı varlıklar ile temas konusu sadece zaman ile ilgili...
Von Daniken'leşmeyeceğim ama bilinen tarih boyunca gerçekten hiç bir temas olmadı mı acaba?

Dünyanın şu anki haline baksalar, eğer varsalar ve eğer yeteri kadar akıllılarsa zaten bizimle temasa geçmezlerdi )))
Dolayısıyla "neredeler" sorusu da basitçe "gitmişlerdir" olarak cevaplamak mümkün ))

Çevrimiçi Doğan Erbahar

  • Donatan Temsilcileri
  • *
  • İleti: 589
Ynt: Mars (ve yalnız mıyız?)
« Yanıtla #6 : 04 Eylül 2018, 15:01:08 »
Çok başarılı anlatım. Teşekkürler...
Bence sayısal oran itibarıyla dünya dışı akıllı varlıklar ile temas konusu sadece zaman ile ilgili...
Von Daniken'leşmeyeceğim ama bilinen tarih boyunca gerçekten hiç bir temas olmadı mı acaba?

Dünyanın şu anki haline baksalar, eğer varsalar ve eğer yeteri kadar akıllılarsa zaten bizimle temasa geçmezlerdi )))
Dolayısıyla "neredeler" sorusu da basitçe "gitmişlerdir" olarak cevaplamak mümkün ))

Çok değişkenli, çok zor sorular  :) şu an bir temas olsa muhtemelen global bir karışıklıktan başka birşeye yol açmazdı bence de, yeni kültler, tarikatlar, insan yapısı buna çok uygun... ama büyük bir kısım için büyük bir umut ve "taze hava" estireceği de kesin, yeni bir çağ tetikleyebilir böyle bir olay kolayca...

Tanrılar'ın Arabaları benim de küçükken ilk okuduğum kitaplardan biri. (Bence bir çocuğa uygun değil, pseudo-bilimle tanışmaması lazım bir çocuğun bilimden önce, o ayrı...) Böyle bir temas olmuşsa bakmış geçmişlerdir bence, sonuçta aynı tabiat yasalarını biliyorlardır ve 10.000 yıl sonrasına kalıcı bir tesireri kalmayacağını kestirebilmişlerdir. Ayrıca müdahale ettilerse de iyi bir iş çıkaramamış oldukları da kesin, moralimi yüksek tutup daha baştan hayal kırıklığına uğramamak isterim uzaylılar hakkında...  :D
"...parce que je suis heureux en mer et peut-être pour sauver mon ame..." - Bernard Moitessier

Çevrimiçi Bülent Büyükdağ

  • *
  • İleti: 3951
Ynt: Mars (ve yalnız mıyız?)
« Yanıtla #7 : 04 Eylül 2018, 15:15:34 »
Kimileri başka bir uygarlıkla karşılaşmanın mümkün olmadığını söylüyormuş. Zira muhtemelen zenginlik, onları da insanoğlu gibi kaz kafalı yapacağı için, ne zaman başka bir gezegen/yaşam/uygarlık keşfetmeye yaklaşsalar, savaşlarla kendilerini yok etmişlerdir, diyorlarmış. Böyle giderse, muhtemelen dünyanın da başına aynı iş gelecek.
Saatin fazla tiz tıkırtısında,ışık yıllarının ömür süremizle alay eden sesini de işitiriz.

Çevrimdışı Mücahit Karabaş

  • Donatan Temsilcileri
  • *
  • İleti: 861
Ynt: Mars (ve yalnız mıyız?)
« Yanıtla #8 : 04 Eylül 2018, 15:30:19 »
Doğan Hocam,

Yine harika anlatmışsınız teşekkürler. Yaşamın oluşabilmesi ve evrimleşmesi için sizin de belirttiğiniz gibi o kadar çok parametre var ki, bunların bir araya gelme hesapları zor ama imkansız değil  :)

Mars, manyetik alanı olmayan, yer çekimi ivmesi dünyanın yaklaşık üçte bir olan, bize göre karanlık ve soğuk bir gezegen. Marsın atmosferi birkaç milyar yıl önce Dünyanın şimdiki atmosferi kadar kalınmış. Bir ara marsla ilgili epey teori okumuştum. Orada ısıyı tutacak atmosfer oluşturmak  ve sıvı halde su oluşturmak için göktaşı çarpıştırmayı, ayna yansıtmayı ya da atom bombaları patlatmayı öneren bir sürü enteresan fikir vardı. Gezegenimizin değerini bilip daha yaşanılır bir yapmaya çalışmak, Güneş sistemi içinde dünya  dışı hayat yaratmakla uğraşmaktan çok daha kolay aslında.
Marsta yaşamayı en çok kadınlar isterdi. Çünkü aynı anda Dünya'da doğan bir insan 40 yaşına geldiğinde Marsta doğup büyüyen bir insan 22 yaşında hayatının baharında olur*  8)

* 1 Mars yılı 1 Dünya yılının 1,88 katıdır.

Çevrimdışı Hakan Tiryaki

  • *
  • İleti: 2052
  • Hayat suda başladı...
    • Denizci Kahvesi
Ynt: Mars (ve yalnız mıyız?)
« Yanıtla #9 : 04 Eylül 2018, 19:09:41 »
Bu köşeyi açtığında üç kez Phobos ve Deimos yazdım, üçü de güme gitti. Mars'tan çok onlar ilgimi çekmişti. Nitekim 14 ya da 15 yaşında Tanrıların Arabaları'nda karşılaşmıştım ilk kez. Severim o kitabı hala, çünkü bana en az 200 kitap daha okutmuştur. Hele o yaşların açlığını da hesaba katınca, Daniken'e hep borçlu hissetmişimdir kendimi. Kebra Nagast'ın bile İngiltere'den bir kopyasını bulmuştum daha internetin hatta evimizde telefonun olmadığı yıllarda :))

Artık Phobos ve Deimos; Korku ve Dehşet de ellerinden öper. Bir daha uğraşamam valla :)

SM-N9000Q cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi

"Clouds and winds and oceans I choose my fate to be...  Whom the sea has taken Never shall be free."

Çevrimiçi Doğan Erbahar

  • Donatan Temsilcileri
  • *
  • İleti: 589
Ynt: Mars (ve yalnız mıyız?)
« Yanıtla #10 : 04 Eylül 2018, 19:33:34 »
Bu köşeyi açtığında üç kez Phobos ve Deimos yazdım, üçü de güme gitti. Mars'tan çok onlar ilgimi çekmişti. Nitekim 14 ya da 15 yaşında Tanrıların Arabaları'nda karşılaşmıştım ilk kez. Severim o kitabı hala, çünkü bana en az 200 kitap daha okutmuştur. Hele o yaşların açlığını da hesaba katınca, Daniken'e hep borçlu hissetmişimdir kendimi. Kebra Nagast'ın bile İngiltere'den bir kopyasını bulmuştum daha internetin hatta evimizde telefonun olmadığı yıllarda :))

Artık Phobos ve Deimos; Korku ve Dehşet de ellerinden öper. Bir daha uğraşamam valla :)

SM-N9000Q cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi

Niye güme gitti ya, merak ediyorum ben
"...parce que je suis heureux en mer et peut-être pour sauver mon ame..." - Bernard Moitessier

Çevrimdışı Hakan Tiryaki

  • *
  • İleti: 2052
  • Hayat suda başladı...
    • Denizci Kahvesi
Ynt: Mars (ve yalnız mıyız?)
« Yanıtla #11 : 04 Eylül 2018, 19:36:27 »
Teknik sorun. Sizinle alakası yok. Tabiri caizse kısmetten çıkmış :)

SM-N9000Q cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi

"Clouds and winds and oceans I choose my fate to be...  Whom the sea has taken Never shall be free."

Çevrimiçi Oğuzhan Oğuz

  • *
  • İleti: 1554
Ynt: Mars (ve yalnız mıyız?)
« Yanıtla #12 : 04 Eylül 2018, 23:09:55 »
Çok güzel konu ve çok güzel anlatım . Makaleniz de çok değerli teşekkürler .
Yine bir bilim adamı olan rahmetli Hawking in uzaya sinyal yollanmasına çok ihtiyatlı yaklaşması ve diğer bir bilim adamı olan Einstein ın Einstein Roseberg köprüleri ile farklı yaşam arayış denemeleri ile ilgili ne düşündüğünüzü çok merak ettim. Eğer sorum konuyu dağıtıyorsa Yok farzedelim. Sizi marinada yakalayınca bırakmam zaten


Tapatalk kullanarak iPhone aracılığıyla gönderildi

Çevrimiçi Doğan Erbahar

  • Donatan Temsilcileri
  • *
  • İleti: 589
Ynt: Mars (ve yalnız mıyız?)
« Yanıtla #13 : 05 Eylül 2018, 11:05:42 »
Çok güzel konu ve çok güzel anlatım . Makaleniz de çok değerli teşekkürler .
Yine bir bilim adamı olan rahmetli Hawking in uzaya sinyal yollanmasına çok ihtiyatlı yaklaşması ve diğer bir bilim adamı olan Einstein ın Einstein Roseberg köprüleri ile farklı yaşam arayış denemeleri ile ilgili ne düşündüğünüzü çok merak ettim. Eğer sorum konuyu dağıtıyorsa Yok farzedelim. Sizi marinada yakalayınca bırakmam zaten


Tapatalk kullanarak iPhone aracılığıyla gönderildi

Hawking'in çekincelerinin fazlasıyla "insani" olduğunu düşünüyorum. Başka bir zekanın (ve hatta yapay zekanın) a priori kötücül olduğunu farz etmek için bir sebep yok bence. Her uygarlık (ve zeka, ve özellikle tekrar etmek lazım yapay zeka) insan gibi zorlu "mücadele" koşullarında evrimleşip baştan aşağı agresif bir yaradılışa sahip olmayabilir.

Kaldkı ki herkes bu çekinceyi paylaşmıyor, mesela 1974 yılında bir radyo teleskobu ile şu mesaj yollandı 25.000 ışık yılı mesafedeki bir yıldız kümesine:
https://en.wikipedia.org/wiki/Arecibo_message
Mesaj fazlası ile iyimser, 1'den 10'a kadar olan sayılar, canlılık için temel elementlerin atom numaraları, DNA'da kullanılan bazlar, yapısı, bir insan figürü, güneş sistemi ve ondaki konumumuz gibi bilgileri kodlayarak yollamışlar, bu "fazlasıyla" (yine insani düşünüyorum, niye fazlası ile olsun ki, bilgi paylaşıyorsun sonuçta) dostça bir yaklaşım mesela.

Diğer dediğiniz kurt delikleri filan şu an ana akım bilimin dışında olan öngörüler, elbette ki deneysel olarak bir ihtimal görünürse işin rengini değiştirebilir. Contact filminde bunlardan yararlanılıyordu  :)
"...parce que je suis heureux en mer et peut-être pour sauver mon ame..." - Bernard Moitessier

Çevrimiçi Eyüp Oğan

  • Donatan Temsilcileri
  • *
  • İleti: 587
Ynt: Mars (ve yalnız mıyız?)
« Yanıtla #14 : 05 Eylül 2018, 11:54:56 »
Çok güzel konu ve çok güzel anlatım . Makaleniz de çok değerli teşekkürler .
Yine bir bilim adamı olan rahmetli Hawking in uzaya sinyal yollanmasına çok ihtiyatlı yaklaşması ve diğer bir bilim adamı olan Einstein ın Einstein Roseberg köprüleri ile farklı yaşam arayış denemeleri ile ilgili ne düşündüğünüzü çok merak ettim...


konu başlığında (ve yalnız mıyız?) olunca sakıncası yok diye eklemek isterim.

Solucan delikleri ile ilginizi çekecek bir çeviri, çalışmayı aşağıdaki linkte okuyabilirsiniz.

İşin bilimsel, teorik yönünü hiçe yakın anlamamakla birlikte hayal dünyamı çok genişlettiğini söyleyebilirim..

http://www.kozmikanafor.com/tag/einstein-rosen-koprusu/?print=print-search