Gönderen Konu: Denizde Ne Öğrendim?  (Okunma sayısı 3926 defa)

Çevrimdışı Ece Astunç Karabaş

  • *
  • İleti: 313
  • S/Y ANDROMEDA 1
Denizde Ne Öğrendim?
« : 01 Aralık 2018, 02:06:02 »
ADB sınavı için Amatör Denizcilik Federasyonunda Tunç Hoca’dan aldığımız derslerin üzerinden yedi yıl, İlk teknemiz Ekim’i almamızın üzerinden dört yıl geçmiş. Bu süreçte ne öğrendim, neyi yanlış öğrendim, neyi eksik biliyorum bir gözden geçirmek istedim.  Kronolojik bir şekilde yazmaya çalışacağım. Bunları yazarken, yer yer mizah ve heyecan içeren anılarımızı da (Bir kısmını Mücahit’in önceki anlattıklarından hatırlayanlar olabilir) paylaşmaya çalışacağım. Hadi başlayalım.  ;)

Küçüklüğümden beri vardı bu hayalim. Bir yelkenli tekne ile dünyayı gezmek... O zamanlar bile farkındaymışım dünyayı gezmek için bir motoryata mazot parası yetiştiremeyeceğimin…  Rüzgarla gitmek sihir gibi bir şeydi.  Ama aklımın yatmadığı bir şey vardı. Rüzgar arkadan gelmezse ne yapacaktım? O zaman gitmek istediğim değil, rüzgarın götürdüğü yöne mi gidecektim? Bunun cevabını öğrenmem için yaklaşık otuz yıl beklemem gerekiyormuş. Bu arada “neden araştırmadın?” diyebilirsiniz.  Büyüdükçe tekne işinin ne kadar maliyetli ve zor olduğu fikri benim kafamda da gelişmeye başladı. Bir de okul, iş baskısı, ayrıca asla vazgeçemediğim müzik sevgisi beni bu dönemde oyaladı. Fakat bu süre zarfında denizden kopmadım. Zaten deniz seven ve deniz tatiline önem veren bir ailede büyüdüğüm için şanslıydım.  Babam yazları kardeşlerimi ve beni haftanın en az iki- üç günü Kartal’da Kum Plajına götürürdü. Her yıl da hiç olmazsa bir hafta- on gün Erdek- Narlı’da bir pansiyonda kalırdık. Bu şekilde iyi kötü yüzmeyi ve dalışı öğrendim.

Balık tutmayı seven bir ailem var. Hep beraber Susurluk Çayı’na, Manyas- Kara Dere'ye balık tutmaya da çok gitmişizdir. Onlar kadar meraklı değildim ama üniversitedeyken yaz tatilinde Bandırma Mendirekte kardeşim Ozan’dan istavrit çapari için kamış kullanmayı öğrenmem, tuttuğumuz balıkları akşam yemeği yapmamız beni denize bir adım daha yaklaştırdı.

Küçüklüğümden beri kürek çekmeyi de severim. Lisedeyken kuzenlerimi de alıp Erdek’te kayık kiralardım. Kayıkla yakın mesafelere açılıp keyifli zaman geçirirdik. O zaman da kayık yerine daha konforlu bir deniz taşıtımın olmasının ne kadar keyifli olacağını düşünmüyor değildim. Kürek çekmenin faydasını geçen yaz Bozcaada’da gördüm. Bir akşam üstü dingiyle Liman- Ada arasında sırtı çekerken depodaki benzini kontrol etmek istedim. Bunu yaparken bir anda misinayı pervaneye dolayınca  riske girmemek için limana kadar kürek çektim. O sıcakta bu sanırım normal insan işi değildi ama benim zevk aldığım bir yarım saatti. O kadar mutluydum ki yanımdan 15 beygir motorlu kayığıyla geçen bir genç, “Abla çekeyim mi botunu?” dediğinde ben gayet memnun bir ifadeyle; “Gerek yok, zaten yolum uzun değil.” dedim. Tabii ki bu yarım saat ertesi gün kol ağrıları olarak bana kendisini hatırlattı. Bir de feribotun çıkış saatine çok az bir süre kaldığı için feribot yolunu geçmem ayrı bir heyecandı. Eee… feribotun yolunu kesip uyarı sirenini dinlemek var.  :)

Evliliğimizin ikinci yılında Mücahit’e yıllardır gidelim diye ısrar ettiğim Discovery dalış deneyimini yaşadık. Tatilin son günü öyle bir oldu bittiye geldi ki Mücahit bahane üretemedi.   ;D Teknede temel dalış eğitiminden sonra su altına indiğimizde ben bir yandan nefes sorunu olmadan su altında gezmenin keyfini çıkartıyordum, bir yandan da çıkınca Mücahit’in tepkisi nasıl olacak diye düşünmeden edemiyordum. Su yüzeyine çıktığımız zaman Mücahit’in söylediği ilk şey, “Ne kadar güzelmiş. Neden daha önce yapmamışım?” oldu. Bu, belki de beni cesaretlendiren ve denizle ilgili hayallerimi tekrar su yüzüne çıkartan cümle oldu. Artık kim tutabilirdi bizi?  C:-)

Böylece 2006 yılında 1 yıldız dalış teorik eğitimini aldık ve ardından yıllık iznimizi ayarlayarak Bodrum’a uygulamalı eğitim için gittik. İlk eğitimimiz sadece dalışın ABC’si olan maske, palet ve şnorkel ile oldu. İlk gün dalış tüpü kullanmadan şnorkel yardımı ile yaptığımız çalışma bir yandan da bize su altı gezginliği için yeni bir kapı açıyordu; serbest dalışın kapısını… 2012'de PADI'nin Advanced Open Water sertifikasını da aldık. Fakat tatillerimizde ABC ile yaptığımız dalışlar daha çok yer tutuyor.

Buraya kadar bana amatör denizciliğin kapılarını aralayan deneyimleri anlattım.  Bu deneyimler keyif vermesinin yanında aslında amatör denizciliğin de olmazsa olmazları diye düşünüyorum.  Deniz hayatında ne zaman kürek çekmeniz gerektiğini bilemezsiniz ya da teknenin altına dalmanız gerektiğini. Tüple dalış ayrı bir eğitim ister. Nasılsa malzemem var, dalarım diyemezsiniz. Serbest dalış da bir hazırlık gerektirir. Yüzmek zaten hayat kurtarır. Balıkçılık için farklı bir yaklaşım var. Geçen yıl aldığımız bir şirket eğitiminde tekneniz batsa bota binerken almamız gereken 10 ekipmanı seçin demişlerdi. Biz de bu ekipman içinde oltayı da seçmiştik. Mantığımız aç kalmazlar, şeklindeydi. Doğru liste açıklandığında içinde olta da vardı fakat amacı farklıydı ve bana çok mantıklı geldi. İnsanın kendisini boşlukta hissetmemesi, oyalanması, bir amacı olması içindi. Mücahit’le yaptığımız en uzun seyir olan, bu yılki 40 saatlik Kabatepe’den dönüş seyrinde sırtı çekerken yolun nasıl geçtiğini anlamadım. Marinaya girdiğimizde üzüldüm diyebilirim.  :)





ersinboke@icrs.com.tr

  • Ziyaretçi
Ynt: Denizde Ne Öğrendim?
« Yanıtla #1 : 01 Aralık 2018, 06:30:56 »
sabah sabah keyifle okudum. Teşekkürler Ece. Ancak tanımayanlar için bu çifti biraz tanıtmakta yarar var. Öyle olunca bu yazılar daha insanların yaşanmışlıkları anlamalarına yardımcı olacak diye düşündüm. Muhtemel Mücahit, abi gerek yoktu diyecek ama olsun. 

Mücahit 'in bakışları bende hep şu meşhur Amerikan kartalını hatırlatır. Bu sert bakışla son derece tezat muzip bir gülümseme vardır yüzünde. Yüzüne karşı söylemedim ama hep düşünmüşümdür bu adam hiç sinirlenip kızıyor mu diye. Bu derece hoş görülü , empati yapabilen, her hareketi ile karşısındakini incitmekten çekinen , kıskanılacak derecede beyefendi bir adamdır Mücahit.

 Ece ile  gururlanıyorum. Bir kere kadın bir moderatörümüz olduğu için. Daha önemlisi de bu camiada duruşu ile denize gönül vermiş ancak az biraz cesaret ile çok iyi denizci olabilecek kadınlarımıza örnek olduğu ve elbette bu aile ile arkadaş olduğum için.

Teknelerinde misafir de oldum. Benim bir tezim var. Özellikle yurt dışı limanları ile ilgili . Demir atarken eşine, sevgilisine , çocuğuna, arkadaşına bağıran serdümen büyük olasılık ile Türk 'tür diye. İşte Ece ve Mücahit, bu tezimi yıkan örneklerin başına geliyor. Ben böyle uyumlu bir çift daha görmedim denizde. Nazar değmesin.

Her ikisi de denize çok yakışıyorlar ve teknelerinin kaptanları olarak saygıyı hak ediyorlar.

Not : Bu yazdıklarımın yoğun çalıştığım ve İstanbul 'da Tayomar 'sız olduğum şu günlerde beni düşünerek hafta sonu yelken yapmak ve Antigoni'ye gitme davetleri ile bir ilgisi yoktur.  ;)

Çevrimdışı Hakan Tiryaki

  • *
  • İleti: 1855
  • Hayat suda başladı...
    • Denizci Kahvesi
Ynt: Denizde Ne Öğrendim?
« Yanıtla #2 : 01 Aralık 2018, 12:17:01 »
Okurken ve okuduktan sonra neredeyse kırk yılım geçti gözümün önünden. Babama kızıp ilk kez Şarköy iskelesinden kendimi atıp mecburiyetten yüzme öğrenmem, hemen sonraki yıl yüzme ve sutopuna başlamam, onaltı yaşında tesadüfen başlayan dalış maceram, Agani'nin küçücük kayığıyla o zamanlar bana uçsuz bucaksız gelen Marmara... Yengeç'e gelene kadar neredeyse otuzbeş senem belki de Yengeç'e hazırlanarak geçmiş de ben farkında değilmişim :)

Ya Ece, sabah sabah çok iyi geldi. Sağol, varol.

SM-N9000Q cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi

"Clouds and winds and oceans I choose my fate to be...  Whom the sea has taken Never shall be free."

Çevrimdışı Ece Astunç Karabaş

  • *
  • İleti: 313
  • S/Y ANDROMEDA 1
Ynt: Denizde Ne Öğrendim?
« Yanıtla #3 : 02 Aralık 2018, 01:04:17 »
ADF Eğitimleri

Kaş-Demre arasında yaptığımız iki mavi yolculuktan sonra, bu koylara bir gün kendi teknemizle gitmemiz gerektiğini konuşmaya başladık. 2011 yılında, tekne kullanmak için gerekli olan –o zaman kıyı kaptanlığı olarak biliyorduk.- Amatör Denizcilik Belgesini (ADB) araştırmaya başladık. Şanslıydık; çok sevdiğimiz ve karı-koca denizcilikleri çok hoşumuza giden Hande ve Ertuğ arkadaşlarımız yakın zamanda bu belgeyi almışlardı. Bizi sınav öncesi ders aldıkları, aynı zamanda sınavı düzenleyen Amatör Denizcilik Federasyonu’na yönlendirdiler. Federasyondan eğitmen Tunç Hoca'nın cumartesi günü Kalamış Marina’da olacağını öğrendik. Mücahit’in Tunç Hoca ile yaptığı telefon görüşmesinde  eğitim detayı için Cumartesi sabahı marinada buluşulması kararlaştırıldı.

Sıcak bir eylül sabahı, marinaya gittiğimizde Tunç Hoca ve üç öğrencisi eğitim teknesinin havuzluğunda oturuyorlardı. Biz eğitim nasıl olacak falan demek isterken, Tunç Hoca hayatımızın belki de en önemli kararlarından birisini alacağımız soruyu sordu:
-Bir öğrenci daha bekliyorduk. Gelmeyeceğini söyledi. Bu durumda eğitime iki kişi daha dahil edebiliriz. Gelmek ister misiniz?

Olayların bu kadar hızlı gelişmesinden dolayı şaşkın olan Mücahit ve ben birbirimize baktık. “Geliriz” dedik ve tekneye atladık.  C:-)

Tunç Hoca, asker kökenli bir denizciydi ve eğitim süresince sakin, ılımlı, güven veren yaklaşımıyla, 10 metrelik, kocaman bir ahşap yelkenli olan Poyraz’ı nasıl kullanacağım konusunda korkumu hemen atmamı sağladı. Bu duruşuyla bize de rol model oldu. Daha yolun başındayken O'nun gibi bir denizci ile karşılaşmanın olumlu etkilerini hala kendi aramızda konuşur, Tunç Hoca'nın kulaklarını çınlatırız.

Üç hafta boyunca cumartesi ve Pazar sabah 10’dan akşam 5’e kadar Kartal-Adalar- Haydarpaşa arasında gittik geldik. Tekneyi öğrencilerden birisi kullanırken diğerleri de havuzlukta ders yapıyordu. Bu şekilde rüzgar varsa yelken açtık. Yoksa motorla seyir yaptık. Çam Limanında herkes denize girerken kamarada cetvel, gönye ve pergel ile navigasyon öğrendik.  :) Sivri Ada’da iskeleye aborda olma ve iskeleden ayrılma çalışması yaptık. Daha önce hiç duymadığımız, bilmediğimiz yüzlerce terim kafamda uçuşup duruyordu. O anda farkında değildik ama sadece sınav konularını değil, kendimizin ve sevdiklerimizin güvenliğini sağlayacak çok önemli  bilgileri de öğreniyorduk.

İlk gün akşamüstü Tunç Hoca suya bir şamandıra attı ve sırayla şamandıraya gitmemizi istedi. Bu eğitim hem dümen hakimiyetini geliştirici, hem de denize adam düştü çalışmasının önemli bir parçasıydı. Doğru şekilde şamandıraya yanaşmak hayati önem taşıyordu. Geçenlerde marinadan komşumuz Mustafa Elbaş ile konuşurken arada denize hemen bir usturmaça attığını ve tekne personelinden bu usturmaçanın yerinde kendisi olduğu farz ederek usturmaçaya yanaşıp almasını istediğini söyledi. Çok güzel bir çalışma. Kaptanların kendi can güvenliği, dolayısıyla geri kalan mürettebatın ve teknenin güvenliği için  mürettebatla bu uygulamayı yapması gerekir. Denize düşenin Kaptan olmayacağı ne malum?

Eğitimden aklımda en çok kalan bilgilerden birisi de klasik ana yelkende yelkeni açmak ve toplamak için rüzgar üstüne dönme gerekliliği.  Ayrıca tekne üzerinde daima bir güç olması gerektiği bu kalıcı bilgilerden birisi. Yelkeni kapatacaksanız önce motoru çalıştırın ve sonra yelkeni kapatın gibi… Usturmaçaların toplanması adabı,  bosa tutmak (ilk defa Çardak Koyunda uyguladığımızda çok sevinmiştik.), gemici bağlarının  (düğüm değil bağ)  ;) ) önemi hep bu eğitimden kalan bilgiler. Ayrıca Mücahit 40 yıllık! denizcilik terminolojisine "Hocam burası müslüman ülke" diyerek alternatif terimler öneriyordu. Böylece biz eğitimde Keşişleme yerine İmamlama, Kuzey Kardinali yerine Kuzey Müftüsü demeye başladık. :)

Son cumartesi gece seyri yaptık ve boğaza girip Bebek’e kadar gittik. Hepimiz için müthiş bir deneyimdi. Eğitimin son günü ise önce yunuslarla yaptığımız seyir, ardından tüm yelkenlerini açarak süzülen Nazenin teknesinin peşine takılarak Haydarpaşa'ya kadar gitmemiz unutulmaz oldu. Bizim gibi onlarca küçük yelkenli Nazenin'in arkasında anne kuğu ve yavruları görüntüsünde çok hoştu.

ADF eğitimi bize sadece tekne kullanmayı öğretmedi. Aynı zamanda bir yelkenli teknede motoru kapatıp yelken açarak  seyir yapmanın güzelliğini gösterdi, dümen tutarken rüzgarın  muhteşem gücünü içimizde hissetmemizi sağladı.  Artık hayalimizdeki teknenin bir yelkenli olması gerektiğinden yüzde yüz emindik.

Eğitimde bir şeyi fark ettim. Hatta sadece ben değil, tüm mürettebat farkındaydı; Mücahit dümeni aldığı zaman kimseye vermek istemiyordu.  :) Yüzünde sürekli gülümseyen bir ifade ile ufka bakıyordu. Sanırım bizim kendi yelkenli teknemizle yaşayacağımız maceralar o ufukta bir yerlerdeydi ve artık tornistan yapabilecek noktayı geçmiştik...

Çevrimdışı Mustafa Ertör

  • *
  • İleti: 990
Ynt: Denizde Ne Öğrendim?
« Yanıtla #4 : 02 Aralık 2018, 13:38:41 »
Mücahit Reisin mükemmel tarifi.
Kuşadası Yeşilköy seyrimizde oltamıza takılan tombiği çektiğimde şöyle demişti."Oo,tebrikler Mustafa abi,taze mi?"

(Ayrıca Mücahit 40 yıllık! denizcilik terminolojisine "Hocam burası müslüman ülke" diyerek alternatif terimler öneriyordu. Böylece biz eğitimde Keşişleme yerine  İmamlama, Kuzey Kardinali yerine Kuzey Müftüsü demeye başladık. :)

Eğitimde bir şeyi fark ettim. Hatta sadece ben değil, tüm mürettebat farkındaydı; Mücahit dümeni aldığı zaman kimseye vermek istemiyordu.  :) Yüzünde sürekli gülümseyen bir ifade ile ufka bakıyordu.)
BABA TUNCA /YEŞİLKÖY

Çevrimdışı Hasan Toparlak

  • *
  • İleti: 913
Ynt: Denizde Ne Öğrendim?
« Yanıtla #5 : 02 Aralık 2018, 19:54:05 »
 :)xx  :)xx  :)xx

Devam ..

Çevrimdışı Ece Astunç Karabaş

  • *
  • İleti: 313
  • S/Y ANDROMEDA 1
Ynt: Denizde Ne Öğrendim?
« Yanıtla #6 : 02 Aralık 2018, 22:46:03 »
sabah sabah keyifle okudum. Teşekkürler Ece. Ancak tanımayanlar için bu çifti biraz tanıtmakta yarar var. Öyle olunca bu yazılar daha insanların yaşanmışlıkları anlamalarına yardımcı olacak diye düşündüm. Muhtemel Mücahit, abi gerek yoktu diyecek ama olsun. 

Mücahit 'in bakışları bende hep şu meşhur Amerikan kartalını hatırlatır. Bu sert bakışla son derece tezat muzip bir gülümseme vardır yüzünde. Yüzüne karşı söylemedim ama hep düşünmüşümdür bu adam hiç sinirlenip kızıyor mu diye. Bu derece hoş görülü , empati yapabilen, her hareketi ile karşısındakini incitmekten çekinen , kıskanılacak derecede beyefendi bir adamdır Mücahit.

 Ece ile  gururlanıyorum. Bir kere kadın bir moderatörümüz olduğu için. Daha önemlisi de bu camiada duruşu ile denize gönül vermiş ancak az biraz cesaret ile çok iyi denizci olabilecek kadınlarımıza örnek olduğu ve elbette bu aile ile arkadaş olduğum için.

Teknelerinde misafir de oldum. Benim bir tezim var. Özellikle yurt dışı limanları ile ilgili . Demir atarken eşine, sevgilisine , çocuğuna, arkadaşına bağıran serdümen büyük olasılık ile Türk 'tür diye. İşte Ece ve Mücahit, bu tezimi yıkan örneklerin başına geliyor. Ben böyle uyumlu bir çift daha görmedim denizde. Nazar değmesin.

Her ikisi de denize çok yakışıyorlar ve teknelerinin kaptanları olarak saygıyı hak ediyorlar.

Not : Bu yazdıklarımın yoğun çalıştığım ve İstanbul 'da Tayomar 'sız olduğum şu günlerde beni düşünerek hafta sonu yelken yapmak ve Antigoni'ye gitme davetleri ile bir ilgisi yoktur.  ;)

Abi vallahi gerek yoktu.  ;D

Şaka bir yana böyle bir izlenim bıraktıysak ne mutlu bize.  :)

Ülkemizde çok sayıda değerli kadın amatör denizci var. Yakın zamana kadar forumlarda da bazılarının bilgi ve deneyimlerinden faydalanıyorduk. Forumlara çok katkısı olan Dilek Ergül de dahil çoğu yazmayı bıraktı. Facebook gruplarında da çok fazla kadın denizci görüyorum. Fakat nedense forumlarda aktif değiller. Kadınları foruma kazandırmanın yollarını bulmak lazım. Denizden bakınca kadın erkek demeden her denizci bir hikaye, bir tecrübedir.

Not: Nazar değdirdin gidemedik adaya.  :)  Ama soğuk falan demeden en kısa zamanda planı uygulayalım.


Çevrimdışı Ece Astunç Karabaş

  • *
  • İleti: 313
  • S/Y ANDROMEDA 1
Ynt: Denizde Ne Öğrendim?
« Yanıtla #7 : 02 Aralık 2018, 22:53:55 »
Okurken ve okuduktan sonra neredeyse kırk yılım geçti gözümün önünden. Babama kızıp ilk kez Şarköy iskelesinden kendimi atıp mecburiyetten yüzme öğrenmem, hemen sonraki yıl yüzme ve sutopuna başlamam, onaltı yaşında tesadüfen başlayan dalış maceram, Agani'nin küçücük kayığıyla o zamanlar bana uçsuz bucaksız gelen Marmara... Yengeç'e gelene kadar neredeyse otuzbeş senem belki de Yengeç'e hazırlanarak geçmiş de ben farkında değilmişim :)

Ya Ece, sabah sabah çok iyi geldi. Sağol, varol.

SM-N9000Q cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi

Çok teşekkürler Hakan.
Bana da yazarken çok iyi gelmişti. Yazdıklarımdan daha fazlasını da tekrar yaşamış gibi oldum.
Bence yukarıda özetini geçtiğin anılarını da yazmalısın.  (Ya da yazdıysan ben bilmiyorum.  :) ) Hatta Agani’nin Kayığı başlı başına bir hikaye gibi duruyor. Hazır kış gelmiş, seyirler azalmışken bunları okumak güzel olur.  :)

Çevrimiçi Ahmet Kabaalioğlu

  • *
  • İleti: 4153
Ynt: Denizde Ne Öğrendim?
« Yanıtla #8 : 03 Aralık 2018, 00:10:30 »
İyi ki tanımışım, iyi ki denizlerdeler. Devamını merakla bekliyoruz.
"Son Denk Kayıkçısının Hatırasına"

Çevrimdışı Bülent Büyükdağ

  • *
  • İleti: 3701
Ynt: Denizde Ne Öğrendim?
« Yanıtla #9 : 03 Aralık 2018, 10:48:52 »
Ama Mücahit hep gülümser zaten.
Saatin fazla tiz tıkırtısında,ışık yıllarının ömür süremizle alay eden sesini de işitiriz.

Çevrimdışı Erman Yerman

  • *
  • İleti: 1447
    • instagram
Ynt: Denizde Ne Öğrendim?
« Yanıtla #10 : 04 Aralık 2018, 21:28:41 »
Çok içten, çok güzel bir yazı.. teşekkürler Ece

SM-G920F cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi

Akdenizli, Balıkçı

Çevrimdışı Ece Astunç Karabaş

  • *
  • İleti: 313
  • S/Y ANDROMEDA 1
Ynt: Denizde Ne Öğrendim?
« Yanıtla #11 : 06 Şubat 2019, 22:57:13 »
İKİ SEYİR ARASINDAKİ YEDİ FARK

Kronolojik demiştim ama daha üçüncü yazıda yan çizmeye karar verdim.  :) Göcek Rallisinde Mustafa Ertör Reis ile sohbetimiz sırasında 2016’da yaşadığımız Tirilye macerasını da konuşmuştuk.  Bu seyir ve hemen birkaç ay sonra yaptığımız Yalova seyri sanırım bizim gibi acemi denizciler için ders niteliğinde. Hadi bakalım, iki seyir arasındaki yedi farkı bulun!  ;)

1)   Tirilye Seyrimiz
2016 yılı Kasım ayında Tirilye’ye bir gezi yapmaya karar verdik. Mustafa Ertör Baba Tunca ile biz de sekiz metrelik eski teknemiz Ekim ile Yeşilköy’den, Hakan Erim ve Ersin Böke de Ekip teknesi ile Küçükyalı’dan yola çıkarak Cumartesi akşamı Tirilye’de buluştuk. Giderken hava çok güzeldi. Adaların arasından geçerken güneş, denizin sakinliği, Sivriada’nın güzelliği çok keyif verdi. Rüzgar olmadığı için motor seyri yaptık. Tirilye’ye vardığımızda güneş batmıştı ve ısıran bir soğuğa rağmen Tirilye denizden çok güzel görünüyordu. Akşam Orhan Tatlıcılar abimizin organize ettiği yemeğe eşi Tülay Tatlıcılar, Ender Avcu, Mustafa Abi’nin eşi Nurcan Ertör ile İstanbul’dan kara yolundan gelen Rojda Böke de katıldı. Bitmesini istemediğimiz keyifli sohbetin ardından gece Orhan Abi’nin ayarladığı sevimli bir butik oteldeki odalarımıza yerleştik.

Pazar sabahı sahilde gene bol sohbetli bir kahvaltının ardından Baba Tunca ile beraber saat 12 gibi avara olduk. Adalara kadar hava sakindi. Sivriada’yı geçerken hava yükseldi. Biz de hem ana yelkeni hem de cenovayı açtık. Fakat deniz kabarmaya ve rüzgar artmaya başladı. Bunun üzerine cenovayı kapatmaya karar verdik. Bir iki tur sarmıştık ki cenova sıkıştı. Ne açılıyor ne sarılıyor. Dalgalı denizde dümende olmak istemediğim için cenova kurtarma operasyonunu ben üstlendim.  Can yeleklerimizi giymiştik. Kendimi bir halatla tutamaçlara bağladım ve sürünerek öne gittim. Tekne küçük ve dalga çok olduğu için teknenin başı çok fazla batıp çıkıyordu. Birbirimize sesimizi de duyurmamız çok oluyordu. Neredeyse yatar pozisyonda tüm cenovayı söktüm ve furlingden tamamen çıkartarak sıkışan kısmı açtım. Ardından tekrar sardım ve cenovayı topladık. Gene sürünerek geri döndüm.  “Artık ana yelken- motor gideriz” demeye kalmadı, birden motorun devri düştü. Mücahit’le şaşkınlıkla birbirimize baktık. Mücahit gazı arttırdı, düşürdü, tekrar çalıştırdı, epey uğraştı fakat hiçbir düzelme yok. Anladık ki Gökçeada seyri sırasında bir yerlerden aldığımız mazot temiz değildi ve denizdeki çalkantıda filtreyi tıkamıştı.Sıkışma ihtimaline karşı cenovayı da tekrar açmak istemiyorduk. Sadece ana yelkenle gitmeye çalıştık fakat rüzgâra ve dalgaya karşı ilerleyemiyorduk. Gemi yolunda neredeyse yerimizde sayıyorduk. Hava da kararmaya başladı. Bu arada Mustafa Abi de bizi yalnız bırakmadı. Teknesiyle etrafımızda dönüyor. Biz de bir yandan Yeşilköy’deki balıkçıları arıyoruz gelip bizi çekerler mi diye. Fakat aksi gibi o akşam Fenerbahçe- Galatasaray maçı var, kimse gelmiyor. En sonunda Mustafa Abi Kıyı Emniyeti aradı. Yarım saat kadar sonra Kıyı Emniyet geldi ve bizi West Marina’ya çekti. Mustafa Abi de az kalmış mazotuyla ucu ucuna Yeşilköy Marina’ya vardı.  Bu arada Ben, sürünmekten dolayı ıslanmış vaziyette (Mücahit’e daha önce benim yelken pantolonuna ihtiyacım yok, sen kendine al demiştim.  ::) ) donmuş olarak havuzlukta oturdum. Bu yolculuk sonunda nasıl hasta olmadım, bilmiyorum. Ama “Bir musibet bin nasihatten iyidir” deyiminin bizim için de doğru olduğunu öğrendik.

Motora WIM’de tekrar bakım yapıldı. Filtre kullanımına özen göstermeye başladık. Mustafa Abi ile Yeşilköy’de cenovanın neden sıkıştığını inceledik. Halatın açısının doğru olmadığını tespit etti. Gerekli makarayı takınca bir daha sıkışma olayı yaşamadık. Oto pilotu kullanılır hale getirdik. Böylece gerekli durumlarda ikimiz de müdahale edebilir duruma geldik. 

2)   29 Nisan 2017 Geleneksel Gezgin Korsan Yalova Mehmet Özharar Rallisi dönüşü

Tirilye seyrinden sonraki 5 ay uzun bir seyir yapmadık, sadece Yeşilköy civarlarında gezdik. 29 Nisan 2017’de Yeşilköy’den Mehmet Özharar Rallisi için Yalova’ya gittik. Gene güzel bir hava,  motor- yelken harika bir seyir.  Dostlarla sohbet, yeni tanışmalar derken Ekim’in eski sahibi Can Buluman’la teknelerimiz karşı karşıya geldi. Bizim teknedeki sohbete Cengiz Göl, Mustafa Abi, Ahmet Kabaalioğlu ve ralli için gelen Burak Doneray da katıldı. Bu arada bizim camadan ile ilgili sorularımız sonucunda ana yelken sistemini incelediler. Bumbanın içinden geçmesi gereken halatlar yoktu. Bu sebeple orijinal camadan mümkün görünmüyordu. Bunun üzerine seyirde işimize yarayacak bir camadan sisteminde görüş birliği yapıldı. Hatta hava sert olursa çıkmadan camadan vurmamızı önerdiler.

Pazar günü öğleden sonra rüzgarın çok artacağı öngörülüyordu. Biz de önceki tecrübemizden dolayı bu keyifli ortama rağmen geç kalmak istemiyorduk. Sabah hızlı bir kahvaltı sonrası yola çıktık. Hava yatıktı,  yelken açmak gereksizdi. Biz de motorla gitmeye başladık. Fakat gene Sivriada’ya yaklaşırken rüzgar artmaya ve deniz kabarmaya başladı. Ben içimden “Şimdi hapı yuttuk.” dedim. Bazı teknelerin Sivriada’ya sığınacağı bilgisini almıştık. Fakat bizdeki camadan merakı öne çıktı ve bir gün önce öğrendiğimiz şekilde ana yelkene camadan vurduk. Cenovayı da küçülttük. Birkaç hafta önce elektrik girişlerini tamir ettiğimiz oto pilot da devreye girince yüksek rüzgara rağmen ( Büyüklüğünü bilmiyorduk, rüzgar göstergemiz yoktu) Ekim Yeşilköy’e doğru dalgalar üzerinde uçarak ilerlemeye başladı. İkimiz de soğuk havaya uygun giyindiğimiz için bu defa üşüme olayı yoktu. Tekneyi de oto pilot kontrol ettiği için bize düşen, termostaki sıcak çayımızdan içerek seyrin keyfini çıkarmak oldu. Yeşilköy’e kadar o kadar güzel geldik ki barınağa yaklaştığımızda seyrin bitmesini istemiyorduk.

Sonuç:

Aynı kişiler, aynı hava, aynı tekne ve iki farklı sonuç.  :) İlk seyir sonunda öğrendiklerimiz:
Yola erken çık
Seyre uygun giyin
Mazotu depoya koyarken filtrele
Halatların vince doğru açılarla gelmeli
Oto pilotun varsa kullanmayı bil
Termosta sıcak suyu hazır tut
Klasik ana yelkende camadanı öğren

Ayrıca denizciliğin olmazsa olmaz iki kuralını unutmamak gerekir:

i)Soru sormaktan, öğrenmekten çekinme
ii)Bilinçsizce yapılan bir seyir sadece seni değil, başkalarını da tehlikeye atar.

Çevrimiçi Ahmet Kabaalioğlu

  • *
  • İleti: 4153
Ynt: Denizde Ne Öğrendim?
« Yanıtla #12 : 06 Şubat 2019, 23:08:13 »
Yalova dönüşünde, bizde Burak , Ben ve Mustafa Mert Asterix ile dönüyorduk. Sizden gerideydik Yassıada- Sivri arasında bir ara hava öyle bir yükselmişti ki, neredeyse ana yelkene ikinci camadan fazla geliyordu. Ama çok keyifli bir seyirdi.
"Son Denk Kayıkçısının Hatırasına"

Çevrimdışı Murat Ayduk

  • *
  • İleti: 389
Ynt: Denizde Ne Öğrendim?
« Yanıtla #13 : 07 Şubat 2019, 15:39:08 »
Çok güzel bir yazı...
Hepimiz böyle böyle öğreniyoruz... Tekneyi ilk aldığım sene bizleri gerçekten Allah korumuş diyorum şimdi dönüp bakınca.. Aman aman...  :D

Çevrimdışı Ali Taşkıran

  • *
  • İleti: 12
Ynt: Denizde Ne Öğrendim?
« Yanıtla #14 : 07 Şubat 2019, 19:41:49 »
Paylaşım için teşekkürler


Sent from my iPhone using Tapatalk