Gönderen Konu: Denizde Ne Öğrendim?  (Okunma sayısı 693 defa)

Çevrimiçi Ece Astunç Karabaş

  • *
  • İleti: 218
  • S/Y ANDROMEDA 1
Denizde Ne Öğrendim?
« : 01 Aralık 2018, 02:06:02 »
ADB sınavı için Amatör Denizcilik Federasyonunda Tunç Hoca’dan aldığımız derslerin üzerinden yedi yıl, İlk teknemiz Ekim’i almamızın üzerinden dört yıl geçmiş. Bu süreçte ne öğrendim, neyi yanlış öğrendim, neyi eksik biliyorum bir gözden geçirmek istedim.  Kronolojik bir şekilde yazmaya çalışacağım. Bunları yazarken, yer yer mizah ve heyecan içeren anılarımızı da (Bir kısmını Mücahit’in önceki anlattıklarından hatırlayanlar olabilir) paylaşmaya çalışacağım. Hadi başlayalım.  ;)

Küçüklüğümden beri vardı bu hayalim. Bir yelkenli tekne ile dünyayı gezmek... O zamanlar bile farkındaymışım dünyayı gezmek için bir motoryata mazot parası yetiştiremeyeceğimin…  Rüzgarla gitmek sihir gibi bir şeydi.  Ama aklımın yatmadığı bir şey vardı. Rüzgar arkadan gelmezse ne yapacaktım? O zaman gitmek istediğim değil, rüzgarın götürdüğü yöne mi gidecektim? Bunun cevabını öğrenmem için yaklaşık otuz yıl beklemem gerekiyormuş. Bu arada “neden araştırmadın?” diyebilirsiniz.  Büyüdükçe tekne işinin ne kadar maliyetli ve zor olduğu fikri benim kafamda da gelişmeye başladı. Bir de okul, iş baskısı, ayrıca asla vazgeçemediğim müzik sevgisi beni bu dönemde oyaladı. Fakat bu süre zarfında denizden kopmadım. Zaten deniz seven ve deniz tatiline önem veren bir ailede büyüdüğüm için şanslıydım.  Babam yazları kardeşlerimi ve beni haftanın en az iki- üç günü Kartal’da Kum Plajına götürürdü. Her yıl da hiç olmazsa bir hafta- on gün Erdek- Narlı’da bir pansiyonda kalırdık. Bu şekilde iyi kötü yüzmeyi ve dalışı öğrendim.

Balık tutmayı seven bir ailem var. Hep beraber Susurluk Çayı’na, Manyas- Kara Dere'ye balık tutmaya da çok gitmişizdir. Onlar kadar meraklı değildim ama üniversitedeyken yaz tatilinde Bandırma Mendirekte kardeşim Ozan’dan istavrit çapari için kamış kullanmayı öğrenmem, tuttuğumuz balıkları akşam yemeği yapmamız beni denize bir adım daha yaklaştırdı.

Küçüklüğümden beri kürek çekmeyi de severim. Lisedeyken kuzenlerimi de alıp Erdek’te kayık kiralardım. Kayıkla yakın mesafelere açılıp keyifli zaman geçirirdik. O zaman da kayık yerine daha konforlu bir deniz taşıtımın olmasının ne kadar keyifli olacağını düşünmüyor değildim. Kürek çekmenin faydasını geçen yaz Bozcaada’da gördüm. Bir akşam üstü dingiyle Liman- Ada arasında sırtı çekerken depodaki benzini kontrol etmek istedim. Bunu yaparken bir anda misinayı pervaneye dolayınca  riske girmemek için limana kadar kürek çektim. O sıcakta bu sanırım normal insan işi değildi ama benim zevk aldığım bir yarım saatti. O kadar mutluydum ki yanımdan 15 beygir motorlu kayığıyla geçen bir genç, “Abla çekeyim mi botunu?” dediğinde ben gayet memnun bir ifadeyle; “Gerek yok, zaten yolum uzun değil.” dedim. Tabii ki bu yarım saat ertesi gün kol ağrıları olarak bana kendisini hatırlattı. Bir de feribotun çıkış saatine çok az bir süre kaldığı için feribot yolunu geçmem ayrı bir heyecandı. Eee… feribotun yolunu kesip uyarı sirenini dinlemek var.  :)

Evliliğimizin ikinci yılında Mücahit’e yıllardır gidelim diye ısrar ettiğim Discovery dalış deneyimini yaşadık. Tatilin son günü öyle bir oldu bittiye geldi ki Mücahit bahane üretemedi.   ;D Teknede temel dalış eğitiminden sonra su altına indiğimizde ben bir yandan nefes sorunu olmadan su altında gezmenin keyfini çıkartıyordum, bir yandan da çıkınca Mücahit’in tepkisi nasıl olacak diye düşünmeden edemiyordum. Su yüzeyine çıktığımız zaman Mücahit’in söylediği ilk şey, “Ne kadar güzelmiş. Neden daha önce yapmamışım?” oldu. Bu, belki de beni cesaretlendiren ve denizle ilgili hayallerimi tekrar su yüzüne çıkartan cümle oldu. Artık kim tutabilirdi bizi?  C:-)

Böylece 2006 yılında 1 yıldız dalış teorik eğitimini aldık ve ardından yıllık iznimizi ayarlayarak Bodrum’a uygulamalı eğitim için gittik. İlk eğitimimiz sadece dalışın ABC’si olan maske, palet ve şnorkel ile oldu. İlk gün dalış tüpü kullanmadan şnorkel yardımı ile yaptığımız çalışma bir yandan da bize su altı gezginliği için yeni bir kapı açıyordu; serbest dalışın kapısını… 2012'de PADI'nin Advanced Open Water sertifikasını da aldık. Fakat tatillerimizde ABC ile yaptığımız dalışlar daha çok yer tutuyor.

Buraya kadar bana amatör denizciliğin kapılarını aralayan deneyimleri anlattım.  Bu deneyimler keyif vermesinin yanında aslında amatör denizciliğin de olmazsa olmazları diye düşünüyorum.  Deniz hayatında ne zaman kürek çekmeniz gerektiğini bilemezsiniz ya da teknenin altına dalmanız gerektiğini. Tüple dalış ayrı bir eğitim ister. Nasılsa malzemem var, dalarım diyemezsiniz. Serbest dalış da bir hazırlık gerektirir. Yüzmek zaten hayat kurtarır. Balıkçılık için farklı bir yaklaşım var. Geçen yıl aldığımız bir şirket eğitiminde tekneniz batsa bota binerken almamız gereken 10 ekipmanı seçin demişlerdi. Biz de bu ekipman içinde oltayı da seçmiştik. Mantığımız aç kalmazlar, şeklindeydi. Doğru liste açıklandığında içinde olta da vardı fakat amacı farklıydı ve bana çok mantıklı geldi. İnsanın kendisini boşlukta hissetmemesi, oyalanması, bir amacı olması içindi. Mücahit’le yaptığımız en uzun seyir olan, bu yılki 40 saatlik Kabatepe’den dönüş seyrinde sırtı çekerken yolun nasıl geçtiğini anlamadım. Marinaya girdiğimizde üzüldüm diyebilirim.  :)





Çevrimiçi Ersin Böke

  • *
  • İleti: 3786
Ynt: Denizde Ne Öğrendim?
« Yanıtla #1 : 01 Aralık 2018, 06:30:56 »
sabah sabah keyifle okudum. Teşekkürler Ece. Ancak tanımayanlar için bu çifti biraz tanıtmakta yarar var. Öyle olunca bu yazılar daha insanların yaşanmışlıkları anlamalarına yardımcı olacak diye düşündüm. Muhtemel Mücahit, abi gerek yoktu diyecek ama olsun. 

Mücahit 'in bakışları bende hep şu meşhur Amerikan kartalını hatırlatır. Bu sert bakışla son derece tezat muzip bir gülümseme vardır yüzünde. Yüzüne karşı söylemedim ama hep düşünmüşümdür bu adam hiç sinirlenip kızıyor mu diye. Bu derece hoş görülü , empati yapabilen, her hareketi ile karşısındakini incitmekten çekinen , kıskanılacak derecede beyefendi bir adamdır Mücahit.

 Ece ile  gururlanıyorum. Bir kere kadın bir moderatörümüz olduğu için. Daha önemlisi de bu camiada duruşu ile denize gönül vermiş ancak az biraz cesaret ile çok iyi denizci olabilecek kadınlarımıza örnek olduğu ve elbette bu aile ile arkadaş olduğum için.

Teknelerinde misafir de oldum. Benim bir tezim var. Özellikle yurt dışı limanları ile ilgili . Demir atarken eşine, sevgilisine , çocuğuna, arkadaşına bağıran serdümen büyük olasılık ile Türk 'tür diye. İşte Ece ve Mücahit, bu tezimi yıkan örneklerin başına geliyor. Ben böyle uyumlu bir çift daha görmedim denizde. Nazar değmesin.

Her ikisi de denize çok yakışıyorlar ve teknelerinin kaptanları olarak saygıyı hak ediyorlar.

Not : Bu yazdıklarımın yoğun çalıştığım ve İstanbul 'da Tayomar 'sız olduğum şu günlerde beni düşünerek hafta sonu yelken yapmak ve Antigoni'ye gitme davetleri ile bir ilgisi yoktur.  ;)

Çevrimiçi Hakan Tiryaki

  • *
  • İleti: 1745
  • Hayat suda başladı...
    • Denizci Kahvesi
Ynt: Denizde Ne Öğrendim?
« Yanıtla #2 : 01 Aralık 2018, 12:17:01 »
Okurken ve okuduktan sonra neredeyse kırk yılım geçti gözümün önünden. Babama kızıp ilk kez Şarköy iskelesinden kendimi atıp mecburiyetten yüzme öğrenmem, hemen sonraki yıl yüzme ve sutopuna başlamam, onaltı yaşında tesadüfen başlayan dalış maceram, Agani'nin küçücük kayığıyla o zamanlar bana uçsuz bucaksız gelen Marmara... Yengeç'e gelene kadar neredeyse otuzbeş senem belki de Yengeç'e hazırlanarak geçmiş de ben farkında değilmişim :)

Ya Ece, sabah sabah çok iyi geldi. Sağol, varol.

SM-N9000Q cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi

"Clouds and winds and oceans I choose my fate to be...  Whom the sea has taken Never shall be free."

Çevrimiçi Ece Astunç Karabaş

  • *
  • İleti: 218
  • S/Y ANDROMEDA 1
Ynt: Denizde Ne Öğrendim?
« Yanıtla #3 : 02 Aralık 2018, 01:04:17 »
ADF Eğitimleri

Kaş-Demre arasında yaptığımız iki mavi yolculuktan sonra, bu koylara bir gün kendi teknemizle gitmemiz gerektiğini konuşmaya başladık. 2011 yılında, tekne kullanmak için gerekli olan –o zaman kıyı kaptanlığı olarak biliyorduk.- Amatör Denizcilik Belgesini (ADB) araştırmaya başladık. Şanslıydık; çok sevdiğimiz ve karı-koca denizcilikleri çok hoşumuza giden Hande ve Ertuğ arkadaşlarımız yakın zamanda bu belgeyi almışlardı. Bizi sınav öncesi ders aldıkları, aynı zamanda sınavı düzenleyen Amatör Denizcilik Federasyonu’na yönlendirdiler. Federasyondan eğitmen Tunç Hoca'nın cumartesi günü Kalamış Marina’da olacağını öğrendik. Mücahit’in Tunç Hoca ile yaptığı telefon görüşmesinde  eğitim detayı için Cumartesi sabahı marinada buluşulması kararlaştırıldı.

Sıcak bir eylül sabahı, marinaya gittiğimizde Tunç Hoca ve üç öğrencisi eğitim teknesinin havuzluğunda oturuyorlardı. Biz eğitim nasıl olacak falan demek isterken, Tunç Hoca hayatımızın belki de en önemli kararlarından birisini alacağımız soruyu sordu:
-Bir öğrenci daha bekliyorduk. Gelmeyeceğini söyledi. Bu durumda eğitime iki kişi daha dahil edebiliriz. Gelmek ister misiniz?

Olayların bu kadar hızlı gelişmesinden dolayı şaşkın olan Mücahit ve ben birbirimize baktık. “Geliriz” dedik ve tekneye atladık.  C:-)

Tunç Hoca, asker kökenli bir denizciydi ve eğitim süresince sakin, ılımlı, güven veren yaklaşımıyla, 10 metrelik, kocaman bir ahşap yelkenli olan Poyraz’ı nasıl kullanacağım konusunda korkumu hemen atmamı sağladı. Bu duruşuyla bize de rol model oldu. Daha yolun başındayken O'nun gibi bir denizci ile karşılaşmanın olumlu etkilerini hala kendi aramızda konuşur, Tunç Hoca'nın kulaklarını çınlatırız.

Üç hafta boyunca cumartesi ve Pazar sabah 10’dan akşam 5’e kadar Kartal-Adalar- Haydarpaşa arasında gittik geldik. Tekneyi öğrencilerden birisi kullanırken diğerleri de havuzlukta ders yapıyordu. Bu şekilde rüzgar varsa yelken açtık. Yoksa motorla seyir yaptık. Çam Limanında herkes denize girerken kamarada cetvel, gönye ve pergel ile navigasyon öğrendik.  :) Sivri Ada’da iskeleye aborda olma ve iskeleden ayrılma çalışması yaptık. Daha önce hiç duymadığımız, bilmediğimiz yüzlerce terim kafamda uçuşup duruyordu. O anda farkında değildik ama sadece sınav konularını değil, kendimizin ve sevdiklerimizin güvenliğini sağlayacak çok önemli  bilgileri de öğreniyorduk.

İlk gün akşamüstü Tunç Hoca suya bir şamandıra attı ve sırayla şamandıraya gitmemizi istedi. Bu eğitim hem dümen hakimiyetini geliştirici, hem de denize adam düştü çalışmasının önemli bir parçasıydı. Doğru şekilde şamandıraya yanaşmak hayati önem taşıyordu. Geçenlerde marinadan komşumuz Mustafa Elbaş ile konuşurken arada denize hemen bir usturmaça attığını ve tekne personelinden bu usturmaçanın yerinde kendisi olduğu farz ederek usturmaçaya yanaşıp almasını istediğini söyledi. Çok güzel bir çalışma. Kaptanların kendi can güvenliği, dolayısıyla geri kalan mürettebatın ve teknenin güvenliği için  mürettebatla bu uygulamayı yapması gerekir. Denize düşenin Kaptan olmayacağı ne malum?

Eğitimden aklımda en çok kalan bilgilerden birisi de klasik ana yelkende yelkeni açmak ve toplamak için rüzgar üstüne dönme gerekliliği.  Ayrıca tekne üzerinde daima bir güç olması gerektiği bu kalıcı bilgilerden birisi. Yelkeni kapatacaksanız önce motoru çalıştırın ve sonra yelkeni kapatın gibi… Usturmaçaların toplanması adabı,  bosa tutmak (ilk defa Çardak Koyunda uyguladığımızda çok sevinmiştik.), gemici bağlarının  (düğüm değil bağ)  ;) ) önemi hep bu eğitimden kalan bilgiler. Ayrıca Mücahit 40 yıllık! denizcilik terminolojisine "Hocam burası müslüman ülke" diyerek alternatif terimler öneriyordu. Böylece biz eğitimde Keşişleme yerine İmamlama, Kuzey Kardinali yerine Kuzey Müftüsü demeye başladık. :)

Son cumartesi gece seyri yaptık ve boğaza girip Bebek’e kadar gittik. Hepimiz için müthiş bir deneyimdi. Eğitimin son günü ise önce yunuslarla yaptığımız seyir, ardından tüm yelkenlerini açarak süzülen Nazenin teknesinin peşine takılarak Haydarpaşa'ya kadar gitmemiz unutulmaz oldu. Bizim gibi onlarca küçük yelkenli Nazenin'in arkasında anne kuğu ve yavruları görüntüsünde çok hoştu.

ADF eğitimi bize sadece tekne kullanmayı öğretmedi. Aynı zamanda bir yelkenli teknede motoru kapatıp yelken açarak  seyir yapmanın güzelliğini gösterdi, dümen tutarken rüzgarın  muhteşem gücünü içimizde hissetmemizi sağladı.  Artık hayalimizdeki teknenin bir yelkenli olması gerektiğinden yüzde yüz emindik.

Eğitimde bir şeyi fark ettim. Hatta sadece ben değil, tüm mürettebat farkındaydı; Mücahit dümeni aldığı zaman kimseye vermek istemiyordu.  :) Yüzünde sürekli gülümseyen bir ifade ile ufka bakıyordu. Sanırım bizim kendi yelkenli teknemizle yaşayacağımız maceralar o ufukta bir yerlerdeydi ve artık tornistan yapabilecek noktayı geçmiştik...

Çevrimiçi Mustafa Ertör

  • *
  • İleti: 839
Ynt: Denizde Ne Öğrendim?
« Yanıtla #4 : 02 Aralık 2018, 13:38:41 »
Mücahit Reisin mükemmel tarifi.
Kuşadası Yeşilköy seyrimizde oltamıza takılan tombiği çektiğimde şöyle demişti."Oo,tebrikler Mustafa abi,taze mi?"

(Ayrıca Mücahit 40 yıllık! denizcilik terminolojisine "Hocam burası müslüman ülke" diyerek alternatif terimler öneriyordu. Böylece biz eğitimde Keşişleme yerine  İmamlama, Kuzey Kardinali yerine Kuzey Müftüsü demeye başladık. :)

Eğitimde bir şeyi fark ettim. Hatta sadece ben değil, tüm mürettebat farkındaydı; Mücahit dümeni aldığı zaman kimseye vermek istemiyordu.  :) Yüzünde sürekli gülümseyen bir ifade ile ufka bakıyordu.)
BABA TUNCA /YEŞİLKÖY

Çevrimdışı Hasan Toparlak

  • *
  • İleti: 851
Ynt: Denizde Ne Öğrendim?
« Yanıtla #5 : 02 Aralık 2018, 19:54:05 »
 :)xx  :)xx  :)xx

Devam ..

Çevrimiçi Ece Astunç Karabaş

  • *
  • İleti: 218
  • S/Y ANDROMEDA 1
Ynt: Denizde Ne Öğrendim?
« Yanıtla #6 : 02 Aralık 2018, 22:46:03 »
sabah sabah keyifle okudum. Teşekkürler Ece. Ancak tanımayanlar için bu çifti biraz tanıtmakta yarar var. Öyle olunca bu yazılar daha insanların yaşanmışlıkları anlamalarına yardımcı olacak diye düşündüm. Muhtemel Mücahit, abi gerek yoktu diyecek ama olsun. 

Mücahit 'in bakışları bende hep şu meşhur Amerikan kartalını hatırlatır. Bu sert bakışla son derece tezat muzip bir gülümseme vardır yüzünde. Yüzüne karşı söylemedim ama hep düşünmüşümdür bu adam hiç sinirlenip kızıyor mu diye. Bu derece hoş görülü , empati yapabilen, her hareketi ile karşısındakini incitmekten çekinen , kıskanılacak derecede beyefendi bir adamdır Mücahit.

 Ece ile  gururlanıyorum. Bir kere kadın bir moderatörümüz olduğu için. Daha önemlisi de bu camiada duruşu ile denize gönül vermiş ancak az biraz cesaret ile çok iyi denizci olabilecek kadınlarımıza örnek olduğu ve elbette bu aile ile arkadaş olduğum için.

Teknelerinde misafir de oldum. Benim bir tezim var. Özellikle yurt dışı limanları ile ilgili . Demir atarken eşine, sevgilisine , çocuğuna, arkadaşına bağıran serdümen büyük olasılık ile Türk 'tür diye. İşte Ece ve Mücahit, bu tezimi yıkan örneklerin başına geliyor. Ben böyle uyumlu bir çift daha görmedim denizde. Nazar değmesin.

Her ikisi de denize çok yakışıyorlar ve teknelerinin kaptanları olarak saygıyı hak ediyorlar.

Not : Bu yazdıklarımın yoğun çalıştığım ve İstanbul 'da Tayomar 'sız olduğum şu günlerde beni düşünerek hafta sonu yelken yapmak ve Antigoni'ye gitme davetleri ile bir ilgisi yoktur.  ;)

Abi vallahi gerek yoktu.  ;D

Şaka bir yana böyle bir izlenim bıraktıysak ne mutlu bize.  :)

Ülkemizde çok sayıda değerli kadın amatör denizci var. Yakın zamana kadar forumlarda da bazılarının bilgi ve deneyimlerinden faydalanıyorduk. Forumlara çok katkısı olan Dilek Ergül de dahil çoğu yazmayı bıraktı. Facebook gruplarında da çok fazla kadın denizci görüyorum. Fakat nedense forumlarda aktif değiller. Kadınları foruma kazandırmanın yollarını bulmak lazım. Denizden bakınca kadın erkek demeden her denizci bir hikaye, bir tecrübedir.

Not: Nazar değdirdin gidemedik adaya.  :)  Ama soğuk falan demeden en kısa zamanda planı uygulayalım.


Çevrimiçi Ece Astunç Karabaş

  • *
  • İleti: 218
  • S/Y ANDROMEDA 1
Ynt: Denizde Ne Öğrendim?
« Yanıtla #7 : 02 Aralık 2018, 22:53:55 »
Okurken ve okuduktan sonra neredeyse kırk yılım geçti gözümün önünden. Babama kızıp ilk kez Şarköy iskelesinden kendimi atıp mecburiyetten yüzme öğrenmem, hemen sonraki yıl yüzme ve sutopuna başlamam, onaltı yaşında tesadüfen başlayan dalış maceram, Agani'nin küçücük kayığıyla o zamanlar bana uçsuz bucaksız gelen Marmara... Yengeç'e gelene kadar neredeyse otuzbeş senem belki de Yengeç'e hazırlanarak geçmiş de ben farkında değilmişim :)

Ya Ece, sabah sabah çok iyi geldi. Sağol, varol.

SM-N9000Q cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi

Çok teşekkürler Hakan.
Bana da yazarken çok iyi gelmişti. Yazdıklarımdan daha fazlasını da tekrar yaşamış gibi oldum.
Bence yukarıda özetini geçtiğin anılarını da yazmalısın.  (Ya da yazdıysan ben bilmiyorum.  :) ) Hatta Agani’nin Kayığı başlı başına bir hikaye gibi duruyor. Hazır kış gelmiş, seyirler azalmışken bunları okumak güzel olur.  :)

Çevrimdışı Ahmet Kabaalioğlu

  • *
  • İleti: 3651
Ynt: Denizde Ne Öğrendim?
« Yanıtla #8 : 03 Aralık 2018, 00:10:30 »
İyi ki tanımışım, iyi ki denizlerdeler. Devamını merakla bekliyoruz.
"Son Denk Kayıkçısının Hatırasına"

Çevrimdışı Bülent Büyükdağ

  • *
  • İleti: 3350
Ynt: Denizde Ne Öğrendim?
« Yanıtla #9 : 03 Aralık 2018, 10:48:52 »
Ama Mücahit hep gülümser zaten.
Saatin fazla tiz tıkırtısında,ışık yıllarının ömür süremizle alay eden sesini de işitiriz.

Çevrimdışı Erman Yerman

  • *
  • İleti: 1349
    • instagram
Ynt: Denizde Ne Öğrendim?
« Yanıtla #10 : 04 Aralık 2018, 21:28:41 »
Çok içten, çok güzel bir yazı.. teşekkürler Ece

SM-G920F cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi

Akdenizli, Balıkçı