Gönderen Konu: T/T heyamola patalyası duyuruları  (Okunma sayısı 7535 defa)

Çevrimdışı Kamil Kurdoğlu

  • *
  • İleti: 216
T/T heyamola patalyası duyuruları
« Yanıtla #165 : 09 Şubat 2019, 17:55:03 »
Bülent, gece vardiyası bizdeyken geçtiğimiz hani şu  fener çakma periyodu Navionics de yanlış işaretlenmiş olan yeri mi diyorsun?
Denizdeki fener mi burundaki fener mi hangisi birinin çakışları programa yanlış işlenmişti hatırlayamadım şimdi. Ama gerçekten de deniz durgunken hem adanın hem de burnun siluetleri çıplak gözle seçilebiliyordu.Karışık denizleri bilemem tabii.

Çevrimdışı Bülent Büyükdağ

  • *
  • İleti: 3584
Ynt: T/T heyamola patalyası duyuruları
« Yanıtla #166 : 09 Şubat 2019, 17:58:06 »
Evet abi, tam orası.
Saatin fazla tiz tıkırtısında,ışık yıllarının ömür süremizle alay eden sesini de işitiriz.

ersinboke@icrs.com.tr

  • Ziyaretçi
Ynt: T/T heyamola patalyası duyuruları
« Yanıtla #167 : 10 Şubat 2019, 09:46:14 »
Yazacak öyle çok şey var ki.. Ama öncelikle bunları bilmemem benim ayıbım değil. Bize okutulan abuk tarih  dersinin ayıbı bu.

Şİmdi yazılacak konuları kısaca özetleyelim. Ne yapıyorduk? Hesapta antik limanlara seyir yapacaktık. Konu nerelere geldi. Patara gibi hatta çok daha büyük ölçülerde alüviyon ile dolmuş meşhur bir antik liman daha var malım. Ephesus!

Öyle ki dönemin Roma imparatoru, denize kadar bir kanal açtırmak zorunda kalır. Burada da farklı bir görüşüm var efendim. Kanal açtırmamış. Mendirek yaptırmış. Onu da yazacağız. Ancak esas yazmak istediğim burasının kazılarını kim yapıyor ya da geçen yıla kadar kim yapıyormuş biliyormusunuz ? Avusturyalılar. Ne alaka değil mi ? hem de tam 150 yıldır neredeyse. Meşhur kütüphanenin heykelleri replika. Orjinali ise Avusturya müzesinde! Geçen yıl Avrupa ile gerilen ilişkiler nedeni ile Avusturyalıların kazı iznini iptal etmişiz. Avrupa ile kapışma hiç değilse bu işe yaramış bari. Türkçe hiç bir bilimsel çalışma bulamadım burası ile ilgili. Yabancısı da yok. Avusturyalılar resmen gizlemek için kazıyor burayı. Doğru dürüst de bir çalışma yaptıkları yok a da ayrıca tartışılır. BU konuya geleceğiz.

Peki ya İzmir Kemeraltı'nın aslında bir liman çarşısı olduğunu ve ana yolun aslında limanın kordonu olduğunu söylesem? İzmir 'i denizden alamayan Timur , karadan saldırıp şehri alınca hıncından şehrin antik tiyatrosunu söküp , bu taşlarla limanı doldurmuş desem?

Tarihin en önemli deniz savaşlarından birisinin yapıldığı adaya da gideceğim bu yaz. LADE adasına. Ama Tayo MAr ile gitmem imkansız. Yok denizden çekindiğimden ya da Tayo Mar 'a güvenmediğimden değil.

Perslere karşı anadoluda ayaklanan İyonlular karada değil denizde savaşmak isterler . Tüm şehirler savaş gemileri gönderir Lade adasına. Sakız adası 100 gemi gönderir mesela. Sisam yani Samos ise 60. Pers donanmasıına daha önce hile yolu ile yok ettiklerinden Finike limanında yeni bir Pers donanması oluşturulur. Bu donanmanın nerede ele geçirildiğini duyunca da eminim çok şaşıracaksınız. Bu Persler 'de biraz dalgacı ha. 50 Gemiyi de Patara'da Romalılara kaptırmışlardı. Hatırlayınız.

Şİmdi Bu Lade adası diğer Yunan adalarından farklı biraz. Ahtapotu ile filan meşhur değil pek. Çünkü ahtapot filan yok. Dahası deniz bile yok. "her denizde gider " lakaplı zavallı Tayo Mar! bu adada artık deniz yok! O yüzden sen gelemeyeceksin maalesef.

Aynen dediğim gibi efendim. Tek dolan Efes limanı değil yani. Bildiğiniz söke ovası o  tarihlerde yok imiş. Denizmiş yani. Zavallı Lade adası da şimdi ovanın ortasında alakasız tuhaf bir tepecik olarak durmakta.

Bu arada Çetin 'in (Kent .. hani tanıyoruz ya.. arkadaşımdır kendisi belli olsun diye böyle yazdım yoksa Çetincim filan mı deseydim daha bir havam mı olurdu acaba.. hani şu denizci yazar var ya Çetin canım.. hah.. o benim arkadaşım işte ambiansı :)) ) tarihini çok iyi bildiği  , hani her yıl Osmanlı donanmasını kovduk diye üşenmeyip ahşap kayık yaktıkları Samoslular var ya ! Onlar var ya onlar..

Bunların ataları sıkıyı görünce uzamışlar savaştan. Pers donanmasını görünce kaçmışlar efendim. Onları gören Midilli donanması da uzamış. Sonuçta kala kala tek cesur donanma Sakız donanması kalmış 100 gemi ile . KAhramanca savaşmışlar tam da söke ovasının ortasında. Ne gerip geliyor şimdi. Ama Persler bir güzel tepelemişler zavallı Sakız donanmasını.

Hiç ondan bahsetmiyorlar ama. Varsa yoksa bir Osmanlı gemisini nasıl yakmışlar tarihte hepsi o. Neyse elimizde artık bunlara kapak yapacak bilgi var. Lade savaşı Niye kaçtınız len ? Sıkmadı mı paçanız? Niye sattınız komşu ada halkını bir deyiverin hele..  8-)

Hep savaş hep savaş.. Bırakalım biraz bunları. Hani yazmıştım ya bu adamların dokümanları olmalı, Mısır papürüsleri günümüze kadar ulaştı ama neden bunlardan hiç bir şey kalmadı? Hiç mi gelecek kuşaklar için kimse bir şey bırakmayı düşünmedi diye. 4000 bin yıl öncesinden bir müzik dinlemek istermiydiniz? Bekleyin geliyor efendim..




ersinboke@icrs.com.tr

  • Ziyaretçi
Ynt: T/T heyamola patalyası duyuruları
« Yanıtla #168 : 10 Şubat 2019, 10:04:24 »
Bu arada tüm bunları Tümay Sönmez 'in bloğundan okudum. O da benim gibi Karşıyakalı galiba. BAkınız bu bloglarda inanılmaz çalışmalar var. Hemen hemen her konuda. Bu arkadaş da benim gibi tarihe merak sarmış. Bir blog açıp hepi topu 16 yazı yazmış. Ama ne yazılar. Bir solukta okutuyor. Öyle de güzel ve sıkmadan yazmış.

Şİmdi bu yazılardan biri Seikilos diye bir müzisyenden bahsediyor. Bu antik müzisyenimiz bir beste yapmış. Bunu da silindir bir mermere nakşetmiş. İlginçliği şurada. Notaları da var. Yaaa.. Şaşırdınız değilmi.

Ben en iyisi bu Tümay Sönmez 'in bloğunu paylaşayım. Çok keyifli bir yazı. Biraz reklamını yapayım ama. Şu anlatıma çok güldüm.

Fotoğrafa biraz daha dikkatli bakarsanız, en alt metinin devamı gibi gözüken kısım vardır. Hah işte bu kırılmış kısımın Edward Purser'in hayvan karısı tarafından saksı niyetine kullanıldığı tahmin ediliyor. Belki şarkının daha devamı niteliğinde sözler var ama maalesef kayıp durumda.

ya da ;

Seikilos bu sözleri karısına mı yazdı oğluna mı yazdı yoksa başka birine mi yazdı bilemiyoruz. Ama kafayı çekerek yazdığı belli gibi.  Bundan 2200 sene evvel bile '' Ya koy g..ne rahvan gitsin üç günlük dünya '' kafası bu topraklarda resmen var olmuş.


Notaları da çözüp yeniden bestelemişler.  Blog adresi aşağıda. Girip dinleyebilirsiniz.. Tümay kardeşimizin yazdığı gibi tam da meyhane müziği havasında.

http://ancientaegean.blogspot.com/2016/07/dunyada-bestelenmis-bilinen-en-eski.html?view=sidebar


Çevrimdışı Çetin Kent

  • *
  • İleti: 117
Ynt: T/T heyamola patalyası duyuruları
« Yanıtla #169 : 10 Şubat 2019, 14:04:30 »
Samos'un antik çağı çok acaip. Bu konuyla ilgili minik bir yazı dizisine başlayacağım forumda.

Savaştan kurtulabilen zavallı Sakızlı savaşçılar Efesliler tarafindan bir yanlis anlama sonucu katledilmisler. Bitmez bu Sakız'ın çilesi :)
Yaşayıp gidiyoruz.

ersinboke@icrs.com.tr

  • Ziyaretçi
Ynt: T/T heyamola patalyası duyuruları
« Yanıtla #170 : 10 Şubat 2019, 23:49:25 »
Şimdi efendim dedim ya yazılacak çok konu var diye.  Şimdi şu meşhur Efes limanına dönelim. Bir kere bu limanın fenerinin olmaması mümkün değil.  Muhtemel zaman içerisinde ikinci bir fener de yapılmış olmalı. dahası böyle bir antik kenttin fenerinin hiç konuşulmuyor olması da daha acayip.

Şimdi Menderes nehri Efes limanına doğru kum taşıdıkça limanın kuzey mendireğini uzatmaya başlamış olmalı Romalılar.
Peki bunu nasıl yapmışlardır acaba? Vitrivus nasıl dediyse öyle yapmışlardır. Klasik bir mendirek yapar gibi. Kuzey mendireği doğu batı yönünde uzanıyor olmalı. Nehir de zaten alüviyonları kuzeyden taşıyor.

Şimdi imalat şekli şöyle olmalı. Mendireğin uç noktasından iç duvar hizasından ahşap bir perde yapılır. BU perde eylül Ayında bitirilir. Nehir alüvyonları muhtemel kış ve baharda taşyacağından bu perde gelen alüvyonları tutar. Sonraki yaz bu ahşpa perdenin önündeki alüvyonların üzerine blok taşlar döşenir. Ahşap perde sökülür. Kum kışın erozyona uğrar. Kaya zemine oturur.  Anlaşılan kışlık debi ve alüvyon miktarı çok artmış olmalı ki bu yöntemi bırakıp kanalı açık tutmaya çalışmışlar. 

Bence devam ederlerdi de. Ancak başka bir sorun ile karşılaştıkları kesin. Küçük ama çok can sıkıcı. Sivrisinekler. Bence Efes'i bitiren yaz aylarında debinin düşmesi ile sivrisinek üremesine çok ciddi yuva olacak olan bu su birikintileri yüzünden bitmiş iş.

Şimdi muhtemel amma da salladın ha koskoca Efes sivrisinek yüzünden mi terk edildi dediğinize eminim. Amma velakin ben Kazakistan da Atrau şehrinde çalıştım. Orada Avrupa ve Asya'yı ayıran bir nehir var. Üzerinde de kıytırık bir köprü. Aynı bizde olduğu gibi köprünün her iki tarafında da Avrupa'ya hoş geldiniz Asya ya hoş geldiniz yazıyor. Ben Avrupa da oturup Asya da şantiyeye gidiyordum mesela.

Uçağa binmek için aprondan uçağa koşardık biz. Bilin bakalım neden ? Sivrisinekler bildiğiniz saldırıyordu da ondan. Bir keresinde sadece 52 sinek ısırığı saymıştım sağ ayak bileğimde. Demem o ki sivrisinek diyip geçmeyelim. Hayatı zindan ederler adama.

Çevrimiçi Hüseyin Tayfun Durmaz

  • *
  • İleti: 245
  • YAZDIKLARIMA O KADAR ÖNEM VERMEYİN.İHTİYAR İŞTE !!
Ynt: T/T heyamola patalyası duyuruları
« Yanıtla #171 : 11 Şubat 2019, 11:21:01 »
Sivri sinekten kurtulmak pek zor değil:bol bol sarımsak yiyeceksin "ağzında çokça çiğniyerek".Üstüne başına mazot süreceksin.fesleğen çiçeginden ufak bir demet koparıp kulak arkasına kıstıracaksın ve bütün açıktaki cildine ovalayacaksın

Çevrimdışı Bülent Büyükdağ

  • *
  • İleti: 3584
Ynt: T/T heyamola patalyası duyuruları
« Yanıtla #172 : 11 Şubat 2019, 15:31:39 »
Sivri sinekten kurtulmak pek zor değil:bol bol sarımsak yiyeceksin "ağzında çokça çiğniyerek".Üstüne başına mazot süreceksin.fesleğen çiçeginden ufak bir demet koparıp kulak arkasına kıstıracaksın ve bütün açıktaki cildine ovalayacaksın

Abi söylediğin ritüelle Dünya kurtulur.
Saatin fazla tiz tıkırtısında,ışık yıllarının ömür süremizle alay eden sesini de işitiriz.

Çevrimiçi Hüseyin Tayfun Durmaz

  • *
  • İleti: 245
  • YAZDIKLARIMA O KADAR ÖNEM VERMEYİN.İHTİYAR İŞTE !!
Ynt: T/T heyamola patalyası duyuruları
« Yanıtla #173 : 11 Şubat 2019, 15:36:35 »
Belki mazot ve sarımsağın kokusu sebebi ile uygulaması zor olabilir ama ben yazdıklarımda ciddiyim ve uyguluyorum da.

Çevrimiçi Mustafa Ertör

  • *
  • İleti: 904
Ynt: T/T heyamola patalyası duyuruları
« Yanıtla #174 : 11 Şubat 2019, 16:34:58 »
Sivri sinekten kurtulmak pek zor değil:bol bol sarımsak yiyeceksin "ağzında çokça çiğniyerek".Üstüne başına mazot süreceksin.fesleğen çiçeginden ufak bir demet koparıp kulak arkasına kıstıracaksın ve bütün açıktaki cildine ovalayacaksın
Bülent daha iyi bilir  ama bence kesin boşanma sebebi.
BABA TUNCA /YEŞİLKÖY

Çevrimdışı Bülent Büyükdağ

  • *
  • İleti: 3584
Ynt: T/T heyamola patalyası duyuruları
« Yanıtla #175 : 11 Şubat 2019, 18:46:45 »
Sivri sinekten kurtulmak pek zor değil:bol bol sarımsak yiyeceksin "ağzında çokça çiğniyerek".Üstüne başına mazot süreceksin.fesleğen çiçeginden ufak bir demet koparıp kulak arkasına kıstıracaksın ve bütün açıktaki cildine ovalayacaksın
Bülent daha iyi bilir  ama bence kesin boşanma sebebi.

Abi boşanma ne, yeminlen boşansan kurtulaman. Bi kere ev mahvoldu! :)
Saatin fazla tiz tıkırtısında,ışık yıllarının ömür süremizle alay eden sesini de işitiriz.

ersinboke@icrs.com.tr

  • Ziyaretçi
Ynt: T/T heyamola patalyası duyuruları
« Yanıtla #176 : 11 Şubat 2019, 23:02:47 »
Herostratik Şöhret adını verdiğimiz ruh hastalığına isim babası olan Herostratus 21 Temmuz MÖ 356 da bir güzel Efes antik kentinideki Artemis tapınağını bir güzel yakar. Amacı ne pahasına olursa olsun meşhur olmak ve adını tarihe yazdırmaktır.

Sonrasında böyle ne pahasına olursa olsun meşhur olmaya çalışmaya psikolojide Herostaratik şöhret adı verilmiş efendim. MUhtemel sosyal medya sayesinde hepimizin içindeki bu ruh hastalığı depreşiyor diye düşünüyorum.

Neyse efendim. Konumuz bu değil. Konumuz Herostarus 'un Artemis tapınağını neden yaktığı da değil. Bizim derdimiz NAsıl yaktığı. Daha doğrusu neyle yaktığı. Kendisi tapınağı zift kullanarak yakmış .

Şimdi bu bilgi bizim için önemli. Sonuçta fenerler ile ilgileniyoruz ve ışık kaynağı olarak kullanılan ateşin kaynağı hem görüş mesafesine hem de fenerin mimarisi ile ilgili fikir yürütmemize imkan verecek.

Herostratus bize o dönem ziftin bir ateş kaynağı olarak kullanıldığını öğrenmemize neden oluyor. Bu konuda da bir faydası olacağını bilse çok  şaşırırdı her halde. Muhtemelen fenerlerde yakılan ateş için zift kullanılmaktaydı. Birincisi rüzgar ile sönmeyecek olması ve ikincisi ise yağmur yüzünden sönmeyecek olması.

Düşünsenize limana yaklaşıyorsunuz hava zaten berbat ve yağmurdan fenerin ışığı sönmüş ya da azalmış. O yüzden zift önemli. Ancak bu ziftin kaynağı neredeydi ? Şimdi batıklarda bulunan onca malzeme içerisinde hiç zift yok. Yani mesela Mısır 'dan ya da Suriye 'den bir şekilde zift ticaretinin de yapılıyor olması gerekmez mi? Ya da Anadolu'da petrol vardı belkide:)

Hani meşhur hikayedir ya. Bizde petrol var da çıkartmıyorlar hesabı:) 

Ancak bu zift konusu önemli. Şu meşhur Roma  tavan fiyat kitabesinde de  ziftin fiyatı varmıydı hatırlamıyorum.  Dur bir bakayım.

ersinboke@icrs.com.tr

  • Ziyaretçi
Ynt: T/T heyamola patalyası duyuruları
« Yanıtla #177 : 11 Şubat 2019, 23:17:45 »
Evet .. Dioklatian 'ın meşhur listesinde zift yok. Ona en yakın yanıcı madde olarak terebentin var. Ki o da o dönemde çam ağacından elde edilmekte imiş.  Haydi buyurun bakalım. Bu kadar detaylı bir listede Zift olmaması çok ilginç.

Bu arada listeyi gözden geçirdiğimde parşömen imalatçısı ve papürüs fiyatı da var.  Eee Nerede bu kadar yazılı papürüs? Hepsi de mi yok oldu ? BU adamların mutlaka bir arşivi olmalı.

Çevrimiçi Cem Gür

  • *
  • İleti: 1177
    • Classicboats Turkiye
Ynt: T/T heyamola patalyası duyuruları
« Yanıtla #178 : 12 Şubat 2019, 00:27:45 »
elimde
 
İmparator Diocletianus’un
“Tavan (En Yüksek) Fiyatlar Fermanı”

Diocletian’s Edict on Maximum Prices
“Edictum de pretiis Rerum Venalium”

Ver ama senin baktığın liste farklı galiba ... Bir ara gönderir misin ?
“İçinde ütopya olmayan bir dünya haritasına bakmaya bile değmez… İlerleme dediğin, ütopyaların gerçekleşmesidir” diyordu Oscar Wilde.

ersinboke@icrs.com.tr

  • Ziyaretçi
Ynt: T/T heyamola patalyası duyuruları
« Yanıtla #179 : 12 Şubat 2019, 03:16:11 »
ROMA DÖNEMİ DOĞU AKDENİZ DENİZ TİCARETİNDE
KIYI KİLİKYA BÖLGESİ’NİN YERİ VE ÖNEMİ
AHMET BİLİR

in doktora tezinden bakıyorum.