Gönderen Konu: T/T heyamola patalyası duyuruları  (Okunma sayısı 8855 defa)

Çevrimdışı Hakan Tiryaki

  • *
  • İleti: 1844
  • Hayat suda başladı...
    • Denizci Kahvesi
Ynt: T/T heyamola patalyası duyuruları
« Yanıtla #90 : 11 Ocak 2019, 00:31:19 »
Ersin konuyu açınca Academia'da yazılarını okumuştum. Sizin dergilerde yayınlamış. Zamanım olsa tezi okumak isterdim.

Gönderdim. Okursun boş bir zamanında.
"Clouds and winds and oceans I choose my fate to be...  Whom the sea has taken Never shall be free."

Çevrimiçi Bülent Büyükdağ

  • *
  • İleti: 3633
Ynt: T/T heyamola patalyası duyuruları
« Yanıtla #91 : 11 Ocak 2019, 00:33:04 »
Gece yarısı hediyesi. Çok minnettar kaldım. Sağol.
Saatin fazla tiz tıkırtısında,ışık yıllarının ömür süremizle alay eden sesini de işitiriz.

Çevrimdışı Hakan Tiryaki

  • *
  • İleti: 1844
  • Hayat suda başladı...
    • Denizci Kahvesi
Ynt: T/T heyamola patalyası duyuruları
« Yanıtla #92 : 11 Ocak 2019, 00:34:59 »
Gece yarısı hediyesi. Çok minnettar kaldım. Sağol.
Lafı bile olmaz. :)
"Clouds and winds and oceans I choose my fate to be...  Whom the sea has taken Never shall be free."

ersinboke@icrs.com.tr

  • Ziyaretçi
Ynt: T/T heyamola patalyası duyuruları
« Yanıtla #93 : 11 Ocak 2019, 09:06:03 »


Yok dayanamayacağım biraz kendimi öveceğim. Yukarıda gördüğünüz resim , Tiryaki 'nin son gönderdiği tezden alınma.  Daha İki gün önce bu taşların tek başına demir olamayacağını bunların koloma vermek için kullanılan ağırlık taşları olduğunu yazmıştım.

BU öngörüyü iki temel düşünceye dayandırmıştım. 1 Dönemin yelkencileri öyle ilkel filan değillerdi. Gayet iyi denizcilerdi.

2 Denizcilik gelenekleri binlerce yıl hiç değişmemiş. Bu iki temlel kabulden hareketle o dönemki denizcilerin de şimdi biz ne yapıyor isek aynısını yapıyor olmaları gerektiğini düşünmüştüm.

Tek fark , o dönem zincir yoktu. Onlar da bu taşları koloma olarak kullandılar diye düşünmüştüm. Tek aklıma gelmeyen bu taşlardaki deliklere takılan resimde de görülen ahşap çubuklar.  Bunlar zemine tutunup, inanılmaz bir direnç oluşturuyorlar.

Şu yukarıdaki demir atma şeklinin günümüzden daha geçerli ve ucuz olduğun söyleyebilirim rahatlıkla. 

Bu resim benim düşünce yöntemimin doğru olduğunun bir kanıtı.

Belki yazdıklarım ya daburada yazılanlar bilimsel içerik değiller. Ancak bizler amatör denizcileriz ve bu eski adamların yelken yaptıkları yerlerde binlerce yıl sonrasında yelken açıyoruz. Bizlerin bakış açısı ve tecrübeleri o dönemki bir çok yaşanmışlıkların anlaşılmasına yardımcı olabilir diye düşünmüştüm. Doğru düşünmüşüm.

Yöntem ve dayanaklarımız doğru. Şimdi bu tez sonrası antik çağlarda demirlemeyei yeniden düşünmeli ve tartışmalıyız.

Şunu söylemeliyim ki bu koloma taşları ile ilgili mantığı çok beğendim. Bir kere ucuz. Rahatlıkla feda edilebilir.  Malum demirlemede en önemli özellik çapanın zemine doğru oturması. Hey gidi Antik denizciler! Bunu ne basit bir şekilde çözmüşler. Yassı bir taş ve üç delik. Birisi halat için ve diğerleri iki ahşap çubuk için.  Denize nasıl atarsan at, her durumda doğru şekilde oturacağı kesin.  Aha bloğa bir yazı daha çıktı işte.

Tiryaki bu tezi yazan arkadaş ile mutlaka konuşmam lazım.  Gaza geldim iyice.

Bir de Nejat abiyi (Övütmen) bulmak lazım şimdi. Onun görüşleri bize çok yardımcı olur. Nejat abinin telefonunu bieln özelden atabiilrimi?


Çevrimiçi Bülent Büyükdağ

  • *
  • İleti: 3633
Ynt: T/T heyamola patalyası duyuruları
« Yanıtla #94 : 11 Ocak 2019, 09:16:43 »
O zaman kesin elle çekiliyordu. Tabii o zamanın adamlarının doğuştan amele kaslı olduğu kabul edilebilir. BU sistemde bile, ticaret gemilerinde bu demir sisteminin şimdiye göre güvenli olduğunu düşünmüyorum. Ama o zamanki teknik için çok zekice olduğu kesin.
Saatin fazla tiz tıkırtısında,ışık yıllarının ömür süremizle alay eden sesini de işitiriz.

ersinboke@icrs.com.tr

  • Ziyaretçi
Ynt: T/T heyamola patalyası duyuruları
« Yanıtla #95 : 11 Ocak 2019, 14:46:55 »
Tonozun da güvenli değil o zaman :) 

Çevrimiçi Bülent Büyükdağ

  • *
  • İleti: 3633
Ynt: T/T heyamola patalyası duyuruları
« Yanıtla #96 : 12 Ocak 2019, 00:00:05 »
Ama Ersincim, tonoz zaten elle çekilemeyecek kadar ağırdır.
Saatin fazla tiz tıkırtısında,ışık yıllarının ömür süremizle alay eden sesini de işitiriz.

ersinboke@icrs.com.tr

  • Ziyaretçi
Ynt: T/T heyamola patalyası duyuruları
« Yanıtla #97 : 12 Ocak 2019, 00:54:24 »
Şimdi Patara, Letoon, Xanthos ile atıp tutacağım. Destekli atacağım ama.

Şimdi Likyalılar gelip, Patara 'ya liman kenti kurduklarında BU liman kum ile kaplı değildi.  Şimdi önemli kısa bilgiler.
Xanthos , ve Patara Likya birliğinin merkezi. Letoon ise hemen yanı başlarında en önemli dinsel merkez. Bu üç merkezin bulunduğu alanın günümüzdeki ismi ise Kumova. KUmovanın oluşmasını sağlayan ise Eşen çayı Nam-ı diğer Xanthos nehri. Bu arada Patara yani bu Kumova denilen yer o dönem bilinen dünyanın en önemli 3 hububa deposu sayılıyor. Öyle berekeketli bu topraklar. zaten Google Earth den  bakarsanız ovanın tamamının seralar ile kaplı olduğunu görürsünüz.

Patara da ikinic bir fener daha olduğu kesin. Ancak yeri belli değil. Yazıtlarda geçiyor ancak henüz bulunamamış. Patara'ya su ise Xanthos nehirinden değil, Kuzeydoğudan kuş uçuşu 12 km de olan İslamlar mevkiinden getiriliyor.

Şimdi bilin bakalım Likyalılar neden suyu burunlarının dibindeki Xanthos nehrinden değil de İslamlar mevkiinden getiriyor?

Çünkü nehir şu an olduğu yerden akmıyor. Neredeyse 3 deniz mili batıda olan Özlen çayı aslında Xanthos nehrinin gerçek yatağı.

Daha bmbayı da söyleyeyim size. Limanın bulunduğu kıyı şeridi ise eskiden aynı gemiler adası gibi bir ada idi muhtemelen.  Xanthos nehri bu ada ile ana kara arasını kum ile dolduruyor anlaşılan. Tabi bu Likyalılar ve ondan önceki medeniyetler buraya gelmeden çok önce oluyor.

Nehir in çok daha batıdan aktığı öyle belli ki. Zaten aksi olsa idi burası hiç bir zaman liman olarak kullanılamazdı. 

İkinci fener nerede idi? Coğrafi yapı ikinci bir feneri gerektirmediği halde likyalılar Neden ikinci bir fener yapmışlardı ? 20 km ileriden su getirmeyi bildiklerine göre Likyalılar baraj yapmış olabilirlermiydi?  Saklıkent doğal bir dolusavak mı?

Yok artık demeyiniz. Su getirdikleri yer aslında ilk yapılan barajdan mı gelmekteydi?  Patara limanının gerçek gizemi ne idi? Hepsi blogda efendim. daha yazmadım ama sabah yazmış olurum.  Beynim bulandı yabancı literatür takip etmekten.

Not : Cem Gür manyak bir İtalyanca kaynak bulmuş antik çapalar ile ilgili. İnanılmaz. Modern çapalara taş çıkartacak
taş ve ahşap çapalar var. Şaşıracaksınız.
 







ersinboke@icrs.com.tr

  • Ziyaretçi
Ynt: T/T heyamola patalyası duyuruları
« Yanıtla #98 : 12 Ocak 2019, 10:52:47 »
Patara 'da bulunamayan ancak yazıtlarda adı geçen ikinci deniz feneri nerede? Zaten önemli bir fener yapısı var ken Likyalılar neden ikinci bir fener daha yaptılar? Bulunamayan ikinci fener gizli kalmış başka bir antik limanın feneri olabilir mi ?

Bilimsel bir  temele dayanmayan , bu yıl yapacağım seyire  heyecan katacak olan hayalimizdeki gizli kalmış antik limanlara gidiyoruz efendim beklerim..

Şuradayım..

https://ttheyamola.blogspot.com/2019/01/patarann-gizli-liman.html

ersinboke@icrs.com.tr

  • Ziyaretçi
Ynt: T/T heyamola patalyası duyuruları
« Yanıtla #99 : 12 Ocak 2019, 15:09:19 »
Şimdi bu ilgimi anlamsız bulanlar da olabilir. Bu okumaları yaparken ilginç bir yazıya rastladım. Tarih bilincinin önemini göstermek adına ilginç bir örnek. Amerlikan anayasasınıı hazırlayanlar Likya birliğinin yapısından esinlenmişler.

dünyanın ne başarılı demokrasisinin temli olarak gösterilen Amerikan anayasasında Likya birliğinin izlerini görmek şaşırtıcı değil mi?

Tanzimattan beri anayasa yapılmaya çalışılan bu topraklarda demek yapan yapmış zamanında. Bizim dönüp bakmadığımız Likya birliğinden esinlenen elin Amerikalısı da gidip süper güç olan bir devlet kurmuş bizim Likya birliğinden esinlenip.

Hey gidi Menderes ! Küçük Amerika olacağız dermiş. Zaten Küçük Amerika imiş buralar iyi mi.

ersinboke@icrs.com.tr

  • Ziyaretçi
Ynt: T/T heyamola patalyası duyuruları
« Yanıtla #100 : 13 Ocak 2019, 10:14:58 »
Tekne yaptırmak gerçekten de o kadar zor mu ? diye açtığım konu başlığı 51 bin görüntülemeye dayanmış.
Ciddi rakam. Elbette tekrarlanan görüntülemeler var. ancak anladığım o ki bu konu dışarıdan da çok okunuyor olmalı. Tekne yaptırmak ile ilgili insanlar ciddi ciddi düşünüyorlar demek ki. Ben tekne imalatçısı olsam, bu trendi takip ederdim.

Muhtemel şu tarihi limanlar ile ilgili konu da benzer duruma ulaşacak. Bakın niye?

Şimdi Patara limanı özelinde antik limanların mutlaka kumsalı olduğunu ve nehir ağzında olması gerektiğini yazdım ya. Patara'nın ayrı bir özelliği var. Xanthos ve Letoon Patara'ya çok yakınlar. Arkeologler burada ikinci bir fener olduğunu söylemekte.  BU demektir ki ikinci bir liman var. Nasıl Knidos ta iki liman var, Hem askeri hem ticari, Patara'nın da öyle olması çok normal.

Şimdi efendim bu liman detayı önemli. T Q.Fabius diye bir isim duydunuz mu ?  Ben bu akşama kadar duymamıştım. Kimdir bu Fabius? Bu bir Roma konsülü efendim. Bu general , Suriye de kurulan önemli bir krallığın başındaki Antiochus adlı büyük kral ile savaşmış. Bir güzel de tepelemiş. Tepelerken arada adamcağızın altın mahmuzlu 50 adet gemisini de Patara Limanında batırıvermiş!

Kim diyor ? ünlü Roma tarihçisi ve aynı zamanda komutan olan Polybius diyor. BU tarih notlarına göre de arkeologlar ciddi bir çalışma başlatmışlar. 50 gemiyi arıyorlar. Halihazırda bataklık olan antik limana dalış bile yapmışlar ama bir şey bulamamışlar henüz.

İstermisiniz batıkları benim aha şurada da liman var dediğim yerde bulsunlar ? İleride benimle ilgili şöyle bir şeyler yazarlar mı acaba;

" Patara da ikinci bir liman daha bulundu. Arkeologlar ikinci limanda 50 batık savaş gemisi arıyor , limanı kendisine seyir planları yapan antik tarihe meraklı bir yelkenci buldu "

Hep elin yabancısı bulacak değil ya. Bir tane de biz bulsak ne olur ki. :)


Not : Şİmdi bir iki aklı evvel çıkar gider liman dediğim yeri eşelemeye kalkar. Hemen şu notu da düşelim. Gemileri yakmışlar efendim. O yüzden define, hazine filan bulmak mümkün değil yani. Üstelik benim görüşüme göre tekneler kumsalda olmalı. Yani yanan gemileri çoktan ve çoktan deniz alıp götürmüş olmalı.

Çevrimiçi Bülent Büyükdağ

  • *
  • İleti: 3633
Ynt: T/T heyamola patalyası duyuruları
« Yanıtla #101 : 14 Ocak 2019, 10:12:01 »
"Patara , açık denizden korunmalı koyu ve geniş kumsalı ve o kumsalı oluşturan nehir ile en ideal liman yeriydi Likyalılar için.

(...)
Bilmemiz gereken önemli bir bilgi de Akdeniz 'de deniz ticaret yollarının saat yönünün tersine olduğu. Yani Ağırlıkla Doğu, Güney doğu yönünden tekne geliyor olmalı Patara limanına. Ancak bölgenin hakim rüzgarı ise batılı.  Akıntıları da unutmayalım . Antakya Körfezinin içinden çıkan ve Girit yönünde devam eden mevsimsel bir akıntı da var. Zaten bu akıntıyı yakalayamaz iseniz Batıya , Rodos kanalına ilerlemek zor olmalı.

Bu durumda ister istemez Kıbrıs' tan gelen bir tekne iseniz Patara limanının açığına düşmektesiniz. Ne gam! Bir tramola ile geniş apaz ile kuzey doğuya yönelmek mümkün. Peki ama limanlar nerede? "


Patara, en azından bugün ve muhtemelen geçmişte de açık denizden korumalı bir koy değildi bana göre. Tam tersine, batılı ve güneybatılı rüzgar ve denizler, Patara'yı tam cepheden vurur. Ama senin dediğin gibi, nehir içine girildiğine göre koy nedeniyle değil, nehir nedeniyle korunuyordur liman. Benzer bir durum, şimdi denizden 25 kilometre kadar içeride bulunan ama bir zamanlar bir liman kenti olan Tarsus için de geçerli.

Yeniden söylemek gerekirse, akıntı İskenderun körfezinden doğmaz. O akıntı, Fas'tan başlar Ortadoğu duvarına çarparak Kıbrıs kanalını doldurur. Ayne şeyi İskenderun körfezine de yapar.
Rodos kanalına girmek için Girit'e yönelen ve mevsimsel olarak var olduğunu iddia ettiğin akıntıya gereksinim de yoktur bence. Doğu batı doğrultusundaki akıntı, etkisini yitirse de Rodos'un kuzeyine doğru devam eder ve oradan tam dediğin gibi, bir yandan batıya doğru devam ederken bir yandan da Rodos'un batısından da içeri girer. Zaten gerek Rodos kanalının gerekse Kıbrıs kanalının her daim kaba dalgalı olmasının bir nedeni de akıntı ve rüzgarın ters istikamette olmasıdır.

Burada akıntılardan ziyade, rüzgar rejimi daha önemli. Çünkü bu bölgede, yani Patara'dan batıya doğru seyir yapacaksanız, arkanızdan sizi itecek ve etkisini iyiden iyiye yitirmiş akıntıdan destek beklemek makul olmaz sanki. Daha önceki sayfalarda gemilerin Kudüs yönüne gidiş ve geliş sürelerini bildirmiştim. Onlar resmi kayıtlar. Neredeyse tam iki ka fark var. O yolu çokça yapmış biri olarak söylüyorum; rüzgar yoksa, motor seyriyle batıya uçarak gider, doğuya kıvranarak dönersiniz. Rüzgar varsa doğuya uçarak gider, batıya sürünerek varırsınız. Bu bölgede öğleden sonra 15 kn altında rüzgarı, ancak benim gibi bahtsızsanız görürsünüz.

Kıbrıs'tran çıkan bir gemi, bana göre, Patara'ya düşmez Kalkan'a düşer. Bence varsa limanın Patara'da olmasının nedeni, deniz durumu değil, kentin kara bağlantılarıdır.
İkinci fener ikinci limanı mı işaretliyor yoksa rüzgara göre tam karaya yönelen gemileri mi uyarıyordu, bilemiyorum. İyi düşünmek lazım.
Saatin fazla tiz tıkırtısında,ışık yıllarının ömür süremizle alay eden sesini de işitiriz.

ersinboke@icrs.com.tr

  • Ziyaretçi
Ynt: T/T heyamola patalyası duyuruları
« Yanıtla #102 : 15 Ocak 2019, 08:14:46 »
Güzel yorumlar. Özellikle bu yolu çok fazla yaptığın için görüşlerin önemli. Ancak antik limanları düşünürken ö dönemin tekne yeteneklerini düşünerek hareket etmek gerekir. Şöyle bir toparlayalım.

1 -Zamanın iş tekneleri, son derece ağır yükler taşıyan, stabilitesini bu yüklerden alan geniş ancak draftı düşük, karinası nispeten bugünkü yelkenliler gibi düz teknelerdi. BU genişlik hem stabilite sağlıyor, hem yük kapasitesini arttırıyordu. Düşük draft ve  düz karinanın bir önemli nedeni ise tamamen liman yapıları ile ilgili idi.

2 dikkat edilirse bulunmuş tüm antik limanlar nehir çıkışlarında ya da buna çok yakın yerlerde. Çünkü antik çağlardaki liman ile günümüz limanları arasında büyük farklar var . O dönemde liman demek kumsal demekti. İskele ise yük indirmek ve yüklemek için kullanılıyordu. Kumsal, her şeyden önce bir sigorta idi.
Bu açıdan bakıldığında o dönemde de kumsalı olan Patara , üstelik iskele olarak kullanılan koyu ile mükemmel bir limandı.

3 Kalkan ise muhtemel asla içine girilmemesi gereken koylardan bir olmalı. Patara kumsalının bir özelliği daha vardı. Muhtemel o dönemde nehir yatağı daha batıda kalenin olduğu yerde idi. Kumsal son derece geniş bir şekilde daha batıda idi. O yüzden de Patara limanı  kum dolmamıştı. Batıdaki sığlık bir dalgakıran gibi görev görüyor ve  dalgaların da burada kırılıyordu . Muhtemel patara limanı giriş yapmak için son derece sakin kalıyordu.

4 Gelelim savaş gemilerine. Dönemin ticari gemiler ne kadar hantal ise savaş gemileri de o derece kıvraktı. BUnlar kürekçilerin de olduğu daha dar , ancak yine de draftı düşük ancak karinası düz teknelerdi. Çünkü aynı zamanda günümüzün çıkartma gemileri gibi kullanılabiliyorlardı ve kumsala çekilebiliyorlardı. Homeros eserlerinde sıkça kumsala çekilmiş savaş gemilerinden bahsediyor.

5 Özetlersek , Patara da muhtemel iki liman bulunuyordu. Aynı Knidos da olduğu gibi. Şimdi iskelelerin olduğu ve denizle ilişkisi kesilmiş olan liman, ticari limandı ve Eşen nehrinin gerçek yatağının olduğu kumsalın daha batısı ise askeri liman idi. Muhtemel ikinci fener tam da bu limanın girişinde olmalı. Nitekim tam bu nehir yatağının tepesinde ise önemli bir kale yapısı bulunmakta. askeri limanların kumsalda olması da ayrıca önemli. Bir baskın anında çabuk denize açılabilme  bir filo için ancak bir nehir ağzında olursa mümkün.

6 Nehrin bir önemli gerekliliği de kekamozlar. Nehir ağızları ve yanındaki kumsal antik çağ limanlarının çekek alanları idi. O dönemde sadece kaldıraç kullanıldığını unutmayalım. koca gemileri havaya kaldırıp taşıma imkanı yoktu. Liman ağızları kekamozlardan temizlenmesi için büyük nimet idi.


Çevrimiçi Bülent Büyükdağ

  • *
  • İleti: 3633
Ynt: T/T heyamola patalyası duyuruları
« Yanıtla #103 : 15 Ocak 2019, 11:28:59 »

3 Kalkan ise muhtemel asla içine girilmemesi gereken koylardan bir olmalı. Patara kumsalının bir özelliği daha vardı. Muhtemel o dönemde nehir yatağı daha batıda kalenin olduğu yerde idi. Kumsal son derece geniş bir şekilde daha batıda idi. O yüzden de Patara limanı  kum dolmamıştı. Batıdaki sığlık bir dalgakıran gibi görev görüyor ve  dalgaların da burada kırılıyordu . Muhtemel patara limanı giriş yapmak için son derece sakin kalıyordu.

4 Gelelim savaş gemilerine. Dönemin ticari gemiler ne kadar hantal ise savaş gemileri de o derece kıvraktı. BUnlar kürekçilerin de olduğu daha dar , ancak yine de draftı düşük ancak karinası düz teknelerdi. Çünkü aynı zamanda günümüzün çıkartma gemileri gibi kullanılabiliyorlardı ve kumsala çekilebiliyorlardı. Homeros eserlerinde sıkça kumsala çekilmiş savaş gemilerinden bahsediyor.



Bu açıdan bakıldığında, Kalkan girmesi kolay, çıkması zor bir liman olmalı.
Ama yine de kafam karışık, ikna olamadım; şu nedenle; Patara( ırmak içindeki limandan söz etmiyorum), Tiryaki daha iyi bilir ama, sanki kaba denizlerin üzerine vurduğu bir alan. Amaaan, sabah deniz durgun olur, o zaman çıkarlar.

Boşa demedik Homeros'u. Bakma sen hebele gübelelere.
Saatin fazla tiz tıkırtısında,ışık yıllarının ömür süremizle alay eden sesini de işitiriz.

Çevrimdışı Mehmet Atay

  • *
  • İleti: 721
Ynt: T/T heyamola patalyası duyuruları
« Yanıtla #104 : 15 Ocak 2019, 14:15:41 »
Google Earth’ten bakınca, Patara’nın arkasında yer alan şimdi seralarla kaplı alanın o zamanlarda bir gölet olma ihtimalini nasıl görüyorsunuz?
SARIYAZ  Turgut / Marmaris