Gönderen Konu: Balon ve Akü  (Okunma sayısı 563 defa)

Çevrimdışı Hasan Toparlak

  • *
  • İleti: 913
Balon ve Akü
« : 21 Ocak 2019, 16:47:59 »
Genelinde elektrik özelinde akülerin şarj sistemlerini anlayabilmek için yaşamın içinden basit bir olaya nasıl benzetiriz ??

İç yüzeyi yapışkan (yapışınca ayrılamayacak derecede yapışkan) şişirilmiş bir balon düşünelim. Bu satın aldığımız yeni akü olsun.

Bu balonun üfürerek şişirdiğimiz ağız kısmını, aküye güneş enerjisi ya da inverterden gelen bölüm, olarak düşünelim.

Balonun diğer tarafında da (bir ya da birden fazla olabilir) hava tahliye çıkışları olsun, bunları da tüketim noktalarına aküden giden kablolar olarak düşünelim.

Önce balonu şişirme sırasında etken parametreleri elektrik terminolojisi ile ilişkilendirelim.

Üfleyerek balonu şişiren kişinin diyafram kaslarının gücüne bağlı uygulayabileceği basınç  => VOLT,

Şişirirken ciğerlerinden balona gönderdiği hava miktarı => AMPER

Tartışıldıkça daha da şekillenecek bu benzetme sonucu aküleri düşünecek olursak ;

1. Yüksek voltaj ile şarj edersek aküleri patlatırız.

2. Buruşma oluşacak seviyeye kadar sönen balonumuz iç yüzeylerinin birbirine yapışması ile kapasite kaybına uğrar.

3. Şarj ederken en başta rahatça şişirirken, şiştikçe basıncın yükselmesi (voltajın artması) nedeniyle daha az ve zor hava girişi olur. Üfleme kapasitemiz balonu patlatacak kadar yüksek değilse de bir yerde durur.

4. Hava çıkışı devam ederken balona hava girişi olmaz ise ya da çıkış girişten fazla ise balon sönecek ve bir daha birbirinden ayrılamayan iç yüzeyler nedeniyle de kapasite kaybına uğrayacaktır.

Doğan Hocanın bir paylaşımında Harward'lı sevimli profun öğrenme teknikleri ile alakalı olarak, olayı kafanızda çok basit şekilde anlatabilmek gerek falan deyince Bay Balon ortaya çıktı..

Falan filan.






Çevrimiçi Doğan Erbahar

  • *
  • İleti: 405
Ynt: Balon ve Akü
« Yanıtla #1 : 21 Ocak 2019, 19:01:01 »
Elektrik ve mekanik gibi bambaşka olguların neden aynı diferansiyel denklemler tarafından tasvir edildiği kainatın en anlaşılmaz şeylerinden birisi. Feynmann bir kitabında bahsediyor bundan, onu hatırlattı bana...

Bir örnek de benden olsun: tavana bağladığınız bir yay olsun, ucuna bir kütle bağlayın. Bu kütle de bir sıvı içine batırılmış olsun. Kütleyi biraz çekip bırakalım ve giderek sönen salınımlarını seyredelim.

Bu sistemi çözen denklem elektrikte seri bağlanmış bir bobin, direnç ve kondansatörün tepkisini veren denklemin aynısı mesela. Direnç suyun sürtünmesi, kondansatör sığası yay sabiti indüktans da kütlenin (değişime karşı koymanın, ataletin) karşılığı.

Kel alaka iki olay, aynı denklem tarafından tasvir ediliyor... falan filan  :)

"... parce que je suis heureux en mer, et peut-être aussi pour sauver mon âme..." Bernard Moitessier

Çevrimdışı Ahmet Kabaalioğlu

  • *
  • İleti: 4152
Ynt: Balon ve Akü
« Yanıtla #2 : 21 Ocak 2019, 21:32:49 »
İki örnek de iyiymiş, şimdi hatırlayamadığım bir yerde , benzeri bir örnek verilmişti. Damar ve kan basıncı ilişkilendirilerek. Ama balon örneğini tuttum.
"Son Denk Kayıkçısının Hatırasına"

Çevrimdışı Bülent Büyükdağ

  • *
  • İleti: 3701
Ynt: Balon ve Akü
« Yanıtla #3 : 23 Ocak 2019, 06:05:08 »
Genelinde elektrik özelinde akülerin şarj sistemlerini anlayabilmek için yaşamın içinden basit bir olaya nasıl benzetiriz ??

İç yüzeyi yapışkan (yapışınca ayrılamayacak derecede yapışkan) şişirilmiş bir balon düşünelim. Bu satın aldığımız yeni akü olsun.

Bu balonun üfürerek şişirdiğimiz ağız kısmını, aküye güneş enerjisi ya da inverterden gelen bölüm, olarak düşünelim.

Balonun diğer tarafında da (bir ya da birden fazla olabilir) hava tahliye çıkışları olsun, bunları da tüketim noktalarına aküden giden kablolar olarak düşünelim.

Önce balonu şişirme sırasında etken parametreleri elektrik terminolojisi ile ilişkilendirelim.

Üfleyerek balonu şişiren kişinin diyafram kaslarının gücüne bağlı uygulayabileceği basınç  => VOLT,

Şişirirken ciğerlerinden balona gönderdiği hava miktarı => AMPER

Tartışıldıkça daha da şekillenecek bu benzetme sonucu aküleri düşünecek olursak ;

1. Yüksek voltaj ile şarj edersek aküleri patlatırız.

2. Buruşma oluşacak seviyeye kadar sönen balonumuz iç yüzeylerinin birbirine yapışması ile kapasite kaybına uğrar.

3. Şarj ederken en başta rahatça şişirirken, şiştikçe basıncın yükselmesi (voltajın artması) nedeniyle daha az ve zor hava girişi olur. Üfleme kapasitemiz balonu patlatacak kadar yüksek değilse de bir yerde durur.

4. Hava çıkışı devam ederken balona hava girişi olmaz ise ya da çıkış girişten fazla ise balon sönecek ve bir daha birbirinden ayrılamayan iç yüzeyler nedeniyle de kapasite kaybına uğrayacaktır.

Doğan Hocanın bir paylaşımında Harward'lı sevimli profun öğrenme teknikleri ile alakalı olarak, olayı kafanızda çok basit şekilde anlatabilmek gerek falan deyince Bay Balon ortaya çıktı..

Falan filan.

Baba böyle gelin annem.
Saatin fazla tiz tıkırtısında,ışık yıllarının ömür süremizle alay eden sesini de işitiriz.

Çevrimdışı Mehmet Sürücü

  • *
  • İleti: 115
  • Keşke insanyürüyüşünü dünya ile bütünleştirebilsek
    • Kapina
Ynt: Balon ve Akü
« Yanıtla #4 : 23 Ocak 2019, 07:38:51 »
"Elektrik ve mekanik gibi bambaşka olguların neden aynı diferansiyel denklemler tarafından tasvir edildiği..."

Doğanın konuştuğu dil "fizik kanunları" üzerinden. Fizik, matematik, geometri, vb, insanın bunları anlama çabası, denemesi. Belirli bazı şablonlar üzerinden işliyor belki de bu kanunlar. bunları biz "çok-az, eksik-fazla, iç-dış, kapalı-açık,..." sözcükler üzerinden anlamaya çalışırız. "Az ve çok değil, yeteri kadar." bir önermedir. Ama bir laboratuvardaki deneyin temeli, sağlıklı beslenmenin mottosu, şarj olan akünün patlamaması için gereken, yola çıkarken yormayan, yaşam boyu nesnelere esir olamamak için izlenen ilkelerdir de aynı zamanda.

Doğanın kalıpları, ayrıntıdan oluşan büyük resim, falan filan...

Sabah sabah orta yollu, neşeli bir chopin dinlemek varken iş mi bu? Kafa yor dünyanın kanunlarına.

Günaydın herkese.

Sabah oluyor böyle. İstemeden de bir şey gelip takılıyor insana. Akünün patlamasından doğanın felsefesine giden yola düşmeden önce bir podcast dinliyordum. Belki onun da etkisi vardır bir parça.

Seneca'nın Ahlaki Mektuplar'ı. 55 bölümmüş.
İlgilenen için burada.

3. Bölümden bir alıntı;
""Doğanın koyduğu yasaya göre ayarlanmış fukaralık, büyük bir zenginliktir."

Doğanın o yasası, bizi nelerle sınırlamıştır? Acıkmamak, susamamak, üşümemekle. Açlığını, susuzluğunu gidermek için, mağrur eşiklerde oturup da, ağır, üstten bakışlara, hatta insanı ezen nezaket gösterilerine katlanman zorunlu değil, denizlere atılman, karargahlarda dolaşman da zorunlu değil. Doğanın istediği şeyler sağlanabilir şeylerdir, elinin altındadır. Boş şeyler için ter döküyoruz biz, hani toga'mızı aşındıran, bizi bir çadır altında kocamağa zorlıyan, yaban kıyılara uğratan o boş şeyler için! Bize yeten kadarı, elimizin altında zaten. Fukaralıkla bağdaşan kişi, zengin demektir aslında."
Seneca

https://soundcloud.com/search?q=Ahlaki%20Mektuplar

Çevrimiçi Erol Şar

  • *
  • İleti: 73
Ynt: Balon ve Akü
« Yanıtla #5 : 24 Ocak 2019, 00:30:34 »
Elektrik ve mekanik gibi bambaşka olguların neden aynı diferansiyel denklemler tarafından tasvir edildiği kainatın en anlaşılmaz şeylerinden birisi. Feynmann bir kitabında bahsediyor bundan, onu hatırlattı bana...

Bir örnek de benden olsun: tavana bağladığınız bir yay olsun, ucuna bir kütle bağlayın. Bu kütle de bir sıvı içine batırılmış olsun. Kütleyi biraz çekip bırakalım ve giderek sönen salınımlarını seyredelim.

Bu sistemi çözen denklem elektrikte seri bağlanmış bir bobin, direnç ve kondansatörün tepkisini veren denklemin aynısı mesela. Direnç suyun sürtünmesi, kondansatör sığası yay sabiti indüktans da kütlenin (değişime karşı koymanın, ataletin) karşılığı.

Kel alaka iki olay, aynı denklem tarafından tasvir ediliyor... falan filan  :)

Muhtemelen ortak bir tarafları var.Veya ortak kaynakları.

Ortak işleyiş .
xxx