Gönderen Konu: Ebabil'in Lodosu  (Okunma sayısı 2240 defa)

Çevrimiçi Enes Save

  • *
  • İleti: 814
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #30 : 09 Eylül 2019, 21:52:28 »
Akşam olduğu için Ebabil'le halk plajının denize girme alanının içine girip demir atıyorum. Karaya  çorba içelim diyoruz. İkinci markete giden yolun sağındaki lokantada aradığımızı buluyoruz. Çorba çeşidi olarak sadece mercimek çorbası var. Çorbanın gelmesi uzun sürse de buna değiyor. Çorba nefis.

Sonrasında belediye tesislerine gidip çay içiyoruz. Çay yine taze ve lezzetli. Demek bu standardı tutturmuşlar.

Sohbet sonrası yine ben Ebabil'e, Cemil çadıra...

Edinilen deneyimler akılda tutularak  bir sonraki gün şafakla birlikte kalkıp kürek tahrikiyle seyre koyuluyoruz. Önce burnu sonra komşu koyu geçiyoruz. Sonra bir burun daha. İkinci koy küçük ve koyun iki burnunun arasındaki sanal hat ile sahil şeridi arasindaki uzaklık kısa olduğundan ister istemez yazlıklara bakıyoruz. Ülkemiz insanının her konuda fikri var. Biz de onlardan olduğumuzdan yazlıklarla ilgili  yorum yapmakta gecikmiyoruz :

- Beyaz olanları beğenmiyorum. Çevrenin yapısına uymuyor. Elbiseni  üstündeki lekeler gibi görünüyor.

- Evet haklısın. Taş olanlar harika. Hem göze patlamıyor hem daha güzel görünüyor.

Bodrum evleriyle ilgili bu sıradaşı (!) yorumu yapmanın verdiği  tatmininle koyun uzaktaki burnunu aşıp Gündoğan koyuna giriyoruz.

Hedef Gündoğan limanının yanındaki sığlık. Ancak zamansız başlayabilecek hakim rüzgarı düşünerek rotayı uzatıyorum. Koyun ilerideki burnunun birkaç gomina soluna doğru kürek çekiyoruz. Oraya varınca tek nefesle derin su dalış antrenmanı yapan bir ekip görüyoruz. Ekibi geçer geçmez iskele yapıp pruvayı limana çeviriyoruz.

Sonrasında kah rüzgarla kah kürekle limana yaklaşıyor,d emir atmayı planladığım alanda teknelerin kıçtan kara bağlı olduğunu görünce çözümsüz kalıyorum. Limanın bize göre sağının  halk plajı olduğunu, Ebabil'i kıyıya çekemeyeceğimizi anlıyoruz. Plajın deniz alanının dışına yaklaşık on altı metreye demir atıp halatla doksan metre kadar kaloma veriyorum. Dip deniz çayırıyla kaplı görünüyor. Yani çıpanın dibe tutunması daha zor. Buna verilen kalomanın yetersizliği eklenince çıpanın tutmama olasığı artıyor. Fakat uygun bir "b"planım yok. Zinciri İstanbul'a götürdüğüm  için kendime bir kez daha kızıyorum. Zincir olsaydı demir tarama gibi sorunum olmayacaktı.

Cemil uzanıyor. Bir süre sonra uyuyor. Ben de öyle. Uyandığımda rüzgarın sertleştiğini fark ediyorum. Bir süre sonra Cemil uyanıp karaya çıkıyor. Ben karaya akşam çıkacağım. Demir tararsa diye Ebabil'in başında kalmam şart.

Etrafı seyre koyuluyorum. Koya girerken gördüğüm Hobie katamaranda küçük öğrencilere uygulamalı yelken eğitimi veriliyor. Yakın tarafta minik bir kız çocuğu yine kendisi gibi minik bir rüzgar sörfüyle bir süre gidiyor, sonra düşüyor. Kimi zaman eğitmeni botla yanına gidip onu ve rüzgar sörfü takımını alıp yeniden başlaması için başlangıç noktasına geri götürüyor. Bu sürekli böyle oluyor. Samuel aklıma geliyor. Bazen kızsam da onun haklı olduğu gerçeği değişmiyor : "Daha iyi yenil." veya bir başka deyişle : "Citius, fortius, altius."

 Bir bebek yürümeye başlamadan önce kaç kere düşer?

Çevreyi izlerken akşam oluyor. Demir alıp Ebabil'le kıyıya gidiyorum. Cemil bana bir şezlong getiriyor. Biraz sohbetten sonra kalkıp bir marketten sarı leblebi alıyorum. Ben gelene kadar Cemil şarap şişesini açmış, boş küçük pet şişeyi ortadan kesip iki bardak haline getirmiş. Sohbetle birlikte şarabımızı yudumluyoruz. Cemil ertesi gün dönecek. Ebabil ve ben baş başa kalacağız.
Güvenlik daha çok batıl bir inançtır. Doğada bulunmaz... Helen KELLER

Çevrimiçi Enes Save

  • *
  • İleti: 814
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #31 : 09 Eylül 2019, 22:18:46 »


Gündoğan ve Ebabil
Güvenlik daha çok batıl bir inançtır. Doğada bulunmaz... Helen KELLER

Çevrimiçi Enes Save

  • *
  • İleti: 814
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #32 : 10 Eylül 2019, 16:27:10 »
Şafakla birlikte kalkıyorum. Bakıyorum, Cemil hala uyuyor. Uyandırmamaya özen göstererek toparlanıp seyre koyuluyorum. Tabii yine kürekle...

Rota Tilkicik limanı. Ağır ağır koyun dışına çıkıp iskele tarafına dönüyorum.

Pruvayı Yalıkavak yarımadasının açığındaki fenere doğru tutmaya özen gösteriyorum. Fenere varırsam Yalıkavak'a geçip bir gün kazanabilirim. Tabii olmuyor. Rüzgar başlayınca apaz seyriyle Tilkicik limanının Yalıkavak yarımadası tarafındaki küçük bir koyuna geçiyorum.  Umduğumdan az planladığımdan daha iyi bir noktaya vardım.

Önce demir atıyorum. Zemin kayalık olduğu için halat dipte kayalara sürtünerek kopabilir. Bu yüzden baştan ve kıçtan kıyıdaki  kayalara doğru yaklaşık on ikişer kulaç halat çekip iyice geriyor,  tabiri caizse Ebabil'i  hamak gibi asıyorum. Çıpa dipte sigorta olarak duruyor.

Sonra kıyıya çıkıp dinlenmeye çekiliyorum. Kıyıdaki çam ve okaliptüs ağaçları gölge yapıyor. Keyfim yerinde.

Bir süre sonra arabayla bir aile geliyor. Bir baba, iki kızı ve damattan oluşan bir aile. Küçük olan kız henüz ilkokul çağında değil ve öksüz. Yalıkavak'ta yaşıyorlar. Bunları onlarla yaptığımız sohbet sırasında öğreniyorum.

Baba küçük kızını kısa bir süre Ebabil'le gezdirip gezdiremeyeceğimi soruyor. Hava şartlarının olumsuzluğunu açıklarken kendimi kötü hissedince babanın telefon nunarasını istiyorum. Yalıkavak yarımadasını dönüp baba kızı sabahın rüzgarsız bir saatinde gezdireceğim.

Ertesi gün Yalıkavak tersane önünde demirleyip babayı telefonla arıyor, bir sonraki gün sabah onları beklediğimi söylüyorum. Baba gelemeyeceklerini, önemli olanın niyet olduğunu söyleyip teşekkür ediyor.

Bir süre sonra demirlediğim yerde tonozda duran yelkenlinin sahibi geliyor, selamlaşıyoruz. Kısa bir sohbetten sonra kendisinin ayrılacağını sadece bu gece için orada bulunacağımdan tonozuna bağlanabileceğimi söylüyor. Sevinçle kabul edip teşekkür ediyorum. Yelkenlinin adı Viola. Tonoz şamandırasının üstünde de aynı isim yazılı.

Akşam olunca yatıyorum. Şafakla büyük güne başlayacağım.
Güvenlik daha çok batıl bir inançtır. Doğada bulunmaz... Helen KELLER

Çevrimiçi Enes Save

  • *
  • İleti: 814
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #33 : 10 Eylül 2019, 16:29:09 »


Tilkicik limanında bir koy
Güvenlik daha çok batıl bir inançtır. Doğada bulunmaz... Helen KELLER

Çevrimiçi Enes Save

  • *
  • İleti: 814
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #34 : 11 Eylül 2019, 04:37:05 »

Güzel ve sessiz geçen geceden sonra şafakla birlikte tonoz yerinden avara olduk. Rota Yalıkavak'tan çıkarken solda kalan yakın ada, sonra onun batısındaki en yakın ada, son olarak da Gümüşlük.

İkinci adayı sancak baş omuzlukta bıraktığımızda uzakta Akyarlar tarafından gelen biri gulet olmak üzere iki teknenin yaklaştığını gördüm.

Bir yandan kürek çekiyorum diğer yandan pür dikkat bu iki tekneyi ve çevremi gözlüyorum.

Önce gulet geliyor. Çatışma kaçınılmaz görünüyor. Çünkü kürekle guletin önünden çekilmek olanaksız. Düdüğü ağzıma götürüp çalıyorum. Ayrıca küreğimi sallıyorum. Yelkenim de açık  Gözle görünür olmama rağmen guletin yönünde bir değişiklik yok. Acaba benle dalga mı geçiyor? Çarpışmanın son anına kadar bekleyip ona göre denize atlayacağım. Neyse guletin manevra yaparak kaçması olanaksız hale gelmeden biri  farkedip köprüye giderek dümendekini uyarıyor. Gulet dümeni kırıp  geçiyor. Biraz  daha hayattayım. On dakika sonra aynı durum diğer tekneyle yinelense de özel yelkenli teknedeki  kaptan daha önce farkettiğinden selam verip geçiyor.

Sonrasında rüzgar başlıyor, yelkenimi dolduruyor. Ben günün başında Gümüşlük'e kadar gitmeye razıyken geniş apaz gelen rüzgar Gökova'ya girme hayali kurmamı sağlıyor.

Turgutreis'in karşısında ince uzun bir ada var. Rotamı değiştirip adanın batı tarafından dolaşıp yolu uzatsam mı? Yoldan biraz kaybetsem de sonrasında karlı çıkarım. Çünkü ada rüzgarımı kesemeyecek.

Rotayı değiştirmiyorum . Bunu da adayı gectikten bir süre sonra yavaşlayan rüzgarla yavaşlayıp ödüyorum.


Rüzgar bir süre sonra yeniden hızlanıyor. Akyarlar'a girmeyi düşünsem de vazgeçiyorum. Akyarlar'dan hemen sonra iskele yapıp dönüyorum. Bodrum'a giden rotada hemen soldaki koya gireceğim. Ama olmuyor. Demirdeki gezi tekneleri geçişimi engellediğinden yelkeni indirip demir atmak zorunda kalıyorum.

Bulunduğum nokta rüzgarın bir oradan bir buradan dönüp vurduğu son derece rahatsız edici bir yer. Demir alıyorum. Yeniden hareket ediyorum. Rüzgar sertleştiği için yelkeni tam basmıyorum.

Tekrat hareket ettikten yaklaşık beş dakika sonra  uzaktan TCSGK botu beliriyor. Düşündüğüm gibi bana geliyor. Çok hızlı ve yakın. Aniden yavaşlayıp yanımda duruyor. Bu arada botun dik dalgaları gelip Ebabil'i havalandırıyor. Ebabil şaha kalkmış at gibi yükselip güm güm suya vuruyor. Bottaki asker :

- "İyi günler efendim. Yardıma ihtiyacınız var mı?"

-"İyi günler. Varsa su rica edeyim."

Bu, neredeyse bu gibi durumlarda benim repliğim oldu. Su hayattır. Suyum olsa bile bu yüzden isterim.
Kepçenin içine kapalı su bardaklarından koyup uzatıyorlar. Teşekkür ediyorum. Selamlaşıp ayrılıyoruz. Selam olsun 3 numaralı TCSGK botuna.

Yoluma devam ettikçe dalgalar büyüyor. Aralıklarla  üçer üçer gelen dalgalar başlıyor. Bunlar Güllük Körfezindeki dalgalardan daha büyük. Zaman zaman dümen tutmakta zorlansam da Ebabil"in durumu iyi. Rüzgarın biraz azalması  ve Ebabil'e olan güvenimin artması üzerine yelkeni tam basıyorum . Ebabil hızlanıyor. Dümen tutmak artık çok kolay. Ebabil dalgalarla sevişiyor. Sonunda Ebabil'le ikimiz su oluyoruz. Deniz oluyoruz. Keyfimize diyecek yok.

Kara Adaya iyice yaklaştık. Adaya paralel seyrederken girip geceleyeceğimiz bir yer bakınıyorum. Bir ara başımı kıçtan gelen denizlere çevirince dev dalgaların bize doğru gelişini görüyorum. Ama Ebabil bunları umursamıyor. Artık bir lodos fırtınasında sınavdan geçmeyi hak etti.

Kara Adanın güneyinde bir koya sapıyorum. Düdüğümü öttürüp orada demirde olan teknelerden yardım istiyorum. Bir dingi gelip beni kıyıya kadar çekiyor. Çeken denizcinin adı Boris. Dünya turunda mısınız, hangi ülkedensiniz diye soruyor. Hayır, ama hazırlanıyorum. Túrkiye. Ben ona teşekkür ederken bir şeye ihtiyacım olursa teknelerine olduklarını söylüyor.

Sonraki gün Çökertmeye varıyorum. Samarkand Bodrum guletinin kaptanı Erol beyin yardımıyla lokantaların olduğu yerin denizden bakınca solundaki koya demirliyorum. Bir sonraki gün de o koyun yanındaki Mandıra Filozofu koyuna...

Yardımları için TCSGK 3 numaralı botuna, Gülümser Özharar'a, Hakan Erim'e, Sailing Kalamari Yacht Club'a ve sayısız denizciye teşekkürler. Kuşlar birbirlerinin kanatları ardında uçarlar.
Güvenlik daha çok batıl bir inançtır. Doğada bulunmaz... Helen KELLER

Çevrimiçi O.Utku Uçkan

  • *
  • İleti: 1178
  • Bilen bilir
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #35 : 11 Eylül 2019, 10:42:06 »
Yolun açık, rüzgarın ve dalgaların kolayına her şey gönlünce olsun. :)xx :)xx :)xx
DeDe

Çevrimiçi Enes Save

  • *
  • İleti: 814
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #36 : 12 Eylül 2019, 07:23:29 »
Teşekkürler  Utku dede.
Güvenlik daha çok batıl bir inançtır. Doğada bulunmaz... Helen KELLER

Çevrimiçi Enes Save

  • *
  • İleti: 814
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #37 : 12 Eylül 2019, 13:41:57 »
Çökertme

Güvenlik daha çok batıl bir inançtır. Doğada bulunmaz... Helen KELLER

Çevrimiçi Enes Save

  • *
  • İleti: 814
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #38 : 16 Eylül 2019, 13:49:30 »
Güncellemek için bildireyim dedim. İstanbul'a gidip ailemle bir hafta kadar geçirdikten sonra Gökova'ya  dönüşte yanımda demir atarken kullanacağım zinciri de götürdüm. Ebabil zincirine ben huzura kavuştuk.
Güvenlik daha çok batıl bir inançtır. Doğada bulunmaz... Helen KELLER

Çevrimdışı Deniz Akaltan

  • *
  • İleti: 239
  • Viya böyle!
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #39 : 16 Eylül 2019, 17:16:00 »
Ebabil ve Reis'i yanıbaşımızdan geçip gitmiş. Keyifli, güvenli ve huzurlu seyirler dilerim Enes Reis.
Yolu denizden geçen herkesle, elbet, bir gün, bir yerde buluşuruz!

Çevrimiçi Enes Save

  • *
  • İleti: 814
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #40 : 16 Eylül 2019, 17:22:12 »
Deniz reis teşekkür ederim.

Ne zaman nereye varacağım belli olmadığından rahatsız etmek istemedim. Umarım bir sonrakinde ziyaret etme olanağı bulurum.
Güvenlik daha çok batıl bir inançtır. Doğada bulunmaz... Helen KELLER

Çevrimdışı Deniz Akaltan

  • *
  • İleti: 239
  • Viya böyle!
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #41 : 16 Eylül 2019, 17:25:51 »
Deniz reis teşekkür ederim.

Ne zaman nereye varacağım belli olmadığından rahatsız etmek istemedim. Umarım bir sonrakinde ziyaret etme olanağı bulurum.

Rahatsız etmezsin Enes Reis, her zaman beklerim, rüzgar nedeniyle aykırı kalırsak da ben gelirim.
Yolu denizden geçen herkesle, elbet, bir gün, bir yerde buluşuruz!

Çevrimiçi Enes Save

  • *
  • İleti: 814
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #42 : 16 Eylül 2019, 20:11:59 »
Erken bir soru olsa da planlama yapmak için sormam gerekiyor. Daha çok güneyli rüzgarlarla İstanbul'a varmayı umuyorum. Bu durumda rota önerisi alabilir miyim?

Alternatif rota önerilerine de açığım.
Güvenlik daha çok batıl bir inançtır. Doğada bulunmaz... Helen KELLER

Çevrimiçi Ahmet Kabaalioğlu

  • *
  • İleti: 4499
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #43 : 17 Eylül 2019, 00:17:24 »
Erken bir soru olsa da planlama yapmak için sormam gerekiyor. Daha çok güneyli rüzgarlarla İstanbul'a varmayı umuyorum. Bu durumda rota önerisi alabilir miyim?

Alternatif rota önerilerine de açığım.

Nasıl ayaklardan oluşan bir rota düşünüyorsun? Ayaklar arası mesafe ne olmalı? Ne bileyim standart bir hız tahmin etmeyince bunu planlamak ve tavsiyede bulunmak zor.

Bence ayaklar arası mesafe ve tedarik ayaklarını belkide sadece hava durumu tek başına en büyük etkenlerden biri. Yola çıkınca havanın akışı durumu etkileyecek gibi görünüyor.
S/Y Bidarka / Fatih / İstanbul


"Son Denk Kayıkçısının Hatırasına"

Çevrimiçi Enes Save

  • *
  • İleti: 814
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #44 : 17 Eylül 2019, 01:03:54 »
Bir örnekle ifade etmeye çalışayım sevgili Ahmet.

Lodos başladı. Apaz seyriyle kıyıdan uzaklaştım. Lodod sertleşti. Geniş apaza veya pupaya geçip devam ediyorum. Ta ki rüzgar ilerlememi engelleyecek  şekilde yön değiştirene kadar böyle. Rüzgar gitmemi engelleyince en olası sığınma yerine kaçış.

Başka bir seyir şekli de karadan denize esen ama kolayına olan rüzgarları kullanmak. Yani zaman zaman Güllük'te kolayına rüzgarları yakaladığımda yaptığım gibi.

Güvenlik daha çok batıl bir inançtır. Doğada bulunmaz... Helen KELLER