Gönderen Konu: Ebabil'in Lodosu  (Okunma sayısı 2236 defa)

Çevrimiçi Enes Save

  • *
  • İleti: 814
Ebabil'in Lodosu
« : 31 Ağustos 2019, 16:43:51 »
Ebabil'in Lodosu

Ebabil kah kürekle kah yelkenle Gökova'ya ulaştı. Güllük Körfezine kıyasla Gökova Körfezinde bizi daha çok zorlayan dalgalarla yüzleştik, sonunda dalgalara uyum sağlayıp su olduk, akıp gittik.Bir lodos fırtınasına girmeye hak kazandık. Bunu yaşamak için Gökova'yı seçtik.

Sonucu bu şekilde bildirdikten sonra sıra Güllük Körfezi-Gökova Körfezi seyrinin öyküsüne geldi.
Güvenlik daha çok batıl bir inançtır. Doğada bulunmaz... Helen KELLER

Çevrimiçi Enes Save

  • *
  • İleti: 814
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #1 : 31 Ağustos 2019, 19:50:25 »
Bir sabah plan doğrultusunda Cemil, beni ve Sabri'yi  arabasıyla aldı, Güllük Egesu Marinanın serbest olan (Bu bölge sığ olduğundan salması sabit  veya karinası derin olan tekneler giremiyor) kıyı tarafına götürdü. Havanın uygun olduğunu görünce hazırlandık ve avara olduk. Marinanın dışına çıkınca yelken açıp  rüzgarı arkamıza aldık. Bir süre keyifle seyretsek de Karaburun-Yılan adası hizasını geçince rüzgar önce kesildi, sonra yeniden başladı, saat yönünde dönüp batılı devam etti. Ebabil henüz orsaya giremediğinden iskele yapıp Yılan Adasına gitmeye karar verdi.

Oysa bir önceki gün rüzgar tüm gün ve gece boyunca körfezin dışına doğru ne de güzel esmişti. O rüzgarla Yalıkavak'a hatta Akyarlar'a bile varılabilirdi. Amaç seyir ise her zaman hazır olunmalıydı, her zaman! Bu fırsatı nasıl da kaçırdım. İçim içimi yese de durumu hazmetmeli, kendimi bağışlamalıydım. Deniz nasılsa bir gün güdük kalan bu özelliğimi de geliştirecekti. Tıpkı beni fiziksel ve zihinsel olarak daha güçlü ve dirençli hale getirdiği gibi...

Yılan adasına varınca korunaklı gürünen tarafa demirledik. Denizdeki kayalara dikkat edip kıçtan kara bağlandık. Toparlanıp adaya çıkıp keşfe koyulduk.
Güvenlik daha çok batıl bir inançtır. Doğada bulunmaz... Helen KELLER

Çevrimdışı Hulusi Gülen

  • *
  • İleti: 446
    • S/Y GÜLEN MARTI SEYİR DEFTERİ
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #2 : 31 Ağustos 2019, 22:58:15 »
Enes Reis, yaşadığın tecrübeler doğrultusunda seyehatlerinin oransal olarak ne kadarı  kürek çekme ile geçiyor? Bir de siz kanoyu çifte kürek ile donatmıştınız sanıyorum; boyna tipi kürek kullansanız daha mı az yorucu olurdu acaba? Selametle.
S/Y DUA-1 Hayatta olabileceğiniz en güzel yer, bir DUA'nın içinde yer almaktır. Şems-i Tebrizi

Çevrimiçi Enes Save

  • *
  • İleti: 814
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #3 : 01 Eylül 2019, 11:20:09 »
Enes Reis, yaşadığın tecrübeler doğrultusunda seyehatlerinin oransal olarak ne kadarı  kürek çekme ile geçiyor? Bir de siz kanoyu çifte kürek ile donatmıştınız sanıyorum; boyna tipi kürek kullansanız daha mı az yorucu olurdu acaba? Selametle.

Hulusi Reis,

Ne kadar kürek çekeceğim seçtiğim rotaya ve mevsime(Rüzgara) bağlı olarak değişiyor. Örneğin Mayıs ayında Güllük-Gökova rotasını yapmak için hiç kürek çekmem gerekmeyebilir.

Yol almak için küreği geçici olarak kullanıyorum. Boyna kürek seçeneklerden daha iyi olanı olabilir.
Güvenlik daha çok batıl bir inançtır. Doğada bulunmaz... Helen KELLER

Çevrimdışı Bülent Büyükdağ

  • *
  • İleti: 3832
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #4 : 01 Eylül 2019, 11:48:26 »
Devamla ?
Saatin fazla tiz tıkırtısında,ışık yıllarının ömür süremizle alay eden sesini de işitiriz.

Çevrimiçi Enes Save

  • *
  • İleti: 814
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #5 : 01 Eylül 2019, 12:41:12 »
Adada çevredeki bir balık çiftliğinin yem,bakım, güvenlik v.b. gereksinimini sağlamak üzere bir kulübe ve iskele bulunmakta. Bu kulübede iki kişi devamlı bulunuyorlar. Dik olmayan bir yokuşu çıkarken bu çalışanların baktığı horoz ve tavuklar göze çarpıyor. Serbestçe geziyorlar. Acaba bu zenginliklerinin farkındalar mı?

Bizi  yüksek olmayan tepeye doğru götüren yolu izlemeyi sürdürüyoruz. Sol tarafımızdaki birkaç eski polyester tekne onarım bekliyor gibi.

Yokuşu tırmandıkça batıdan esen rüzgarın şiddeti artıp yüzümüze vuruyor.

Birkaç maki dışında adada pek bir bitki örtüsü yok.

Tepede küme küme birkaç maki olduğunu görüyoruz. Batı tarafındakilerin sağladığı gölgeye sığınıyor, püfür püfür esen rüzgarın denizden getirdiği serinliğin keyfine varıyoruz. Türkbükü, hatta Gündoğan'a doğru uzanan dalgalı denizin görüntüsü şahane.

Etrafımıza bakındığımızda izni alınamamış bir kaç kalıntıyı görünce makilerin altında bu keyfi daha kaç yıl rahatsız edilmeden yaşayacağımızı merak ediyoruz.

Bu soluklanmadan sonra adanın güneyine doğru yürümeyi sürdürüyoruz. Bu patika son zamanlarda pek kullanılmamış olsa gerek. Yolu yer yer zorlaştıran çalılardan bu sonucu çıkarıyoruz. Yürürken tenimiz çizilmesin diye daha dikkatli davranıyoruz. Aklıma on sene önce Ayvalık Alibey adasındaki ıssız bir yerde küçük bir patika inişi sırasında ayağımı kırmayı nasıl başardığım ve sonrasındaki gelişmeler geliyor. Belki de hayatımı, ailemin hayatını sonsuza dek değiştiren gelişmeler...
Güvenlik daha çok batıl bir inançtır. Doğada bulunmaz... Helen KELLER

Çevrimiçi Ahmet Kabaalioğlu

  • *
  • İleti: 4499
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #6 : 01 Eylül 2019, 23:53:50 »
Takipteyiz, ara sıra resim de isteriz.
S/Y Bidarka / Fatih / İstanbul


"Son Denk Kayıkçısının Hatırasına"

Çevrimiçi Enes Save

  • *
  • İleti: 814
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #7 : 02 Eylül 2019, 10:22:55 »
Bu nedenle daha dikkatli ilerliyorum. Bedenimi yengeç  gibi hafif yan tutarak yürüyorum. Ayağım kayıp düşecek olursam sadece bir kol kırığıyla kurtulabilirim.  Durduğumuzda adayla anakara arasındaki denizi görüp yüzesim gelse de kısa sürede dönüşe geçiyoruz.

Dönüşte kamp yeri olarak makilerin altını belirleyerek kanoya yollanıyoruz. Cemil çadırını, ben üç metreye iki metre kalın Amerikan bezini alıp dönüyoruz. Sabri diğer makilerin bulunduğu yerdeki kanepeye uzanmış keyif sürüyor.

Cemil'le bezi yere seriyoruz. Yardım teklif etsem de Cemil çadırı tek başına kurmayı yeğliyor. Bu öğle vaktinde herkes kendi köşesine çekilmiş dinlenmeye başlıyor.

Bir süre uzansam da uyku tutmuyor. Bu arada rüzgarın şiddeti insanı serseme çevirecek düzeye gelince kalkıp kanoya gitmeye karar veriyorum. Kanonun bulunduğu yerde rüzgar görece daha az. Daha rahat ederim.

Kanoya gidip uzansam da kısa süre sonra çıpa taramaya başlıyor. Çözüm bulamazsam iskeleye  bağlı olan tekneye bindirebilirim. Görevliye seslenip durumu açıklamaya çalışıyorum. Teknesiyle iskeleden avara olup kanoyu önce yedekliyor. Sonra yakındaki tonoza götürüp bağlıyor. Bayram reisle bu şekilde tanışıyoruz. Ben teknesine binince iskeleye yollanıyoruz.  İskeleye bağlanınca beni kulübenin önündeki gölgelikte oturmaya davet ediyor.

Sohbete başlayınca Orta Anadolulu olduğunu öğreniyorum. Merakım artıyor. Buraya nasıl gelmiş?
Güvenlik daha çok batıl bir inançtır. Doğada bulunmaz... Helen KELLER

Çevrimiçi Enes Save

  • *
  • İleti: 814
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #8 : 02 Eylül 2019, 10:35:40 »
Takipteyiz, ara sıra resim de isteriz.

Resim olan yerlerde yayınlamayı not aldım.
Güvenlik daha çok batıl bir inançtır. Doğada bulunmaz... Helen KELLER

Çevrimiçi Enes Save

  • *
  • İleti: 814
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #9 : 02 Eylül 2019, 13:04:13 »
Oralara iş aramaya gelen bir memkeketlisi memleketine döndüğünde balık çiftliklerinde iş olduğunu anoatmış. Bayram reis ve birlikte çalıştığı Yasin reis Güllük'e bu şekilde gelmişler. Her iki-üç ayda bir izinli olarak memlekete ailelerini görmeye gidiyorlarmış. 

Biz Bayram reisle sohbet ederken önce Yasin reis, sonra Cemil ve Sabri gelip ortama katıldılar.

Sohbet devam ederken Yasin reis çay ikram etti. Aç olana sıcak bir çorba, seferi olana bir bardak çaydan daha iyi ne gelebilirdi ki? İçilen çay adeta sohbetin koyuluğunu arttırdı. Artık uzun süreden bu yana ilk defa görüşen dostlar gibiyiz.

Yasin reis yüzmeyi nasıl öğrendiğini anlatıyor. Bir arkadaşı onu memleketlerinde boyu geçen bir tatlı su  birikintisine itmiş. O da can havliyle bir şekilde suyun üstünde kalmış. Bu, en sık duyduğum yüzmeyi öğrenme hikayelerinden biri olsa da her dinleyişimde dehşete düşerim. Kanımca insanımızı denizci yapmak için uyacağımız ilk kural onu sudan korkutacak bir etkide bulunmamaktır. Gerisi kendiliğinden gelir. Tıp hekimlerinin arasında söylenegeldiği gibi : "Ne yapacağını bilmiyorsan bir şey yapma. Zarar verebilirsin!"

Saatler ilerliyor. Yasin reis Halil İbrahim sofrası hazırlıyor. Bayram reis sonra yiyeceğini söyleyerek tekneye binip gece nöbeti tutmak üzere balık çiftliğinin yolunu tutuyor.

Günler sonra bu husus kafamı kurcalamaya başlayınca :"Acaba bizle ellerindeki son erzağı mı paylaşmışlardı. O yüzden mi Bayram reis bir şey yemeden kalkıp nöbete gitti?" diye kendime sordum.

Bunu hatırladıkça içim burkulur.
Güvenlik daha çok batıl bir inançtır. Doğada bulunmaz... Helen KELLER

Çevrimdışı Bülent Büyükdağ

  • *
  • İleti: 3832
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #10 : 03 Eylül 2019, 19:11:35 »
Çok iyiymiş
Saatin fazla tiz tıkırtısında,ışık yıllarının ömür süremizle alay eden sesini de işitiriz.

Çevrimiçi Enes Save

  • *
  • İleti: 814
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #11 : 03 Eylül 2019, 20:18:36 »
Bayram reisi uğurladıktan sonra sohbete kaldığımız yerden devam ediyoruz. Bir kaç saat sonra saati soruyorum, gece yarısına bir saat var.  Bayram reisin söylediği gibi gece bize yardım edecek rüzgar tam zamanında esmeye başlıyor.

Sabri'yle birlikte Yasin reisin kullandığı tekneye binip Ebabil'in tonoz yerine gidiyoruz. Önce Sabri sonra ben Ebabil'e geçiyoruz. Neyse ki hava iyi. Hava kötüyken su seviyesinden oldukça yüksek olan böyle bir tekneden Ebabil'e geçmeye çalışmak rus  ruleti oynamaya benzeyebilir.

Önce pille çalışan gece seyir alametlerini yerleştiriyoruz.

Sonra dümen palasını takmaya çalışıyorum. Pala iğneciklerini yuvalarına takma dolayısıyla palayı yerleştirme işi bir güreş mücadelesine dönüşüyor. Gözlerimle takma işini yönlendiremeyince ellerimin hissine başvuruyorum. İğneciğin ikisini birden yuvalarına oturtmam on beş yirmi dakika mı alsa da bana saatler geçmiş gibi geliyor.

Tonozdan ayrılıp Cemil'i almak için iskeleye geri dönüyoruz. Cemil'i sonradan almamızın nedeni kamp eşyalarıyla birlikte tekneden Ebabil'e geçişini daha riskli görmemiz... "Denizin şahidi yok" derler. Olan kötü bir olayı kimse görmez. Ebabil'e geçiş gibi riskli bir iş akşam karanlığında yapmaya çalışılırsa denizin şahidi hiç olmaz.

Mürettebat sağ salim ve tam bir şekilde Yasin reisle helalleşip iskeleden avara oluyoruz. Ben dümende, Cemil ortada, Sabri pruvaya doğru gözcü.

İlerlerken Sabri'nin görsel uyarılarını doğru anladığımı belrtmek için yüksek sesle tekrar ediyorum.

Adadan yeterince uzaklaşınca yelkeni basıyorum. Yürüme hızından daha yavaş olsa da ilerliyoruz. Kürek çekmekten iyidir.

İlk bildirimim : "Denize düşmek yasak! 🤕 "

Güvenlik daha çok batıl bir inançtır. Doğada bulunmaz... Helen KELLER

Çevrimiçi Enes Save

  • *
  • İleti: 814
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #12 : 04 Eylül 2019, 15:18:38 »
Gece ve deniz, ikisi birleştiğinde beni bu dünyadan alıp yine o düşler okyanusuna götürdü. Okyanusun ortasında,  pusula olmadan nerede olduğunu bilmediğimiz kara parçasına doğru yol alıyoruz. Hafif esen rüzgar dışında mutlak bir sessizlik tarafından kucaklanmışız. Dün diye kasdettiğimiz şu andan bir önceki gün mü? Yoksa karada bıraktığımız yaşam şekli mi?

Sabri'nin sesiyle kendime geliyorum : "Pruvada balık çiftliği!". Duyduğumu bildiriyorum :
- "Pruvada balık çiftliği görüldü!"

Balık çiftliğini geride bırakınca rahatlıyorum. Bir süre sonra rüzgar kesiliyor. Kürek çekmeye başlıyoruz. Günün ışımasına daha çok var. Ama kimin umurunda.

Şu kürek çekme meselesi. Neden kürek çekilir? Üstelik saatte sadece yaklaşık bir mil yol alınırken... Deli işi mi bilmiyorum. Sanırım biraz teslimiyet gerektiriyor. Yani şartları kabullenip durumdan keyif çıkartmak... Yoksa bir çoğumuzun sohbetlerinde belirttiği gibi hırslı olmayla  bir ilgisi yok. Tabii kritik anlarda biraz hırslı olmak iyi olabilir. Yol alalım yeter. Yol almak için de zamana ve evden izin almaya ihtiyaç var. Biraz da uygar dünyadaki bazı kavramları buraya taşımamak gerekiyor. Örneğin fayda analizi yapmamak lazım. Yapılırsa insan sadece evde oturup belgesel izlerken içeceğini yudumlar. O da güzel. Ama dozu önemli. Ailemi ziyarete İstanbul'a gittiğimde zorunluluklar dışında evimden çıkmam.
Güvenlik daha çok batıl bir inançtır. Doğada bulunmaz... Helen KELLER

Çevrimiçi Enes Save

  • *
  • İleti: 814
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #13 : 04 Eylül 2019, 17:24:35 »
Kürek çekiyorduk.Bir süre sonra ikinci duyuruyu yapıyorum : "Yorulan söyleyip kürek çekmeye ara verebilir. Acelemiz yok. "

Saatler saatleri kovalıyor.  Şafak sökmeye başlıyor. Türkbükü'nün bulunduğu anakaraya paralel  şekilde kürekle ilerlemeyi sürdürüyoruz. Anakaradan yaklaşık üç mil açıktayız. Rota Türkbükü ama pruvanın yönü Türkbükü'yle Gündoğan arasında kalan büyük adanın önündeki balık çiftliği. Balık çiftliğine varınca iskele yapıp Türkbükü'ne doğru kürek çekmeye başlayacağız veya hakim batılı  rüzgar başlarsa rüzgarı apazdan alıp kürek çekmekten kurtulacağız.

Birkaç on dakika sonra hedeflediğim balık çiftliğinin pruvamda değil de iskele baş omuzluk tarafında kaldığını görüyorum. Yani akıntı var. Bizi körfezin ortasına sürüklüyor.

Bundan sonra kürek çekerken gözle aldığım kerterizler ilerlemediğimizi gösteriyor. Belki yanılıyorum belki ilerliyoruz diye düşünerek gözümü balık çiftliğine dikip pruvayı hep ona ona doğru tutacak şekilde dümen tutuyorum. 15-20 dakika böyle gittikten sonra balık çiftliğinin görüntüsünün büyümediğini görünce ilerleyemediğimiz kesinleşiyor.

Pruvayı Türkbükü'ne döndürüyorum. Artık var gücümüzle kürek çekiyoruz. Olumsuz düşünceler kafama girmeye çalışıyor. Onları itiyorum. Olumsuz düşünce her akĺıma geldiğinde kendi kendime : "Düşünmeyi bırak! Kürek çek, kürek. Pruvayı Türkbükü'nden saptırma!" diyorum.

Çabalar sonuç veriyor. Ağır ağır önce balık çiftliğini sancak bordamızda sonra gerimizde bırakıyor, Bir sonraki aşamada anakarayla büyük ada arasındaki boğazı bordamıza alıyoruz. Akıntıdan kurtulduk mu acaba?

Olta teknelerinin sabah avı yaptığı bölgeye vardığımızda hafif bir rüzgar başlayıp bizi Türkbükü'nün girişine kadar götürüyor. Kalan kısmı nasıl katettik, hatırlamıyorum.

Halk plajının yanındaki dereye girip seyri sonlandırıyoruz.

Bir süre sonra Sabri Güllük'e karayoluyla dönmek üzere ayrılıyor.
Güvenlik daha çok batıl bir inançtır. Doğada bulunmaz... Helen KELLER

Çevrimiçi Enes Save

  • *
  • İleti: 814
Ynt: Ebabil'in Lodosu
« Yanıtla #14 : 04 Eylül 2019, 18:09:46 »
Güvenlik daha çok batıl bir inançtır. Doğada bulunmaz... Helen KELLER