Heyamola Hey

Havuzluk => Seyir Anıları => Konuyu başlatan: Enes Save - 31 Ağustos 2019, 16:43:51

Başlık: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Enes Save - 31 Ağustos 2019, 16:43:51
Ebabil'in Lodosu

Ebabil kah kürekle kah yelkenle Gökova'ya ulaştı. Güllük Körfezine kıyasla Gökova Körfezinde bizi daha çok zorlayan dalgalarla yüzleştik, sonunda dalgalara uyum sağlayıp su olduk, akıp gittik.Bir lodos fırtınasına girmeye hak kazandık. Bunu yaşamak için Gökova'yı seçtik.

Sonucu bu şekilde bildirdikten sonra sıra Güllük Körfezi-Gökova Körfezi seyrinin öyküsüne geldi.
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Enes Save - 31 Ağustos 2019, 19:50:25
Bir sabah plan doğrultusunda Cemil, beni ve Sabri'yi  arabasıyla aldı, Güllük Egesu Marinanın serbest olan (Bu bölge sığ olduğundan salması sabit  veya karinası derin olan tekneler giremiyor) kıyı tarafına götürdü. Havanın uygun olduğunu görünce hazırlandık ve avara olduk. Marinanın dışına çıkınca yelken açıp  rüzgarı arkamıza aldık. Bir süre keyifle seyretsek de Karaburun-Yılan adası hizasını geçince rüzgar önce kesildi, sonra yeniden başladı, saat yönünde dönüp batılı devam etti. Ebabil henüz orsaya giremediğinden iskele yapıp Yılan Adasına gitmeye karar verdi.

Oysa bir önceki gün rüzgar tüm gün ve gece boyunca körfezin dışına doğru ne de güzel esmişti. O rüzgarla Yalıkavak'a hatta Akyarlar'a bile varılabilirdi. Amaç seyir ise her zaman hazır olunmalıydı, her zaman! Bu fırsatı nasıl da kaçırdım. İçim içimi yese de durumu hazmetmeli, kendimi bağışlamalıydım. Deniz nasılsa bir gün güdük kalan bu özelliğimi de geliştirecekti. Tıpkı beni fiziksel ve zihinsel olarak daha güçlü ve dirençli hale getirdiği gibi...

Yılan adasına varınca korunaklı gürünen tarafa demirledik. Denizdeki kayalara dikkat edip kıçtan kara bağlandık. Toparlanıp adaya çıkıp keşfe koyulduk.
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Hulusi Gülen - 31 Ağustos 2019, 22:58:15
Enes Reis, yaşadığın tecrübeler doğrultusunda seyehatlerinin oransal olarak ne kadarı  kürek çekme ile geçiyor? Bir de siz kanoyu çifte kürek ile donatmıştınız sanıyorum; boyna tipi kürek kullansanız daha mı az yorucu olurdu acaba? Selametle.
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Enes Save - 01 Eylül 2019, 11:20:09
Enes Reis, yaşadığın tecrübeler doğrultusunda seyehatlerinin oransal olarak ne kadarı  kürek çekme ile geçiyor? Bir de siz kanoyu çifte kürek ile donatmıştınız sanıyorum; boyna tipi kürek kullansanız daha mı az yorucu olurdu acaba? Selametle.

Hulusi Reis,

Ne kadar kürek çekeceğim seçtiğim rotaya ve mevsime(Rüzgara) bağlı olarak değişiyor. Örneğin Mayıs ayında Güllük-Gökova rotasını yapmak için hiç kürek çekmem gerekmeyebilir.

Yol almak için küreği geçici olarak kullanıyorum. Boyna kürek seçeneklerden daha iyi olanı olabilir.
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Bülent Büyükdağ - 01 Eylül 2019, 11:48:26
Devamla ?
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Enes Save - 01 Eylül 2019, 12:41:12
Adada çevredeki bir balık çiftliğinin yem,bakım, güvenlik v.b. gereksinimini sağlamak üzere bir kulübe ve iskele bulunmakta. Bu kulübede iki kişi devamlı bulunuyorlar. Dik olmayan bir yokuşu çıkarken bu çalışanların baktığı horoz ve tavuklar göze çarpıyor. Serbestçe geziyorlar. Acaba bu zenginliklerinin farkındalar mı?

Bizi  yüksek olmayan tepeye doğru götüren yolu izlemeyi sürdürüyoruz. Sol tarafımızdaki birkaç eski polyester tekne onarım bekliyor gibi.

Yokuşu tırmandıkça batıdan esen rüzgarın şiddeti artıp yüzümüze vuruyor.

Birkaç maki dışında adada pek bir bitki örtüsü yok.

Tepede küme küme birkaç maki olduğunu görüyoruz. Batı tarafındakilerin sağladığı gölgeye sığınıyor, püfür püfür esen rüzgarın denizden getirdiği serinliğin keyfine varıyoruz. Türkbükü, hatta Gündoğan'a doğru uzanan dalgalı denizin görüntüsü şahane.

Etrafımıza bakındığımızda izni alınamamış bir kaç kalıntıyı görünce makilerin altında bu keyfi daha kaç yıl rahatsız edilmeden yaşayacağımızı merak ediyoruz.

Bu soluklanmadan sonra adanın güneyine doğru yürümeyi sürdürüyoruz. Bu patika son zamanlarda pek kullanılmamış olsa gerek. Yolu yer yer zorlaştıran çalılardan bu sonucu çıkarıyoruz. Yürürken tenimiz çizilmesin diye daha dikkatli davranıyoruz. Aklıma on sene önce Ayvalık Alibey adasındaki ıssız bir yerde küçük bir patika inişi sırasında ayağımı kırmayı nasıl başardığım ve sonrasındaki gelişmeler geliyor. Belki de hayatımı, ailemin hayatını sonsuza dek değiştiren gelişmeler...
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Ahmet Kabaalioğlu - 01 Eylül 2019, 23:53:50
Takipteyiz, ara sıra resim de isteriz.
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Enes Save - 02 Eylül 2019, 10:22:55
Bu nedenle daha dikkatli ilerliyorum. Bedenimi yengeç  gibi hafif yan tutarak yürüyorum. Ayağım kayıp düşecek olursam sadece bir kol kırığıyla kurtulabilirim.  Durduğumuzda adayla anakara arasındaki denizi görüp yüzesim gelse de kısa sürede dönüşe geçiyoruz.

Dönüşte kamp yeri olarak makilerin altını belirleyerek kanoya yollanıyoruz. Cemil çadırını, ben üç metreye iki metre kalın Amerikan bezini alıp dönüyoruz. Sabri diğer makilerin bulunduğu yerdeki kanepeye uzanmış keyif sürüyor.

Cemil'le bezi yere seriyoruz. Yardım teklif etsem de Cemil çadırı tek başına kurmayı yeğliyor. Bu öğle vaktinde herkes kendi köşesine çekilmiş dinlenmeye başlıyor.

Bir süre uzansam da uyku tutmuyor. Bu arada rüzgarın şiddeti insanı serseme çevirecek düzeye gelince kalkıp kanoya gitmeye karar veriyorum. Kanonun bulunduğu yerde rüzgar görece daha az. Daha rahat ederim.

Kanoya gidip uzansam da kısa süre sonra çıpa taramaya başlıyor. Çözüm bulamazsam iskeleye  bağlı olan tekneye bindirebilirim. Görevliye seslenip durumu açıklamaya çalışıyorum. Teknesiyle iskeleden avara olup kanoyu önce yedekliyor. Sonra yakındaki tonoza götürüp bağlıyor. Bayram reisle bu şekilde tanışıyoruz. Ben teknesine binince iskeleye yollanıyoruz.  İskeleye bağlanınca beni kulübenin önündeki gölgelikte oturmaya davet ediyor.

Sohbete başlayınca Orta Anadolulu olduğunu öğreniyorum. Merakım artıyor. Buraya nasıl gelmiş?
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Enes Save - 02 Eylül 2019, 10:35:40
Takipteyiz, ara sıra resim de isteriz.

Resim olan yerlerde yayınlamayı not aldım.
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Enes Save - 02 Eylül 2019, 13:04:13
Oralara iş aramaya gelen bir memkeketlisi memleketine döndüğünde balık çiftliklerinde iş olduğunu anoatmış. Bayram reis ve birlikte çalıştığı Yasin reis Güllük'e bu şekilde gelmişler. Her iki-üç ayda bir izinli olarak memlekete ailelerini görmeye gidiyorlarmış. 

Biz Bayram reisle sohbet ederken önce Yasin reis, sonra Cemil ve Sabri gelip ortama katıldılar.

Sohbet devam ederken Yasin reis çay ikram etti. Aç olana sıcak bir çorba, seferi olana bir bardak çaydan daha iyi ne gelebilirdi ki? İçilen çay adeta sohbetin koyuluğunu arttırdı. Artık uzun süreden bu yana ilk defa görüşen dostlar gibiyiz.

Yasin reis yüzmeyi nasıl öğrendiğini anlatıyor. Bir arkadaşı onu memleketlerinde boyu geçen bir tatlı su  birikintisine itmiş. O da can havliyle bir şekilde suyun üstünde kalmış. Bu, en sık duyduğum yüzmeyi öğrenme hikayelerinden biri olsa da her dinleyişimde dehşete düşerim. Kanımca insanımızı denizci yapmak için uyacağımız ilk kural onu sudan korkutacak bir etkide bulunmamaktır. Gerisi kendiliğinden gelir. Tıp hekimlerinin arasında söylenegeldiği gibi : "Ne yapacağını bilmiyorsan bir şey yapma. Zarar verebilirsin!"

Saatler ilerliyor. Yasin reis Halil İbrahim sofrası hazırlıyor. Bayram reis sonra yiyeceğini söyleyerek tekneye binip gece nöbeti tutmak üzere balık çiftliğinin yolunu tutuyor.

Günler sonra bu husus kafamı kurcalamaya başlayınca :"Acaba bizle ellerindeki son erzağı mı paylaşmışlardı. O yüzden mi Bayram reis bir şey yemeden kalkıp nöbete gitti?" diye kendime sordum.

Bunu hatırladıkça içim burkulur.
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Bülent Büyükdağ - 03 Eylül 2019, 19:11:35
Çok iyiymiş
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Enes Save - 03 Eylül 2019, 20:18:36
Bayram reisi uğurladıktan sonra sohbete kaldığımız yerden devam ediyoruz. Bir kaç saat sonra saati soruyorum, gece yarısına bir saat var.  Bayram reisin söylediği gibi gece bize yardım edecek rüzgar tam zamanında esmeye başlıyor.

Sabri'yle birlikte Yasin reisin kullandığı tekneye binip Ebabil'in tonoz yerine gidiyoruz. Önce Sabri sonra ben Ebabil'e geçiyoruz. Neyse ki hava iyi. Hava kötüyken su seviyesinden oldukça yüksek olan böyle bir tekneden Ebabil'e geçmeye çalışmak rus  ruleti oynamaya benzeyebilir.

Önce pille çalışan gece seyir alametlerini yerleştiriyoruz.

Sonra dümen palasını takmaya çalışıyorum. Pala iğneciklerini yuvalarına takma dolayısıyla palayı yerleştirme işi bir güreş mücadelesine dönüşüyor. Gözlerimle takma işini yönlendiremeyince ellerimin hissine başvuruyorum. İğneciğin ikisini birden yuvalarına oturtmam on beş yirmi dakika mı alsa da bana saatler geçmiş gibi geliyor.

Tonozdan ayrılıp Cemil'i almak için iskeleye geri dönüyoruz. Cemil'i sonradan almamızın nedeni kamp eşyalarıyla birlikte tekneden Ebabil'e geçişini daha riskli görmemiz... "Denizin şahidi yok" derler. Olan kötü bir olayı kimse görmez. Ebabil'e geçiş gibi riskli bir iş akşam karanlığında yapmaya çalışılırsa denizin şahidi hiç olmaz.

Mürettebat sağ salim ve tam bir şekilde Yasin reisle helalleşip iskeleden avara oluyoruz. Ben dümende, Cemil ortada, Sabri pruvaya doğru gözcü.

İlerlerken Sabri'nin görsel uyarılarını doğru anladığımı belrtmek için yüksek sesle tekrar ediyorum.

Adadan yeterince uzaklaşınca yelkeni basıyorum. Yürüme hızından daha yavaş olsa da ilerliyoruz. Kürek çekmekten iyidir.

İlk bildirimim : "Denize düşmek yasak! 🤕 "

Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Enes Save - 04 Eylül 2019, 15:18:38
Gece ve deniz, ikisi birleştiğinde beni bu dünyadan alıp yine o düşler okyanusuna götürdü. Okyanusun ortasında,  pusula olmadan nerede olduğunu bilmediğimiz kara parçasına doğru yol alıyoruz. Hafif esen rüzgar dışında mutlak bir sessizlik tarafından kucaklanmışız. Dün diye kasdettiğimiz şu andan bir önceki gün mü? Yoksa karada bıraktığımız yaşam şekli mi?

Sabri'nin sesiyle kendime geliyorum : "Pruvada balık çiftliği!". Duyduğumu bildiriyorum :
- "Pruvada balık çiftliği görüldü!"

Balık çiftliğini geride bırakınca rahatlıyorum. Bir süre sonra rüzgar kesiliyor. Kürek çekmeye başlıyoruz. Günün ışımasına daha çok var. Ama kimin umurunda.

Şu kürek çekme meselesi. Neden kürek çekilir? Üstelik saatte sadece yaklaşık bir mil yol alınırken... Deli işi mi bilmiyorum. Sanırım biraz teslimiyet gerektiriyor. Yani şartları kabullenip durumdan keyif çıkartmak... Yoksa bir çoğumuzun sohbetlerinde belirttiği gibi hırslı olmayla  bir ilgisi yok. Tabii kritik anlarda biraz hırslı olmak iyi olabilir. Yol alalım yeter. Yol almak için de zamana ve evden izin almaya ihtiyaç var. Biraz da uygar dünyadaki bazı kavramları buraya taşımamak gerekiyor. Örneğin fayda analizi yapmamak lazım. Yapılırsa insan sadece evde oturup belgesel izlerken içeceğini yudumlar. O da güzel. Ama dozu önemli. Ailemi ziyarete İstanbul'a gittiğimde zorunluluklar dışında evimden çıkmam.
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Enes Save - 04 Eylül 2019, 17:24:35
Kürek çekiyorduk.Bir süre sonra ikinci duyuruyu yapıyorum : "Yorulan söyleyip kürek çekmeye ara verebilir. Acelemiz yok. "

Saatler saatleri kovalıyor.  Şafak sökmeye başlıyor. Türkbükü'nün bulunduğu anakaraya paralel  şekilde kürekle ilerlemeyi sürdürüyoruz. Anakaradan yaklaşık üç mil açıktayız. Rota Türkbükü ama pruvanın yönü Türkbükü'yle Gündoğan arasında kalan büyük adanın önündeki balık çiftliği. Balık çiftliğine varınca iskele yapıp Türkbükü'ne doğru kürek çekmeye başlayacağız veya hakim batılı  rüzgar başlarsa rüzgarı apazdan alıp kürek çekmekten kurtulacağız.

Birkaç on dakika sonra hedeflediğim balık çiftliğinin pruvamda değil de iskele baş omuzluk tarafında kaldığını görüyorum. Yani akıntı var. Bizi körfezin ortasına sürüklüyor.

Bundan sonra kürek çekerken gözle aldığım kerterizler ilerlemediğimizi gösteriyor. Belki yanılıyorum belki ilerliyoruz diye düşünerek gözümü balık çiftliğine dikip pruvayı hep ona ona doğru tutacak şekilde dümen tutuyorum. 15-20 dakika böyle gittikten sonra balık çiftliğinin görüntüsünün büyümediğini görünce ilerleyemediğimiz kesinleşiyor.

Pruvayı Türkbükü'ne döndürüyorum. Artık var gücümüzle kürek çekiyoruz. Olumsuz düşünceler kafama girmeye çalışıyor. Onları itiyorum. Olumsuz düşünce her akĺıma geldiğinde kendi kendime : "Düşünmeyi bırak! Kürek çek, kürek. Pruvayı Türkbükü'nden saptırma!" diyorum.

Çabalar sonuç veriyor. Ağır ağır önce balık çiftliğini sancak bordamızda sonra gerimizde bırakıyor, Bir sonraki aşamada anakarayla büyük ada arasındaki boğazı bordamıza alıyoruz. Akıntıdan kurtulduk mu acaba?

Olta teknelerinin sabah avı yaptığı bölgeye vardığımızda hafif bir rüzgar başlayıp bizi Türkbükü'nün girişine kadar götürüyor. Kalan kısmı nasıl katettik, hatırlamıyorum.

Halk plajının yanındaki dereye girip seyri sonlandırıyoruz.

Bir süre sonra Sabri Güllük'e karayoluyla dönmek üzere ayrılıyor.
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Enes Save - 04 Eylül 2019, 18:09:46
(https://i.hizliresim.com/an8Bl7.jpg) (https://hizliresim.com/an8Bl7)
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Mücahit Karabaş - 04 Eylül 2019, 18:23:23
Seyir anılarının içinde denizle kesişmiş insan hikayeleri... Arka planda zaman zaman huzurun zaman zaman telaşın ritimleriyle kürek sesleri... Cem Abinin sık kullandığı gibi; dadından yinmez bir yazı dizisi oluyor.
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Cem Gür - 04 Eylül 2019, 21:46:07
Her türlü seyir anılarını seviyorum. Her şeyden önce seyir anıları, içten, duygu yüklü, insanı, denizdedi insanı, denizle ilişkisini duru, dupduru anlatıyor. Onun için de gerçekten dadından yinmez oluyorlar.  :)xx :)xx :)xx
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Enes Save - 05 Eylül 2019, 14:12:59
Günü nasıl geçireceğimiz konusunda kısa bir süre sohbet ettikten sonra Cemil plaja yerleşip şemsiyenin altında kestirmeye başlıyor. Bense bitkin olmama rağmen uyuyamıyorum. Bunun üzerine Türkbükü'nü biraz gezeyim diyorum.

Aslında buna gezmek demek ne kadar doğru bilemiyorum. Marketlere uğrayıp ufak tefek yolluk alacağım.

Tam yürümeye başlamışken plajın çıkışındaki belediye "çabuk gıda ve içecek" tesislerindeki dondurmacı gözüme çarpıyor. Dondurmayı öyle aman aman arayan biri değilim. Buna rağmen canım çekiyor. Sipariş veriyorum. Biraz yedikten sonra kendimi daha iyi hissediyorum. Bravo! Mideye düzgün bir şey sokmadan dondurmaya giriştim!

Düşünüyorum : Gerçekten dondurmayı ben mi istedim? Yoksa bu bana kapitalist sistemin bir dayatması mı?

Tam kahkahayı basacakken kendimi zor tutuyorum. Günlük yaşantımızın neredeyse tamamı bu sistemin eseri. Boş versene düşünmeyi. Türkbükü gibi bir yerdesin. Derin düşüncelere her zaman dalabilirsin. Ama burası yeri değil.

Dondurmayı afiyetle bitirdikten sonra kapitalin diğer güzellikleriyle sevişmek  üzere kalkıp yürümeye başlıyorum.

"İyi günler. En yakın market nerede acaba?" Bu sorumu özellikle gerçek bir insana soruyorum, sanal uygulamaya değil... Hani şu gözle görülüp elle tutulabilenlerden...
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Eyüp Oğan - 05 Eylül 2019, 14:29:28

Tam yürümeye başlamışken plajın çıkışındaki belediye "çabuk gıda ve içecek" tesislerindeki dondurmacı gözüme çarpıyor. Dondurmayı öyle aman aman arayan biri değilim. Buna rağmen canım çekiyor. Sipariş veriyorum. Biraz yedikten sonra kendimi daha iyi hissediyorum. Bravo! Mideye düzgün bir şey sokmadan dondurmaya giriştim!

Düşünüyorum : Gerçekten dondurmayı ben mi istedim? Yoksa bu bana kapitalist sistemin bir dayatması mı?


Enes hocam, bir sakınca yok, Dondurma bence oldukça sağlıklı bir gıdadır..
Elbette yapım ve saklama aşamalarında kontamine olma risklerine karşı uygun davranıldıysa..
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Enes Save - 05 Eylül 2019, 15:37:25
Aldığım yol tarifi üzerine dondurmacıyı sağımda bırakıp elli metre kadar yürüdükten sonra sağımda  taksi durağını bırakıyor, hemen sonraki köprüyü geçince sağa dönüp yürüdükten biraz sonra ilk soldaki yola sapıp köşedeki marketi buluyorum. Zaten orada solda ikinci bir yol yok.

Gerekli ürün ve fiyat kontrollerini yaptıktan sonra ikinci markete gitmek üzere dışarı çıkıp sola dönüyorum. Yaklaşık yüz metre yürüyüp sola dik dönen yolu izliyorum. Kıvrılarak giden yolu takip edince iki yüz elli - üç yüz metre ileride sonra sağdaki markete giriyorum.

Gerekli kontrolleri yine yaptıktan sonra alışverişe başlıyorum. O marketteki işim bittikten sonra ilkine geri dönüp alışverişi tamamlıyorum.

Yaptığım alışverişin toplam tutarı yirmi lirayı  evet -.Yalnızyirmitürklirası.- geçmiyor.

Peki bu kadar tantana yirmi lira için miydi? Evet. Karşılığı ne oldu? Annemi yad etmiş oldum. Genel anlayışa göre hayatta değil ama benim bakış açıma göre bıraktığı yaşam şeklinin bir kısmı bizle birlikte devam ettiğinden o hala yaşıyor. Rahmetliyle ben daha okula başlamamışken her çarşamba Akçay'dan Edremit'e gider, pazarı baştan aşağı gezerdik. Tabii o zamanlar benim için bu bir gezi değil, ızdıraptı. Akşam alacakaranlığı geldiğinde annem beğendiği sebze meyveyi seçerek alır, alırken bir de pazarlık yapardı. O zamanlar ızdırap olarak görünen bir şey zaman için de ne kadar da güzel bir anıya dönüşebiliyormuş.

İkinci olarak yaptığım yürüyüşü biraz uzatıp egzersiz yapmış oldum.  Ayrıca akan hayatın içine girmiş ve bir kaç kuruş da tasarruf etmiş oldum.

Biraz  uğraşırsam alışverişin yararları üzerine bir kitapçık bile ortaya çıkabilir.
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Enes Save - 05 Eylül 2019, 21:05:20
Aldıklarımı Ebabil'e bıraktıktan sonra on metre ileride  Cemil'in yanına gidip oturdum. Cemil hala uyuyordu. Etrafı seyre koyuldum. Dere yatağındaki bağlanma yerine giren bir jetskinin dalgaları Ebabil'i yerinden oynatıp kıyıdaki kayalara vurdu. Gidip önce hasar var mı diye baktım. Gözle görülür olan sadece oluşan çiziklerdi. Amerikan bezini alıp o kayaya sardım. Böylece Ebabil daha fazla çizilmedi. Ayrıca yerinden oynamaması için çıpayı güçlendirdim. Baştan kıçtan omuzluklardan aldığım ek halatları irili ufaklı kayalara bağlayıp Ebabil'i sabitlemeye çalıştım. Tabii bu söylediklerim dört beş ayrı zamanda yapıldı.

Cemil uyanınca belediye tesisinden yiyecek ve içeceğimizi aldık, keyfini sürdük. Harcama biraz yüksek gelse de Türkbükü'nde olduğumuzu hatırladık. Olmadığından değil, dışarıda harcanan paranın ziyan olduğunu düşündüğümden pek harcama yapmamaya çalışırım. Harcadığımı satın aldığımın değil de mekanda bulunmanın bedeli olduğunu düşünürüm. Yoksa bana göre en kötü ev yemeği dışarıda yenen en iyi yemekten daha faydalıdır.

Karın doyurma işi bitince çay aldık. Çay taze ve lezzetliydi. Cemil : "Türkbükü'nün denizini beğenmedim, kirlilik var." 

Topa girmemeye çalışıyorum. Girersem yapacağım konuşmanın  uzunluğundan dolayı ben bile usanacağım.

Çicekler, böcekler derken akşam oluyor. Cemil'le birlikte sahil yolunda balıkçı barınağına doğru yürümeye başlıyoruz. Kadınlar, erkekler yavaş yavaş sahildeki restoranlara yöneliyorlar.

Bazı karşılayıcılar  (Ne diyeceğimi bilemedim. Host mu deseydim?) bizi selamlıyor ve içeriye girmemizi ümit ediyor gibiler. Tabii selamı alıp oralı olmuyoruz.

Akşam vakti yaptığımız kadınlı erkekli lokantalı bu hoş göz banyosundan sonra plaja geri dönüyoruz. Cemil çadırını kuruyor, ben Ebabil'e geçip yatıyorum. Her zaman olduğu gibi kısa sürede uykuya dalıyorum. Bir ara seslere uyanıyorum. Gece hayatı başlamış olmalı. Sonra uyumayı sürdürüyorum.
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Enes Save - 06 Eylül 2019, 17:17:39
Sabah şafak vakti olmasa da erken uyanıyorum. Cemil kalkmış bile. Günaydın deyip toparlanıyoruz. Uzun seyirlerde yaşanan onca yorgunluğun üstüne Orsa 1'de veya Ebabil'de her sabah yenilenmiş olarak kalkmak bana mucizevi bir lütuf olarak görünmeye devam ediyor. Çünkü deniz hayatının  tersine kara hayatına geçince yüz seksen derecelik bir performans düşüklüğü yaşıyorum. Daha az enerjili, daha yorgun, daha edilgen, özellikle İstanbul'dayken...

Deniz hayatı derken seyir anılarımı yeni okumaya başlayanlarımız için biraz açıklamak gerekebilir. Kapalı bir mekanı olmayan bir yüzer nesnenin üzerinde yol alıp onun üstünde uyumak... Tabii ki güneş ve yağmura karşı korunmak için bir tente lazım. 

Toparlandıktan sonra belediye tesislerinde servisin açılmasını beklerken telefonlarımızı şarj ediyoruz. Zamanı gelince taze çayımızü içip seyre koyuluyoruz.

Kürekle yarım gomina kadar açıldıktan sonra rüzgar olmasa da mizana yelkeni ve ön direk ön yelkenini basıyorum.

Türkbükü koyunda biri diğerinden büyük iki tane ada var. Koyu ortalayıp çıkarken önce küçük sonra büyük olan ada olmak üzere  ikisi de Ebabil'in iskele tarafında kalıyor.

Küçük adayla aynı hizaya gelince rüzgar karşıdan esmeye başlıyor. Bir önceki günden bir saat önce...Bu da yan koya kürekle geçme planını alt üst ediyor. Geçen sene bu yelken kombinasyonuyla, üstelik dümen olmadan hafif bir havada orsa gitmenin verdiği ümitle hafif sancak yapıp yelkenlerin rüzgarla dolmasını sağlamaya çalışıyorum. Ana ııh, olmuyor. Orsaya girmiyor.

Kürekle iskeleye manevra yapıyorum yine olmuyor. Ben de rüzgarı apazdan alıp küçük adaya yaklaşıyorum. Adalar civarında rüzgar yok gibi. Hiç olmazsa rüzgar direnci olmadan kürek çekerek ilerleriz. Her iki adayı da geçip koydan çıkıncaya kadar bu ümit hayat buluyor.

Sonrasında iskele tarafından yaklaşan motorla seyir halindeki guleti görüyoruz. Görünüşe göre rotalarımız çakışıyor. Yani çatışma riski var. Çok dikkatli bir şekilde onu takibe alıyorum. Yol hakkı bizde olmasına rağmen küçük olan biz olduğumuz için daha çok risk altında olan biziz.

Buradaki temel sorunlardan biri guletin kurallara uyup uymayacağı. Ama hangisini yapacak bilmiyorum. Bilsem ona göre  davranacağım. Günhan reisin hediye ettiği düdüğe var nefesimle üfleyip düdük sesiyle beni farketmelerini umuyorum. Olmuyor!

Risk büyüyor. Son anda gulette o sırada gözcülük yapan birinin olmayabileceği, hatta guletin otopilotla yol alıyir olabileceği aklıma geliyor. Cemil'e haykırıyorum : "Kürek çekmeyi bırak!"
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Mücahit Karabaş - 06 Eylül 2019, 18:25:58
Biliyorum kayıkta en küçük hacim bile çok değerli ama en azından bizim sahillerde gezerken şöyle bir korna bulundursan nasıl olur?
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: O.Utku Uçkan - 07 Eylül 2019, 09:22:52
Enes biladerim arkası yarın bizi izlemeye devam edin demesen de öyle bir yerde kesiyorsun ki. ;D
Guletin adını versen bir arayayım bakalım ne oldu diyesim var. :)xx :)xx :)xx
Bu arada dümen neden yok. İğnecik falan takarken zorlandığını hatırlıyorum. ?0-?
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Enes Save - 07 Eylül 2019, 11:23:56
Biliyorum kayıkta en küçük hacim bile çok değerli ama en azından bizim sahillerde gezerken şöyle bir korna bulundursan nasıl olur?

Onu bir kaç sene önce denedim sevgili Mücahit. Havası çabuk bitiyor. Hem düdüğün sesi daha keskin ve dikkat çekici. İleriki günlerde düdüğün performansını daha iyi göreceğiz.
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Enes Save - 07 Eylül 2019, 11:28:48
Enes biladerim arkası yarın bizi izlemeye devam edin demesen de öyle bir yerde kesiyorsun ki. ;D
Guletin adını versen bir arayayım bakalım ne oldu diyesim var. :)xx :)xx :)xx
Bu arada dümen neden yok. İğnecik falan takarken zorlandığını hatırlıyorum. ?0-?

:)

Utku dede dümen takılı.

Öykü bazen öyle denk geliyor.  Yazmayı sürdüremiyorum. Anlayış gösterdiğin için teşekkür ederim.
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Enes Save - 07 Eylül 2019, 13:07:17
Gulet yaklaşıyor ve pruvamızdan geçiyor. Köprüde üç kişi var. Ayaktalar. Ayrıca  havuzlukta  dört beş kişi... Köprüdekiler kendi dünyalarında gibiler.

Gulet geçtikten sonra biraz daha ilerliyor, sonrasında Gündoğan yönüne doğru dümen tutup kürek çekmeyi sürdürüyoruz.

Yan koydan önceki burna ulaştık, geçmeye çalışıyoruz. Rüzgar galip geliyor. İlerleyemiyoruz. Aklıma gelen fikri hemen uyguluyorum. Pruvadaki halatı alıp suya atlıyor ve kıyıya, kayalıklara doğru yüzüyorum. Boya geldiğim noktada kanoyu yürüyerek çekecek, burnu o şekilde aşacağım. Bu arada Cemil kürek çekmeyi sürdürüyor.


Arasam da boya geldiğim bir yer bulamıyorum. Başarısızlık...Bunun üzerine  kanoya çıkııyorum. Geri dönüp burunda kuytu bir yer buluyoruz. Kanoyu baştan kara yapıyorum. Ben kayalıkların üstünde Cemil kanonun üstünde bir süre dinleniyoruz.


İkinci kez girişiyoruz. Kanoyu bu sefer karadan çekerek sevk edeceğim.  Cemil dümen tutacak. Yavaş yavaş ilerliyoruz. Bu arada deniz trafiği başlıyor. Oradan geçen fiber tabanlı şişme bir bot yardım teklif ediyor. Nazikçe geri çeviriyorum. Bir süre sonra oradan geçen büyük bir motor yatın dalgasıyla kontrolü kaybediyoruz. Dalga kanoyu alıp kayanın üstüne oturtuyor.

Kano başka bir malzemeden imal edilmiş olsa paniğe kapılabilinirdi. En fazla kayanın sivri uçları kanonun tabanını delmiştir diye düşunüyorum. Tamamen su dolsa da batmaz. Denesem de kanoyu kayanın üstünden alamıyorum.

Bunun üzerine bir dalganın gelmesini bekliyorum. Dalga kanoyu kaldırdığı zaman kanoyu ileri itip kurtaracağım. Ama kano bana doğru gelip yıkabilir veya kano inerken ayaklarım kanoyla kaya arasında kalıp ezilebilir. Bundan başka bir kötü durum senaryosu aklıma gelmiyor. Uygun dalga gelince kanoyu kurtarıyorum. Sanki bu tür bir kurtarmayı defalarca yapmışım. Ama bugünkü başarısızlığa bir ikincisi eklenmiş oluyor.

Bugün bu burnu geçeceğim! Nihai başarısızlık bir seçenek değil!

"Hep denedin, hep yenildin. Olsun. Yine dene, yine yenil, daha iyi yenil."
Samuel Beckett.

Samuel seni bir bulursam...

Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Hulusi Gülen - 09 Eylül 2019, 08:07:01
Biliyorum kayıkta en küçük hacim bile çok değerli ama en azından bizim sahillerde gezerken şöyle bir korna bulundursan nasıl olur?

Onu bir kaç sene önce denedim sevgili Mücahit. Havası çabuk bitiyor. Hem düdüğün sesi daha keskin ve dikkat çekici. İleriki günlerde düdüğün performansını daha iyi göreceğiz.
Enes Reis;  o kornaların pompalı olanları var; çok kullanışlı. Ben de dümene asılı olarak bir tane bulunduyorum.
(https://uploads.tapatalk-cdn.com/20190909/ff5cd30eddc7794daec4d1f302b9b18c.jpg)
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Enes Save - 09 Eylül 2019, 16:18:04
Cemil'e anlatıyorum, o uyguluyor. Pruvadaki halatı çözüp iskele tarafında pruvaya en yakın olan   tutamağa bağlıyor. Böylece çekeceğim halat Ebabil'le açı oluşturacağından ben halatı, dolayısıyla Ebabil'i çektikçe Ebabil'in salmaları denizin suyuyla iş birliği yapıp  bu çekişe direnip karaya paralel şekilde ilerleyecek. Cemil'in dümenle düzeltme yapmasına da gerek kalmayacak.

Tekrar deniyoruz. Her şey iyi ilerliyor. Ta ki bir başka büyük motoryat dalgası Ebabil'in kıyıya paralel konumunu bozana kadar...

Üçüncü başarısızlık... Günlük yaşantımda her ne kadar rahat kıyafetler giysem de takım elbise giymek çok hoşuma gider, kendimi daha havalı ve iyi hissederim.


(https://i.hizliresim.com/5NX8RD.jpg) (https://hizliresim.com/5NX8RD)
Sevgili arkadaşım ve mentörüm Gülümser'le bir konferans sonrası resmimiz.

Bankacılıkta buna lacileri çekmek denirdi.  Bu sefer giyeceğim elbise farklı, başarısızlık elbisesi. Üzerime cuk oturdu ve Türkbükü'nü geçene kadar üstümde duracak.

Elbise her tarafımı sarıyor. Tüm benliğimle hissediyorum. Tenimin gözenekleri açılıp onu içeri alıyor. Değişik bir duygu. Hiç sevmediğim bir yemeği, örneğin baklaýı yemek gibi. Olsun bunu hissetmeli, tadını çıkarmalıyım.

Burnun korunaklı bölgesinde baştan kara, kıçtan çıpa bağlanarak akşamı bekliyoruz. Oraya yakın demirleyen motoryatın kaptanının yardım etme teklifini geri çevirmeyip dingisinin yedeğinde Türkbükü'ne geri dönüyoruz.
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Ahmet Kabaalioğlu - 09 Eylül 2019, 16:27:56
Olsun , zaman zaman başarısızlık ve yenilmekte var. Ayrıca çocukken bizim evde çok bakla pişerdi, kendi bahçemizde yetişirdi zaten. Hiç sevmezdim, ağzımı buruştururdu. Ama şimdi özel olarak arayıp buluyorum ne hikmetse.
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Enes Save - 09 Eylül 2019, 21:52:28
Akşam olduğu için Ebabil'le halk plajının denize girme alanının içine girip demir atıyorum. Karaya  çorba içelim diyoruz. İkinci markete giden yolun sağındaki lokantada aradığımızı buluyoruz. Çorba çeşidi olarak sadece mercimek çorbası var. Çorbanın gelmesi uzun sürse de buna değiyor. Çorba nefis.

Sonrasında belediye tesislerine gidip çay içiyoruz. Çay yine taze ve lezzetli. Demek bu standardı tutturmuşlar.

Sohbet sonrası yine ben Ebabil'e, Cemil çadıra...

Edinilen deneyimler akılda tutularak  bir sonraki gün şafakla birlikte kalkıp kürek tahrikiyle seyre koyuluyoruz. Önce burnu sonra komşu koyu geçiyoruz. Sonra bir burun daha. İkinci koy küçük ve koyun iki burnunun arasındaki sanal hat ile sahil şeridi arasindaki uzaklık kısa olduğundan ister istemez yazlıklara bakıyoruz. Ülkemiz insanının her konuda fikri var. Biz de onlardan olduğumuzdan yazlıklarla ilgili  yorum yapmakta gecikmiyoruz :

- Beyaz olanları beğenmiyorum. Çevrenin yapısına uymuyor. Elbiseni  üstündeki lekeler gibi görünüyor.

- Evet haklısın. Taş olanlar harika. Hem göze patlamıyor hem daha güzel görünüyor.

Bodrum evleriyle ilgili bu sıradaşı (!) yorumu yapmanın verdiği  tatmininle koyun uzaktaki burnunu aşıp Gündoğan koyuna giriyoruz.

Hedef Gündoğan limanının yanındaki sığlık. Ancak zamansız başlayabilecek hakim rüzgarı düşünerek rotayı uzatıyorum. Koyun ilerideki burnunun birkaç gomina soluna doğru kürek çekiyoruz. Oraya varınca tek nefesle derin su dalış antrenmanı yapan bir ekip görüyoruz. Ekibi geçer geçmez iskele yapıp pruvayı limana çeviriyoruz.

Sonrasında kah rüzgarla kah kürekle limana yaklaşıyor,d emir atmayı planladığım alanda teknelerin kıçtan kara bağlı olduğunu görünce çözümsüz kalıyorum. Limanın bize göre sağının  halk plajı olduğunu, Ebabil'i kıyıya çekemeyeceğimizi anlıyoruz. Plajın deniz alanının dışına yaklaşık on altı metreye demir atıp halatla doksan metre kadar kaloma veriyorum. Dip deniz çayırıyla kaplı görünüyor. Yani çıpanın dibe tutunması daha zor. Buna verilen kalomanın yetersizliği eklenince çıpanın tutmama olasığı artıyor. Fakat uygun bir "b"planım yok. Zinciri İstanbul'a götürdüğüm  için kendime bir kez daha kızıyorum. Zincir olsaydı demir tarama gibi sorunum olmayacaktı.

Cemil uzanıyor. Bir süre sonra uyuyor. Ben de öyle. Uyandığımda rüzgarın sertleştiğini fark ediyorum. Bir süre sonra Cemil uyanıp karaya çıkıyor. Ben karaya akşam çıkacağım. Demir tararsa diye Ebabil'in başında kalmam şart.

Etrafı seyre koyuluyorum. Koya girerken gördüğüm Hobie katamaranda küçük öğrencilere uygulamalı yelken eğitimi veriliyor. Yakın tarafta minik bir kız çocuğu yine kendisi gibi minik bir rüzgar sörfüyle bir süre gidiyor, sonra düşüyor. Kimi zaman eğitmeni botla yanına gidip onu ve rüzgar sörfü takımını alıp yeniden başlaması için başlangıç noktasına geri götürüyor. Bu sürekli böyle oluyor. Samuel aklıma geliyor. Bazen kızsam da onun haklı olduğu gerçeği değişmiyor : "Daha iyi yenil." veya bir başka deyişle : "Citius, fortius, altius."

 Bir bebek yürümeye başlamadan önce kaç kere düşer?

Çevreyi izlerken akşam oluyor. Demir alıp Ebabil'le kıyıya gidiyorum. Cemil bana bir şezlong getiriyor. Biraz sohbetten sonra kalkıp bir marketten sarı leblebi alıyorum. Ben gelene kadar Cemil şarap şişesini açmış, boş küçük pet şişeyi ortadan kesip iki bardak haline getirmiş. Sohbetle birlikte şarabımızı yudumluyoruz. Cemil ertesi gün dönecek. Ebabil ve ben baş başa kalacağız.
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Enes Save - 09 Eylül 2019, 22:18:46
(https://i.hizliresim.com/VQN6Xn.jpg) (https://hizliresim.com/VQN6Xn)

Gündoğan ve Ebabil
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Enes Save - 10 Eylül 2019, 16:27:10
Şafakla birlikte kalkıyorum. Bakıyorum, Cemil hala uyuyor. Uyandırmamaya özen göstererek toparlanıp seyre koyuluyorum. Tabii yine kürekle...

Rota Tilkicik limanı. Ağır ağır koyun dışına çıkıp iskele tarafına dönüyorum.

Pruvayı Yalıkavak yarımadasının açığındaki fenere doğru tutmaya özen gösteriyorum. Fenere varırsam Yalıkavak'a geçip bir gün kazanabilirim. Tabii olmuyor. Rüzgar başlayınca apaz seyriyle Tilkicik limanının Yalıkavak yarımadası tarafındaki küçük bir koyuna geçiyorum.  Umduğumdan az planladığımdan daha iyi bir noktaya vardım.

Önce demir atıyorum. Zemin kayalık olduğu için halat dipte kayalara sürtünerek kopabilir. Bu yüzden baştan ve kıçtan kıyıdaki  kayalara doğru yaklaşık on ikişer kulaç halat çekip iyice geriyor,  tabiri caizse Ebabil'i  hamak gibi asıyorum. Çıpa dipte sigorta olarak duruyor.

Sonra kıyıya çıkıp dinlenmeye çekiliyorum. Kıyıdaki çam ve okaliptüs ağaçları gölge yapıyor. Keyfim yerinde.

Bir süre sonra arabayla bir aile geliyor. Bir baba, iki kızı ve damattan oluşan bir aile. Küçük olan kız henüz ilkokul çağında değil ve öksüz. Yalıkavak'ta yaşıyorlar. Bunları onlarla yaptığımız sohbet sırasında öğreniyorum.

Baba küçük kızını kısa bir süre Ebabil'le gezdirip gezdiremeyeceğimi soruyor. Hava şartlarının olumsuzluğunu açıklarken kendimi kötü hissedince babanın telefon nunarasını istiyorum. Yalıkavak yarımadasını dönüp baba kızı sabahın rüzgarsız bir saatinde gezdireceğim.

Ertesi gün Yalıkavak tersane önünde demirleyip babayı telefonla arıyor, bir sonraki gün sabah onları beklediğimi söylüyorum. Baba gelemeyeceklerini, önemli olanın niyet olduğunu söyleyip teşekkür ediyor.

Bir süre sonra demirlediğim yerde tonozda duran yelkenlinin sahibi geliyor, selamlaşıyoruz. Kısa bir sohbetten sonra kendisinin ayrılacağını sadece bu gece için orada bulunacağımdan tonozuna bağlanabileceğimi söylüyor. Sevinçle kabul edip teşekkür ediyorum. Yelkenlinin adı Viola. Tonoz şamandırasının üstünde de aynı isim yazılı.

Akşam olunca yatıyorum. Şafakla büyük güne başlayacağım.
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Enes Save - 10 Eylül 2019, 16:29:09
(https://i.hizliresim.com/qApEQB.jpg) (https://hizliresim.com/qApEQB)

Tilkicik limanında bir koy
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Enes Save - 11 Eylül 2019, 04:37:05

Güzel ve sessiz geçen geceden sonra şafakla birlikte tonoz yerinden avara olduk. Rota Yalıkavak'tan çıkarken solda kalan yakın ada, sonra onun batısındaki en yakın ada, son olarak da Gümüşlük.

İkinci adayı sancak baş omuzlukta bıraktığımızda uzakta Akyarlar tarafından gelen biri gulet olmak üzere iki teknenin yaklaştığını gördüm.

Bir yandan kürek çekiyorum diğer yandan pür dikkat bu iki tekneyi ve çevremi gözlüyorum.

Önce gulet geliyor. Çatışma kaçınılmaz görünüyor. Çünkü kürekle guletin önünden çekilmek olanaksız. Düdüğü ağzıma götürüp çalıyorum. Ayrıca küreğimi sallıyorum. Yelkenim de açık  Gözle görünür olmama rağmen guletin yönünde bir değişiklik yok. Acaba benle dalga mı geçiyor? Çarpışmanın son anına kadar bekleyip ona göre denize atlayacağım. Neyse guletin manevra yaparak kaçması olanaksız hale gelmeden biri  farkedip köprüye giderek dümendekini uyarıyor. Gulet dümeni kırıp  geçiyor. Biraz  daha hayattayım. On dakika sonra aynı durum diğer tekneyle yinelense de özel yelkenli teknedeki  kaptan daha önce farkettiğinden selam verip geçiyor.

Sonrasında rüzgar başlıyor, yelkenimi dolduruyor. Ben günün başında Gümüşlük'e kadar gitmeye razıyken geniş apaz gelen rüzgar Gökova'ya girme hayali kurmamı sağlıyor.

Turgutreis'in karşısında ince uzun bir ada var. Rotamı değiştirip adanın batı tarafından dolaşıp yolu uzatsam mı? Yoldan biraz kaybetsem de sonrasında karlı çıkarım. Çünkü ada rüzgarımı kesemeyecek.

Rotayı değiştirmiyorum . Bunu da adayı gectikten bir süre sonra yavaşlayan rüzgarla yavaşlayıp ödüyorum.


Rüzgar bir süre sonra yeniden hızlanıyor. Akyarlar'a girmeyi düşünsem de vazgeçiyorum. Akyarlar'dan hemen sonra iskele yapıp dönüyorum. Bodrum'a giden rotada hemen soldaki koya gireceğim. Ama olmuyor. Demirdeki gezi tekneleri geçişimi engellediğinden yelkeni indirip demir atmak zorunda kalıyorum.

Bulunduğum nokta rüzgarın bir oradan bir buradan dönüp vurduğu son derece rahatsız edici bir yer. Demir alıyorum. Yeniden hareket ediyorum. Rüzgar sertleştiği için yelkeni tam basmıyorum.

Tekrat hareket ettikten yaklaşık beş dakika sonra  uzaktan TCSGK botu beliriyor. Düşündüğüm gibi bana geliyor. Çok hızlı ve yakın. Aniden yavaşlayıp yanımda duruyor. Bu arada botun dik dalgaları gelip Ebabil'i havalandırıyor. Ebabil şaha kalkmış at gibi yükselip güm güm suya vuruyor. Bottaki asker :

- "İyi günler efendim. Yardıma ihtiyacınız var mı?"

-"İyi günler. Varsa su rica edeyim."

Bu, neredeyse bu gibi durumlarda benim repliğim oldu. Su hayattır. Suyum olsa bile bu yüzden isterim.
Kepçenin içine kapalı su bardaklarından koyup uzatıyorlar. Teşekkür ediyorum. Selamlaşıp ayrılıyoruz. Selam olsun 3 numaralı TCSGK botuna.

Yoluma devam ettikçe dalgalar büyüyor. Aralıklarla  üçer üçer gelen dalgalar başlıyor. Bunlar Güllük Körfezindeki dalgalardan daha büyük. Zaman zaman dümen tutmakta zorlansam da Ebabil"in durumu iyi. Rüzgarın biraz azalması  ve Ebabil'e olan güvenimin artması üzerine yelkeni tam basıyorum . Ebabil hızlanıyor. Dümen tutmak artık çok kolay. Ebabil dalgalarla sevişiyor. Sonunda Ebabil'le ikimiz su oluyoruz. Deniz oluyoruz. Keyfimize diyecek yok.

Kara Adaya iyice yaklaştık. Adaya paralel seyrederken girip geceleyeceğimiz bir yer bakınıyorum. Bir ara başımı kıçtan gelen denizlere çevirince dev dalgaların bize doğru gelişini görüyorum. Ama Ebabil bunları umursamıyor. Artık bir lodos fırtınasında sınavdan geçmeyi hak etti.

Kara Adanın güneyinde bir koya sapıyorum. Düdüğümü öttürüp orada demirde olan teknelerden yardım istiyorum. Bir dingi gelip beni kıyıya kadar çekiyor. Çeken denizcinin adı Boris. Dünya turunda mısınız, hangi ülkedensiniz diye soruyor. Hayır, ama hazırlanıyorum. Túrkiye. Ben ona teşekkür ederken bir şeye ihtiyacım olursa teknelerine olduklarını söylüyor.

Sonraki gün Çökertmeye varıyorum. Samarkand Bodrum guletinin kaptanı Erol beyin yardımıyla lokantaların olduğu yerin denizden bakınca solundaki koya demirliyorum. Bir sonraki gün de o koyun yanındaki Mandıra Filozofu koyuna...

Yardımları için TCSGK 3 numaralı botuna, Gülümser Özharar'a, Hakan Erim'e, Sailing Kalamari Yacht Club'a ve sayısız denizciye teşekkürler. Kuşlar birbirlerinin kanatları ardında uçarlar.
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: O.Utku Uçkan - 11 Eylül 2019, 10:42:06
Yolun açık, rüzgarın ve dalgaların kolayına her şey gönlünce olsun. :)xx :)xx :)xx
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Enes Save - 12 Eylül 2019, 07:23:29
Teşekkürler  Utku dede.
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Enes Save - 12 Eylül 2019, 13:41:57
Çökertme

(https://i.hizliresim.com/9YA32r.jpg) (https://hizliresim.com/9YA32r)
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Enes Save - 16 Eylül 2019, 13:49:30
Güncellemek için bildireyim dedim. İstanbul'a gidip ailemle bir hafta kadar geçirdikten sonra Gökova'ya  dönüşte yanımda demir atarken kullanacağım zinciri de götürdüm. Ebabil zincirine ben huzura kavuştuk.
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Deniz Akaltan - 16 Eylül 2019, 17:16:00
Ebabil ve Reis'i yanıbaşımızdan geçip gitmiş. Keyifli, güvenli ve huzurlu seyirler dilerim Enes Reis.
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Enes Save - 16 Eylül 2019, 17:22:12
Deniz reis teşekkür ederim.

Ne zaman nereye varacağım belli olmadığından rahatsız etmek istemedim. Umarım bir sonrakinde ziyaret etme olanağı bulurum.
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Deniz Akaltan - 16 Eylül 2019, 17:25:51
Deniz reis teşekkür ederim.

Ne zaman nereye varacağım belli olmadığından rahatsız etmek istemedim. Umarım bir sonrakinde ziyaret etme olanağı bulurum.

Rahatsız etmezsin Enes Reis, her zaman beklerim, rüzgar nedeniyle aykırı kalırsak da ben gelirim.
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Enes Save - 16 Eylül 2019, 20:11:59
Erken bir soru olsa da planlama yapmak için sormam gerekiyor. Daha çok güneyli rüzgarlarla İstanbul'a varmayı umuyorum. Bu durumda rota önerisi alabilir miyim?

Alternatif rota önerilerine de açığım.
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Ahmet Kabaalioğlu - 17 Eylül 2019, 00:17:24
Erken bir soru olsa da planlama yapmak için sormam gerekiyor. Daha çok güneyli rüzgarlarla İstanbul'a varmayı umuyorum. Bu durumda rota önerisi alabilir miyim?

Alternatif rota önerilerine de açığım.

Nasıl ayaklardan oluşan bir rota düşünüyorsun? Ayaklar arası mesafe ne olmalı? Ne bileyim standart bir hız tahmin etmeyince bunu planlamak ve tavsiyede bulunmak zor.

Bence ayaklar arası mesafe ve tedarik ayaklarını belkide sadece hava durumu tek başına en büyük etkenlerden biri. Yola çıkınca havanın akışı durumu etkileyecek gibi görünüyor.
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Enes Save - 17 Eylül 2019, 01:03:54
Bir örnekle ifade etmeye çalışayım sevgili Ahmet.

Lodos başladı. Apaz seyriyle kıyıdan uzaklaştım. Lodod sertleşti. Geniş apaza veya pupaya geçip devam ediyorum. Ta ki rüzgar ilerlememi engelleyecek  şekilde yön değiştirene kadar böyle. Rüzgar gitmemi engelleyince en olası sığınma yerine kaçış.

Başka bir seyir şekli de karadan denize esen ama kolayına olan rüzgarları kullanmak. Yani zaman zaman Güllük'te kolayına rüzgarları yakaladığımda yaptığım gibi.

Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Enes Save - 17 Eylül 2019, 01:06:14
Dediğim gibi serbest düşünelim. Örneğin Ebabil'i Ege'nin ortasından geçirmek de isteyebiliriz.
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Öcal Turan - 17 Eylül 2019, 02:06:43
Zor soru Enes .
Kendi teknem olsa huyunu bildigim icin kolay da ,  Ebabil için sen biliyorsun.
Ama tavsiyem Samos boğazından geç , boğaz a girişte tavşan adası arkasında ufak Nero koyu var orada dinle ve boğazı geçince Türk sularını takip et.
Yunan sularından sakın.  Hem Yunan yeni vergileri , hem olacak bir aksaklıklar da cezalar ,  hem de Ebabil in şeklinden dolayı belki de mülteci sanıp sıkıntı çıkarmamalar için. :)
Yolu sen biliyorsun zaten.
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Ahmet Kabaalioğlu - 17 Eylül 2019, 09:07:21
Bir örnekle ifade etmeye çalışayım sevgili Ahmet.

Lodos başladı. Apaz seyriyle kıyıdan uzaklaştım. Lodod sertleşti. Geniş apaza veya pupaya geçip devam ediyorum. Ta ki rüzgar ilerlememi engelleyecek  şekilde yön değiştirene kadar böyle. Rüzgar gitmemi engelleyince en olası sığınma yerine kaçış.

Başka bir seyir şekli de karadan denize esen ama kolayına olan rüzgarları kullanmak. Yani zaman zaman Güllük'te kolayına rüzgarları yakaladığımda yaptığım gibi.

Benim lodoslu günler ile izlenimim şu şekilde kışı hesaba katmazsak mevsim geçişlerinde yani baharlarda istikrarlı lodos  3 gün civarı sürüyor. Bunun iki günü genelde fırtına düzeyinde oluyor. Sonrasında büyük yağmur ve elektrikli hava gelip bir kaç gün daha devam ediyor ve etkilediği bölgenin en kuzey ucunda yeterli soğuma gerçekleşince , bir anda dönüveriyor kuzeye. Bazen arada ölü iki üç gün olduğu oluyor. Bu yüzden ege tırmanışı açık denizden kanoyla nasıl yapılır bilemem. Bu bir hazırlık ve lodosla olan hesaplaşma olacaksa tabi ki  gidilir.  Ama yine de Ege'nin ortasını yani Midilli Batısını falan kesinlikle düşünmezdim. İşin içinde rüzgarsız kalmak olunca sıkıntılı bir durum. Çünkü olayı okyanus gibi düşünme , egenin ortası otoban gibi bir trafiğe sahip. Gece o trafiğin yakınında yada ortasında, üzerinde güç olmayan bir tekneyle kalmak sıkıntılı olabilir.
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Enes Save - 17 Eylül 2019, 14:26:08
Sevgili Ahmet,

Yorumların için teşekkür ederim.

Düşüncelerini yazıya dökme şeklin yanıtına ayrı bir lezzet katmış.
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Enes Save - 17 Eylül 2019, 14:27:44
Zor soru Enes .
Kendi teknem olsa huyunu bildigim icin kolay da ,  Ebabil için sen biliyorsun.
Ama tavsiyem Samos boğazından geç , boğaz a girişte tavşan adası arkasında ufak Nero koyu var orada dinle ve boğazı geçince Türk sularını takip et.
Yunan sularından sakın.  Hem Yunan yeni vergileri , hem olacak bir aksaklıklar da cezalar ,  hem de Ebabil in şeklinden dolayı belki de mülteci sanıp sıkıntı çıkarmamalar için. :)
Yolu sen biliyorsun zaten.

Öcal abi,

Yorumların için teşekkür ederim. Görüşmek dileğiyle.
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Enes Save - 28 Eylül 2019, 17:50:54
Çökertme,

Geleli bir ay oldu. Sana ne kadar da çabuk alışmışım. Sanki bir ömürdür buradayım. Fakat seni terk etmem gerekiyor. Çünkü gitmem gereken bir yol, edinmem gereken deneyimler var.

Sessizliğini, sakinliğini özleyeceğim. En çok da otostop çekmeyi...

Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Enes Save - 06 Ekim 2019, 20:20:42
İyi akşamlar,

Ebabil bir süredir seyirde. Anılarımı aktarmak isterdim. Ancak yazmaya fırsat bulamıyorum. Anılarımı yazmaya başlayana kadar size özellikle seyir  sonrası konakladığım yerlerle ilgili resimler göndereceğim. Umarım beğenirsiniz.

KİSE BÜKÜ

(https://i.postimg.cc/9Dtc7jYK/20191002-130632.jpg) (https://postimg.cc/9Dtc7jYK)
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Ahmet Kabaalioğlu - 06 Ekim 2019, 22:34:41
 Selametle....
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Enes Save - 09 Ekim 2019, 05:58:58
Orak Adası
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Öcal Turan - 09 Ekim 2019, 06:49:47
Orak Adası

Selametle , Enes.
Yaparsın sen. ://
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: O.Utku Uçkan - 09 Ekim 2019, 12:13:56
Kolay gelsin.Fotoğrafı incelerken aklıma geldi, senin Ebabil'in malzemesi yosun tutmuyor  değil mi?
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Enes Save - 09 Ekim 2019, 20:44:37
Yosun tutuyor Utku dede. Zemin alanı küçük olduğu için temizlemesi zor değil.
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Enes Save - 10 Ekim 2019, 14:53:16
(https://i.postimg.cc/CRC9b920/20191010-144544.jpg) (https://postimg.cc/CRC9b920)
Nereden başlayacağımı bir türlü bilemedim. Yeniden yazı yazmaya nasıl başlayabilirdim? En iyisi sonan başlayıp yazının gidişatını görmek.

Bugün Bodrum Turgutreis’te dördüncü günüm. Deniz daha doğrusu rüzgar geçit vermiyor. Bu nedenle en uzun konaklamalardan birisini burada yapıyorum. Şu anda Ebabil’in bulunduğu nokta D-Marin Turgutreisin girişinde halka açık batılı rüzgarlara ise kapalı bir alan. Ebabil burada demirli. Üstündeki çadırla birlikte rıhtımda yürüyüş yapanların epey ilgisini çekiyor. Buraya Gülümser Korsanın önerisi ile demirledim. İyi ki öyle yapmışım.

Buraya güneyli rüzgarların desteğiyle kuş uçuşu yaklaşık yiri deniz mili seyirden sonra vardık. Bir parantez açmak istiyorum. Enerji kaynağı eksikliği yüzünden yazılarımı bir sure için elektronik ortamda değil, deftere kaydetme kararı aldım.

Nerede kaldık? Turgurtreise varışımız… demirlediğimin ilk gecesi biraz zor geçti. Ilk saatlerinde içeri doğru girmeyen dalgalar içeri girmeye başladı. Buna rüzgarın zaman zaman içinde yattığım çadırın parçalanacağına dair korkunun artmasını ekleyelim. Soluğu pruvada aldım. Daha fazla zincir döşedim. Böylece demirin tarama olasışığı azalacak, Ebabil kıyıya uzanmayacaktı.

Bu şekilde sabahı bulduk. Sabah az da olsa yağan yağmur, rüzgarı dindirdi, havayı rahatlattı. Iyi geçmeyen ir gecenin ardından kendime bir konaklama izni verdim. Iyi mi yaptım yoksa kötümü bilmiyorum. Çünkü seyir yaparak değerlendirmediğim 3 günü bugünlerde Turgutreise çakılarak ödüyordum. Bir yandan da kişisel depomda o gün enerji kalmadığı için ilerlemeyi sürdürmek riskli olabilirdi. Anlaşılan o ki, direncimi artırmak için ek çalışmalar yapmalıyım.

 

Zaten iletişim halinde olduğumuz Deniz Akaltan’a mesaj gönderdim. Bir sonraki gün için sözleştik.

Bundan sonra kıyıya çıkıp biraz erzak tedarik etmeliydim. Bunun için hazırlanmaya başladım. Küçük sırt çantamı, büyük sırt çantamı, içinde değerli eşyalarımın olduğu plastic kavanozu, ayakkabılarımı ve şu anda hatıtlayamadığım bir kaç eşyamı su geçirmez çantaya sığdırdım. Çantayı suya bıraktım, yüzüyor. Öyleyse sorun yok. Ayaklarımda deniz botlarım suya atladım.
Çantayı sol koltukaltımla kavrayıp ayaklarımın ve sağ elimin yardımıyla yüzerek kıyıya çıktım. Yüzerken denizin dip yapısının kumluk olduğunu fark ettim.  Keza daha kıyı da öyle.  Demek Ebabil kıyıya savrulsaymış bir zarar görmeyecekmiş. Sevindim.

Kıyıya çıkınca bir soyunma kabinin olduğunu görünce hiç zaman kaybetmedim. Su geçirmez çantayı boşalttıktan sonra bütün eşyalarımı büyük sırt çantasının içine yerleştirip sırtıma çektim.  Artık bir kara adamı daha doğrusu bir kara gezgini sayılabilirdim.

Rıhtıma çıktığımda gözüme ilk çarpan...  oldu.
Rıhtımın bitiminde başlayan...  Tsrtan zeminli bu yaya yürüyüş yolu onun yanında bisiklet yolu, bu yolu motorlu taşıt yolundan ayıran bitki ve ağaçlar, nihayet gidiş gelişli motorlu araç yolu. Güzel bir düzenleme...

Rıhtımda Akyarlar yönüne doğru yüz metre kadar yürüdükten sonra Bulvarıın karşısına geçip erzak temini için süpermarkete girdim. Dört adet bel litrelik içme suyu çeşitli bisküvitlerden ikişer üçer adet satın aldıktan sonra sahile götürdüm. Yüzerek kanoya çıktım. Kanoyu sahile getirdim. Eşyaları ve erzakları yükleyip alargaya çekildim. Bir süre uyuduktan sonra çadırın içindeki sıcaklıktan dolayı uyandım. Çadırdan çıkıp şöyle bir etrafıma bakındım.

Alt yapısı benim açımdan oldukça iyi bir yer Turgutreis. Emniyetli bir demirleme yeri. Hemen orada bir süpermarket...

Kısa bir süre sonra çevreyi tanımak için karaya çıktım. Bulvardan geçen bir minibüse Yalıkavağa nasıl gidebileceğimi sorup marina yönüne doğru yürümeye başladım. Bel dakikalık bir yürüyüşten sonra alt tarafta bir tuvalet keşfedip içeri girdim. Temiz ve kullanışlı...

Oradan çıkıp yürümeyi sürdürdüm. Beş dakika sonra bir esnafa otogarın yerini sordum. On dakikalık bir yürüyüş daha yapıp otogara ulaştım.  Dolmuşlar akşam saat dokuza kadar saatte bir saat başlarında hareket ediyormuş.

... Ulaşım turumuzu da tamamamladım derken gözüme duş alabikeceğim bir yer çarpıyor. Dışarıdan pek davetkar görünmüyor. Aynı gün iöinde kanoya gidip geldikten sonra orada banyo yaptım.  Temiz bir banyo değil ama yapacak birşey yok.  Yıkanmam lazım.

Denizci olmak için bir çok niteliğe sahip olmak gerekli. Bu nitelikletden belki de biri " uyumlu olmak,  çözüm üretmek "...

Banyomu yapıp sakal tıraşımı da olduktan sonra aynada kendime bakıyorum.  Kendi kendime " Biraz insana benzedin " deyip keyifleniyorum.

Banyodan çıkınca hemen orada bir esb lokantası bulup sıcak yemek ihtiyacımı da gideriyorum. Yemekten sonra kendimi bir arkadaşımın deyişiyle " mükemmelden biraz daha iyi " hissediyorum.

Temizim, lokum gibiyim. 

İlk günü çevreyi ihtiyacım kadar tanıyacak şekilde geçirdikten sonra Ebabile dönüp günü sonlandırdım.
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Enes Save - 11 Ekim 2019, 13:36:38
(https://i.postimg.cc/DSB8cr1t/20191011-132051.jpg) (https://postimg.cc/DSB8cr1t)


(https://i.postimg.cc/475fJZwj/20191011-132137.jpg) (https://postimg.cc/475fJZwj)


(https://i.postimg.cc/625sfZL1/20191011-132213.jpg) (https://postimg.cc/625sfZL1)


(https://i.postimg.cc/HVTScmzB/20191011-132240.jpg) (https://postimg.cc/HVTScmzB)
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Enes Save - 12 Ekim 2019, 10:48:50

(https://i.postimg.cc/MMBgznKN/20191012-104213.jpg) (https://postimg.cc/MMBgznKN)


(https://i.postimg.cc/xXbZvkLC/20191012-104232.jpg) (https://postimg.cc/xXbZvkLC)

Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Enes Save - 14 Ekim 2019, 11:41:33
İyi günler,

Aşağıdaki bağlantıda Turgutreis'te tanıştığım Ömür reisin tavada balık tarifini izleyebilirsiniz.

Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Ahmet Kabaalioğlu - 14 Ekim 2019, 15:12:00
İyi günler,

Aşağıdaki bağlantıda Turgutreis'te tanıştığım Ömür reisin tavada balık tarifini izleyebilirsiniz.



İzmarit ve diğer kalın derili balıklar da  bu şekilde güzel olur. Bizim oralardaki adı "b.klu kebap" diye söylenir. Ama bizde bu balıktan yok.
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Öcal Turan - 14 Ekim 2019, 15:59:30
Egede de adı aynı bu kebabın..  Sanırım Enes reis e kibarlık yapmışlar.  :D
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Ahmet Kabaalioğlu - 14 Ekim 2019, 16:35:48
Egede de adı aynı bu kebabın..  Sanırım Enes reis e kibarlık yapmışlar.  :D

Öcal Abi, bazı tatlı su balıklarının derileri çok kalın oluyor. Onları şişe takıp, yada bir çubuğa direkt ateşte yapıyorlar bunu. Aynı şekilde sırt tarafını yiyip karın tarafına dokunmadan yeniyor.
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Ahmet Kabaalioğlu - 14 Ekim 2019, 23:43:59

(https://i.postimg.cc/MMBgznKN/20191012-104213.jpg) (https://postimg.cc/MMBgznKN)


(https://i.postimg.cc/xXbZvkLC/20191012-104232.jpg) (https://postimg.cc/xXbZvkLC)

Söylemeden geçemiycem, Abi el yazın çok güzelmiş.
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Enes Save - 15 Ekim 2019, 10:46:43
İyi günler,

Alman koyu - Turgutreis Seyriyle ilgili kısa videolar aşağıdaki oynatma listesinden izlenebilir.

https://www.youtube.com/playlist?list=PL-1k5g8CBibvfUvnX5qXEJW5geY_Gzppf
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Ahmet Kabaalioğlu - 15 Ekim 2019, 13:10:33
Mücahit Reisten sürpriz var . Günlüğün ilk sayfasını bilgisayar ortamına taşımış, eline sağlık  Mücahit Reis.




(https://i.postimg.cc/CRC9b920/20191010-144544.jpg) (https://postimg.cc/CRC9b920)
Nereden başlayacağımı bir türlü bilemedim. Yeniden yazı yazmaya nasıl başlayabilirdim? En iyisi sondan başlayıp yazının gidişatını görmek.

Bugün Bodrum Turgutreis’te dördüncü günüm. Deniz daha doğrusu rüzgar geçit vermiyor. Bu nedenle en uzun konaklamalardan birisini burada yapıyorum. Şu anda Ebabil’in bulunduğu nokta D-Marin Turgutreisin girişinde halka açık batılı rüzgarlara ise kapalı bir alan. Ebabil burada demirli. Üstündeki çadırla birlikte rıhtımda yürüyüş yapanların epey ilgisini çekiyor. Buraya Gülümser Korsanın önerisi ile demirledim. İyi ki öyle yapmışım.

Buraya güneyli rüzgarların desteğiyle kuş uçuşu yaklaşık yirmi deniz mili seyirden sonra vardık. Bir parantez açmak istiyorum. Enerji kaynağı eksikliği yüzünden yazılarımı bir sure için elektronik ortamda değil, deftere kaydetme kararı aldım.

Nerede kaldık? Turgurtreise varışımız… demirlediğimin ilk gecesi biraz zor geçti. Ilk saatlerinde içeri doğru girmeyen dalgalar içeri girmeye başladı. Buna rüzgarın zaman zaman içinde yattığım çadırın parçalanacağına dair korkunun artmasını ekleyelim. Soluğu pruvada aldım. Daha fazla zincir döşedim. Böylece demirin tarama olasılığı azalacak, Ebabil kıyıya uzanmayacaktı.

Bu şekilde sabahı bulduk. Sabah az da olsa yağan yağmur, rüzgarı dindirdi, havayı rahatlattı. Iyi geçmeyen bir gecenin ardından kendime bir konaklama izni verdim. Iyi mi yaptım yoksa kötümü bilmiyorum. Çünkü seyir yaparak değerlendirmediğim 3 günü bugünlerde Turgutreise çakılarak ödüyordum. Bir yandan da kişisel depomda o gün enerji kalmadığı için ilerlemeyi sürdürmek riskli olabilirdi. Anlaşılan o ki, direncimi artırmak için ek çalışmalar yapmalıyım.

 

Zaten iletişim halinde olduğumuz Deniz Akaltan’a mesaj gönderdim. Bir sonraki gün için sözleştik.

Bundan sonra kıyıya çıkıp biraz erzak tedarik etmeliydim. Bunun için hazırlanmaya başladım. Küçük sırt çantamı, büyük sırt çantamı, içinde değerli eşyalarımın olduğu plastic kavanozu, ayakkabılarımı ve şu anda hatıtlayamadığım bir kaç eşyamı su geçirmez çantaya sığdırdım. Çantayı suya bıraktım, yüzüyor. Öyleyse sorun yok. Ayaklarımda deniz botlarım suya atladım.
Çantayı sol koltukaltımla kavrayıp ayaklarımın ve sağ elimin yardımıyla yüzerek kıyıya çıktım. Yüzerken denizin dip yapısının kumluk olduğunu fark ettim.  Keza daha kıyı da öyle.  Demek Ebabil kıyıya savrulsaymış bir zarar görmeyecekmiş. Sevindim.

Kıyıya çıkınca bir soyunma kabinin olduğunu görünce hiç zaman kaybetmedim. Su geçirmez çantayı boşalttıktan sonra bütün eşyalarımı büyük sırt çantasının içine yerleştirip sırtıma çektim.  Artık bir kara adamı daha doğrusu bir kara gezgini sayılabilirdim.

Rıhtıma çıktığımda gözüme ilk çarpan...  oldu.
Rıhtımın bitiminde başlayan...  Taştan zeminli bu yaya yürüyüş yolu onun yanında bisiklet yolu, bu yolu motorlu taşıt yolundan ayıran bitki ve ağaçlar, nihayet gidiş gelişli motorlu araç yolu. Güzel bir düzenleme...

Rıhtımda Akyarlar yönüne doğru yüz metre kadar yürüdükten sonra Bulvarın karşısına geçip erzak temini için süpermarkete girdim. Dört adet beş litrelik içme suyu çeşitli bisküvitlerden ikişer üçer adet satın aldıktan sonra sahile götürdüm. Yüzerek kanoya çıktım. Kanoyu sahile getirdim. Eşyaları ve erzakları yükleyip alargaya çekildim. Bir süre uyuduktan sonra çadırın içindeki sıcaklıktan dolayı uyandım. Çadırdan çıkıp şöyle bir etrafıma bakındım.

Alt yapısı benim açımdan oldukça iyi bir yer Turgutreis. Emniyetli bir demirleme yeri. Hemen orada bir süpermarket...

Kısa bir süre sonra çevreyi tanımak için karaya çıktım. Bulvardan geçen bir minibüse Yalıkavağa nasıl gidebileceğimi sorup marina yönüne doğru yürümeye başladım. Beş dakikalık bir yürüyüşten sonra alt tarafta bir tuvalet keşfedip içeri girdim. Temiz ve kullanışlı...

Oradan çıkıp yürümeyi sürdürdüm. Beş dakika sonra bir esnafa otogarın yerini sordum. On dakikalık bir yürüyüş daha yapıp otogara ulaştım.  Dolmuşlar akşam saat dokuza kadar saatte bir saat başlarında hareket ediyormuş.

... Ulaşım turumuzu da tamamamladım derken gözüme duş alabileceğim bir yer çarpıyor. Dışarıdan pek davetkar görünmüyor. Aynı gün içinde kanoya gidip geldikten sonra orada banyo yaptım.  Temiz bir banyo değil ama yapacak birşey yok.  Yıkanmam lazım.

Denizci olmak için bir çok niteliğe sahip olmak gerekli. Bu nitelikletden belki de biri " uyumlu olmak,  çözüm üretmek "...

Banyomu yapıp sakal tıraşımı da olduktan sonra aynada kendime bakıyorum.  Kendi kendime " Biraz insana benzedin " deyip keyifleniyorum.

Banyodan çıkınca hemen orada bir esnaf lokantası bulup sıcak yemek ihtiyacımı da gideriyorum. Yemekten sonra kendimi bir arkadaşımın deyişiyle " mükemmelden biraz daha iyi " hissediyorum.

Temizim, lokum gibiyim. 

İlk günü çevreyi ihtiyacım kadar tanıyacak şekilde geçirdikten sonra Ebabile dönüp günü sonlandırdım.

İkinci gün öğlenden sonra sözleştiğimiz gibi Yalıkavağa gidip Deniz Akaltan'ı ziyaret ettim. Nazik sohbeti, keyifli içten arkadaşımızla gerçek hayatta da tanışmaktan onur duydum.  Ebabili bir rüzgar atarsa görüşmek dileğiyle vedalaştık.
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Mücahit Karabaş - 15 Ekim 2019, 13:56:59
(https://i.postimg.cc/DSB8cr1t/20191011-132051.jpg) (https://postimg.cc/DSB8cr1t)


(https://i.postimg.cc/475fJZwj/20191011-132137.jpg) (https://postimg.cc/475fJZwj)


Bir sonraki gün yine Ebabilde uyanınca kıyıya çıkmak istediğimde artık yüzmeden ıslanmadan çıkmaya karar verdim.  Bu amaçla çocuk botunu üfleyerek şişirdim. Şişirirken nefes alıp verme esnasında bayılacak hale gelmemiş olmak beni sevindirdi.  Demek ki bu alandaki kapasite ve direncim artmış.


Çocuk botuyla sahile çıkıp kuru bir şekilde karaya çıkmak günün başarılı noktasıydı. Durup biraz düşürünce kendimi motive etmek için küçük başarıları günlük yaşantımın içinde ne kadar önemsediğimi, birçok şey için başarı hikayesi yaratmaya çalıştığımı ve bunun bana iyi geldiğini fark ettim.

Teknik anlamda pek benzemese de zihinsel anlamda küçük bir dünya turu yapıyorum diye düşünüyorum. Bu iyi geliyor.  Hiç prova yapmamaktansa bu şekilde bir ilerleyiş pek küçümsenmemeli diye düşünüyorum.

Ah pardon! Üçüncü günle ilgili önemli bir noktayı atlamışım. Hatıralarım birbirine karışmaya başladı.  Dökümantasyonu biran önce bitirmem gerekiyor. Yoksa anılarım uçup gidecek. 

Üçüncü gün aslında Ebabil'le yol kat etmek maksadıyla demir alarak başladı.  kürekle önce marina mendireğini geçtim. Sonra bir o kadar daha yol kat ettim. Fakat tersten esen bir rüzgar başladı. Kıyıya yönelip yeni bir yerde demir atsam diye düşünsem de eski demir yerine dönmek daha mantıklı geldi.  Ne de olsa aşina olduğum bir yer.  Eski demir yerimde günü sonlandırırken telefon şarj durumunun kritik seviyeye yaklaştığını fark ettim.  O gün nedense çekingenliğim üstümdeydi. Karada kaynak aramaya çalışmadım. Her zaman başını ağrıttığım sevgili Gülümser'i de aramak istemedim. Aklıma ROTA 660 Hakan Hilmi Kavaklıoğlu geldi. Ona telefon edip durumu açıkladım. Bir süre sonra sevgili Hakan'ın telefon ettiği grup başkanı Halil de telefon edip beni arkadaşı Uysal Abiye yönlendirdi. Uysal Abi de akşam karanlığında gelip boş olan seyahat şarj bataryamı alıp gitti.

Dördüncü gün Uysal Abi, başkan Halil akşam üzeri geldiler. Akşam bir vakitte Uysal Abinin arkadaşı İsmail de aramıza katıldı.  Kurdukları güzel bir sofrada yenildi içildi sohbet edildi.

Buradan Hakan, Halil, Uysal Abi ve İsmail nezdinde Rota 660 camiasına selam olsun.


Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Enes Save - 15 Ekim 2019, 14:02:22
Harika!

Çok teşekkür ederim sevgili Mücahit.
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Mücahit Karabaş - 15 Ekim 2019, 14:06:11
Harika!

Çok teşekkür ederim sevgili Mücahit.

Rica ederim kalanı da yarına kadar bitirmeye çalışırım. Kalemine sağlık. Zevkle okuyorum. Deşifre ediyorum. Ebabil'in de hastasıyız.  :) Selametle.
Hakan Hilmi Kavaklıoğlu Abi harika birisi. Biz de yukarı çıkarken hatırımızı sordu. Yardımlık bir şey olursa bir saatte size ulaşırım dedi. Sağolsun.
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Kenan Biçen - 15 Ekim 2019, 15:21:31

 Enes öncelikle paylaşımın için çok teşekkürler.
Oralarda güzel günler geçirdin,iyi pratikler yaptın,en azından tekneni daha iyi tanımaya başlayıp eksiklerini belirledin.Bize de marintraficden ve buradan takip etmek düştü.
 Ancaak...Güzel el yazına söyleyecek hiçbir şeyim yok,Ahmet'in dediği gibi harika bir yazın var.
Kısacası problem benim , okuyamamak.ilerlemiş gözlerim 4 numara yakın gözlüğüne rağmen ilk bölümü zor tamamladım.Resimleri büyütmeme rağmen zor görüşten dolayı heceliye heceliye ,okuduğumdan da bir şey anlamadım.Tabiki seni üzmemek için bir şey yazmadım, sanırım problem benden kaynaklı, kimse şikayet etmediğine göre.

Ve Hızır Mücahit reis her zamanki gibi yetişti, çözüm buldu.Bu arada Mücahit'in senin doktor olmadığına şükrettiğini varsayıyorum  :)
Mücahit emeklerine sağlık kardeşim, teşekkürler.
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Mücahit Karabaş - 15 Ekim 2019, 18:41:04
Enes Save'nin Bodrum  Günlüğü Devamı...

Bugün beşinci gün 11 Ekim 2019. Sabah aniden tuvalet ihtiyacı ile uyandım.  Alelacele karaya çıkıp marina girişinin yüz- yüz elli metre ilerisindeki tuvalete zor yetiştim. Ama kapı kilitli! Ne yapsam diye düşünürken gözüme karşıdaki başka bir süpermarketin yanındaki kafe ilişti.  Hemen gidip durumu açıkladım. Neyse ki tuvaletleri varmış.  Tuvalet çıkışında ıspanaklı börek ve çay siparişi verip kendimi ödüllendirildim. İyi başlamayan günü düzeltmem gerekiyordu. Kahvaltıdan sonra keyfim iyice yerine gelmiş olmalı ki yaşadıklarımı anılarımı kaleme almaya başladım.

Bir süre böyle devam etti.  İkinci çayı içtikten sonra kalkıp kanoya gideyim diye düşündüm.  Sahile vardığımda bir akşam önce selamlaştığımız Ömür beni  sahilde balıklı kahvaltıya davet etti. Kanoya uğrayıp bir kaç parça eşya aldıktan sonra geri döndüğümde balıklı kahvaltı hazırdı bile.  Ömür balığın usulünü şöyle tarif etti. Yiyeceğimiz balık ıskarta balık yani ticari değeri olmayan ağlardan çıkan lapin benzeri pullu bir balık. Balık hiç ayıklanmıyor. (boklu kalıyor)  Isınan tavaya biraz tuz serpilip balığın kendi yağıyla pişmesi sağlanıyor.  Piştikten sonra balığın önce üst dikenleri sonrasında pullu derisi alınıp eti ortaya çıkarılıyor.  Etin üstüne zeytinyağı limon ve tuzdan oluşan bir karışım serpiştirilip afiyetle yeniliyor.  Elinize sağlık Ömür arkadaşım.

Günümüz devam ediyor.  Turgutreise nasıl geldik onun anılarını yazayım. Pabuç Koyunun yanındaki koyda bir gece geçirdim.  Koyun adının Alman Koyu olduğunu şimdilerde "Sea Garden" olarak anıldığını sonradan Rota 660 başkanı Halilden öğrendim.

Demirlediğim yer Pabuç Koyundan Alman Koyuna geçerken Alman Koyu girişindeydi. Burnun yaklaşık on kulaç iç tarafı.  Çıpayı attığım dip yapısı kayalık. Emniyet halatı ile kanoyu kıçtan karaya bağlayıp ikinci emniyet almak için kullandım. Önce dümen palasını yerine takarak güne başlıyorum.  Sonrasında emniyet halatını toplayıp kıç tarafta kanoya yaklaşıp çıkıyorum.  Bu prosedürü izlerken herhangi bir dalganın çıkmamış olması bir şans. Çıksaydı kano kıçtan kayaların üstüne oturabilirdi. Kanoda bağlı emniyet halatını çözdükten sonra kanoya selametle geçip bu sefer mizana yelkenimi fora ediyorum. Ardindan demir alıyorum.  Demir alırken iki zinciri birleştiren halatın dipteki kaya yapısı tarafından hırpalanmadığını görmek sevindirici. Demir aldıktan sonra kıça geçip gerekli manevrayı yani sancağa doğru yaklaşık yüz seksen derece dönüşü gerçekleştirmek üzere küreği ve dümeni kullanıyorum.  Sonrasında yelken sancak kontrada seyre koyuluyorum. O günkü rota Bodrum Merkez. Hava tahmini doğru çıkarsa iyi ve rahat bir seyir bizi bekliyor. 

Pabuç Koyunun burnuna gelince rüzgar kesilse de o kısa bölümü kürek çekerek atlayıp yine yelken seyrine geçiyorum.  Rüzgar kesilince kürek seyri başlıyor.

Bu esnada kıçtan 3-4 teknelik bir Rota Neta filotillası yaklaşıp geçiyor. Balık avındalar sırtı çekiyorlar. İçlerinden biri selam veriyor.  Karşılık veriyorum.  Meğer filotillada Halil Başkan da varmış. Kara Adayı iskele bordaya yakın bir hizada gördüğümde rüzgarın hızı azıcık daha artıyor. Kara Adanın güneyine yönelip doğrudan Akyarlara mı rota tutsam?  Rüzgar istediğim şekilde devam etmezse diye düşünerek bu düşünceden sıyrılıyorum. Anakaradan ayrılma!

Anın tadını arttırmalı. El kamerasını çıkarıp video kaydı yapmaya koyuluyorum.
 
Usul usul devam eden rüzgar cesaretimi arttırıyor. Bodruma uğramadan Ortakente geçmeye çalışayım diyorum.  Kara Adanın kuzey ucuna dümen tutmaya başlıyorum.

Adanın kuzey ucuna ulaşınca o günkü tatminsiz ruh halim beni rahat bırakmıyor.  Pruvayı Akyarlara çeviriyorum. Tabi bunu niye adanın güneyindeyken yapmadığım, yolu uzattığım konusunda kendimi sorgulamadan geçemiyorum. Adanın ucunda azalan rüzgarla kürek yelken seyrine geçiyorum. Adadan neta olunca rüzgar artıyor Ebabil hızlanıyor. Her ne kadar Ebabilin koşullarında alabora olma tehlikesi olmasa da trapeze çıkıyorum.  Tehlike yok. Çünkü küçük gövde rüzgar altında ve rüzgar büyük olan gövdeyi kaldırabilecek derecede kuvvetli esmiyor.

Trapez derken kastettiğim kelimenin tam anlamıyla değil. Ayağa kalkıp mizana direğine gittikten sonra ayakta mizanaya tutunup bedenimin ağırlığını büyük gövdenin iskele tarafının dışına yani rüzgarın geldiği yöne doğru veriyorum. Bir taraftan da kıç tarafta suda yüzen emniyet halatını gözlüyorum.  Suya düşersem ona tutunmalıyım.

Dümen mi? Dümen tutmuyorum. Çünkü Ebabil nereye doğru gitmesi gerektiğini biliyor.  Benden daha kararlı.

Trapez keyfi uzun sürmüyor. Rüzgar hafifliyor. Öyle ki, kürek yelken seyre devam ediyorum.

İte kaka birkaç saat sonra Akyarların çıkışına ulaşıyorum. Tam pruvada  TCSGK SAGET-27 bot var.

Ona yaklaşırken çapariz vermemek için emniyet halatımı sudan toplayıp roda ediyorum.  Sonrasında gidip bayrağı gönderin yarısına kadar indirip botu selamlıyorum. Yaklaşıp rotamı belirtmemi istiyorlar. Bilgilendirmenin sonuna doğru asıl rotanın İstanbul olduğunu o günkü rotanın Gümüşlük olduğunu söyleyince hafiften şaşırsalar da selamet dileyip ayrılıyorlar.
Sahil güvenlik botundan ayrıldıktan sonra rüzgar artıyor. Ebabil uçmaya başlıyor. 

Turgutreise yaklaşırken rotayı gözden geçiriyorum. Gün batmadan Gümüşlükte olabilirim ama daha fazla zorlamıyorum. Turgutreis marinanın dışına doğru batılı rüzgara kapalı bölgeye varıp o günkü keyfi tadında bırakıyorum.

Demirledikten bir süre sonra aslında çok yorulduğumu fark ediyorum.

...
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Mücahit Karabaş - 15 Ekim 2019, 21:30:31

(https://i.postimg.cc/MMBgznKN/20191012-104213.jpg) (https://postimg.cc/MMBgznKN)


(https://i.postimg.cc/xXbZvkLC/20191012-104232.jpg) (https://postimg.cc/xXbZvkLC)

ORAK ADASI - ALMAN KOYU

Orak Adasına sert hava nedeniyle sığınmış olan ticari gulet ve tirhandiller sabah birer birer halatlarını çözüp ayrıldılar. Bu öylece koltuk halatlarının arasına sıkışıp kalmış olan Ebabil özgürlüğüne kavuştu. Bunun üzerine çocuk botuna binip karaya çıktım. Önce kayaların üstünde ilerleyip sancak baş omuzluk yönüne doğru giden baş halatını çözüp kayalara takılıp kalmaması için Ebabile doğru fırlattım. Sonra çocuk botunu bıraktığım yere kıçtan karaya bağladığım halatı çözüp halatın ucu elimde çocuk botuna binerek kanoya doğru gittim. Ebabile çıktıktan sonra çocuk botunu ve halatları güverteye aldım. Ve artık özgürüz!

Kürek çekerek koyun dışına doğru ilerlerken sabah yüzmek için kalkmış olan Ecco Navigo guletinin misafirleri ile günaydınlaştık.

Guleti geçtikten sonra pruvayı iskele baş omuzluk tarafına çevirip koy çıkışındaki buruna doğru ilerledim. Oraya vardığımda dışarıdaki rüzgarın Ebabilin gidiş yönüne ters estiğini görünce Orak Adasından ayrılma planım suya düştü. Koyun içine geri dönüp demirlemek istemedim. Bir sonraki gün koydan çıkmak için aynı yolu gitmek zorunda olma fikri hiç de cazip değildi.

Bazen sıradışı durumlar sıradışı çözümler gerektirir. Ebabili uygun şekilde konumlandırıp çıpayı karaya, kayaların arasına doğru fırlattım. Durumun sabit olduğu kanısına varınca çapanın zincirine bosa kancasını takıp Ebabili pruva tarafından sabitlemiş oldum. Sonrasında kıç tarafa gidip emniyet halatını elime aldım, karaya çıktım, bir kayaya bağladım. Böylece kıç taraf da sabitlendi. Ebabile geri dönüp bir bölümü hafif hafif kayaya uzanan iskele bordasına can yeleğini yerleştirip kaya ile borda arasında tampon olmasını sağladım. Dışarda koydan uzakta olan seyir halindeki teknelerin dalgaları bizim tarafa pek ulaşmadığından Ebabilin bu nedenle kayalara doğru savrulup vurma olasılığı bana pek azmış gibi göründü. Kanoya çıktım, burnun diğer tarafına doğru yürümeye başladım. Diğer tarafta internet bağlantısının yeterince güçlü olduğunu görüp hava tahmin raporlarına baktım. Bu sırada rüzgar kesildi. Bunun üzerine acele etmeden hızlı bir şekilde (!) Ebabile geri dönüp hemen avara oldum.

Kürekle burnu geçince yelkeni açtım. Bir süre sonra cılız bir rüzgar tersten esmeye başladı. Denedim baktim bu rüzgar düzeyinde Ebabil kürekle -yelken orsa gidiyor. Devam!

Bu şekilde Pabuç Koyunun sancak tarafındaki burna ulaştım. Tramola atıp ilerlemeyi sürdürdüm. Ancak bir süre sonra artan rüzgar orsa seyrini bozdu. Bunun üzerine dönüp yandaki Alman Koyunun girişindeki burunda demirlemeye karar verdim.
Kısa bir süre yelkenle seyir yaptıktan sonra burna yaklaşınca yelkeni mayna edip toparladım. Çünkü gereğinden yüksek bir süratle gidip burnu kaçırmak istemiyordum.
Kano yavaş yavaş burna doğru sürükleniyordu. Ebabilin kıç tarafı kıyıya yakın olduğu için emniyet halatını kullanarak öncelikle kıç taraftan kanoya sabitlenecek daha sonra baş taraftan da demir atacaktım.

Ebabili kürekle yönlendirmeye çalışsam bile burnu kaçıracağımı fark ettim. Çünkü kapalı bile olsa yelken ve çadırın tuttuğu güç benim kürek gücüne baskın geliyordu. bedenimi pruvaya doğru çevirip normal seyahat formunu aldım. Dümen palasını iskeleye çevirdim. Sonra var gücümle sancak tarafından başladım kürek çekmeye.  Pruvayı burna doğru çevirip dümeni ayarladım ve devam ettim.

Burundan olabildiğince içeri girmeliydim
 Bas küreği BAS!! İçeri girince pruvaya geçtim. Demir attım. Sonra terlemeye başladım. ÇIPA KAYALIK ZEMİNE TUTUNDU :)

Tabii şimdilik. Hemen uca yöneldim. Kıçtan emniyet halatını alıp denize atladım. İtina ile karaya çıkacağım düzgün bir yer aradım. Kıyıdaki sivri kayalarda yaralanmamalıydım. Son bir gayret ve kayaların üstünde diz çökmüş oturuyorum.

O an çözülmüşüm. Başladım ağlamaya. Bu satırı yazarken yine gözlerim yaşardı. Kısa süren bu krizden sonra bir kayaya bağlayıp Ebabile geri dönüp dinlenmeye çekildim.

Akşamüstü yakındaki Galatasaray flamalı SANA ketch arma yatından gemicisiyle bana getirilen erzak fiziksel ve ruhsal olarak yenilenmeme yardım etti. Sağolsunlar.



Şimdilik Enes Reisin yazdıkları bu kadar. Okuyamadığım bir kaç yeri kendimce bağladım. Umarım kendisi bana kızmaz. Bir hatam olmuşsa affola. Çok içten ve duygusal bir yazı olmuş. Devamını  bekliyoruz.
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Enes Save - 16 Ekim 2019, 10:33:00

(https://i.postimg.cc/HJDJrCqj/20191015-103324.jpg) (https://postimg.cc/HJDJrCqj)


(https://i.postimg.cc/KRVPZwQs/20191015-103353.jpg) (https://postimg.cc/KRVPZwQs)


(https://i.postimg.cc/G4FHZ5fD/20191015-103426.jpg) (https://postimg.cc/G4FHZ5fD)


(https://i.postimg.cc/QFJd6WBk/20191015-103539.jpg) (https://postimg.cc/QFJd6WBk)



Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Enes Save - 16 Ekim 2019, 11:27:30

(https://i.postimg.cc/gXX4ph61/20191016-104102.jpg) (https://postimg.cc/gXX4ph61)



(https://i.postimg.cc/zVzbRgJh/20191016-104140.jpg) (https://postimg.cc/zVzbRgJh)
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Mücahit Karabaş - 16 Ekim 2019, 13:55:49

(https://i.postimg.cc/HJDJrCqj/20191015-103324.jpg) (https://postimg.cc/HJDJrCqj)


(https://i.postimg.cc/QFJd6WBk/20191015-103539.jpg) (https://postimg.cc/QFJd6WBk)

KİSSE KOYU - ORAK ADASI

Kisse Koyunda sert güneyli rüzgarların geçmesini beklerken Hüseyin Kaptan bu koyun korunaklı olmadığını Orak Adasına gidersem daha rahat edebileceğimi söyledi. Bunun üzerine hava durumu tahminlerine yeniden baktım. Bir sonraki gün için Orak Adasına kolayına rüzgar veriyordu. Ne yapsam diye düşünürken toparlanmaya başlamıştım bile. Hava tahmini tutar mıydı? Ya tutmazsa?

Akşam olup da hava karardıktan sonra demir alıp yelkenimi açtım kolayına esen hafif rüzgarla birlikte seyre koyuldum. Orak Adası kuş uçuşu kabaca üç deniz mili uzakta.

Burnu dönüp pruvayı sancağa doğru yaklaşık doksan derece çevirdikten sonra rüzgar kesildi.  Ben de küreğe asılarak seyrimi sürdürdüm. Anakaraya yakın bir şekilde seyrederken geçtiğim vadiler de zaman zaman zorlansam da vadilere  bağlı olarak yaptığım bu küçük koy geçişlerinin koyun içine doğru girip sonrasında çıkınca yapıldığında yani yolu uzattığımda genelde daha rahat yol aldığımı gözlemledim.  Koya girerken var olan tersine hafif rüzgarı kürek yelken birlikte orsa seyri için kendi lehime kullanmayı pek ala becerebiliyorum. Koydan çıkarken ise rüzgar kolayına estiğinden pek bir sorun kalmıyordu.  bu şekilde küçük bir kaç koy geçtikten sonra rüzgar hep kolayına esmeye başladı.  Bu da Ebabilin Orak Adasına rahatça geçmesini sağladı. 

Demiri yanlışlıkla epey derine atsam da tuttu. Yelkeni mayna edip rahatça sardım.  Çadırımın içine geçip uykuya daldım.

Sabah olduğu zaman kalktım. Kendime daha iyi bir demir yeri bulmak için demir aldım.  Koyun kıyıya yakın kısmında filikadan bozma bir tekne,  onun önünde de büyükçe bir gezi teknesi kıçtan kara bağlanıp demir atmışlar.  Nedense alargada kalacakmışım gibi garip garip dolanmaya başladım. 

Koyun ortaya yakın kısmında kıyıya yakın bir şekilde duran balıkçı teknesinin reisi ile selamlaştık. Halimi hemen kavrayan reis, bana kıçtan kara olup durmam gerektiğini, gün içinde gezi teknelerinin geleceğini ve ona göre konumlanmam gerektiğini nazikçe ifade edip yer gösterdi. Ben de ona uydum.

Önce Mustafa Reis, Tayfun isimli teknesi ile geldi. Selamlaştık. Ebabilin daha sağlam durması için dipteki çıpayı alıp yine dipten daha uzak bir derinliğe götürdü. Yani demirin kaloması daha çok, daha uygun hale geldi.

Sonrasında Bilgin Kaptan Temel Reis 3'üyle Tayfunun yanına geldi.  Onu da flaş 5, Erol Amca ve bir kaç tekne daha geldi.



Gün içinde alargaya eski bir dost geldi.  2017 yılındaki seyahatimde tanıştığım sevgili Mesut Tezel Xantos ııı adlı teknesiyle alargada demirledi. Beni fark edince sevinçle selamlaştık.  Bir yardıma ihtiyacım olup olmadığını sorduktan sonraki bir başka konuşmamızda Bilgin Kaptanla konuştuğunu, kendisi ayrıldıktan sonra Bilgin Kaptanın benimle ilgileneceğini söyledi.

Orada kaldığımız üç gün boyunca Tayfun, Temel Reis3 ve Erol Amca teknelerinin kaptanları bize (Ebabil ve Bana) çok yardım ettiler. Belki dikkat çekmiştir, seyir anılarımda etkileşime geçtiğim denizcileri atlamadan yazmaya çalışıyorum. Çünkü onlar bu anılarda önemli bir yere sahipler. Onlar olmasa denizde geçen günler yavan olurdu.

Kötü havayı beklerken çadırın üstüne tentesini kurup hava sonrası yağacak yağmura karşı önlem almış oldum. Çadırı bu yılın ilkbaharında Güllük Körfezinde deniz kayağımla gezerken yağmurlu ortamlarda da kullanıp su sızdırmazlığını görmek, içimin rahat olmasını sağladı.

Bu arada bulunduğum yerdeki hava durumunu gözlemleme olanağı buldum.  İki gün boyunca rüzgar neredeyse sürekli bir şekilde Bodrum'a doğru esti. "Ahh! Gece seyriyle buraya gelmeyip de sabahı beklesem şimdi Bodrumda belki de Turgutreis civarında pekala olabilirdim. Hem hava tahmini de öyle gösteriyordu."  diye kendi kendime hayıflansam da aynı hava biraz erken gelseydi Kisse Koyunda dalgalara karşı dayak yiyerek çok zorlu zamanlar geçirebilirdim diye kendimi teselli ederken Mustafa Kaptanın rüzgarın Bodrum'a gitmek için uygun olduğunu söylemesi omuzlarımın bir süre düşük kalmasına neden oldu.

Üçüncü gece hava kötüledi. Sanki başıma geleceğinden haberdarmışım gibi kıç tarafa yakın tutamaklardan birine ek halat hazırlamıştım. Kıçtaki halat...  kaldığı takdirde onu kullanacaktım. Üstelik bununla kalmamış deniz botlarım ayaklarımda olduğu halde uzanmıştım.

Gecenin bir yarısında kıç halatındaki esnek halat çözülmüş. Zaten uyanık olduğum için hemen kafa lambamı yaktım. Üstümdeki tişörtü çıkarıp denize girdim.  Önce alesta tuttuğum halatı karaya götürüp bağladım. Sonra kıçta kullandığım asıl halatı karadaki yerinden çözüp bir ucunu kanonun kıçına diğer ucunu az önce bağladığım halatın karadaki yerine bağlayıp kıçtaki halat adedini ikiye çıkardım.  İlerleyen saatlerde başka bir sorun yaşanmadı.

MAZI - KİSSE KOYU

Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte kalktım.  Kıç tarafta bağlı olan ve denizin dibindeki kayanın çevresinden dolaşıp geri gelen yüzen halatın bir bağını çözdüm. Pruvaya gidip demiri aldım. Kıç tarafa geri gelince çözmüş olduğum yüzer halatın kayadan kurtulmuş olduğunu görmek güne iyi bir başlangıç oldu. Böylece kıçtaki bu halatı dipteki kayalardan kurtarmak için uğraşmama gerek kalmadı. 

Kürek çekerek ilerlemeye başladım.  Bu yaklaşık bir buçuk saat böyle sürdü.  Sonrasında başlayan hafif ve kolayına rüzgar,  beni Kisse Koyunun önüne kadar götürdü.  Yelkeni mayna edip halatla sardım. Seyrin son kısmını kürekle yaptım. Koya ağır ağır yaklaşırken demirleyeceğim yeri kestirmek için dikkatle denizi incelemeye koyuldum. Koyun iskele tarafından yaklaşırken SEA GARDEN kaptanının beni izlediğini fark ettim. Uzaktan bakınca koyun iskele tarafında bir sığlık gözüme çarptı.  Bunun üzerine bu sığlık ile Sea Garden guletinin arasına demirlemeye karar verdim.  Pruvaya geçip demir atmak için doğru zamanı kollamaya başladım. Kaptan seslenerek yardıma ihtiyacım olup olmadığını sordu.  Nazikçe gerekmediğini ifade ettim. Ama içimden bir ses kibirli davrandığımı, yardım istemem gerektiğini söyledi. Aldırmadan devam ettim.
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Mücahit Karabaş - 16 Ekim 2019, 21:51:22

(https://i.postimg.cc/gXX4ph61/20191016-104102.jpg) (https://postimg.cc/gXX4ph61)



(https://i.postimg.cc/zVzbRgJh/20191016-104140.jpg) (https://postimg.cc/zVzbRgJh)

Bu arada ters bir rüzgarın çıkıp guletle çarpıştırmamasını umdum. Gerçi rüzgar arttığı anda fırtına demirini suya koy verip Ebabili pekala yavaşlatabilirdim.

Kötü bir şey olmadı. Çıpayı denize saldım. Zincirin gergin olmasına dikkat ederek yavaş yavaş bıraktım.  Çıpa doğru zamanda doğru yere takıldı.  Ebabilin kıçı dönmeye başladı. Manevra tamamlandığı anda bu defa demirin zincirini Ebabile sabitleyip kıça geçtim. Emniyet halatını alıp suya atladım.  Yüzerek kıyıya çıktım.  Ebabilin kıçının gulete çarpmasına çok az bir zaman kala halatı gerip kıyıdaki bir kayaya bağladım. Artık herkes emniyette. YAŞASIN!

Kaptanın başka bir ihtiyacımla ilgili sorusuna su isteyerek yanıt verdim. Sağolsun Sea Garden Arkadyanın kaptanı beni kırmadı. Bana hikayemi sordu. Sonrasında bana selamet dileyerek demir aldı ve koydan ayrıldı. 

İkinci seyir günü de bitmişti.  Bu denizcilik zor bir şey.  Hiçbir zaman hiçbir şey kusursuz ve eksiksiz olmuyor.  Küçücük Ebabil'de (Bana göre malikane) bile her an ilgilenecek, düzeltecek, düzenleyecek bir şey bulmak çok kolay. Ben de sıcağın ve dinçliğin elverdiği ölçüde bir takım işler beceriyorum.  Çocuk botunu şişirip çadır, uyku tulumu, kamp malzemelerini kıyıya götürüp çadırı kurdum sonra yine bota binip kayda bir şey geçireyim dedim. Denizin içinde yüzen bir halat fark ettim. Biraz çekiştirince bu kasalı halatın sağlam olduğunu anladım.  Gezi tekneleri kıçtan karaya halat çekip bağlıyor olmalıydılar. Ben de kanoya çıkıp emniyet halatını bağlı olduğu kayadan çözüp bu halata bağlandım. Kürek yerine kullandığım ellerimle botu sevk ve idare ederek yine kıyıya çıktım.  Çıkarken yine biraz zorlandım. Çocuk botu çok kaypak bir şey.  Dengeyi sağlamak zor.  Binerken neyse zorlamıyorum ama inerken ıslanma işine çözüm bulmak gerekli. Ne yapmalı ne etmeli?

Bottan sahile çıkmak üzere inerken hangi hareketleri yaptığımı, hangi aşamada sorunla karşılaşıp ıslandığımı anlamaya çalıştım. Düşündüm düşündüm. Sonunda  bir çözüm buldum.  Denedim ve başarılı oldu.  Denizcilikte al sana bir artı daha Enes! Sol elimde botta taşıdığım eşyayı kavrarken ayaklarımı sancak bordadan suya indiriyor,  aynı anda beden ağırlığımı hafifçe sağ kalçama verirken sağ elimi yumruk yapıp botun pruvaya yakın tarafına koyarak kolumdan güç almak suretiyle hafif doğrulup ayaklarım da sağlam bastığını hisdedince bottan iniyorum, ıslanmıyorum. Bu betimlemeyi daha anlaşılır yapmak için üzerinde biraz daha çalışmam lazım!

Bir süre kanoda dinlendikten sonra yine bota bindim.  Bende merak uyandıran koydaki küçük adaya ve onun üstüne dikilen anıta bakacağım.

Adaya doğru taraftan yaklaşınca Bodrum Belediyesi tarafından bir sanatçıya yaptırıldığını, anıtın büyük denizci Sadun BORO anısına dikildiğini okuyup anlıyorum.  Sonrasında önde ada ve anıt, arka planda Ebabilin fotoğrafı nasıl olurdu diye merak edip adadan uzaklaşarak uygun bir açıdan gözlemliyorum. Süper! Ama sonraki günlerde bu şekilde fotoğraf çekmeyi ihmal ediyorum.  Günün kalan kısmında sahilde dinleniyorum.

Akşam olduğunda kendimi bir garip hissediyorum.  Yani rahat değilim.  Çadırın içine giriyorum.  Rahatsızlığım artıyor. Sanki uygarlıktan binlerce mil uzaktaki yabani bir adanın sahilinde kamp yapıyorum.  Rahstsızlığımın nedeni işte bu,  korkuyorum.  Çadırdan dışarı kendimi zor atıyorum.  Şişme bota atlayıp doğru Ebabile, can yoldaşıma...o beni her şeyden korur.

Uyku tulumunu çadırda unutmuşum. Sorun değil. Yedeğini Ebabilin depo yerinden çıkarıp içine giriyorum. Artık konforlu ve huzurluyum. Uykuya dalıyorum.

Ertesi gün sabah kalkıp toparlandıktan sonra hava tahmin raporlarını almak üzere cep telefonumdan internete giriyorum. Birkaç gün sonra lodos bekleniyor. Bu güzel bir haber! Nedense bir süre düşündükten sonra haritadan lodosa karşı koyun güvenli olup olmadığına da bakıp birkaç günü Lodos geçene kadar bu koyda geçirmeye karar veriyorum.




Bu karardan dolayı içme suyu stoklarımı gözden geçiriyorum altı litre suyum var yani üç günlük... Kritik seviyeye git gide yaklaşıyorum içme suyu bulmam şart. Koyun yani adanın diğer tarafındaki Büyük Britanya Bayraklı India Song gözüme ilişiyor. Gidip onlardan su istemeliyim ama üstümde bir çekingenlik... Onlarca defa buna benzer durumlarla karşılaşıp kendime göre deneyimli olmama rağmen çekingenlik tam olarak iyileştiremediğim bir özellik. İçimdeki hayatta kalma dürtüsü bir süre sonra devreye giriyor. Bana "eblek! su istemediğin için geberecek misin? Onca badireler atlatan sen böyle sünepe sünepe oturacak mısın? Kalk git suyu al gel. Suyu isteme al!" diye söylenen iç sesimi dinleyip kalkanımı kılıcımı kuşanıp bota bindikten sonra Büyük Britanya ganimet kalyonuna saldırıp suyumu almak üzere ilerliyorum!

Reklam Arası.."IMPOSSIBLE IS NOTHING"

 Gerekli notayı kalyona verdikten sonra hakkım olan dört litrelik suyu alıp Kaptan-ı  Derya gemisi Ebabile geri dönüyorum.  Sonraki günlerde Özlem  bareboat ve Sherm yatından toplam altı litre içme suyu temin edip su sorununu bir sonrakine kadar gidermiş oluyorum.

Dışarıdan bakılıp yazdıklarım okunduğunda belki hiç öyle görünmüyor ama bu seyahatlerde bıçak sırtı bir hayat sürdüğümü hissediyorum. Bütün bunlara ne gerek var?

Daha toy bir delikanlı iken zaman zaman tutulduğum gibi bir şey. Sanki mıknatısın metali çekmesi gibi bu seyahatler beni kendine çekiyor. Kaderime doğru yol alıyorum. Kader kelimesini pek sevmem Fakat bunun yerine kullanabileceğim bir başka kelime veya anlatım şekli bulamadım.

 Kisse Koyunda son günüm. Tabii ben bugün bunu bilmiyorum India Song yatı ayrıldıktan birkaç saat sonra bir başka büyük yelkenli yat onun boşalttığı yere demir atıp kıçtan kara oluyor. Gidip onlardan da bir parça ganimet edinmeliyim!  Yarım saat kadar sonra botla yata yaklaşırken bir de ne göreyim?  bu SHERM! Kaptan Hüseyin'in teknesi.  Sherm, donatanı Pakistanlı, Hüseyin ise kaptanı. 2017 yılında "Karaya çıkmadan bin deniz mili"  kapsamında ORSA1  şişme botu ile yol alırken bu tekne ile Mersincik Koyunda karşılaşıp tanışmıştık.

Donatanına selam verip kısa bir sohbetten sonra Hüseyin Kaptan ile de konuşmuştuk. Sonrasında bana içme suyu verdi ve oradan ayrıldım.

Öğleden sonra donatanın gönderdiği erzağı ve yemeği aşçıları Tuncay Şef getirdi. İçinde bir de sıcak çorba var. SICAK ÇORBA!  Teşekkür ettikten hemen sonra çorbayı sıcak sıcak mideye indiriyorum. Şimdi daha da mutlu bir insanım :)

 Akşamüstü Hüseyin Kaptan uğruyor konuşma sırasında bu koyun lodosa açık olduğunu, Orak Adası'na gidersem güvenli olacağımı söyleyince durumlar değişiyor.

ÇÖKERTME - MAZI KOYU (ILGIN KOYU)

Çökertmede geçirdiğim güzel günlerden sonra ayrılma vakti geldi çattı. Gerekli hazırlıkları yaptıktan sonra seyre koyulduk.

O günkü rota neresi bilmiyorum.  Belki Eba biliyordur.  Ama genelde ketumdur. Yönümüz Bodrum'a doğru. Bir kaç saatlik kolayına rüzgarla tapılan seyirden sonra Mazıyı geçmek üzereyken rüzgar kesilince sonradan adının Ilgın olduğunu öğrendiğim koya girmek üzere kürek çekmeye koyuluyorum.

Koyun girişinde çıpayı kontrollü şekilde denizin dibine bırakıyorum. Denize dalıp kıç taraftan emniyet halatını alıyorum emniyet halatı batan değil yüzen tip halat. Kıyıya şöyle bir bakıyorum . Emniyet halatını bağlayabileceğim bir kaya bulamıyorum. Bunun üzerine denizde biraz gezinip denizin dibini araştırıyorum. Belki dipte bağlayabileceğim bir kaya vardır. Uzun olmayan bir süre sonra o kayayı buluyor ve kayaya geçirmek üzere halatın boştaki ucuna izbarço bağı atıp bir kasa yapıyorum.

Kısa bir süre dinleniyorum . Nabzımın yavaşladığını hissedince nefes alıp tuttuktan sonra halatla birlikte bir kaç metrelik dibe dalıyorum. Kasayı dipteki kayadan geçirip halatı gergin tutmaya özen göstererek deniz yüzeyine çıkıyorum. Ama halatı istemeden bir an boşlayınca halatın dipteki kasası kayadan kurtulup yüzeye çıkıyor. Bir kere daha doluyorum ama halatı kayaya geçiremiyorum. Bunun üzerine bağı çözüp yine dibe dalıyorum. Halatı dipteki kayadan dolaştırıp baştaki ucunu Ebabilin kıçına götürüp bağlıyorum. Bunları yaparken halatı gergin tutmanın daha kolay olduğunu saptıyorum.

 Bir süre Ebabilde dinlendikten sonra yüzerek önce kıyıya çıkıyorum , sonra kıyıdan yürüyerek sahilin Ebabile doğru olan tarafındaki kayalara çıkıp inerek ilerliyorum Bir taraftan da deniz kestanelerinin üstüne basmamaya özen gösteriyorum.

Koya giriş yaptığım burundaki en yüksek kayanın tepesine ulaştığımda manzaranın keyfine varıyorum.

"EDRİYIIIN!" diye haykırmak istesem de kendimi tutuyorum.

Kayanın üstünde bir süre dinlendikten sonra denize girip Ebabile geri dönüyorum. Günlük bacak kaslarımı çalıştırma işlemi de bu şekilde son bulmuş oluyor.

Akşam olunca yine yıldızların altında uykuya geçiyorum.
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Enes Save - 17 Ekim 2019, 12:31:39

 Enes öncelikle paylaşımın için çok teşekkürler.
Oralarda güzel günler geçirdin,iyi pratikler yaptın,en azından tekneni daha iyi tanımaya başlayıp eksiklerini belirledin.Bize de marintraficden ve buradan takip etmek düştü.
 Ancaak...Güzel el yazına söyleyecek hiçbir şeyim yok,Ahmet'in dediği gibi harika bir yazın var.
Kısacası problem benim , okuyamamak.ilerlemiş gözlerim 4 numara yakın gözlüğüne rağmen ilk bölümü zor tamamladım.Resimleri büyütmeme rağmen zor görüşten dolayı heceliye heceliye ,okuduğumdan da bir şey anlamadım.Tabiki seni üzmemek için bir şey yazmadım, sanırım problem benden kaynaklı, kimse şikayet etmediğine göre.

Ve Hızır Mücahit reis her zamanki gibi yetişti, çözüm buldu.Bu arada Mücahit'in senin doktor olmadığına şükrettiğini varsayıyorum  :)
Mücahit emeklerine sağlık kardeşim, teşekkürler.

Kenan Abi,

Anlayış gösterdiğin için teşekkür ederim.

Mücahit sağ olsun, Hızır'dan daha hızlı. Zoru kolaylaştırıyor.
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Enes Save - 17 Ekim 2019, 19:44:12
İyi akşamlar,

Ebabil olarak ikinci bir kayıt yaptırdım. Bundan sonra marinetraffic.com adresinde hangisiyle seyir halindeysem onun ismi görünecek. Lütfen not ediniz
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Ahmet Kabaalioğlu - 18 Ekim 2019, 11:09:56
İyi akşamlar,

Ebabil olarak ikinci bir kayıt yaptırdım. Bundan sonra marinetraffic.com adresinde hangisiyle seyir halindeysem onun ismi görünecek. Lütfen not ediniz

Kayda alındı bile.
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Enes Save - 19 Ekim 2019, 15:14:48
.
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Enes Save - 20 Ekim 2019, 20:06:53
Ebabil ve Turgutreis'ten kesit

Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Enes Save - 22 Ekim 2019, 14:35:19
(https://i.postimg.cc/CRRxQHh6/20191022-140501.jpg) (https://postimg.cc/CRRxQHh6)
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Enes Save - 22 Ekim 2019, 14:37:04
(https://i.postimg.cc/hzSc89fj/20191022-140537.jpg) (https://postimg.cc/hzSc89fj)
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Enes Save - 22 Ekim 2019, 14:38:18
(https://i.postimg.cc/dL9R4FHV/20191022-140615.jpg) (https://postimg.cc/dL9R4FHV)
Başlık: Ynt: Ebabil'in Lodosu
Gönderen: Enes Save - 22 Ekim 2019, 14:39:13